<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi - Makale]]></title>
		<link>https://duygusuz.com/</link>
		<description><![CDATA[:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi - https://duygusuz.com]]></description>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 20:42:23 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Edebiyat Defterinde Şiir Hırsızları İmdat Türkel ve Sadık Dağdeviren'e Dikkat]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99549</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jun 2016 06:58:46 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16438">Şžiranlı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99549</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><img src="http://www.edebiyatdefteri.com/resim/buyuk/145006.gif" loading="lazy"  alt="145006.gif" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: red;" class="mycode_color">ŞİİR HIRSIZI KELKİTLİ İMDAT TÜRKEL</span></span><br />
</span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><img src="http://www.edebiyatdefteri.com/resim/resimli_siir/buyuk/1024593.jpg" loading="lazy"  alt="1024593.jpg" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: red;" class="mycode_color">İMDAT TÜRKEL'İN YALAKASI DENİZLİLİ SADIK DAÄžDEVİREN</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: 6pt;" class="mycode_size"><span style="color: red;" class="mycode_color">ŞİİR HIRSIZI İMDAT TÜRKEL</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 5pt;" class="mycode_size">Sayın Şair arkadaşlar merhaba...Edebiyat Defterinde Kelkitli İMDAT TÜRKEL denen bir sahte şair var. Bu İmdat Türkel denen utanmaz herif 5 kıtalı bir şiiri kopyalıyor sonra buna bir kıtada kendisi ilave ediyor ondan sonra orada yayınlıyor. Böyle çala çala tam 300 tane şiir yazmış. Birde Sadık Dağdeviren denen ikinci bir sahte şair var o da İmdat Türkel'e bol bol yalakalık mesajları yazıyor. İmdat Türkel denen adi herif önce yalandan anasının üstüne yemin ediyor. Sonra hırsızlığı meydan çıkınca da sizi iligilendirmez diyor.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 5pt;" class="mycode_size"><br />
BURADA HERKES ŞİİRİLERİNİ BİR ARAŞTIRSIN. LÜTGEN ŞİİRLERİNİZE SAHİP ÇIKIN. SAYGILAR</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><img src="http://www.edebiyatdefteri.com/resim/buyuk/145006.gif" loading="lazy"  alt="145006.gif" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: red;" class="mycode_color">ŞİİR HIRSIZI KELKİTLİ İMDAT TÜRKEL</span></span><br />
</span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><img src="http://www.edebiyatdefteri.com/resim/resimli_siir/buyuk/1024593.jpg" loading="lazy"  alt="1024593.jpg" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: red;" class="mycode_color">İMDAT TÜRKEL'İN YALAKASI DENİZLİLİ SADIK DAÄžDEVİREN</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: 6pt;" class="mycode_size"><span style="color: red;" class="mycode_color">ŞİİR HIRSIZI İMDAT TÜRKEL</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 5pt;" class="mycode_size">Sayın Şair arkadaşlar merhaba...Edebiyat Defterinde Kelkitli İMDAT TÜRKEL denen bir sahte şair var. Bu İmdat Türkel denen utanmaz herif 5 kıtalı bir şiiri kopyalıyor sonra buna bir kıtada kendisi ilave ediyor ondan sonra orada yayınlıyor. Böyle çala çala tam 300 tane şiir yazmış. Birde Sadık Dağdeviren denen ikinci bir sahte şair var o da İmdat Türkel'e bol bol yalakalık mesajları yazıyor. İmdat Türkel denen adi herif önce yalandan anasının üstüne yemin ediyor. Sonra hırsızlığı meydan çıkınca da sizi iligilendirmez diyor.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 5pt;" class="mycode_size"><br />
BURADA HERKES ŞİİRİLERİNİ BİR ARAŞTIRSIN. LÜTGEN ŞİİRLERİNİZE SAHİP ÇIKIN. SAYGILAR</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şiir Dünyasında Şair Geçinen Şiir Hırsızları Var - Muhammed Hanifi İspirli]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99548</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jun 2016 06:56:29 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16438">Şžiranlı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99548</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><img src="http://erzurummedya.com/images/haber_2013/07_temmuz_13/basin2.jpg" loading="lazy"  alt="basin2.jpg" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: red;" class="mycode_color">"ŞİİR DÜNYASINDA ŞAİR GEÇİNEN ŞİİR HIRSIZLARI VAR"</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Şair Hanifi İspirli, Erzurumâ€™da Birey Üniversite Kitabevi Pazar Söyleşisinde Birey yayıncılıktan yeni çıkan HİÇKİMSE isimli şiir kitabı ve şiirimizin güncel sorunları üzerine konuştu.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Mahmut Balcıâ€™nın yönettiği söyleşiye katılan Şair Hanifi İspirli kendisine yöneltilen şiir nedir, şair kimdir, şiir yazmaya nasıl başlanır, şiir ve kutsallık arasında bir ilişki vardır mıdır, şiir kitapları niçin az satıyor, şiir geceleri ve şiir şölenleri neye hizmet ediyor, şiir ve gençlik, şairler arasında bir kıskançlık var mı, popüler şiire nasıl bakmalı gibi sorulara cevaplar vermeye çalıştı.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Şair Hanifi İspirli şiire nasıl başladınız sorusunu â€œşiir geldi beni bulduâ€ şeklinde cevapladı. İspirli şiire olan ilgisinin ise ilkokul öğretmeni tarafından keşfedildiğini söyledi. â€œŞaire göre şiirin tanımını yapmak zordur. Şiirimin karşılığını Valeria tanımlar. Şiir, sadece kağıda yansıyan, elle yada tuşlarla dökülen cümleler değildir. Şairler hastalıklı tiplerdir. Bunu marazi durum olarak söylemiyorum. Farklı duruşları olmasa zaten şiir çıkmaz. Bu anlamda söylüyorum. Bu yüzden şairlerle iletişim kurmak zordur; ancak zamanla şairin çok sıcak bir insan olduğu görülecektir.â€diyen İspirli diğer konularda ise şunları söyledi: â€œYazılan kafiyeli cümleleri şiir, bunları yazanları ise şair olarak görmem. Şiir süslü kelimeler ve anlaşılmayan cümleler değildir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Şiir medeniyetimizi, tarihimizi yansıtmalı. Hiç değilse asgari bir insana onun varlık sebebini; aşk ile olsun, insan olarak olsun, kültürel anlamda olsun kendinde hissetmeli. Şair gelenekten haberdar olmalı. Şair Atilla İlhan 20 yıl önce Bir tanışma esnasında bana; â€œOsmanlıca biliyor musun?â€ diye sormuştu. Bu soru ile anlatmak istediğini çözdüğümden bu yana eski bir şiiri anlamak için geleneğin önemini daha fazla önemsemeye başladım. Gelenekten kopan şair olamaz. Nazım Hikmet o yüzden önemlidir ve şiirin bir tarafında her zaman en üstte duracaktır. Sezai Karakoç, dünya şiirinin yaşayan en büyük ismidir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Geleneği anlamak isteyenlerin bu iki ismi mutlaka tanıması gerekiyor.â€ â€œErzurumâ€™da şiir çalışmalarına yeterince katkı yapılmadığını görüyoruz. Şiir geceleri tanınmış şairler davet edildiği için ilgi görüyor. Hakikat şu ki, o şairler artık güzel şiirler yazmıyorlar. Ama popüler kültürün bir yansıması olarak genç şairler onların arasında kaybolup gidiyor. Şiir şölenlerine daha çok şair dostlarla buluşmak için katılıyorum. Şiir şölenleri için şiir yazanlar bile var. Geniş kitlelerin şiiri anlaması çok özel çaba göstermeye gerek yoktur. Şiir biraz özeldir. Şiir gecelerine güzel şiirleri dinlemek yerine popüler olmuş şiirleri dinlemek için geliniyor. Hanifi İspirli şair olmakla ilgili bir soruyu da şöyle cevaplandırdı; â€˜Şiir dünyasında şair geçinen şiir hırsızları varâ€™ diyen İspirli; başkasının şiirini kendisine mal eden edenlerin bu ucuzculuktan vazgeçmeleri ve öncelikle iyi bir okuma yapmalarını gerekir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Hayatında, yaşının sayısı kadar kitabı okumamış, eline bir divan almamış, elifi tanımayan; â€˜batıdan, doğudan birkaç şair ismi say!â€™ dendiğinde susup kalacak tipler türedi. İnternet şaircikleri bunlar. Oradan buradan mısralar çalıp, alt alta getirip; hatta büyük bir cüret ile kitap olarak bile yayınlayanları var. Şiir, bu kadar basit değil. Ama onlarında bir süre sonra kaybolacağı kesin. Has şair, şiirini uzun soluklu planladığı için, belki onlarca yıl sonra anlaşılacaktır.â€ Hanefi İspirli Birey yayıncılıktan yeni çıkan son kitabı ile ilgili olarak ise şunları söyledi: â€œHİÇKİMSE isimli yeni şiir kitabımı diğer şiir kitaplarıma oranla çok daha fazla önemsiyorum. Şiir hem esin hem de bir işçilik demektir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Şiir bir sabır işidir. Şiir yaratıcının şaire verdiği bir lütuftur. Şair yaratıcıya inanmamış olsa bile farkına varmadan bir arayış peşindedir. Bir şiiri iyi anlamak için şiirde geçen tarihi olayları, imgeleri iyi bilmek gerekir. Bu anlamda da şiir tahlillerinin çok da isabetli olmadığı kanaatindeyim. Şairin o an ki ruh hali ve kendi birikimi ile var ettiği anlam dünyasına bir başkası ne kadar nüfuz edebilir ki? Gençlerin elinden tutmak gerek. Şiir mutluluğu devamlılıkta arayan bir sanattır.â€ şeklinde konuştu. Hanifi İspirli şiir tadında gerçekleşen söyleşinin sonunda kitaplarını imzaladı. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><span style="color: red;" class="mycode_color">ŞAİR MUHAMMED HANİFİ İSPİRLİ</span></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><img src="http://erzurummedya.com/images/haber_2013/07_temmuz_13/basin2.jpg" loading="lazy"  alt="basin2.jpg" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: red;" class="mycode_color">"ŞİİR DÜNYASINDA ŞAİR GEÇİNEN ŞİİR HIRSIZLARI VAR"</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Şair Hanifi İspirli, Erzurumâ€™da Birey Üniversite Kitabevi Pazar Söyleşisinde Birey yayıncılıktan yeni çıkan HİÇKİMSE isimli şiir kitabı ve şiirimizin güncel sorunları üzerine konuştu.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Mahmut Balcıâ€™nın yönettiği söyleşiye katılan Şair Hanifi İspirli kendisine yöneltilen şiir nedir, şair kimdir, şiir yazmaya nasıl başlanır, şiir ve kutsallık arasında bir ilişki vardır mıdır, şiir kitapları niçin az satıyor, şiir geceleri ve şiir şölenleri neye hizmet ediyor, şiir ve gençlik, şairler arasında bir kıskançlık var mı, popüler şiire nasıl bakmalı gibi sorulara cevaplar vermeye çalıştı.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Şair Hanifi İspirli şiire nasıl başladınız sorusunu â€œşiir geldi beni bulduâ€ şeklinde cevapladı. İspirli şiire olan ilgisinin ise ilkokul öğretmeni tarafından keşfedildiğini söyledi. â€œŞaire göre şiirin tanımını yapmak zordur. Şiirimin karşılığını Valeria tanımlar. Şiir, sadece kağıda yansıyan, elle yada tuşlarla dökülen cümleler değildir. Şairler hastalıklı tiplerdir. Bunu marazi durum olarak söylemiyorum. Farklı duruşları olmasa zaten şiir çıkmaz. Bu anlamda söylüyorum. Bu yüzden şairlerle iletişim kurmak zordur; ancak zamanla şairin çok sıcak bir insan olduğu görülecektir.â€diyen İspirli diğer konularda ise şunları söyledi: â€œYazılan kafiyeli cümleleri şiir, bunları yazanları ise şair olarak görmem. Şiir süslü kelimeler ve anlaşılmayan cümleler değildir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Şiir medeniyetimizi, tarihimizi yansıtmalı. Hiç değilse asgari bir insana onun varlık sebebini; aşk ile olsun, insan olarak olsun, kültürel anlamda olsun kendinde hissetmeli. Şair gelenekten haberdar olmalı. Şair Atilla İlhan 20 yıl önce Bir tanışma esnasında bana; â€œOsmanlıca biliyor musun?â€ diye sormuştu. Bu soru ile anlatmak istediğini çözdüğümden bu yana eski bir şiiri anlamak için geleneğin önemini daha fazla önemsemeye başladım. Gelenekten kopan şair olamaz. Nazım Hikmet o yüzden önemlidir ve şiirin bir tarafında her zaman en üstte duracaktır. Sezai Karakoç, dünya şiirinin yaşayan en büyük ismidir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Geleneği anlamak isteyenlerin bu iki ismi mutlaka tanıması gerekiyor.â€ â€œErzurumâ€™da şiir çalışmalarına yeterince katkı yapılmadığını görüyoruz. Şiir geceleri tanınmış şairler davet edildiği için ilgi görüyor. Hakikat şu ki, o şairler artık güzel şiirler yazmıyorlar. Ama popüler kültürün bir yansıması olarak genç şairler onların arasında kaybolup gidiyor. Şiir şölenlerine daha çok şair dostlarla buluşmak için katılıyorum. Şiir şölenleri için şiir yazanlar bile var. Geniş kitlelerin şiiri anlaması çok özel çaba göstermeye gerek yoktur. Şiir biraz özeldir. Şiir gecelerine güzel şiirleri dinlemek yerine popüler olmuş şiirleri dinlemek için geliniyor. Hanifi İspirli şair olmakla ilgili bir soruyu da şöyle cevaplandırdı; â€˜Şiir dünyasında şair geçinen şiir hırsızları varâ€™ diyen İspirli; başkasının şiirini kendisine mal eden edenlerin bu ucuzculuktan vazgeçmeleri ve öncelikle iyi bir okuma yapmalarını gerekir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Hayatında, yaşının sayısı kadar kitabı okumamış, eline bir divan almamış, elifi tanımayan; â€˜batıdan, doğudan birkaç şair ismi say!â€™ dendiğinde susup kalacak tipler türedi. İnternet şaircikleri bunlar. Oradan buradan mısralar çalıp, alt alta getirip; hatta büyük bir cüret ile kitap olarak bile yayınlayanları var. Şiir, bu kadar basit değil. Ama onlarında bir süre sonra kaybolacağı kesin. Has şair, şiirini uzun soluklu planladığı için, belki onlarca yıl sonra anlaşılacaktır.â€ Hanefi İspirli Birey yayıncılıktan yeni çıkan son kitabı ile ilgili olarak ise şunları söyledi: â€œHİÇKİMSE isimli yeni şiir kitabımı diğer şiir kitaplarıma oranla çok daha fazla önemsiyorum. Şiir hem esin hem de bir işçilik demektir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Şiir bir sabır işidir. Şiir yaratıcının şaire verdiği bir lütuftur. Şair yaratıcıya inanmamış olsa bile farkına varmadan bir arayış peşindedir. Bir şiiri iyi anlamak için şiirde geçen tarihi olayları, imgeleri iyi bilmek gerekir. Bu anlamda da şiir tahlillerinin çok da isabetli olmadığı kanaatindeyim. Şairin o an ki ruh hali ve kendi birikimi ile var ettiği anlam dünyasına bir başkası ne kadar nüfuz edebilir ki? Gençlerin elinden tutmak gerek. Şiir mutluluğu devamlılıkta arayan bir sanattır.â€ şeklinde konuştu. Hanifi İspirli şiir tadında gerçekleşen söyleşinin sonunda kitaplarını imzaladı. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><span style="color: red;" class="mycode_color">ŞAİR MUHAMMED HANİFİ İSPİRLİ</span></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şiir Hırsızları İş Başında - Mustafa Ceylan]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99547</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jun 2016 06:54:36 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16438">Şžiranlı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99547</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #000000;" class="mycode_color"> <div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">[SIZE=4]<img src="http://www.gulceedebiyat.net/site/yazarlar/mustafaceylan.jpg" loading="lazy"  alt="mustafaceylan.jpg" class="mycode_img" /></span>[/SIZE]</span></div>
