<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi - Sağlık]]></title>
		<link>https://duygusuz.com/</link>
		<description><![CDATA[:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi - https://duygusuz.com]]></description>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 20:29:11 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Bebeklerde Ek gıdalar !!]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99597</link>
			<pubDate>Fri, 14 Oct 2016 10:23:51 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16441">Çirkin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99597</guid>
			<description><![CDATA[İlk 6 ay bebeğinizi anne sütüyle beslediniz veya anne sütü yeterli değildi ve devam maması ile desteklediniz. Doktorunuz â€œartık anne sütüyle birlikte ek gıdalara başlayabilirsinizâ€ dedi. Pek ek gıdaya nasıl başlamalı?<br />
<br />
Öncelikle bebek için her yeni gıda, bebeğin sindirimini gözlemleyerek azar azar ve başka yeni gıdalarla karıştırmadan verilmelidir ki oluşabilecek olumsuz bir durumun hangi gıdadan olduğu gözlemlenebilsin.<br />
<br />
Yoğurt başlanabilecek en doğru ilk ek gıdalardan; bir çay bardağına günlük taze mayalanmış yoğurt sindirimi kolay oluşu ve tatlımsı oluşu sebebiyle miniğinizin en favori besini olabilir.<br />
Yumurta sarısı örnek protein olması ve demir bakımından zengin olması sebebiyle en önemli ek gıdalardandır. Ancak diğer ek besinlerde olduğu gibi verilecek miktarlar az az başlanarak (1/4 gibi) yavaş yavaş artırılmalıdır.<br />
Elma suyu veya püresi başlanacak ilk meyve olmalıdır. Elma alerji yapma riski en düşük meyve olmak ile birlikte sindirimi kolay meyveler arasındadır. Daha sonra yavaş yavaş muz, armut, şeftali gibi sindirimi kolay diğer meyveler de sıraya konabilir.<br />
Sebze çorbaları ve sebze püreleri de vitamin mineral bakımından zengin olmaları sebebiyle başlanması gereken bir ek gıda çeşidi. Posa bakımından zengin olan bu ek gıdalar ayrıca miniğinizin sindirim sistemini geliştirecektir.<br />
Tüm bu besinler ayrı günlerde ve az miktarlarda başlanmalıdır. En ideal zaman ise Anne sütü veya devam maması ile başlanan bir günün kuşluk vakitleri saat 10-12 civarı olabilir. Bu saatler genellikle hem bebeğinizin en aktif ve de en keyifli olduğu saatlerdir. Yeni bir gıdaya başlarken onun keyifsiz olduğu zamanlara denk getirmeyin ki kolayca sevebileceği bir gıdayı uzun süre reddedip tepki geliştirmesin.<br />
<br />
Bu süreçte amaç bebeği normal yetişkin bir birey gibi beslenme düzenine alıştırmak, katı besinlerle tanıştırarak, ileriki yaşamında besin tercihlerini zenginleştirmektir. Bu dönemde hassas davranılması gereken diğer bir konu ise bir besine alıştırılan bebeğin daha sonra o besini katı olarak da almasını sağlayabilmek. Örneğin; elma suyu denendikten sonra püresine ve sırasıyla elmanın kendisine geçilmelidir. 8-9. Ayıdan itibaren verin miniğinizin eline yarım elma hem öğrensin hem beslensin. Unutmayın ki çocukluk döneminde en çok karşılaşılan beslenme problemleri arasında çocukların katı gıda almak istememesidir. Bebek beslenmesinde annelerin vazgeçilmezi olan blender ve ezicilerin kısa bir dönem kullanılması gerektiği unutulmamalıdır. Bebek o besine alıştıktan sonra kesinlikle bırakılması gereken bir araçtır.<br />
<br />
Bu dönemde bebeğinizin ilk damak tadı ile ilgili temelleri de attığınızı da unutmamak gerekir. Bu sebeple ileride onun sağlıklı alışkanlıklar edinmesi için miniğinizi olabildiğince tuz şeker ve baharat ile geç tanıştırmalısınız. Bu alışkanlıklar, 1 yaşından önce kesinlikle verilmemeli hatta olabildiğince geciktirilmelidir.<br />
<br />
6.AY BESLENME PLANI<br />
<br />
SABAH (08:00): Anne sütü veya Devam maması<br />
<br />
ARA (10:00): Â¼ Yumurta sarısı<br />
<br />
Â¼ dilim ekmek içi<br />
<br />
1 çay kaşığı pekmez<br />
<br />
Â¼ kibrit kutusu tuzu alınmış pastörize beyaz peynir<br />
<br />
ÖÄžLE (12:00): Elma püresi<br />
<br />
ARA (15:00): Anne sütü veya Devam maması<br />
<br />
AKŞAM (18:00): Sebze çorbası veya Sebze püresi<br />
<br />
ARA (21:00): 1 Çay bardağı yoğurt<br />
<br />
GECE: Anne sütü veya Devam maması<br />
<br />
7.AY BESLENME PLANI<br />
<br />
Bu ay 6.ay beslenme programındaki miktarları artırarak biraz daha çeşitlendirilerek devam edilebilir. Çorbalara kıyma veya tavuk eklenebilir. Meyve püreleri birbirleriyle çeşitlendirilebilir; elma muz karışımı gibi. 6.ayda verilen besinler birlikte de verilebilir.<br />
<br />
8-9.AY BESLENME PLANI<br />
<br />
SABAH (08:00): Anne sütü veya Devam maması<br />
<br />
ARA (10:00): 1 Yumurta sarısı<br />
<br />
1 dilim ekmek içi veya 3 adet bebe bisküvisi<br />
<br />
1 tatlı kaşığı pekmez<br />
<br />
1 kibrit kutusu tuzu alınmış pastörize beyaz peynir<br />
<br />
ÖÄžLE (12:00): 3 yemek kaşığı kıymalı pilav + yoğurt<br />
<br />
ARA (15:00): Anne sütü veya Devam maması<br />
<br />
AKŞAM (18:00): İri ezilmiş kıymalı sebze püresi + 1 ince dilim tuzsuz ekmek<br />
<br />
ARA (21:00): Çatal ile hafif ezilmiş muz + 1,5 çay bardağı yoğurt<br />
<br />
GECE: Anne sütü veya Devam maması<br />
<br />
 <br />
<br />
10-12.AY BESLENME PLANI<br />
<br />
Bu aylarda artık miniğiniz yetişkin birey gibi öğün içerikleri daha da artmış olmalı ve yetişkin birey gibi beslenme düzenine geçiş yapamaya hazırlanmalıdır. Dolayısıyla önceki aylara göre hem miktarca artış olmalı hem de öğün içeriklerini kendi öğünlerimize benzetmeye başlayabiliriz.<br />
<br />
 <br />
<br />
SABAH (08:00): Anne sütü veya Devam maması<br />
<br />
ARA (10:00): 1 Yumurta sarısı<br />
<br />
1,5 dilim ekmek içi veya 3 adet bebe bisküvisi<br />
<br />
1 tatlı kaşığı pekmez<br />
<br />
1 kibrit kutusu tuzu alınmış pastörize beyaz peynir<br />
<br />
ÖÄžLE (12:00): 3 yemek kaşığı pirinç pilavı<br />
<br />
1-2 adet köfte<br />
<br />
Yoğurt<br />
<br />
ARA (15:00): Anne sütü veya Devam maması<br />
<br />
AKŞAM (18:00): İyi pişmiş kıymalı sebze yemeği<br />
<br />
1,5 ince dilim tuzsuz ekmek<br />
<br />
Yoğurt<br />
