<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi - Kitap]]></title>
		<link>https://duygusuz.com/</link>
		<description><![CDATA[:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi - https://duygusuz.com]]></description>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 12:43:53 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Canan Tan - Yüreğim Seni Çok Sevdi]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99708</link>
			<pubDate>Wed, 17 Feb 2021 06:43:32 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16408">Gü-lŞ«m-se</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99708</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #575757;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: 'Open Sans', sans-serif;" class="mycode_font">Aslı İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme bölümünü okuyan kendi halinde bir genç kızdır. Arkadaşları ile birlikte zaman geçirirken yine aynı üniversitede öğrenci olan Murat’la tanışır. Murat Emre’nin arkadaşıdır. Emre ise Aslı ile yakın arkadaştır. Murat zengin bir aileden geldiği için Aslı onun kendini beğenmiş, başına buyruk, kibirli biri olduğunu düşünmektedir. Murat Aslı’ya ilk tanışmada âşık olmuştur. Ancak onu etkilemenin zor olduğunu da bilmektedir. Ona Nazım Hikmet’in bir şiirini göndererek Aslı’yı aşkına ikna eder.</span></span></span><br />
<span style="color: #575757;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: 'Open Sans', sans-serif;" class="mycode_font">Aradan bir süre zaman geçer ve Aslı ile Murat sevgili olurlar. Bir gün birlikte Bursa’ya Murat’ın ailesinin yanına giderler ve Aslı, Murat’ın anne ve babası ile tanışır. Murat’ın ailesi geleneklerine bağlı bir yapıdadır. Aslı’yı gördüklerinde onu bir gelin kız olarak düşünemezler. Onların hayallerindeki gelin; evinin hanımı olacak, kocasına kaynanasına ve kayınbabasına hizmet edecek birisi olacaktır. Aslı ise onların istediğini tam tersine okumuş ve entelektüel düşünen, çalışma hayatına girmek isteyen bir kızdır. Murat’ın ailesinin bu istekleri karşısında iki genç karmakarışık duygular ve yaşam tarzı içerisine girerler. Bu aşk giderek imkânsız bir hal almaya başlar.</span></span></span><br />
<span style="color: #575757;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: 'Open Sans', sans-serif;" class="mycode_font">Aslı bu durumdan kurtulmak ve bu aşkı unutmak için Amerika’ya gitme bahanesiyle Murat’tan uzaklaşmaya karar verir. Orada kendine yeni bir hayat tarzı kurmaya başlar. Murat ise Türkiye’de kalarak Aslı’yı özlemeye başlar. Bir yandan da ailesini ikna etmeye çalışır ancak bunda pek başarılı olamaz. Aslı Amerika’dan Türkiye’ye dönme fikrine sıcak bakmaz. Sırf Türkiye’ye dönmemek ve Murat ile karşılaşmamak için Türkiye’deki en sevdiği arkadaşının nişanına bile gelmez. Lakin diğer yandan Türkiye’deki arkadaşları vasıtasıyla Murat’ın ne yaptığını ve onun hakkındaki gelişmeleri de takip etmekten geri durmaz.</span></span></span><br />
<span style="color: #575757;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: 'Open Sans', sans-serif;" class="mycode_font">Aradan bir süre zaman geçer ve Murat’ın babası hastalanarak çalışamaz hale gelir. Murat bunun üzerine babasının şirketlerinin başına geçerek çalışmaya başlar. Diğer yandan Murat’ın annesi de Murat’ı sıkıştırarak kendilerine uygun bir aile kızı ile evlendirmek için baskı yapar. Bu arada Aslı en yakın arkadaşının düğününe gelmek için baskıya maruz kalır ve daha fazla dayanamayıp düğün için Türkiye’ye döner. Düğünde Murat ile Aslı karşılaşır ve Murat onunla evlenmekten hala vazgeçmediğini söyler. Aslı ise bu aşkın mümkün olmadığını, bir çıkmaza doğru sürüklendiğini, o yüzden ona umut vermemek için de Amerika’da evlendiğini söyleyince Murat bu sözler üzerine yıkılır.</span></span></span><br />
<span style="color: #575757;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: 'Open Sans', sans-serif;" class="mycode_font">Aslı Amerika’ya döner ve Murat’ı unutarak hayatına kaldığı yerden devam etmeye çalışır. Hiç istemese de bir Amerikalı ile evlenip hayatını Amerika’da devam ettirmeye karar vermiştir ancak evliliği istediği gibi gitmez ve bir süre sonra Amerikalı kocasından boşanır. Bu olay üzerine Aslı Türkiye’ye dönmeye karar verir.</span></span></span><br />
<span style="color: #575757;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: 'Open Sans', sans-serif;" class="mycode_font">Türkiye’ye döndükten sonra Kader Aslı ile Murat’ın yollarını bir yerde tekrar kesiştirir. Aslı ile Murat ince duygulara ve sözlere girmeden birbirlerine hal hatır sorup normal bir eski arkadaşmış gibi davranırlar. Bu arada Murat evlenmiş ve bir kız çocuğu sahibi olmuştur. Aslı Murat’ın evlendiğine ve çocuğu olduğuna çok sevinir ancak Murat’ın kızının adını öğrenince şok geçirir. Murat’ın kızının adı aslıdır ve Murat ona Aslı’m diye hitap etmektedir.</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #575757;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: 'Open Sans', sans-serif;" class="mycode_font">Aslı İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme bölümünü okuyan kendi halinde bir genç kızdır. Arkadaşları ile birlikte zaman geçirirken yine aynı üniversitede öğrenci olan Murat’la tanışır. Murat Emre’nin arkadaşıdır. Emre ise Aslı ile yakın arkadaştır. Murat zengin bir aileden geldiği için Aslı onun kendini beğenmiş, başına buyruk, kibirli biri olduğunu düşünmektedir. Murat Aslı’ya ilk tanışmada âşık olmuştur. Ancak onu etkilemenin zor olduğunu da bilmektedir. Ona Nazım Hikmet’in bir şiirini göndererek Aslı’yı aşkına ikna eder.</span></span></span><br />
<span style="color: #575757;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: 'Open Sans', sans-serif;" class="mycode_font">Aradan bir süre zaman geçer ve Aslı ile Murat sevgili olurlar. Bir gün birlikte Bursa’ya Murat’ın ailesinin yanına giderler ve Aslı, Murat’ın anne ve babası ile tanışır. Murat’ın ailesi geleneklerine bağlı bir yapıdadır. Aslı’yı gördüklerinde onu bir gelin kız olarak düşünemezler. Onların hayallerindeki gelin; evinin hanımı olacak, kocasına kaynanasına ve kayınbabasına hizmet edecek birisi olacaktır. Aslı ise onların istediğini tam tersine okumuş ve entelektüel düşünen, çalışma hayatına girmek isteyen bir kızdır. Murat’ın ailesinin bu istekleri karşısında iki genç karmakarışık duygular ve yaşam tarzı içerisine girerler. Bu aşk giderek imkânsız bir hal almaya başlar.</span></span></span><br />
<span style="color: #575757;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: 'Open Sans', sans-serif;" class="mycode_font">Aslı bu durumdan kurtulmak ve bu aşkı unutmak için Amerika’ya gitme bahanesiyle Murat’tan uzaklaşmaya karar verir. Orada kendine yeni bir hayat tarzı kurmaya başlar. Murat ise Türkiye’de kalarak Aslı’yı özlemeye başlar. Bir yandan da ailesini ikna etmeye çalışır ancak bunda pek başarılı olamaz. Aslı Amerika’dan Türkiye’ye dönme fikrine sıcak bakmaz. Sırf Türkiye’ye dönmemek ve Murat ile karşılaşmamak için Türkiye’deki en sevdiği arkadaşının nişanına bile gelmez. Lakin diğer yandan Türkiye’deki arkadaşları vasıtasıyla Murat’ın ne yaptığını ve onun hakkındaki gelişmeleri de takip etmekten geri durmaz.</span></span></span><br />
<span style="color: #575757;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: 'Open Sans', sans-serif;" class="mycode_font">Aradan bir süre zaman geçer ve Murat’ın babası hastalanarak çalışamaz hale gelir. Murat bunun üzerine babasının şirketlerinin başına geçerek çalışmaya başlar. Diğer yandan Murat’ın annesi de Murat’ı sıkıştırarak kendilerine uygun bir aile kızı ile evlendirmek için baskı yapar. Bu arada Aslı en yakın arkadaşının düğününe gelmek için baskıya maruz kalır ve daha fazla dayanamayıp düğün için Türkiye’ye döner. Düğünde Murat ile Aslı karşılaşır ve Murat onunla evlenmekten hala vazgeçmediğini söyler. Aslı ise bu aşkın mümkün olmadığını, bir çıkmaza doğru sürüklendiğini, o yüzden ona umut vermemek için de Amerika’da evlendiğini söyleyince Murat bu sözler üzerine yıkılır.</span></span></span><br />
<span style="color: #575757;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: 'Open Sans', sans-serif;" class="mycode_font">Aslı Amerika’ya döner ve Murat’ı unutarak hayatına kaldığı yerden devam etmeye çalışır. Hiç istemese de bir Amerikalı ile evlenip hayatını Amerika’da devam ettirmeye karar vermiştir ancak evliliği istediği gibi gitmez ve bir süre sonra Amerikalı kocasından boşanır. Bu olay üzerine Aslı Türkiye’ye dönmeye karar verir.</span></span></span><br />
<span style="color: #575757;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: 'Open Sans', sans-serif;" class="mycode_font">Türkiye’ye döndükten sonra Kader Aslı ile Murat’ın yollarını bir yerde tekrar kesiştirir. Aslı ile Murat ince duygulara ve sözlere girmeden birbirlerine hal hatır sorup normal bir eski arkadaşmış gibi davranırlar. Bu arada Murat evlenmiş ve bir kız çocuğu sahibi olmuştur. Aslı Murat’ın evlendiğine ve çocuğu olduğuna çok sevinir ancak Murat’ın kızının adını öğrenince şok geçirir. Murat’ın kızının adı aslıdır ve Murat ona Aslı’m diye hitap etmektedir.</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Esimle Hic Tanismamisim...]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99157</link>
			<pubDate>Sat, 11 Jan 2014 07:32:25 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12535">acemhe</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99157</guid>
			<description><![CDATA[Oğlum bir hafta sonra evleniyor. Sorumluluk sahibi bir baba olarak ona öğüt vermem gerekiyor.Fakat bunu evde yapamam çünkü annesi ağız tadıyla öğüt vermeme izin vermez, sözü ağzımdan kapıp kendi devam eder. İş yerimden oğluma telefon açtım, â€œAkşam yemeğini dışarıda birlikte yiyelim.â€ dedim. Deniz kenarındaki bu şirin lokantada şimdi onu bekliyorum. Geliyor aslan parçası, yakışıklılığı da aynı ben. Yan masadaki kızlar gözleriyle oğlumu süzüyorlar. Bakmayın kızlar, onu kapan çoktan kaptı. Hoş beşten sonra konuya giriyorum.<br />
<br />
-Oğlum haftaya düğünün var, bir baba olarak sana bazı konularda yol yordam göstermem gerekiyor. Çocukluğunda suç işlediği zamanlardaki gibi birden bire kızardı. Kerata ne anlatacağımı zannettiyse!<br />
-Baba ben yirmi altı yaşındayım, bazı şeyleri biliyorum artık. <br />
-Ah senin o biliyorum zannettiğin konularda da çok bilmediğin çıkacak amaÂ ben o konulardan bahsetmeyeceğim. Keşke konuşabilseydik ama henüz o kadar modern olamadım. Â Rahat bir nefes aldı. Bu arada yemeklerimiz de geldi. Oğlumla şöyle keyif yaparak muhabbet edelim bakalım.<br />
<br />
-Kaç dil biliyorsun oğlum sen?<br />
-İngilizce, Fransızca, bir de Türkçeâ€™mle üç dil oluyor.-Bugün ben sana dördüncü dili öğreteceğim. Dilin adı Bükçe. Kadınlar tarafından kullanılır. Sen buna â€œkadın diliâ€ de diyebilirsin. Güldü. Güldüğü zaman benim yanağımdaki gibi küçük bir gamzesi var, o ortaya çıkıyor.<br />
-Kadınların ayrı bir dili mi var?<br />