</span> <div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: 5pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font">[SIZE=3]<br />
</span></span></span></span></span>[/SIZE]</div>
 [INDENT]<span style="font-size: 5pt;" class="mycode_size"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font">[SIZE=3]ŞİİR HIRSIZLARI İŞ BAŞINDA</span></span></span>[/SIZE]<span style="color: darkred;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">LÜTFEN HERKES DİKKATLİCE OKUSUN</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Saygı değer gerçek şair kardeşlerim bazı yaşını başın almış kanı bozuk adi insanlar var yüzlerine tükürmek dahi onlara şeref kazandırır. Gider İnternet sayfalarında güzel şiirleri kopyalarlar, bir kaç harfini değiştirirler gelip bazı dikkatsiz şiir sitelerinde yayınlarlar. Size ait olan şiirlerin ilk mızrasını Googleâ€™ye yazın bakın bu hırsızlar tarafından nasıl kopyalandığını ve onlara yalakalar tarafından ne yorumlar yapıldığını göreceksiniz. </span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Bunlar şiirlerinde nasıl kopyalama yapıyorlarsa mesajlarında bile kopyalama yönetimini kullanıyorlar. Bir mesajı kopyalayıp bütün şairlere aynı mesajı gönderip hırsızlıklarını kapatmak yoluna giriyorlar ama iyice rezil ve kepaze olduklarının farkında değiller. Bunlardan bir tanesi de Edebiyat Defterine sürekli çalıntı şiirler ekleyen Kelkitli "İmdat Türkel" denen hırsızdır. Bu utanmaz herif Her gün bir şiir ve her gün yaklaşık 50 mesaj yazar böylece hırsızlığını kapatmak yerine iyice rezil kepaze olur.</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">İşte size adi ve ******** hırsız bir sahte şairin hırszılığını kapatmak için herekese sürekli büyük harflerle kopyalayıp gönderdiği mesajı;</span></span><br />
<span style="font-size: 2pt;" class="mycode_size"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font">"YAZAN YÜREÄžİ KUTLUYORUM SUZAN HANIM HARİKA OLMUŞ TEBRİKLER SAYGILAR ESEN KALIN "</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">EMRAH KÖÇEKÇİOÄžLU</span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Ünlü Halk Şairimiz</span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Edebiyat Dünyası</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 2pt;" class="mycode_size"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font">ÜNLÜ ŞAİR MUSTAFA CEYLAN ABİMİZİN BU YAZISINI HERKES DİKKATLİCE OKUSUN</span></span></span><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Gün geçmiyor ki, sanal dünyanın dört bir tarafından oluk oluk bir şiir hırsızlığı fışkırmasın. Artık, takip edemez, cevap yetiştiremez olduk. İnternetin sağladığı kolaycılık, çabukluk ve açık kaynaklık; şiirimizi, o </span><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">güzel söz sultanımızı ne hallere koydu Yarabbim?! O, uğrunda bir ömür tükettiğimiz </span><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">güzeller </span><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">güzeli şiirimiz, hırsızların elinde oyuncak haline getirildi. İnternetin dört bir yanından hırsızlık fışkırıyor.Pislik, çöplük ve negatif olan her şey; fotoğraf, heykel, resim gibi sanatlara zor sıçrarken, maalesef söz sanatı olan şiirimizi kirletmeye devam ediyor. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Öylesine üzülüyorum ki bu manzaraya. </span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Ne zaman kaleme sarılsam, ne zaman şiir sancımdan kıvranmaya başlasam, şiir sevdamızın bu sanal dünyadaki manzarasını görüyorum da, kalemimden ağıt düşmeye başlıyor, tutamıyorum kalemimizin göz pınarlarını. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Ortalık toz duman ya, sahte efeler meydanda nice alkışları, övgüleri anında alıyor ya, şiir eleştirmenleri suskun, edebiyat tarihçileri iflas bayrağını çekmişler ya; hırsıza gün doğuyor demektir. Bu gidiş, maalesef bu </span><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">güzel sanatımızı, toplumun gündem maddelerinin önüne çıkarmayacak; bu gidiş, çürümeyi, bozulmayı ve yok oluşu getirecek. Ona üzülüyorum işte... Ona yanıyorum... </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Etrafınıza şöyle bir bakın, ya da google arama motoruna yazın meşhur bir şairimizin meşhur bir şiirinin bir mısrasını; neyle karşılaşacaksınız? Bakın, bakın da halimize benim gibi üzülmeyin...(!) Siz de benim gibi kaygı çekersiniz, siz de ne hallere düştüğümüzü görür, â€™vahhh!â€™ dersiniz... </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Kolaycılık, kopyacılık; tembellik bizi ne hallere düşürdü. </span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Sanatı nasıl da yerlerde süründürmekteyiz, görün hele... </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Çoğu şairimizin şiirlerinin altına o şiiri yazan şairinin yazılmadığını göreceksiniz. Bu yetmeyecek, şiirin nasıl çarpıtıldığını, bozulduğunu, makasla kesilip parça parça edildiğini göreceksiniz. Başı ve sonu belli olmayan, özellikle bir rüzgÃ¢rla nasıl harman misali savrulduğunu izleyeceksiniz. Sonra, buna ilaveten, uyduruk isimlerle şiirlerin nasıl bir başkalarına mal edildiğini görecek ve kahredeceksiniz. Bakın, arayın, yazın â€™googleâ€™ ye, Ahmet Arif, Necip Fazıl, Nazım Hikmet vs..hangi ünlü şairimizin hangi şiiri aklınıza geliyorsa, herhangi bir mısrasını yazın ve â€™araâ€™ deyin bakalım. Karşınıza çıkacak binlerce site, sayfa, forum da kaç tanesi doğru dürüst şairinin ismini yazmış şiirin altına ve dürüstçe-yanlışsız, aslına sadık kalarak şiiri yayınlamış? Şaşıracaksınız. Şaşıracak ve şiirimizin bu sanal çöplükte kendini bilmez, ukalÃ¢ hırsızların cesaretiyle nasıl pespaye edilmeye çalışıldığını görecek ve karalar bağlayacaksınız. Kimi, hangi şiiri istiyorsanız deneyin hele. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Bu gidiş hiç te iyi değil. </span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Bu, sanatın ve şiirin rezil edilişine daha ne kadar seyirci ve çaresiz kalacağız, bilemiyorum. </span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Bir grup idealist genç kardeşimle yaptığımız ve yapageldiğimiz çalışma da, yetersiz kalmakta. Hangi hırsıza yetişeceğimizi bilemez olduk. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Belki de sizin yazdığınız şiirler de böyle çalınmış, çöplüklerde rezil-rüsva edilir olmuştur. Hiç denediniz mi, araştırdınız mı? Deneyin, işte â€™googleâ€™ orada duruyor. Yazın şiirinizden bir mısra, görün bakın, araştırın. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Çağ ve çağdaşlık bu olmamalı. Çağdaşlık, bu internet, bu elektronik devrim böyle olmamalı. Buna yasal düzenlemelerle yeni bir çehre vermenin zamanı çoktan geldi ve geçti bile. Yetkililer artık uyanmalıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Şimdi, göreceksiniz ki, hırsızlar iş başında. Hırsızlar utanmaz! Hırsızların cesareti çok fazla... </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Hırsızların metodları ve çalışma yöntemleri de çok farklı. Çok değişik yol ve yöntemler izlemekteler. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">â€™Doldur boşalt modeliâ€™ yle yapılan hırsızlıklar var ki, onu tespitte hayli zorlanabilirsiniz. Bunu biraz açalım da, görün hele... Diyelim sizin 6 kıtalık bir hece şiiriniz var. Bu hece şiirinizin kafiyeleri ve uyağı-ayağı yani 4.satırı dururken, kafiyelerin arkası hırsız tarafından önce boşaltılmakta sonra da kendince doldurularak, arada bir sizin kelimelerinizle de süslenerek yeni bir şiir meydana getiriliyor. </span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Böylece, Karacoğlanâ€™ın, Pir Sultan Abdalâ€™ın, Köroğluâ€™ nun ve daha nice parlak yıldızımızın şiirleri, deli saçmalıkları ile, doldur boşalt metodu ile tanınmaz hale getirilmiştir. Yazın, araştırın googlede hele. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Bugün çeşitli edebiyat sitelerinde adı pek meşhur olmuş, türedi şairlerin, köksüz ve â€™günde onlarca hece şiiri yumurtlayan şairlerinâ€™ şiirlerine dikkat edin, baştan sona hırsızlık. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Evet, kelimeler milletin ortak malıdır ve onlar kimsenin tekelinde değildir. Doğrusu bu. Ancak, kelimelerle dans etme sanatı olan şiir yazılırken illa ki Karacoğlanca mı dans edilecek, Köroğluca mı ata binilecek? Google orada işte, Necip Fazılâ€™ın veya Ahmet Muhip Dranasâ€™ın, Faruk Nafiz Çamlıbelâ€™in şiirlerini araştırın, yazın google ye. Göreceksiniz ki, doldur-boşalt metoduyla sanki yeni bir </span><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">şiir</span><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"> vücuda getirilmiş gibi, alenen hırsızlık yapılmakta. Binlerce, on binlerce örneğe rastlayacaksınız. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Sadece hecede - hece şiirinde değil serbest şiirde de aynı metodla binlerce hırsızlığı göreceksiniz. İşte bu â€™doldur-boşalt metoduâ€™ nu da bu hırsızların ustaları yapıyor. Siz onların çoğunu gerçek şair sanıyorsunuz. Ama, ne kadar yanıldığınızı göreceksiniz. Deneyin de bakın. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Yazık, çok yazık! </span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Üretmeyen, sürekli ve anında tüketen bir toplumda, bolca hırsız çıkmış ortaya ve sahte kahramanlar ordusu iş başında. İnternet çöplüğünün her yanından hırsızlık fışkırıyor. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">ISBN ajansının ve Kültür Bakanlığıâ€™ nın bu konuya acilen - süratle eğilmesini önermekteyim. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Madem ki, kitabı yayınlanan bir şairin uluslararası nitelikte ISBN numarası var ve verilmekte; bu sanal-bu internet ortamında da, o şairin yayınladığı şiirlere, kendi ana barkod-numarasının sonunda numara vererek hırsızlığının önlenebileceğini düşünmekteyim. En azından, çalındığında, şair, hukukta hakkını arayabilir. İşte bu noktada â€™Meslek Birlikleriâ€™ ne de görev düşebilir. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">İnternette şiir hırsızlarının önünün kesilmesi için, çok acele yasal tedbirler alınması gerekmektedir. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Yoksa, bu gidiş gidiş değil. </span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Yoksa, bu çağ çağdaş değil. </span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Yoksa,şiir gene melil-gene mahzun ve yetim kalacak. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><span style="color: dimgray;" class="mycode_color">ÜNLÜ ŞAİRİMİZ</span></span></span><span style="color: dimgray;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">MUSTAFA CEYLAN</span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Gülce Edebiyat</span></span></span>[/INDENT]<br />
 <div style="text-align: right;" class="mycode_align"><img src="http://www.duygusuz.com/tdtstyle/skylife/misc/progress.gif" loading="lazy"  alt="progress.gif" class="mycode_img" /></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #000000;" class="mycode_color"> <div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">[SIZE=4]<img src="http://www.gulceedebiyat.net/site/yazarlar/mustafaceylan.jpg" loading="lazy"  alt="mustafaceylan.jpg" class="mycode_img" /></span>[/SIZE]</span></div>
</span> <div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: 5pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font">[SIZE=3]<br />
</span></span></span></span></span>[/SIZE]</div>