<br />
ARA (21:00): Küçük küçük doğranmış armut<br />
<br />
Yoğurt<br />
<br />
GECE: Anne sütü veya Devam maması<br />
<br />
 <br />
<br />
Diyetisyen Pınar AKBUDAK]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İlk 6 ay bebeğinizi anne sütüyle beslediniz veya anne sütü yeterli değildi ve devam maması ile desteklediniz. Doktorunuz â€œartık anne sütüyle birlikte ek gıdalara başlayabilirsinizâ€ dedi. Pek ek gıdaya nasıl başlamalı?<br />
<br />
Öncelikle bebek için her yeni gıda, bebeğin sindirimini gözlemleyerek azar azar ve başka yeni gıdalarla karıştırmadan verilmelidir ki oluşabilecek olumsuz bir durumun hangi gıdadan olduğu gözlemlenebilsin.<br />
<br />
Yoğurt başlanabilecek en doğru ilk ek gıdalardan; bir çay bardağına günlük taze mayalanmış yoğurt sindirimi kolay oluşu ve tatlımsı oluşu sebebiyle miniğinizin en favori besini olabilir.<br />
Yumurta sarısı örnek protein olması ve demir bakımından zengin olması sebebiyle en önemli ek gıdalardandır. Ancak diğer ek besinlerde olduğu gibi verilecek miktarlar az az başlanarak (1/4 gibi) yavaş yavaş artırılmalıdır.<br />
Elma suyu veya püresi başlanacak ilk meyve olmalıdır. Elma alerji yapma riski en düşük meyve olmak ile birlikte sindirimi kolay meyveler arasındadır. Daha sonra yavaş yavaş muz, armut, şeftali gibi sindirimi kolay diğer meyveler de sıraya konabilir.<br />
Sebze çorbaları ve sebze püreleri de vitamin mineral bakımından zengin olmaları sebebiyle başlanması gereken bir ek gıda çeşidi. Posa bakımından zengin olan bu ek gıdalar ayrıca miniğinizin sindirim sistemini geliştirecektir.<br />
Tüm bu besinler ayrı günlerde ve az miktarlarda başlanmalıdır. En ideal zaman ise Anne sütü veya devam maması ile başlanan bir günün kuşluk vakitleri saat 10-12 civarı olabilir. Bu saatler genellikle hem bebeğinizin en aktif ve de en keyifli olduğu saatlerdir. Yeni bir gıdaya başlarken onun keyifsiz olduğu zamanlara denk getirmeyin ki kolayca sevebileceği bir gıdayı uzun süre reddedip tepki geliştirmesin.<br />
<br />
Bu süreçte amaç bebeği normal yetişkin bir birey gibi beslenme düzenine alıştırmak, katı besinlerle tanıştırarak, ileriki yaşamında besin tercihlerini zenginleştirmektir. Bu dönemde hassas davranılması gereken diğer bir konu ise bir besine alıştırılan bebeğin daha sonra o besini katı olarak da almasını sağlayabilmek. Örneğin; elma suyu denendikten sonra püresine ve sırasıyla elmanın kendisine geçilmelidir. 8-9. Ayıdan itibaren verin miniğinizin eline yarım elma hem öğrensin hem beslensin. Unutmayın ki çocukluk döneminde en çok karşılaşılan beslenme problemleri arasında çocukların katı gıda almak istememesidir. Bebek beslenmesinde annelerin vazgeçilmezi olan blender ve ezicilerin kısa bir dönem kullanılması gerektiği unutulmamalıdır. Bebek o besine alıştıktan sonra kesinlikle bırakılması gereken bir araçtır.<br />
<br />
Bu dönemde bebeğinizin ilk damak tadı ile ilgili temelleri de attığınızı da unutmamak gerekir. Bu sebeple ileride onun sağlıklı alışkanlıklar edinmesi için miniğinizi olabildiğince tuz şeker ve baharat ile geç tanıştırmalısınız. Bu alışkanlıklar, 1 yaşından önce kesinlikle verilmemeli hatta olabildiğince geciktirilmelidir.<br />
<br />
6.AY BESLENME PLANI<br />
<br />
SABAH (08:00): Anne sütü veya Devam maması<br />
<br />
ARA (10:00): Â¼ Yumurta sarısı<br />
<br />
Â¼ dilim ekmek içi<br />
<br />
1 çay kaşığı pekmez<br />
<br />
Â¼ kibrit kutusu tuzu alınmış pastörize beyaz peynir<br />
<br />
ÖÄžLE (12:00): Elma püresi<br />
<br />
ARA (15:00): Anne sütü veya Devam maması<br />
<br />
AKŞAM (18:00): Sebze çorbası veya Sebze püresi<br />
<br />
ARA (21:00): 1 Çay bardağı yoğurt<br />
<br />
GECE: Anne sütü veya Devam maması<br />
<br />
7.AY BESLENME PLANI<br />
<br />
Bu ay 6.ay beslenme programındaki miktarları artırarak biraz daha çeşitlendirilerek devam edilebilir. Çorbalara kıyma veya tavuk eklenebilir. Meyve püreleri birbirleriyle çeşitlendirilebilir; elma muz karışımı gibi. 6.ayda verilen besinler birlikte de verilebilir.<br />
<br />
8-9.AY BESLENME PLANI<br />
<br />
SABAH (08:00): Anne sütü veya Devam maması<br />
<br />
ARA (10:00): 1 Yumurta sarısı<br />
<br />
1 dilim ekmek içi veya 3 adet bebe bisküvisi<br />
<br />
1 tatlı kaşığı pekmez<br />
<br />
1 kibrit kutusu tuzu alınmış pastörize beyaz peynir<br />
<br />
ÖÄžLE (12:00): 3 yemek kaşığı kıymalı pilav + yoğurt<br />
<br />
ARA (15:00): Anne sütü veya Devam maması<br />
<br />
AKŞAM (18:00): İri ezilmiş kıymalı sebze püresi + 1 ince dilim tuzsuz ekmek<br />
<br />
ARA (21:00): Çatal ile hafif ezilmiş muz + 1,5 çay bardağı yoğurt<br />
<br />
GECE: Anne sütü veya Devam maması<br />
<br />
 <br />
<br />
10-12.AY BESLENME PLANI<br />
<br />
Bu aylarda artık miniğiniz yetişkin birey gibi öğün içerikleri daha da artmış olmalı ve yetişkin birey gibi beslenme düzenine geçiş yapamaya hazırlanmalıdır. Dolayısıyla önceki aylara göre hem miktarca artış olmalı hem de öğün içeriklerini kendi öğünlerimize benzetmeye başlayabiliriz.<br />
<br />
 <br />
<br />
SABAH (08:00): Anne sütü veya Devam maması<br />
<br />
ARA (10:00): 1 Yumurta sarısı<br />
<br />
1,5 dilim ekmek içi veya 3 adet bebe bisküvisi<br />
<br />
1 tatlı kaşığı pekmez<br />
<br />
1 kibrit kutusu tuzu alınmış pastörize beyaz peynir<br />
<br />
ÖÄžLE (12:00): 3 yemek kaşığı pirinç pilavı<br />
<br />
1-2 adet köfte<br />
<br />
Yoğurt<br />
<br />
ARA (15:00): Anne sütü veya Devam maması<br />
<br />
AKŞAM (18:00): İyi pişmiş kıymalı sebze yemeği<br />
<br />
1,5 ince dilim tuzsuz ekmek<br />
<br />
Yoğurt<br />
<br />
ARA (21:00): Küçük küçük doğranmış armut<br />
<br />
Yoğurt<br />
<br />
GECE: Anne sütü veya Devam maması<br />
<br />
 <br />
<br />
Diyetisyen Pınar AKBUDAK]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Anne Adayına Söylenmemesi Gereken 7 Şey]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99369</link>