-Tabii ki. Eğer kadın dilini bilirsen bir kadınla yaşamak dünyanın en büyük zevkidir, ama bu dili bilmezsen hayatın kararabilir. O yüzden bir kadınla mutlu olmak isteyen her erkek Bükçeâ€™yi öğrenmeli.<br />
- İyi de niye Bükçe?<br />
-Çünkü kadınlar konuşurken, genellikle söyleyecekleri sözü net söylemezler. Eğip bükerler; onun için dilin adını â€œBükçeâ€ koydum.<br />
-â€œBükçe zor bir dil mi baba?â€ diye sordu gülerek.<br />
-Bana bak, çok önemli bir konu ama eğleniyor gibisin, biraz ciddiye al. Bir kadınla mutlu olmak istiyorsan bu dili bilmen çok önemli. Çünkü kadınlar sözü bükerek bükçe konuşurlar sonra da senin sözün doğrusunu anlamanı beklerler. Felsefesini anlarsan kolay, anlamazsan zor. Mesela Çinli bir karın var, sen karına sürekli Fransızca â€œseni seviyorumâ€ diyorsun ama karın hiç Fransızca anlamıyor. Fransızca â€œseni seviyorumâ€ un onun için bir anlamı yoktur. Ona Çince seni seviyorum dediğinde seni anlayabilir.-Tamam baba, haklısın ciddiyetle dinliyorum. Peki, sence kadınlar neden bizimle aynı dili konuşmuyorlar, söyleyeceklerini direkt söylemiyorlar?<br />
<br />
-Bence bir kaç sebebi var. Birincisi, duygusal oldukları için,Â hayır cevabı alıp kırılmaktan korktuklarından sözlerini de dolaylı söylüyorlar. İkincisi,Â kadınlar dünyaya annelikle donanımlı olarak gönderildikleri için onların iletişim yetenekleri çok güçlü.-Bu konuda biz erkeklerden bir sıfır öndeler yani?<br />
<br />
-Ne bir sıfırı oğlum, en az on sıfır öndeler. Düşünsene, henüz konuşmayan, küçük bir çocuğun bile yüz ifadesinden ne demek istediğini hemen anlıyorlar. İşin kötüsü kendileri leb demeden leblebiyi anladıkları için biz erkekleri de kendileri gibi zannediyorlar. Onun için leb deyip bekliyorlar. Hatta bazen, leb demek zorunda kaldıkları için bile kızarlar. â€œNiye leb demek zorunda kalıyorum da o düşünmüyor?â€ diye canları sıkılır.<br />
<br />
-Biz de bazen Cananâ€™la böyle sorunlar yaşıyoruz. â€œNiye düşünmedin?â€ diye kızıyor bana.<br />
-Kızarlar oğlum, kızarlar. Kadınlar ince düşüncelidirler, detaycıdırlar, küçük şeyler gözlerinden hiç kaçmaz. Bizim de kendileri gibi düşünceli olmamızı beklerler, fakat erkekler onlar gibi değil. Biz bütüne odaklıyız, onlar detaya. Beyinlerimiz böyle çalışıyor.<br />
<br />
-Ne olacak baba o zaman, yok mu bu işin çaresi?<br />
-Var dedik ya oğlum, Bükçeâ€™yi öğreneceksin, bunun için buradayız. Hazır mısın?<br />
-Hazırım baba.<br />
-Bükçe bol kelime kullanılan bir dildir. Biz erkeklerin on kelime ile anlattığı bir konu, Bükçeâ€™de en az yüz kelime ile anlatılır. Dinlerken sabırlı olacaksın. Mesela karın o gün kendine elbise aldı, diyelim. Bunu sana â€œBugün bir elbise aldım.â€ diye söylemez. Elbise almak için dışarı çıktığından başlar, kaç mağazaya gittiğinden, almak için kaç elbise denediğinden, indirimlerden, yolda gördüğü tanıdıklarından, alırken yaptığı pazarlıktan devam eder ve sana kocaman bir hikaye anlatır.<br />
-Hikaye dili yani?<br />
-Aynen öyle. Sen akıllı bir erkek olarak ona asla, â€œHikaye anlatma, ana fikre gel, kısa kes.â€ demeyeceksin. Böyle bir şey dediğinde bittin demektir. İster öyle de, istersen â€œseni sevmiyorum.â€ de. İki durumda da â€œseni sevmiyorumâ€ demiş olacaksın.<br />
-Ne alakası var baba â€œseni sevmiyorumâ€ demekle â€œkısa anlatâ€ demenin?<br />
-Çok alakası var. Kadınlar dinlenmedikleri zaman sevilmediklerini düşünürler.<br />
-Bu önemli. Bükçeâ€™de dinlemek sevmektir diyorsun.<br />
-Aynen öyle. Devam edelim. Bükçe ima dolu bir dildir. Kadınlar konuşurken bir şeyler ima etmeyi severler. Biz erkekler de imalı konuşuyoruz diye düşünürler ve gözlerimizle onlara ne demek istediğimizi çözmeye çalışırlar. Oysa erkeklerin ima yeteneği pek gelişmemiştir. Bizim kastımız söylediğimiz şeydir.<br />
-Geçen hafta Canan bana â€œBir kaç kilo daha versem gelinliğin içinde daha iyi duracağım.â€ dedi. Ben de â€œBöyle de iyisin.â€ dedim. Canı sıkıldı, bir kaç saat surat astı. â€œ -Neyin var?â€ diye sordum. â€œHiçbir şeyim yok.â€ dedi. Sence nerede hata yaptım?<br />
-â€œBöyle de iyisinâ€ derken o â€œdeâ€ ekini orda kullanmamalıydın. Canan bunu şöyle anlamıştır. â€œBöyle de fena sayılmazsın, eh işte, idare edersin ama tabi daha da iyi, daha da güzel olabilirsin.â€<br />
-Peki, ne demem gerekiyordu?<br />
-Şunu hiç unutma. Kadınlar kendileri ile ilgili, giysileri ile ilgili ya da aileleri ile ilgili bir soru soruyorlarsa, kesinlikle iltifat bekliyorlardır. Es kaza eleştirmeye kalkarsan yandın. Bunu hiç unutmazlar. O gün â€œHayatım sen zaten Çok güzelsin, kilo vermeye falan bence ihtiyacın yok.â€ deseydin, günün zehir olmazdı. <br />
-Yani diyorsun ki bir kadın her daim güzeldir, her giydiği yakışır ve her kadının annesi bir hanımefendi, babası da beyefendidir. Bana ne yaparlarsa yapsınlar.<br />
-Aferin oğlum, çok hızlı anlıyorsun bana çekmişsin. Kadının, kendi anne babasıyla sorunu olsa, kendi eleştirir ama asla senin eleştirmeni kabul etmez. Bunu kendine hakaret olarak alır.-Ve asla unutmazlar, değil mi?<br />
-Aynen öyle. Yıllar önce annene, annesi için â€œBiraz cimri.â€ demiştim. Hala â€œSen benim annemi sevmezsin.â€ der ve annesi bize bir şey aldığında gözüme sokar, en çok göreceğim yere koyar.<br />
<br />
-Hadi o konularda dilimi tutarım da, şu ima işini çözmek zor geldi.<br />
-Zor gibi ama biraz gayret edersen çözersin. En önemlisi imaları anlayacaksın ama â€œSen şunu mu demek istiyorsun?â€ diye asla yüzüne vurmayacaksın.<br />
-Anladım. Anlayacaksın ama anladığını belli etmeyeceksin. Buna şöyle de diyebiliriz. O beni iğnelediğinde â€œNiye bana iğne batırıyorsun?â€ Diye sormayacağım, o iğneyi ben kendi kendime batırmışım gibi yapacağım.<br />
-Güzel ifade ettin oğlum. Mesela dün öğlen annen beni aradı. â€œAkşama tok mu geleceksin?â€ diye sordu. Beni biliyorsun akşam yemeklerinde hep evdeyimdir. Kırk yılda bir dışarıda yerim onu da haber veririm. Tabi ben hemen anladım annenin ne demek istediğini. â€œTok gel, yemekle uğraşmak istemiyorumâ€ demek istiyor. Anladım ama tabi â€œNe demek istiyorsun?â€ demedim.<br />
-Dün çok yorulmuştu baba, düğün alışverişine çıkmıştık.<br />
<br />
-Bunun pek çok sebebi olabilir. Yorulmuş olabilir, bir kabul gününden tok gelmiş olabilir, bin beş yüzüncü diyetine başlamış ve o gün yemekle uğraşmak istemiyor olabilir. Ama bunu biz erkekler gibi kısa yoldan â€œCanım benim karnım tok, sen de dışarıda bir şeyler ye, ya da yorgunum, gelirken bir şeyler getir yiyelim.â€ demez. Sanki böyle derse, iyi ev kadını rütbesi tozlanacak, mevki kaybedecek. İlla Bükçe anlatacak, asık bir yüzle karşılaşmamak için senin de anlaman gerekiyor. â€œHayır, evde yiyeceğim ama istersen hazır bir şeyler alıp geleyim, ne dersin? Dedim. â€œTamam.â€ dedi. Döneri sever biliyorsun, dün eve giderken, ekmek arası döner yaptırdım. Onun dönerini de porsiyon yaptırdım. Bunu düşündüğüm için ayrıca sevindi. O da diyette, düğünde daha zayıf görünme derdinde bu sıralar.<br />
<br />
-Bu Bükçeâ€™de kısa konuşma yok mu baba?-Var ama yerinde olsam hiç tercih etmezdim. Kadın konuşmuyorsa ya da kısa konuşuyorsa kesin ciddi bir sorun var demektir. Mesela baktın canı sıkkın, soruyorsun, â€œNeyin var?â€ diye. â€œHiçbir şeyim yok.â€ diyorsa, aman bir şeyi yokmuş diye bırakma. Yoksa az sonra, çok ilgisiz olduğundan yakınarak, ağlamaya başlar.<br />
-Bükçeâ€™de â€œHiçbir şey yok.â€ demek â€œ;Çok şey var, benimle ilgilen.â€ demek oluyor, o zaman.<br />
-Evet. Biz erkekler â€œBir şey yok.â€ diyorsak ya gerçekten bir şey yoktur, sadece başımızı dinlemek istiyoruzdur ya da bir şey vardır ama; â€œŞu anda konuşacak bir şey yok.â€ diyoruzdur. Her ikisinde de konuşmak istemiyoruzdur. Ama kadınlar ilgiyi sevgi olarak gördükleri için â€œBana değer veriyorsan, ilgilen ki anlatayım.â€ demek istiyordur. Çok nadiren gerçekten anlatmak istemiyor olabilir, o zaman da fazla üstüne varıp bunaltmayacaksın tabi.<br />
-Bir arkadaşım da â€œKadınların â€˜Peki.â€™ demesi tehlikelidirâ€ demişti.<br />
-Doğru. Bir kadının ağzından çıkan kuru bir â€˜pekiâ€™, â€˜olurâ€™, â€˜tamamâ€™ her zaman tehlikelidir. Bu Bükçeâ€™de â€œŞimdi tamam diyorum ama acısını daha sonra çıkaracağım.â€ demektir. Sana en kısa zamanda kesin bir ceza keser. Fakat pekinin yanında â€œPeki canım, olur hayatımâ€ gibi bir hoşluk ekliyorsa korkmaya gerek yok.<br />
-Zor bir dil baba.<br />
-Yok yok gözün korkmasın, her yabancı dil gibi. İlk başlarda biraz çalışacaksın, pratik yapacaksın, bazen hatalar yapacaksın, dikkat edeceksin sonra otomatiğe bağlanırsın. Kolay yanı şu; senin bükçe konuşman gerekmiyor. Dili anlaman yeterli.<br />
-Anlamak da pek kolay değil ama.<br />
-Korkma, o kadar zor değil. En önemli kuralları ben sana öğretiyorum zaten. Devam edelim. Kadınlar istediklerini söylemek zorunda kalınca, düşünemediğimiz için biz erkeklere kızarlar ve konuşurken suçlayarak konuşurlar; fakat suçladıklarının farkında olmazlar. Sitem ediyoruz zannederler.<br />
-Nasıl yani?<br />
-Mesela, karın sana â€œNe zamandır dışarı çıkmadık.â€ derse bunu suçlama olarak üstüne alma, canı seninle gezmek istiyordur, bunu sen düşünüp teklif etmediğin için kalbi kırılmıştır. Maksadı seni suçlamak değildir. â€œDaha geçenlerde gezmeye gittik.â€ gibi bir savunmaya girme. â€œTamam canım haklısın, ben de istiyorum, en kısa zamanda gideriz.â€ de, konu kapanır.Tabi ilk fırsatta da sözünü yerine getirirsen iyi olur.<br />
-Küçük ama önemli detaylar.<br />
-Aynen öyle. Mesela karın â€œÜşüdüm.â€ diyorsa, â€œÜstünü kalın giy.â€ demeni ya da kombiyi açmanı değil, ona sarılmanı istiyordur.<br />
-Keşke okullarda öğretselerdi biz erkeklere Bükçeâ€™yi. Ne kadar erken başlasak o kadar çabuk kavrayabilirdik belki.<br />
-Haklısın, aslında ben de sana öğretmek için geç kaldım. Neyse zararın neresinden dönülse kardır.-Not mu alsaydımâ€¦ Epeyce detayı varmış dilin.<br />
-Sen bilirsin oğlum, unutacaksan al. Keşke ben de not alıp gelseydim. Umarım sana eksik öğretmem. Şimdi aklıma geldi. Kadınların en nefret ettiği sözcük â€œFark etmez.â€dir. â€œFark etmezâ€i kadınlar â€œHiç umurumda değil, ne yaparsan yap.â€ diye anlarlar.<br />
-En değerli sözcük nedir?<br />
-Sen bil bakalım.<br />
-â€œSeni seviyorum.â€ herhalde.<br />
-Evet, kadınlar â€œSeni seviyorum.â€ sözünü sık sık duymak isterler. Biz erkekler â€œ;Söylemiştim, zaten biliyor.â€ diye bu konuda gaflete düşmemeliyiz.<br />
-Bükçe sadece konuşma dili midir baba? Bunun bir de davranış dili var gibi geliyor bana.<br />
<br />
-Zekan kesinlikle bana çekmiş. Ben de tam ona geliyordum. Davranışlar da çok önemli tabii. Kadınlar küçük şeylere önem verirler. Akşam ona sarıl, televizyon izliyorsan sarılarak izle. Gündüz onu düşündüğünü ifade etmek için kısacık da olsa bir mesaj gönder, küçük sürprizler yap. O yemek hazırlarken ona yardım et, salata yap, çay demle.<br />
