Aşk

Aşk’a dair

Aşıklar Günü kuralları
1. Kuralları kadın koyar.
2. Hiç bir erkek asla kuralların tümünü bilmez.
3. Kurallar her an, önceden haber verilmeksizin, değişebilir.
4. Kadın, erkeğin kurallardan yarısından fazlasını çözdüğünü sezdiği anda,
kuralları değiştirir.
5. Kadın asla yanılmaz.
6. Eğer kadın hata yapmışsa mutlaka erkeğin yanlış yaptığı bir şeyden
kaynaklanmıştır.
7. “Kural 6” durumu meydana geldiğinde, erkek mutlaka özür dilemelidir.
8. Kadın, her an fikir değiştirebilir.
9. Erkek, kadından yazılı izin almadan fikir değiştiremez.
10. Kadın her an sinirli olma hakkını elinde tutar.
11. Erkek, her an sakin olma durumundadır. Ancak, kadın erkeğe “Sen de
sinirlen” emrini verdiyse erkek de sinirlenmelidir.
12. Erkek bu kuralların nereden çıktığını soracak bir cüret gösterdiği
taktirde, bedensel acı duyacağı şekilde cezalandırılmalıdır.
13. “Aşıklar Günü”nde kadınların bu kurallara da uyma mecburiyetleri yoktur,
hiç bir kural tanımazlar.
AŞK HATTI
aşk ve bağlantılı kavramların
nasıl bir gelişim gösteriğine göz atalım.
PREHİSTORYA ŞİMDİKİ YÜZÜK DEDİĞİMİZ ŞEY ALMAN KÖKENLİ. ERKEK, KILICININ
UCUNDAKİ BİR HALKAYI, KADINA “BİRLİKTELİK SÖZÜ”NÜN SİMGESİ OLARAK SUNARMIŞ.
M.Ö. 5. YY. SOKRAT ŞÖYLE DEMİŞ: “MUTLAKA EVLENİN. ÇÜNKÜ İYİ BİR KADINLA
EVLENİRSENİZ MUTLU, KÖTÜ BİR KADINLA EVLENİRSENİZ FİLOZOF OLURSUNUZ:”
M.Ö. 3. YY. MISIRLI KADIN KOCASINA KARŞI ÇOK GÜÇLÜYDÜ. ÖRNEĞİN ERKEK İKİNCİ
BİR EŞ ALMAK İSTERSE İLK EŞİNE ÇOK YÜKLÜ BİR TAZMİNAT ÖDEMEK ZORUNDAYDI.
1. YY. HIRISTİYANLIĞA GÖRE “AŞK” EVLİLİK İÇİN ŞART DEĞİL. BEKARET SAHİP
OLUNAN EN KUTSAL ŞEY, CİNSEL İLİŞKİ AHLAKSIZLIK, EŞCİNSELLİK İSE ÖLÜMLE
CEZALANDIRILMASI GEREKEN BİR SUÇ OLARAK KABUL EDİLİR.
270 AZİZ VALENTİNE 14 ŞUBAT’TA ARAMIZDAN AYRILIR. BU KUTSAL KİŞİLİĞİN
KENDİNDEN ÇO ÖNCEKİ PUTPERESTLERİN DOĞURGANLIK FESTİVALİ GÜNLERİNDE ANILMAYA
BAŞLANMASININ TAMAMEN RASTLANTISAL OLDUĞU DÜŞÜNÜLÜYOR.
3. YY. HIRISTİYANLARIN AŞKTA AHLAK VURGULAMALARI ZİRVEYE ULAŞIR. CİNSEL
İLİŞKİ İHTİRASIN İZİNİ BİLE TAŞIMAMALI VE GÜNDÜZ VAKTİNİ DUAYLA GEÇİREBİLMEK
İÇİN YALNIZCA AKŞAM YEMEĞİNDEN SONRA UYGULAMAYA SOKULMALI. İSKENDERİYELİ
CLEMENT İŞİ “KARISINI ÇOK İHTİRASLA SEVEN ZİNA ETMEKTEDİR” DİYECEK KADAR
İLERİ GÖTÜRÜYOR.
4. YY. HİNDİSTAN’DA BRAHMAN RAHİP VATSYAYANA EROTİK KAMA SUTRA’YI YAZDI
5. YY. DİNİN EVLİLİK ÜSTÜNDEKİ HÜKMÜ KESİNLEŞTİ. EVLİLİKLERİN KİLİSELER
TARAFINDAN ONAYLANMASI ZORUNLU OLDU. EVLİLİK KUTSALDI VE İZLEYEN YÜZYILDA
İMPARATOR JUSTİNYEN BOŞANMAYI NEREDEYSE OLANAKSIZ, ZİNAYI DA EN AĞIR SUÇ
HALİNE GETİRECEKTİ.
6. YY. İSLAMİYET ERKEĞİN 4 KADINA KADAR EVLENEBİLMESİNE İMKAN TANIYOR.
939 JAPONYA’DA FALLUSA TAPINMA GELENEĞİNİ KALDIRMAK İÇİN KYOTO’NUN
ORTASINDAKİ BÜYÜK FALLİK GÖRÜNTÜ DAHA AZ GÖZE ÇARPAN BİR YERE TAŞINIYOR.
11. YY. ÇİNLİ FİLOZOFLAR EN ESKİ SİMGELER OLAN YİN VE YANG’I KADIN VE ERKEK
GİBİ BİRBİRLERİNE BAĞIMLI OLDUKLARI BİÇİMİNDE YORUMLAMAYA BAŞLADILAR.
1244 MEVLANA, ŞEMSİ TEBRİZ’LE KARŞILAŞTIKTAN SONRA KENDİNİ İLAHİ VE DÜNYEVİ
AŞKA ADADI.
1477 DÜNYADA BİLİNEN İLK VALENTİNE YAZISI İNGİLTERE’DE MARGERY BREWS ADLI
BİR GENÇ HANIM TARAFINDAN YAZILDI. GENÇ KIZ ÇEYİZİNİN AZLIĞINA RAĞMEN AZİZ
VALENTİNE’DEN KENDİSİNİ “DÜNYANIN EN MUTLU BAKİRESİ” KILMASINI İSTEDİ.
16. YY. SEKSÜEL DÜRTÜLERİN DOĞAL VE BASTIRILAMAZ OLDUĞUNU DÜŞÜNEN MARTİN
LUTHER ALMANYA’DA DOKUZ RAHİBEYİ MANASTIRI TERKEDİP EVLENMEYE İKNA EDER.
İÇLERİNDEN BİRİ, KATHARİNA VAN BORA, KOCA BULAMAYINCA ONUNLA KENDİ EVLENİR
VE SONRA HAKKINDA ŞÖYLE YAZAR: “KARIM BENİM İÇİN FRANSA KRALLIĞI VE
VENEDİK’İN BÜTÜN HAZİNELERİNDEN DAHA KIYMETLİDİR.”
1613 DON JUAN, TİRSO DE MOLİNAS’IN “SEVİL’İN ŞAKACISI” OYUNUNDA HAYATA
MERHABA DER.
1910 VE 20’LER MARGARET SANGER NEW YORK’TA DOĞUM KONTROLÜ ÜZERİNE BİR YAZI
YAZAR. İNGİLİZ MARİE STOPES İSE “EVLİ AŞK” KİTABINDA KADIN ORGAZMINA SIKI
BİR SELAM GÖNDERİR.
1931 ANAİS NİN VE HENRY MİLLER TANIŞIR.
1960′ LAR CİNSEL DEVRİM BAŞLAR.
1975 AMERİKA COLERADO’DA “AYNI CİNSİYETTEN OLANLARIN EVLENMESİNİ YASAKLAYAN”
BİR YASA BULAMAYAN NİKAH MEMURU CLERA ROREX ALTI ÇİFTİ EVLENDİRMEK ZORUNDA
KALIR. AMA SEKİZ YAŞINDAKİ DİŞİ ATIYLA EVLENME İSTEYEN KOVBOYA “HAYIR” DER.
ROREX’İN RED NEDENİ, SİZİN AKLINIZA GELEN DEĞİL, “ATIN EVLENME YAŞININ
ALTINDA” OLMASIDIR.
1980’LER AIDS HETERO, HOMO, EVLİ, BEKAR, KADIN, ERKEK BÜTÜN AŞIKLARA TERÖR
SAÇAR.
1996 AMERİKAN KONGRESİNDEN GEÇEN EVLİLİĞİ KORUMA YASASI EVLİLİĞİN TANIMINI
DARALTIR: “EVLİLİK KADIN VE ERKEK ARASINDAKİ RESMİ BAĞLANTIDIR.”
1997 TÜRKİYE İMAM NİKAHINI VE ÇOK KADINLA EVLENMENİN ERDEMLERİNİ KEŞFEDER.
2000
(BENİM EKİM) GERÇEK AŞKIN ÇOK BELALI BİR İŞ OLDUĞUNU ANLAYAN KADIN- ERKEK
CÜMLE CİNSLER, SANAL AŞKLARIN DERTSİZ-TASASIZ AŞKLARINI KEŞFEDERLER.
BİLGİSAYAR VE MODEM BAĞLANTISI OLMAYAN KİMSELER İSE, SANAL AŞK MACERALARINI
AĞIZLARINI ŞAPIRDATA ŞAPIRDATA DİNLEMEKTEDİRLER.
50’Lİ YILLARIN HER MAHALLEYE BİR MİLYONER SLOGANININ YERİNİ “HER KÖŞE BAŞINA
BİR İNTERNET CAFE” SLOGANI ALMIŞTIR.