			<pubDate>Wed, 13 Aug 2014 13:45:06 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16348">saglikyasam</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99369</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/wp-content/uploads/anne-adayina-soylenmemesi-gereken-7-sey.jpg" loading="lazy"  alt="anne-adayina-soylenmemesi-gereken-7-sey.jpg" class="mycode_img" /></span></span></div>
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"> </span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnfertilite yalnızca anne olmak isteyen kadının değil aynı zamanda ailesi ve yakın çevresi için de oldukça zor bir durum.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Op. Dr. Halit Fırat Erden</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tüp Bebek, Üreme İmmünolojisi ve Cerrahisi Uzmanı</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Hem kariyer yapmak hem de anne olmak isteyen kadınların sayısı günümüzde hızla artmaktadır. Bu durum anne olmaya çalışan kadınları<a href="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/yasli-ciftler-once-tup-bebek-tedavisi-denemeli-2.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">infertilite </a>sorunu ile karşı karşıya bırakır. Çünkü yaşam şekli, beslenme ve yaş kadının <a href="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/gebelikte-annede-gorulen-degisimler.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">gebe</a> kalmasını zorlaştıran tehlikeli üçlü. Sorunun görünmeyen diğer kısmını bu kadınlara destek olmaya çalışan yakın çevresi oluşturur.</span><br />
 <ul class="mycode_list"><li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">â€˜Çocuklar zaten birer kabus, hayat onlarsız daha iyi olacak.â€™</span><br />
</li>
</ul>
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">İnfertilite ile mücadele ederken anne adayına en sık söylenen moral cümlesi: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çocuksuz hayat daha güzel.</span> Daha rahat, bütün gece rahat uyuyorsun, paranı kendin için harcayacaksın gibi moral verici sözler anne olmak isteyen kadın için yıkım olabilir. Çünkü o kadının tek hayali var; özlemini duyduğu çocuğu bir an önce kucağına almakâ€¦</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bunun yerine: Çocuğunuzun yaptığı olumlu şeylerden bahsedin.</span></span><br />
 <ul class="mycode_list"><li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">â€˜Endişelenme, olacak, biliyorum.</span><br />
</li>
</ul>
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Bu cümle tehlikelidir çünkü â€˜kadının çocuk sahibi olmama ihtimali de vardır!â€™ Fertilite sorunu büyük ve çözümsüz olabilir. Soruna olumlu yaklaşmak, moral vermek isteği çok insancıl.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bunun yerine: Olumsuz olmadan gerçekçi olun ve tahmin yürütmeyin. Fikir, duygu ve yorumları bir kenara bırakın. Dinleyici olun. Yapılabilecek en önemli şey, yardıma hazır olduğunuzu açıkça belli edip onlara karışmamak. Önerileriye gereksinim duyduklarında kendileri soracaktır.</span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. â€˜Onuncu tüp bebek denemesinde hamile kaldı!â€™</span> Yoğun tedavi süreci; iğne, kan testi ve diğer zor işlemler. Bunun bir de maddi tarafı var. Kadın hayatının büyük bir kısmını yoğun infertilite tedavileri ile geçirirken birçok kadın â€˜ ben yapamazdımâ€™ diyebilir.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bunun yerine: Doktora giderken eşi gelemeyen arkadaşınıza beraber gitmeyi teklif edin. Beraber gülüp ağlayabileceğiniz bir arkadaş her şeyi biraz daha dayanabilir kılar.</span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Biliyorum tatilde hamile kalacaksın.â€™</span> â€˜Rahatlarsan olurâ€™ cümlesinin sempatikleştirilmiş söylemi: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">tatilde hamile kalırsın.</span></span> Stres infertilitede başarıyı olumsuz etkileyen önemli bir faktör. Bazen dinlenmiş olmak işe başarıyı getirebilir. Ancak, çoğu zaman anne olmaya çalışan kadın için â€˜rahatlaâ€™ önerisi sinir bozucudur.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bunun yerine: Bir akşam eğlence planı yapın. İnfertil kadınlar için rahatlamak zor olabilir ama eğlenmek, moral eğlencesi yapmak her zaman faydalıdır.</span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. â€˜Evlat edinebilirsin.â€™</span> Umudunu kesen anne adayları için evlat edinmeye doğru giden tünel uzun ve zorlu olabilir. Çünkü tüp bebek tedavisinde çocuk sahibi olunacağına dair bir garanti yoktur. <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bunun yerine: Arkadaşınızın bu konuda konuşmaktan fazla hoşlanmadığını hissediyorsanız konuşmayın. Güncel konularda sohbet edin.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. â€˜Onun hamile olduğunu üzülürsün diye söylemedimâ€™</span> İnfertilite sorunu yaşayan bazı kadınlar başkalarının hamile olduğunu duymak istemeyebilir. Çevresindekilerin hamileliğe dair haberler verme konusunda tedbirli davranmaları, acıyan gözlerle bakmaları canlarını daha fazla yakar.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bunun yerine: Arkadaşınız için zor da olsa destek olmak için yanında olun. Ona asla acımayın.</span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. â€˜Allah böyle istiyorâ€™</span> Bazı kadınların anne olmasına yalnızca daha kudretli bir varlık yardımcı olabilir. Ama bunu duymak anne adayına durumunun umutsuz olduğunu hissettirebilir.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bunun yerine: Arkadaşınıza ibadete yönelmesini değil, infertil kişilerin olduğu destek gruplarına veya forumlara katılmasını önerin. Bu onun için çok daha iyi olacaktır</span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/wp-content/uploads/anne-adayina-soylenmemesi-gereken-7-sey.jpg" loading="lazy"  alt="anne-adayina-soylenmemesi-gereken-7-sey.jpg" class="mycode_img" /></span></span></div>