-Akşam gelip sırt üstü yatmak yok yani.-Gözünde büyütme. Sayınca çok şey gibi görünüyor ama aslında bunlar zaman alacak, zor ve masraflı şeyler değil. Sen bu küçük şeylere dikkat et, zaten karın sana paşa gibi davranır, seni yormaz. Bir erkek bu küçük şeylere dikkat etmezse zamanını karısıyla büyük kavgalar yaparak geçirir. Sevgiyle geçirmek varken niye kavgayla geçiresin ki? Kadınlar çok vericidir ama, eğer sen hep alıp hiç vermezsen, bir gün birden patlarlar. Küçük küçük alırlarsa, büyük büyük verirler.<br />
<br />
-Tamam baba, bunlara dikkat edeceğim.<br />
- Garson yemek tabaklarını kaldırırken oğlumun telefonu çalmaya başladı. Belli ki nişanlısı arıyor, konuşmak için deniz kenarına doğru adımlamaya başladı. Az sonra geldi.<br />
-Baba çok teşekkür ederim. Bükçeâ€™yi anlamaya başladım. Canan aradı. â€œSalonun perdeleri ne renk olsun karar veremedim, yarın birlikte mi baksak?â€ dedi. Tam â€œFark etmez, sen seç.â€ diyecektim ki bunu senin söylediğin gibi â€œEv de perde de umurumda değil.â€ gibi anlayacağı aklıma geldi. â€œTabii canım, istersen birlikte bakabiliriz ama ben senin zevkine güveniyorum, sen seç istersen.â€ dedim, çok mutlu oldu. Kendi seçecek.<br />
-O zaten perdeyi çoktan seçmiştir de kadınlar illa yaptıklarını onaylatmak isterler. Birlikte de gitsen o seçtiği perdeyi almak isteyecektir. Biz erkekler onların ne demek istediklerini anlarsak, işlerden kolay sıyırırız.<br />
-Baba tekrar teşekkür ederim. Bu iyiliğini hiç unutmayacağım. Bana Bükçeâ€™yi öğretmeseydin halimi düşünmek bile istemiyorum.<br />
-Şanslısın oğlum. Benim seninki gibi bir babam yoktu. Bunları deneye yanıla öğrenmem yıllarımı aldı. Sen yine iyisin, hazıra kondun. Güle güle kullan, isteyene de öğret, herkes de güle güle kullansın. Kullansınlar ki yüzleri gülsün.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Oğlum bir hafta sonra evleniyor. Sorumluluk sahibi bir baba olarak ona öğüt vermem gerekiyor.Fakat bunu evde yapamam çünkü annesi ağız tadıyla öğüt vermeme izin vermez, sözü ağzımdan kapıp kendi devam eder. İş yerimden oğluma telefon açtım, â€œAkşam yemeğini dışarıda birlikte yiyelim.â€ dedim. Deniz kenarındaki bu şirin lokantada şimdi onu bekliyorum. Geliyor aslan parçası, yakışıklılığı da aynı ben. Yan masadaki kızlar gözleriyle oğlumu süzüyorlar. Bakmayın kızlar, onu kapan çoktan kaptı. Hoş beşten sonra konuya giriyorum.<br />
<br />
-Oğlum haftaya düğünün var, bir baba olarak sana bazı konularda yol yordam göstermem gerekiyor. Çocukluğunda suç işlediği zamanlardaki gibi birden bire kızardı. Kerata ne anlatacağımı zannettiyse!<br />
-Baba ben yirmi altı yaşındayım, bazı şeyleri biliyorum artık. <br />
-Ah senin o biliyorum zannettiğin konularda da çok bilmediğin çıkacak amaÂ ben o konulardan bahsetmeyeceğim. Keşke konuşabilseydik ama henüz o kadar modern olamadım. Â Rahat bir nefes aldı. Bu arada yemeklerimiz de geldi. Oğlumla şöyle keyif yaparak muhabbet edelim bakalım.<br />
<br />
-Kaç dil biliyorsun oğlum sen?<br />
-İngilizce, Fransızca, bir de Türkçeâ€™mle üç dil oluyor.-Bugün ben sana dördüncü dili öğreteceğim. Dilin adı Bükçe. Kadınlar tarafından kullanılır. Sen buna â€œkadın diliâ€ de diyebilirsin. Güldü. Güldüğü zaman benim yanağımdaki gibi küçük bir gamzesi var, o ortaya çıkıyor.<br />
-Kadınların ayrı bir dili mi var?<br />
-Tabii ki. Eğer kadın dilini bilirsen bir kadınla yaşamak dünyanın en büyük zevkidir, ama bu dili bilmezsen hayatın kararabilir. O yüzden bir kadınla mutlu olmak isteyen her erkek Bükçeâ€™yi öğrenmeli.<br />
- İyi de niye Bükçe?<br />
-Çünkü kadınlar konuşurken, genellikle söyleyecekleri sözü net söylemezler. Eğip bükerler; onun için dilin adını â€œBükçeâ€ koydum.<br />
-â€œBükçe zor bir dil mi baba?â€ diye sordu gülerek.<br />
-Bana bak, çok önemli bir konu ama eğleniyor gibisin, biraz ciddiye al. Bir kadınla mutlu olmak istiyorsan bu dili bilmen çok önemli. Çünkü kadınlar sözü bükerek bükçe konuşurlar sonra da senin sözün doğrusunu anlamanı beklerler. Felsefesini anlarsan kolay, anlamazsan zor. Mesela Çinli bir karın var, sen karına sürekli Fransızca â€œseni seviyorumâ€ diyorsun ama karın hiç Fransızca anlamıyor. Fransızca â€œseni seviyorumâ€ un onun için bir anlamı yoktur. Ona Çince seni seviyorum dediğinde seni anlayabilir.-Tamam baba, haklısın ciddiyetle dinliyorum. Peki, sence kadınlar neden bizimle aynı dili konuşmuyorlar, söyleyeceklerini direkt söylemiyorlar?<br />
<br />
-Bence bir kaç sebebi var. Birincisi, duygusal oldukları için,Â hayır cevabı alıp kırılmaktan korktuklarından sözlerini de dolaylı söylüyorlar. İkincisi,Â kadınlar dünyaya annelikle donanımlı olarak gönderildikleri için onların iletişim yetenekleri çok güçlü.-Bu konuda biz erkeklerden bir sıfır öndeler yani?<br />
<br />
-Ne bir sıfırı oğlum, en az on sıfır öndeler. Düşünsene, henüz konuşmayan, küçük bir çocuğun bile yüz ifadesinden ne demek istediğini hemen anlıyorlar. İşin kötüsü kendileri leb demeden leblebiyi anladıkları için biz erkekleri de kendileri gibi zannediyorlar. Onun için leb deyip bekliyorlar. Hatta bazen, leb demek zorunda kaldıkları için bile kızarlar. â€œNiye leb demek zorunda kalıyorum da o düşünmüyor?â€ diye canları sıkılır.<br />
<br />
-Biz de bazen Cananâ€™la böyle sorunlar yaşıyoruz. â€œNiye düşünmedin?â€ diye kızıyor bana.<br />
-Kızarlar oğlum, kızarlar. Kadınlar ince düşüncelidirler, detaycıdırlar, küçük şeyler gözlerinden hiç kaçmaz. Bizim de kendileri gibi düşünceli olmamızı beklerler, fakat erkekler onlar gibi değil. Biz bütüne odaklıyız, onlar detaya. Beyinlerimiz böyle çalışıyor.<br />
<br />
-Ne olacak baba o zaman, yok mu bu işin çaresi?<br />
-Var dedik ya oğlum, Bükçeâ€™yi öğreneceksin, bunun için buradayız. Hazır mısın?<br />
-Hazırım baba.<br />
-Bükçe bol kelime kullanılan bir dildir. Biz erkeklerin on kelime ile anlattığı bir konu, Bükçeâ€™de en az yüz kelime ile anlatılır. Dinlerken sabırlı olacaksın. Mesela karın o gün kendine elbise aldı, diyelim. Bunu sana â€œBugün bir elbise aldım.â€ diye söylemez. Elbise almak için dışarı çıktığından başlar, kaç mağazaya gittiğinden, almak için kaç elbise denediğinden, indirimlerden, yolda gördüğü tanıdıklarından, alırken yaptığı pazarlıktan devam eder ve sana kocaman bir hikaye anlatır.<br />
-Hikaye dili yani?<br />
-Aynen öyle. Sen akıllı bir erkek olarak ona asla, â€œHikaye anlatma, ana fikre gel, kısa kes.â€ demeyeceksin. Böyle bir şey dediğinde bittin demektir. İster öyle de, istersen â€œseni sevmiyorum.â€ de. İki durumda da â€œseni sevmiyorumâ€ demiş olacaksın.<br />
-Ne alakası var baba â€œseni sevmiyorumâ€ demekle â€œkısa anlatâ€ demenin?<br />
-Çok alakası var. Kadınlar dinlenmedikleri zaman sevilmediklerini düşünürler.<br />
-Bu önemli. Bükçeâ€™de dinlemek sevmektir diyorsun.<br />
-Aynen öyle. Devam edelim. Bükçe ima dolu bir dildir. Kadınlar konuşurken bir şeyler ima etmeyi severler. Biz erkekler de imalı konuşuyoruz diye düşünürler ve gözlerimizle onlara ne demek istediğimizi çözmeye çalışırlar. Oysa erkeklerin ima yeteneği pek gelişmemiştir. Bizim kastımız söylediğimiz şeydir.<br />
-Geçen hafta Canan bana â€œBir kaç kilo daha versem gelinliğin içinde daha iyi duracağım.â€ dedi. Ben de â€œBöyle de iyisin.â€ dedim. Canı sıkıldı, bir kaç saat surat astı. â€œ -Neyin var?â€ diye sordum. â€œHiçbir şeyim yok.â€ dedi. Sence nerede hata yaptım?<br />
-â€œBöyle de iyisinâ€ derken o â€œdeâ€ ekini orda kullanmamalıydın. Canan bunu şöyle anlamıştır. â€œBöyle de fena sayılmazsın, eh işte, idare edersin ama tabi daha da iyi, daha da güzel olabilirsin.â€<br />
-Peki, ne demem gerekiyordu?<br />
-Şunu hiç unutma. Kadınlar kendileri ile ilgili, giysileri ile ilgili ya da aileleri ile ilgili bir soru soruyorlarsa, kesinlikle iltifat bekliyorlardır. Es kaza eleştirmeye kalkarsan yandın. Bunu hiç unutmazlar. O gün â€œHayatım sen zaten Çok güzelsin, kilo vermeye falan bence ihtiyacın yok.â€ deseydin, günün zehir olmazdı. <br />
-Yani diyorsun ki bir kadın her daim güzeldir, her giydiği yakışır ve her kadının annesi bir hanımefendi, babası da beyefendidir. Bana ne yaparlarsa yapsınlar.<br />
-Aferin oğlum, çok hızlı anlıyorsun bana çekmişsin. Kadının, kendi anne babasıyla sorunu olsa, kendi eleştirir ama asla senin eleştirmeni kabul etmez. Bunu kendine hakaret olarak alır.-Ve asla unutmazlar, değil mi?<br />
-Aynen öyle. Yıllar önce annene, annesi için â€œBiraz cimri.â€ demiştim. Hala â€œSen benim annemi sevmezsin.â€ der ve annesi bize bir şey aldığında gözüme sokar, en çok göreceğim yere koyar.<br />
<br />
-Hadi o konularda dilimi tutarım da, şu ima işini çözmek zor geldi.<br />
-Zor gibi ama biraz gayret edersen çözersin. En önemlisi imaları anlayacaksın ama â€œSen şunu mu demek istiyorsun?â€ diye asla yüzüne vurmayacaksın.<br />
-Anladım. Anlayacaksın ama anladığını belli etmeyeceksin. Buna şöyle de diyebiliriz. O beni iğnelediğinde â€œNiye bana iğne batırıyorsun?â€ Diye sormayacağım, o iğneyi ben kendi kendime batırmışım gibi yapacağım.<br />
-Güzel ifade ettin oğlum. Mesela dün öğlen annen beni aradı. â€œAkşama tok mu geleceksin?â€ diye sordu. Beni biliyorsun akşam yemeklerinde hep evdeyimdir. Kırk yılda bir dışarıda yerim onu da haber veririm. Tabi ben hemen anladım annenin ne demek istediğini. â€œTok gel, yemekle uğraşmak istemiyorumâ€ demek istiyor. Anladım ama tabi â€œNe demek istiyorsun?â€ demedim.<br />
-Dün çok yorulmuştu baba, düğün alışverişine çıkmıştık.<br />
<br />
-Bunun pek çok sebebi olabilir. Yorulmuş olabilir, bir kabul gününden tok gelmiş olabilir, bin beş yüzüncü diyetine başlamış ve o gün yemekle uğraşmak istemiyor olabilir. Ama bunu biz erkekler gibi kısa yoldan â€œCanım benim karnım tok, sen de dışarıda bir şeyler ye, ya da yorgunum, gelirken bir şeyler getir yiyelim.â€ demez. Sanki böyle derse, iyi ev kadını rütbesi tozlanacak, mevki kaybedecek. İlla Bükçe anlatacak, asık bir yüzle karşılaşmamak için senin de anlaman gerekiyor. â€œHayır, evde yiyeceğim ama istersen hazır bir şeyler alıp geleyim, ne dersin? Dedim. â€œTamam.â€ dedi. Döneri sever biliyorsun, dün eve giderken, ekmek arası döner yaptırdım. Onun dönerini de porsiyon yaptırdım. Bunu düşündüğüm için ayrıca sevindi. O da diyette, düğünde daha zayıf görünme derdinde bu sıralar.<br />
<br />
-Bu Bükçeâ€™de kısa konuşma yok mu baba?-Var ama yerinde olsam hiç tercih etmezdim. Kadın konuşmuyorsa ya da kısa konuşuyorsa kesin ciddi bir sorun var demektir. Mesela baktın canı sıkkın, soruyorsun, â€œNeyin var?â€ diye. â€œHiçbir şeyim yok.â€ diyorsa, aman bir şeyi yokmuş diye bırakma. Yoksa az sonra, çok ilgisiz olduğundan yakınarak, ağlamaya başlar.<br />
-Bükçeâ€™de â€œHiçbir şey yok.â€ demek â€œ;Çok şey var, benimle ilgilen.â€ demek oluyor, o zaman.<br />
-Evet. Biz erkekler â€œBir şey yok.â€ diyorsak ya gerçekten bir şey yoktur, sadece başımızı dinlemek istiyoruzdur ya da bir şey vardır ama; â€œŞu anda konuşacak bir şey yok.â€ diyoruzdur. Her ikisinde de konuşmak istemiyoruzdur. Ama kadınlar ilgiyi sevgi olarak gördükleri için â€œBana değer veriyorsan, ilgilen ki anlatayım.â€ demek istiyordur. Çok nadiren gerçekten anlatmak istemiyor olabilir, o zaman da fazla üstüne varıp bunaltmayacaksın tabi.<br />