 [INDENT]<span style="font-size: 5pt;" class="mycode_size"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font">[SIZE=3]ŞİİR HIRSIZLARI İŞ BAŞINDA</span></span></span>[/SIZE]<span style="color: darkred;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">LÜTFEN HERKES DİKKATLİCE OKUSUN</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Saygı değer gerçek şair kardeşlerim bazı yaşını başın almış kanı bozuk adi insanlar var yüzlerine tükürmek dahi onlara şeref kazandırır. Gider İnternet sayfalarında güzel şiirleri kopyalarlar, bir kaç harfini değiştirirler gelip bazı dikkatsiz şiir sitelerinde yayınlarlar. Size ait olan şiirlerin ilk mızrasını Googleâ€™ye yazın bakın bu hırsızlar tarafından nasıl kopyalandığını ve onlara yalakalar tarafından ne yorumlar yapıldığını göreceksiniz. </span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Bunlar şiirlerinde nasıl kopyalama yapıyorlarsa mesajlarında bile kopyalama yönetimini kullanıyorlar. Bir mesajı kopyalayıp bütün şairlere aynı mesajı gönderip hırsızlıklarını kapatmak yoluna giriyorlar ama iyice rezil ve kepaze olduklarının farkında değiller. Bunlardan bir tanesi de Edebiyat Defterine sürekli çalıntı şiirler ekleyen Kelkitli "İmdat Türkel" denen hırsızdır. Bu utanmaz herif Her gün bir şiir ve her gün yaklaşık 50 mesaj yazar böylece hırsızlığını kapatmak yerine iyice rezil kepaze olur.</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">İşte size adi ve ******** hırsız bir sahte şairin hırszılığını kapatmak için herekese sürekli büyük harflerle kopyalayıp gönderdiği mesajı;</span></span><br />
<span style="font-size: 2pt;" class="mycode_size"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font">"YAZAN YÜREÄžİ KUTLUYORUM SUZAN HANIM HARİKA OLMUŞ TEBRİKLER SAYGILAR ESEN KALIN "</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">EMRAH KÖÇEKÇİOÄžLU</span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Ünlü Halk Şairimiz</span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Edebiyat Dünyası</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 2pt;" class="mycode_size"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font">ÜNLÜ ŞAİR MUSTAFA CEYLAN ABİMİZİN BU YAZISINI HERKES DİKKATLİCE OKUSUN</span></span></span><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><br />
</span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Gün geçmiyor ki, sanal dünyanın dört bir tarafından oluk oluk bir şiir hırsızlığı fışkırmasın. Artık, takip edemez, cevap yetiştiremez olduk. İnternetin sağladığı kolaycılık, çabukluk ve açık kaynaklık; şiirimizi, o </span><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">güzel söz sultanımızı ne hallere koydu Yarabbim?! O, uğrunda bir ömür tükettiğimiz </span><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">güzeller </span><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">güzeli şiirimiz, hırsızların elinde oyuncak haline getirildi. İnternetin dört bir yanından hırsızlık fışkırıyor.Pislik, çöplük ve negatif olan her şey; fotoğraf, heykel, resim gibi sanatlara zor sıçrarken, maalesef söz sanatı olan şiirimizi kirletmeye devam ediyor. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Öylesine üzülüyorum ki bu manzaraya. </span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Ne zaman kaleme sarılsam, ne zaman şiir sancımdan kıvranmaya başlasam, şiir sevdamızın bu sanal dünyadaki manzarasını görüyorum da, kalemimden ağıt düşmeye başlıyor, tutamıyorum kalemimizin göz pınarlarını. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Ortalık toz duman ya, sahte efeler meydanda nice alkışları, övgüleri anında alıyor ya, şiir eleştirmenleri suskun, edebiyat tarihçileri iflas bayrağını çekmişler ya; hırsıza gün doğuyor demektir. Bu gidiş, maalesef bu </span><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">güzel sanatımızı, toplumun gündem maddelerinin önüne çıkarmayacak; bu gidiş, çürümeyi, bozulmayı ve yok oluşu getirecek. Ona üzülüyorum işte... Ona yanıyorum... </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Etrafınıza şöyle bir bakın, ya da google arama motoruna yazın meşhur bir şairimizin meşhur bir şiirinin bir mısrasını; neyle karşılaşacaksınız? Bakın, bakın da halimize benim gibi üzülmeyin...(!) Siz de benim gibi kaygı çekersiniz, siz de ne hallere düştüğümüzü görür, â€™vahhh!â€™ dersiniz... </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Kolaycılık, kopyacılık; tembellik bizi ne hallere düşürdü. </span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Sanatı nasıl da yerlerde süründürmekteyiz, görün hele... </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Çoğu şairimizin şiirlerinin altına o şiiri yazan şairinin yazılmadığını göreceksiniz. Bu yetmeyecek, şiirin nasıl çarpıtıldığını, bozulduğunu, makasla kesilip parça parça edildiğini göreceksiniz. Başı ve sonu belli olmayan, özellikle bir rüzgÃ¢rla nasıl harman misali savrulduğunu izleyeceksiniz. Sonra, buna ilaveten, uyduruk isimlerle şiirlerin nasıl bir başkalarına mal edildiğini görecek ve kahredeceksiniz. Bakın, arayın, yazın â€™googleâ€™ ye, Ahmet Arif, Necip Fazıl, Nazım Hikmet vs..hangi ünlü şairimizin hangi şiiri aklınıza geliyorsa, herhangi bir mısrasını yazın ve â€™araâ€™ deyin bakalım. Karşınıza çıkacak binlerce site, sayfa, forum da kaç tanesi doğru dürüst şairinin ismini yazmış şiirin altına ve dürüstçe-yanlışsız, aslına sadık kalarak şiiri yayınlamış? Şaşıracaksınız. Şaşıracak ve şiirimizin bu sanal çöplükte kendini bilmez, ukalÃ¢ hırsızların cesaretiyle nasıl pespaye edilmeye çalışıldığını görecek ve karalar bağlayacaksınız. Kimi, hangi şiiri istiyorsanız deneyin hele. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Bu gidiş hiç te iyi değil. </span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Bu, sanatın ve şiirin rezil edilişine daha ne kadar seyirci ve çaresiz kalacağız, bilemiyorum. </span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Bir grup idealist genç kardeşimle yaptığımız ve yapageldiğimiz çalışma da, yetersiz kalmakta. Hangi hırsıza yetişeceğimizi bilemez olduk. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Belki de sizin yazdığınız şiirler de böyle çalınmış, çöplüklerde rezil-rüsva edilir olmuştur. Hiç denediniz mi, araştırdınız mı? Deneyin, işte â€™googleâ€™ orada duruyor. Yazın şiirinizden bir mısra, görün bakın, araştırın. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Çağ ve çağdaşlık bu olmamalı. Çağdaşlık, bu internet, bu elektronik devrim böyle olmamalı. Buna yasal düzenlemelerle yeni bir çehre vermenin zamanı çoktan geldi ve geçti bile. Yetkililer artık uyanmalıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Şimdi, göreceksiniz ki, hırsızlar iş başında. Hırsızlar utanmaz! Hırsızların cesareti çok fazla... </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Hırsızların metodları ve çalışma yöntemleri de çok farklı. Çok değişik yol ve yöntemler izlemekteler. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">â€™Doldur boşalt modeliâ€™ yle yapılan hırsızlıklar var ki, onu tespitte hayli zorlanabilirsiniz. Bunu biraz açalım da, görün hele... Diyelim sizin 6 kıtalık bir hece şiiriniz var. Bu hece şiirinizin kafiyeleri ve uyağı-ayağı yani 4.satırı dururken, kafiyelerin arkası hırsız tarafından önce boşaltılmakta sonra da kendince doldurularak, arada bir sizin kelimelerinizle de süslenerek yeni bir şiir meydana getiriliyor. </span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Böylece, Karacoğlanâ€™ın, Pir Sultan Abdalâ€™ın, Köroğluâ€™ nun ve daha nice parlak yıldızımızın şiirleri, deli saçmalıkları ile, doldur boşalt metodu ile tanınmaz hale getirilmiştir. Yazın, araştırın googlede hele. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Bugün çeşitli edebiyat sitelerinde adı pek meşhur olmuş, türedi şairlerin, köksüz ve â€™günde onlarca hece şiiri yumurtlayan şairlerinâ€™ şiirlerine dikkat edin, baştan sona hırsızlık. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Evet, kelimeler milletin ortak malıdır ve onlar kimsenin tekelinde değildir. Doğrusu bu. Ancak, kelimelerle dans etme sanatı olan şiir yazılırken illa ki Karacoğlanca mı dans edilecek, Köroğluca mı ata binilecek? Google orada işte, Necip Fazılâ€™ın veya Ahmet Muhip Dranasâ€™ın, Faruk Nafiz Çamlıbelâ€™in şiirlerini araştırın, yazın google ye. Göreceksiniz ki, doldur-boşalt metoduyla sanki yeni bir </span><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">şiir</span><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"> vücuda getirilmiş gibi, alenen hırsızlık yapılmakta. Binlerce, on binlerce örneğe rastlayacaksınız. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Sadece hecede - hece şiirinde değil serbest şiirde de aynı metodla binlerce hırsızlığı göreceksiniz. İşte bu â€™doldur-boşalt metoduâ€™ nu da bu hırsızların ustaları yapıyor. Siz onların çoğunu gerçek şair sanıyorsunuz. Ama, ne kadar yanıldığınızı göreceksiniz. Deneyin de bakın. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Yazık, çok yazık! </span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Üretmeyen, sürekli ve anında tüketen bir toplumda, bolca hırsız çıkmış ortaya ve sahte kahramanlar ordusu iş başında. İnternet çöplüğünün her yanından hırsızlık fışkırıyor. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">ISBN ajansının ve Kültür Bakanlığıâ€™ nın bu konuya acilen - süratle eğilmesini önermekteyim. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Madem ki, kitabı yayınlanan bir şairin uluslararası nitelikte ISBN numarası var ve verilmekte; bu sanal-bu internet ortamında da, o şairin yayınladığı şiirlere, kendi ana barkod-numarasının sonunda numara vererek hırsızlığının önlenebileceğini düşünmekteyim. En azından, çalındığında, şair, hukukta hakkını arayabilir. İşte bu noktada â€™Meslek Birlikleriâ€™ ne de görev düşebilir. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">İnternette şiir hırsızlarının önünün kesilmesi için, çok acele yasal tedbirler alınması gerekmektedir. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Yoksa, bu gidiş gidiş değil. </span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Yoksa, bu çağ çağdaş değil. </span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Yoksa,şiir gene melil-gene mahzun ve yetim kalacak. </span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><span style="color: dimgray;" class="mycode_color">ÜNLÜ ŞAİRİMİZ</span></span></span><span style="color: dimgray;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">MUSTAFA CEYLAN</span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Gülce Edebiyat</span></span></span>[/INDENT]<br />
 <div style="text-align: right;" class="mycode_align"><img src="http://www.duygusuz.com/tdtstyle/skylife/misc/progress.gif" loading="lazy"  alt="progress.gif" class="mycode_img" /></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Topal Savcı Ünal Arık'ın Rezilliği - Ayşe Arık]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99546</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jun 2016 06:53:46 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16438">Şžiranlı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99546</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.edeajans.com/wp-content/uploads/2015/03/DSCF3075.jpg" loading="lazy"  alt="DSCF3075.jpg" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="font-size: 5pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font">TOPAL SAVCI ÜNAL ARIK'IN REZİLLİÄžİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font">Değerli Baylar-Bayanlar ben Kahraman Maraş Pazarcıklıyım.<br />
Topal Savcı Ünal Arık'ın eski eşiyim.<br />
<br />
Ben 1968 Yılında Pazarcıkta Topal Savcı Ünal Aarıkla evlendim. O zamanlar<br />
Ben 18 yaşındaydım Ünal Arık ise 19 yaşındaydı. Beni istemeye geldiklerinde Ünal Arıkın<br />
Topal olduğunu söylediler. Ben önemsemedim Hukukta okuyor diye aldım. Pazarcıkta evlendik. Sonra Ünal Arık hukuku bitirip savcı olunca tayini tortuma çıktı bizde erzurum tortuma gittik. <br />
<br />
Yıllar geçti bizim çocuğumuz olmadı birbirimize soramıyorduk acaba sorun hangimizden ?<br />
<br />
Sonra Torumda ikimizde Doktora gittik Doktor sorunun benden olduğunu söyledi.<br />
<br />
Yıllar geçti bir haber aldım kocam olan Topal Savcı Ünal Sakine diye biriyle evlenmiş. benim üstüme kuma gelmesine çok üzüldüm. Günlerce yemeden içmeden kesildim.<br />
<br />
Birde Topal Savcı Ünal Arık yeni aldığı karısı Sakine Arık'ı boşanma davalarında sanıklara göstererek işte benim karım sizinkinden daha güzel diye hava attığını öğrenince iyice yıkıldım.<br />
<br />
Ben Yıllar önce onun bacağının topal olmasını önemsemeden onunla evlendim.<br />
<br />
NOT. Sonradan bir de millete şöyle bir yalan uydurmuştur. Güya Hakkari'de görev yaparken bacağından vurulmuş ve onun için sakat kalmış. Meğerse Topal olduğu için askerlikten çürük raporu almıştır.<br />
<br />
Topal Savcı Ünal Arık ise benim çocuğumun olmadığı öğrenir öğrenmez hemen benim üstüme ikinci karıyı alıp beni dışladı.<br />
<br />
Topal Savcı Ünal Arık'ı Allaha haval ediyorum. <br />
<br />
ALLAH BU TOPALI BİLDİÄžİ GİBİ YAPSIN.<br />
<br />
Ayşe ARIK</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.edeajans.com/wp-content/uploads/2015/03/DSCF3075.jpg" loading="lazy"  alt="DSCF3075.jpg" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="font-size: 5pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font">TOPAL SAVCI ÜNAL ARIK'IN REZİLLİÄžİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font">Değerli Baylar-Bayanlar ben Kahraman Maraş Pazarcıklıyım.<br />
