| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 367 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 363 Ziyaretçi Baidu, Bing, GoogleBot, Yandex
|
|
|
| Bazı Kişilerin Söyledikleri Gibi, Kur’an’ın Hükümleri Soyut Mudur, Yoksa Somut Mudur? |
|
Yazar: halukgta - 8 saat önce - Forum: İslam
- Yorum Yok
|
 |
Yazılarımı okuyan kardeşlerim bilir, makalelerime cevap veren kardeşlerimin verdiği cevaplara çok önem verir ve farklı düşünceler üzerinde mutlaka Kur’an merkezli düşünerek, hata yapıp yapmadığımı her zaman sorgularım. Bu makalemde de çok saygılı bir üslupça cevap veren kardeşimizin, verdiği cevabı sizinle paylaşmak ve üzerinde birlikte düşünmeye davet etmek istiyorum. Önce verdiği cevabı paylaşmak istiyorum.
“Bütün hukuk düzenlerinde SOYUT olan yasaların nasıl anlaşılıp uygulanacağını göstermek için yönetmelik çıkarılır. Bu aynı zamanda uygulamada birlik ve bütünlük sağlar. Aksi takdirde herkesin sübjektif anlayışına göre farklı uygulamalar ortaya çıkar ki bu durum kargaşa ve kaosa sebep olur. ELBETTE Kİ ALLAH’IN KİTABI İNSANLARIN ÇIKARDIĞI YASALAR İLE KIYAS EDİLEMEZ. Ancak bir gerçeği vurgulamak için “teşbihte hata olmaz” kabilinden bir örnek verdim.
KUR’AN’IN TÜM AYETLERİ İNANCA VE SALT BİLGİYE YÖNELİK OLSAYDI (yani tüm kurallar soyut olsaydı) yorumunuza aynen katılacaktım. Ancak; Kur’an’ın bir de pratiğe yönelik bizzat uygulanması gereken emirleri de bulunuyor. Örneğin; “NAMAZ KILIN” AYETİNDE OLDUĞU GİBİ. Peygamberin sadece tebliği ile yetinip namaz kılma emrini nasıl ve ne şekilde yerine getirdiğine ilişkin pratiğini devre dışı bırakırsanız, size şu soruları sorma hakkım doğar;
Peygamber pratiği yok sayılıp Kur’an bize yeter dediğinizde Kur’an’ı; UYGULAMASI OLMAYAN SOYUT BİR KİTAP HALİNE GETİRMİYOR MUSUNUZ? Yoksa namaz kılma şekil ve şartlarını her bir Müslümanın kendi sübjektif anlayışına mı terk ediyorsunuz? KUR’AN’IN TATBİKE YÖNELİK EMİRLERİNİ YERİNE GETİRMEDE, KİMİ ÖRNEK ALIYORSUNUZ? Yoksa kitabın kendisine indiği peygamberi, Kur’an ayetlerini şahsi hayatımızda uygulamak istediğimizde model ve örnek olarak kabul etmiyor musunuz? Peygamberin tebliğ ettiği Kur’an’ı kabul edip de, onun nasıl uygulanacağını gösteren peygamber tatbikatını reddetmek, AZİM BİR HATA DEĞİL MİDİR? Bu anlayış; Kur’an’ın yaşanmaması sonucunu doğurmaz mı? Yoksa Kur’an’ın ilk ve direk muhatabı olan peygamber onu tebliğ ile yetinip, HİÇ YAŞAMADI MI?
Bu soruların cevabı verilmediği sürece (belirttiğim konuda) yorumunuza katılmam MÜMKÜN OLMAYACAKTIR.”
Bu düşünceye Kur’an ışığında çok net ve kısa şöyle cevap verebiliriz. EĞER SORUMLU OLDUĞUMUZ KUR’AN’IN HÜKÜMLERİ SOMUT DEĞİLDE SOYUT OLSAYDI, ASLA KUR’AN’DAN TÜM İMANEDENLER SORUMLU OLMAZDI. Ama Allah, sizleri Kur’an’dan sorumlu tutuyorum, Kur’an’ın ipine sarılın emrini veriyor. Kur’an, verdiğim tüm hükümleri nice örneklerle bizzat Kur’an’ın açıkladığını da belirtiyor. Tabi kime inanacağınız size kalmış. Bu konuyu Kur’an’dan araştırmaya ve üzerinde düşünmeye devam edelim. Arkadaşımızın yazdığı bu düşünce, İslam toplumunun genel çoğunluğunun kabul ettiği ve günümüzde yaşanan İslam inancının, bir özetidir diyebilirim. Saygılı üslubundan dolayı, arkadaşımı yürekten kutluyorum. Gelelim konumuza. Arkadaşımız bütün hukuk düzenlerinde SOYUT olan yasaların, nasıl anlaşılıp uygulanacağını göstermek için, yönetmelik çıkartılır diye örnek vermiş. Önce soyut ve somut ne anlama gelir onu anlayalım. “SOYUT VE SOMUT ANLAMI, BİRBİRİNE ZIT İKİ KAVRAMDIR. SOYUT ANLAM, DUYU ORGANLARI İLE AÇIKLANAMAYAN VE DOLAYISIYLA TAM OLARAK TANIMLANAMAYAN, ANLAŞILAMAYAN DEĞERLER BÜTÜNÜDÜR. SOMUT ANLAM İSE DUYULARLA ALGILANMASI, ANLAŞILMASI MÜMKÜN OLAN, DURUMLARI İFADE EDER.” Gerçekten de arkadaşımızın verdiği örnekte olduğu gibi, Devletlerin çıkardığı kanunlar genelde SOYUT hükümler içerebilir, açıklanmaya muhtaç olabilir. Çünkü bir olay, farklı şartlarda oluşabilir. Açıklanmadığı takdirde arkadaşımızın söylediği gibi, sübjektif yani herkesin kendi düşüncesine fikirlerine göre karar vermesi sonucu çıkar ki, buda kargaşa yaratır. Arkadaşımız bu örneği verirken, çok doğru bir gerçeği hatırlamış olmalı ki, şunu da söylüyor. “ELBETTE Kİ ALLAH’IN KİTABI, İNSANLARIN ÇIKARDIĞI YASALAR İLE KIYAS EDİLEMEZ”
Arkadaşımız Allah’ın kitabı ile insanların çıkardığı kanunlar kıyas edilemez diyor ama nedense, teşbihte hata olmaz diyerek, O KIYASI YAPIYOR. Ne yazık ki bu teşbihte büyük hata var, çünkü birisi insanların yaptığı kanunlar, diğeri tarifini bile yapamadığımız Allah’ın hükmü. Sizce bu düşünce ve inanç Kur’an’dan onay alıyor mu? Yani Kur’an’ın hükümleri arkadaşımızın söylediği gibi SOYUT OLABİLİR Mİ? Eğer gerçekten soyutsa, arkadaşımız doğru söylüyor demektir ve Kur’an’ın açıklanmaya, izah edilmeye mutlaka muhtaçtır diyebiliriz. İsterseniz önce arkadaşımızın söylediğini, bir an doğru kabul edelim. Kur’an SOYUTTUR verilen hükümler açıklanmamıştır, bunu Resulü açıklamış ve pratiğini ondan öğrenmemiz gerektiğine, bir an inanalım. Peki, siz Kur’an’ın herhangi bir ayetinde, Kur’an soyuttur, yani hükümleri açık ve izah edilmemiştir, onu Resulüm sizlere açıklayacak diye bir ayet okudunuz ya da tebliğ aldınız mı? Ben yıllardır Kur’an’ı anlayarak ve ayetler üzerinde dikkatle düşünerek okuyorum, BÖYLE BİR AYET GÖREMEDİM. Tam tersine bizlerin sorumlu olduğumuz yani DİNİN ANASI TEMELİ olan ayetlerin, MUHKEM olduğunu söylüyor Rabbimiz. Müteşabih ayet konusu farklı, bu ayetlerin zamanla ilmin ışığında anlamlarının ortaya çıkacağı örneğini verir Kur’an. Peki, muhkem ne demek? “BAŞKA BİR İHTİMAL TAŞIMAYAN, AÇIK MÂNALI ÂYET” Rabbimizin verdiği bu bilgiden anlıyoruz ki, KUR’AN’IN EMİRLERİ SOYUT DEĞİL SOMUTMUŞ.
Ne yazık ki değerli kardeşimizin bana verdiği cevap, geleneksel mezhep inancının yaşamını sürdürebilmesi için, topluma öğretilen yanlış hatalı bilgilerin sonucudur. Elbette hiç kimsenin inancına karışamayız ama bir Müslümana düşen, DİN KARDEŞİNİ YALNIZ KUR’AN İLE UYARMAK OLMALIDIR. Aslında bu konuyu daha iyi anlayabilmemiz için, bu ve benzeri düşünceleri söyleyenlere hemen şu cevabı vermeliyiz. Rabbimiz çok açık hükmünü vermiş ve Zuhruf 44. Ayetinde ne demişti? “ŞÜPHESİZ BU KUR’AN, SANA VE KAVMİNE BİR ÖĞÜT VE BİR ŞEREFTİR, ONDAN HESABA ÇEKİLECEKSİNİZ.” Yine Ali İmran 103. Ayetinde, “HEP BİRLİKTE ALLAH’IN İPİNE/KUR’AN’A SIMSIKI SARILIN. PARÇALANIP BÖLÜNMEYİN.“ Başka hiçbir ayet bilgin olmasa bile, arkadaşımızın söylediklerinin doğru olması mümkün görülmüyor, peki neden? Çünkü söyledikleri gibi Kur’an’ın hükümlerini hayatımıza nasıl geçireceğimiz Kur’an’da somut değil de SOYUT olsaydı, Allah asla böyle bir hüküm vermez, ben hükümlerimi açıklamadım soyut olarak verdim, Resulüme ben Kur’an dışından öğreteceğim, oda sizlere nasıl uygulayacağınızı öğretecek derdi. Bu konuda asla bir hüküm olmadığı gibi tam tersini söylüyor ve RABBİMİZ BEN HÜKMÜME HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEM DİYEREK, Resulünün görev tanımını nasıl yapıyor hatırlayalım.
“EĞER SİZ YALANLARSANIZ BİLİN Kİ, SİZDEN ÖNCE GEÇEN BİRTAKIM ÜMMETLER DE YALANLAMIŞLARDI. RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18)
“ONLARA VA’DETTİĞİMİZ AZABIN BİR KISMINI SANA GÖSTERSEK DE, (GÖSTERMEDEN) SENİN RUHUNU ALSAK DA SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. HESAP GÖRMEK İSE BİZE AİTTİR.” (Rad40)
“DE Kİ: “BEN TÜREDİ BİR RESUL DEĞİLİM. BANA VE SİZE NE YAPILACAĞINI DA BİLMEM. BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM.” ( AHKAF 9)
Siz Allah’ın Resulüne verdiği görev tanımında, arkadaşımızın söylediği gibi, ben Resulüme ayetleri SOYUT indirdim, O size açıklayacak, detaylandıracak ve nasıl hayatınıza geçireceğinizi söyleyecek diye mi anladınız? Kesinlikle hayır. Bunun nedenine bir başka örnek vermek isterim. Hadid 27. Ayetinde Allah İslam dininde RUHBAN SINIFI yoktur diye özellikle bildiriyor. Ruhban din adamı yani topluma dini anlatan, onlara öğreten bir sınıfın olmadığını özellikle bildiriyor. Bu bilgiden sonra hemen şunu düşünelim. Arkadaşımızın söylediği gibi, Allah ayetlerini somut değil soyut gönderdi ve Resulü örneğin namaz, oruç, hac gibi ibadetlerin nasıl yapılacağını bizzat kendisi yaparak öğretti, PEKİ NEDEN KUR’AN’I YAZDIRDIĞI GİBİ, YÜZLERCE YIL SONRAKİ MÜSLÜMANLAR YANLIŞLIK YAPAMASIN DİYE, KUR’AN’A ONLARIDA KAYDETTİRİP YAZDIRMADI? Haşa Allah’ın Resulü görevini eksik mi yaptı da, onun vefatından yaklaşık 200-250 yıl sonra onun söylediği, izah edip öğrettiği örnek olduğu iddia edilen bilgileri birileri yazdı, onlardan rivayet yolla bizlerde öğrendik te, bizlerin imanını mı kurtardı? Ne dediğimizin, nelere inandığımızın farkında mıyız? Hiç sanmıyorum. İşimiz gücümüz bizlere öğretilenleri aklamaya çalışmak, KUR’AN’I ANLAMAYA ÇALIŞMAK DEĞİL. Şunu özellikle hatırlatmak ve tekrar etmek isterim, Allah bu dünyada sizleri Kur’an’dan imtihan ederim diyor da, sakın Velilerin ardına düşmeyin, emin olmadığınız bilgilerin ardına düşmeyin, GÜVENİLECEK Veliniz yalnız benim, yalnız Kur’an’ın ipine sarılın diye uyarıyorsa, BİZLERE DÜŞEN ARACISIZ KUR’AN’DAN İSLAM’I YAŞAMAK OLMALIDIR.
Kur’an’ı dikkatle düşünerek okuyan bir Müslüman, şunu çok iyi bilir. Kur’an’ın muhkem ayetlerini Allah, birçok kez tekrar ederek ve aynı zamanda yemin ederek ne diyordu? “YEMİN OLSUN Kİ BU KİTABI KOLAYLAŞTIRDIK, YOKMU DÜŞÜNEN?” Açıklanmamış izah edilmemiş bir ayet üzerinde nasıl düşünürüz, bunu da mı akıl edemiyoruz. Rabbimiz sakın emin olmadığın bilgilerin ardına düşmeyin, hesabını sorarım diye uyardıktan sonra, bizlerin Allah’ın namaz kılın, oruç tutun, Hacca gidin emirlerini, nasıl hayata geçireceğimizi, bugün bizlerin doğruluğundan emin olamayacağımız RİVAYETLERDEN ÖĞRENİP YAŞAMAMIZI İSTEDİĞİNE NASIL İNANIRIZ?
Bir Müslüman kimi, hangi bilgileri örnek alıp yaşayacağını Kur’an’dan öğrenir, rivayetlerden değil. Allah Resulünü bizlere örnek gösterir ve derki size örnek ÜMMİ bir Resul gönderdim. Bizler Kur’an’ın, ümmi kelimesinden neyi kast ettiğini anlamaktan korktuğumuz için, ÜMMİ RESULÜN ÖRNEKLİĞİNDEN DE HİÇ DERS ALAMADIK. Onu okuma yazma bilmeyen biri ilan etmekten çekinmedik. Bu konuda küçük bir hatırlatma yapmak isterim. Hz. Muhammed ÜMMİYDİ, yani daha önce hiçbir kitap ehline tabi olmadığı için DİN ADINA HİÇ BİR BİLGİSİ YOKTU VE DİN ADINA NE ÖĞRENDİYSE KUR’AN’DAN ÖĞRENDİ. Bunu Kur’an’ı ön yargısız okuyan her Müslüman bilir.