-Bir arkadaşım da â€œKadınların â€˜Peki.â€™ demesi tehlikelidirâ€ demişti.<br />
-Doğru. Bir kadının ağzından çıkan kuru bir â€˜pekiâ€™, â€˜olurâ€™, â€˜tamamâ€™ her zaman tehlikelidir. Bu Bükçeâ€™de â€œŞimdi tamam diyorum ama acısını daha sonra çıkaracağım.â€ demektir. Sana en kısa zamanda kesin bir ceza keser. Fakat pekinin yanında â€œPeki canım, olur hayatımâ€ gibi bir hoşluk ekliyorsa korkmaya gerek yok.<br />
-Zor bir dil baba.<br />
-Yok yok gözün korkmasın, her yabancı dil gibi. İlk başlarda biraz çalışacaksın, pratik yapacaksın, bazen hatalar yapacaksın, dikkat edeceksin sonra otomatiğe bağlanırsın. Kolay yanı şu; senin bükçe konuşman gerekmiyor. Dili anlaman yeterli.<br />
-Anlamak da pek kolay değil ama.<br />
-Korkma, o kadar zor değil. En önemli kuralları ben sana öğretiyorum zaten. Devam edelim. Kadınlar istediklerini söylemek zorunda kalınca, düşünemediğimiz için biz erkeklere kızarlar ve konuşurken suçlayarak konuşurlar; fakat suçladıklarının farkında olmazlar. Sitem ediyoruz zannederler.<br />
-Nasıl yani?<br />
-Mesela, karın sana â€œNe zamandır dışarı çıkmadık.â€ derse bunu suçlama olarak üstüne alma, canı seninle gezmek istiyordur, bunu sen düşünüp teklif etmediğin için kalbi kırılmıştır. Maksadı seni suçlamak değildir. â€œDaha geçenlerde gezmeye gittik.â€ gibi bir savunmaya girme. â€œTamam canım haklısın, ben de istiyorum, en kısa zamanda gideriz.â€ de, konu kapanır.Tabi ilk fırsatta da sözünü yerine getirirsen iyi olur.<br />
-Küçük ama önemli detaylar.<br />
-Aynen öyle. Mesela karın â€œÜşüdüm.â€ diyorsa, â€œÜstünü kalın giy.â€ demeni ya da kombiyi açmanı değil, ona sarılmanı istiyordur.<br />
-Keşke okullarda öğretselerdi biz erkeklere Bükçeâ€™yi. Ne kadar erken başlasak o kadar çabuk kavrayabilirdik belki.<br />
-Haklısın, aslında ben de sana öğretmek için geç kaldım. Neyse zararın neresinden dönülse kardır.-Not mu alsaydımâ€¦ Epeyce detayı varmış dilin.<br />
-Sen bilirsin oğlum, unutacaksan al. Keşke ben de not alıp gelseydim. Umarım sana eksik öğretmem. Şimdi aklıma geldi. Kadınların en nefret ettiği sözcük â€œFark etmez.â€dir. â€œFark etmezâ€i kadınlar â€œHiç umurumda değil, ne yaparsan yap.â€ diye anlarlar.<br />
-En değerli sözcük nedir?<br />
-Sen bil bakalım.<br />
-â€œSeni seviyorum.â€ herhalde.<br />
-Evet, kadınlar â€œSeni seviyorum.â€ sözünü sık sık duymak isterler. Biz erkekler â€œ;Söylemiştim, zaten biliyor.â€ diye bu konuda gaflete düşmemeliyiz.<br />
-Bükçe sadece konuşma dili midir baba? Bunun bir de davranış dili var gibi geliyor bana.<br />
<br />
-Zekan kesinlikle bana çekmiş. Ben de tam ona geliyordum. Davranışlar da çok önemli tabii. Kadınlar küçük şeylere önem verirler. Akşam ona sarıl, televizyon izliyorsan sarılarak izle. Gündüz onu düşündüğünü ifade etmek için kısacık da olsa bir mesaj gönder, küçük sürprizler yap. O yemek hazırlarken ona yardım et, salata yap, çay demle.<br />
-Akşam gelip sırt üstü yatmak yok yani.-Gözünde büyütme. Sayınca çok şey gibi görünüyor ama aslında bunlar zaman alacak, zor ve masraflı şeyler değil. Sen bu küçük şeylere dikkat et, zaten karın sana paşa gibi davranır, seni yormaz. Bir erkek bu küçük şeylere dikkat etmezse zamanını karısıyla büyük kavgalar yaparak geçirir. Sevgiyle geçirmek varken niye kavgayla geçiresin ki? Kadınlar çok vericidir ama, eğer sen hep alıp hiç vermezsen, bir gün birden patlarlar. Küçük küçük alırlarsa, büyük büyük verirler.<br />
<br />
-Tamam baba, bunlara dikkat edeceğim.<br />
- Garson yemek tabaklarını kaldırırken oğlumun telefonu çalmaya başladı. Belli ki nişanlısı arıyor, konuşmak için deniz kenarına doğru adımlamaya başladı. Az sonra geldi.<br />
-Baba çok teşekkür ederim. Bükçeâ€™yi anlamaya başladım. Canan aradı. â€œSalonun perdeleri ne renk olsun karar veremedim, yarın birlikte mi baksak?â€ dedi. Tam â€œFark etmez, sen seç.â€ diyecektim ki bunu senin söylediğin gibi â€œEv de perde de umurumda değil.â€ gibi anlayacağı aklıma geldi. â€œTabii canım, istersen birlikte bakabiliriz ama ben senin zevkine güveniyorum, sen seç istersen.â€ dedim, çok mutlu oldu. Kendi seçecek.<br />
-O zaten perdeyi çoktan seçmiştir de kadınlar illa yaptıklarını onaylatmak isterler. Birlikte de gitsen o seçtiği perdeyi almak isteyecektir. Biz erkekler onların ne demek istediklerini anlarsak, işlerden kolay sıyırırız.<br />
-Baba tekrar teşekkür ederim. Bu iyiliğini hiç unutmayacağım. Bana Bükçeâ€™yi öğretmeseydin halimi düşünmek bile istemiyorum.<br />
-Şanslısın oğlum. Benim seninki gibi bir babam yoktu. Bunları deneye yanıla öğrenmem yıllarımı aldı. Sen yine iyisin, hazıra kondun. Güle güle kullan, isteyene de öğret, herkes de güle güle kullansın. Kullansınlar ki yüzleri gülsün.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kitap Fuarı]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=98454</link>
			<pubDate>Fri, 30 Mar 2012 07:27:10 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=11358">sıla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=98454</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.morkitaplik.com/wp-content/uploads/2012/03/ankara-kitap-fuari1.jpg" loading="lazy"  alt="ankara-kitap-fuari1.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #2d3290;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: 10pt;" class="mycode_size"><div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Her yıl geleneksel olarak düzenlenen Ankara Kitap Fuarı'nın 6.sı 23 Mart-1 Nisan tarihleri arasında AKM'de gerçekleştirilecek. </div></span></span></span></span> <br />
<br />
Kitapseverler bu yıl da <a href="http://www.morkitaplik.com/tag/ankara-kitap-fuari/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Ankara Kitap Fuarı</a>â€™nda buluşuyor. Birçok kitabevinin, yayınevinin ve yazarların katılacağı fuarı sakın kaçırmayın.<br />
Her yıl düzenlenen Ankara Kitap Fuarı, bu yıl da her zamanki gibi <a href="http://www.morkitaplik.com/tag/ataturk-kultur-merkezi/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Atatürk Kültür Merkezi</a>â€™nde kurulacak. Fuar alanı yine her yıl olduğu gibi kitapkurtlarının katılımıyla şenlenecek. Fuar boyunca sevdiğiniz yazarların kitaplarına indirimli fiyatlarla ulaşabilirsiniz. Ayrıca birçok yazar Ankara Kitap Fuarıâ€™nda okuyucularıyla buluşacak, kitaplarını imzalayacak.<br />
Ankara Kitap Fuarı <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">23 Mart â€“ 1 Nisan 2012</span> tarihleri boyunca Atatürk Kültür Merkeziâ€™nde kurulu olacak.<br />
<br />
Dün fuardaydım kitap kurtları derken ben den bahsediyo <img src="https://duygusuz.com/images/smilies/biggrin.png" alt="Big Grin" title="Big Grin" class="smilie smilie_4" /> aman Allahımmmmmmm kitap kitap kitap... kitapların kokusuna bile bayılıyorum İstanbulda da bu şekilde fuarlar olsa en çok okumak istediğim kitapları süper indirimlerle aldım <img src="https://duygusuz.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.morkitaplik.com/wp-content/uploads/2012/03/ankara-kitap-fuari1.jpg" loading="lazy"  alt="ankara-kitap-fuari1.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #2d3290;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: 10pt;" class="mycode_size"><div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Her yıl geleneksel olarak düzenlenen Ankara Kitap Fuarı'nın 6.sı 23 Mart-1 Nisan tarihleri arasında AKM'de gerçekleştirilecek. </div></span></span></span></span> <br />
<br />
Kitapseverler bu yıl da <a href="http://www.morkitaplik.com/tag/ankara-kitap-fuari/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Ankara Kitap Fuarı</a>â€™nda buluşuyor. Birçok kitabevinin, yayınevinin ve yazarların katılacağı fuarı sakın kaçırmayın.<br />
Her yıl düzenlenen Ankara Kitap Fuarı, bu yıl da her zamanki gibi <a href="http://www.morkitaplik.com/tag/ataturk-kultur-merkezi/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Atatürk Kültür Merkezi</a>â€™nde kurulacak. Fuar alanı yine her yıl olduğu gibi kitapkurtlarının katılımıyla şenlenecek. Fuar boyunca sevdiğiniz yazarların kitaplarına indirimli fiyatlarla ulaşabilirsiniz. Ayrıca birçok yazar Ankara Kitap Fuarıâ€™nda okuyucularıyla buluşacak, kitaplarını imzalayacak.<br />
Ankara Kitap Fuarı <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">23 Mart â€“ 1 Nisan 2012</span> tarihleri boyunca Atatürk Kültür Merkeziâ€™nde kurulu olacak.<br />
<br />
Dün fuardaydım kitap kurtları derken ben den bahsediyo <img src="https://duygusuz.com/images/smilies/biggrin.png" alt="Big Grin" title="Big Grin" class="smilie smilie_4" /> aman Allahımmmmmmm kitap kitap kitap... kitapların kokusuna bile bayılıyorum İstanbulda da bu şekilde fuarlar olsa en çok okumak istediğim kitapları süper indirimlerle aldım <img src="https://duygusuz.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Topraktaki kan izleri- Ibrahim Mutlu]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=98387</link>
			<pubDate>Tue, 27 Mar 2012 16:42:31 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12921">Hasretiim</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=98387</guid>
			<description><![CDATA[<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><div style="text-align: center;" class="mycode_align">Kitap Özet<br />
<br />
"İnsanlar hür olarak doğar, ama her yerde zincire vurulmuş olarak yaşarlar."<br />
<br />
-Jean Jacgues Rousseau-<br />
<br />
...Ağalar toplantısında Zozan Ağa, karşısındaki ağalara döndü. Bakışlarını tek tek üstlerinde gezdirdi. "Senin eline kan bulaşmaz. Maşa varken ateşin koru elle tutulmaz. Bu tarlalar, araziler gökten zembille inmedi size. Birileri getirip de avucunuza koyarak buyurun da demedi. Sizler babanızdan, dedenizden gelen ağalığı sürdürüyorsunuz. Onlar, binlerce dönüm araziyi, onlarca köyü nasıl elde ettiklerini anlatmadılar mı? Bunca servete sahip olmanın yollarını ve ağalığın nasıl oluştuğunu siz benden daha iyi bilirsiniz. Sürülen tarlalarda insan kemikleri çıkıyor, üstünden asırlar geçse de o tarlalardaki topraklarda hala kan izleri duruyor. Kiminden zorla, kimini öldürerek, kimini buralardan sürerek o mala mülke sahip oldunuz. Bu mu sizin övündüğünüz mertlik." dediğinde, diğer ağalar hiç beklemedikleri cevap karşısında suskun kalarak ne yapacaklarını, nasıl cevap vereceklerini şaşırarak birbirlerine baktılar...<br />
<br />
Güneydoğu'da sıkça yaşanan aşiret/aile içi şiddeti, ağa-maraba ilişkilerini saydamlaştırıyor. Bölgenin toplumsal yapısına bugün de egemen olan feodal düzenin çarpıklıklarını, bireyler üzerindeki yaşamsal etkilerini sergiliyor. Okumaya değer bir roman.<br />
<br />
-Deniz H. Kavukçuoğlu-Gazeteci-Yazar<br />
<br />
(Tanıtım Bülteninden)<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.ilknokta.com/urun/T/134352.jpg" loading="lazy"  alt="134352.jpg" class="mycode_img" /><br />
<br />
Topraktaki Kan İzleri<br />
İbrahim Mutlu<br />
Romantik Kitap<br />
Fiyatı : 18,00 TL<br />
Mart 2012<br />
480 sayfa<br />