Topal Savcı Ünal Arık'ın eski eşiyim.<br />
<br />
Ben 1968 Yılında Pazarcıkta Topal Savcı Ünal Aarıkla evlendim. O zamanlar<br />
Ben 18 yaşındaydım Ünal Arık ise 19 yaşındaydı. Beni istemeye geldiklerinde Ünal Arıkın<br />
Topal olduğunu söylediler. Ben önemsemedim Hukukta okuyor diye aldım. Pazarcıkta evlendik. Sonra Ünal Arık hukuku bitirip savcı olunca tayini tortuma çıktı bizde erzurum tortuma gittik. <br />
<br />
Yıllar geçti bizim çocuğumuz olmadı birbirimize soramıyorduk acaba sorun hangimizden ?<br />
<br />
Sonra Torumda ikimizde Doktora gittik Doktor sorunun benden olduğunu söyledi.<br />
<br />
Yıllar geçti bir haber aldım kocam olan Topal Savcı Ünal Sakine diye biriyle evlenmiş. benim üstüme kuma gelmesine çok üzüldüm. Günlerce yemeden içmeden kesildim.<br />
<br />
Birde Topal Savcı Ünal Arık yeni aldığı karısı Sakine Arık'ı boşanma davalarında sanıklara göstererek işte benim karım sizinkinden daha güzel diye hava attığını öğrenince iyice yıkıldım.<br />
<br />
Ben Yıllar önce onun bacağının topal olmasını önemsemeden onunla evlendim.<br />
<br />
NOT. Sonradan bir de millete şöyle bir yalan uydurmuştur. Güya Hakkari'de görev yaparken bacağından vurulmuş ve onun için sakat kalmış. Meğerse Topal olduğu için askerlikten çürük raporu almıştır.<br />
<br />
Topal Savcı Ünal Arık ise benim çocuğumun olmadığı öğrenir öğrenmez hemen benim üstüme ikinci karıyı alıp beni dışladı.<br />
<br />
Topal Savcı Ünal Arık'ı Allaha haval ediyorum. <br />
<br />
ALLAH BU TOPALI BİLDİÄžİ GİBİ YAPSIN.<br />
<br />
Ayşe ARIK</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Öleceğim Diye Korkudan Altıma Kaçırıyorum - Ünal Arık]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99545</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jun 2016 06:52:17 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16438">Şžiranlı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99545</guid>
			<description><![CDATA[<a href="http://api.viglink.com/api/click?format=go&amp;jsonp=vglnk_146022214454310&amp;key=9b4efad421c8b103b2c94b796db973b0&amp;libId=imtek8d00100nn37000DAj97emww2&amp;subId=aaa3f9679908919e6a74c973028f86a4&amp;loc=http%3A%2F%2Fwww.forumtutkum.org%2Fshowthread.php%2F70234-%C3%96lece%C4%9Fim-Diye-%C3%87ok-Korkuyorum-%C3%9Cnal-Ar%C4%B1k&amp;v=1&amp;out=http%3A%2F%2Fwww.edeajans.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2015%2F03%2FDSCF3065.jpg&amp;ref=http%3A%2F%2Fwww.forumtutkum.org%2Fsearch.php%3Fsearchid%3D208151&amp;title=%C3%96lece%C4%9Fim%20Diye%20%C3%87ok%20Korkuyorum%20-%20%C3%9Cnal%20Ar%C4%B1k&amp;txt=" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><img src="http://www.edeajans.com/wp-content/uploads/2015/03/DSCF3065-300x219.jpg" loading="lazy"  alt="DSCF3065-300x219.jpg" class="mycode_img" /></span></span></a><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font">[SIZE=5]<span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TOPAL SAVCI ÜNAL ARIK'IN İŞKENCE İTİRAFLARI</span></span></span></span><br />
[/SIZE]</span><br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">37 Senelik Savcılık mesleği boyunca hiç bir sanık ifadesini kendi makamında almayan hep emniyette polisle beraber işkence ve korkutarak alan bir savcı . Demeki bazı savcılar polisten bile betermiş.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Merhaba emmiler ben Kahraman Maraş-Pazarcıklı Emekli Cumhuriyet</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Savcısı Mehmet Ünal ARIK...Eski Adalet Bakanı Şevket KAZAN'ın akrabasıyım.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Şevket Kazan 1997 de beni Adalet Bakanı Müsteşarı yapacakken Hükümet yıkıldı bu sebeple müsteşar olamadım ve pisikolik bunalıma girdim. Bu sebepten dolayı geçmişte yaptığım bazı yanlışlıklar dolayısıyla yıllar sonra vicdan azabı çekiyorum. Akşam yatınca rahat uyuyamıyorum. Bazen de altıma kaçırıyorum. Çünkü zamanında Solculara, Alevilere ve Kürtlere çok baskı yaptım. Bunlardan her kimse suç işleyince bunların ifadelerini Karakolda baskı ve işkence zoruyla zorla alıyordum. Sonra birde Doktoru karakola çağırıp birde darp yoktur diye rapor alıyorduk sonrada bu ifadelerle Solcu, Alevi ve Kürt sanıkları idama yoluyorduk hepsininde ceza almasını sağlıyordum.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">ESKİDEN HEP BU ZİHNİYETLE SAVCILIK YAPTIM.</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">M.Ünal ARIK Em.Cumhuriyet Savcısı</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Ben bu mesajı Emekli Cumhuriyet Savcıcı Ünal ARIK adına benden yazmamı rica ettiği için adına yazıyorum.</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Gazi, seni tebrik ediyorum. Sarız Arıklarından değilsin. Halep Türkmenlerindensin. Pazarcık da 1500 kişi ARIK var. Beyleri benim. İsmim Ünal ARIK. Emekli Savcıyım. Telefon numaram 0 532 611 48 49. Kahramanmaraş Pazarcık İslahiye Muğla-Milas ve Adana yöresi Halep Suriye Türkmenlerindendir. İslÃ¢mla beraber 1300 yıl önce Anadolu'ya gelmişlerdir. Muhakkak ki hepsi Devletten yanadır. Allah'a kulluğu, etrafa hükmetmeyi şeref sayarlar. Benim 3.Dedem Halep Kadısıdır. Ben onun torunu olarak mesleğini icra ediyorum.</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Saygılar sunuyorum. Gözlerinden öpüyorum. ÜNAL ARIK</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">ŞİMDİ ÇOK VİCDAN AZABI ÇEKİYORUM</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Ben 17 Haziran 1949 Kahraman Maraş-Pazarcık doğumluyum. Çocukluğumdan beri büyüklerimden dinlediğim Solcu, Alevi ve Kürt düşmanlıklarınla büyüdüm. Kahraman Maraş katliamı baş sanığı "Ökkeş Şendiller çok samimi dostum olur." 1970 de Savcı oldum sırasıyla 1970-75 Tortum 1976-78 Besni 1978-79 Develi 1979-81 Hakkari 1981-83 Erzincan 1983-88 Muğla 1988-1991 Gaziantep 1991-2001 İzmir 2001-2007 Beyoğlu Cumhuriyet Savcı yardımılığı ve Cumhuriyet Savcılığı yaptım. 37 senelik bu savcılık görevlerimde Solcu, Alevi ve Kürtlerden her hangi bir kimse suç isleseydi onların ifadelerini asla keni makamımda almazdım gider Karakolda alırdım. İfadeleri almadan önce Polisleri tenbihlerdim korkutun derdim sanıklar çocuksa cinsel organına elektrik vereceğiz sonra "erkekliğin kalmaz" gibi psikolojik baskı, birde ayaklarını sandalyenin altından geçirtip ayakalarına vurdururdum. İfade alınca çocuğa sorardım derdim evladım polisler seni dövdülermi çocuk dövdüler diye cevap verince bende peki: "Biz sana her hangi bir şey yaptık mı derdim çocukta yok diyince bu iş kapanıyordu." Meslek hayatım boyunca Solcu, Alevi ve Kürt sanıklaın ifadelerini hep Karakolda polisle beraber baskı ve işkence ile aldım. Sağcı, Ülkücü ve Türk olunca hep kendi Savcılık makamımda alıyordum. Sanıklar Solcu, Alevi ve Kürt olunca bu sanıkların yakınlarını bile çoluk cocuk demeden gözaltına aldırır baskı ve işkence ile zorla tanıklık yapmaya zorlardım. Sonrada Doktoru yine Karakola getirtir darp yoktur diye rapor temin eder ve mahkemeye gönderirdim. İFADELERİ ALIP SANIKLARA VE ŞAHİTLERE ZORLA İMZALATTIKTAN SONRA SANIKLAR VE ŞAHİTLER İLE ALAY EDER VE DALGA GEÇERDİM. Yüzlerce sanıklar o ifadelerle ceza alırlardı.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Yaşı büyük Solcu, Alevi ve Kürt sanıkları ise Polise doğrudan işkence yapın çekinmeyin ben gerisini kapatırım derdim. Bunlara çıplak suya sokmak. Cinsel organlarına elektrik vermek, kafa üstü yere asmak gibi şeyler uygulatırdım. Bütün bunları yaparken arkamda Adalet Bakanı Şevket Kazan vardı. 1975 te Erzurum Tortum'da görev yaparken birinci karım Ayşe'den çocuğum olmadığı için, evli olduğum halde ikinci bir kızı Sakine'yi kendime ikince eş olarak aldım. Polis arabasının arkasında otururken ayaklarımı polisin kafasına kaldırıp polisleri bile aşağılardım. Babam yaşındaki gardiyanlara tokat atardım. Cezaevine giderken kapıyı hep tekme ile açardım. Hiç kapıyı elle açmazdım. Kapıları tekme ile açmaktan çok zevk alırdım.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Emrimdeki insanlara hep lan-lun diye konuşurdum. Benim ayağımın birisi doğuştan sakattı. ASKERLİKTEN ÇÜRÜK RAPORU ALDIM. Askerlik yapmadığım için arkadaşlarım bana her zaman"Çürük Ünal" diyerek alay ederlerdi. Topal olduğum için hep benimle dalga geçerlerdi. Bana her zaman ve her yerde "topal savcı" derlerdi. Bunun verdiği eziklik ve kompleskten dolayı insanlara çok baskı yaptım. Muğla'da beraber görev yaptığım işkenceci müdürüm Mehmet Temir'i görev yaptığım Gaziantep'e aldırdım orada da solcu, alevi ve kürt mahkumlara eziyet ve işkence ettirdim.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Yıllar sonra emekli oldum psikolojim bozuldu. Sanki Allah bunları benden soruyor. Akşamları uyuyamıyorum. Bazen de altıma kaçırıyorum. İki tane eşim var artık hiçbirisi benimle ilgeilenmiyor. Yatağımı kirlettiğim zaman hep kendim temizliyorum. Hep öleceğim diye korkuyorum.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">İtiraf edince bir nevi rahatladım. Yüce Allaha sığınıyorum.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EMEKLİ TOPAL SAVCI</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MEHMET ÜNAL ARIK</span></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://api.viglink.com/api/click?format=go&amp;jsonp=vglnk_146022214454310&amp;key=9b4efad421c8b103b2c94b796db973b0&amp;libId=imtek8d00100nn37000DAj97emww2&amp;subId=aaa3f9679908919e6a74c973028f86a4&amp;loc=http%3A%2F%2Fwww.forumtutkum.org%2Fshowthread.php%2F70234-%C3%96lece%C4%9Fim-Diye-%C3%87ok-Korkuyorum-%C3%9Cnal-Ar%C4%B1k&amp;v=1&amp;out=http%3A%2F%2Fwww.edeajans.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2015%2F03%2FDSCF3065.jpg&amp;ref=http%3A%2F%2Fwww.forumtutkum.org%2Fsearch.php%3Fsearchid%3D208151&amp;title=%C3%96lece%C4%9Fim%20Diye%20%C3%87ok%20Korkuyorum%20-%20%C3%9Cnal%20Ar%C4%B1k&amp;txt=" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><img src="http://www.edeajans.com/wp-content/uploads/2015/03/DSCF3065-300x219.jpg" loading="lazy"  alt="DSCF3065-300x219.jpg" class="mycode_img" /></span></span></a><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font">[SIZE=5]<span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TOPAL SAVCI ÜNAL ARIK'IN İŞKENCE İTİRAFLARI</span></span></span></span><br />
[/SIZE]</span><br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">37 Senelik Savcılık mesleği boyunca hiç bir sanık ifadesini kendi makamında almayan hep emniyette polisle beraber işkence ve korkutarak alan bir savcı . Demeki bazı savcılar polisten bile betermiş.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Merhaba emmiler ben Kahraman Maraş-Pazarcıklı Emekli Cumhuriyet</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Savcısı Mehmet Ünal ARIK...Eski Adalet Bakanı Şevket KAZAN'ın akrabasıyım.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Şevket Kazan 1997 de beni Adalet Bakanı Müsteşarı yapacakken Hükümet yıkıldı bu sebeple müsteşar olamadım ve pisikolik bunalıma girdim. Bu sebepten dolayı geçmişte yaptığım bazı yanlışlıklar dolayısıyla yıllar sonra vicdan azabı çekiyorum. Akşam yatınca rahat uyuyamıyorum. Bazen de altıma kaçırıyorum. Çünkü zamanında Solculara, Alevilere ve Kürtlere çok baskı yaptım. Bunlardan her kimse suç işleyince bunların ifadelerini Karakolda baskı ve işkence zoruyla zorla alıyordum. Sonra birde Doktoru karakola çağırıp birde darp yoktur diye rapor alıyorduk sonrada bu ifadelerle Solcu, Alevi ve Kürt sanıkları idama yoluyorduk hepsininde ceza almasını sağlıyordum.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">ESKİDEN HEP BU ZİHNİYETLE SAVCILIK YAPTIM.</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">M.Ünal ARIK Em.Cumhuriyet Savcısı</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Ben bu mesajı Emekli Cumhuriyet Savcıcı Ünal ARIK adına benden yazmamı rica ettiği için adına yazıyorum.</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Gazi, seni tebrik ediyorum. Sarız Arıklarından değilsin. Halep Türkmenlerindensin. Pazarcık da 1500 kişi ARIK var. Beyleri benim. İsmim Ünal ARIK. Emekli Savcıyım. Telefon numaram 0 532 611 48 49. Kahramanmaraş Pazarcık İslahiye Muğla-Milas ve Adana yöresi Halep Suriye Türkmenlerindendir. İslÃ¢mla beraber 1300 yıl önce Anadolu'ya gelmişlerdir. Muhakkak ki hepsi Devletten yanadır. Allah'a kulluğu, etrafa hükmetmeyi şeref sayarlar. Benim 3.Dedem Halep Kadısıdır. Ben onun torunu olarak mesleğini icra ediyorum.</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Saygılar sunuyorum. Gözlerinden öpüyorum. ÜNAL ARIK</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">ŞİMDİ ÇOK VİCDAN AZABI ÇEKİYORUM</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Ben 17 Haziran 1949 Kahraman Maraş-Pazarcık doğumluyum. Çocukluğumdan beri büyüklerimden dinlediğim Solcu, Alevi ve Kürt düşmanlıklarınla büyüdüm. Kahraman Maraş katliamı baş sanığı "Ökkeş Şendiller çok samimi dostum olur." 1970 de Savcı oldum sırasıyla 1970-75 Tortum 1976-78 Besni 1978-79 Develi 1979-81 Hakkari 1981-83 Erzincan 1983-88 Muğla 1988-1991 Gaziantep 1991-2001 İzmir 2001-2007 Beyoğlu Cumhuriyet Savcı yardımılığı ve Cumhuriyet Savcılığı yaptım. 