Çok üzgünüm ama arkadaşımızın bana verdiği cevapta bahsedilen inanç, o kadar kemikleşmiş ve İslam toplumunda kabul görmüş ki, ALLAH’IN APAÇIK AYETLERİNİ HATIRLATSAK BİLE KABUL GÖRMÜYOR, RİVAYETLER KUR’AN’IN ÖNÜNE GEÇİYOR. Özet olarak şunları söylemek isterim. Bizlerin yaptığı en büyük hatamız mezheplerin, cemaatlerin ibadetlerimize ve inançlarımıza yaptığı ilaveleri Kur’an’da göremediğimizde, KUR’AN’DAN YANA ÇIKIP, ALLAH YALNIZ BU KADAR BASİT VE KOLAY EMREDİYOR DEMEMİZ GEREKİR. AMA DEMİYORUZ, ATALARIMIZIN MEZHEP İNANÇALRINDAN YANA ÇIKARAK, KUR’AN’IN YÜZLERCE AYETİNİ GÖRMEZDEN, DUYMAZDAN GELEREK, ATALARIMIZIN İNANCINI ISRARLA YAŞAMAK İÇİN, RABBİMİZ AÇIK VE NİCE ÖRNEKLERLE AÇIKLANMIŞTIR DEDİĞİ HALDE, KUR’AN SOYUTTUR YANİ AÇIKLANMAYA MUHTAÇTIR DİYEREK, ADETA RİVAYETLERİ MEZHEP ÖĞRETİLERİNİ KUR’AN’IN ÖNÜNE GEÇİRİYORUZ.
Değerli dostlarım, bu yanlışlar bizi Allah’a değil, şeytanlaşmış insanlara yaklaştırıyor. Gelin ebedi hayatımızı ateşe atmayalım ve Allah’ın emrettiği gibi, YALNIZ KUR’AN’A SARILALIM, onu hayatımıza geçirelim. Dilerim bu gerçeklerin farkında olan, Allah’ın azınlık halis kulları arasında oluruz.
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
https://kuranadavet1.wordpress.com/
https://twitter.com/KURANA_DAVET
http://www.hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
https://hakyolkuran1.blogspot.com/
|
|
|
| Ralli Arabası - Serdar Yıldırım |
|
Yazar: Serdar102 - 9 saat önce - Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
- Yorum Yok
|
 |
RALLİ ARABASI
Caddenin kenarındaki boş arsanın birinde eski bir taksi duruyordu. Plakası sökülmüş, boyası dökülmüş, direksiyonu küflenmiş, koltukları deşilmiş. Caddeden gelip geçenlerden bazıları bu arabayı görüp dalgasını geçerdi.
“ Şu araba yepyeni alsana.”
“ Bedavaya verseler almam. “
Hey gidi günler hey! Yıllar önce acenteydi. Fabrikadan yeni çıkmıştı. Bir oto galerisine getirildi ama çok beklemedi. Hemen ertesi gün rallici bir genç tarafından satın alındı. Rallici gençti ama ustaydı. Bileği direksiyona, ayağı gaz pedalına tam uyum sağlamıştı. Arabanın bazı yerlerinde değişiklikler yaptı, bir de modifiye yaptırdı ki arabaya, görenlerin ağzı açık kaldı. Gökkuşağının yedi rengi hâkimdi arabanın dış görünümüne.
Rallici genç bir süre antrenman yaptı arabasıyla yolda, dağda, bayırda. Arkadaşlarına iyi bu araba, güzel iş yapacağım bu arabayla diyordu. O şehirdeki orta çapta bir yarışa girdi rallici genç ve sonuç zafer. Birinciliğin peşinden bir şirket sponsorluğu üstüne aldı, bütün masrafları karşılayacaktı. Şirket arabanın çeşitli yerlerine reklâm yazıları yazdırdı. Aksesuarlar yenilendi. Lastikler değişti. Motorun gücü büyük yarışlar için yeterli değildi. Motor da değişti ama araba yine bizim araba. Rallici genç bu arabayla o ülkede pek çok yarış kazandı. Uluslar arası yarışlara girmek için kolları sıvarken şirket ona dış ülkeden bir araba getirdi ve şart koştu: Artık yeni arabayla yarışacaktı. Rallici genç gözyaşları içinde bizim arabayı evin garajına çekti ve yeni arabasıyla yurtdışına gitti. Birliktelikleri sadece fotoğraflarda asılı kalacaktı.
Aylar sonra gencin ailesi bizim arabayı sattı. Araba garajda dura dura küflenecekti. Satın alan da ralliciydi ama zevk için yarışa giriyordu. Bizim araba zor durumdaydı. Aylardır garajda kapalı kalmıştı. Bırak yarışı bir kez olsun yollarda tur atmamıştı. İyi bir bakım devresi ve kısa bir antrenman sürecinden sonra girdiği ilk yarışını zor da olsa bitirdi. 25 arabadan yarışı tamamlayan 14 araba vardı ve bizim araba 12. oldu. Yarışı tamamlamayı başaran arabasını bol bol öptü sürücüsü. Daha sonra pek çok yarışa giren ve hiç yolda kalmayan bizim araba birkaç şehrin bir araya gelmesiyle oluşan bir bölge yarışını 3. olarak tamamlayınca her tarafı çiçeklerle süslendi. Aradan zaman geçiyor, modeller değişiyor, çekişi kuvvetli arabalar piyasaya çıkıyor ve yarışlara giriyordu. Bu etkilemedi bizim arabayı da, sürücüsü mimardı ve bir baraj yapımı için görevlendirilince ibre tersine dönmeye başladı. Yaşam kalitesi hızla düştü. Önce bir seyyar gömlekçiye satıldı. Birkaç yıl sonra da bu caddenin kenarındaki arsaya atıldı.
SON
Yazan: Serdar Yıldırım
|
|
|
| Kedi - Serdar Yıldırım |
|
Yazar: Serdar102 - 9 saat önce - Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
- Yorum Yok
|
 |
KEDİ
Ormandaki araba galerisi son günlerde yoğun bir ziyaretçi akınına uğruyordu. Tüm orman hayvanları galerideki arabaları görebilmek için birbirleriyle yarış halindeydiler. Rengarenk, gıcır gıcır, son model arabalar ziyaretçilerin gözlerinin içine bakıyor ve beni alın, beni alın diye haykırıyorlardı sanki..Kim istemezdi ki, son model bir arabası olsun, binsin içine, geçsin direksiyon başına, yürütsün arabayı, baksın keyfine, yaşasın hayatını..Fakat, bu o kadar kolay değildi. Geçinilebilecek gibi varsayılan bir aylık kazanç 100 kredi iken, en ucuzu 3.000 kredi olan bu arabalardan bir tane edinebilmek için, tam iki buçuk yıllık birikim gerekirdi, hiç kredi harcamamacasına…
İş bilenin, kılıç kuşananın, kredi kazananındı. Çok kazanan çok harcamalıydı ki, kazandığını fark edebilsin, başkalarına fark ettirebilsin. Genç tüccar Sarman, sağ ve solunda yürüyen iki arkadaşıyla birlikte hışımla galeri kapısından içeri girdi. Girer girmez de zınk diye duruverdi. Sağına, soluna bakındı. Bu ne kalabalıktı böyle?..Şu kalabalığın kaçta kaçı bir araba alabilirdi kendine? Taş çatlasa yarısı desen öteki yarımın ne işi vardı burada? Panayır değildi ki burası, adı üstünde araba galerisi.. Giyinirdin, kuşanırdın, koyardın kredileri ceplerine, gelirdin, seçerdin arabanı, sayardın kredileri, biner arabana, basardın gaza, çeker giderdin.. Seyirlik değildi ki arabalar, alımlıktı. Gidip sorsunlardı bakalım galerinin sahibine, arkadaş, sen bu arabaları seyredilsin diye mi, yoksa alınsın diye mi getirip koydun buraya?.. Bakalım ne diyecekti galerinin sahibi onlara.
İki candan arkadaş Tilki ile Kurt da methini çok duydukları bu araba galerisine gelmişler, son model arabaları seyrediyorlardı. Amaçları eğlence olsun, şöyle bir gezip gideceklerdi. Bir aralık Tilki, arkadaşına: “ Şu lacivert arabayı alsana kendine. Al koy evinin önüne. Herkes, Kurt ne zenginmiş de haberimiz yokmuş desin. “ deyince, Kurt da: “ Al demesi kolay da o kadar krediyi ben nereden bulayım? Baksana fiyatı 30.000 kredi diye yazıyor.Galerinin en pahalı arabası bu lacivert arabaymış. Hem sen bana, şu araba tam sana göre, aman, bu arabayı kaçırma deyip duracağına kendin alsana bir araba.”diye çıkıştı Tilkiye.
Tilki ile Kurt lacivert arabaya imrenerek bakıp konuşmalarını sürdürürken, Sarman da, iki arkadaşıyla galerideki arabaları gözden geçiriyor, fakat hiçbirini beğenmiyordu. Lacivert arabanın önüne geldiklerinde Sarman, şöyle bir göz ucuyla arabanın üzerindeki etikete baktı. Fiyatı: 30.000 kredi. Daha sonra bakışlarını etiketten ayırarak arabayı incelemeye başladı. Rengi lacivert, modeli alışılmamış, görünüşü kusursuz, lastikler kırmızı…Sarman, bayıldı arabaya bayıldı. Kırmızı lastikli araba tam bana göre diye düşündü. Sağında duran arkadaşına: “ Sen hiç şimdiye kadar kırmızı lastikli, lacivert bir arabaya binmiş miydin? “ diye sordu.
Arkadaşı: “ Demek bunu alıyorsun..” dedi. “ Böyle bir arabaya hiç binmemiştim. Bundan sonra bol bol bineceğiz desene. “
Sarman arkadaşının sözlerine gülümsedikten sonra arabanın yanındaki görevlinin yanına gitti. Görevliden arabanın iç donanımı ve çalışma sistemi ile ilgili bilgileri alan Sarman, gerekli evrakları imzalayıp, alım-satım işlemlerini de tamamladıktan sonra, iki arkadaşıyla birlikte galerinin dış kapısı önüne çıkıp arabasının getirilmesini beklemeye başladı. Az sonra araba arka kapıdan çıkarılıp ön kapı önüne getirildi ve yeni sahibine, yani Sarman’ a teslim edildi.
Sarman direksiyona geçtikten iki arkadaşı da arka koltuklara oturduktan sonra, araba öyle bir kalkış kalktı ki, galerinin önünde bu çok pahalı arabayı ve sahibini seyre dalan meraklıların neredeyse kulaklarının zarı patlayacaktı. Efendim, böyle de kalkış olur muydu? Bu gürültü de neyin nesiydi? Ne lüzumu vardı bilmem kaçıncı vitese takıp kalkışın? Bak ne güzel gelmişsin, arabayı almışsın. Bin git işte arabana adam gibi. Seyredenler de bravo desinler, alkış tutsunlar peşinden..Onca gürültünün, ortalığı simsiyah egzoz dumanı ile kirletmenin, güzelim yolları kırmızı lastiklerinle çizdirmenin zararından başka kime ne faydası olacaktı ki? Bu çirkin davranışın açıklamasını, bırak Sarman’ı, çok değişken fikirler üreten, son derece zeki, süper bir beyin yapısına sahip biri bile yapamazdı; kesinlikle açıklaması yoktu.
Tilki ile Kurt da oradaydı. Araba uzaklaştıktan, ortalık tenhalaştıktan sonra, Tilki işi serine vurdu: “ Öyle böyle aldılar arabayı gittiler. Şimdi gönlünden geçeni dilin söylesin. İstemez miydin bu lacivert arabanın sahibinin sen olmasını? Kurulurdun direksiyon başına, hafiften köklerdin gazı, çatlatırdın dostu düşmanı..”
Bunun üzerine Kurt: “ Arabanın benim olmasını isterdim istemesine de, ben hayatta böylesine hızlı gitmezdim. Ağır ağır, göstere göstere sürerdim arabayı. Camı da açardım, püfür püfür esen rüzgar altında. Ooh, gel keyfim gel…” diyerek gevrek gevrek güldü.
SON
Yazan: Serdar Yıldırım
|
|
|
| Sarı Kız Emine - Serdar Yıldırım |
|
Yazar: Serdar102 - 9 saat önce - Forum: Aşk Hikayeleri
- Yorum Yok
|
 |
SARI KIZ EMİNE
Köy köy dolaşır saz çalar söylerdi
Onun adına Sarı Kız derlerdi
* * * *
Ahmet adında yaşlı bir babası
Vardı iki atı, bir arabası
* * * *
Gençti, güzel, mavi gözleri çapkın
Yaş yirmi dört olmalı derdi barkın
* * * *
Saz çalarken can verir ömürlere
Şurup gibi akardı gönüllere
* * * *
Dinleyenler mest olur ah çekerler
Biçareler, mecnunlar of çekerler
* * * *
Sıra oynak türkülere gelince
Tellere daha bir kıvrak vurunca
* * * *
Neşelenen, keyiflenen çok olur
Gam dağılır, keder gider yok olur.
* * * *
Günlerden bir gün yolu ora düştü
Aşkı tatmamış gönlü zora düştü
* * * *
Ani çarpıldı sevdi ferman olmaz
Tozlu yollar derdine derman olmaz
* * * *
Sık sık gelir oldu Alpat Köyü’ne
Saz biter inerdi dere boyuna
* * * *
Dalar gider gözleri uzaklara
Bir bir selam verir hatıralara
* * * *
Bir gün sevdiği adamla tanıştı
Birlikte gezerken ona alıştı
* * * *
Onu pek çok sevdiğini söyledi
Ama sevdiği bundan hoşlanmadı
* * * *
Genç adam bu aşka kayıtsız kaldı
Bana ne diyerek görmezden geldi
* * * *
Yıllar önce çok sevmiş evlenmişti
Fakat sevdiğinden terk edilmişti
* * * *
Uzun zaman üzülmüş, dert çekmişti
Bir daha mı diyerek and içmişti.
* * * *
Bir gün sevdiği adam köyden gitti
Ondan ayrı kalmak acıya itti
* * * *
Dağ-taş aşkını ararken saz çalmış
Görelim Sarı Kız neler söylemiş.
* * * * * * * ***** * * * * * * * * * * *
Çağıl çağıl akan sular akmasın
Bölük pörçük esen rüzgar esmesin
Gökte kanat çırpan kuşlar uçmasın
Eğer sevdiğime varamaz isem
Onu kollarıma saramaz isem
* * * *
Dur-durak bilmeden Sarı Kız ağlar
Kavuşmak tutkusu kalbini dağlar
Yüceden akar su ovada çağlar
İsterim ben de biraz mutlu olmak
İsterim sevgiden payımı almak
* * * *
Sarı Kız haykırır sesi duy artık
Al kalemi ele cevap yaz artık
Onun senden gayrı nesi var artık
Yaralı gönlümü al geri verme
Sahip çık gözyaşıma geri verme.