ISBN: 9786054336791 </div></blockquote>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><div style="text-align: center;" class="mycode_align">Kitap Özet<br />
<br />
"İnsanlar hür olarak doğar, ama her yerde zincire vurulmuş olarak yaşarlar."<br />
<br />
-Jean Jacgues Rousseau-<br />
<br />
...Ağalar toplantısında Zozan Ağa, karşısındaki ağalara döndü. Bakışlarını tek tek üstlerinde gezdirdi. "Senin eline kan bulaşmaz. Maşa varken ateşin koru elle tutulmaz. Bu tarlalar, araziler gökten zembille inmedi size. Birileri getirip de avucunuza koyarak buyurun da demedi. Sizler babanızdan, dedenizden gelen ağalığı sürdürüyorsunuz. Onlar, binlerce dönüm araziyi, onlarca köyü nasıl elde ettiklerini anlatmadılar mı? Bunca servete sahip olmanın yollarını ve ağalığın nasıl oluştuğunu siz benden daha iyi bilirsiniz. Sürülen tarlalarda insan kemikleri çıkıyor, üstünden asırlar geçse de o tarlalardaki topraklarda hala kan izleri duruyor. Kiminden zorla, kimini öldürerek, kimini buralardan sürerek o mala mülke sahip oldunuz. Bu mu sizin övündüğünüz mertlik." dediğinde, diğer ağalar hiç beklemedikleri cevap karşısında suskun kalarak ne yapacaklarını, nasıl cevap vereceklerini şaşırarak birbirlerine baktılar...<br />
<br />
Güneydoğu'da sıkça yaşanan aşiret/aile içi şiddeti, ağa-maraba ilişkilerini saydamlaştırıyor. Bölgenin toplumsal yapısına bugün de egemen olan feodal düzenin çarpıklıklarını, bireyler üzerindeki yaşamsal etkilerini sergiliyor. Okumaya değer bir roman.<br />
<br />
-Deniz H. Kavukçuoğlu-Gazeteci-Yazar<br />
<br />
(Tanıtım Bülteninden)<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.ilknokta.com/urun/T/134352.jpg" loading="lazy"  alt="134352.jpg" class="mycode_img" /><br />
<br />
Topraktaki Kan İzleri<br />
İbrahim Mutlu<br />
Romantik Kitap<br />
Fiyatı : 18,00 TL<br />
Mart 2012<br />
480 sayfa<br />
ISBN: 9786054336791 </div></blockquote>
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nefes Nefese]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=98012</link>
			<pubDate>Mon, 27 Feb 2012 10:57:18 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=11358">sıla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=98012</guid>
			<description><![CDATA[ <img src="http://www.kitapokuyoruz.com/kapak/705-Nefes-Nefese.jpg" loading="lazy"  alt="705-Nefes-Nefese.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<br />
Son Osmanlı paşalarından Fazıl Reşat'ın kızı Selva ile, aşık olduğu Musevi genci Rafael, evlenmelerine karşı çıkan aileleri tarafından dışlanınca Fransa'ya giderler. Ancak burada da huzur bulamayacak, İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla, bu kez de Hitler'in ağına takılacaklardır. Etraflarını saran Nazi çemberi gitgide daralırken, her an tutuklanıp kamplara yollanma korkusuyla yaşamaktadırlar...<br />
<br />
İşte tam o yıllarda Türkiye, savaşın ateşine bulaşmadan, Almanlarla Müttefikler arasında gerili ince ipte, bir cambaz maharetiyle yürümeye çalışmaktadır...<br />
<br />
Ayşe Kulin bu yeni romanında, hem ülkeyi savaşın ortasından başarıyla geçiren kadronun hem de Selva ile Rafael'in zor aşkının peşine düşerek, İstanbul'dan Marsilya'ya, Ankara'dan Kahire'ye kadar uzanırken, kendi canları pahasına yüzlerce Yahudi'yi Nazi kıyımından kurtaran Türk diplomatlarının kahramanlıklarını da gün ışığına çıkarıyor...<br />
<br />
Nefes Nefese, yazarın diğer yapıtları gibi nefes nefese okuyacağınız, gerçek olaylarla örülmüş bir yakın tarih, aşk ve kaçış romanı... <br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <img src="http://www.kitapokuyoruz.com/kapak/705-Nefes-Nefese.jpg" loading="lazy"  alt="705-Nefes-Nefese.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<br />
Son Osmanlı paşalarından Fazıl Reşat'ın kızı Selva ile, aşık olduğu Musevi genci Rafael, evlenmelerine karşı çıkan aileleri tarafından dışlanınca Fransa'ya giderler. Ancak burada da huzur bulamayacak, İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla, bu kez de Hitler'in ağına takılacaklardır. Etraflarını saran Nazi çemberi gitgide daralırken, her an tutuklanıp kamplara yollanma korkusuyla yaşamaktadırlar...<br />
<br />
İşte tam o yıllarda Türkiye, savaşın ateşine bulaşmadan, Almanlarla Müttefikler arasında gerili ince ipte, bir cambaz maharetiyle yürümeye çalışmaktadır...<br />
<br />
Ayşe Kulin bu yeni romanında, hem ülkeyi savaşın ortasından başarıyla geçiren kadronun hem de Selva ile Rafael'in zor aşkının peşine düşerek, İstanbul'dan Marsilya'ya, Ankara'dan Kahire'ye kadar uzanırken, kendi canları pahasına yüzlerce Yahudi'yi Nazi kıyımından kurtaran Türk diplomatlarının kahramanlıklarını da gün ışığına çıkarıyor...<br />
<br />
Nefes Nefese, yazarın diğer yapıtları gibi nefes nefese okuyacağınız, gerçek olaylarla örülmüş bir yakın tarih, aşk ve kaçış romanı... <br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Serdar Oğuz-Kimi terkettiysem unutamadı]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=97803</link>
			<pubDate>Fri, 10 Feb 2012 09:52:19 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16062">ZencefiL</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=97803</guid>
			<description><![CDATA[ <img src="http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/00000003600/0000000360052_5_1.jpg" loading="lazy"  alt="0000000360052_5_1.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<span style="font-family: Geneva;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><div style="text-align: left;" class="mycode_align">Aşk, sigara gibiydiâ€¦ Ama erkeğinin içtiği sigarayı, hiçbir zaman dudaklarında hissedemedi yazık ki! Sadece dumanıyla yetinmiş, izmaritler basılmasına izin vermişti tüm vücuduna. Pasif içtiği aşkla verem olmuştu sonunda, fazladan bir izmarit daha basılacak yer kalmadığında.</div>
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align">Güzeller güzeli Damlaâ€¦ Öylesine özverili, öylesine almadan vermeyi erdem bilip, öylesine karşılıksız sevmişti ki, hep daha fazlasını istemişlerdi. Nasılsa hiç gitmeyeceğini düşünmüşlerdi. Ama sonunda her kadın, "kendinde kalmak" için gitmez miydi?</div>
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align">Ve Mehmetâ€¦ Son ukdesiydi, yaban aşkların tırnak izleriyle eskiyip yenileyemediği bedeni. Biliyordu, bir gün dualarındaki kadının, el ayasıyla sevip aşındıracağını, zamanla kapatacağını vücudundaki tüm yaban çiziklerini.</div>
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align">Birinin kimsesi yoktu, diğeri kalabalıktı. İkisi de çok yalnız, sayılarsa yalnızlığa faydasızdı.</div>
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align">Erkeğin duaları, kadının masalları vardı. Bir gün dualardaki kadın, masallardaki erkekle karşılaştı. Kadın ne kadar masumsa, erkek o denli günahlıydı, ama ikisi de saf Ã¢şıktı. Kaderse dualarda saklıydı! Ve erkek son kez Allah'a sığındı. Ã‚şık olduğu kadının teniyle arlanmış avuçlarını açıp yalvardı, "Ey Tanrım! Bu aşkı da veresiye bahşettiysen, alacak defterinde kapanmayı bekleyen bir hesap daha kalmışsa, bunu o gelmeden tahsil ettirmeliydin şeytanına. Affet! Artık çok geç!</div>
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align">Ona duyduğum aşk, kıyas götürmez hiçbir mukadderatla."</div></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Geneva;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><div style="text-align: left;" class="mycode_align">
</div></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Geneva;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><div style="text-align: left;" class="mycode_align">yazar: Serdar Oğuz</div></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Geneva;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><div style="text-align: left;" class="mycode_align">sayfa sayısı:256</div></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Geneva;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><div style="text-align: left;" class="mycode_align">yayınevi<img src="https://duygusuz.com/images/smilies/biggrin.png" alt="Big Grin" title="Big Grin" class="smilie smilie_4" />estek Yayınları</div></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Geneva;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><div style="text-align: left;" class="mycode_align">
</div></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Geneva;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><div style="text-align: left;" class="mycode_align">
</div></span></span></span></span><div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="color: #006666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Geneva;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">bunuda almalıyımmm </span></span></span></span> <img src="https://duygusuz.com/images/smilies/angel.png" alt="Angel" title="Angel" class="smilie smilie_10" /> </span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <img src="http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/00000003600/0000000360052_5_1.jpg" loading="lazy"  alt="0000000360052_5_1.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<span style="font-family: Geneva;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><div style="text-align: left;" class="mycode_align">Aşk, sigara gibiydiâ€¦ Ama erkeğinin içtiği sigarayı, hiçbir zaman dudaklarında hissedemedi yazık ki! Sadece dumanıyla yetinmiş, izmaritler basılmasına izin vermişti tüm vücuduna. Pasif içtiği aşkla verem olmuştu sonunda, fazladan bir izmarit daha basılacak yer kalmadığında.</div>
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align">Güzeller güzeli Damlaâ€¦ Öylesine özverili, öylesine almadan vermeyi erdem bilip, öylesine karşılıksız sevmişti ki, hep daha fazlasını istemişlerdi. Nasılsa hiç gitmeyeceğini düşünmüşlerdi. Ama sonunda her kadın, "kendinde kalmak" için gitmez miydi?</div>
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align">Ve Mehmetâ€¦ Son ukdesiydi, yaban aşkların tırnak izleriyle eskiyip yenileyemediği bedeni. Biliyordu, bir gün dualarındaki kadının, el ayasıyla sevip aşındıracağını, zamanla kapatacağını vücudundaki tüm yaban çiziklerini.</div>
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align">Birinin kimsesi yoktu, diğeri kalabalıktı. İkisi de çok yalnız, sayılarsa yalnızlığa faydasızdı.</div>
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align">Erkeğin duaları, kadının masalları vardı. Bir gün dualardaki kadın, masallardaki erkekle karşılaştı. Kadın ne kadar masumsa, erkek o denli günahlıydı, ama ikisi de saf Ã¢şıktı. Kaderse dualarda saklıydı! Ve erkek son kez Allah'a sığındı. Ã‚şık olduğu kadının teniyle arlanmış avuçlarını açıp yalvardı, "Ey Tanrım! Bu aşkı da veresiye bahşettiysen, alacak defterinde kapanmayı bekleyen bir hesap daha kalmışsa, bunu o gelmeden tahsil ettirmeliydin şeytanına. Affet! Artık çok geç!</div>