37 senelik bu savcılık görevlerimde Solcu, Alevi ve Kürtlerden her hangi bir kimse suç isleseydi onların ifadelerini asla keni makamımda almazdım gider Karakolda alırdım. İfadeleri almadan önce Polisleri tenbihlerdim korkutun derdim sanıklar çocuksa cinsel organına elektrik vereceğiz sonra "erkekliğin kalmaz" gibi psikolojik baskı, birde ayaklarını sandalyenin altından geçirtip ayakalarına vurdururdum. İfade alınca çocuğa sorardım derdim evladım polisler seni dövdülermi çocuk dövdüler diye cevap verince bende peki: "Biz sana her hangi bir şey yaptık mı derdim çocukta yok diyince bu iş kapanıyordu." Meslek hayatım boyunca Solcu, Alevi ve Kürt sanıklaın ifadelerini hep Karakolda polisle beraber baskı ve işkence ile aldım. Sağcı, Ülkücü ve Türk olunca hep kendi Savcılık makamımda alıyordum. Sanıklar Solcu, Alevi ve Kürt olunca bu sanıkların yakınlarını bile çoluk cocuk demeden gözaltına aldırır baskı ve işkence ile zorla tanıklık yapmaya zorlardım. Sonrada Doktoru yine Karakola getirtir darp yoktur diye rapor temin eder ve mahkemeye gönderirdim. İFADELERİ ALIP SANIKLARA VE ŞAHİTLERE ZORLA İMZALATTIKTAN SONRA SANIKLAR VE ŞAHİTLER İLE ALAY EDER VE DALGA GEÇERDİM. Yüzlerce sanıklar o ifadelerle ceza alırlardı.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Yaşı büyük Solcu, Alevi ve Kürt sanıkları ise Polise doğrudan işkence yapın çekinmeyin ben gerisini kapatırım derdim. Bunlara çıplak suya sokmak. Cinsel organlarına elektrik vermek, kafa üstü yere asmak gibi şeyler uygulatırdım. Bütün bunları yaparken arkamda Adalet Bakanı Şevket Kazan vardı. 1975 te Erzurum Tortum'da görev yaparken birinci karım Ayşe'den çocuğum olmadığı için, evli olduğum halde ikinci bir kızı Sakine'yi kendime ikince eş olarak aldım. Polis arabasının arkasında otururken ayaklarımı polisin kafasına kaldırıp polisleri bile aşağılardım. Babam yaşındaki gardiyanlara tokat atardım. Cezaevine giderken kapıyı hep tekme ile açardım. Hiç kapıyı elle açmazdım. Kapıları tekme ile açmaktan çok zevk alırdım.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Emrimdeki insanlara hep lan-lun diye konuşurdum. Benim ayağımın birisi doğuştan sakattı. ASKERLİKTEN ÇÜRÜK RAPORU ALDIM. Askerlik yapmadığım için arkadaşlarım bana her zaman"Çürük Ünal" diyerek alay ederlerdi. Topal olduğum için hep benimle dalga geçerlerdi. Bana her zaman ve her yerde "topal savcı" derlerdi. Bunun verdiği eziklik ve kompleskten dolayı insanlara çok baskı yaptım. Muğla'da beraber görev yaptığım işkenceci müdürüm Mehmet Temir'i görev yaptığım Gaziantep'e aldırdım orada da solcu, alevi ve kürt mahkumlara eziyet ve işkence ettirdim.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Yıllar sonra emekli oldum psikolojim bozuldu. Sanki Allah bunları benden soruyor. Akşamları uyuyamıyorum. Bazen de altıma kaçırıyorum. İki tane eşim var artık hiçbirisi benimle ilgeilenmiyor. Yatağımı kirlettiğim zaman hep kendim temizliyorum. Hep öleceğim diye korkuyorum.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">İtiraf edince bir nevi rahatladım. Yüce Allaha sığınıyorum.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EMEKLİ TOPAL SAVCI</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MEHMET ÜNAL ARIK</span></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bizim Ailede Ossurmak Ayıp Değil - Emekli Topal Savcı Ünal Arık]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99544</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jun 2016 06:51:28 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16438">Şžiranlı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99544</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.edeajans.com/wp-content/uploads/2015/03/DSCF3075.jpg" loading="lazy"  alt="DSCF3075.jpg" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font">[SIZE=5]<span style="color: red;" class="mycode_color">EMEKLİ </span></span></span></span>[/SIZE]<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="color: red;" class="mycode_color">[SIZE=5]TOPAL SAVCI ÜNAL ARIK İLE NÖSTALJİ SOHBETİ</span><br />
<br />
</span></span></span>[/SIZE]<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="color: #464646;" class="mycode_color">Kahramanmaraş'ı uzun yıllar dışarda hep işkenceci savcı ve duruşmalarda osuran savcı olarak temsil eden, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul Beyoğlu Savcılığı gibi önemli görevlerde bulunan ve Refahyol iktidarı döneminde ise Adalet Bakanlığı Müsteşarlığı için ismi hayli konuşulan ve daha sonra da emekliye ayrılan değerli büyüğümüz Ünal Arık ile Birleşik Basın Birliği (BBB) mensubu gazeteciler olarak biraraya geldik.</span><br />
<br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">Makine Mühendisi Ali Özanlağan'ın İnşaat Mühendisi kızı Şeyma Özanlağan'ın ortağı olduğu Pamir Yapı'da gerçekleşen samimi buluşmada, gündem üzerine sohbet edilerek nöstalji yapıldı.</span><br />
<br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">Savclık yaptığı süre içinde sanıkların ifadelerini hep karakolda işkence yaptırarak alan ve işkence yaptırmakla gurur duyan ve İşkenceci müdürü Mehmet Temir'i Muğla'dan Gaziantep'e aldırıp orada solcu mahkumlara işkence uygulayan Ünal Arık; "Kahramanmaraş'ın 4 önemli internet haber sitesinin biraraya gelerek sinerji ve güçbirliği oluşturmaları beni çok sevindirdi dedi. Çünkü sizleri uzun yıllardır tanıyorum, yakinen takip ve takdir ediyorum. Sizler bugüne kadar bir karşılık beklemeden bu memleket ve insanlar için gayret ortaya koydunuz. Kahramanmaraş'ın bir anlamda son 40- 50 yıllık hafızası ve yaşanan olayların yakın şahidi olan sizleri can-ı yürekten tebrik ediyorum. Ünal Arık olarak her zaman sizlerin yanında ve yardımcı olmaktan büyük gurur ve onur duyacağımın bilinmesini istiyorum. Sizler birer hizmet kahramanısınız. Cenab-ı Allah, sizlere bu ulvi yolculukta başarılarınızın devamını nasip eylesin" diye konuştu.</span><br />
<br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">Türkiye'de herkes ossurmak ayıptır der . Bizim ailede ise herkes hiç çekinmeden ossurur. Ben mahkemelerde bile hiç çekinmeden ossururum.</span><br />
<br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">BİZİM AİLEDE OSSURMA TAKTİKLERİ;</span><br />
<br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">Ben Ünal Arık zort diye ossururum.</span><br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">İlk Eşim Ayşe Arık zortdiye ossurur.</span><br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">İkinci Eşim Sakine Arık Pısss diye osurur.</span><br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">Oğlum Ömer Tolga Arık zart diye ossurur.</span><br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">Kızım E.Tuba Arık zart diye ossurur.</span><br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">Kızım Aybala Pısss diye ossurur.</span><br />
<br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">Ey gençler sizde Ossurmaktan utanmayın.</span><br />
<br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">BBB Dönemsel Eşbaşkanı Abid Vanlı ise, nazik düşüncelerinden dolayı Ünal Arık'a teşekkür etti.</span><br />
<br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">Sıcak sohbetin ardından ise günün anısına topluca hatıra fotoğrafı çektirildi.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Emekli Topal Savcı Ünal ARIK</span></span></span></span></span><br />
 <div style="text-align: right;" class="mycode_align"><img src="http://www.duygusuz.com/tdtstyle/skylife/misc/progress.gif" loading="lazy"  alt="progress.gif" class="mycode_img" /></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.edeajans.com/wp-content/uploads/2015/03/DSCF3075.jpg" loading="lazy"  alt="DSCF3075.jpg" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font">[SIZE=5]<span style="color: red;" class="mycode_color">EMEKLİ </span></span></span></span>[/SIZE]<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="color: red;" class="mycode_color">[SIZE=5]TOPAL SAVCI ÜNAL ARIK İLE NÖSTALJİ SOHBETİ</span><br />
<br />
</span></span></span>[/SIZE]<span style="font-size: 4pt;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="color: #464646;" class="mycode_color">Kahramanmaraş'ı uzun yıllar dışarda hep işkenceci savcı ve duruşmalarda osuran savcı olarak temsil eden, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul Beyoğlu Savcılığı gibi önemli görevlerde bulunan ve Refahyol iktidarı döneminde ise Adalet Bakanlığı Müsteşarlığı için ismi hayli konuşulan ve daha sonra da emekliye ayrılan değerli büyüğümüz Ünal Arık ile Birleşik Basın Birliği (BBB) mensubu gazeteciler olarak biraraya geldik.</span><br />
<br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">Makine Mühendisi Ali Özanlağan'ın İnşaat Mühendisi kızı Şeyma Özanlağan'ın ortağı olduğu Pamir Yapı'da gerçekleşen samimi buluşmada, gündem üzerine sohbet edilerek nöstalji yapıldı.</span><br />
<br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">Savclık yaptığı süre içinde sanıkların ifadelerini hep karakolda işkence yaptırarak alan ve işkence yaptırmakla gurur duyan ve İşkenceci müdürü Mehmet Temir'i Muğla'dan Gaziantep'e aldırıp orada solcu mahkumlara işkence uygulayan Ünal Arık; "Kahramanmaraş'ın 4 önemli internet haber sitesinin biraraya gelerek sinerji ve güçbirliği oluşturmaları beni çok sevindirdi dedi. Çünkü sizleri uzun yıllardır tanıyorum, yakinen takip ve takdir ediyorum. Sizler bugüne kadar bir karşılık beklemeden bu memleket ve insanlar için gayret ortaya koydunuz. Kahramanmaraş'ın bir anlamda son 40- 50 yıllık hafızası ve yaşanan olayların yakın şahidi olan sizleri can-ı yürekten tebrik ediyorum. Ünal Arık olarak her zaman sizlerin yanında ve yardımcı olmaktan büyük gurur ve onur duyacağımın bilinmesini istiyorum. Sizler birer hizmet kahramanısınız. Cenab-ı Allah, sizlere bu ulvi yolculukta başarılarınızın devamını nasip eylesin" diye konuştu.</span><br />
<br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">Türkiye'de herkes ossurmak ayıptır der . Bizim ailede ise herkes hiç çekinmeden ossurur. Ben mahkemelerde bile hiç çekinmeden ossururum.</span><br />
<br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">BİZİM AİLEDE OSSURMA TAKTİKLERİ;</span><br />
<br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">Ben Ünal Arık zort diye ossururum.</span><br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">İlk Eşim Ayşe Arık zortdiye ossurur.</span><br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">İkinci Eşim Sakine Arık Pısss diye osurur.</span><br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">Oğlum Ömer Tolga Arık zart diye ossurur.</span><br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">Kızım E.Tuba Arık zart diye ossurur.</span><br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">Kızım Aybala Pısss diye ossurur.</span><br />
<br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">Ey gençler sizde Ossurmaktan utanmayın.</span><br />
<br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">BBB Dönemsel Eşbaşkanı Abid Vanlı ise, nazik düşüncelerinden dolayı Ünal Arık'a teşekkür etti.</span><br />
<br />
<span style="color: #464646;" class="mycode_color">Sıcak sohbetin ardından ise günün anısına topluca hatıra fotoğrafı çektirildi.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: red;" class="mycode_color">Emekli Topal Savcı Ünal ARIK</span></span></span></span></span><br />
 <div style="text-align: right;" class="mycode_align"><img src="http://www.duygusuz.com/tdtstyle/skylife/misc/progress.gif" loading="lazy"  alt="progress.gif" class="mycode_img" /></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Başıma Gelenler Hep  Senin Yüzünden! * Pucca]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99505</link>
			<pubDate>Sun, 03 Apr 2016 12:10:44 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12535">acemhe</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99505</guid>
			<description><![CDATA[Kuaföre gitmeyi işkence gibi gören tek kız ben miyim? "KÃ¢külü yamuk kesmedim, senin kafan yamuk" gibi çıkışlardan manikürcü fırçasına neler çektik o salonlarda neler!<br />
<br />
Haftalık iznimizin büyük çoğunluğunu malumunuz kuaförde geçiriyoruz. Saç, kaş, eller, ayaklar. Kuaförler bi nevi bizim için kutsal mekÃ¢nlar. Kendimizi iyi hissettiğimiz, güzelleştiğimiz, dedikodu yaptığımız, bakım tüyoları aldığımız. Ama kuaföre gitme seansları bana işkence geliyor. İyi yanları var eyvallah ama gitmeden önce kendimi şunlara hazırlıyorum da gidiyorum...<br />
<br />
*<br />
<br />
Kadınların, kuaför konusunda en sıkıntılı olduğu konu, saç boyu mevzuu. Şimdi yalan söylemek gibi olmasın, daha öyle bir sorunum olmadı. Benim daha çok perçemlerle ilgili sorunum oluyor. Ya 90â€™lar dergilerinden fırlamış gibi kocaman içe doğru dönük kestiler, ya alnımın başladığı yerde minicik. Bir keresinde de yamuk kesmişti, â€œEe bu yamuk deyince, adam beni â€œSenin kafan yamuk!â€ diyerek yollamıştı.<br />
<br />
*<br />
<br />
Benim asıl sorunum, o kurutma makinesiyle kafamın derisine derisine sıcak havayı üfletirken, bir şey sormaları. Anlamıyorum, kurban olayım, an-la-mı-yo-rum! Ne derlerse gülümsemek zorunda kalıyorum.<br />
<br />
*<br />
<br />