Aradan dört yıl geçti. Sarı Kız yaprak, çimen yedi, dereden, gölden su içti. Bir gün bir çoban tarafından uçurumun dibinde cansız yatarken bulundu.
SON
Yazan: Serdar Yıldırım
|
|
|
| Batılı, Hurafeyi Atalarımızın İnancını Israrla Yaşamamıza Neden Olan, Bir Başka Örnek |
|
Yazar: halukgta - 11-24-2025, Saat: 10:36 AM - Forum: İslam
- Yorum Yok
|
 |
Değerli dostlarım, bu makalemde de yine yaşadığımız İslam’ın bizlerde nasıl yanlış bir etki, hatta inancımıza baskı yaptığını hatırlatmak için, benim yazıma verilen bir cevabı aktarmak istiyorum. Ben daha öncede söylediğim gibi, verilen bu cevaplara çok önem veriyorum. Çünkü yaşadığımız İslam’ı çok güzel özetliyor. Önce verilen cevaba bakalım, daha sonrada söylenenleri Kur’an ile karşılaştıralım, bakalım ne kadar doğruluk payı var.
“ÖNCE RESUL ANLAMINA BAKALIM: KENDİSİNE KİTAP İNMİŞ PEYGAMBER. PEKİ, KUR’AN PEYGAMBERİMİZ MUHAMMAD MUSTAFA SALLALLAHU ALEYHİ VESELLEM'E İNDİĞİNE GÖRE, ALLAH C.C KİME İTAAT ETMEMİZİ EMRETMİŞ, SON PEYGAMBERİNE (S.A.V) DEĞİL Mİ? SİZİN YORUMUNUZDAN DA ANLAŞILDIĞINA GÖRE SÜNNETLERE İTİBAR ETMİYORSUNUZ, TABİİ Kİ BU SİZİN TERCİHİNİZ NOT: HZ PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V)UYGULAMALI OLARAK TEBLİĞ EDENDİR.”
Bu cevabı bir kardeşimiz, benim yazıma cevap veren bir arkadaşımıza cevap olarak vermiş. Verilen cevabın başında Resulün anlamına bakalım diye başlamış ama devamında kendisine kitap inmiş Peygamber demiş. Peygamber kelimesi Arapça olmayıp Farsçadır ve Resul kelimesinin tam karşılığı asla da değildir. Bu kelimeyi bizlerin konuşma dilinde söylenmesi sorun olmaz. Peygamber dendiğinde, hem Resul hem de Nebi anlamı veriliyor. Ama ayetlerde geçen her Resul ve Nebi kelimesine Peygamber dersek, ayette anlatılmak istenen çok önemli bir gerçeği göremeyiz. Arkadaşımızda bu hatayı yapmış. Aslında yazıma devam etmeden önce, şunu özet olarak söylemek isterim.
Allah Resulüme itaat edin emrini, onun yaşadığı dönemde, Kur’an’ı tebliğ ederken veriyor ki, RESULÜ KUR’AN’I TEBLİĞ EDERKEN ZORLUKLA KARŞILAŞMASIN. Yoksa Allah, Resulüm Kur’an dışından ne söylediyse, O vefat ettikten sonrada kendi aranızda rivayet yolla birbirinize aktarın, onlara da itaat edin demiyor. Aklını zerre kadar Kur’an ile kullanan Allah’ın, emin olmadığınız bilgilerin ardına düşmeyin hesabını sorarım dedikten ve bizlerin yalnız Kur’an’a sarılmamızı, ondan sorumlu olduğumuzu söyledikten sonra, asla böyle bir emir vermez, bunu da mı akıl edemiyoruz?
Verilen cevap üzerinde düşünmeye devam edelim. Resul ne anlama geldiğine bakalım demiş ama Resulün bir anlamını yazmış, çok önemli anlamını her nedense yazmamış. Sanırım kendisine böyle öğretildi. RESUL KELİMESİNİN TAM ANLAMI ELÇİ DEMEKTİR. Elçi kelimesinin anlamı da; “TASARRUFA HAKKI OLMAKSIZIN, BİRİNİN SÖZÜNÜ OLDUĞU GİBİ BİR BAŞKASINA BİLDİREN KİMSE DEMEKTİR." Tasarruf hakkı olmaksızın ne demek diye sorarsanız, iletilmesi gereken sözü/hadisi dilediği gibi değiştirme hakkı, yetkisi olmadan ya da ilaveler çıkartmalar yapmadan ALDIĞI GİBİ iletmek anlamına gelir. Değerli dostlarım, lütfen inancımızı bizlere anlatılan rivayetlerin etkisiyle yaşamaya devam etmeyelim, Kur’an merkezli yaşayalım. Bunu yapmazsak inanın hesap günü, çok ama çok pişman oluruz.
Arkadaşımız Kitap, yani Kur’an Allah’ın Resulüne indirildiğine göre, Allah kime itaat etmemizi istemiştir diye soruyor, cevabını da veriyor ve Resulüne itaati emretmiştir diyor. Çok doğru, her Müslüman Resule itaat etmelidir ama itaat neye olacak? Çünkü artık aramızda Allah’ın Resulü yok ve aradan 1400 yıl geçmiş. Bu durumda bizler nasıl Resule itaat edeceğiz? Biraz önce yazdığımı özellikle tekrar etmek istiyorum, çünkü bu gerçeği ısrarla görmek istemiyoruz. Sizce Allah Resulüme itaat edin emrini verirken, Resulüm vefat etmiş olsa bile, onun Kur’an’da geçmeyen ama kendisinin Kur’an dışından verdiği hükümlerine, uygulamalı anlatımlarına yani RİVAYET YOLLA SİZE ULAŞAN, HADİSLERİNEDE İTAAT EDECEKSİNİZ DEMİŞ OLABİLİR Mİ? Kur’an’ı çok değil, bir kez dikkatli ve düşünerek okuyan bir Müslüman, Allah’ın böyle bir şeyi kast ettiğini asla anlamaz. Rabbimiz Resulün görevini yaparken, ona kolaylık sağlayabilmek için, RESULÜME UYUN ÇÜNKÜ O YALNIZ BENİM VAHYETTİĞİM AYETLERİ SİZE TEBLİĞ EDECEK DİYE ONA EMİR VERDİĞİ İÇİN, ALLAH RESULÜME UYUN DİYOR. Bakın Enam suresi 19. Ayetinde Allah, bu konuda ne diyor.
Enam 19: DE Kİ: “HANGİ ŞAHİDİN ŞAHİTLİĞİ DAHA GÜVENİLİRDİR?” DE Kİ: “BENİMLE SİZİN ARANIZDA ALLAH ŞAHİTTİR. BU KUR’AN BANA, HEM SİZİ HEM DE ULAŞTIĞI HERKESİ ONUNLA UYARMAM İÇİN VAHYEDİLDİ. YOKSA SİZ ALLAH İLE BERABER BAŞKA TANRILAR OLDUĞUNA ŞAHİTLİK Mİ EDİYORSUNUZ?” DE Kİ: “BEN BUNA ŞAHİTLİK ETMEM.” DE Kİ: «O, ANCAK BİR TEK ALLAH’TIR; BEN SİZİN ORTAK KOŞTUĞUNUZ ŞEYLERDEN KESİNLİKLE UZAĞIM.” (Diyanet meali)
Lütfen ayete bakar mısınız? Sizlerin inancınızın şahidi, kanıtı, delili sizce en güvenilir olarak kimdir diyor. Kimin kanıtı, delili daha güvenilirdir? Allah'ın Resulüme uyun, ona itaat edin derken onun yalnız Kur'an'ı tebliğ edeceğini söylemiyor mu? Allah aşkına ayeti okuyup geçmeyelim, lütfen hayatımıza geçirelim. Sizin inancınızın şahidi, delili, kanıtı eğer Resule ait olduğu iddia edilen, doğruluğundan asla emin olamayacağımız rivayet, batıl ve hurafe bilgilerse, inanın mahşer günü yüzleri simsiyah olanların safında bulursunuz kendimizi. Bakın Rabbimiz ayetinde, bu konuya açıklık getirmek için, kullarıma deki diyerek ne söylüyor. “BU KUR’AN BANA, HEM SİZİ HEM DE ULAŞTIĞI HERKESİ ONUNLA UYARMAM İÇİN VAHYEDİLDİ.” Demek ki Allah, Resulüme uyun ona itaat edin emrini vermesinin amacının, ne olduğu çok açık anlaşılıyor. Allah’ın Resulü bu Kur’an’ın bana indirilmesinin amacı, hem sizi hem de ulaştığı herkesi, Kur’an ile uyarmam için vahyedildi diyor. Zaten Rabbimiz Zuhruf 44. Ayetinde sizleri Kur’an’dan sorumlu tutuyorum diye hükmünü vermemiş miydi? Hatta Ali İmran 103. Ayetinde de bizlerin yalnız Kur’an’ın ipine sarılmamızı emredip, sakın parçalanıp dinde bölünmeyin diye uyarmadı mı? Ne yazık ki RİVAYETLERDEN ALLAH’IN DUYAN, İŞİTEN YOK.
Değerli dostlarım lütfen Kur’an’ı anlamaya çalışırken, emin olmadığımız rivayet bilgilerin ışığında anlamanın yolunu seçmeyelim. Bunu yaparsak, inanın ellerimizle şirk batağına saplanacağımız gibi, Kur’an’da çelişki yaratmış oluruz. Bununda hesabını veremeyiz. Aslında hiçbir etki altında kalmadan, ön yargısız Kur’an’ı anlamaya çalışırsak, bu konuda bizleri asla hiç kimse Allah ile aldatamaz. Birileri size, sen Kur’an’ı anlayamazsın diyor da kendi guruplarına davet edip, senin anlayarak Kur’an’ı okumanı engelliyorsa, O KİŞİDEN HEMEN UZAKLAŞIN. Çünkü bu kişi Allah’ın kitabına saygısızlık yapıyor, hatta Rabbimizin adaletini küçümseyerek ALLAH İLE KULU ARASINA GİRMEK İSTİYOR DEMEKTİR. Rabbimiz hiç kimseye muhtaç olmayalım diye, Kur’an’ı yemin olsun ki kolaylaştırdık nice örneklerle biz açıkladık diyorsa, sizce Allah Kur’an’ın muhkem ayetlerini, bizlerin anlayabileceği şekilde göndermeyip, yine de bizleri Kur’an’dan sorumlu tutar mı?
Söyleyecek söz inanın bulamıyorum. Allah’a güvenmemiz gerekirken, doruluğundan asla emin olamayacağımız bilgileri rivayetleri, ne yazık ki Kur’an’ın yani Allah’ın hükümlerinin önüne koyduk ve bizleri Allah ile aldatan özellikle YAHUDİ fitnesinin inanın oyuncağı olduk. Bakın Allah Resulünün görev ve sorumluluğunu bizlere nasıl açıkça izah ediyor. Bu yetkileri alan Allah’ın Resulü, bunlarda benim dine yaptığım ilavelerdir, Allah benim hükümlerime de uyun, ya da İSLAMI YAŞAYABİLMENİZ İÇİN BENİM UYGULAMALARIMA BAKMALISINIZ, ÇÜNKÜ ALLAH’IN EMİRLERİNİN NASIL UYGULANACAĞI KUR’AN’DA YOK, BEN ÖĞRETİYORUM SİZE DEMİŞ OLABİLİR Mİ? Allah verdiği emrin nasıl yerine getireceğimizi izah etmeden, detayını vermeden sizce sizleri Kur’an’dan sorumlu tutuyorum demiş olabilir mi? İşte onun için Allah, düşün aklını kullan ey kulum diye boşuna uyarmıyor. Aklını kullanmayan, şeytanın oyuncağı olur.
“EĞER SİZ YALANLARSANIZ BİLİN Kİ, SİZDEN ÖNCE GEÇEN BİRTAKIM ÜMMETLER DE YALANLAMIŞLARDI. RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18)
“ONLARA VA’DETTİĞİMİZ AZABIN BİR KISMINI SANA GÖSTERSEK DE, (GÖSTERMEDEN) SENİN RUHUNU ALSAK DA SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. HESAP GÖRMEK İSE BİZE AİTTİR.” (Rad40)
“DE Kİ: “BEN TÜREDİ BİR RESUL DEĞİLİM. BANA VE SİZE NE YAPILACAĞINI DA BİLMEM. BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM.” ( AHKAF 9)
Siz Allah’ın Resulüne verdiği görev ve yetki arasında, Allah’ın verdiği hükümlerin pratiğini Resulüm sen açıklayıp izah et dediğini gördünüz mü? Öyle olsaydı kendisi vefat ettikten sonraki Müslümanların istifadesi için, Kur’an’ı yazdırdığı gibi onları da onun yanında yazdırırdı, bunu da mı akıl edemiyoruz? Kur’an’ı biz okuyacağız ama onu nasıl hayatımıza geçireceğimiz Kur’an’da olmayacak, onları da Resule ait olduğu iddia edilen Rivayet hadislerin mi öğreneceğiz? BUNA İNANDIRILMIŞ BİR MÜSLÜMAN’A, KUR’AN GERÇEKLERİNİ ASLA ANLATAMAZSINIZ. Çünkü ön yargılardan kurtulmadan, rivayetlerin sanı bilgilerin etkisinde Kur’an’ı okuyor da ondan. Sünnet kelimesi Kur’an’da geçer ve anlamı, İZLENEN YOL YÖNTEM, KANUN anlamına gelir ki, Rabbimiz bakın bu konuda ne diyor. “ALLAH’IN DAHA ÖNCEKİLER İÇİN GEÇERLİ OLAN SÜNNETİ BUDUR VE SEN ALLAH’IN SÜNNETİNDE HİÇBİR DEĞİŞİKLİK BULAMAZSIN.” (Ahzab 62) Allah’ın sünnetine kanun ve kurallarına Resulünü de ortak etmeye çalışanlar, Resulünü de İLAH edinenlerdir hatırlatırım. Rabbimiz ben hükmüme hiç kimseyi ortak etmem diyor. Bizler mezheplerin, cemaatlerin dine yaptığı ilaveleri o kadar kanıksadık ki, adeta onları dinin olmazsa olmazı yaptık. Şimdide neyin HAK neyin BATIL olduğunu bir türlü ayıramıyoruz.
Değerli din kardeşlerim, lütfen ALLAH’A YANİ ONUN NURU KUR’AN’A GÜVENELİM. Bizleri aydınlığa çıkaracak, hesap günü kurtaracak yalnız Kur’an’dır. Bunu anlayabilmemiz içinde, ÖNYARGILARDAN ÖNCE KURTULUP, AKLIMIZI KULLANARAK YANİ DÜŞÜNEREK, ÖNCE BİZLERE ÖĞRETİLENLERİ KUR’AN İLE SORGULAYALIM. Bunu yapmadığımız takdirde, bizleri Allah ile aldatan içimize sızmış ve bizden görünen YAHUDİLERİN OYUNCAĞI OLURUZ. Geçmiş yıllarda İsrail Başbakanlığı yapmış bir kişi, gazetecinin sorduğu bir soruya, bakın nasıl cevap veriyor. Verdiği cevap aslında çok şeyi anlatıyor.