<br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align">Ona duyduğum aşk, kıyas götürmez hiçbir mukadderatla."</div></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Geneva;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><div style="text-align: left;" class="mycode_align">
</div></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Geneva;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><div style="text-align: left;" class="mycode_align">yazar: Serdar Oğuz</div></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Geneva;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><div style="text-align: left;" class="mycode_align">sayfa sayısı:256</div></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Geneva;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><div style="text-align: left;" class="mycode_align">yayınevi<img src="https://duygusuz.com/images/smilies/biggrin.png" alt="Big Grin" title="Big Grin" class="smilie smilie_4" />estek Yayınları</div></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Geneva;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><div style="text-align: left;" class="mycode_align">
</div></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Geneva;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><div style="text-align: left;" class="mycode_align">
</div></span></span></span></span><div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="color: #006666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Geneva;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">bunuda almalıyımmm </span></span></span></span> <img src="https://duygusuz.com/images/smilies/angel.png" alt="Angel" title="Angel" class="smilie smilie_10" /> </span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Saplantı]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=97785</link>
			<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 08:43:05 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=11358">sıla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=97785</guid>
			<description><![CDATA[ <img src="http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/00000003587/0000000358779_3_1.jpg" loading="lazy"  alt="0000000358779_3_1.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Senin fotoğrafındıâ€¦ Bir dergide gördümâ€¦ Tabii ki olgunlaşmışsın. Yine de, seni nerede görsem tanırım</span></span>. <br />
<br />
Sakin bir hayat yaşayan Eliza Benedict'in dünyası Walter Bowman'dan gelen bir mektupla altüst olur. 1985 yılının haziran ayında, Eliza henüz on beş yaşındayken bu adam tarafından kaçırılmış ve altı hafta kadar rehin tutulmuştur. Şimdi Virginia'da tecavüz ve cinayet suçundan bir ölüm hücresine kapatılmıştır ve Eliza onunla ilgili geçmişini çoktan temize çektiğini düşünür. Ancak Walter yok sayıldığı zaman akla hayale gelmeyecek şeyler yapabilir ki bunu Eliza çok iyi bilmektedir. Çocukları ve mutlu evliliğinin üzerine kabus gibi inen bu adamdan bir an önce kurtulmak üzere onunla son bir kez görüşmeyi kabul eder. <br />
<br />
Ama Walter'ın istediği şey, bağışlanmanın çok daha ötesindedir. Eliza'dan onun hayatını kurtarmasını isterâ€¦ Çok uzun zaman önceki gerçek su yüzüne çıkacaktır, tıpkı geçmişe gömülen o korkunç sır gibiâ€¦<br />
<br />
<br />
<br />
"Hayatta kalmasına izin verdiği tek kurbanını nasıl saplantı haline getirdiğini dehşet içinde okuyacaksınız."<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">The Oprah Magazine</span></span><br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <img src="http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/00000003587/0000000358779_3_1.jpg" loading="lazy"  alt="0000000358779_3_1.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Senin fotoğrafındıâ€¦ Bir dergide gördümâ€¦ Tabii ki olgunlaşmışsın. Yine de, seni nerede görsem tanırım</span></span>. <br />
<br />
Sakin bir hayat yaşayan Eliza Benedict'in dünyası Walter Bowman'dan gelen bir mektupla altüst olur. 1985 yılının haziran ayında, Eliza henüz on beş yaşındayken bu adam tarafından kaçırılmış ve altı hafta kadar rehin tutulmuştur. Şimdi Virginia'da tecavüz ve cinayet suçundan bir ölüm hücresine kapatılmıştır ve Eliza onunla ilgili geçmişini çoktan temize çektiğini düşünür. Ancak Walter yok sayıldığı zaman akla hayale gelmeyecek şeyler yapabilir ki bunu Eliza çok iyi bilmektedir. Çocukları ve mutlu evliliğinin üzerine kabus gibi inen bu adamdan bir an önce kurtulmak üzere onunla son bir kez görüşmeyi kabul eder. <br />
<br />
Ama Walter'ın istediği şey, bağışlanmanın çok daha ötesindedir. Eliza'dan onun hayatını kurtarmasını isterâ€¦ Çok uzun zaman önceki gerçek su yüzüne çıkacaktır, tıpkı geçmişe gömülen o korkunç sır gibiâ€¦<br />
<br />
<br />
<br />
"Hayatta kalmasına izin verdiği tek kurbanını nasıl saplantı haline getirdiğini dehşet içinde okuyacaksınız."<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">The Oprah Magazine</span></span><br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İncir kuşları]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=97784</link>
			<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 08:38:42 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=11358">sıla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=97784</guid>
			<description><![CDATA[ <img src="http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/00000003623/0000000362374_3_1.jpg" loading="lazy"  alt="0000000362374_3_1.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<br />
Sinan Akyüz'den Yüreğinize Dokunacak Bir Kitap!<br />
<br />
Boşnak Kızın Bir Solukta Okunan Gerçek HikÃ¢yesi...<br />
<br />
Çok satan romanlarıyla tanınan ve geniş okur kitlesine sahip yazar Sinan Akyüz yine ses getirecek son kitabıyla okurlarını selamlıyor. Alfa Yayınları'ndan çıkan İncir Kuşları'nda yazar, Bosnalı bir genç kız olan Suada'nın gerçek yaşamından yola çıkıyor. Okuru savaşın ve aşkın yakıcı gücüne tanıklığa davet ediyor.<br />
<br />
Bosna tüm bilinmeyenleriyle ilk kez Sinan Akyüz kalemiyle yazıldı...<br />
<br />
Sinan Akyüz dünyanın seyirci kaldığı bir soykırımı Suada'nın öyküsüyle yeniden gündeme getiriyor. Yakın tarihi edebiyatla buluşturan yazar, aşkın içinde "savaşı ve şiddeti", savaşın içinde de "aşkı ve inancı" ustalıkla harmanlıyor. Bu romanla Bosna Savaşı'nın bilinmeyen bambaşka bir yüzü gün ışığına çıkarken; kitap okuyucusuna sürpriz bir sonla veda ediyor. <br />
<br />
Aynı ırktan geliyorlardı. Aynı dili konuşuyorlardı. Bir tek dinleri farklıydı. Biri Müslüman Boşnak genci, diğeri ise Hıristiyan Sırp'tı. İkisi de konservatuardaki aynı Boşnak kızına Ã¢şık olmuşlardı. Ve bir gün bu iki genç, güzeller güzeli Suada'ya aşklarını ilan ettiler. Ancak gençlerden biri aşkına karşılık bulmuş, diğeri ise "Kalbimde iki kişiye yer yok" cevabını almıştı.<br />
<br />
Takvim yaprakları 6 Nisan 1992'yi gösterirken bir bomba düştü beyaz zambakların açtığı yüreklere... Suada patlak veren savaşın estirdiği rüzgÃ¢rda Ã¢deta savrulan bir yaprak gibiydi. Savruldu, savruldu, savruldu.. Sonra da kader onu bir zamanlar 'hayır' dediği genç adamın eline esir düşürdü. Genç adam, o gün ela gözlü çöl ahusuna bakmış "Kader bizi ne inanılmaz bir şekilde birleştirdi, görüyor musun Suada?" demişti.<br />
<br />
Modern zamanlarda Avrupa'da yaşanmış bir soykırımda, kadere inananların romanıdır İncir Kuşları...<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <img src="http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/00000003623/0000000362374_3_1.jpg" loading="lazy"  alt="0000000362374_3_1.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<br />
Sinan Akyüz'den Yüreğinize Dokunacak Bir Kitap!<br />
<br />
Boşnak Kızın Bir Solukta Okunan Gerçek HikÃ¢yesi...<br />
<br />
Çok satan romanlarıyla tanınan ve geniş okur kitlesine sahip yazar Sinan Akyüz yine ses getirecek son kitabıyla okurlarını selamlıyor. Alfa Yayınları'ndan çıkan İncir Kuşları'nda yazar, Bosnalı bir genç kız olan Suada'nın gerçek yaşamından yola çıkıyor. Okuru savaşın ve aşkın yakıcı gücüne tanıklığa davet ediyor.<br />
<br />
Bosna tüm bilinmeyenleriyle ilk kez Sinan Akyüz kalemiyle yazıldı...<br />
<br />
Sinan Akyüz dünyanın seyirci kaldığı bir soykırımı Suada'nın öyküsüyle yeniden gündeme getiriyor. Yakın tarihi edebiyatla buluşturan yazar, aşkın içinde "savaşı ve şiddeti", savaşın içinde de "aşkı ve inancı" ustalıkla harmanlıyor. Bu romanla Bosna Savaşı'nın bilinmeyen bambaşka bir yüzü gün ışığına çıkarken; kitap okuyucusuna sürpriz bir sonla veda ediyor. <br />
<br />
Aynı ırktan geliyorlardı. Aynı dili konuşuyorlardı. Bir tek dinleri farklıydı. Biri Müslüman Boşnak genci, diğeri ise Hıristiyan Sırp'tı. İkisi de konservatuardaki aynı Boşnak kızına Ã¢şık olmuşlardı. Ve bir gün bu iki genç, güzeller güzeli Suada'ya aşklarını ilan ettiler. Ancak gençlerden biri aşkına karşılık bulmuş, diğeri ise "Kalbimde iki kişiye yer yok" cevabını almıştı.<br />
<br />
Takvim yaprakları 6 Nisan 1992'yi gösterirken bir bomba düştü beyaz zambakların açtığı yüreklere... Suada patlak veren savaşın estirdiği rüzgÃ¢rda Ã¢deta savrulan bir yaprak gibiydi. Savruldu, savruldu, savruldu.. Sonra da kader onu bir zamanlar 'hayır' dediği genç adamın eline esir düşürdü. Genç adam, o gün ela gözlü çöl ahusuna bakmış "Kader bizi ne inanılmaz bir şekilde birleştirdi, görüyor musun Suada?" demişti.<br />
<br />
Modern zamanlarda Avrupa'da yaşanmış bir soykırımda, kadere inananların romanıdır İncir Kuşları...<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gözlerini Sımsıkı Kapat]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=97783</link>
			<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 08:34:42 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=11358">sıla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=97783</guid>
			<description><![CDATA[ <img src="http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/00000003623/0000000362306_3_1.jpg" loading="lazy"  alt="0000000362306_3_1.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<br />
AKLINDAN BİR SAYI TUT'un yazarı JOHN VERDON'dan...<br />
<br />
New York'un en gözde dedektifiyken, basının kendisine yakıştırdığı isimden hep rahatsız olmuştu: Süper Dedektif. Bir bulmacayla karşılaştığında, mutlaka çözmek isterdi. Gurney'e göre her bulmacanın çözümü için mutlaka bir ipucu vardı.<br />
Peki ya bu sefer yoksa?<br />
<br />
Düğün günü öldürülen bir gelinâ€¦ Ve olaya tanıklık eden yüzlerce davetli. Cinayeti kimin işlediği ortada, herkes kendinden emin ama ya hepsi zekice bir illüzyonla yanıltılıyorsa... Cinayet silahı dahil birçok detayda sürpriz akıl oyunlarını gördüğünde, Gurney tam bir psikopatla karşı karşıya olduğunu anlar.<br />
<br />
Gurney şeytanın bile aklına gelmeyecek yöntemleri, soruları ve keskin bakış açısıyla soruşturmaya bambaşka bir boyut kazandıracaktır. Kim daha zeki; Gurney mi, yoksa müthiş bir illüzyondan ibaret katil mi? John Verdon'dan, akıl oyunlarının iç içe geçtiği, sıra dışı bir roman.<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <img src="http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/00000003623/0000000362306_3_1.jpg" loading="lazy"  alt="0000000362306_3_1.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<br />