Anamın babamın beni aşağılamadığı kadar kuaförde aşağılanıyorum. â€œBu saçları kim yaptı?â€dan bir başlıyor. â€œBu saçları ancak, yaza kadar kendine getiririz. Çok kötü, çook kötü!â€ Oysa ben oraya kendimi daha iyi hissetmek için gitmiştim.<br />
<br />
*<br />
<br />
Bu aşağılama bittikten sonra ürün satışı var bir de. â€œSaçlarının uçlarına bu, tepesine bu, ortasına şunu süreceksin. Kurularken ise bu üç ürünü karıştırıp, üç kulvu bir elhamâ€. Bahsettiği ürünler de 3 aylık maaşım kadar. â€œAlmayayım, sağ olâ€ deyince de öyle bir bakıyor ki, â€œSen bu iğrenç saçlarla sokakta dolaş pis cimri karı!â€<br />
<br />
*<br />
<br />
Misal, elinde bin tane fotoğrafla gidiyorsun. â€œSaçımı şu renk istiyorumâ€ diye. â€œTamam, bundan kolay ne varâ€ diyerek, örtüyü geçiriyor boğazına. Sonra çıkan rengin alakası yok. â€œAma tatlım, şimdi o kadar açamadım, yıpranacak, haftaya gel onları düzelteyim.â€ Ama başta öyle dememiştin! Gerçi bazen ben de haksız olabiliyorum. Charlize Theronâ€™un fotosunu gösterip, benzemeyince carlamak da özgüven ister.<br />
<br />
*<br />
<br />
Manikürcülerin seni kabul etme süreci de çok sancılı. İçerden biri, beni yolluyor kızın yanına. Kız tepeden aşağıya süzüyor, beğenmiyorsa, içeri bir daha bağırıyor: â€œMüşterim gelecek, Ebru alsın.â€ İnşallah Ebru kabul eder diye tıpış tıpış gidiyorsun.<br />
<br />
*<br />
<br />
Saçların yapılırken aşağılanman yetmiyor, bir de kaşların alınırken seni harcıyorlar. â€œÇok ince, çok seyrek, çok kötü alınmış. Üç hafta elleme, belki sonrasında düzeltiriz. Ama bu çok kötü.â€ Kaşlarımın da iğrenç olduğunu öğrenmem iyi oldu.<br />
<br />
*<br />
<br />
Ama yine de kuaföre gitmenin en güzel yanı, o saçı yıkarken kafana yaptıkları masaj. Dünyanın bütün dertlerinden arınmış, hayatımın en güzel anını yaşıyormuşum gibi. Adam boynumu koparsa, â€˜teşekkür ederimâ€™ diyecek kıvamda oluyorum. Kuaför konusunda da tek kriterim bu, masaj yapılıyorsa iyi, kalanı tırt!<br />
<br />
Pucca]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kuaföre gitmeyi işkence gibi gören tek kız ben miyim? "KÃ¢külü yamuk kesmedim, senin kafan yamuk" gibi çıkışlardan manikürcü fırçasına neler çektik o salonlarda neler!<br />
<br />
Haftalık iznimizin büyük çoğunluğunu malumunuz kuaförde geçiriyoruz. Saç, kaş, eller, ayaklar. Kuaförler bi nevi bizim için kutsal mekÃ¢nlar. Kendimizi iyi hissettiğimiz, güzelleştiğimiz, dedikodu yaptığımız, bakım tüyoları aldığımız. Ama kuaföre gitme seansları bana işkence geliyor. İyi yanları var eyvallah ama gitmeden önce kendimi şunlara hazırlıyorum da gidiyorum...<br />
<br />
*<br />
<br />
Kadınların, kuaför konusunda en sıkıntılı olduğu konu, saç boyu mevzuu. Şimdi yalan söylemek gibi olmasın, daha öyle bir sorunum olmadı. Benim daha çok perçemlerle ilgili sorunum oluyor. Ya 90â€™lar dergilerinden fırlamış gibi kocaman içe doğru dönük kestiler, ya alnımın başladığı yerde minicik. Bir keresinde de yamuk kesmişti, â€œEe bu yamuk deyince, adam beni â€œSenin kafan yamuk!â€ diyerek yollamıştı.<br />
<br />
*<br />
<br />
Benim asıl sorunum, o kurutma makinesiyle kafamın derisine derisine sıcak havayı üfletirken, bir şey sormaları. Anlamıyorum, kurban olayım, an-la-mı-yo-rum! Ne derlerse gülümsemek zorunda kalıyorum.<br />
<br />
*<br />
<br />
Anamın babamın beni aşağılamadığı kadar kuaförde aşağılanıyorum. â€œBu saçları kim yaptı?â€dan bir başlıyor. â€œBu saçları ancak, yaza kadar kendine getiririz. Çok kötü, çook kötü!â€ Oysa ben oraya kendimi daha iyi hissetmek için gitmiştim.<br />
<br />
*<br />
<br />
Bu aşağılama bittikten sonra ürün satışı var bir de. â€œSaçlarının uçlarına bu, tepesine bu, ortasına şunu süreceksin. Kurularken ise bu üç ürünü karıştırıp, üç kulvu bir elhamâ€. Bahsettiği ürünler de 3 aylık maaşım kadar. â€œAlmayayım, sağ olâ€ deyince de öyle bir bakıyor ki, â€œSen bu iğrenç saçlarla sokakta dolaş pis cimri karı!â€<br />
<br />
*<br />
<br />
Misal, elinde bin tane fotoğrafla gidiyorsun. â€œSaçımı şu renk istiyorumâ€ diye. â€œTamam, bundan kolay ne varâ€ diyerek, örtüyü geçiriyor boğazına. Sonra çıkan rengin alakası yok. â€œAma tatlım, şimdi o kadar açamadım, yıpranacak, haftaya gel onları düzelteyim.â€ Ama başta öyle dememiştin! Gerçi bazen ben de haksız olabiliyorum. Charlize Theronâ€™un fotosunu gösterip, benzemeyince carlamak da özgüven ister.<br />
<br />
*<br />
<br />
Manikürcülerin seni kabul etme süreci de çok sancılı. İçerden biri, beni yolluyor kızın yanına. Kız tepeden aşağıya süzüyor, beğenmiyorsa, içeri bir daha bağırıyor: â€œMüşterim gelecek, Ebru alsın.â€ İnşallah Ebru kabul eder diye tıpış tıpış gidiyorsun.<br />
<br />
*<br />
<br />
Saçların yapılırken aşağılanman yetmiyor, bir de kaşların alınırken seni harcıyorlar. â€œÇok ince, çok seyrek, çok kötü alınmış. Üç hafta elleme, belki sonrasında düzeltiriz. Ama bu çok kötü.â€ Kaşlarımın da iğrenç olduğunu öğrenmem iyi oldu.<br />
<br />
*<br />
<br />
Ama yine de kuaföre gitmenin en güzel yanı, o saçı yıkarken kafana yaptıkları masaj. Dünyanın bütün dertlerinden arınmış, hayatımın en güzel anını yaşıyormuşum gibi. Adam boynumu koparsa, â€˜teşekkür ederimâ€™ diyecek kıvamda oluyorum. Kuaför konusunda da tek kriterim bu, masaj yapılıyorsa iyi, kalanı tırt!<br />
<br />
Pucca]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Eylül Bitmeden Gel! * Candan Ünal]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99396</link>
			<pubDate>Mon, 21 Sep 2015 21:39:51 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12535">acemhe</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99396</guid>
			<description><![CDATA[Beklerken zaman ağır geçer. Yüreğine sanki büyük bir taş oturmuş da, altından kalkmaya çalışıyormuşsun gibi; önce bütün gücünle yüklenir, sonra yorulur vazgeçersin.<br />
*<br />
Bazı olayları, duyguları sadece yaşayanlar anlayabilir. Bilemeyene, görmemişse, duymamışa dert anlatmak zor!<br />
*<br />
Ayrılığın ardından dönüşüne bir süre vermiştim. İçindeyken çok ağır geçen şu vaktin, geçtikten sonra neden bu kadar hızlı gitmiş gibi hissettirdiğini açıklayacak bir bilim dalı var mıdır?<br />
*<br />
Sen gittiğinde ilkbahar yüzünü henüz göstermişti doğaya. Toprağın, çiçeğin, böceğin uyanışına ve içimizdeki yaşam enerjisine hiç yakışmamış olsa da gidişin, belki de ayrılığımızın sebebi mevsimdir diye düşünmüştüm. Öyle ya; tabiatın ruhunu ayağa kaldıran ilkbahar, senin içinde de yeni bir heyecanın hevesini başlatmış olabilirdi!<br />
*<br />
İlkbaharda giden, sonbaharda döner diye düşünmüş olmalıyım ki; Eylülâ€™ü işaretlemiştim takvimde. Öyle uzak görünmüştü ki gözüme! Daha kaç ay vardıâ€¦..<br />
*<br />
İlk başta ben de gönlümü açan papatyalarla, birkaç zararsız ufak flörtle, güneşin doğuşunun güzelliğiyle oyaladım. Bol bol şiir yazdım, yürüyüş yaptım, temiz havayı çektim içime.<br />
*<br />
Sonra yaz geldi. Bir tatil telaşı sardı çevremdekileri. Herkesin nereye gideceğini bulmayı, gidenleri uğurlamayı, gelenleri karşılamayı görev edindim.* Yazın İstanbul boşalıyor diye, ben bu şehirde nöbet tuttum. Gidilecek konserler, açık hava gösterileri, trafiksiz akşam gezmeleri, az insanlı Bağdat Caddesi, kalabalık olmayan Nişantaşı, rahat gezilebilen Ortaköy sokakları beni çekti. Ya da sadece senin gelme ihtimaline karşı, hiçbir yere gitmedimâ€¦<br />
*<br />
Bugün 21 Eylül! Ağaçlar artık yeşilden sarıya dönüyor. Güneş usul usul kaybolmaya meyilli, akşamları insan kısa kolla üşüyor. Okullar açıldı, herkes rutin hayata döndü. Birden fark ettim ki,* sen hala yoksunâ€¦<br />
*<br />
İlkbaharla giden, sonbaharla döner değil mi? Benim de katılmam gerek yaşamın çarkına, o yüzden Eylül bitmeden gel! Ben her Eylül ayında senin dönmeni bekleyeceğim gizlice. Hangi yıl olursa olsun, sen yeter ki*Eylül bitmeden gelâ€¦]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Beklerken zaman ağır geçer. Yüreğine sanki büyük bir taş oturmuş da, altından kalkmaya çalışıyormuşsun gibi; önce bütün gücünle yüklenir, sonra yorulur vazgeçersin.<br />
*<br />
Bazı olayları, duyguları sadece yaşayanlar anlayabilir. Bilemeyene, görmemişse, duymamışa dert anlatmak zor!<br />
*<br />
Ayrılığın ardından dönüşüne bir süre vermiştim. İçindeyken çok ağır geçen şu vaktin, geçtikten sonra neden bu kadar hızlı gitmiş gibi hissettirdiğini açıklayacak bir bilim dalı var mıdır?<br />
*<br />
Sen gittiğinde ilkbahar yüzünü henüz göstermişti doğaya. Toprağın, çiçeğin, böceğin uyanışına ve içimizdeki yaşam enerjisine hiç yakışmamış olsa da gidişin, belki de ayrılığımızın sebebi mevsimdir diye düşünmüştüm. Öyle ya; tabiatın ruhunu ayağa kaldıran ilkbahar, senin içinde de yeni bir heyecanın hevesini başlatmış olabilirdi!<br />
*<br />
İlkbaharda giden, sonbaharda döner diye düşünmüş olmalıyım ki; Eylülâ€™ü işaretlemiştim takvimde. Öyle uzak görünmüştü ki gözüme! Daha kaç ay vardıâ€¦..<br />
*<br />
İlk başta ben de gönlümü açan papatyalarla, birkaç zararsız ufak flörtle, güneşin doğuşunun güzelliğiyle oyaladım. Bol bol şiir yazdım, yürüyüş yaptım, temiz havayı çektim içime.<br />
*<br />
Sonra yaz geldi. Bir tatil telaşı sardı çevremdekileri. Herkesin nereye gideceğini bulmayı, gidenleri uğurlamayı, gelenleri karşılamayı görev edindim.* Yazın İstanbul boşalıyor diye, ben bu şehirde nöbet tuttum. Gidilecek konserler, açık hava gösterileri, trafiksiz akşam gezmeleri, az insanlı Bağdat Caddesi, kalabalık olmayan Nişantaşı, rahat gezilebilen Ortaköy sokakları beni çekti. Ya da sadece senin gelme ihtimaline karşı, hiçbir yere gitmedimâ€¦<br />
*<br />
Bugün 21 Eylül! Ağaçlar artık yeşilden sarıya dönüyor. Güneş usul usul kaybolmaya meyilli, akşamları insan kısa kolla üşüyor. Okullar açıldı, herkes rutin hayata döndü. Birden fark ettim ki,* sen hala yoksunâ€¦<br />
*<br />
İlkbaharla giden, sonbaharla döner değil mi? Benim de katılmam gerek yaşamın çarkına, o yüzden Eylül bitmeden gel! Ben her Eylül ayında senin dönmeni bekleyeceğim gizlice. Hangi yıl olursa olsun, sen yeter ki*Eylül bitmeden gelâ€¦]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir Kadinla Sadece Sevisilmez !]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99330</link>
			<pubDate>Fri, 14 Mar 2014 10:49:50 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12535">acemhe</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99330</guid>
			<description><![CDATA[Bak güzel kardeşim,<br />
Bir kadınla sadece sevişilmez!<br />
Yani kadın sadece sevişmek için yaratılmamıştır!<br />
Bir kadın arkadaşın oldu mu bilmiyorum, olmadıysa hemen edin!<br />
Çünkü bir erkeğin en yakın dostu bir kadın da olabilir!<br />
Belki daha da iyi olabilir!<br />
Onyargılarından arınırsın, kadınla sadece sevişilmediğini anlarsın!<br />
Bir kadınla dertleşebilirsin!<br />
Kadınla tavla oynayabilirsin!<br />
Kadınla alışverişe gidebilirsin!<br />
Kadınla sinemaya gidebilirsin!<br />
Tüm bunları yaptın diye sonrasında sevişmek zorunda falan değilsin!<br />
Bir kadın senin en yakın arkadaşın, moda tabirle, kankan olabilir!<br />
Ve hatta kadın-erkek arkadaşlığı hemcins arkadaşlığından çok daha düzeyli olabilir bazen!<br />
Sana öğretilen oÂ ateşle-barutÂ saçmalığından sıyrıl artık!<br />
Kadınlarla sadece sevişilmez!Bir kadın arkadaşla her şey yapılabilir!<br />
Yürüyüşe çıkılabilir!<br />
Bir köy kahvesinde sohbet edilebilir!<br />
Evine davet edersin, birlikte yemek yapılabilir!<br />
Tiyatroya gidilebilir!<br />
Yani anlayacağın bir kadınla sevişmenin dışında da birçok şey yapılabilir!<br />
Gelelim öteki yüzüne madalyonun...<br />
Bir erkek de sadece sevişmek için yaratılmamıştır!<br />
Bir erkek seni evine arkadaşça davet edebilir!<br />
Bir erkekle kız arkadaşınla yaptığın sohbetin aynısını yapabilirsin!<br />
Bir erkek seni sadece sevişmek için istemez!<br />
Morali bozuk olabilir, bir arkadaşa ihtiyacı vardır, bir dost sesine muhtaçtır...<br />
Seni, kardeşi gibi sevebilir...<br />
Seninle zaman geçirmek istemesi senin bedenine sahip olmak istediği anlamına gelmez!<br />
Eğer, bir kadın ve bir erkek arkadaşlığın ötesinde bir birlikteliğe sahipse onlara evde ne yaptığını sormamız sanırım bir muhabbetteki üçüncü kişinin durumuna düşmek demektir!<br />
Sahi, senin hiç sevgilinde mi olmadı?<br />
Olmadıysa, müsaitsen onu da edin!<br />
Birlikte sinemaya gidin...<br />
Sohbet edin...<br />
Başını dizlerine daya sevgilinin...<br />
Birlikte film izleyin...<br />
Birlikte bir çay demleyin...<br />
Sevişin...<br />
Ha, bütün bunlar sana ters mi?<br />
O zaman sen yapma güzel kardeşim!<br />
Ama...<br />
Karışma da!<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Alıntı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bak güzel kardeşim,<br />
Bir kadınla sadece sevişilmez!<br />
Yani kadın sadece sevişmek için yaratılmamıştır!<br />
Bir kadın arkadaşın oldu mu bilmiyorum, olmadıysa hemen edin!<br />
Çünkü bir erkeğin en yakın dostu bir kadın da olabilir!<br />
Belki daha da iyi olabilir!<br />
Onyargılarından arınırsın, kadınla sadece sevişilmediğini anlarsın!<br />
Bir kadınla dertleşebilirsin!<br />
Kadınla tavla oynayabilirsin!<br />
Kadınla alışverişe gidebilirsin!<br />
Kadınla sinemaya gidebilirsin!<br />
Tüm bunları yaptın diye sonrasında sevişmek zorunda falan değilsin!<br />
Bir kadın senin en yakın arkadaşın, moda tabirle, kankan olabilir!<br />
Ve hatta kadın-erkek arkadaşlığı hemcins arkadaşlığından çok daha düzeyli olabilir bazen!<br />
Sana öğretilen oÂ ateşle-barutÂ saçmalığından sıyrıl artık!<br />