Aşk Nedir?
Aşk “İyi geceler öpücüğü”nü uzun tutmaktır. Beklentidir.
Aşk delicesine flört ederken yanındakinin hiç bir şey yapmama hakkını teslim
etmektir. Saygıdır.
Aşk zaaflarınız olduğunu ortaya çıkarır. Kabullenmektir.
Aşk şimdi zamanı değil diye beklemeyi bilmektir. Sabırdır.
Aşk saçlarda başlayıp topuklarda biten bir gezintidir. Keşiftir.
Aşk “Sevişelim” demeden sevişmek, yanındakinin ne istediğini bilmektir.
Anlaşmaktır.
Aşk bağlandığını sandığında, karşındakine “hayır” deme şansını tanımaktır.
İnceliktir.
Aşk korumaktır. Sorumluluktur.
Aşk ciddi bir tokalaşmayı kıkırdamaya dönüştürmektir. Mizahtır.
Aşk “Durma yoksa seni öldürürüm” lafını duymaktır. Şehvettir.
Aşk evinizdeki herşeyin yerinin değiştirilmesini kabullenmektir.
Teslimiyettir.
Aşk sevgilinizin ne olduğunu bütün çıplaklığıyla görmektir. Gerçektir.
Aşk saatin kaç olduğunu bilip aldırmamaktır. Neşedir.
Aşk sizi kucaklayan kolların gittikçe daha çok sarılmasıdır. Mutluluktur.
Aşk gecenin bir vaktinde “Sen uyu benim gitmem gerek” dediğinizde “Uyanık
kalıp seni biraz daha görmeyi tercih ederim” cevabını almaktır. Sıcaklıktır.
Aşk tanıdığınızı zannettiğiniz insanın yeni yanlarını keşfetmektir.
Tazeliktir.
Aşk uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır. Düşlerin gerçek olmasıdır.
Aşk kocaman yatağın üçte birine sığışmaktır. Yakınlıktır.
Aşk evin anahtarından bir kopya daha yaptırmaktır. Güvendir.
Aşk “Hoşçakal” dedikten sonra tekrar karşılaşacağını bilmektir. Kaderdir.
Aşk “gerindiğinde sızlayan vücut” lafının anlamını bilmektir. Derstir.
Aşk ecza dolabını açtığında, dişmacunu kapağını kapatılmamış bulmaktır.
Uyumdur.
Aşk pencereden dışarıya baktığında kiminle olduğunu hatırlamaktır.
Düşüncedir.
Aşk rüzgarın ağaçların arasında dolaşırken çıkardığı sesi dinleyip
sevgilisinin yanında olmadığına hayıflanmaktır. Yalnızlıktır.
Aşk asla anlatılmayacak hikayelerdir. Özeldir.
Aşk & Sevgi
——————————————————————————–
Bizi bir varlığa, , bir nesneye ya da bir evrensel değere doğru sürükleyip
bağlayan gönül itkisi. Şölenadlı diyaloğunda Platon, aşkın çeşitli
derecelerinin bulunduğunu belirtmektedir: Aşk, somut bir bireye, bir genel
ide’ye(örneğin ulusal değerlere beslenen aşk, bilim aşkı, meslek aşkı) ya da
hakikate ilişkin olabilir(bu son şıkta felsefi ve dinsel belirli bir alışma
dönemi, yani bir çeşit ‘ikrar verme’ ve ‘çile çekme’ gerekir).Bireylere
yönelen aşk konusunda skolastik filozoflar, başkasının iyiliğini arzu eden
‘iç yakınlığı’ ile başkasını kendi malı olarak görmek isteyen ‘şehvet’i
birbirinden haklı olarak ayırıyor ve sadece birincisine ahlaki bir değer
tanıyorlardı. -Psikolojik açıdan aşk, Stendhal tarafından Aşk üzerine adlı
yapıtında betimlenen bir ‘billurlaşma’ olayı ile meydana gelmektedir.
Stendhal, belirli bir kimseyle düşüp kalkmaktan duyduğumuz sevincin durmadan
ilerleyerek sabitleşmesi şeklinde çözümlediği bu ‘gerçek’ aşkı, çoğu zaman
çabuk tutuştuğunca çabuk sönmeğe mahkum ‘yıldırım aşkı’na karşıt
tutmaktadır. -Ahlak açısından aşk, genellikle egoizme karşıt bir yönseme
olarak tanımlanmıştır. Tolstoy şöyle yazıyor: “Gerçek aşk, daima, kişisel
yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir.” Hristiyan ahlakçılar,
en yüce erdem kabul ettikleri iyilikseverliğin(ya da, yarlık’charite’)
olarak aşkı gösteriyorlardı. -Felsefe açısından aşk problemi, şu iki soruda
dile gelmektedir: Aşk, bir bilgi aracı olabilir mi… ki Platon,
Spinoza(“Tanrı’ya zihin yoluyla duyulan aşk, üçüncü cins bilgiden doğar.”)
ve Fichte, bu soruyu ‘evet’le cevaplandırmaktadırlar; yoksa aşk, düşüncenin
körleşmesi midir… ki Descartes, (“Aşk, kendisini doğuran nesnenin iyi mi
kötü mü olduğunubiz katiyen farketmeksizin bizde uyandırılabilen bir
tutkudur.”), Schopenhauer ve Nietsche de bu soruya olumlu cevap
vermektedirler.

Tarih açısından bakacak olursak, aşkın, toplumsal hayat ilişkilerinin bir
ürünü olduğunu görürüz. (“Sözcüğün modern anlamında aşk, Eski Çağ boyunca
ancak resmi toplumun dışında oluşabilmiştir. Teokritos’un bize aşk acılarını
ve sevinçlerini anlattığı çobanlar, aslında birer köleden başka bir şey
değildir” – Friedrich Engels). Ve gene görürüz ki, günlük yaşantılarda en
çok rastlanan şekliyle, somut bir varlığı sevmek; ancak herkesi sevmekle,
herkesin yararını düşünmek ve bu ortak yarar doğrultusunda mücadele etmekle
mümkündür. Toplumun kesin dönemeç noktalarından birine ulaştığı çağımızda
aşk, Saint Exupery’nin deyişiyle “… karşılıklı oturup biribirinin gözünün
içine bakadurmak değil, elele verip ileride aynı noktaya bakmak ve gene
elele o noktaya doğru ilerlemektir.”