“ESKİ İSRAİL BAŞBAKANI, SHİMON PERES’E GAZETECİLER BİR SORU SORUYOR. «MÜSLÜMANLAR DİYOR Kİ, KEHANETLERE GÖRE, İSRAİL DEVLETİ YIKILACAKMIŞ.» SHİMON PERES, ÇOK DİKKAT ÇEKİCİ DÜŞÜNDÜRÜCÜ BİR CEVAP VERİYOR VE DİYOR Kİ; “KUR’AN’DAKİ MÜSLÜMANLAR GELSİN DÜŞÜNÜRÜZ.” Kasıtlı olarak veriyor bu cevabı. Sizce çok haklı değil mi? Neden bunu söylüyor, çünkü siz Müslümanların elinden Kur’an’ı çoktan aldık, onun yerine kendi inancımızı koyduk demek istiyor. Onlar istese de bize hiçbir şey yapamaz demeye getiriyor. Lütfen bugün batıl hurafe Yahudi inançlarını araştırınız, bizlerin mezhep inançlarımızda görebilir siniz? Bunlar İslam’ın değil Yahudilerin inancı diye uyardığımızda, Yahudileri memnun eden cevaplar veriyorlar. Tabi nasıl hakaretler ettiklerini söylemiyorum. Dilerim bizleri Allah ile aldatanların tuzağını fark edebilen, Allah’ın halis kullarından oluruz.
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
|
|
|
| Allah’a Şirk Koşarak Yaşadığımız Dinin, Lütfen Farkında Olalım. |
|
Yazar: halukgta - 11-21-2025, Saat: 09:37 AM - Forum: İslam
- Yorum Yok
|
 |
Bizler Müslüman olduğumuzu övüne övüne söyleriz. İman ettiğin Kur’an’ı hiç anlayarak ve düşünerek okudun mu diye sorduğumuzda, neredeyse yüzde doksanımız okumadığımızı söyleriz. Okumadan nasıl iman ettin diye sorsanız, mantıklı bir cevap almanız mümkün olmayacaktır. Halbuki Allah önce OKU tebliğ al ve daha sora ayetler üzerinde düşün aklını kullan emrini veriyor. Okunmadığı içinde düşünme, aklımızı kullanma gereğide duymuyor, hatta neye inandığımızı bilmediğimizden, YAŞADIĞIMIZ DİNİN ALLAH’IN EMRİ OLUP OLMADIĞINI DA SORGULAYAMIYORUZ. Hatta bunu yapmadığımızın da savunmasını yaparak, zaten Kur’an’ın meali tercümesi Kur’an değildir. Okusam ne olacak, ben âlim miyim ki Kur’an’ı anlayayım, Kur’an’ı herkes anlayamaz diye de yaptığımız yanlışımıza delil, kanıt yaratmaya çalışıyoruz. Böyle inandırıldığımız içinde, kendimize güvenilir veliler, gavslar arıyoruz, Allah yasakladığı halde. Bu hatamızın sonucunu da hep birlikte görüyoruz, ama ders alan var mı? Hiç sanmıyorum, çünkü aklımızı dini konularda devre dışı bıraktık da ondan. Ama ev ya da araba alırken araştırmadığımız sormadığımız kimse yoktur. Buda bizlerin, inancımıza imanımıza gösterdiğimiz değerin açık bir kanıtıdır. Tabi bu yanlış savunmayı, eğer Kur’an’ı anladığımız dilden okusaydık asla yapmazdık, hatta nasıl büyük bir yanılgı içinde olduğumuzu anlar, Allah’tan bağışlanmayı dilerdik.
Kur’an ile gereken bağı kuramadığımız için, akılla mantıkla izah edilemeyecek saygısızlığı Kur’an’a yapıyor, doğruluğundan asla emin olamayacağımız, Resule ait olduğu iddia edilen rivayet hadislerle Kur’an’ı, bakın nasıl eşit tutarak ne diyoruz. “KURAN’DA VAHİY, HADİSİ ŞERİFTE VAHİY İKİSİ BİRBİRİNDEN AYRILMAZ. AYIRAN SAPIKTIR VE DİNDEN CIKAR ALLAH HİDAYET VERSİN.” Bunun şirk olduğunu fark edemeyene Kur’an’dan bahsetmek, ayetlerden örnek vermek ne yazık ki fayda etmiyor. Şirk, başka bir ilaha, Allah’a inanmak değildir. Şirk Allah’ın yetkisini gücünü, yaratılmış bir beşere vererek onu ilahlaştırmak demektir ve Allah bunu yapanları affetmem diyor. Böyle yapanlara Kur’an müşrik diyor. Hatırlatırım müşrik iman etmiş, ama imanını gereği gibi yaşamayan demektir. Rabbimiz iman edenlerin çoğunun, bakın nasıl iman ettiğini söylüyor Yusuf 106. ayetinde. “ONLARIN ÇOĞU ALLAH’A ANCAK, ŞİRK/ORTAK KOŞARAK İNANIRLAR.” Kur’an’ın indiriliş amaçlarından biriside, iman ettiğini zanneden müşriklerin yanlışlarını düzeltmek adınadır. Çünkü Rabbimiz ben hükmüme hiç kimseyi ortak etmem diyor. Ortak etmeye çalışanlara da bakın ne diyor.
“ALLAH, KENDİSİNE ORTAK KOŞULMASINI ASLA BAĞIŞLAMAZ; BUNDAN BAŞKA GÜNAHLARI, DİLEDİĞİ KİMSE İÇİN BAĞIŞLAR. ALLAH’A ORTAK KOŞAN KİMSE BÜYÜK BİR GÜNAH İLE İFTİRA ETMİŞ OLUR.” (Nisa 48)
Kur’an ile buluşamadığımız içinde İNDİRİLEN DİNDEN HABERSİZ, UYDURULAN, ÖĞRETİLEN DİNİ ALLAH’IN İNDİRDİĞİ DİN ZANNETMEMİZ, o bilgileri kaynakları adeta Kur’an ile eş tutmamız kaçınılmaz olacaktır. Yüce Rabbimize onun dinine ve indirdiği Kur’an’a öyle saygısızlıklar yapıyoruz ki, Kur’an’ı öpüp başımıza koyduğumuz davranışımız, gösterişten öte gitmiyor. Kur’an’ı öpüp başımıza koymak yerine, önce içindekilerini başımıza yani aklımıza koymamız ve yaşamamız gerekir. Yaşantımızda bundan farksız ne yazık ki. Rabbimiz Resulü dâhil Allah ile kulu arasında hiç kimsenin olamayacağını söylüyor ve Müddesir 11. Ayetinde bakın Resulüne ne diyor. “TEK BAŞIMA YARATTIĞIMLA, BENİ BAŞ BAŞA BIRAK!” Tebliğini yap, daha sonra kulumla aramdan çekil diyor. Buradan da şunu çok açık anlıyoruz, Allah ile kulu arasında hiç kimse yoktur. Çünkü İslam dininde ruhban sınıfının, yani dini anlatacak öğretecek bir sınıfın, kişinin olmadığını da Kur’an açıkça bildiriyor ve Rabbimiz SİZLERİ KUR’AN’DAN BU DÜNYADA İMTİHAN EDİYORUM DİYOR.
Peki, Kur’an’ı nasıl anlayacağız bu durumda? İşte imtihanımızın en önemli kısmı da burada başlıyor. Önce şunu hatırlatmak isterim. Rabbimiz ben kulumun kapasitesi ölçüsünce sorumlu tutarım diyor. Bu ne demek? Kulum, ona gönderdiğim Kur’an’ı anladığı dilden dikkatle düşünerek okuyacak, anlayabilmek ve hayatına geçirmek için, elinden geleni yapacak. Allah güvenilecek VELİNİZ yalnız benim, sakın kendinize VELİLER edinip ardı sıra gitmeyin, onların sözlerine kanmayın. Kur’an’ı yemin olsun ki anlayasınız ve hiç kimseye muhtaç olmayasınız diye KOLAYLAŞTIRDIK diyor. Bizler sanki Allah’a inat, kolayda ne kadar kolay Kur’an’ı herkes anlayamaz, deyip işin içinden çıkıyoruz.
Allah Kur’an’da biz kitapta hiçbir eksik bırakmadık, nice örneklerle açıkladık diyor, bizler tam tersine Kur’an açık ve detaylı değildir, herkes anlayamaz diyebiliyoruz. Sanki inatla, Allah’ın önümüze koyduğu Kur’an’ı bir kenara itiyoruz, ama farkında değiliz. Aklınızı kullanın, aklını kullanmayanı pislik içinde bırakırım diyor Rabbimiz, bizler akılla İslam yaşanmaz diyoruz. Allah bizlerin yalnız Kur’an’ın ipine sarılmamızı istiyor ve anlayasınız hiç kimseye muhtaç olmayasınız diye nice örneklerle biz açıkladık diyorsa, Kur’an’ı nereden ve kimden anlayıp öğreneceğimiz, çok net ve açık değil mi? HAŞA ALLAH KULUNA ANLATAMADIĞI İZAH EDEMEDİĞİ BİR KİTAP GÖNDERİP, BİRDE SAKIN VELİLER EDİNİP ARDINA DÜŞMEYİN DİYEREK, BİZİ HAŞA TUZAĞA MI DÜŞÜRÜYOR DA, ALLAH’A GÜVENMEYİP VELİ, GAVS EDİNİYOR ONLARIN SÖZLERİNE İNANIYORUZ. ALLAH’IN KULUNA İZAH EDEMEDİĞİ KUR’AN’I, ONLAR MI İZAH EDİYOR BİZLERE. LÜTFEN ALLAH’A, ONUN KİTABINA GÜVENELİM O NUR, IŞIK KALBİMİZİ AYDINLATACAKTIR.
Bizler ne dediğimizi, neye inandığımızı inanın bilmiyoruz. Ne yazık ki Kur’an ile gereken bağı kuramadığımızdan, onu anladığımız dilden okuyup üzerinde düşünme zahmetinde bulunmuyoruz. BÖYLE OLUNCA İNDİRİLEN DİNE DEĞİL, UYDURULAN ÖĞRETİLEN RİVAYETLERLE ŞEKİLLENDİRİLMİŞ, ANLATILAN DİNE İNANDIĞIMIZ İÇİN, KUR’AN’I HERKES ANLAYAMAZ ONU VELİ OLANLAR ANLAR DEYİP, İŞİN İÇİNDEN ÇIKIYORUZ. Kendimizi aldatıyoruz ve bizleri Allah ile aldatanların tuzağına böylece rahatlıkla düşüyoruz. Farkında değiliz Allah’a güvenmemiz gerekirken, Allah’ın yasakladığı edindiğimiz Velilere, onların sözlerine güveniyoruz. Lütfen unutmayalım din, dünyada maddi çıkarlar için kullanılmaya çok müsaittir. Onun için Allah Kur’an’da bizleri uyarıyor ve “SAKIN SİZİ ALLAH İLE ALDATMASINLAR.” Diyerek bizlerin yalnız Kur’an’a sarılmamızı emrediyor. Anlattıkları gibi Kur’an açık anlaşılır ve detaylı olmasaydı, Rabbimiz bizlerin yalnız Kur’an’a sarılmamızı ister miydi? Toplumun kafasını karıştıranlar, dine yaptıkları ilaveleri ve alıştıkları gelenekleri örnek gösterip, bakın şunlar ya da bunlar Kur’an’da yok, demek ki yalnız Kur’an ile İslam yaşanmıyormuş diyerek, Kur’an’dan habersiz Müslümanları çok rahat aldatabiliyorlar. ALLAH’IN İNDİRDİĞİ ARI DURU İSLAM’I BOZMAK İÇİN, MÜSLÜMAN OLARAK İÇİMİZE SIZMIŞ ALLAH’IN LANETLEDİĞİ, YAHUDİLER VE DİN TACİRLERİ OLDUĞUNU LÜTFEN UNUTMAYALIM. Allah sizleri, Kur’an’dan sorumlu tutuyorum diye hükmünü verdiyse, sizce Kur’an’da tek kelime geçmeyen konulardan da hesap sorar mı?
Batılı, hurafeyi, ataların inancını yaşayabilmek için Kur’an ile ilgili öyle örnekler veriyorlar ki, adeta Kur’an küçümseniyor ve beşerin yazdığı kitaplarla eş tutuluyor, onlarla karşılaştırılarak örnekler veriliyor. Allah’ın yemin ederek kolaylaştırdığı, hatta haydi bir benzerini getirin bakalım diyerek meydan okuduğu Kur’an’ın, tam tersini kanıtlamaya çalışanlar, bakın nasıl örnek veriyorlar, adeta Allah’a onun kitabına şirk koşarak. “DEVLETLER KANUN ÇIKARIYOR AMA BİR MAHKEMELİK OLDUĞUNUZDA, AVUKATLAR SİZİ SAVUNUYOR. SİZ TÜM KANUNLARI BİLEMEYEBİLİRSİNİZ.” “OKULDA EĞİTİM GÖRÜYORUZ. TEK BAŞIMIZA MÜHENDİS, BİLİM ADAMI OLABİLİYOR MUYUZ? BAŞIMIZDA BİR EĞİTEN ÖĞRETEN ÖĞRETMENLERİMİZ VAR.”
Allah’ın yemin ederek Kur’an’ı kolaylaştırdığını, ruhban sınıfı olmadığından her iman edenin, kendisinin özellikle çaba göstermesi gerektiğini Allah bildiriyor ve Kur’an’a sarılmamızı emrediyor. Hatta haydi bir benzerini getirin bakalım diyerek meydan okuduğu Kur’an’ın, tam tersini kanıtlamaya çalışanlar, bakın nasıl örnek veriyorlar, adeta Allah’a onun kitabına şirk koşarak. “DEVLETLER KANUN ÇIKARIYOR AMA BİR MAHKEMELİK OLDUĞUNUZDA, AVUKATLAR SİZİ SAVUNUYOR. SİZ TÜM KANUNLARI BİLEMEYEBİLİRSİNİZ.” “OKULDA EĞİTİM GÖRÜYORUZ. TEK BAŞIMIZA MÜHENDİS, BİLİM ADAMI OLABİLİYOR MUYUZ? BAŞIMIZDA BİR EĞİTEN ÖĞRETEN ÖĞRETMENLERİMİZ VAR.” Müslümanların elinden Kur’an’ı aldıkları için, işte böyle karşılaştırma yapabiliyorlar. KARŞILAŞTIRMA AYNI DEĞERDE OLAN ŞEYLERLE YAPILIR, BUNU DA MI AKIL EDEMİYOR SUNUZ? Kendisine güvenmeyen, mutlaka birilerinin güdümünde olmak zorunda hisseden bir toplum, özellikle ne yazık ki işte böyle yaratıldı ki, istedikleri gibi yönetebilsinler.