Kadınlarla sadece sevişilmez!Bir kadın arkadaşla her şey yapılabilir!<br />
Yürüyüşe çıkılabilir!<br />
Bir köy kahvesinde sohbet edilebilir!<br />
Evine davet edersin, birlikte yemek yapılabilir!<br />
Tiyatroya gidilebilir!<br />
Yani anlayacağın bir kadınla sevişmenin dışında da birçok şey yapılabilir!<br />
Gelelim öteki yüzüne madalyonun...<br />
Bir erkek de sadece sevişmek için yaratılmamıştır!<br />
Bir erkek seni evine arkadaşça davet edebilir!<br />
Bir erkekle kız arkadaşınla yaptığın sohbetin aynısını yapabilirsin!<br />
Bir erkek seni sadece sevişmek için istemez!<br />
Morali bozuk olabilir, bir arkadaşa ihtiyacı vardır, bir dost sesine muhtaçtır...<br />
Seni, kardeşi gibi sevebilir...<br />
Seninle zaman geçirmek istemesi senin bedenine sahip olmak istediği anlamına gelmez!<br />
Eğer, bir kadın ve bir erkek arkadaşlığın ötesinde bir birlikteliğe sahipse onlara evde ne yaptığını sormamız sanırım bir muhabbetteki üçüncü kişinin durumuna düşmek demektir!<br />
Sahi, senin hiç sevgilinde mi olmadı?<br />
Olmadıysa, müsaitsen onu da edin!<br />
Birlikte sinemaya gidin...<br />
Sohbet edin...<br />
Başını dizlerine daya sevgilinin...<br />
Birlikte film izleyin...<br />
Birlikte bir çay demleyin...<br />
Sevişin...<br />
Ha, bütün bunlar sana ters mi?<br />
O zaman sen yapma güzel kardeşim!<br />
Ama...<br />
Karışma da!<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Alıntı]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gozlerim Buz Gibi... * Candan Ünal]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99283</link>
			<pubDate>Wed, 26 Feb 2014 19:29:09 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12535">acemhe</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99283</guid>
			<description><![CDATA[Her şeyi kirlettiğin gibi kirletme diye daha fazla, kendi ellerimle parçaladım kalbimiâ€¦ Senin bile kıramayacağın kadar sert kırdım.<br />
<br />
Bir daha kimseyi sevmesin diye değil, aşk senin yüzünden vazgeçmeye değecek kadar basit bir duygu değil ama seni bir daha sevmesin diye, parçaladım kalbimi.<br />
<br />
Sana kızgın değilim, sanma yaptıklarım içinde yanan kor ateşten, nefretten, öfkeden. Tam tersi, sana hiç kızgın değilim. Tüm hıncım, kendimle verdiğim savaşta yenilen taraf olmamaâ€¦<br />
<br />
Hoş, hangi tarafım yenilseydi, yine kaybetmiş olacaktım ancak seninle ellerimi kana bulamayacaktım belki.İşin acı tarafı, şimdi bakıyorum aynaya, gözlerim buz gibi. Senden daha sıcak bakmıyorum kendime. Kırgınlığımın çoğu sana belki, kalanını alacak yazdım hesabımda deftereâ€¦<br />
<br />
Zor olacak biraz yeniden başlamak, mutlaka kırılacak içimde bir yerler. Herkes kadar yalnız, herkes kadar tedirgin ama herkesten biraz daha cesur başlayacağım yeniden sevmeye.<br />
<br />
Sevmek dediğin de, denize olta sallamak gibi değil; hani uzun beklersen mutlaka bir balık çarpmıyor. Doğru zamanda, doğru yerde, doğru cümlelerin yoksa cebinde, yanından geçerken aşk, senin farkına bile vermiyor.<br />
<br />
Iste o yüzden sarhoş olmuyorum ben, o yüzden içmiyorum. Aşkın gözü zaten görüyor; ya ben sarhoşken yanımdan geçerse diye aklım çıkıyorâ€¦<br />
<br />
Zaten bu gözlere kim bakar ki şimdi? Buz dağının o soğukluğu varken gözbebeklerimde, hangi çift yeşile dokunsam, ürpertir içiniâ€¦<br />
<br />
O yüzden bekleyeceğim oturup şurada bir yere, ayaklarımı sallandırıp hayatın dalgaları içine, ayağıma çarpan suyu izleyeceğim. Bakarsın zamanla gözlerimdeki buzlar erir de, gönlümdeki coşkuyu yeşertir.<br />
<br />
Yoksa bu kalbi adam etmek için çok uzun zaman gerekirâ€¦.<br />
<br />
Candan Ünal]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Her şeyi kirlettiğin gibi kirletme diye daha fazla, kendi ellerimle parçaladım kalbimiâ€¦ Senin bile kıramayacağın kadar sert kırdım.<br />
<br />
Bir daha kimseyi sevmesin diye değil, aşk senin yüzünden vazgeçmeye değecek kadar basit bir duygu değil ama seni bir daha sevmesin diye, parçaladım kalbimi.<br />
<br />
Sana kızgın değilim, sanma yaptıklarım içinde yanan kor ateşten, nefretten, öfkeden. Tam tersi, sana hiç kızgın değilim. Tüm hıncım, kendimle verdiğim savaşta yenilen taraf olmamaâ€¦<br />
<br />
Hoş, hangi tarafım yenilseydi, yine kaybetmiş olacaktım ancak seninle ellerimi kana bulamayacaktım belki.İşin acı tarafı, şimdi bakıyorum aynaya, gözlerim buz gibi. Senden daha sıcak bakmıyorum kendime. Kırgınlığımın çoğu sana belki, kalanını alacak yazdım hesabımda deftereâ€¦<br />
<br />
Zor olacak biraz yeniden başlamak, mutlaka kırılacak içimde bir yerler. Herkes kadar yalnız, herkes kadar tedirgin ama herkesten biraz daha cesur başlayacağım yeniden sevmeye.<br />
<br />
Sevmek dediğin de, denize olta sallamak gibi değil; hani uzun beklersen mutlaka bir balık çarpmıyor. Doğru zamanda, doğru yerde, doğru cümlelerin yoksa cebinde, yanından geçerken aşk, senin farkına bile vermiyor.<br />
<br />
Iste o yüzden sarhoş olmuyorum ben, o yüzden içmiyorum. Aşkın gözü zaten görüyor; ya ben sarhoşken yanımdan geçerse diye aklım çıkıyorâ€¦<br />
<br />
Zaten bu gözlere kim bakar ki şimdi? Buz dağının o soğukluğu varken gözbebeklerimde, hangi çift yeşile dokunsam, ürpertir içiniâ€¦<br />
<br />
O yüzden bekleyeceğim oturup şurada bir yere, ayaklarımı sallandırıp hayatın dalgaları içine, ayağıma çarpan suyu izleyeceğim. Bakarsın zamanla gözlerimdeki buzlar erir de, gönlümdeki coşkuyu yeşertir.<br />
<br />
Yoksa bu kalbi adam etmek için çok uzun zaman gerekirâ€¦.<br />
<br />
Candan Ünal]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bu Gece Zor Geliyor Yalnızlık  * Candan Ünal]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99248</link>
			<pubDate>Wed, 12 Feb 2014 21:50:15 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12535">acemhe</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99248</guid>
			<description><![CDATA[Bazen sıcak bir el uzanır, hiçbir sebep yokken, mesela yan yana film izlerken, kavrayıverir avucunda ellerini, bir anda güçlenirsin! Sevildiğini hissetmek güçlendirir adamı, ruhunu beslersin.<br />
<br />
Ne basit şeyler değerli oluyor bazen. Hastayken gelen bir tas çorba, soğuk havada paylaşılan iki fincan kahve, zor anda sırtını sıvazlayan bir el, rüyadan korkarak uyandığında sarılan bir kolâ€¦.<br />
<br />
Hayat, o küçük ve sıradan şeylerle değerleniyor. Markete girerken yanından geçenin â€œgünaydınâ€ deyip gülümsemesi kadar günü aydın yapan kaç şey var?<br />
<br />
Sevdiğin insandan gelen beklenmedik saat mesajı ve içindeki o küçük gülümsemeâ€¦ Hepsi, değerli olduğunu, sevildiğini, önemsendiğini hissettiriyor, öyle değil mi?<br />
<br />
Sevmek üstüne sayfalar dolusu yazabilirim çünkü en iyi o dersi öğrendim. Tüm sınavları başarıyla geçebilirim. Sevilmek konusunda zayıf tecrübem fakat ona da empati kurabilirim.<br />
<br />
Kendine yetmen de havada kalıyor işte bazen, bu gece olduğu gibi, yalnızlık vuruyor insanı. İnsan yalnız yaşasın diye yaratılmamış ki; bu yalnızlık dediğin temelliyse, doğaya aykırıâ€¦<br />
<br />
Belki de tamamen bu yüzden, bu gece zor geliyor yalnızlık. O çok sevdiğim kahve bile midemde tuhaf bir hal yarattı, okuduğum kitabın aynı sayfasında dönüyor gözlerim saatlerdir ve hiçbir söz içimde yer etmiyor, sanki aklım da gece gibi karanlık.<br />
<br />
Şimdi gel de aşkı özlemeâ€¦ Gel de şu manzaraya bakıp sevdiğine sarılmadan otur bakalım bu saatteâ€¦<br />
<br />
Bu gece her zamankinden daha koyu yalnızlıkâ€¦ Siz onun 3 heceden oluştuğuna bakmayın, bazı gecelerde üç bin ton çeker kalplerde yalnızlıkâ€¦.<br />
<br />
Candan Ünal]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bazen sıcak bir el uzanır, hiçbir sebep yokken, mesela yan yana film izlerken, kavrayıverir avucunda ellerini, bir anda güçlenirsin! Sevildiğini hissetmek güçlendirir adamı, ruhunu beslersin.<br />
<br />
Ne basit şeyler değerli oluyor bazen. Hastayken gelen bir tas çorba, soğuk havada paylaşılan iki fincan kahve, zor anda sırtını sıvazlayan bir el, rüyadan korkarak uyandığında sarılan bir kolâ€¦.<br />
<br />
Hayat, o küçük ve sıradan şeylerle değerleniyor. Markete girerken yanından geçenin â€œgünaydınâ€ deyip gülümsemesi kadar günü aydın yapan kaç şey var?<br />
<br />
Sevdiğin insandan gelen beklenmedik saat mesajı ve içindeki o küçük gülümsemeâ€¦ Hepsi, değerli olduğunu, sevildiğini, önemsendiğini hissettiriyor, öyle değil mi?<br />
<br />
Sevmek üstüne sayfalar dolusu yazabilirim çünkü en iyi o dersi öğrendim. Tüm sınavları başarıyla geçebilirim. Sevilmek konusunda zayıf tecrübem fakat ona da empati kurabilirim.<br />
<br />
Kendine yetmen de havada kalıyor işte bazen, bu gece olduğu gibi, yalnızlık vuruyor insanı. İnsan yalnız yaşasın diye yaratılmamış ki; bu yalnızlık dediğin temelliyse, doğaya aykırıâ€¦<br />
<br />
Belki de tamamen bu yüzden, bu gece zor geliyor yalnızlık. O çok sevdiğim kahve bile midemde tuhaf bir hal yarattı, okuduğum kitabın aynı sayfasında dönüyor gözlerim saatlerdir ve hiçbir söz içimde yer etmiyor, sanki aklım da gece gibi karanlık.<br />
<br />
Şimdi gel de aşkı özlemeâ€¦ Gel de şu manzaraya bakıp sevdiğine sarılmadan otur bakalım bu saatteâ€¦<br />
<br />
Bu gece her zamankinden daha koyu yalnızlıkâ€¦ Siz onun 3 heceden oluştuğuna bakmayın, bazı gecelerde üç bin ton çeker kalplerde yalnızlıkâ€¦.<br />
<br />
Candan Ünal]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sensizlik şehri * Candan Ünal]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99238</link>
			<pubDate>Fri, 07 Feb 2014 01:16:11 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12535">acemhe</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99238</guid>
			<description><![CDATA[Bilmediğim duygularla tanıştım. Yan komşularım acı, keder ve anılar. Akşamları balkonda kahve içiyoruz hasretinle, bir sen yoksun, bir de boşuna kurulmuş hayaller. Yeni evimin duvarları hüzün rengi, mutfağımda kavanozlara dizili duruyor gözyaşlarım.<br />
<br />
Yine de her şey o kadar gamlı değil. En azından oturduğum sokağın adı umut! Bu sokakta ümitsizce oturmak benim bahtsızlığım olsa da, kaderle kavga etmiyorum. İki bayram arası aşk olmaz diye, iki yağmur arasını bekliyorum. Gerçi bu takvim yapraklarının sakinliği ömrümü yiyor ama olsun, sabrediyorum.<br />
<br />
İçimden bir ses diyor ki, şu yeni mahallede apansız karşılaşacağız bir gün. Sen de yakınlarda bir yere taşınacaksın elbette! Bu eski şehrin evleri hep kiralık. Korkarım ben de sokak olacağım buralarda bir yere. Adım hayal kırıklığı olacak. Tesadüf bu ya, senin camın hep bana bakacak.<br />
<br />
Sesli sevişmelerden, mırıldanılan kavgalara dönüştüğümde gitmeliydim aslında. Geç kalınmış bir okul gününe gider gibi hazırlanıp, yeniden sevecek gücüm varken taşınmalıydım sevdadan. Geç kaldım! Olsun, buna da alışıyor insan. Zaten kim destan yazabildi ki, Leyle ile Mecnunâ€™dan sonra?<br />
<br />
Bu evin şaşırtıcı manzaraları var. Cinnetle cinayet arasında gelip giderken aklım, pencereden bakıp, Cezayir menekşeleri gördüm bir akşamüstü. Vazgeçtiklerimi hatırladım. Sana vuruldum yeniden, bir daha aşka karşı boynum bükük, sustum.<br />
<br />
Sabah kahvesinden sonra, fal kapattım. Kim bakacaksa? Yalnızlığım açtı fincanı. İçim kabarmış ama yakında geçecekmiş. Sonra telvenin ortasında bir göz varmış, gözü çıksın her kimse diye geçirdim içimden. Bir de üç vakte kadar kapımı uzun boylu bir aşk çalacakmış ama gel gör ki, o sırada ben evde olmayacakmışım. Falım bile kısmetsiz yani!<br />
<br />
Yüzümü değiştirsem diyorum. Burnumu küçültüp, dudaklarımı büyütsem, ruhum da güzelleşir mi? Hayallere yasak yok nasılsa, koluma da bir hınzır sevda bulutu takarım. Sonra benden keyiflisi olmaz dünyada.<br />
<br />
Aklımın kıvrımlarına girmişsin, kalbimin tamamında resmin var. Ne yapsam olmuyor. Kaçtığım, saklandığım kadar sana düşüyorum. Sensizlik şehrinde ben, hangi semte taşınsam mutlu olamıyorum. Bu ayrılık ne acı bir duygu, insan kendini ne kadar yoksul hissediyor? Yine de bir ışık var çünkü ben aşk manzaralı umut sokağında oturuyorumâ€¦..<br />
<br />
<br />
Candan Ünal]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bilmediğim duygularla tanıştım. Yan komşularım acı, keder ve anılar. Akşamları balkonda kahve içiyoruz hasretinle, bir sen yoksun, bir de boşuna kurulmuş hayaller. Yeni evimin duvarları hüzün rengi, mutfağımda kavanozlara dizili duruyor gözyaşlarım.<br />
<br />
Yine de her şey o kadar gamlı değil. En azından oturduğum sokağın adı umut! Bu sokakta ümitsizce oturmak benim bahtsızlığım olsa da, kaderle kavga etmiyorum. İki bayram arası aşk olmaz diye, iki yağmur arasını bekliyorum. Gerçi bu takvim yapraklarının sakinliği ömrümü yiyor ama olsun, sabrediyorum.<br />
<br />
İçimden bir ses diyor ki, şu yeni mahallede apansız karşılaşacağız bir gün. Sen de yakınlarda bir yere taşınacaksın elbette! Bu eski şehrin evleri hep kiralık. Korkarım ben de sokak olacağım buralarda bir yere. Adım hayal kırıklığı olacak. Tesadüf bu ya, senin camın hep bana bakacak.<br />
<br />
Sesli sevişmelerden, mırıldanılan kavgalara dönüştüğümde gitmeliydim aslında. Geç kalınmış bir okul gününe gider gibi hazırlanıp, yeniden sevecek gücüm varken taşınmalıydım sevdadan. Geç kaldım! Olsun, buna da alışıyor insan. Zaten kim destan yazabildi ki, Leyle ile Mecnunâ€™dan sonra?<br />