Ünlülerin Aşk Yalanları
——————————————————————————–
Dikkatli olun! Beyazperdede tıkır tıkır işleyen mekanizmayı denemeye
kalkarsanız felaketle sonuçlanabilir.
13 Ağustos— Bizler, herşeyi filmlerden öğrenen bir kuşağız. Sigara nasıl
tutulur (Humphrey Bogart, “Casablanca”) ve neden bırakılır (Bogart, gerçek
hayat).. Şık bir smokin (Sean Connery, “Dr. No”) ya da bir trençkot (Robert
Mitchum, “Out of the Past”) nasıl taşınır.. Aptal gibi görünmeden ceket
nasıl tek bir omuzdan sallandırılır (Frank Sinatra).. Hepsinden önemlisi,
nasıl randevulaşılır, ilişki nasıl başlatılır ve yürütülür…
Hepimiz yaptık, yeni nesil de hala yapıyor.. Ne de olsa aşk hayatınıza
ilişkin anne babalarınıza ne yapmanız gerektiğini soramazsınız. Anlayışlı
abla ve ağabeyler de çoğumuzun sahip olmadığı bir lüks. Arkadaşlarınıza
gelince, çoğu sizden fazla birşey bilmiyordur..
Ama filmler, her türlü bilgiyi paylaşmaya hazır, bizi bekliyor.
Ne yazık ki gerçek yaşam, ekranda gördüğünüzden çok daha farklı
işliyor.
ABD’de vizyona giren yeni bir komedi, “The Tao of Steve”in verdiği
dersler bir parça karmaşık görünmesine rağmen oldukça dikkat çekici. Mesela
bir kadınla yatmak istiyorsanız, onunla yatmak istemediğinizi
söylemelisiniz. İşte biraz da Zen öğüdü: Arzu ettiğinizi elde etmek için
geri çekilin. Bir şey daha: Erkeksi cazibenin uç noktası hala üç ‘Steve’
tarafından işgal edilmekte – “The Six Million Dollar Man”deki haliyle Steve
Austin, “Hawaii Five-O”daki haliyle Steve McGarrett ve her haliyle Steve
McQueen.
Dikkatlice bakıldığında filmde tavsiye edilen stratejilerde aksayan
pek çok nokta olduğu görülüyor. Üstelik bunlar, Hollywood’un çocukluğumuzdan
beri bize öğrettiği ilk yalanlar da değil. Bakın beyazperde bize neleri
yutturmuş..

1. İlk bakışta birbirinden nefret edenler genelde sonunda birbirine
aşık olur.
(Bkz. Bulunduğumuz Yer, Titanik, çoğu Astaire/Rogers filmi)
Gerçek hayatta ilk görüşte birbirlerinden nefret edenler daha sonra
tekrar karşılaşmamak için azami gayreti sarfederler. Şayet Hollywood’un “aşk
tesadüfleri” olarak lanse ettiği şeyleri – karışmış bagajlar, sahte
kimlikler, beyaz yalanlar vb – hayatınıza uygulamaya kalkarsanız,
buluşacağınız yer iki kişilik bir akşam yemeği değil genellikle mahkeme
olur.
2. Karşınızdaki kişi sizinle ilgilenmiyorsa, ya da ilgisini kaybettiyse
onu iki misli zorlayın.
(Bkz. Yukarısı)
İşte bu, tüm senaryo yazarlarının favorisidir! Reddedilen kişi (çoğu
kez erkek) av köpeği rolüne soyunur; evin önünde nöbet tutar, resmi
binalarda sevdiğinin yoluna paspas olur.. Hollywood dilinde bu, sizin hassas
bir ruha sahip olduğunuza ve gerçek bir aşk yaşadığınıza delalettir.
Gerçekte ise bunun anlamı bir askıntı olduğunuzdur ve sonunda ‘özel haklara
tecavüz’ suçundan gözaltına alınırsınız.
3. Erkekseniz ‘gay’ taklidi yapın – kadınlar etrafınızda pervane
olacaktır.
5. Komik olduğunuz sürece dış görünüşünüz bir kadın için asla önem
taşımaz.
(Bkz. Graduate, Steve’in Tao’su)
Bilhassa kadınların etraflarında cazibeli oldukları için döndüklerini
zanneden şiş göbekli stüdyo müdürleri tarafından çok tutulan bir inançtır.
Gerçek dünyada da gerçeklik payı olduğu söylenebilir belki, mesela Woody
Allen gibi, ancak unutulmaması gereken nokta Woody’nin yalnızca komik değil,
çok çok komik – ve de hayli zengin oluşu..
6. İyi bir kişiliğiniz olduğu müddetçe dış görünüşün erkekler için önemi
yoktur.
(Bkz. Frankie ve Johnny, Gözler ve Sözler)
Aslına bakarsanız bu yalana Hollywood bile inanmıyor. Onun için vasat
erkek rollerini hep vasat aktörler oynarken, vasat kadın rollerine salaş
kıyafetler giydirilmiş güzel aktrisler çıkıyor.
7. Üst düzey beyefendiler içten içe, eğlenmeyi bilen işçi sınıfı
kızlarına vurgundur.

Aşk öğütleri

1-Tedavi edilemez derecede romantik olun.
2-Birlikte kitap okuyun, elele tutusun ve birlikte duzenli yuruyuslere çikin.
3-Gulumsemeler bulasicidir.Ona da bulastirin.
4-Guvenilir bir sirdas olun ve onu hic kimseye sikayet etmeyin.
5-Onun en sevdigi cicegi, rengi, muzigi, siiri ve yazari bilin.
6-Ona, beklemedigi hos surprizler yapin.Hicbir neden yokken de kart ya da kucuk ask notlari yollayin.
7-Birbiriniz icin ozel ve gizli takma adlar bulun.
8-Ask, birlikte sacmalamaktir.Arada bir, birlikte sonuna kadar sacmalayin.
9-Kimin hakli oldugunu tartismayin, neyin dogru olduguna karar verin.Her tartisma sonunda baris anlasmasini bir opucukle imzalayin.
10-Sevdiginizi yalnizca onun duyabilecegi bicimde elestirin. ovgunuzu ise butun dunyaya duyurun.
11-Bedeninize iyi bakin.Daima saglikli ve dinc olmayi hem kendinize ve hem de ona borc bilin.
12-Bir kucaklasmadan ilk ayrilan siz olmayin.
13-Es secmek kitap secmeye benzer, iyi tasarlanmis bir kapak ve cilt ilginizi cekebilir.
icerigi saglam olmadikca sonunu getirmek zordur.
14-Ask icin evlenin. Hem esinizin hem de kendinizin en iyi arkadasi olun.

Aşk’ın türleri

Ilk A$k

Ne yaparsaniz yapin, ilk askinizi unutmaniz mümkün degildir. Yillar sonra dönüp, “ben ona nasil asik olmustum acaba” diye pismanlikla karisik garip bir duygu da yasayabilirsiniz, olsun. O, size ilk aski tattirmis, en önemli yasam tecrübelerinizden birini yasatmistir. Aranizda geçenler aci bile olsa, dönüp minnetle anacaginiz biri hep var olacak. Daha ne olsun?

Yildirim A$k

Var mi yok mu tartismasinin içinde degiliz. Diyelim ki var. Demek ki bazilarinin duygulari yagmur olup yagabiliyormus. Yildirim askla baslayip yillar süren beraberlikler de var üstelik. Barda oturan kadini/erkegi görüp “bu aksam nasil yataga atarim?” diye düsünenlerden bahsetmiyoruz elbette. Sözünü ettigimiz gerçek yildirim ask. Tek dikkat edilmesi gereken, sürekli yildirim aska tutulanlarin genellikle kendi yarattiklari illüzyonun pesinden kosmalari, gerçekle karsilastiklarinda da yeni bir illüzyon yaratmalaridir.