İlmi, mühendisliği yaratan zaten Allah ve onun kanunları. Allah bizlerden Kur’an’ı okuyarak ne avukat olmamızı istiyor, nede mühendis. Doğru dürüst, adaletli Allah’ın yolundan giden kullar olmamızı istiyor ve onun için Kur’an’ı YEMİN EDEREK kolaylaştırmış bir şeklide gönderdiğini söylüyor. Çünkü biliyor ki her kulum aynı kapasitede değildir, aynı ortam onlara sağlanamayacaktır. Ama bizler çok üzgünüm, Allah’ın yeminine bile güvenmiyoruz. Peki, bu durumda Allah’ın bizler anlayalım ve doğru yolu bulalım diye, birçok kez yemin ederek nice örnekler verip kolaylaştırıp açıkladığı, yol gösterici Kur’an ile verilen beşeri örnekleri, onların kitaplarını nasıl karşılaştırma cesaretinde bulunuruz. Bu kadar mı gözlerimiz kör, kulaklarımız sağır, kalplerimiz taş kesti. Sizlere soruyorum, Allah KUR’AN’I GÖNÜL GÖZLERİNİ AÇACAK YOL GÖSTERİCİ REHBER NUR, IŞIK olsun diye gönderdik diyorsa, hangi beşeri kitap bu özelliği taşır da, onlarla karşılaştırma cesaretini gösteriyoruz.
KUR’AN ALLAH’IN KELAMIDIR, ONUN YANINA YA DA KARŞISINA KOYACAK VE ÖRNEK VERECEK, ONUNLA KARŞILAŞTIRACAK, EŞ TUTACAK HİÇ BİR BİLGİ KİTAP OLMADIĞI HALDE, BİZLER ATALARIMIZIN İNANCINI YAŞAYABİLMEK VE NEFSİMİZİ MEMNUN ETMEK İÇİN KANITLAR YARATABİLMEK ADINA, NASIL OLURDA ALLAH’IN NURU İLE KARŞILAŞTIRMALAR YAPARIZ.
Değerli dostlarım bunu yapanlara ne denir biliyor musunuz CAHİL CESARETİ. Aklı başında Kur’an ile buluşan, onun nuru ile imanını harmanlayarak, imanını kalbine yerleştiren hiçbir Müslüman, böyle sözler söylemez, bu karşılaştırmaları yapmaz. Çünkü bilir ki bu karşılaştırmalar, Allah’ın kitabına meydan okumaktır, şirktir. Rabbimiz Yemin ederek Kur’an’ı kolaylaştırdığını ve Zuhruf 44. Ayetinde, SİZLERİ KUR’AN’DAN SORUMLU TUTUYORUM diye açıkça hükmünü verdiyse, sizce her bilginin açıklanmadığı, detayını vermediği, her aklı başında kulunun anlayamayacağı bir kitaptan sorumlu tutar mı bizleri? Yoksa Allah HAŞA, sözünden cayar da Kur’an’da tek kelime bahsetmeyen, Resulün rivayet hadislerinden de sorumlu tutar diyenler mi var aramızda? Allah’a işte böyle adaletsizliği isnat ediyoruz, ama farkında bile değiliz. Allah düşün aklını kullan diye, boşuna uyarmıyor bizleri. Aklını kullanmayan kullarını da pislik ve rezillik içinde bırakırım diye de uyarmasının nedeni, günümüzde yaşadığımız İslam toplumundan anlaşılıyor.
Dilerim batıldan ve hurafeden uzak, yalnız Allah’a güvenerek yalnız onun ipi Kur’an’a sarılan, HAK İLE BATILI AYIRAN, Allah’ın azınlık halis kullarında oluruz.
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
https://kuranadavet1.wordpress.com/
https://twitter.com/KURANA_DAVET
http://www.hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
https://hakyolkuran1.blogspot.com/
|
|
|
| Rabbinden Sana Vahyedilene Uy! |
|
Yazar: halukgta - 11-20-2025, Saat: 04:17 PM - Forum: İslam
- Yorum Yok
|
 |
Değerli din kardeşlerim. Vakit geçiyor, emaneti teslim edeceğimiz o an, belki de çok yakın. Gelin hurafeden, batıldan uzak Allah'ın korumasındaki en garantili kaynak elimizde Kur’an'ı anlamaya çalışalım ki, kurtuluşa erebilelim. Unutmayalım Allah bizleri, Kur'an'dan hesaba çekeceğini, ondan sorumlu olduğumuzu bildiriyor. Sizce bu durumda işimiz kolay değil mi? Allah'ın bizzat koruduğunu söylediği kitap elimizde. Aslında işimiz çok kolay, ama inanın bizlerin aklımızı kullanmadığımızdan, nefsimiz devreye girdiği için İŞİMİZİ ÇOK AMA ÇOK ZORLAŞTIRIDIĞIMIZ GİBİ, GARANTİ YOLDAN GİDECEĞİMİZE, KENDİMİZE İNANIN ŞÜPHELİ VE TEHLİKELİ YOLLAR SEÇİYORUZ. Allah elçisine bakın ne diyor.
Tur 48: ARTIK RABBİNİN HÜKMÜNE SABRET, ÇÜNKÜ GERÇEKTEN SEN, GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDESİN. VE HER KALKIŞINDA RABBİNİ HAMD İLE TESBİH ET.
Ahzab 2: RABBİNDEN SANA VAHYEDİLENE UY! ALLAH, YAPMAKTA OLDUKLARINIZDAN EN İYİ BİÇİMDE HABERDARDIR.
Bu iki ayette Allah, sana sorulan sorular konusunda acele etme sabret diyor Resulüne. Ahzab 2. ayetinde ise çok önemli bir uyarıda bulunuyor. Rabbinden sana gönderilene yani vahyedilene uy diyerek, elçisinin görev tanımını açıkça yapıyor. Bu konuda da Kur’an'da birçok örnekler vardır. Zıhar konusunu düşünün lütfen. Bir kadının Allah'ın Elçisine gelip, eşinden dolayı şikayetine karşı Allah'ın Resulü, o devrin geleneği olan boşanma nedeni ZIHAR konusunda, Allah'ın Resulü bir çözüm getiremiyordu ama Allah, sizi işittim diyerek, bu konudaki ayetini hemen indiriyor ve konuya çözüm getiriyor. Aşağıdaki ayet de, yukarıdaki ayetlerin onayı değil mi sizce.
"DE Kİ: 'NE KADAR KALDIKLARINI ALLAH DAHA İYİ BİLİR. GÖKLERİN VE YERİN GAYBI O'NUNDUR. O, NE GÜZEL GÖRMEKTE VE NE GÜZEL İŞİTMEKTEDİR. O'NUN DIŞINDA ONLARIN BİR VELİSİ YOKTUR. KENDİ HÜKMÜNDE HİÇ KİMSEYİ ORTAK KILMAZ." (Kefh 26)
Dikkat ederseniz, Allah kendi hükmüne kimseyi ortak etmez diyor. Çünkü dinin sahi Allah ve din konusunda hükümler verecekte, yalnız benim diye açıklık getiriyor. Tüm bu ayetlerden sonra, Allah'ın vermediği hükümleri de elçisi vermiştir, onun hüküm verme yetkisi vardır nasıl diyebiliyoruz? Bunu söylersek bu ve buna benzer yüzlerce ayete iman etmemiş oluruz, lütfen bunu unutmayalım. Bakın bizlerin nereye iman etmemiz gerektiğini söylüyor Kur’an.
“YİNE ONLAR, SANA İNDİRİLENE VE SENDEN ÖNCE İNDİRİLENE İMAN EDERLER; AHİ RET GÜNÜNE DE KESİNKES İNANIRLAR.” (Bakara 4 )
“İŞTE ONLAR, RABLERİNDEN GELEN BİR HİDAYET ÜZEREDİRLER VE KURTULUŞA ERENLER DE ANCAK ONLARDIR.” (Bakara 5 )
Allah gerçek iman edenler, sana indirilene yani Kur’an'a iman ederlerdir diyor. Gerçek kurtuluşa erenlerin ise, ALLAH'TAN GELEN BİR HİYAT ÜZERİNDE OLANLARDIR DİYOR DEDİKTEN SONRA, BİZLERİN HİÇ DİKKATE BİLE ALMADIĞIMIZ, BİR UYARIDA BULUNUYOR. KURTULUŞA ERECEK OLANLARDA, YALNIZ ALLAH KATINDAN GELEN KUR'AN'A TABİ OLANLAR OLACAKTIR DİYEDE BELİTİYOR. NE DERSİNİZ BİZ MÜSLÜMALARIN GENEL ÇOĞUNLUĞU, SİZCE KURTULUŞA ERENLERİN SAFINDA MI OLACAK? Yorumunu sizlere bırakıyorum. Bu durumda bizlerin sarılması gereken, yalnız Kur’an olduğu apaçık anlaşılmıyor mu? Allah bizlerin dostu, yol göstericisi, şefaatçisi bakın kim olduğunu apaçık belirtiyor.
"ALLAH'TIR Kİ GÖKLERİ, YERİ VE İKİSİ ARASINDAKİLERİ ALTI GÜNDE YARATMIŞ, SONRA ARŞ ÜZERİNDE EGEMENLİK KURMUŞTUR. O'NUN DIŞINDAKİLERDEN SİZE NE BİR DOST VARDIR NE DE BİR ŞEFAATÇİ. HÂLÂ DÜŞÜNÜP İBRET ALMAYACAK MISINIZ?" (Secde 4)
Yine Allah bilerek, hakkı batılla karıştırmayın diye bizleri uyarıyordu hatırlayanız. Hatta Kur’an'ı kendi koruması altına aldığını da söylüyordu. "Bakara 42: BİLEREK HAKKI BATIL İLE KARIŞTIRMAYIN, HAKKI GİZLEMEYİN." Batıl emin olmadığımız, Kur’an'ın onay vermediği bilgilerdir. Batılı, hurafeyi atalarının inancını yaşayabilmek için, bizlere bugün yüzlerce yıl öncesinden intikal eden, birbiriyle çelişen rivayetlerinde, Allah koruması altında olduğunu söylemiyorlar mı? Bakın aşağıdaki ayette Allah, bizlerin takip etmesi gereken yolu, sizce çok açık anlatmıyor mu?
Muhammet 2: İMAN EDİP YARARLI İŞLER YAPANLARIN, RABLERİ TARAFINDAN HAK OLARAK MUHAMMED'E İNDİRİLENE İNANANLARIN GÜNAHLARINI ALLAH ÖRTMÜŞ VE HALLERİNİ DÜZELTMİŞTİR.3. BUNUN SEBEBİ, İNKÂR EDENLERİN BATILA UYMALARI, İNANANLARIN DA RABLERİNDEN GELEN HAKKA UYMUŞ OLMALARIDIR. İŞTE BÖYLECE ALLAH, İNSANLARA KENDİLERİNDEN MİSALLERİNİ ANLATIR.
Sanırım bu ayetten sonra, konu çok daha açık anlaşılmıştır. Hala anlamayana daha doğrusu anlamak istemeyene, hiç kimse anlatamaz. Peki, bizler bu kadar açık ayetler karşısında neler söylüyoruz? Kur’an tek başına yeterli değildir. Kur’an'da her bilgi detaylı yazmaz, herkes Kur’an'ı anlayamaz. AMAN ALLAHIM BU NE CÜRET, BU NE SAYGISIZLIK, HALA FARKINDA DEĞİL MİYİZ YAPTIĞIMIZ YANLIŞIN ŞİRKİN? Allah elçisine deki onlara diyerek, bakın ne söylüyor. Beşerin sözlerini doğrulamak adına, ne yazık ki bu ve buna benzer ayetleri görmezden gelebiliyoruz.
"DE Kİ: "BEN, RESULLER İÇİNDEN BİR TÜREDİ DEĞİLİM! BANA VE SİZE NE YAPILACAĞINI DA BİLMİYORUM. BANA VAHYE DİLENDEN BAŞKASINA DA UYMAM! VE BEN, AÇIKÇA UYARAN BİR ELÇİDEN BAŞKASI DA DEĞİLİM." (Ahkaf 9)
Ne dersiniz, bu ayetten de dersimizi almadık mı hala? Allah'ın elçisi bana vah yedilenden başkasına uymam ben diyor, bizler ise Allah'ın Resulünü, Kur’an dışından Allah'ın hüküm ortağı yapıyoruz. Daha da dikkat çekici olan, Allah'ın Resulü yetki ve sorumluluğunu açıkça söylüyor. "VE BEN, AÇIKÇA UYARAN BİR ELÇİDEN BAŞKASI DA DEĞİLİM." Ama bizler bunca açık ayetleri gördüğümüz halde, batılı aklayıp hakkın yerini alması adına, Allah'ın vermediği hükümleri, Resulünün verme yetkisi vardır diye inanabiliyoruz. Öyle olunca da dinde öyle bir açık kapı bırakıyoruz ki, o kapıdan ŞEYTANLAŞMIŞ İNSANLARIN BATIL İNANCI, ELLERİNİ KOLLARINI SALLAYA SALLAYA RAHATLIKLA GİRİYOR İNANCIMIZA. SEN NEYİN NESİSİN DİYEN BİLE YOK. Öyle yanlışlar yapıyoruz ki, hesabın görüleceği o çetin gün, yaşanacak o acı gerçeklerden Rabbimiz bugünden bizleri uyarıyor ve bakın nasıl örnekler veriyor. “EYVAH! KEŞKE FALANCAYI DOST EDİNMESEYDİN.” (Furkan 28) “BANA GELDİKTEN SONRA KUR'AN, VALLAHİ O BENİ SAPTIRDI." ÖYLE YA ŞEYTAN İNSANI YAPAYALNIZ, YARDIMSIZ BIRAKIR.” ( Furkan 29) Dilerim Allah'tan o çetin hesap günü geldiğinde, pişmanlık yaşamayan, rivayet ve sanı bilgilere değil Kur’an'ın ipine sarılan, Allah'ın halis kullarından oluruz.
“AND OLSUN, SİZE ÖYLE BİR KİTAP İNDİRDİK Kİ, BÜTÜN ŞAN VE ŞEREFİNİZ ONDADIR. HÂLÂ AKILLANMAYACAK MISINIZ? (Enbiya 10)
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
https://kuranadavet1.wordpress.com/
https://twitter.com/KURANA_DAVET
http://www.hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
https://hakyolkuran1.blogspot.com/
|
|
|
| Araf Suresi 157. Ayet. Onlara İyi Ve Temiz Şeyleri Helal, Kötü Ve Pis Şeyleri Haram K |
|
Yazar: halukgta - 11-18-2025, Saat: 12:06 PM - Forum: İslam
- Yorum Yok
|
 |
Bizler eğer Kur’an’ın emretmediği konuları, din diye kabul etme çabasında değilsek, Allah’ın önerdiği gibi, yalnız Kur’an’ın ipine sarılarak onu anlamaya çalışıyorsak, asla bizleri hiç kimse Allah ile aldatamaz, kandıramaz. Bizleri Kur’an’dan uzaklaştırıp batılı, hurafeyi, öyle sanı sözleri din diye kabul ettirdiler ki, Kur’an gerçeklerini topluma anlatmak inanın çok zor oluyor. Bu makalemin konusu, Araf suresi 157. ayette geçen bir cümleye, öyle anlamlar veriyorlar ki, Kur’an’ın neredeyse tamamına ters düşüyor ve bu sözlere inanmakla da, yüzlerce ayet devre dışı kalıyor. Bu yöntemle ne yazık ki bizler, Allah’ın ayetlerine uymamız gerekirken, ayetleri kendi inançlarımıza uydurmaya çal Ayeti önce yazalım, daha sonra birlikte düşünelim.