<br />
Bu evin şaşırtıcı manzaraları var. Cinnetle cinayet arasında gelip giderken aklım, pencereden bakıp, Cezayir menekşeleri gördüm bir akşamüstü. Vazgeçtiklerimi hatırladım. Sana vuruldum yeniden, bir daha aşka karşı boynum bükük, sustum.<br />
<br />
Sabah kahvesinden sonra, fal kapattım. Kim bakacaksa? Yalnızlığım açtı fincanı. İçim kabarmış ama yakında geçecekmiş. Sonra telvenin ortasında bir göz varmış, gözü çıksın her kimse diye geçirdim içimden. Bir de üç vakte kadar kapımı uzun boylu bir aşk çalacakmış ama gel gör ki, o sırada ben evde olmayacakmışım. Falım bile kısmetsiz yani!<br />
<br />
Yüzümü değiştirsem diyorum. Burnumu küçültüp, dudaklarımı büyütsem, ruhum da güzelleşir mi? Hayallere yasak yok nasılsa, koluma da bir hınzır sevda bulutu takarım. Sonra benden keyiflisi olmaz dünyada.<br />
<br />
Aklımın kıvrımlarına girmişsin, kalbimin tamamında resmin var. Ne yapsam olmuyor. Kaçtığım, saklandığım kadar sana düşüyorum. Sensizlik şehrinde ben, hangi semte taşınsam mutlu olamıyorum. Bu ayrılık ne acı bir duygu, insan kendini ne kadar yoksul hissediyor? Yine de bir ışık var çünkü ben aşk manzaralı umut sokağında oturuyorumâ€¦..<br />
<br />
<br />
Candan Ünal]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hiçbir rüyada sana rastlamıyorum  * Candan Ünal]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99209</link>
			<pubDate>Thu, 30 Jan 2014 22:14:38 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12535">acemhe</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99209</guid>
			<description><![CDATA[Seni görmek için yatıyorum her uykuya ama aklın şeytanı kendinden usta, hiçbir rüyada sana rastlamıyorum.<br />
<br />
Kalbimi acıtıyor yokluğun ve yokluk dediğin öyle ağır bir iz bırakıyor ki tenimde, günden güne çürüyerek kokuyorum.<br />
<br />
Sesini unutacağım diye korkuyorum veya gözlerini. Bir tek sözlerini unutmam, bir de ihanetini, onu adım gibi biliyorum.<br />
<br />
Yine de seni affetmiş olmanın ağırlığı vuruyor kalbime, hani sancı gibi, bıçak saplanır gibi, vuruyor orta yerine kalbimin ve anlıyorum, kalbim bile kabul etmiyor seni artık.<br />
<br />
Bahtsız bir hayat benimki, kaderi daha önce yazılmış bir ömrü oynamak için neden gönüllü oldum, bilmem ki?<br />
<br />
Oysa seni severek nasıl çoğalabilirdim, nasıl büyürdüm aklımın sınırlarından taşarak ama sen beni sadece acıların bulunduğu sınırlarda büyüttün; mutluluk dediğin şimdi bana çok uzak.<br />
<br />
Bazı şeyleri bilmeden yaşayabiliyorsun da, bildiklerinin yoksunluğu ağır geliyor omzuma. Teninin kokusunu mesela, gözyaşının tadını biliyorum.<br />
<br />
Sahi, sen hiçbir kadını gözyaşından öptün mü sevgili? Sen beni hiç ağlarken öptün mü? Sen beni hiç ağlarken gördün mü? Senin yüzünden dökülen gözyaşlarının hiçbirinde yanımda olmadığını hatırladım birden.<br />
<br />
Biliyor musun sevgili, ben çok güzel ağlarım. Sen sadece gülümsememi tanıyorsun ama ben çok güzel severim. Onu zaten biliyorsun ama değil mi?<br />
<br />
Şimdi hiçbir rüyada sana rastlamıyorum ama bir gün karşılaşırsak bil ki; hakkımı helal etmiyorum.<br />
<br />
Candan Ünal]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Seni görmek için yatıyorum her uykuya ama aklın şeytanı kendinden usta, hiçbir rüyada sana rastlamıyorum.<br />
<br />
Kalbimi acıtıyor yokluğun ve yokluk dediğin öyle ağır bir iz bırakıyor ki tenimde, günden güne çürüyerek kokuyorum.<br />
<br />
Sesini unutacağım diye korkuyorum veya gözlerini. Bir tek sözlerini unutmam, bir de ihanetini, onu adım gibi biliyorum.<br />
<br />
Yine de seni affetmiş olmanın ağırlığı vuruyor kalbime, hani sancı gibi, bıçak saplanır gibi, vuruyor orta yerine kalbimin ve anlıyorum, kalbim bile kabul etmiyor seni artık.<br />
<br />
Bahtsız bir hayat benimki, kaderi daha önce yazılmış bir ömrü oynamak için neden gönüllü oldum, bilmem ki?<br />
<br />
Oysa seni severek nasıl çoğalabilirdim, nasıl büyürdüm aklımın sınırlarından taşarak ama sen beni sadece acıların bulunduğu sınırlarda büyüttün; mutluluk dediğin şimdi bana çok uzak.<br />
<br />
Bazı şeyleri bilmeden yaşayabiliyorsun da, bildiklerinin yoksunluğu ağır geliyor omzuma. Teninin kokusunu mesela, gözyaşının tadını biliyorum.<br />
<br />
Sahi, sen hiçbir kadını gözyaşından öptün mü sevgili? Sen beni hiç ağlarken öptün mü? Sen beni hiç ağlarken gördün mü? Senin yüzünden dökülen gözyaşlarının hiçbirinde yanımda olmadığını hatırladım birden.<br />
<br />
Biliyor musun sevgili, ben çok güzel ağlarım. Sen sadece gülümsememi tanıyorsun ama ben çok güzel severim. Onu zaten biliyorsun ama değil mi?<br />
<br />
Şimdi hiçbir rüyada sana rastlamıyorum ama bir gün karşılaşırsak bil ki; hakkımı helal etmiyorum.<br />
<br />
Candan Ünal]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sakın Alisma * Candan Ünal]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99169</link>
			<pubDate>Sun, 19 Jan 2014 22:07:09 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12535">acemhe</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99169</guid>
			<description><![CDATA[En kötüsü alışmaktır aslında, çirkinliğe alışırsın mesela, yoksulluğa belki, kalleşliğe, ihanete veya yalanlara.. Bir zaman gelir boş aşklara alışırsın, yadırgamaz kalbin aşksızlığı daâ€¦<br />
<br />
İşte o zaman git vur kendini bir dağ başında. Çirkinliğe alıştıkça aramayacağın güzellikleri, yoksulluğa alıştıkça bulamayacağın bereketi, kalleşliğe alıştıkça bulamayacağın dürüstlüğü unutursun.<br />
<br />
Sahte sevgilerin yatak odası olursa kalbin, acılara da alışırsın, acı olduklarını fark etmeden ve silinir aklından iyiliğe, onura, sevgiye dair ne varsa.<br />
<br />
Oysa ben sana mahkumiyet içinde sevgiyi, sevgi içinde saf dokunmayı yaşattım. Kucak açtım tüm kirine gönlünün, yıkadım, pakladım, bayrak ettim mutluluğu, salladım kalbimin tepesinde ama belli ki; yaranamadım!<br />
<br />
Oysa zamanı kırmıştım içimde, her geçen gün un ufak ederek parçalamıştım. Ama ihanetleri katmadım ekmeğime, kanıma ah akıtmamıştım. Senin ise, ismin yankılanıyor gece yarısı sohbetlerinde, hissediyorum, susuyorum. Alışmışsın, ona yanıyorum.<br />
<br />
Dokununca bitecek sandığım rüyaları, kiri kalmasın diye yıkıyorum. Yalnızlığıma isim koyamadım hala, sana rağmen bu sessizliği yaşıyorum. Alışırsam diye ürküyorum üstelik, kendimden bile korkuyorum. Ve en çok sana rağmen yanında durduğum zaman ağrıma gidiyor yaşamak.<br />
<br />
İçimden sesleniyorum, avazım çıktığı kadar bağırıyorum bu şehrin bir köşesinde: Alışma, sakın alışma! Unutma ki; dağ kadar fark vardır, kabullenmekle alışmak arasındaâ€¦<br />
<br />
Ve sen şimdi tut tutabilirsen gerçekten ellerimi, çiz tırnaklarınla; acımaz! Vur vurabilirsem kalbime, tüm kuvvetinle; kırılmaz! Ez ezebilirsen bedenimi, dikil karşıma; yıkılmaz!Donmuştur, soğuktur, alışmıştır belki de. Bak bakabilirsen gözlerime, senin gibidir; UTANMAZ!<br />
<br />
Candan Ünal]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[En kötüsü alışmaktır aslında, çirkinliğe alışırsın mesela, yoksulluğa belki, kalleşliğe, ihanete veya yalanlara.. Bir zaman gelir boş aşklara alışırsın, yadırgamaz kalbin aşksızlığı daâ€¦<br />
<br />
İşte o zaman git vur kendini bir dağ başında. Çirkinliğe alıştıkça aramayacağın güzellikleri, yoksulluğa alıştıkça bulamayacağın bereketi, kalleşliğe alıştıkça bulamayacağın dürüstlüğü unutursun.<br />
<br />
Sahte sevgilerin yatak odası olursa kalbin, acılara da alışırsın, acı olduklarını fark etmeden ve silinir aklından iyiliğe, onura, sevgiye dair ne varsa.<br />
<br />
Oysa ben sana mahkumiyet içinde sevgiyi, sevgi içinde saf dokunmayı yaşattım. Kucak açtım tüm kirine gönlünün, yıkadım, pakladım, bayrak ettim mutluluğu, salladım kalbimin tepesinde ama belli ki; yaranamadım!<br />
<br />
Oysa zamanı kırmıştım içimde, her geçen gün un ufak ederek parçalamıştım. Ama ihanetleri katmadım ekmeğime, kanıma ah akıtmamıştım. Senin ise, ismin yankılanıyor gece yarısı sohbetlerinde, hissediyorum, susuyorum. Alışmışsın, ona yanıyorum.<br />
<br />
Dokununca bitecek sandığım rüyaları, kiri kalmasın diye yıkıyorum. Yalnızlığıma isim koyamadım hala, sana rağmen bu sessizliği yaşıyorum. Alışırsam diye ürküyorum üstelik, kendimden bile korkuyorum. Ve en çok sana rağmen yanında durduğum zaman ağrıma gidiyor yaşamak.<br />
<br />
İçimden sesleniyorum, avazım çıktığı kadar bağırıyorum bu şehrin bir köşesinde: Alışma, sakın alışma! Unutma ki; dağ kadar fark vardır, kabullenmekle alışmak arasındaâ€¦<br />
<br />
Ve sen şimdi tut tutabilirsen gerçekten ellerimi, çiz tırnaklarınla; acımaz! Vur vurabilirsem kalbime, tüm kuvvetinle; kırılmaz! Ez ezebilirsen bedenimi, dikil karşıma; yıkılmaz!Donmuştur, soğuktur, alışmıştır belki de. Bak bakabilirsen gözlerime, senin gibidir; UTANMAZ!<br />
<br />
Candan Ünal]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kimi Bekliyorum? * Candan Ünal]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99165</link>
			<pubDate>Wed, 15 Jan 2014 11:30:00 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12535">acemhe</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99165</guid>
			<description><![CDATA[Ben sanki biri gelecekmiş gibi bekliyorum. Kalbim birinin gelmesini istiyor olmalı, biri gelsin, sarılsın şöyle sıkıca ve kollarında uyutsun istiyorum herhalde ama bunu kendime bile itiraf edemiyorum.<br />
<br />
Canın bir şey ister bazen, gidip buzdolabının kapağını açar boş boş bakarsın. Sonra dolapları karıştırırsın, ağza atılacak bir şey ararsın. Ne istediğini bilmezsin de, öylesine dolanırsın. Ben de cam kenarında kahve içip, sonra bilgisayar ekranının başına geçip, sosyal medyaların aralarına karışıp, her yere bakıp arıyorum.<br />
<br />
Aradığımı bulduğumda, bulduğumu nasıl anlayacağım?<br />
<br />
Her şey kabus gibi üstüme geliyor bu gece, regliyim üstelik, sinirlerim tepemde. Regl olmak ayıpmış gibi saklıyorum kendime, dünyanın yarısının her ay düzenli olarak yaşadığı, üstelik kontrolünde bile olmayan bir hali ayıp karşılayanlardan kaçıyorum.<br />
<br />
Erkekler tarafında yönetilen bu dünyaya isyan ediyorum. Kendilerinde olmayan her şeyi ya ayıp, ya günah sayan zihniyete kızıyorum ve şimdi, tam da şu anda o kızdığım zihniyete sahip birisinin kollarında olma isteğini yaşıyor olmak karmaşası sarıyor aklımıâ€¦<br />
<br />
İnsan dediğin tuhaf, çelişkili, karmaşıkâ€¦. İnsan, ne garip bir hayvanâ€¦ Aşk, kendine bile düşman, insana yabancı ve geçici, üstelik imitasyon ama en çok o çekiyor bizi içineâ€¦Ben kimi bekliyorum bu saatte? Üstelik gecenin üçünde, üç ki; en ağır saatidir karanlığın. Yüreğinin en kanadığı, en yandığı anları getirir üstüne. Sabaha mı yakınsın, yoksa gece daha uzun mu, karar veremezsin bu aralıktaâ€¦.<br />
<br />
Kimi bekliyorum ben bu camda, bu ekranda, bu hayalde? Kime yazıyorum bu satırları ömrümün orta yerinde, yaşım da kırk olmuş üstelik?<br />
<br />
Bu gece her şey biraz karışık, kanlı, sahte, dumanlı ve ben kimi sevmiştim orada bir yerde, bir gece, bir saatte, sislerin içinde; hatırlamıyorum?<br />
<br />
O zaman gerçekten sevmiş miydim? Bilmem! Belki cevap beklediğimde, tabii gelirseâ€¦ Artık o kimseâ€¦<br />
<br />
Candan Ünal]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ben sanki biri gelecekmiş gibi bekliyorum. Kalbim birinin gelmesini istiyor olmalı, biri gelsin, sarılsın şöyle sıkıca ve kollarında uyutsun istiyorum herhalde ama bunu kendime bile itiraf edemiyorum.<br />
<br />
Canın bir şey ister bazen, gidip buzdolabının kapağını açar boş boş bakarsın. Sonra dolapları karıştırırsın, ağza atılacak bir şey ararsın. Ne istediğini bilmezsin de, öylesine dolanırsın. Ben de cam kenarında kahve içip, sonra bilgisayar ekranının başına geçip, sosyal medyaların aralarına karışıp, her yere bakıp arıyorum.<br />
<br />
Aradığımı bulduğumda, bulduğumu nasıl anlayacağım?<br />
<br />
Her şey kabus gibi üstüme geliyor bu gece, regliyim üstelik, sinirlerim tepemde. Regl olmak ayıpmış gibi saklıyorum kendime, dünyanın yarısının her ay düzenli olarak yaşadığı, üstelik kontrolünde bile olmayan bir hali ayıp karşılayanlardan kaçıyorum.<br />
<br />
Erkekler tarafında yönetilen bu dünyaya isyan ediyorum. Kendilerinde olmayan her şeyi ya ayıp, ya günah sayan zihniyete kızıyorum ve şimdi, tam da şu anda o kızdığım zihniyete sahip birisinin kollarında olma isteğini yaşıyor olmak karmaşası sarıyor aklımıâ€¦<br />
<br />
İnsan dediğin tuhaf, çelişkili, karmaşıkâ€¦. İnsan, ne garip bir hayvanâ€¦ Aşk, kendine bile düşman, insana yabancı ve geçici, üstelik imitasyon ama en çok o çekiyor bizi içineâ€¦Ben kimi bekliyorum bu saatte? Üstelik gecenin üçünde, üç ki; en ağır saatidir karanlığın. Yüreğinin en kanadığı, en yandığı anları getirir üstüne. Sabaha mı yakınsın, yoksa gece daha uzun mu, karar veremezsin bu aralıktaâ€¦.<br />
<br />
Kimi bekliyorum ben bu camda, bu ekranda, bu hayalde? Kime yazıyorum bu satırları ömrümün orta yerinde, yaşım da kırk olmuş üstelik?<br />
<br />
Bu gece her şey biraz karışık, kanlı, sahte, dumanlı ve ben kimi sevmiştim orada bir yerde, bir gece, bir saatte, sislerin içinde; hatırlamıyorum?<br />
<br />
O zaman gerçekten sevmiş miydim? Bilmem! Belki cevap beklediğimde, tabii gelirseâ€¦ Artık o kimseâ€¦<br />
<br />
Candan Ünal]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>