AKLINDAN BİR SAYI TUT'un yazarı JOHN VERDON'dan...<br />
<br />
New York'un en gözde dedektifiyken, basının kendisine yakıştırdığı isimden hep rahatsız olmuştu: Süper Dedektif. Bir bulmacayla karşılaştığında, mutlaka çözmek isterdi. Gurney'e göre her bulmacanın çözümü için mutlaka bir ipucu vardı.<br />
Peki ya bu sefer yoksa?<br />
<br />
Düğün günü öldürülen bir gelinâ€¦ Ve olaya tanıklık eden yüzlerce davetli. Cinayeti kimin işlediği ortada, herkes kendinden emin ama ya hepsi zekice bir illüzyonla yanıltılıyorsa... Cinayet silahı dahil birçok detayda sürpriz akıl oyunlarını gördüğünde, Gurney tam bir psikopatla karşı karşıya olduğunu anlar.<br />
<br />
Gurney şeytanın bile aklına gelmeyecek yöntemleri, soruları ve keskin bakış açısıyla soruşturmaya bambaşka bir boyut kazandıracaktır. Kim daha zeki; Gurney mi, yoksa müthiş bir illüzyondan ibaret katil mi? John Verdon'dan, akıl oyunlarının iç içe geçtiği, sıra dışı bir roman.<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Onlar]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=97782</link>
			<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 08:32:23 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=11358">sıla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=97782</guid>
			<description><![CDATA[ <img src="http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/00000003622/0000000362227_5_1.jpg" loading="lazy"  alt="0000000362227_5_1.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<br />
Arizona çöllerinde, nedeni hiçbir şekilde anlaşılamayan korkunç bir uçak kazası.<br />
Londra'da, arka arkaya kazaya kurban giden bir grup tarihçi. <br />
On üç yıl önce, üç çocuğuyla birlikte sırra kadem basan bir kadın...<br />
<br />
İncillerden biri olduğu varsayılan bir elyazması, tarihöncesinden bir kavime ait bir hançer ve olay yerinde görülseler de, kimlikleri, nereden geldikleri bir türlü tespit edilemeyen insanlar... <br />
<br />
Onlar... ayak izlerini kumla örtüyor.<br />
Ve sadece gerektiği zaman saklandıkları yerden çıkıyorlar.<br />
Sırrı öğrenenleri öldürmek için...<br />
Sır, yalnızca onlara verildi,<br />
Ã‚demoğlu asla bilmeyecek.<br />
Zamanı gelinceye dek...<br />
<br />
X-men ve Fantastic Four gibi kült çizgi romanların başyazarı, bu kez Adam Blake takma adıyla okurların karşısına çıkıyor.<br />
İsa'nın ölümüyle ilgili bildiğiniz her şey... bir yalan!<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <img src="http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/00000003622/0000000362227_5_1.jpg" loading="lazy"  alt="0000000362227_5_1.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<br />
Arizona çöllerinde, nedeni hiçbir şekilde anlaşılamayan korkunç bir uçak kazası.<br />
Londra'da, arka arkaya kazaya kurban giden bir grup tarihçi. <br />
On üç yıl önce, üç çocuğuyla birlikte sırra kadem basan bir kadın...<br />
<br />
İncillerden biri olduğu varsayılan bir elyazması, tarihöncesinden bir kavime ait bir hançer ve olay yerinde görülseler de, kimlikleri, nereden geldikleri bir türlü tespit edilemeyen insanlar... <br />
<br />
Onlar... ayak izlerini kumla örtüyor.<br />
Ve sadece gerektiği zaman saklandıkları yerden çıkıyorlar.<br />
Sırrı öğrenenleri öldürmek için...<br />
Sır, yalnızca onlara verildi,<br />
Ã‚demoğlu asla bilmeyecek.<br />
Zamanı gelinceye dek...<br />
<br />
X-men ve Fantastic Four gibi kült çizgi romanların başyazarı, bu kez Adam Blake takma adıyla okurların karşısına çıkıyor.<br />
İsa'nın ölümüyle ilgili bildiğiniz her şey... bir yalan!<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tarantula - Bayram Çinkil]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=97701</link>
			<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 16:51:34 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12921">Hasretiim</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=97701</guid>
			<description><![CDATA[<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>Kitap Özet<br />
<br />
İçinde Yaşadığım Deri Filmi Bu Romandan Uyarlanmıştır.<br />
<br />
Pedro AlmodÃ³var ile Antonio Banderas'ı 20 yıl sonra tekrar buluşturan film: İçinde Yaşadığım Deri, bu kitaptan senaryolaştırıldı. Banderas'ın Doktor rolünde yine olağanüstü bir performans sergilediği film de kitabı kadar çarpıcı.<br />
<br />
Koluna taktığı güzel kadınla davetlerde, sosyetenin eğlencelerinde boy gösteren bu adam, Mösyö Lafargue kim? Peki ya kolundaki güzel kadın, Ãˆve? Kadının dudaklarından hiç silinmeyen alaycı gülümsemenin, adamın yüzünden eksik olmayan öfke seğirmelerinin nedeni ne? Mösyö Lafargue'ın türlü sapkınlıklarının, birlikte yaşadığı bu kadını sürekli aşağılamasının ardında nedensiz bir nefret mi yatıyor, yoksa korkunç bir sır mı? İşin içine polis katili bir banka soyguncusunun girmesiyle bu garip çifti örten esrar perdesi aralanır. Ancak bu değişim Lafargue ile Ãˆve arasındaki ilişkiyi farklı ve tehlikeli bir boyuta taşır. <br />
<br />
<br />
<img src="http://www.ilknokta.com/urun/T/131545.jpg" loading="lazy"  alt="131545.jpg" class="mycode_img" /><br />
<br />
Tarantula<br />
Bayram Çinkil<br />
Kırmızı Kedi<br />
Fiyatı : 10,00 TL<br />
Ocak 2012<br />
132 sayfa<br />
ISBN: 9786055340162 </blockquote>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>Kitap Özet<br />
<br />
İçinde Yaşadığım Deri Filmi Bu Romandan Uyarlanmıştır.<br />
<br />
Pedro AlmodÃ³var ile Antonio Banderas'ı 20 yıl sonra tekrar buluşturan film: İçinde Yaşadığım Deri, bu kitaptan senaryolaştırıldı. Banderas'ın Doktor rolünde yine olağanüstü bir performans sergilediği film de kitabı kadar çarpıcı.<br />
<br />
Koluna taktığı güzel kadınla davetlerde, sosyetenin eğlencelerinde boy gösteren bu adam, Mösyö Lafargue kim? Peki ya kolundaki güzel kadın, Ãˆve? Kadının dudaklarından hiç silinmeyen alaycı gülümsemenin, adamın yüzünden eksik olmayan öfke seğirmelerinin nedeni ne? Mösyö Lafargue'ın türlü sapkınlıklarının, birlikte yaşadığı bu kadını sürekli aşağılamasının ardında nedensiz bir nefret mi yatıyor, yoksa korkunç bir sır mı? İşin içine polis katili bir banka soyguncusunun girmesiyle bu garip çifti örten esrar perdesi aralanır. Ancak bu değişim Lafargue ile Ãˆve arasındaki ilişkiyi farklı ve tehlikeli bir boyuta taşır. <br />
<br />
<br />
<img src="http://www.ilknokta.com/urun/T/131545.jpg" loading="lazy"  alt="131545.jpg" class="mycode_img" /><br />
<br />
Tarantula<br />
Bayram Çinkil<br />
Kırmızı Kedi<br />
Fiyatı : 10,00 TL<br />
Ocak 2012<br />
132 sayfa<br />
ISBN: 9786055340162 </blockquote>
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yansımalar - M. Mürşit Canbulat]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=97700</link>
			<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 16:47:12 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12921">Hasretiim</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=97700</guid>
			<description><![CDATA[Kitap Özet <br />
<br />
Kızılderili şefi der ki; <br />
<br />
"Bizim yaktığımız ateş, küçüktür. Ama bizi ısıtır, bize ışık verir ve her şeyden can alıcısı, bizi etrafında toplayarak birbirimize yaklaştırır. <br />
<br />
Beyaz adamın yaktığı ateş büyüktür. Ne kendi ne de etrafındakiler yaklaşabilir onun yanına, ateşin büyüklüğü kaçırır birini diğerinden." <br />
<br />
Bir yıl önce yanan küçük umut ateşinin etrafında bizi toplayan, hayalleri ve kendisi kurum duvarlarının dışına taşan değerli ağabeyime; Bu çok kıymetli adımında yanında olmak ve kitaba yüklediği vizyon adına yolun açık olsun... <br />
<br />
-Editörden- <br />
<br />
Değerli kitap dostu! Elinizdeki bu eser bir umut parçasıdır. Siz şu an bu yazıları okurken o umudu ışıldatıyorsunuz. Neden mi? Sayenizde bu kitaptan elde edilecek gelirle, adını belki de hiç bilemeyeceğiniz bir çocuk, eğitimi adına destek görmüş olacak... <br />
<br />
Bu kitap, umarım sizin gözlerinizde de umudun yansıması olur... <br />
<br />
Şimdiden teşekkürler. <br />
<br />
<br />
<img src="http://www.ilknokta.com/urun/Y/131540.jpg" loading="lazy"  alt="131540.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<br />
Yansımalar <br />
M. Mürşit Canbulat <br />
Çatı Kitapları <br />
Fiyatı : 7,00 TL <br />
Ocak 2012 <br />
112 sayfa <br />
ISBN: 9786054337668]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kitap Özet <br />
<br />
Kızılderili şefi der ki; <br />
<br />
"Bizim yaktığımız ateş, küçüktür. Ama bizi ısıtır, bize ışık verir ve her şeyden can alıcısı, bizi etrafında toplayarak birbirimize yaklaştırır. <br />
<br />
Beyaz adamın yaktığı ateş büyüktür. Ne kendi ne de etrafındakiler yaklaşabilir onun yanına, ateşin büyüklüğü kaçırır birini diğerinden." <br />
<br />
Bir yıl önce yanan küçük umut ateşinin etrafında bizi toplayan, hayalleri ve kendisi kurum duvarlarının dışına taşan değerli ağabeyime; Bu çok kıymetli adımında yanında olmak ve kitaba yüklediği vizyon adına yolun açık olsun... <br />
<br />
-Editörden- <br />
<br />
Değerli kitap dostu! Elinizdeki bu eser bir umut parçasıdır. Siz şu an bu yazıları okurken o umudu ışıldatıyorsunuz. Neden mi? Sayenizde bu kitaptan elde edilecek gelirle, adını belki de hiç bilemeyeceğiniz bir çocuk, eğitimi adına destek görmüş olacak... <br />
<br />
Bu kitap, umarım sizin gözlerinizde de umudun yansıması olur... <br />
<br />
Şimdiden teşekkürler. <br />
<br />
<br />
<img src="http://www.ilknokta.com/urun/Y/131540.jpg" loading="lazy"  alt="131540.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<br />
Yansımalar <br />
M. Mürşit Canbulat <br />
Çatı Kitapları <br />
Fiyatı : 7,00 TL <br />
Ocak 2012 <br />
112 sayfa <br />
ISBN: 9786054337668]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Duyguların Rengi]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=97665</link>
			<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 08:00:02 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=11358">sıla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=97665</guid>
			<description><![CDATA[ <img src="http://www.arkadas.com.tr/ImageHandler.ashx?itemstockcode=9786055360436&amp;type=normal" loading="lazy"  alt="ImageHandler.ashx?itemstockcode=97860553...ype=normal" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><br />
</span></span></span></span></span><br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><br />
</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">Renkler farklı olsa da duygular hep aynıdır. Farklı renkteki ellerin birleştiği bu romanda yer alan kadınları unutamayacaksınız</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">Kaybolmuş ve adaletsiz bir dünya... Mississippi, Jackson; 1962. Siyah kadınlara, beyaz çocukların bakımında güvenilen ancak gümüşleri parlatma konusunda güvenilmeyen bir dönem.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><br />