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"> </span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnfertilite yalnızca anne olmak isteyen kadının değil aynı zamanda ailesi ve yakın çevresi için de oldukça zor bir durum.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Op. Dr. Halit Fırat Erden</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tüp Bebek, Üreme İmmünolojisi ve Cerrahisi Uzmanı</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Hem kariyer yapmak hem de anne olmak isteyen kadınların sayısı günümüzde hızla artmaktadır. Bu durum anne olmaya çalışan kadınları<a href="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/yasli-ciftler-once-tup-bebek-tedavisi-denemeli-2.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">infertilite </a>sorunu ile karşı karşıya bırakır. Çünkü yaşam şekli, beslenme ve yaş kadının <a href="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/gebelikte-annede-gorulen-degisimler.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">gebe</a> kalmasını zorlaştıran tehlikeli üçlü. Sorunun görünmeyen diğer kısmını bu kadınlara destek olmaya çalışan yakın çevresi oluşturur.</span><br />
 <ul class="mycode_list"><li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">â€˜Çocuklar zaten birer kabus, hayat onlarsız daha iyi olacak.â€™</span><br />
</li>
</ul>
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">İnfertilite ile mücadele ederken anne adayına en sık söylenen moral cümlesi: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çocuksuz hayat daha güzel.</span> Daha rahat, bütün gece rahat uyuyorsun, paranı kendin için harcayacaksın gibi moral verici sözler anne olmak isteyen kadın için yıkım olabilir. Çünkü o kadının tek hayali var; özlemini duyduğu çocuğu bir an önce kucağına almakâ€¦</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bunun yerine: Çocuğunuzun yaptığı olumlu şeylerden bahsedin.</span></span><br />
 <ul class="mycode_list"><li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">â€˜Endişelenme, olacak, biliyorum.</span><br />
</li>
</ul>
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Bu cümle tehlikelidir çünkü â€˜kadının çocuk sahibi olmama ihtimali de vardır!â€™ Fertilite sorunu büyük ve çözümsüz olabilir. Soruna olumlu yaklaşmak, moral vermek isteği çok insancıl.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bunun yerine: Olumsuz olmadan gerçekçi olun ve tahmin yürütmeyin. Fikir, duygu ve yorumları bir kenara bırakın. Dinleyici olun. Yapılabilecek en önemli şey, yardıma hazır olduğunuzu açıkça belli edip onlara karışmamak. Önerileriye gereksinim duyduklarında kendileri soracaktır.</span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. â€˜Onuncu tüp bebek denemesinde hamile kaldı!â€™</span> Yoğun tedavi süreci; iğne, kan testi ve diğer zor işlemler. Bunun bir de maddi tarafı var. Kadın hayatının büyük bir kısmını yoğun infertilite tedavileri ile geçirirken birçok kadın â€˜ ben yapamazdımâ€™ diyebilir.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bunun yerine: Doktora giderken eşi gelemeyen arkadaşınıza beraber gitmeyi teklif edin. Beraber gülüp ağlayabileceğiniz bir arkadaş her şeyi biraz daha dayanabilir kılar.</span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Biliyorum tatilde hamile kalacaksın.â€™</span> â€˜Rahatlarsan olurâ€™ cümlesinin sempatikleştirilmiş söylemi: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">tatilde hamile kalırsın.</span></span> Stres infertilitede başarıyı olumsuz etkileyen önemli bir faktör. Bazen dinlenmiş olmak işe başarıyı getirebilir. Ancak, çoğu zaman anne olmaya çalışan kadın için â€˜rahatlaâ€™ önerisi sinir bozucudur.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bunun yerine: Bir akşam eğlence planı yapın. İnfertil kadınlar için rahatlamak zor olabilir ama eğlenmek, moral eğlencesi yapmak her zaman faydalıdır.</span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. â€˜Evlat edinebilirsin.â€™</span> Umudunu kesen anne adayları için evlat edinmeye doğru giden tünel uzun ve zorlu olabilir. Çünkü tüp bebek tedavisinde çocuk sahibi olunacağına dair bir garanti yoktur. <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bunun yerine: Arkadaşınızın bu konuda konuşmaktan fazla hoşlanmadığını hissediyorsanız konuşmayın. Güncel konularda sohbet edin.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. â€˜Onun hamile olduğunu üzülürsün diye söylemedimâ€™</span> İnfertilite sorunu yaşayan bazı kadınlar başkalarının hamile olduğunu duymak istemeyebilir. Çevresindekilerin hamileliğe dair haberler verme konusunda tedbirli davranmaları, acıyan gözlerle bakmaları canlarını daha fazla yakar.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bunun yerine: Arkadaşınız için zor da olsa destek olmak için yanında olun. Ona asla acımayın.</span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. â€˜Allah böyle istiyorâ€™</span> Bazı kadınların anne olmasına yalnızca daha kudretli bir varlık yardımcı olabilir. Ama bunu duymak anne adayına durumunun umutsuz olduğunu hissettirebilir.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bunun yerine: Arkadaşınıza ibadete yönelmesini değil, infertil kişilerin olduğu destek gruplarına veya forumlara katılmasını önerin. Bu onun için çok daha iyi olacaktır</span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ayakkabı Kutusunda IVFâ€™ Umudu]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99367</link>
			<pubDate>Thu, 24 Jul 2014 07:31:05 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16348">saglikyasam</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99367</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/wp-content/uploads/tüp-bebek-tedavisi.jpg" loading="lazy"  alt="tüp-bebek-tedavisi.jpg" class="mycode_img" /></span></div>
  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Geleneksel tüp bebek tedavisi (IVF) çok sayıda çift için pahalı bir yöntem. Ancak bilim daha ucuz tedavi yöntemleri için aralıksız çalışmalarına devam ediyor. Yakın bir gelecekte b</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ir ayakkabı kutusuna sığan ve temel mutfak malzemelerini içeren bir IVF kiti ile çocuk sahibi olmak mümkün olabilir mi? </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Belçikaâ€™da 2012 yılında başlayan denemeler sonucunda bu sistemi kullanılarak bugüne kadar 17 sağlıklı bebek dünyaya geldi.</span><br />