Olanaksiz A$k

Bazen yolda yürürken rastlariz, bazen en yakinimizda bulunabilirler. “Bu ikisi bir araya nasil gelmis?” diye düsünürüz. Kendi basimiza geldigi de olmustur, pedini saga sola birakan bir kadin ya da televizyondaki futbol maçini seyrederken daha önce hiç duymadiginiz küfürler eden bir adam. Aman Allahim?” dersiniz. Ama olmustur bir kere. Her askin olanaksiz bir tarafi vardir gerçi, çogunlukla bunlari görmemeyi yegleriz. Ama bu olanaksiz taraflar bazen o kadar agir basar ki, askin hem kaynagi, hem iddiasi, hem motorize gücü, hem de terminatörü olurlar.

Yasak A$k

Men edilmis, engellenmis ve çogu zaman da yasadisidir. Ama asigin gözü görmez ki… Belki de aski ask yapan bu “illegal” tarafidir. Kimbilir?

Platonik A$k

Onu görmek bile sizi heyecanlandirirken, o sizin yaninizdan, geçip gider. Siz heyecandan sapir sapir titrerken, o isiyle mesgul olur. O sizin için hayatinizdaki en önemli kisiyken, siz onun için siradan birisinizdir. Hem asik hem de salak hissedersiniz kendinizi… Davranislarindan, konusmalarindan isaretler alip, umutlanir, bozulur, küsersiniz. Insanin bir kereligine bu duruma düsmesi, tecrübesizlikle yorumlanip, bagislanabilir. Ancak, bir kereden fazla basiniza geldiyse, oturup kendi hakkinizda düsünmenizde yarar var.

Aşk nedir ?

Hakkında değişik yorum ve tanımlamaların yapıldığı bu günle ilgili bir görüş bakın söyle: St. Valentine Aşıklar Günü, İsa’dan önce 4.yüzyıl Roması’nda kutlanan, Çobanların Tanrısı ” Faurus Lupercus” şenliğine, başka bir deyişle ” Kurt Bayramı’na salıyor köklerini.
Her 15 Şubat’ta genç Romalılar, içinde Tanrı Kurt’un yaşadığı varsayılan bir mağranın önünde toplanıyorlar. Ortada bir küp duruyor. İçinde kız adları yazılı minik levhalar. Bir lotaryo bu .
Delikanlılardan yanlızca biri, belki de o savaş yılının en kahraman olanı, yüreği çarparak rastgele bir kızın adını çekiyor. Bu yöntemle kurulan özel çift, ertesi yılki 15 Şubat çekilişine dek, akıllarından geçen her cinsel fantaziyi yaşamak ve uygulamakla serbest bırakılıyor, toplamın onayı alınmış olunuyor, yani yasal olarak özgür kılınıyordu. Romalı gençler, I.S. 500’lü yıllara değin, bu 2000 yıllık geleneği aşk ve şevk ile sürdürdüler. Ama Çoban Tanrısı ” Faunus Lupercus ” şenliği, dini bütün Hristiyanların canına tak etmişti. Roma Kilisesi sorumluları aradı ve din şehidini bu konuya kurban seçti. Roma İmparatoru II. Claudius döneminde yaşanmış, papaz Valentin bu duruma en uygun aday seçilmişti. İmparator Cladius Gothicus’un gazabından Hristiyanları kurtarmış, ama kendisini feda etmis ve bu papazın kafasını kesmiş. Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra Vatikan, Valentin’e ” aziz ” ünvanı vermiş. Roma kapılarının biri de zamanla onun adıyla anılır olmuş. Burokrasiye meraklı Roma imparatorluğu, Aziz Valentin’in ölüm gününü de tarihe kaydetmiş. 14 Şubat 273. 15 Şubat tarihi de ” Kurt Bayramı ” na rastlıyor. Valentin’in ölümüyle bu festival arasında bir bağ kurulup, dini bir kisve giydirilerek bu gün kutlanmaya devam edilmis. Valentin’in ölüm günü, böylece

Hala aşık mı ?

Aşık olan ve bir ilişki yaşayan birçok kişi bir süre sonra aynı soruyla karşı karşıya kalır: “Acaba beni hala beni seviyor mu?”

Eğer siz de bu sorunun cevabını merak ediyorsanız aşağıdakileri dikkatlice okuyun ve kararınızı verin.

Seviyorsa…

Işinizin nasıl gittiğini merak eder, onunla daha az zaman geçireceğinizi bildiği halde terfiyi kabul etmenizi ister, köpeğinizin nasıl olduğunu sorar, ders programınızı ezberler.

Çok ilgi duymasa da, sadece sizi mutlu etmek için üç saat süren bir operaya gelir, sizinle beraber olabilmek için yaptığınız aktivitelere katılır.

Bazen sadece ne yaptığınızı merak ettiği için, bazen işiniz, arkadaşlarınız, yaşamlarınız ya da dünyada olan bitenlerden konuşmak için, bazense sadece sizi özlediğini söylemek için arar.

Ailesine ve arkadaşlarına sizi, okulunuzu, işinizi, başarılarınızı, yeteneklerinizi ve arkadaşlığınızı anlatır.

Onlardan hoşlansa da hoşlanmasa da ailenize ve arkadaşlarınızla, sizi mutlu edebilmek iyi geçinir.

Planları çok yoğun olmasına rağmen, ilişkiniz için her zaman zaman yaratır, moraliniz bozuksa kendi planlarını iptal eder, özel bir gün olmasa da size hediyeler ve kartlar verir.

Her yaptığı hareketle bunu göstermesine rağmen, sık sık “Seni seviyorum” sözünü de söyler.

Sevmiyorsa…

Arkadaşlarıyla beraber olmak için sizinle yaptığı planları değiştirir ya da iptal eder.

Onda beğenmediğiniz özellikleri söylemenize rağmen bunları hiç dikkate almaz, sizin nefret ettiğiniz ancak arkadaşlarının çok beğendiği sakalını kesmez mesela.

Morali bozuk olduğu için Cumartesi öğleden sonra onun köpeği veterinere siz götürürsünüz ve saatler harcarsınız ama o sizin için aynı şeyi yapmaz.

Bir sonraki buluşmanızdan sonrası hakkında hiç konuşmaz, beraber bir gelecekten bahsettiğinizde konuyu değiştirir.

Sizi iş arkadaşlarıyla gittiği toplantılara çağırmaz, arkadaşlarını sizinle tanıştırmaz.

Elinde kırmızı güllerle birden kapınızı mı çalacağını, yoksa son anda buluşmanızı iptal mi edeceğini tahmin edemez.

Ayrılık çanları

Artık zamanı geldi diyorsunuz. İlişikinizin tikandığını ve çıkmaza girdiğini düşünüyorsunuz. Acı ama gerçek; ayrılık çanları sizin için çoktan çalmaya başlamış bile…Uzun süreli ilişkilerde öyle bir zaman gelir ki; aşkın varlığı artık sorgulanmaz olur. Ve tutkunun alışkanlığa dönüştüğü nokta gözden kaçar. Oysa çekip gitme vakti çoktan gitmiştir. Ne zaman başlamıştı? O büyük partide sizi gülmekten yerlere yatıran fıkrayı anlattığında mı? Birlikte sinemaya gidip patlamış mısır savaşı yaptığınız gün mü? Yoksa onu yemeğe davet ettiğiniz akşam mı? Artık hatırlamıyorsunuz bile, aradan o kadar uzun zaman geçti ki. Şimdi artık sorgusuz sualsiz hayatı onunla paylaşıyorsunuz: Evinizi, arabanızı, eşyalarınızı, arkadaşlarınızı ve hatta dünya görüşünüzü. Her yere birlikte gidiyor, her şeyi birlikte yapıyorsunuz. Kurulu bir düzeniniz var. Dolayısıyla heyecan, tutku, tehlike, kaybetme korkusu gibi duygusal ilişkiyi ayakta tutan dinamikler unutulmuş.