Araf 157: Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resule, O ÜMMÎ NEBİYE UYAN KİMSELERDİR. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara İYİ VE TEMİZ ŞEYLERİ HELÂL, KÖTÜ VE PİS ŞEYLERİ HARAM KILAR. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ONA İNDİRİLEN NURA (KUR’AN’A) UYANLAR VAR YA, İŞTE ONLAR KURTULUŞA ERENLERDİR.
Ayetin ilk cümleleri çok önemli. Daha önce gelen kitapta, geleceği bilinen RESULE diye başlıyor ve devamında, O ümmi NEBİYE uyanlardan bahsediliyor. Hatırlatmak isterim, vahyi tebliğ ederken Resullük görevini yaptığı için, ilk önce Resul diyor. Daha sonrada O ümmi Nebiye uyan kimseler diye geçiyor ayette. Çünkü iki farklı anlamlara geliyor. Bu ayette geçen, “RESUL İYİ VE TEMİZ ŞEYLERİ HELÂL, KÖTÜ VE PİS ŞEYLERİ HARAM KILAR.” Bu sözlerden, demek ki Allah’ın Resulü de Allah’ın haram kıldığı gibi haramlar koyabiliyormuş anlamı veriliyor. Tabi bunu söylediklerinde, Kur’an’ın onlarca hatta yüzlerce ayetini inkâr etmiş oluyorlar. Resul Allah’ın haram dediklerini tebliğ etmekle görevli. Çünkü Allah Resule düşen, açık bir tebliğden başka bir şey değildi, demiyor muydu Allah ayetinde? Dikkat ettiyseniz ÜMMİ Nebi diyor. Çünkü dini konularda hiç bir bilgisi olmadığı için Ümmi diyordu, bu durumda Ümmi olan Nebi Kur’an’dan öğrendiği bilgileri, yani helali haramı Kur’an’dan tebliğ ettiği, çok açık anlaşılıyor. Nebi Allah’tan aldığı vahyi hayatına geçirdiği ve ümmetine örnek olduğu için özellikle Nebi diyordu ayette. Allah bu düşüncenin tam tersini, birçok kez bizlere Kur’an’da bildiriyor. Ayetin sonundaki cümleye baksalar, aslında Allah’ın Resulünün, yalnız Kur’an’da Allah’ın koyduğu kurallara hükümlere, helal ve haramlara uyulması gerektiğini anlattığını anlayacaklardı, ama nefisleri onlara engel oluyor.
Bakın ayetin sonunda ne diyor. “ONA İNDİRİLEN NURA (KUR’AN’A) UYANLAR VAR YA, İŞTE ONLAR KURTULUŞA ERENLERDİR” Demek ki Allah’ın Resulü, iyi ve temizi helal kılanın, kötü ve pis şeyleri de haram kılanın, Allah’ın kitabı/nuru olduğunu ve kurtuluşa erenlerinde, yalnız Kur’an’a uyanlar olacağını apaçık bildiriyor. Bakara suresi 5. ayette de Allah, aynı konuda bizleri uyarıyor ve ne diyordu? “İşte onlar, RABLERİNDEN GELEN BİR HİDAYET ÜZEREDİRLER VE KURTULUŞA ERENLER DE ANCAK ONLARDIR.” Resul elçi demektir ve elçide verilen görevi, bilgiyi, hiç ilave yapmadan ileten anlamındadır. Allah Resulüne onlarca ayetinde, yalnız Kur’an’ı tebliğ et dedikten sonrada öyle bir ikaz ediyor ki, bunun dışına çıkmış olsaydın, bakın sana ne yapardım diyor. Bu uyarıyı alan Allah’ın Resulü, sizce Allah’ın dinine, tek kelime ilave yapar mı?
İsra 73–74–75: Müşrikler, SANA VAHYETTİĞİMİZDEN BAŞKA BİR ŞEYİ YALAN YERE BİZE İSNAT ETMEN İÇİN seni, nerdeyse, sana vahyettiğimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi. Eğer seni sebatkâr kılmasaydık, gerçekten, nerdeyse onlara birazcık meyledecektin. O ZAMAN, HİÇ ŞÜPHESİZ SANA HAYATIN VE ÖLÜMÜN SIKINTILARINI KAT KAT TATTIRIRDIK; sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın. (Diyanet vakfı meali)
Bu ayetten de çok açık anlaşılıyor ki, Allah Resulünü uyarmış ve sana vahyettiğimizin dışında, tek kelime bile dine ilave ederek tebliğ etmiş olsaydın, SANA HAYATIN VE ÖLÜMÜN SIKINTILARINI KAT KAT ARTTIRARAK TATTIRIRDIK DİYOR. Araf 157. ayetin başında, Allah’ın Resulünün geleceği, daha önceki kitaplarda yazılı olduğunu söyledikten sonra, çok dikkat çekici ve üzerinde düşünmemiz gereken bir kelime kullanıyor, Allah Resulü için. ÜMMİ NEBİ. İnanın bu kelime çok ama çok önemli. Peki, neden özellikle size ÜMMİ bir Nebi gönderdim demiş olabilir? Tabi ümmi kelimesinin anlamını da kendilerince değiştirdikleri için bu ve benzeri ayetleri de doğru anlamak mümkün olmuyor. ÜMMİ bizlere anlattıkları gibi, okuma yazma bilmeyen anlamında değil. ÜMMİ, kitap ehlinden olmayan anlamında. Yani Allah’ın Resulü Ne Yahudi nede Hıristiyan toplumuna tabi olmamıştı. Onların inançlarını sorguladığında batıl ve yanlış bir yol üzerinde olduklarını gördüğü için, doğruların gerçeklerin arayışı içindeydi. YANİ ALLAH’IN ERESULÜNÜN DAHA ÖNCE, DİNİ KONULARDA HİÇBİR BİLGİSİ YOKTU. DİN ADINA NE ÖĞRENDİYSE, KUR’AN’DAN ÖĞRENMİŞTİ. ONUN İÇİNDE ALLAH’IN RESULÜ GÖREVİ GEREĞİ YALNIZ ÜMMETİNE KUR’AN’I TEBLİĞ ETMİŞTİR.
Böyle bir Resulün, kendisi de haşa Allah gibi haramlar koyabilir mi? Her şeyden önce, dini konularda hiç bir bilgisi yok. Resul ne öğrendiyse, Kur’an’dan öğrendi. Ankebut 48. ayetinde de Allah, yine Resulün ümmi oluşunu bizlere anlatırken şu sözleri söylüyordu. “ Sen daha önce, HERHANGİ BİR İLAHÎ KELÂMI OKUMUŞ, YA DA ONU KENDİ ELLERİNLE YAZMIŞ DEĞİLDİN” Yani sen daha önce kitap ehline tabi olmadığın için, dini kitapları okuyup yazmamıştın. Eğer öyle olmasaydın, senin hakkında kuşkuya düşerlerdi, yani bu Kur’an’ın ayetlerini sen yazmışsın derlerdi diyor Allah. Ümmi konusunda ki detayı da zaten, Kur’an’dan öğreniyoruz ve bakın Allah bu konuya açıklık getirmek için ne diyor.
Şura 52: İşte böylece sana da emrimizle Kur’an’ı(Ruhu) vahyettik. SEN, KİTAP NEDİR, İMAN NEDİR BİLMEZDİN. FAKAT BİZ ONU KULLARIMIZDAN DİLEDİĞİMİZİ KENDİSİYLE DOĞRU YOLA ERİŞTİRDİĞİMİZ BİR NUR KILDIK. Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin (Diyanet vakfı)
Bakın Allah Resulünün, ÜMMİ oluşundan neyi kast ettiğini ve Resulünü ne ile eğiterek doğru yola eriştirdiğini, açıkça nasıl bizlere bildiriyor. Bu durumda Allah’ın Resulü, nasıl olurda Kur’an’ın dışından helal haramlar koyacağına inanırız, hiç mi Kur’an’dan ders almadık? Allah’ın Resulü dersini Kur’an’dan almış ve ümmetine neyin helal neyin haram olduğunu, kendi düşüncelerine göre değil, KUR’AN’DAN ALDIĞI BİLGİLERİ İLETMİŞ, TEBLİĞ ETMİŞTİR. Tekrar hatırlatmak istiyorum. Allah Resulünün, görev tanımını bizlere bildirirken ne diyordu? “SENİN GÖREVİN SADECE, TEBLİĞ ETMEKTİR.” (Rad 40) Bizlerde okulda öğrendiğimiz bilgiler için, öğretmenimiz bizlere bugün şunları öğretti deriz. Ama o bilgileri öğretmen kendisi bulmuş değildir. Onunda öğrendiği bir kaynak vardır. Ne yazık ki cahiliye toplumunun yaptığı fitneyi, günümüzde atalarının rivayet inançlarını yaşamak isteyenlerde aynısını yapıyor. Ali İmran 78. ayetinde, cahiliye toplumunun yaptığı yanlışlara örnek verirken Allah, şöyle söylüyor.
Ali İmran 78: Onlardan bir grup var ki, KİTAPTA OLMAYAN BİR ŞEYİ SİZ KİTAPTAN SANASINIZ DİYE, DİLLERİYLE KİTABI ÇARPITIRLAR VE ALLAH’TAN OLMADIĞI HALDE, “BU, ALLAH KATINDANDIR!” DERLER, böylece bile bile Allah hakkında yalanlar uydururlar. (Bayraktar Bayraklı meali)
Bu ve benzeri birçok ayet, ne yazık ki Kur’an’ın yüzlerce ayeti göz ardı edilerek, görmezden geliniyor, üstü örtülüyor. Allah, ben hükmüme hiç kimseyi ortak etmem, sizleri Kur’an’dan sorumlu tutuyorum, Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz diye uyardıktan sonra, hala nasıl olurda bu ayetleri unutur, görmezden gelirde, Allah’ın Resulünün de haram kıldıkları vardır, onlardan da sorumluyuz demeye cüret ederiz. Bu kadar mı Kur’an’ı terk ettik? Allah Ali İmran 103. ayetinde, topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılınız diyorsa, sizce bu durumda sarılacak başka iplerin olması mümkün mü? Enbiya 10. ayetinde Andolsun size, öyle bir kitap indirdik ki, bütün şan ve şerefiniz ondadır, hala akıllanmayacak mısınız diye uyarıyorsa, bizler hala nasıl olurda Allah’ın kitabının yanına başka kitaplar, sözler, hadisler koymaya çalışırız. Bu kadar mı uzaklaştık Kur’an’dan, bu kadar mı gözler perdeli, gönüller mühürlü?
Araf suresi 157. ayetinde, Allah’ın Resulünün iyi ve güzeli helal, kötü şeyleri de haram kılar sözünden anlayacağımız tek bir şey vardır. Oda Allah’ın Resulünün görevi icabı, Allah’tan aldığı vahiyle, yani bizlerin sorumlu olduğu Kur’an ile uyarmasıdır. YANİ ALLAH’IN RESULÜ HELALİ VE HARAMI BİZLERE, KUR’AN’DAN ALDIĞI BİLGİLER IŞIĞINDA TEBLİĞ EDİYOR, KENDİSİ HELAL HARAM KOYMUYOR. Allah Ankebut 18. ayetinde, RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR, diyorsa, bizler nasıl olurda Allah’ın Resulü de haramlar koyar deriz? Bunun dışında bir anlam ayete yüklersek, Kur’an’ın yüzlerce ayetini inkâr etmiş olacağımız gibi, KUR’AN’DA ÇELİŞKİ YARATMIŞ OLURUZ. Bu konuya şöyle bir örnek vermek isterim. Fabrikanın sahibi işçilerine hitap edip, fabrikasını yöneten Müdürünü tanıtırken, şöyle bir talimat verdiğini düşünelim. Tabi önce Müdürüne gereken uyarıyı yapıp, bu emirlerimin eksiksiz yerine getirilmesini istiyorum. Verdiğim kuralların dışına asla çıkılmasını istemiyorum, dedikten sonra.
“Fabrikamızın daha verimli çalışması, sağlıklı ürün çıkartabilmemiz için, BEN BAZI KURALLAR KOYDUM VE BU TALİMATLARIN, KURALLARIN YERİNE GETİRİLMESİ İÇİN, MÜDÜRÜM AHMET BEYİ YETKİLİ KILDIM. Buna hepinizin uymasını istiyorum. Bu talimatlarımın yerine getirilip getirilmediğini, görev verdiğim Müdürüm takip edecektir. Müdürüme kesinlikle uymanızı istiyorum. AHMET BEY SİZLERE NE EMREDERSE YERİNE GETİRECEKSİNİZ, ONUN EMRİNİ BENİM EMRİMMİŞ GİBİ KABUL EDİN VE YERİNE GETİRİN.”
Sizlere sormak istiyorum. Fabrikanın sahibi, bu durumda Müdürüne, kendisinin koyduğu kural ve talimatların dışında da kural ve talimatlar koyabilirsin mi dedi? Yoksa ben Müdürüm Ahmet beye gereken talimatı verdim, Müdürünüz yalnız benim koyduğum talimatların yerine getirilmesi için çalışacak ve sizleri yönetecek mi dedi? Ne dersiniz? Sanırım her şey çok açık, ama iş batıl inancımızı aklamaya gelince, ne yazık ki sapıtıyoruz. Konumuzla ilgili üzerinde düşünmemiz gereken çok önemli bir ayetide son olarak hatırlatmak istiyorum.