</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">Skeeter, Aibleen ve Minny... Kimse arkadaş olacaklarına inanmazdı. Her biri başka bir gerçeğin peşindeydi. Ve bir araya geldiklerinde anlatılacak sıra dışı bir hikÃ¢yeleri oldu.<br />
<br />
<span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">On yedinci beyaz çocuğunu büyüten ve kendi oğlunun trajik ölümünün neden olduğu yaraları iyileştirmeye çalışan Aibleen, aşçılıktaki başarısı da en az dilinin sivriliği kadar dillerden düşmeyen Minny ve üniversiteden dönüp onu büyüten biricik hizmetçisinin neden evlerinden ayrıldığını anlamaya çalışan Bayan Skeeter. Duyguların Rengi, acıların, acıları alaya almanın, değişimin ve umudun sonsuz zamanda yankılanacak evrensel hikÃ¢yesidir.</span></span><br />
</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #990000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lucida Grande;" class="mycode_font"><br />
</span></span></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <img src="http://www.arkadas.com.tr/ImageHandler.ashx?itemstockcode=9786055360436&amp;type=normal" loading="lazy"  alt="ImageHandler.ashx?itemstockcode=97860553...ype=normal" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><br />
</span></span></span></span></span><br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><br />
</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">Renkler farklı olsa da duygular hep aynıdır. Farklı renkteki ellerin birleştiği bu romanda yer alan kadınları unutamayacaksınız</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">Kaybolmuş ve adaletsiz bir dünya... Mississippi, Jackson; 1962. Siyah kadınlara, beyaz çocukların bakımında güvenilen ancak gümüşleri parlatma konusunda güvenilmeyen bir dönem.</span></span><br />
<span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><br />
</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">Skeeter, Aibleen ve Minny... Kimse arkadaş olacaklarına inanmazdı. Her biri başka bir gerçeğin peşindeydi. Ve bir araya geldiklerinde anlatılacak sıra dışı bir hikÃ¢yeleri oldu.<br />
<br />
<span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">On yedinci beyaz çocuğunu büyüten ve kendi oğlunun trajik ölümünün neden olduğu yaraları iyileştirmeye çalışan Aibleen, aşçılıktaki başarısı da en az dilinin sivriliği kadar dillerden düşmeyen Minny ve üniversiteden dönüp onu büyüten biricik hizmetçisinin neden evlerinden ayrıldığını anlamaya çalışan Bayan Skeeter. Duyguların Rengi, acıların, acıları alaya almanın, değişimin ve umudun sonsuz zamanda yankılanacak evrensel hikÃ¢yesidir.</span></span><br />
</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #990000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lucida Grande;" class="mycode_font"><br />
</span></span></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[esmaların gizli hazinesi]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=97664</link>
			<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 07:56:32 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=11358">sıla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=97664</guid>
			<description><![CDATA[ <img src="http://www.kitapyurdu.com/getimageV3.asp?resimkod=581543&amp;boyut=185&amp;sayfa=296&amp;en=13,5&amp;set=0" loading="lazy"  alt="getimageV3.asp?resimkod=581543&amp;boyut=185...13,5&amp;set=0" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #663300;" class="mycode_color">Yayın Evi</span></span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #663300;" class="mycode_color">: <a href="http://www.kitapturk.com/sistem-yayincilik-39488a.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Sistem Yayıncılık</a></span></span></span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #663300;" class="mycode_color">Yazar</span></span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #663300;" class="mycode_color">: <a href="http://www.kitapturk.com/nilda-ferhan-efecinar-35570a.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Nilda Ferhan Efeçınar</a></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #663300;" class="mycode_color">İnsan olmak onurludur, çünkü biz insanlara yaradılış esnasında kendi ruhundan üfleyen Allah, 99 sıfatının enerjilerini de bize vermiştir.</span></span></span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #663300;" class="mycode_color">Kozmik alanda tüm bilgiler mevcuttur ve aynı zamanda tüm bilgiler genetik şifremize kodlanmıştır. Dileyen ve sabırla çalışan herkes, Allah'ın güzel sıfatlarını zikrederek bu bilgilere ve güçlere ulaşabilir. Esmaların yani Allah'ın güzel sıfatlarının okunma sayıları vardır. Esmaları verilen sayılar doğrultusunda zikrederseniz, kozmik alana ulaşıp, ilgili alanla bağlantı kurarsınız.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #663300;" class="mycode_color">Bu, şu demektir; Esmaların görevlileri olan enerji kuvveleri (melekler) size ilgili konularda yardımcı olurlar ve görünür görünmez destekler alır, aklınıza gelmeyecek güzellikler yaşarsınız. Bu yaşanan güzellikler hem maddi hem de manevi anlamda gerçekleşir. Böylesine güzel bir öğretiyi bize sunan Allah'ın istediği, bu Esmaları kullanmamızdır. Böylelikle, İnsan olma onuruna sahip olarak, kimseden medet ummadan, kendi gücümüze sahip çıkarak bir ömür sürmemiz ve tekÃ¢mül etmemiz sağlanabilecektir.</span></span></span><br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <img src="http://www.kitapyurdu.com/getimageV3.asp?resimkod=581543&amp;boyut=185&amp;sayfa=296&amp;en=13,5&amp;set=0" loading="lazy"  alt="getimageV3.asp?resimkod=581543&amp;boyut=185...13,5&amp;set=0" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #663300;" class="mycode_color">Yayın Evi</span></span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #663300;" class="mycode_color">: <a href="http://www.kitapturk.com/sistem-yayincilik-39488a.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Sistem Yayıncılık</a></span></span></span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #663300;" class="mycode_color">Yazar</span></span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #663300;" class="mycode_color">: <a href="http://www.kitapturk.com/nilda-ferhan-efecinar-35570a.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Nilda Ferhan Efeçınar</a></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #663300;" class="mycode_color">İnsan olmak onurludur, çünkü biz insanlara yaradılış esnasında kendi ruhundan üfleyen Allah, 99 sıfatının enerjilerini de bize vermiştir.</span></span></span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #663300;" class="mycode_color">Kozmik alanda tüm bilgiler mevcuttur ve aynı zamanda tüm bilgiler genetik şifremize kodlanmıştır. Dileyen ve sabırla çalışan herkes, Allah'ın güzel sıfatlarını zikrederek bu bilgilere ve güçlere ulaşabilir. Esmaların yani Allah'ın güzel sıfatlarının okunma sayıları vardır. Esmaları verilen sayılar doğrultusunda zikrederseniz, kozmik alana ulaşıp, ilgili alanla bağlantı kurarsınız.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #663300;" class="mycode_color">Bu, şu demektir; Esmaların görevlileri olan enerji kuvveleri (melekler) size ilgili konularda yardımcı olurlar ve görünür görünmez destekler alır, aklınıza gelmeyecek güzellikler yaşarsınız. Bu yaşanan güzellikler hem maddi hem de manevi anlamda gerçekleşir. Böylesine güzel bir öğretiyi bize sunan Allah'ın istediği, bu Esmaları kullanmamızdır. Böylelikle, İnsan olma onuruna sahip olarak, kimseden medet ummadan, kendi gücümüze sahip çıkarak bir ömür sürmemiz ve tekÃ¢mül etmemiz sağlanabilecektir.</span></span></span><br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Uyuyana Kadar]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=97350</link>
			<pubDate>Tue, 10 Jan 2012 13:43:53 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=11358">sıla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=97350</guid>
			<description><![CDATA[ <img src="http://www.limonkitap.com/u/limonkitap/img/c/u/y/uyuyana-kadar20111230133045.jpg" loading="lazy"  alt="uyuyana-kadar20111230133045.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Anıların sana kim olduğunu söyler.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Ya her akşam uyuduğunda anıların kayboluyorsa?</span></span><br />
<br />
<span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Adını, kimliğini, geçmişini, hatta sevdiğin insanları, hepsini </span></span><br />
<span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">bir gecede unutuyorsan,</span></span><br />
<br />
<span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Ve güvendiğin tek insan sana gerçeğin tamamını anlatmıyorsa...</span></span><br />
<br />
<span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Christineâ€™in hayatına hoş geldinâ€¦</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Kesinlikle şimdiye dek okuduğum en iyi ilk roman. Tess Gerritsen</span></span><br />
<br />
<span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Uyuyana Kadar müthiş, sarsıcı bir roman. İnsanı derin, karanlık ve rahatsız edici sulara çekiyor. Bir yandan kimlik ve belleğin anlamı üzerine karmaşık sorulara değinirken, bir yandan da eğlendiriyor. </span></span><br />
<span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Los Angeles Times</span></span> </span></span></span><br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <img src="http://www.limonkitap.com/u/limonkitap/img/c/u/y/uyuyana-kadar20111230133045.jpg" loading="lazy"  alt="uyuyana-kadar20111230133045.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Anıların sana kim olduğunu söyler.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Ya her akşam uyuduğunda anıların kayboluyorsa?</span></span><br />
<br />
<span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Adını, kimliğini, geçmişini, hatta sevdiğin insanları, hepsini </span></span><br />
<span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">bir gecede unutuyorsan,</span></span><br />
<br />
<span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Ve güvendiğin tek insan sana gerçeğin tamamını anlatmıyorsa...</span></span><br />
<br />
<span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Christineâ€™in hayatına hoş geldinâ€¦</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Kesinlikle şimdiye dek okuduğum en iyi ilk roman. Tess Gerritsen</span></span><br />
<br />
<span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Uyuyana Kadar müthiş, sarsıcı bir roman. İnsanı derin, karanlık ve rahatsız edici sulara çekiyor. Bir yandan kimlik ve belleğin anlamı üzerine karmaşık sorulara değinirken, bir yandan da eğlendiriyor. </span></span><br />
<span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Los Angeles Times</span></span> </span></span></span><br />
]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>