Acı ama gerçek…

Güven ve huzur duygusunun ilişkinizi esir aldığının farkında mısınız? Kendinize en son ne zaman, ona gerçekten aşık olup olmadığınızı, hayranlık duyup duymadığınızı sordunuz? Belki de bilinçaltınız bu soruyu sormayı reddediyor çünkü alacağı cevaptan korkuyor. Eğer bunca yıl sonra hala gönül rahatlığıyla “evet” diyebiliyorsanız, mesele yok zaten. Ama içinizde en ufak bir şüphe varsa ilişkiyi gözden geçirmeniz ikiniz için de iyi olacaktır. Pek çok çiftin yaptığı en büyük hata, ilişkilerinin “cicim ayları”nda birbirlerine karşı son derece dikkatli ve özenli davranmanın yan sıra her an tetikte olmalarıdır. Ama bu süre geçip her şey iyice oturduktan sonra kendilerini hayatın doğal akışına bırakarak birbirlerini evdeki eşyalar gibi kabullenmeleridir. Siz bunu yapmayın.

Hislerinizi paylaşın!

Diyelim ki, bütün bu iç hesaplaşma sürecinin sonunda artık onu sevmediğinize, sadece ayrılırsanız hayatınızda bir boşluk olacağı için hala onunla birlikte olduğunuza karar verdiniz. O halde bu düşüncenizi sevgilinizle de paylaşmalısınız. Hatta bu konuyu herkesten önce ona açın, sakın önce ortak arkadaşlarınıza söylemeyin. Onu karşınıza oturtup sakin bir biçimde ve olabildiğince kırmamaya çalışarak ona karşı duygularınızın tükendiğini, bu durumda beraberliğinizi sürdürmenin hem ona, hem kendinize haksızlık olacağını, bu kemlikleşmiş ilişkinin sizin için alışkanlığa dönüştüğünü ve artık gitme zamanının geldiğini söyleyin.

Ondan sonra da sizi anlamış olması için dua edin. Bazı erkekler bu tip durumlarda çocukça tepki verirken bazıları mantıklı düşünmesini bilir. Eğer aranızdaki duygusal bağ koptuğu halde bir süre sonra arkadaş olmayı başarabilirseniz, ortak dostlardan oluşan çevreden ikiniz de kopmamış olursunuz. Zamanla sizi mutsuzluğa sürükleyen bir ilişkiyi çeke çeke sürüklemektense, birlikte olduğunuz erkeğe ve hayata dürüst olun ve gitme zamanı geldiğinde cesaretinizi toplayıp gidin. Hatırlayın: Sürünmek ölmekten bin kat beterdir.

Erkeklerin şifresi

Eğer, şu an bir birliktelik yaşıyorsanız, cevap “evet” olacaktır. Erkekler, kadınların ilk adımı atmasına bayılır. Bu heyecan vericidir, erkek arzu edildiğini hisseder ve bu his kendisini daha rahat ifade etmesini sağlar.Erkekler Mars’tan kadınlar da Venüs’tense, her iki cinsin de birbirini anlamak için bu kadar çok vakit harcamasında şaşılacak bir şey yok. Bu iki gezegenin aynı hizaya gelmesine yardımcı olmak için, erkeklerle ilgili en çok sorulan soruların yanıtlarını sizin için araştırdık.
1. Zor kadını oynamak erkeklerin hoşuna gider mi?

İşe yaramakla kalmaz, doğru biçimde oynandığı takdirde ilişkiye sıcak bir başlangıç da sağlayabilir. İşin sırrı erkeklerin, kovalamacanın verdiği heyecanı sevmelerinde yatar. İnsan ele geçiremediğini ister. Bir şekilde ilgilendiğinizi belli etmekle birlikte biraz mesafeli davranırsanız, işi kaptınız demektir. Öte yandan, bu kovalamacayı onu teşvik edici küçük hareketlerle de renklendirmelisiniz. Ona göz süzercesine yukarıdan bakmanızın ve kararsız davranmanızın hayal kırıklığı yarattığını sezerseniz, ona bir kemik atın. Bildik bir senaryo gibi gelse de , erkekler kovalamayı en az bizim kovalanmayı sevdiğimiz kadar severler. Erkeğinize doğru oltayı atın. Tünelin ucunda ışık olduğunu bilsin yeter.

2. Erkekler neden berbat dinleyicilerdir?

Erkekler aslında berbat dinleyiciler değillerdir. Sadece kötü birer editördürler. Onlara özellikle spor, seks ya da kendilerine yakın buldukları başka bir konuyla ilgili önemli veya ilginç bir şey söylediğinizde, şayet basketbol maçı izlemiyor ya da gazete okumuyorlarsa, kulaklarını dört açarlar. Ne var ki daha az ilgilerini çeken konulara gelindiğinde (moda, diyet furyaları, en iyi arkadaşınızın erkek arkadaşı), başlarını salladıkları, mırıldandıkları ya da dinliyormuş gibi yaptıklarında da değişen bir şey olmaz. Aslında sohbetten koptuklarının farkına bile varamazsınız. Fark ettiğiniz takdirde, öfkenizin birkaç saat boyunca dinmeyeceğini bilirler. İnandırıcı gelmedi mi? Belki de…Ama gerçek bu. Bir şeyleri değiştirmeye çalışmak istiyorsanız, önünüzde iki seçenek var: ya erkeğiniz sizin hiç de ilginizi çekmeyen bir konudan bahsederken onunla ilgilenmiyor görünün (bunun farkına bile varmazsa hiç şaşırmayın) ya da konuşmalarınızın konularını daha büyük bir dikkatle seçin. Moda sohbetlerini arkadaşlarınıza saklayabilirsiniz.

3. Erkeğimin daha sevgi dolu olması için ne yapabilirim?

Erkek-kadın ilişkilerinde sürekli gündeme gelen sorulardan biri daha…Muhtemelen kimsenin işe yarar bir çözüm üretememiş olmasından kaynaklanıyor. Sevdiğiniz erkeğin size karşı daha sevgi dolu olmasını istiyorsanız ‘erkekler köpeğe benzer’ teorisinden yararlarak, ona gelmiş geçmiş en bilimsel köpek olan Pavlov’un köpeği gibi davranın. Başbaşa kaldığınızda erkeğinize küçük sevgi gösterlerinde bulunun. Örneğin arkasından yaklaşarak ona sarılın. Ona sarılırken gülümsemesini sağlayın. Kulağına size özel küçük esprilerden birini fısıldayın ya da pazar günü boyunca , sizden en ufak bir şikayet belirtisi duymadan, bütün gün spor kanalı izleyebileceğine söz verin. O da zaman içinde sevgi gösterilerini iyi şeylerle ilişkilendirecek, bu zevk verici davranışın karşılığını verme fikrine ısınacaktır. Ne kadar karşı koyamasanız da, ona bu konudan söz etmeyin. Sağlıklı bir ilişkide iletişimin yeri tartışılmaz ama ona ne kadar sevgi dolu olmasını istediğinizden söz ederseniz, gerçekte öyle olmasa da ağlayıp sızlanıyor izlenimi vermiş olursunuz. Böylece, hiçbir yere varamazsınız. Bazı şeyleri konuşmak yerine davranışlarınızla ortaya koyun. Sabırlı olun, bu iş biraz zaman alabilir.