  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Op. Dr. Halit Fırat Erden</span><br />
  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tüp Bebek, Üreme İmmünolojisi ve Cerrahisi Uzmanı</span><br />
  <br />
 İnfertilite diğer bir deyişle tüp bebek tedavisi tüm dünyada gittikçe yaygınlaşan bir sağlık sorunu haline geldi. Bazı yerlerdeki toplumsal yaklaşım bu süreci katlanılması çok daha zor bir hale getirir. Çözüm, bir ayakkabı kutusuna sığabilen ve bir mutfak dolabında bulabileceğiniz ucuz malzemeleri kullanan, sadeleştirilmiş bir sistem olabilir mi? Evet olabilirâ€¦ Belçikaâ€™da 2012 yılında başlayan denemeler sonucunda bu sistemi kullanılarak bugüne kadar 17 sağlıklı bebek dünyaya geldi. Fertilite tedavisinin pahalı olması dünya genelinde birçok çift için önemli bir sorun. Bazı çiftler maliyeti karşılamak için malını mülkünü satmayı, borç almayı veya bankadan kredi çekmeyi bile göze alabilir. Tedavideki en büyük engellerden biri â€œin vitroâ€ yani yumurtanın sperm ile vücut dışında sunÃ® olarak döllenmesi süreci için gereken ileri teknoloji laboratuarların maliyetidir. Bunun için ucuz ve taşınabilir bir laboratuar fikri doğdu. Belçikalı kadın doğum uzmanı Dr Willem Ombelet ile embriyolog Van Blerkom 2008 yılında gelişmekte olan ülkelerde infertilite konusunda farkındalık yaratmak amacıyla â€˜Embriyo transferini kendin yapâ€™ projesini başlattı. Çalışmanın temelinde sadeleştirilmiş bir yumurta fertilizasyonu sistemi var. Bir spermin vücudun dışında bir yumurtayı döllemesi için en iyi koşullar 37 C sıcaklıkta hafif alkalidir. Bu işlem genellikle dev vantilatörler, karmaşık inkübatörler ve pahalı gaz kaynakları ile donatılmış ileri teknoloji gerektiren laboratuvarlarda yapılmaktadır.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayakkabı Kutusunda IVF </span><br />
 Riski en aza indirgemek amacıyla kapalı bir sistem oluşturulması gerektiği için test tüpleri bir alüminyum ısıtma bloğu içinde tutulur. Test tüpünde doğru miktarlarda sitrik asit ve sodyum bikarbonat karıştırılır. Bu karışımın oluşturduğu CO2 baloncukları bir tüp kullanılarak embriyo için bir kültür ortamı içeren ikinci bir test tüpüne aktarılır. Yumurta fertilizasyonu ve embriyo gelişimi için mükemmel sıcaklığı korumak amacıyla teknoloji gerektirmeyen test tüpleri doğru sıcaklıkta bir termosa ve bir alüminyum ısıtma bloğuna yerleştirilir. Embriyolar için üç duvarlı pahalı bir inkübatör yerine bir termosun içinde olmak fark etmez. Koşullar oluşturulduktan sonra, yumurta ve daha sonra da sperm kültür ortamını içeren test tüpünün içine enjekte edilir. Ertesi gün bu test tüpü embriyo olup olmadığını, yani döllenmenin gerçekleşip gerçekleşmediğini görmek üzere mikroskop altında incelenir. Embriyo başarılı bir şekilde oluşturulduysa, yaklaşık altı gün sonra test tüpünden anne adayının rahmine transfer edilir. Bu sadeleştirilmiş sistem, tüm IVF laboratuvarını her bir embriyo için bir çift test tüpü içeren ve her şeyin bir ayakkabı kutusu büyüklüğünde bir kaba sığdığı bir alüminyum ısıtma bloğuna indirgemektedir.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">â€œEmbriyo kalitesiâ€ </span><br />
 Belçikaâ€™da 2012 yılında başlayan denemeler sonucunda bu sistemi kullanılarak bugüne kadar 17 sağlıklı bebek dünyaya geldi. IVF maliyetini yüzde 70-80 oranında düşürerek 500 Euro altında bir fiyata indirgeyen tedaviye yönelik denemelerin bu yıl Güney Afrika ve İngiltereâ€™de yapılması planlanıyor.<br />
 Sistemin hasta ve bilim adamları açısından ne kadar pratik olduğunu görmek için zamana ihtiyaç var. Laboratuar küçük olduğu için küçük embriyoları idare etme de bilgi birikimi ve deneyim çok daha önem kazanır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/wp-content/uploads/tüp-bebek-tedavisi.jpg" loading="lazy"  alt="tüp-bebek-tedavisi.jpg" class="mycode_img" /></span></div>
  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Geleneksel tüp bebek tedavisi (IVF) çok sayıda çift için pahalı bir yöntem. Ancak bilim daha ucuz tedavi yöntemleri için aralıksız çalışmalarına devam ediyor. Yakın bir gelecekte b</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ir ayakkabı kutusuna sığan ve temel mutfak malzemelerini içeren bir IVF kiti ile çocuk sahibi olmak mümkün olabilir mi? </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Belçikaâ€™da 2012 yılında başlayan denemeler sonucunda bu sistemi kullanılarak bugüne kadar 17 sağlıklı bebek dünyaya geldi.</span><br />
  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Op. Dr. Halit Fırat Erden</span><br />
  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tüp Bebek, Üreme İmmünolojisi ve Cerrahisi Uzmanı</span><br />
  <br />
 İnfertilite diğer bir deyişle tüp bebek tedavisi tüm dünyada gittikçe yaygınlaşan bir sağlık sorunu haline geldi. Bazı yerlerdeki toplumsal yaklaşım bu süreci katlanılması çok daha zor bir hale getirir. Çözüm, bir ayakkabı kutusuna sığabilen ve bir mutfak dolabında bulabileceğiniz ucuz malzemeleri kullanan, sadeleştirilmiş bir sistem olabilir mi? Evet olabilirâ€¦ Belçikaâ€™da 2012 yılında başlayan denemeler sonucunda bu sistemi kullanılarak bugüne kadar 17 sağlıklı bebek dünyaya geldi. Fertilite tedavisinin pahalı olması dünya genelinde birçok çift için önemli bir sorun. Bazı çiftler maliyeti karşılamak için malını mülkünü satmayı, borç almayı veya bankadan kredi çekmeyi bile göze alabilir. Tedavideki en büyük engellerden biri â€œin vitroâ€ yani yumurtanın sperm ile vücut dışında sunÃ® olarak döllenmesi süreci için gereken ileri teknoloji laboratuarların maliyetidir. Bunun için ucuz ve taşınabilir bir laboratuar fikri doğdu. Belçikalı kadın doğum uzmanı Dr Willem Ombelet ile embriyolog Van Blerkom 2008 yılında gelişmekte olan ülkelerde infertilite konusunda farkındalık yaratmak amacıyla â€˜Embriyo transferini kendin yapâ€™ projesini başlattı. Çalışmanın temelinde sadeleştirilmiş bir yumurta fertilizasyonu sistemi var. Bir spermin vücudun dışında bir yumurtayı döllemesi için en iyi koşullar 37 C sıcaklıkta hafif alkalidir. Bu işlem genellikle dev vantilatörler, karmaşık inkübatörler ve pahalı gaz kaynakları ile donatılmış ileri teknoloji gerektiren laboratuvarlarda yapılmaktadır.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayakkabı Kutusunda IVF </span><br />