Maide 101: Ey iman edenler! AÇIKLANDIĞI ZAMAN HOŞUNUZA GİTMEYECEK ŞEYLERİ SORMAYINIZ. EĞER KUR’ÂN İNDİRİLİRKEN ONLARI SORARSANIZ, SİZE AÇIKLANIR. AÇIKLAMADIĞINA GÖRE ALLAH ONLARI AFFETMİŞTİR. Zira Allah çok bağışlayıcıdır; yumuşak davranandır. (Bayraktar Bayraklı)
Allah kullarını çok önemli bir konuda uyarıyor ve günümüz de’de bizlerin yaptığı yanlışlarımıza cevap veriyor. Demek ki Kitap Ehlinin din diye yaşadığı birçok konuyu, Kur’an’da göremediklerinde, bu inançlarımız neden Kur’an’da yok diye sormuşlar. Allah’ta açıklama yapıyor ve bunu Kur’an indirilirken sorarsanız, size gereken cevap Resulünün aracılığıyla söylenir, gereken açıklama yapılır diyor. Çünkü Resul devreden çıktıktan yani vefat ettikten sonra, artık açıklama yapılamayacağını, her Müslüman Kur’an’ın tamamından sorumlu olduğunu, üstüne basa basa bizlere bildiriyor. PEKİ SORDUKLARI KONULAR HAKKINDA NE DİYOR? ALLAH ONLARI AFFETTİ, KALDIRDI ARTIK ONLARDAN SORUMLU DEĞİLSİNİZ. Bu bilgilerden çok açık anlaşılıyor ki, ALLAH’IN KUR’AN’DA HİÇ BAHSETMEDİĞİ KONULARI ALLAH, BİZLERİN İNSİYATİFİNE BIRAKMIŞ. Bakın bu ayet aslında, çok önemli sorularımıza da cevap veriyor. Bu durumda çok açık şunu söyleyebiliriz. Günümüzde geleneksel İslam inancının topluma dayattığı, Kur’an’da hiç bahsedilmeyen HARAMLAR asla Allah’ın, dinin emri değildir. ALLAH’IN HARAM DEMEDİĞİ HER TEMİZ ŞEY HELALDİR, İSTEYEN YER, İSTEMEYEN YEMEZ.
Bu konuda onlarca makale yazdım, sanırım yüzlerce yazsam yine hiçbir şey değişmeyecek bazı kişiler için. Elbette tebliğe, uyarıya devam. Aslında benim sabırla yazmaya devam etmemdeki amaç, Allah’ın kitabının yanına kitaplar koyarak, şirk koşanları doğruya davet etmekten çok, ONLARIN YALAN VE İFTİRALARINA İNANILMASININ ÖNÜNE GEÇMEKTİR ASIL AMACIM. Allah’ın gözlerine perde çekip, gönüllerini mühürleyenlere, hiç kimse gerçekleri gösteremez. Din kardeşlerimizin aldatılmasını önlemek, onları Kur’an’a davet etmek ve her Müslüman’ın kendi imtihanını, bizzat kendisinin yaşaması gerektiği bilincini aşılamaktır amacım. Hiç birimiz birbirimizden sorumlu değiliz. Hepimiz Kur’an’ın çevresinde toplanıp, onu anlayabilmek adına gücümüz nispetinde çaba harcayarak, en doğru yolun yolcusu olmalıyız. Özet olarak şunuda söylemek isterim.
Allah ben hükmüme hiç kimseyi ortak etmem, Resulüm sizi yalnız Kur’an ile uyaracak, onun tebliğine uyun. Çünkü sizleri yalnız Kur’an’dan hesaba çekeceğim, Kur’an’dan sorumlusunuz hükmünü verdikten ve Resulünün görev tanımını yaparken de, “SENİN GÖREVİN SADECE, TEBLİĞ ETMEKTİR.” (Rad 40) diyorsa, sizce Araf 157. ayetinde geçen, Resul onlara temiz şeyleri helal, kötü şeyleri haram kılar sözünden, Resulünde haram helal kılacağını mı anlamalıyız, yoksa helali ve haramı Allah’ın Resulü, KUR’AN’DAN MI ÜMMETİNE TEBLİĞ ETTİĞİNİ ANLAMALIYIZ? Kur’an’ı dikkatle bir kez tarafsız önyargısız okuyan, tüm gerçekleri görecektir. Okumayana zaten sözümüz yok.
Lütfen unutmayınız, hepimiz insanız ve hata yapma riskimiz her zaman vardır. Onun için din adına okuduğunuz her yazıyı, benim makalemde dahil, mutlaka Kur’an süzgecinden geçiriniz. EĞER BENİM BİR HATAMI, YANLIŞIMI GÖRÜRSENİZ, LÜTFEN BENİ YALNIZ VE YALNIZ KUR’AN İLE UYARINIZ.
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
https://kuranadavet1.wordpress.com/
https://twitter.com/KURANA_DAVET
http://www.hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
https://hakyolkuran1.blogspot.com/
|
|
|
| İnancını Bu Dünyada Sorgulamayan, Hesap Günü Sorgulandığında Verecek Cevap Bulamayaca |
|
Yazar: halukgta - 11-16-2025, Saat: 03:19 PM - Forum: İslam
- Yorum Yok
|
 |
Rabbimiz bizlerin Kur’an’ı okurken dikkatle düşünmemizi, aklımızı kullanmamızı yani özellikle SORGULAYARAK İMAN ETMEMİZİ İSTER, sizce neden? Elbette eğriyi doğrudan ayırabilmemiz ve böylece her söylenene inanmayalım diye. İsteseydi düşünmenize, sorgulamanıza gerek yok, ben ne emrettiysem onu yapın diyebilirdi. Çünkü sorgulamayla başlayan düşünmenin, aklını kullanmanın sonunda ancak, bir insan gerçek doğruya ulaşır. Çok daha önemlisi kalbiyle de desteler onaylar da ondan. Körü körüne itaat bilinçsizlik yaratır ki, bilinçsiz davranışlar başarı getirmez. Onun için Allah inatla batıla, hurafeye, ataların dine körü körüne sarılanların kalplerini mühürlerim, gözlerine perde çekerim diyor.
Bir insan sorgulama özelliğini hayatına geçirdiğinde, düşünme aklını kullanma kapsını ardına kadar açar. Böylece daha önce inandıkları birçok şeyin, doğru olmadığını yanlış olduğunu görebilir. ÇÜNKÜ SORGULAMAK DÜŞÜNMENİN İLK VE EN ÖNEMLİ BASAMAĞIDIR. Sorgulamadan, araştırmadan bir konuya inandıysak, onun yanlış olma ihtimali çok yüksektir. Çünkü sorgulamak farklı açıdan bizlerin konuya bakmamızı sağlar. Sorgulamadığımızda, inandığımız hiçbir şeyin gerçek doğruluğundan emin olamayız. Örneğin sorgusuz bir iman, insanda her zaman şüpheler yaratır. Böyle insanlarla örneğin inanç, din tartışamazsınız. İnançlarında bilinçli olmadıkları için, sinirli olurlar. Herhangi bir konuya mantıklı açıklık getiremedikleri zaman, hakaret etmekten çekinmezler. HATTA AKILLA, MANTIKLA DİN YAŞANMAZ DİYENLERİ DUYMUŞSUNUZDUR. Halbuki aklın kullanılması, yani düşünmemiz FARZDIR. Kur’an’da birçok ayette bu uyarı yapılır.
Bu sözler düşünceler aklını devre dışı bırakan, düşünmeden iman edenlerin söylemidir. Böylece konu ne olursa olsun sorgulayarak, sorunlarımıza çözümler getirme ihtimalimiz çok daha yüksek olacaktır. Çok önemli bir söz vardır “DÜŞÜNÜYORUM, ÖYLEYSE VARIM.” Demek ki bu dünyada bende varım diyorsan, düşünmeli ve aklımızı kullanarak sorgulayarak yaşamalıyız. Bunu yapmadan yaşıyorsan, toplumda yok hükmündesin demektir. Böyle bir insan olmak ister misiniz? Onun için Allah, düşün aklını kullan ey kulum diyor. Düşünebilmek içinde söylediğim gibi önce, inandığımızı doğru zannettiğimizi sorgulamasını öğrenmeliyiz, yani mutlaka her konuda araştırmalıyız ki doğru ve gerçekle buluşabilelim. Bunu yaptığımızda, varlığımızdan da güç alırız, daha doğrusu KENDİMİZE GÜVENİMİZ ARTAR, BİZLERİ HİÇ KİMSE ALLAH İLE ALDATAMAZ. Onun için Rabbimiz birçok ayetinde , düşün aklını kullan diyor.
Araştırma, sorgulama ve düşünme konusuna sizlere çok önemli bir örnek vermek istiyorum. Aslında bu örnek Allah’ın biz kullarından istediği bir konuya da açıklık getiriyor. Bildiğiniz gibi Rabbimiz Resulünü, yani Hz. Muhammed’i bizlere örnek gösterir, ayeti hatırlayalım. “ANDOLSUN, ALLAH’IN RESÛLÜNDE SİZİN İÇİN; ALLAH’A VE AHİRET GÜNÜNE KAVUŞMAYI UMAN, ALLAH’I ÇOK ZİKREDEN KİMSELER İÇİN GÜZEL BİR ÖRNEK VARDIR.” (Ahzab 21) Elbette bu konuda birçok örnek davranışını sayabiliriz. Doğruluk, dürüstlük, adaletli olmak, güvenilir olmak, yardım severlik gibi. Bunları sizler biliyorsunuz. Ben hiç üstünde durulmayan ama Allah’ın bu konuya çok önem verdiği, belki de Allah’ın Onu Resul seçmesinde, çok önemli bir rol oynayan özelliğini sizlere hatırlatmak istiyorum. ÜMMİ OLUŞU. Mezheplerin şekillendirdiği İslam inancında, ne yazık ki Allah’ın Resulünün ÜMMİ oluşu hiç gündeme getirilmediğinden, hatta üstü örtüldüğünden bizler Onun ÜMMİ oluşundan hiç ama hiç ders alamadık.
Mezhepler, tarikat ve cemaatler gücünü ve yaşamını sürdürebilmeleri için, Allah’ın Resulünün ÜMMİ oluşunun gerçeklerini gizlediler ve toplumu aldatabilmek içinde ÜMMİ kelimesine, Kur’an’ın verdiği anlamın dışında bir anlam vererek, ÜMMİ okuma yazma bilmeyen, anasından doğru gibi anlamındadır diyerek, ÖRNEK ALACAĞIMIZ VE ALLAH’IN BİZ KULLARINDAN ÖZELLİKLE İSTEDİĞİ BU GERÇEĞİ GİZLEDİLER. Ümmi Kur’an’da, Kitap Ehline tabi olmayan toplumlara verilen bir isimdi. Hatta Allah bu konuya açıklık getirmek için, Şura suresi 52. Ayetinde Resulüne; SEN KİTAP NEDİR, İMAN NEDİR BİLMEZDİN, seni doğru yola biz ilettik diyerek, ÜMMİ gerçeğini açıklığıyla bizlere anlatmıştır. Bu konuya Allah açıklık getirmek içinde, Hz. Muhammed’in sürekli O GÜNKÜ TOPLUMUN YAŞADIĞI İNANCINI SORGULADIĞINI, YAŞANAN DİNİN ALLAH’IN DİNİ OLAMAYACAĞINI SORGULAYARAK GÖRDÜĞÜNDEN, ONLARA TABİ OLMAMIŞTI. O örnek insan Hz. Muhammed’in, sürekli Allah’a dua ettiğini ve kendisini doğru bir yola yönlendirmesini istediği konusunda da, Kur’an bilgi verir.
Bu ve buna benzer birçok ayetinde Allah, Resulünü bizlere tanıtırken Kitap Ehline tabi olmadığını ama sürekli gerçeklerin arayışında olduğunu söylüyor. DAHA AÇIKÇA SÖYLEMEK GEREKİRSE, KİTAP EHLİNİN YAŞADIĞI İNANÇLARI ÜZERİNDE DÜŞÜNDÜĞÜNDE, YANİ SORGULADIĞINDA BATIL VE HURAFEYLE KARIŞTIRILMIŞ BİR İNANCA TABİ OLMAKTANSA GERÇEKLERİN, DOĞRUNUN, HAK OLANIN ARAYIŞINDA OLMANIN, ALLAH KATINDA ÇOK DAHA ÖNEMLİ OLDUĞUNU RABBİMİZ BİZLERE, BU YOLLA ANLATMIŞTIR.
Değerli dostlarım, gerçekten de Allah’ın Resulünde bizler için çok önemli örnekler vardır. Bu gerçeği rivayetlerden sanı bilgilerden değil, lütfen Kur’an’dan öğrenelim. Allah Kur’an’da sürekli düşün aklını kullan demesinin nedeni de, bu gerçeklerin fark edilmesi adınadır. Makalemin başında söylediğim çok önemli konuyu tekrar etmek istiyorum. Bir konu hakkında düşünmek, aklımızı kullanmak istiyorsak ÖNCE O KONU HAKKINDA DİKKATLİ BİR ŞEKİLDE, ÖN YARGISIZ ARAŞTIRMALIYIZ Kİ SORGULAYABİLELİM VE GERÇEK DOĞRUYLA BULUŞABİLELİM. İmanımızı Sorgulamadıysak yani tarafsız araştırmadıysak, O konu hakkında da doğru düşünmemiz aklımızı kullanmamız ve doğru sonuca ulaşmamız asla mümkün olmayacaktır.
Dostlarım bu can bu bedenden ayrılmadan, lütfen pişman olmak istemiyorsak, İMANIMIZI KUR’AN’DAN SORGULAYALIM. SORGULAMAK ASLA KARŞI ÇIKMAK ANLAMINDA DEĞİL TAM TERSİNE, ALDATILMAMAK İÇİN BİR ŞEYİN İÇ YÜZÜNÜ, YANİ DOĞRUSUNU ÖĞRENMEK İÇİN, ARAŞTIRMA YAPMAKTIR. Rabbimizde bizlerden bunu istiyor ve diyor ki, sana öğretilenlerin doğruluğunu öğrenebilmek için İMANINI KUR’AN İLE SORGULA AYETLER ÜZERİNDE DÜŞÜN. Şunu lütfen unutmayalım, imanını inancını sorgulamazsan, mahşer günü sorguya çekildiğinde, sorgulamadan iman ettiğine pişman olursun. Çünkü Rabbimiz bizlere YALNIZ KUR’AN’IN İPİNE SARIL, ÇÜNKÜ SENİ KUR’AN’DAN SORGULAYACAĞIM HÜKMÜ VERMİŞTİR. Allah’a güvenmeyenin, hesap günüde verecek cevabı elbette olmayacaktır.
“ŞÜPHESİZ BU KUR’AN, SANA VE KAVMİNE BİR ÖĞÜT VE BİR ŞEREFTİR, ONDAN/KUR’AN’DAN SORGUYA ÇEKİLECEKSİNİZ.” (Zuhruf 44)
“KENDİLERİNE VERDİĞİMİZ RIZIKTAN, ONLARIN NE OLDUĞUNU BİLMEYEN PUTLARA PAY AYIRIRLAR. ALLAH’A AND OLSUN Kİ, UYDURUP DURDUĞUNUZ ŞEYLERDEN ELBETTE SORGUYA ÇEKİLECEKSİNİZ.” (Nahl 56)
“ALLAH, YAPTIĞINDAN SORUMLU TUTULAMAZ; ONLAR İSE SORGUYA ÇEKİLECEKLERDİR.” (Enbiya 23)
“ONLAR, ELBETTE KENDİ YÜKLERİYLE BİRLİKTE BAŞKA YÜKLERİ DE TAŞIMAK ZORUNDA KALACAKLARDIR. UYDURUP DURDUKLARI TEMELSİZ İDDİALARDAN DOLAYI KIYAMET GÜNÜ, KESİNLİKLE SORGUYA ÇEKİLECEKLERDİR” (Ankebut 13)
Bizler bu dünyada en küçük bir mal, eşya aldığımızda elimizden geldiğince araştırıyor sorgulayıp alıyorsak, neden imanımızın doğruluğunu, sorumlu olacağımız Kur’an’dan sorgulamıyoruz? YOKSA ALDIĞIMIZ ARABA, EV İMANIMIZDAN DAHA MI KIYMETLİ? İmanını sorgulamayan, yani doğru yolda olup olmadığı konusunu Kur’an’dan araştırma gereği duymayan, inancını ciddiye almıyor değer vermiyor demektir. Gelin bu hatamıza son verelim ve bizleri Allah ile aldatanların tuzağını fark edebilmek için, elimizde bizlerin sorumlu tutulacağımız Kur’an ile yaşadığımız İslam’ın doğruluğunu sorgulayalım.