4. Erkekler kadınların yatakta ne istediklerini dile getirmelerinden hoşlanırlar mı?

Bu isteklerinizin nasıl olduğuna bağlı. Bir erkekten daha geç boşalmasını veya daha güzel kokmasını isterseniz, alacağınız cevabın olumlu olma olasılığı düşüktür. Özel konuları konuşmaktan utanıyor ya da onu incitmek istemiyorsanız, oturup başbaşa konuşmaktansa, yatakta bazı yeni hareketleri kendiniz uygulamayı deneyin. Tepkisini ölçün. Daha sonra, ondan bu konudaki düşüncelerini öğrenebilirsiniz. Yüzü kızarabilir, geçiştirmeye bile çalışabilir. Ama en azından, ona da yatakta yaratıcı olması için yeşil ışık yakmış olursunuz

İlk adım

Eğer, şu an bir birliktelik yaşıyorsanız, cevap “evet” olacaktır. Erkekler, kadınların ilk adımı atmasına bayılır. Bu heyecan vericidir, erkek arzu edildiğini hisseder ve bu his kendisini daha rahat ifade etmesini sağlar.Fakat, eğer henüz bir ilişkinin başlangıcındaysanız, cevap “hayır” olacaktır. Kollarınızı boynuna dolayıp onu öpmeye çalışmanızı garipseyecektir.

Fakat, bu çoğunlukla olmaz. Cinsellik konusunda en agresif kadın bile kendiliğinden adım atmaz. Ama karşısındaki adamı gerçekten çok istediğini belli eder. Erkekler bunu sever mi? Kesinlikle. Gerçek şu ki, gece yataklarına uzandıklarında hayalini kurdukları tek şey budur.

Siz büyük ihtimalle partnerinize karşı çok açık davranıyorsunuzdur. Ama erkekler bazen kalın kafalı olabiliyorlar. İşte size, onları aydınlatmanıza yardımcı olacak beş tavsiye…

1. Onu davet edin.

Bir içecek en iyi teklifi yapmanızı sağlar : “Bizde bir kahve içmeye ne dersin?”

2. Ona dokunun.

Elinizle koluna dokunmanız veya gögüsleriniz koluna çarpmanız en akıllıca yol olacaktır. Durabileceğiniz veya oturabileceğiniz en yakın mesafede durmaya da dikkat edin.

3. Ona iltifat edin.

Şakalarına gülün. Gözlerinin içine bakın ve gülümseyin. Söylediği şeylere pozitif cevaplar verin. Erkekler bu tür şeylerin hepsini cesaret verici bulurlar.

4. Muhabbet cansızlaşırsa, bırakın öyle kalsın.

Erkekler, bir adım atmadan önce çoğunlukla sessiz kalırlar. Bu anın kaçmasına izin vermeyin.

5. Kışkırtıcı sorular sorun.

Mesela, ayak ovalamada ne kadar iyisin?, İyi öpüşür müsün?, Sabah kaçta uyanman gerekiyor?…anlarsınız ya…

Biten aşklar

Birbirini çılgınca seven iki insanı sıfır noktasına getiren, çözümsüzlüğe ve dolayısıyla ayrılığa sürükleyen bir sürü neden var. Belki de bu nedenleri yeterince iyi tanımıyor ve onlarla nasıl başa çıkacağımızı bilmiyoruz.
Ne ile ve nasıl mücadele etmemiz gerektiğini öğrenirsek belki her şey çok farklı hale gelecek. O halde olmayan umudumuzu yoktan var edelim ve ilişkilerimizi katletmek için pusuya yatmış bekleyen 5 düşmanı mercek altına alalım.

• Boşvermişlik ilişkiyi sıradanlığa sürüklüyor

Zaman her acının ilacı ama aynı zamanda da her aşkın birinci dereceden katil zanlısı… Yeni bir ilişkiye başladığınız anda şunu bilin ki saatli bomba da geri sayıma başladı. Cicim aylarının bitmesinden sonra gelen boşvermişlik, o tuhaf “Nasıl olsa benimle!” duygusu, ilişkiye ve birbirine alışmanın getirdiği umursamazlık ve özensizlik her ilişkiyi sıradanlığa sürüklüyor ve bu sıradanlık, taraflardan biri “Beraberliğimizin bir anlamı kalmadı,” diyene kadar sürüyor. ilişkiyi bir bebek gibi düşünün. Bebeğinize birkaç yıl bakıp sonra “Nasıl olsa kendi kendine büyüyor,” deyip bir kenara mı atacaksınız? Aşkınıza sahip çıkın ve her aşamasında ona emek vermeye hazır olun. Birbirinizle ilgilenin, birbirinizi özleyin, konuşun, fikirlerinizi paylasın ve sorunları, büyüyüp çözümsüz hale gelmeden oturup tartışın. Kısacası, ikiniz de gayret gösterin, yorulun, terleyin.

• Cinselliği rutine dönüştürmeyin

Tabii söner, körüklenmeyen her ateş gibi… Seksin seyrekleşmesi uzun ilişkiler için oldukça normal ama bu seyrekliğin rutine dönüşmesi değil. Hele cinsel ilişkiden zevk almamanın, yalnızlık ve katlanma duygusunun cinsel tatmin ve birlikte bir bütün olma hissinin yerini alması arzu ateşini söndüren ve mutlu aşkı mutsuz sona sürükleyen en önemli etkenlerden biri. Sorunun temeli belki de şu; erkekler sekse ulaşmak için aşık oluyor, kadınlarsa aşka ulaşmak için seks yapıyorlar. Ancak sonuçta iki taraf da mahremiyet ve yakınlığa ihtiyaç duyuyor. Cinsel isteği körüklemek için bu ihtiyaçtan yola çıkılabilir: Birbirinize yakınlık gösterin ama “iş” icabı sadece yatakta değil yatak dışında da… Hissettiklerinizi, sıkıntılarınızı, özlemlerinizi paylaşın. Yatakta tek başınıza fantezi kurmak yerine birlikte fanteziler geliştirin. Böylece cinsel yaşamınız sıcaklığım “9,5 hafta”dan daha uzun süre koruyabilir. Ama sakın seksi “Kim daha iyi sevişiyor?” gibi bir güç mücadelesi ve baskı aracı haline getirmeyin çünkü henüz seks olimpiyatları düzenlenmiyor!

• Bırakın sorumluluk alsın

Kızgınsınız, hem de çok… Sevdiğiniz erkek birlikte oturmaya başladığınızdan beri nedense alışveriş, yemek pişirme, çamaşır yıkama, evi toplama gibi işleri sizin yapacağınızı varsayıyor, üstelik sizin mesleğiniz de onunki kadar zorken… Peki, ne oldu? Ne olacak, toplumsal rollere teslim oldunuz. Anne babalarımız ve toplum aracılığıyla bilinçsizce aldığımız “doğru kadın” ve “doğru erkek” rolleri, bir anlamda beynimize işler ve duygusal ilişkilerimizde ortaya çıkar. Siz içgüdüsel bir biçimde üzerinize düşen her işi yaparsınız ama onlar aslında ikinizin de üzerine düşen işlerdir. Ona evle ilgili çeşitli görevler verin ve bu görevleri gerçekten üstlenmesini sağlayın. Markete uğramayı unutup eve mi geldi? Sakın siz kalkıp markete gitmeyin, bırakın o gitsin. Mutfağı temizlemekte başarısız mı? Bırakın temizlesin. Gerekirse siz sonra gidip bir daha yaparsınız. Önemli olan onun da birtakım sorumlulukları olduğunu hissetmesi. Yoksa yaptığınız her iyilik, bir süre sonra kaçınılmaz bir biçimde göreviniz haline gelir ve bu da sizi ilişkinizden soğutmaya başlar.

• Eski sevgilinin gölgesini yok edin

Bazen geçmişteki bir ilişkinin gölgesi bugünün mutlu aşkının üzerine düşebilir. “Yeni sevgilim doğru insan mı? Yoksa benim için hala mücadele eden eskisine mi dönmeliyim?” gibi kuşkular güzel giden bir ilişkiyi bir süre sonra zehirlemeye başlar. Büyük bir ihtimalle yeni büyük aşkın diğer kahramanı bu kararsızlıktan, bu gidip gelmeden sıkılır, hevesi kaçar ve ilişkiyi bitirir. Eğer eski sevgilisiyle ilgili tereddütleri olan sizseniz tavsiyemiz; onu unutun! Çünkü aynı suda iki kere yıkanılmaz. Kendinize ve yeni aşkınıza gerçek bir şans tanıyın. Eskisiyle kıyaslamak gibi bir hataya düşmeyin, onun yerine yeni sevgilinizin olumlu özelliklerini keşfedin, bu daha heyecan verici… Bu arada eski erkek arkadaşınız askıntı olmaya devam ediyorsa onunla görüşmeyi tamamen kesin. Demek ki, henüz arkadaş kalmaya hazır değil, üstelik bu durum yeni erkek arkadaşınızı da fazlasıyla rahatsız edebilir.