 Riski en aza indirgemek amacıyla kapalı bir sistem oluşturulması gerektiği için test tüpleri bir alüminyum ısıtma bloğu içinde tutulur. Test tüpünde doğru miktarlarda sitrik asit ve sodyum bikarbonat karıştırılır. Bu karışımın oluşturduğu CO2 baloncukları bir tüp kullanılarak embriyo için bir kültür ortamı içeren ikinci bir test tüpüne aktarılır. Yumurta fertilizasyonu ve embriyo gelişimi için mükemmel sıcaklığı korumak amacıyla teknoloji gerektirmeyen test tüpleri doğru sıcaklıkta bir termosa ve bir alüminyum ısıtma bloğuna yerleştirilir. Embriyolar için üç duvarlı pahalı bir inkübatör yerine bir termosun içinde olmak fark etmez. Koşullar oluşturulduktan sonra, yumurta ve daha sonra da sperm kültür ortamını içeren test tüpünün içine enjekte edilir. Ertesi gün bu test tüpü embriyo olup olmadığını, yani döllenmenin gerçekleşip gerçekleşmediğini görmek üzere mikroskop altında incelenir. Embriyo başarılı bir şekilde oluşturulduysa, yaklaşık altı gün sonra test tüpünden anne adayının rahmine transfer edilir. Bu sadeleştirilmiş sistem, tüm IVF laboratuvarını her bir embriyo için bir çift test tüpü içeren ve her şeyin bir ayakkabı kutusu büyüklüğünde bir kaba sığdığı bir alüminyum ısıtma bloğuna indirgemektedir.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">â€œEmbriyo kalitesiâ€ </span><br />
 Belçikaâ€™da 2012 yılında başlayan denemeler sonucunda bu sistemi kullanılarak bugüne kadar 17 sağlıklı bebek dünyaya geldi. IVF maliyetini yüzde 70-80 oranında düşürerek 500 Euro altında bir fiyata indirgeyen tedaviye yönelik denemelerin bu yıl Güney Afrika ve İngiltereâ€™de yapılması planlanıyor.<br />
 Sistemin hasta ve bilim adamları açısından ne kadar pratik olduğunu görmek için zamana ihtiyaç var. Laboratuar küçük olduğu için küçük embriyoları idare etme de bilgi birikimi ve deneyim çok daha önem kazanır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İnmemiş Testis Kabusu: Kısırlık ya da Kanser]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99364</link>
			<pubDate>Wed, 16 Jul 2014 10:48:45 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16348">saglikyasam</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99364</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/wp-content/uploads/inmemis-testis-kabusu-kisirlik-ya-da-kanser.jpg" loading="lazy"  alt="inmemis-testis-kabusu-kisirlik-ya-da-kanser.jpg" class="mycode_img" /></span><br />
  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Erkek bebeklerin anne karnında gelişirken yerine inişini tamamlayamayan testisleri ileriki yaşamını kabusa çevirebilir. İki yaş bitimine kadar tedavi gerçekleşmezse testisler küçük kaldığı için sperm üretimi gerçekleşmez, kalıcı kısırlık sorunu oluşabilir ya da testis kanseri gelişme riskini 15 kat artırır. </span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Prof. Dr. Bülent Tıraş</span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Acıbadem Sağlık Grubu Tüp Bebek Hizmetleri Koordinatörü</span><br />
 Çocuk sahibi olmada sorun yaşayan çiftlerin oranı günümüzde yüzde 15â€²e ulaştı ve her geçen gün hızla artmaya devam ediyor. Erkekten kaynaklanan <a href="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/erkeklerde-baslica-kisirlik-nedenleri.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">kısırlık</a> oranı yüzde 30. Bilim erkek kısırlığında büyük gelişmelere imza atmış olsa da anne karnındaki <a href="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/erkek-bebeklerde-kasik-fitigi-kisirliga-neden-olabilir.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">erkek bebeğin </a>gelişimi sırasında meydana gelen inmemiş testis sorunun tek çözümü: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">zamanında tedavi</span> . İki yaşına kadar bu hastalık tedavi edilmezse erkek bebek ileriki yaşamında iki kabusla karşı karşıya kalıyor: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kısır ya da Kanser Olma!</span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gerçek İnmemiş Testis</span><br />
 Doğmadan önce erkek bebeğin testisleri karın boşluğundadır. Anne karnında gelişimi sırasında testisler torbaya inmeye başlar. Karın içi boşluğundan kasık bölgesini geçer, doğuma yakın torbaya yerleşir. Torbaya iniş bazen doğumdan sonraki ilk yıl içinde de gerçekleşebilir. Yeni doğan erkek bebeğin testisleri torbada değilse, tıp literatüründe buna â€œgerçek inmemiş testisâ€ denir. Genellikle tek bazen de her iki tarafta da olabilir.<br />
 İnmemiş testis erken doğan bebeklerde üç kat daha fazla görülür. İlk yılın sonuna kadar inmemiş testislerin bir kısmı inebilir. Erkek bebeklerin cinsel organlarına ait en sık rastlanan anormalliktir. Her 100 sağlıklı erkek bebekten birisinde kalıcı hastalık olarak görülür. İlk yıldan sonra mutlaka tedavi edilmelidir.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Utangaç Testis (Retraktil Testis)</span><br />
 Testislerin bazen torbada görülüp, soğuk etkisi ya da ellenme gibi durumlarda yukarıya, kasıklara doğru kaçarak ortadan kaybolmasına â€˜Utangaç Testisâ€™ (Retraktil Testis) denilir. Bebeğin ateşi çıktığında, küvette sıcak suyun içinde otururken veya uyurken genellikle testisler torbada görülür. Bu bir hastalık değildir, ileride soruna yol açmaz ve tedavi gerektirmez. Ancak 6 aylık sıklıkla çocuk cerrahisi uzmanı tarafından kontrolü gerekir.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kanser veya Kısırlık Sebebiâ€¦</span><br />