Dilerim bu gerçeklerin farkına varabilmek adına, Allah’ın Resulünü örnek alan ve onun yaptığı gibi inancını sorgulayan, ALLAH’IN DOĞRU YOLUNDA GİDEN, AZINLIK HALİS KULLARI ARASINDA OLURUZ.
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
https://kuranadavet1.wordpress.com/
https://twitter.com/KURANA_DAVET
http://www.hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
https://hakyolkuran1.blogspot.com/
|
|
|
| Bizler İnatla, Atalarımızdan Gördüğümüz İnancı Sorgulamadan Yaşamaya Devam Ediyoruz. |
|
Yazar: halukgta - 11-15-2025, Saat: 05:11 PM - Forum: İslam
- Yorum Yok
|
 |
Birçok yazımın konusunu, bana verilen cevaplar oluşturur. Çünkü bu cevaplar yaşadığımız İslam’ın adeta gerçekleri ve özetidir. Bizler her şeyden önce yanlışlarımızı görmek ve düzeltmek istiyorsak, her yazımda neredeyse hatırlattığım gibi, YAŞADIĞIMIZ İSLAM İLE KUR’AN’I MUTLAKA SORGULAMALIYIZ. Bunu yapmadığımız içinde, çok ama çok büyük hataları yapmaya, hatta çevremize bu yanlışları doğru diye anlatmaya devam ediyoruz. Bir yanlışı bir kişinin yapması, kolay düzeltilebilir bir sorundur. Ama bu sorunu, yüzlerce binlerce kişiye DOĞRU diye anlatıyor ve kabul ettiriyorsak çevremize, bu milyonlarca insana hatalı ve yanlış olarak yayılmasına neden olur. ÇOK ÜZGÜNÜM AMA BU YANLIŞ İNANÇ ZİNCİRİ, MİLYARLARA ULAŞARAK DEVAM EDİYOR. Onun için ben yazılarımda, doğru zannettiğimiz yanlışlar üzerinde, çok fazla duruyorum. Özellikle her yazımda, YALNIZ KUR’AN’A SARILMAMIZ GEREKTİĞİNİ HATIRLATIRIM. Peki neden? Çükü bu emri veren, yüce Rabbimizde ondan. Yine bir makaleme bir kardeşimiz bakın nasıl cevap vermiş.
“KUR’AN’A SARILMASININ TEK YOLU, 12 İMAMLAR EHL-İ BEYT BAŞKA YOLU YOKTUR.”
Arkadaşımız Kur’an’a sarılmamızın tek yolu, 12 imamın yoludur, başka yolu yok diyor. Düşünebiliyor musunuz Ehlibeyt derken Allah’ın Resulünün yakınları, onların yakın çevresinden bahsediliyor. Peki, bunların görevi neydi? Allah bahsedilen kişilere, Resulünün yanında görev mi vermişti? Neden biz Müslümanlar Kur’an’ı Allah’ın görev verdiği ve Allah’ın korumasındaki Resulünden, onun tebliğinden öğrenmiyoruz da, Kur’an’ı tebliğ etmekle görevlendirilmemiş ve Allah’ın koruması olmayan, hiç kimsenin doğruluğuna garanti veremeyeceği bilgilerden, onların sözleri olduğu iddia edilen kaynaklardan Kur’an’ı öğrenebileceğimizi söylüyoruz. SİZCE MANTIKLIMI BU DÜŞÜNCE? Kur’an’ı dikkatle çok değil bir kez okuyan bir Müslüman, Allah’ın Resulünün bizleri yalnız bakın neyle uyardığını görecektir. “BU KURAN BANA VAHYOLUNDU Kİ, ONUNLA SİZİ VE ULAŞTIĞI HERKESİ UYARAYIM.” (Enam 19) Değerli dostlarım bizler aklımızı mı yitirdik. Allah’ın Resulü ben sizi yalnız Kur’an ile uyardım diyor ama bu gerçeği ısrarla görmek istemiyor ve kendimize doğruluğundan asla emin olamayacağımız kaynaklar yaratmaya, ısrarla devam ediyoruz. Allah Resulünün görev ve sorumluluğunu Kur’an’dan bizlere anlatırken ne diyordu? “SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR.” (Rad 40) Bu ayeti tebliğ alan biz Müslümanların çoğunluğu ne diyor? “Rabbimiz sen Resulünü, postacı diye mi gönderdin?” Doğrusu söyleyecek söz bulamıyorum.
Allah’ın Resulüne atfen rivayet edilen hadislerin bile, bizzat Resulüne ait olduğu konusunda hiç kimse garanti veremediği halde birde Allah’ın dini İslam’ı, saydıkları bu 12 kişiden öğrenmemiz gerektiğini nasıl söyleriz ve inanırız? SİZLERE SORUYORUM, 12 İMAMIN ADI KULLANILARAK RİVAYET EDİLEN SÖZLERİN/HADİSLERİN, BİZZAT KENDİLERİNE AİT OLDUĞUNA KİM ŞAHİTLİK EDEBİLİR? YA DA DOĞRULUĞUNA KİMLER KEFİL OLABİLİR? Hiç kimse olamaz, tıpkı Allah’ın Resulüne ait olduğu iddia edilen rivayet hadislerinde, hiç birisinin Allah’ın Resulünün söylediğine kefil olamayacağı gibi. Allah’ın Resulü yaşıyor olsaydı işimiz çok kolay olacaktı, çünkü Allah Resulünü sürekli kontrol ediyor ve en küçük yanlışında uyarıyordu.
Sizce bizlere ulaşan ve kime ait olduğu dahi kanıtlanması mümkün olmayan rivayet hadislerle, İslam dinini yaşamamıza, Rabbimiz izin veriyor mu Kur’an’da? Asla izin vermiyor, bunu Kur’an ile buluşan ZİKİR EHLİ çok iyi bilir. ALLAH RESULÜME UYUN DİYOR BİRÇOK AYETİNDE AMA BUNUNDA AÇIKLAMASINI YAPARAK, RESULÜM SİZLERİ YALNIZ KUR’AN İLE UYARACAK, BEN ONU İZLİYOUM DİYOR. Bunu söylemesinin nedeni, elbette Resulünün tebliğini kolaylaştırmak için olduğunu, ön yargısız Kur’an’ı okuyan anlayacaktır. Ön yargıdan kurtulamayana, zaten sözümüz yok. Allah’ın Resulünün ya da bahsettikleri kişilerin sözlerine/hadislerine, bizlerin KUR’AN’I ANLAYABİLMEMİZ İÇİN mutlaka ihtiyacımız olsaydı, Allah’ın Resulü Kur’an ayetlerini kayda aldırıp yazdırırken, onları da yazdırırdı ama asla yazdırmamış. Peki neden? Çünkü buna Allah izin vermemiştir. Yoksa haşa Allah’ın Resulü görevini eksik yapmışta, ismini saydıklarımız ya da dini mezheplere bölenler bu eksiğimi tamamlamış? İşte bizler düşünmeden, böyle büyük hataları yapmaya devam ediyoruz. Bakın bu konuda Kitap Ehlide aynı yanlışları yaptığında, Rabbimiz nasıl ayetler indirmiş ve uyarmış, bu ayetler bizleri hiç ilgilendirmiyor mu?
“KARŞILARINDA OKUNUP DURAN BİR KİTABI, SANA İNDİRMİŞ OLMAMIZ ONLARA YETMİYOR MU?” (Ankebut 51)
“SÖZ BAKIMINDAN ALLAH’TAN DAHA DOĞRU KİM VARDIR!” (Nisa 87)
“O, HÜKMÜNE HİÇBİR KİMSEYİ ORTAK ETMEZ.” (Kehf 26)
ALLAH’TAN DAHA İYİ KANUN KOYUCU OLABİLİR Mİ? (Maide 50)
Bu ve benzeri onlarca uyarıyı dikkate almayıp, hala atalarımızın yarattığı rivayet beşeri inançlarımızı yaşayabilmek için, ALLAH’IN AYETLERİNİ GÖRMEZDEN GELİYORSAK, bizler Haktan batıla sapmışız demektir. İşte İslam dini böyle parçalanıyor, bölünüyor ve de birbirimize düşman oluyoruz. Yüce Rabbimiz haşa, Kur’an’ı bizzat kendisi anlayacağımız şekilde bizlere açıklayamadı da, bunu saydıkları kişiler mi yaptı? Şunu da nasıl düşünemiyoruz. Allah Zuhruf 44.ayetinde, SİZLERİ KUR’AN’DAN SORUMLU TUTUYORUM diye hükmünü verdikten sonra, anlayasınız hiç kimseye muhtaç olmayasınız diye, KUR’AN’I YEMİN OLSUN Kİ KOLAYLAŞTIRDIK VE NİCE ÖRNEKLERLE BİZ AÇIKALDIK, KUR’AN’I AÇIKLAMAK BİZİM GÖREVİMİZDİR diye uyardığı halde, hala Allah’ın kitabının yanına, emin olamadığımız kaynaklar koyarak, onların sözleri ile Kur’an’ı anlayabileceğimizi nasıl söyleriz? BUNA ANCAK CAHİL CESARETİ DENİR, lütfen bu hatadan vaz geçelim ve İslam toplumundaki bu bölünmüşlüğe son verip, Allah’ın emrettiği gibi tek yumruk olalım.
Allah Kur’an’da çok net şunu söylüyor, hem Resulüne hem de biz kullarına. Allah ile kulu arasında Resulü dâhil hiç kimse yoktur. Bizlerin doğru yolu bulmamız için yalnız Allah ARACISIZ KUR’AN’A SARILMAMIZI EMREDER VE ONDAN HESABA ÇEKİLECEĞİMİZİ BİLDİRİR. Ne yazık ki bizler batılın yanlışın öyle etkisindeyiz ki, hala Kur’an’ı herkesin anlayamayacağını, onu âlimlerin anlayıp onlardan bizlerin öğreneceğimizi, inatla savunuyoruz. Hiç mi düşünmüyorsunuz, anlamadığımız bir kitaptan, Allah nasıl bizleri sorumlu tutar? İlginç olan Allah Kur’an’da, ben ruhban sınıfı yani dine anlatacak öğretecek bir sınıfın oluşmasını, emretmedim dediği halde. Onun içindir ki Allah, Resulünün görev ve sorumluluğunu bizlere Kur’an’da anlatırken, bakın nasıl uyarır tekrar hatırlatıyorum. “RASULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18) “BİZ RASULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ.” (Kehf 56) Bu ayetlerden de apaçık anlaşılacağı gibi, sarılacağımız sorumlu olduğumuz tek kaynak, güveneceğimiz tek bilgi KUR’AN’DIR.
Tekrar söylüyorum, Allah’ın Resulü yaşıyor olsaydı, elbette ona sorup danışırdık. Peki, şimdi aramızda yok, ona ait olduğu iddia edilen rivayet hadislerinden faydalanamaz mıyız? Kur’an ile sorgulamadan asla faydalanamayız, peki neden? Çünkü her Resule atfen nakledilen rivayetin, BİZZAT ONUN SÖZÜ/HADİSİ olduğunu bilemeyiz de ondan, adı üstünde hepsi bir rivayete göre diye başlıyor. Bu yolla içimize girmiş din düşmanları, özellikle Yahudi fitnesi ne yazık ki İslam dinine batıl ve hurafeyi özellikle kendi inançlarını bu yolla sokmuşlardır, lütfen bu batılı Kur’an ile sorgulayarak içimizden temizleyelim. Sorgusuz rivayetlere inanmamızı zaten Allah yasaklamıştır ve nasıl uyarmıştı hatırlayalım.
İsra 36: HAKKINDA KESİN BİLGİ SAHİBİ OLMADIĞIN ŞEYİN PEŞİNE DÜŞME. ÇÜNKÜ KULAK, GÖZ VE KALP, BUNLARIN HEPSİ ONDAN SORUMLUDUR. (Diyanet meali)
Bir Müslüman, ben Kur’an’a iman ettim diyorsa imanının gereği, KUR’AN’IN TAMAMINA BOYUN EĞİP, HAYATINA GEÇİREREK GÖSTERMELİDİR. BAZI AYETLERİ BATIL İNANÇLARINI YAŞAYABİLMEK İÇİN, GÖRMEZDEN GELEMEZ. Allah, hakkında kesin bilgimiz olmadığı, emin olamayacağımız hiçbir bilginin ardına düşerek, bunlarda İslam dininin emridir dememizi yasaklamıştır. Onun için Kur’an’ın bahsetmediği rivayetleri, sanı bilgileri din diye asla yaşayamaz. Yaşıyorsak, Allah’ın dinine birilerini ortak etmiş oluruz ki, buna da Rabbimiz ŞİRK KOŞAN MÜŞRİKLER DİYOR. Çünkü Allah bizlerin, yalnız Kur’an’a sarılmamızı ve Kur’an’dan sorumlu tutacağına hükmetmiştir. Onun için Allah biz kullarına kızarak bakın ne diyor. “ŞÜPHESİZ İNSAN, RABBİNE KARŞI ÇOK NANKÖRDÜR.” (Adiyat 6) Neden diyor biliyor musunuz? Çünkü iman ettiğini söyleyen kulları, Allah’a yeteri kadar güvenmediği gibi, kendilerinin edindiği veli dediği kişilere çok daha fazla güveniyor. “RABB’İNİZDEN SİZE İNDİRİLENE UYUN. O’NUN YANI SIRA BAŞKA VELİLERE UYMAYIN. NE KADAR AZ ÖĞÜT TUTUYORSUNUZ!” (Araf 3)
Söyleyecek örnek verecek çok büyük hatalarımız var, lütfen bu hatalarımızı Kur’an ile sorgulayalım, çünkü Rabbimiz SİZLERİ KUR’AN’DAN SORUMLU TUTUYORUM HÜKMÜNÜ VERMİŞTİR. Lütfen unutmayalım, Allah sözünde durandır. Dilerim bu emanet can bu bedenden ayrılmadan, ALLAH’IN UYARILARININ FARKINDA OLAN, AZINLIK HALİS KULLARI ARASINDA OLURUZ.
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
https://kuranadavet1.wordpress.com/
https://twitter.com/KURANA_DAVET
http://www.hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
https://hakyolkuran1.blogspot.com/
|
|
|
|