• Ya olduğu gibi kabul edin ya da çekip gidin

Farklı ilgi alanları, geleceğe dair bambaşka beklentiler, hayaller ve birbirine ters bakış açılan çoğunlukla ayrılığa sebep oluyor. Yani “Zıtlar birbirini çeker,” sözü tam bir palavra! Tabii ki, karakterleriniz aynı olmak zorunda değil. Mesela siz daha neşeli ve dışa dönüksünüzdür, o ise daha sakin ve çekingen, bu durum bir problem yaratmaz. Fakat hayata ve dünyaya bakışınız, beklentileriniz, zevkleriniz ve planlarınız uyuşmuyorsa işiniz bayağı zor.

Beraberliğinizi sürdürmeyi gerçekten istiyorsanız ve bu şekilde de aşkta mutlu sona ulaşabileceğinize inanıyorsanız, o zaman önce sevgilinizi değiştirme fikrini unutun. Onu şu anki haliyle, hiçbir şekilde başka bir insan yapmaya çalışmadan ve size ters gelen davranışlarından şikayet etmeden kabul etmelisiniz, tabii o da sizi… Eğer ikiniz de bunu başarırsanız belki ilişkinizi uyum içinde sürdürebilirsiniz.

Çarpılmak

Ilk karsi karsiya gelis, ilk bakis, ilk dakikalar… Birini ya begenir ya da daha incesine inmeyi istemeden hemen yanindan uzaklasiriz… Neden böyle davraniriz, bizi etkileyen nedir, ilk izlenim neden bu kadar önemlidir?

(+ / -) elektrik” midir, “kan kaynamasi, kaynamamasi” midir, bazilarina göre “önceki hayat ya da kader” midir, nedir?

Yeni tanistigimiz birinde bizi etkileyen, onu daha yakindan tanima istegi uyandiran seyler bakin neler:

– Güzel olmasi: Güzellik bu kararda en önemli yere sahip. Iç güzelligini ilk görüste anlayamayacagimiza göre, tabii ki dis güzellik (kendi normlarimiza göre olan biçimde) bizim için önemli.

– Görüntüsü: Bakimli ve temiz bir insan her zaman etkileyicidir.

– Davranis biçimi: Yürüyüsünden, vücudunu kullanis biçimine kadar kendine ait bir tarz yaratmis insanlar her zaman iyi bir etki birakirlar.

– Bakislari: Bazi insanlar bakislariyla adeta içimizi eritirler. Kendine güvenen, ne istedigini bilen bakislara dayanmak hiç de kolay degildir.

– Sesi: Bir düsünün; son derece çekici, hos görünen bir erkek yaniniza geliyor ve kedi miyavlamasi gibi sesler çikararak size bir seyler anlatiyor, ne hissedersiniz? “Konusmasa kimbilir ne iyi yapar” demez misiniz? Ya da yakisikli olmayan ama etkileyici bir sese sahip erkekle bu kedi sesli arasinda bir seçim yapmaniz gerekse, mantiginiz (!) yakisikli olmayani tercih etmenizi fisildamaz mi?

– Kokusu: Tabii ki kötü kokan birini kimse istemez. Bunu herhangi baska bir seyle kiyaslamaya gerek bile yok.

– Ait oldugu çevre: Bu bizim kendi komplekslerimizle ilgilidir, yoksa ne önemi var adamin çevresinin. Eee, bütün bunlar tamam da sira tamamlanmadan adamin bütününü bir türlü göremeyiz… Hep “arkasi yarin” gibi… “Ask atesi” denen sey sanildigi üzere o kadar da kolay parlamiyor. Ama ilk 30 saniyede ya da 10 dakikada bu kadari yasaniyor.

Kalbini Çalın

Erkeklerin, kadınların kalbini çalmayı başarmaları için dürüstlüğü her şeyden önemli tutmaları gerekiyor. İşte dürüstlük ve diğer püf noktaları…        1- Dürüst olun
       
Listeye doğruluk ve dürüstlükle başlayalım… Diğer 7 ipucunu okurken bu kuralı hep aklınızda tutun. Yalan sizi hiçbir yere götürmez. Hiç kimse size yüzde 100 güvenilir olun ya da konu ile ilgisi olmayan detayları açığa vurun demiyor ama yalan söylemek ya da doğruları çarpıtmak bütün ilişkiler için kötü bir işarettir.
       2- Fikirlerini yorumlayın
       
Erkekler genellikle, kadınların şakadan anlama yetenekleri, kişilik ve zekaları yerine vücutları ve yüzleriyle ilgili itifatlar yaparlar. Kadınlara elbette dış güzellikleriyle ilgili komplimanlar yapın. Ancak zeki bir kadının, sadece görünüşe önem vermediğini de unutmayın.
       3- “Harika görünüyorsun, spor mu yapıyorsun?”
       
Yine, yalan söylemeyin. Son zamanlarda kilo almış olabilir, kilosuyla ilgili şaka yapmaktan kaçının. Fakat kız arkadaşınız zayıflamak için çaba sarfediyor, spor yapıyor, sağlıklı beslenmeye çalışıyor ve değişimini göstermeye hevesli ise ona iltifat etmeyi, iltifatta bulunmayı unutmayın. Çünkü olumlu bir destekten daha etkili hiçbir şey yoktur.       4- Onunla seyahat edin
       Erkekler, kız arkadaşları değil erkek arkadaşlarıyla seyahat etmeyi tercih ederler ve kadınlar bundan rahatsız olurlar. Bunu ona, kelimeleri öyle dikkatli seçerek söyleyin ki kalbi kırılmasın söyleyin ki kalbi kırılmasınnacağınızı söylerseniz bu çok daha güzel…
       5- Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır
       Herkesin bildiği bu cümle aslında bir anahtardır. Birçok erkek, partnerinin kendi başarılarındaki ve mutluluklarındaki yeri bilmezler ya da görmezden gelirler. Siz eşinize bunun farkında olduğunuzu belli edin ve onu takdir ettiğinizi bilmesini sağlayın.
       6- Sana katılmıyorum
       Sürekli olarak kendi fikirlerinizi empoze etmekten ya da kız arkadaşınızın her fikrini onaylamaktan kaçının. Kendi düşünceniz yokmuş gibi davranmayın ama onunkilere de ne kadar saygı duyduğunuzu gösterin.
       7- Dinlemesini bilin
       Daha iyi erkek arkadaş, sevgili, koca ve baba olmak için daha dikkatli dinleyin.
       8- Nelerden hoşlandığınızı söyleyin
       
Bencillik iyi bir şey olmayabilir ama isteklerinizi ifade etmek sizi mutlu edecektir. Sadece bir kere dünyaya geliyorsunuz, sizi gerçekten mutlu eden şeyleri sevdiğinize neden söylemeyesiniz ki?.. Tüm beklentilerinize karşılık vermez ama bu, ilişkinizin daha uzun süreli olmasını sağlayacaktır.

Onu çıldırtın

1.Ilk önce askinizi ilan edin; onu da kendinize asik edin; sonra bir yanlislik oldugunu söyleyip geri çekilin.

2. Ilk önce, “ömrümün sonuna dek seninim” deyip kendinize baglayin. Daha sonra “Ask, sürdügü müddetçe ebedidir” deyin. Bu, onu cin çarpmisa çevirecektir.