 Karın içinden torbaya inerken bazen testis yok olur. Doğum sonrası ciddi hastalık tablosu ortaya çıkaran bu durum, doğum öncesi hiçbir belirti vermez ve bebek testisi olmadan doğar. Testis ya karın içindedir ya da yoktur. Böyle bir durumda en doğru tanı yöntemi â€˜laparoskopiâ€™ dir. Bu vakalarda iki aşamalı ameliyat tercih edilir. Şayet testis yoksa o zamanda kalıntısı bulunarak ileride ortaya çıkabilecek kanser tehlikesi nedeniyle çıkarılmalıdır. İnmemiş testisli hastaların ileride testislerinde kanser gelişme riski 15 kat kadar daha fazladır.<br />
 Diğer bir risk ise tedavi edilmediği takdirde ilerleyen dönemde çocuk sahibi olmayı önlemesi yani kısırlık sebebi olmasıdır. Testisler ne kadar erken torbaya indirilirse risk o kadar azalır. İnmemiş testisli vakaların yüzde 65â€²inde fıtık tespit edilir ve cerrahi tedavisi yapılır. Psikolojik ve estetik sorun oluşturur. Yerine inişini tamamlamamış testis dışarıdan gelen travmalara daha açıktır.<br />
 Bir yaşından en geç 2 yaş bitimine kadar bebeğin tedavisi tamamlanmalıdır. 5-6 yaşına kadar tedavi gerçekleşmezse testisler küçük kaldığı için sperm üretimi gerçekleşmez ve kalıcı kısırlık sorunu oluşur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/wp-content/uploads/inmemis-testis-kabusu-kisirlik-ya-da-kanser.jpg" loading="lazy"  alt="inmemis-testis-kabusu-kisirlik-ya-da-kanser.jpg" class="mycode_img" /></span><br />
  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Erkek bebeklerin anne karnında gelişirken yerine inişini tamamlayamayan testisleri ileriki yaşamını kabusa çevirebilir. İki yaş bitimine kadar tedavi gerçekleşmezse testisler küçük kaldığı için sperm üretimi gerçekleşmez, kalıcı kısırlık sorunu oluşabilir ya da testis kanseri gelişme riskini 15 kat artırır. </span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Prof. Dr. Bülent Tıraş</span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Acıbadem Sağlık Grubu Tüp Bebek Hizmetleri Koordinatörü</span><br />
 Çocuk sahibi olmada sorun yaşayan çiftlerin oranı günümüzde yüzde 15â€²e ulaştı ve her geçen gün hızla artmaya devam ediyor. Erkekten kaynaklanan <a href="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/erkeklerde-baslica-kisirlik-nedenleri.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">kısırlık</a> oranı yüzde 30. Bilim erkek kısırlığında büyük gelişmelere imza atmış olsa da anne karnındaki <a href="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/erkek-bebeklerde-kasik-fitigi-kisirliga-neden-olabilir.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">erkek bebeğin </a>gelişimi sırasında meydana gelen inmemiş testis sorunun tek çözümü: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">zamanında tedavi</span> . İki yaşına kadar bu hastalık tedavi edilmezse erkek bebek ileriki yaşamında iki kabusla karşı karşıya kalıyor: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kısır ya da Kanser Olma!</span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gerçek İnmemiş Testis</span><br />
 Doğmadan önce erkek bebeğin testisleri karın boşluğundadır. Anne karnında gelişimi sırasında testisler torbaya inmeye başlar. Karın içi boşluğundan kasık bölgesini geçer, doğuma yakın torbaya yerleşir. Torbaya iniş bazen doğumdan sonraki ilk yıl içinde de gerçekleşebilir. Yeni doğan erkek bebeğin testisleri torbada değilse, tıp literatüründe buna â€œgerçek inmemiş testisâ€ denir. Genellikle tek bazen de her iki tarafta da olabilir.<br />
 İnmemiş testis erken doğan bebeklerde üç kat daha fazla görülür. İlk yılın sonuna kadar inmemiş testislerin bir kısmı inebilir. Erkek bebeklerin cinsel organlarına ait en sık rastlanan anormalliktir. Her 100 sağlıklı erkek bebekten birisinde kalıcı hastalık olarak görülür. İlk yıldan sonra mutlaka tedavi edilmelidir.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Utangaç Testis (Retraktil Testis)</span><br />
 Testislerin bazen torbada görülüp, soğuk etkisi ya da ellenme gibi durumlarda yukarıya, kasıklara doğru kaçarak ortadan kaybolmasına â€˜Utangaç Testisâ€™ (Retraktil Testis) denilir. Bebeğin ateşi çıktığında, küvette sıcak suyun içinde otururken veya uyurken genellikle testisler torbada görülür. Bu bir hastalık değildir, ileride soruna yol açmaz ve tedavi gerektirmez. Ancak 6 aylık sıklıkla çocuk cerrahisi uzmanı tarafından kontrolü gerekir.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kanser veya Kısırlık Sebebiâ€¦</span><br />
 Karın içinden torbaya inerken bazen testis yok olur. Doğum sonrası ciddi hastalık tablosu ortaya çıkaran bu durum, doğum öncesi hiçbir belirti vermez ve bebek testisi olmadan doğar. Testis ya karın içindedir ya da yoktur. Böyle bir durumda en doğru tanı yöntemi â€˜laparoskopiâ€™ dir. Bu vakalarda iki aşamalı ameliyat tercih edilir. Şayet testis yoksa o zamanda kalıntısı bulunarak ileride ortaya çıkabilecek kanser tehlikesi nedeniyle çıkarılmalıdır. İnmemiş testisli hastaların ileride testislerinde kanser gelişme riski 15 kat kadar daha fazladır.<br />
 Diğer bir risk ise tedavi edilmediği takdirde ilerleyen dönemde çocuk sahibi olmayı önlemesi yani kısırlık sebebi olmasıdır. Testisler ne kadar erken torbaya indirilirse risk o kadar azalır. İnmemiş testisli vakaların yüzde 65â€²inde fıtık tespit edilir ve cerrahi tedavisi yapılır. Psikolojik ve estetik sorun oluşturur. Yerine inişini tamamlamamış testis dışarıdan gelen travmalara daha açıktır.<br />
 Bir yaşından en geç 2 yaş bitimine kadar bebeğin tedavisi tamamlanmalıdır. 5-6 yaşına kadar tedavi gerçekleşmezse testisler küçük kaldığı için sperm üretimi gerçekleşmez ve kalıcı kısırlık sorunu oluşur.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fertilite Kliniklerinin Söyleyemeyeceği 10 Şey!]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99362</link>
