Yorumları: 4,883
Konuları: 1,208
Kayıt Tarihi: Nov 2006
05-02-2007, Saat: 12:30 PM
Yorgunum, ağzımdan düşürdüğüm son-baharla,
Kendime sürgün yitik adreslerden geliyorum.
Dinle bak;
kavgalarımı susturdum.
Kundaklanmış sığınaklarımdaki bitap vurgunlarımı dağıttım.
Tedirginim;
hasretin voltasında gölgesiz kaldım.
Adın yitik,
sesin yitik,
mevsimin yitik…
Ölüme rehin ömrümün sağanak kayıplarını,
Ruhsuzluktan acuze bedenimin arka sokağına astım.
Nerede,
Nereye esir bilmem avuntum yitik…
Kısır sancılı düşler vurulur bileklerime.
Sen gitmeler topladın ceplerine,
Ben intiharlar dilime.
Sen düşler sattın aşka,
Ben korkular yalnızlığa.
Görmedin;
Ayrılığın satırbaşında,
Son damla mavi gözyaşıma düşürdün gözlerini.
Düştükçe yandım,
Yandıkça kanadım,
Kanadıkça sana çoğaldım.
Her çoğalmamda kendime eksilen sen yanımla aşka çattım.
Ben gözümü ölüme açtım,
Önüme sen uzandın.
En çok sen kesilmiş soluğumdan asıldım.
Bilmedin;
Vakitsiz gitmelerine tökezlerken sol yanım,
Ben çocuk yanımın ayrılık yaşındaydım.
Biraz durgun,
Biraz yorgun,
Biraz yabancılaşmıştım.
Sür beni şimdi yörüngesi kendi içinde kayıp kentinin yedi tepesinden.
Zehir zemberek intizar kokulu soluğuna kat hadi.
Artık;
Ne ucu yanık ayrılık yaşıma,
Ne dilime mahkûm müebbet suskunluğuma,
Ne de hüküm giymiş zamanda eksilen “sen” hücrelerime uğramam bir daha…
Kalemim kırıldı yar, bu masal noktasız artık...
Yorumları: 19
Konuları: 1
Kayıt Tarihi: May 2007
05-02-2007, Saat: 01:37 PM
ççoo çooo çooookk gü gü gü güzz güüzellll
Yorumları: 4,883
Konuları: 1,208
Kayıt Tarihi: Nov 2006
05-02-2007, Saat: 03:43 PM
Teşekkürler....
Yorumları: 19,055
Konuları: 1,631
Kayıt Tarihi: May 2007
08-05-2007, Saat: 03:43 PM
Yorgunum, ağzımdan düşürdüğüm son-baharla, kendime sürgün yitik adreslerden geliyorum. Dinle bak; kavgalarımı susturdum. Kundaklanmış sığınaklarımdaki bitap vurgunlarımı dağıttım. Tedirginim; hasretin voltasında gölgesiz kaldım. Adın yitik, sesin yitik, mevsimin yitik… Ölüme rehin ömrümün sağanak kayıplarını, ruhsuzluktan acuze bedenimin arka sokağına astım. Nerede, nereye esir bilmem avuntum yitik…
Kısır sancılı düşler vurulur bileklerime. Sen gitmeler topladın ceplerine, ben intiharlar dilime. Sen düşler sattın aşka, ben korkular yalnızlığa. Görmedin; ayrılığın satırbaşında, son damla mavi gözyaşıma düşürdün gözlerini. Düştükçe yandım, yandıkça kanadım, kanadıkça sana çoğaldım. Her çoğalmamda kendime eksilen sen yanımla aşka çattım. Ben gözümü ölüme açtım, önüme sen uzandın. En çok sen kesilmiş soluğumdan asıldım. Bilmedin; vakitsiz gitmelerine tökezlerken sol yanım, ben çocuk yanımın ayrılık yaşındaydım. Biraz durgun, biraz yorgun, biraz yabancılaşmıştım.
Sür beni şimdi yörüngesi kendi içinde kayıp kentinin yedi tepesinden. Zehir zemberek intizar kokulu soluğuna kat hadi. Artık; ne ucu yanık ayrılık yaşıma, ne dilime mahkûm müebbet suskunluğuma, nede hüküm giymiş zamanda eksilen “sen” hücrelerime uğramam bir daha…
Kalemim kırıldı yar, bu masal noktasız artık. Adın dilimde kırık, adın içimde kırgınlık, adın gölgemde...
Yorumları: 3,225
Konuları: 240
Kayıt Tarihi: Jul 2007
08-05-2007, Saat: 08:12 PM
Kısır sancılı düşler vurulur bileklerime. Sen gitmeler topladın ceplerine, ben intiharlar dilime. Sen düşler sattın aşka, ben korkular yalnızlığa. Görmedin; ayrılığın satırbaşında, son damla mavi gözyaşıma düşürdün gözlerini. Düştükçe yandım, yandıkça kanadım, kanadıkça sana çoğaldım. Her çoğalmamda kendime eksilen sen yanımla aşka çattım. Ben gözümü ölüme açtım, önüme sen uzandın. En çok sen kesilmiş soluğumdan asıldım. Bilmedin; vakitsiz gitmelerine tökezlerken sol yanım, ben çocuk yanımın ayrılık yaşındaydım. Biraz durgun, biraz yorgun, biraz yabancılaşmıştım.
Teşekkürler..
|