3. gabriel garcia Marquez`in Kolera Zamani Ask`ini okumasini coskuyla salik verin ve romandaki kahramanin 51 yil askini beklemesi gibi bir davranis sergilemesini ondan da umdugunuzu ima edin.

4. Kontrolün kimde oldugunu göstermek için, onun telefonlarina ve e-posta mesajlarina – verecekseniz bile – hep geç cevap verin.

5. Telefon ettiginizde de, kendinizi odadaki kisiyle konusmayi kesmek zorunda hissetmeyin. Birakin, telefondaki erkek arkadasiniz beklesin ve konusmanizin yalnizca sizin tarafini dinlemek zorunda kalsin.

6. `Yanlislikla` özel notlarini okuyun, sonra hesap sorun.

7. Eski erkek arkadasiniza iletmeniz gereken bir mesaji yanlislikla onun telesekreterine birakin.

8. Evini ziyaret ettiginizde telefon çalarsa, suçlar bir biçimde “Hmm, bu da kim olabilir?” diye dudak bükün.

9. Randevulara 15 dakika geç gitmeyi adet haline getirin. Bir gün, hakli sebepten de olsa geç kaldiginda küplere binin.

10. Hatta randevulara hiç gitmeyin. Sözlerinizin hiç birini tutmayin.

11. Sizi kentin en pahali restoranlarindan birine götürmesini saglayin; yemek gelince de yüksek sesle porsiyonlarin küçüklügünden yakinin. Ya da kitliktan çikmis gibi yiyin.

12. Evinizin en göze çarpan kösesine eski erkek arkadasinizin çerçeveli resmini asin.

13. Yatak yapmayi, ütülemeyi, yemek pisirmeyi, temizlik yapmayi bilmemezlikten gelin.

14. Ilk öpüstügünüzde dilinizi bogazina kadar sokun.

15. Izinizi birakin: boynunun görülebilecek bir yerini Isirin.

16. O evinden bir baska yere tasinirken, münasip bir biçimde tatile çikin.

17. Bir baska erkek arkadasiniz oldugunu söylemeyi unutuvermis olun.

18. önu is yerinde ziyarete gittiginizde, amiri ya da daha iyisi memuru ile kesisin.

19. Arkadaslarinin yaninda küçük düsürün.

20. Annesini elestirin. Ebeveynini ziyerete gittiginizde, onun hiç sevmedigi elbisenizi bilhassa giyin. En yakin akrabalarinin, kardesinin falan adini unutun.

21. Sözüm ona size hediye aldigi ütü, ekmek kizartma makinesi, mikser gibi ev esyalarini yilbasinda annesine hediye edin.

22. En sevdigi dostunu sürekli elestirin.

23. Verecegi partiden önce en ilgisiz konuda kavga çikarin ve bütün gece suratinizi asin.

24. Gideceginiz partide kravat takma mecburiyeti oldugunu söylemeyin.

25. O arabayi sürerken sürekli karisin; arabanin orasina burasina tutunun; frene basiyormus gibi yapin.

26. Siz arabayi kullanirken, kaybolsaniz bile durup yön sormayi reddedin.

27. Film seyrederken elini tutmayin.

28. Esprilerine gülmeyin.

29. Michelle Pfeiffer`i begendiginde hakarete ugramis gibi bozulun; Daniel Day-Lewis`i seyrederken kendinizden geçin, alkislayin.

30. Eski kiz arkadaslariyla dalga geçin.

31. Aska hazirlik safhasinda, anatomisinin asagi kisimlarinda rastgele bir seyi tutun ve “Bu mu?!” diye sorun.

32. Sevisirken onun adi hariç, kendinizinki dahil herhangi bir ad haykirin.

34. Uyumak istediginde, okumasaniz da gece lambasini açik tutun.

35. Uyurken kol ve bacaklarinizla ahtapot gibi ona sarilin ki sabaha kadar bütün vücudu uyusmus olsun.

36. Çalar saatin sizin tarafinizda olmasinda Israr edin ama çaldiginda, erisemeyecegini bilerek, uyumayi sürdürün.

37. Her gece, o, yataga girmenizi beklerken cilt bakiminizi son kerte yavas yapin; çantanizi bastan düzeltin; bozuk paralari etajerin üzerine büyük bir itina ile yavas yavas dizin. Sonra, yosunlu maskeyle yatin.

38. Iliskinizi, gelecek kusaklar için görüntüleyin; daha dogal oluyor diye hazirliksizken fotografini çekin.

39. Arkadaslarinizla saatlerce telefonda konusun; sonra o sizinle konusmak istediginde yorgun oldugunuzu, TV seyretmek istediginizi söyleyin.

40. TV seyrederken, uzaktan kumanda ile kanallari durmaksizin degistirerek kivançla el maharetinizi gösterin.

41. Tam gazetesini, dergisini ya da kitabini okumak istediginde TV`yi açip sadece hanimlara hitap eden bir programi seyredin.

42. Ne okudugunu görmek için elinden kitabi alin ve sayfayi kaybedin.

43. O tam gazete okuyacakken, ayaginizi kucagina uzatin ve ovmasini söyleyin.

44. TV`de heyecanla maç seyrederken odaya girip kanali degistirin; “Bu belgeseli kaçiramazsin” deyin.

45. “Meyve yemek ister misin?” diye sorun ve onun kalkip getirmesini bekleyin.

46. O disari yemek almaya giderken aç olmadiginizi söyleyin. Sonra o yerken agzinizin sulari aksin; basinizi yana egip, size de vermek zorunda kalincaya kadar sessizce onu seyredin.

47. Sürekli ovulmak isteyin ama onu ovmak için hiç orali olmayin.

48. O ilk önce ovarsa sizin de onu ovacaginiza söz verin; sonra uyuyakalin.

49. Evlilik lafi edildiginde yüzünüz kireç gibi bembeyaz olsun.

50. Ne konustugunun farkinda olmadigini söyleyin.

51. Konusurken dinlemeyin.

52. Telefonda konusurken esneyin ve o sirada uzandiginizdan rehavet çöktügünü bahane edin.

53. Gününün nasil geçtigini sorun; sözünü kesin ve kendi gününüzü anlatin.

54. Gününün nasil geçtigini sorun; sonra öbür odaya geçin.

55. Gününün nasil geçtigini sormayin.

56. Arkadaslara bir olayi tatli tatli anlatirken ortasinda sözünü kesin ve siz bitirin.

57. Onun her gün biteviye yaptigi olagan bir isi siz yaptiginizda iltifat bekleyin.

58. Sizi sevdiginizi söylediginde bos gözlerle bakin.

59. Her firsatta, “Ben demedim mi?” deyin.

60. Suratinizi asin; “Neyin var canim benim?” diye sordugunda, “Hiç!” deyin.

61. Caninizin bir seye sikildigini bildigini bildiginizi bildiginde bile hala “Hiç!” deyin.

62. Nihayet, “Neyin var canim benim?” demekten vaz geçtiginde kirilin ve artik duygulariniza eskisi kadar önem vermedigi için serzeniste bulunun.

63. çok büyük bir kavgadan sonra hiçbir sey olmamis gibi davranin ve yapmakta oldugunuz video kliple ilgili alakasiz bir soruyu sakince sorun.

64. çumartesi günü hasta yataginda yatarken, arkadaslarinizi davet edin ve iskambil oynayin.

65. Kilo aldiginda, yerçekimsel özürlü oldugunu bilhassa belirtin.

66. Kilo vermek istediginde, eski erkek arkadasinizin egzersiz programini ya da gida rejimini tavsiye edin.

67. Ona, kendi görsel zevkiniz için, en sevdiginiz erkek artistin egzersiz videosunu alin.

68. Yeni saç trasi oldugunda aldirmayin, farkina varmayin.

69. Yeni aldigi elbisenin yakisip yakismadigini sordugunda, gözünüzü TV`den ayirmadan yakistigini söyleyin. Daha sonra baktiginizda, “A, bunu mu giyiyordun?” diye sorun.