			<pubDate>Fri, 04 Jul 2014 10:11:47 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16348">saglikyasam</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99362</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/wp-content/uploads/fertilite-kliniklerinin-soylemeyecegi-10-sey.jpg" loading="lazy"  alt="fertilite-kliniklerinin-soylemeyecegi-10-sey.jpg" class="mycode_img" /></span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ABDâ€™de tıbbi destekle meydana gelen hamileliklerin sayısı son yirmi yılda dört kat arttı. Yaygın söylenti, yanıltıcı haber ve yanlış yönlendiren istatistikler anne baba adayları için bir engel haline geldi. Bunu önlemek için ABDâ€™de değişik kurum ve kuruluşların yaptığı araştırmalarda fertilite kliniklerinin anne-baba adaylarına söyleyemeyeceği 10 konu yayınlandı.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Op. Dr. Halit Fırat Erden</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tüp Bebek, Üreme İmmünolojisi ve Cerrahisi Uzmanı</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Modern kadın hayatını planlarken eğitim ve kariyere öncelik verdiği için geç <a href="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/vucudunuz-annelige-hazir-mi.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">anne</a> olmaya başladı. Amerikaâ€™da ilk çocuğunu 40-44 yaşları arasında doğuran kadın sayısı, 1985 yılından 2012 yılına kadar dört kattan fazla artarak 109 bin 579 gibi bir sayıya ulaştı. Uzmanlar 40â€™lı yaşlarda hamile kalan şöhretlerin,<a href="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/sigara-ve-dogurganlik.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">doğurganlığın</a> ellili yaşlara kadar devam ettiği konusunda genel bir yanılgıya yol açtığını belirtiyor. Oysa kadınların en doğurgan oldukları dönem 20â€™li yaşlardır. Söylenti, yanıltıcı haber ve yanlış yönlendiren istatistiklerin anne baba adaylarına engel olmasını önlemek için Amerikaâ€™da değişik kurum ve kuruluşların yaptığı<a href="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/infertilite-ve-tup-bebek-yontemleri.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"> fertilite </a>konulu araştırmaların sonuçları bir araya getirildi. Kliniklerinin anne-baba adaylarına söyleyemeyeceği 10 konu belirlendi.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Biyolojik yapınızı değiştiremeyiz.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Birçok kadın için kariyer basamaklarını tırmandığı 30â€™lu yaşlarda doğurganlıkta hafif bir düşüş başlar, bu düşüş 37 yaş civarında hızlanır ve 40 yaş sonrasında doğurganlık keskin bir şekilde azalır. Bu değiştirilemez bir gerçektir. Tabii ki tüm fertilite sorunları yaşa bağlı değildir. Genç yaştaki kadınlarda, hamile kalmalarını zorlaştıran polikistik over sendromu veya hormonal bozukluk gibi tıbbi sorunlar görülebilir. Ayrıca, infertilite genellikle kadınlara ait bir sorun olarak düşünülmesine rağmen yüzde 40 kadar vakada sorun erkekten kaynaklanır.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Doğru ilacı kullanmıyor, doğru doktora gitmiyor olabilirsiniz.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">ABDâ€™li çiftlerin yaklaşık yüzde 10â€™u hamile kalma sorunu yaşıyor. 35 ile 40 yaş arasındaki kadınların 6 ay denedikten sonra bir uzmana başvurması gerekirken, 40 yaş üzerindekiler bir uzmana gitmek için 3 aydan fazla beklememelidir. Yapılan araştırmalarda çoğu kadının uzmana başvurmak için uzun süre beklediği saptandı. Bazen jinekologlar tedavi kapsamında fertilite ilaçları ile zamanı daha da geciktirir. Reprodüktif endokrinoloji uzmanları tüp bebek gibi doğrudan amaca yönelik işlemler uygularken, jinekologlar yumurtlamanın uyarılmasına ve yumurtaların olgunlaşmasına yardımcı olan fertilite ilaçları kullanır. Oysa kadınların 6 aydan fazla fertilite ilaçları kullanmamaları gerekir. Araştırmalar kadınların ilaç tedavisine çok daha uzun süreler devam ettiğini gösteriyor. Fertilite tedavileri söz konusu olduğunda, zaman en önemli faktördür. Aylar geçtikçe hamile kalma şansı azalır. Açıklanamayan infertilite sorunu olan 38 ile 42 yaş arasındaki kadınlarda diğer tedavileri denemek yerine zaman kaybetmeden IVF tedavisine başlamak en kısa zamanda bebek sahibi olma şansı sunulmalıdır.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Çok para harcayacaksınız.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">ABDâ€™de bir tüp bebek tedavisinin ortalama maliyeti 12 bin 400 dolardır. Ancak bu toplam maliyet değildir. IVF deneme aşamasına gelene kadar yapılan diğer tedavilerdeki harcamalar 2.500 dolar arasındadır. Amerikaâ€™da bazı eyaletlerin infertilite tedavilerini belirli bir seviyede sigorta kapsamında olmasını şart koşmasına rağmen en iyi koşullarda dahi sigorta yeterli olmaz. Sağlıklı bir bebek paha biçilemez bir armağan olmasına rağmen doktorlar maliyet konusunda açık ve dürüst olmalıdır.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Geri ödeme garantimiz büyük bir avantaj değil.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Amerikaâ€™da çok sayıda fertilite kliniği 20 bin 000 dolar sabit bir ücret karşılığında hastalarına IVF siklusundan oluşan â€œrisk paylaşımlıâ€ programlar sunmaktadır. Tüm sikluslar başarısız olursa, hastalar ödedikleri paranın tamamını geri alır. Burada asıl hedef; IVF tedavisinin tamamen sigorta kapsamına girmesi ve risk paylaşımının geçmişte kalmasıdır.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Tüm sağlık risklerini en iyi şekilde idare edemeyebiliriz.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Fertilite tedavilerindeki bazı sağlık riskleri doktorlar tarafından iyi bilinir. 2010 yılında IVF ile doğan bebeklerin neredeyse yarısında çoğul gebelik riski bulunmaktadır. İkizlerde erken doğum ve serebral palsi, düşük doğum ağırlığı ve hatta ölü doğum gibi ilişkili durumlar dahil olmak üzere daha fazla komplikasyon riski vardır. Anne için ise çoğul gebeliğin getirdiği riskler arasında yüksek tansiyon, postpartum kanama, uzun süreli yatak istirahati ve diyabet bulunmaktadır.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Yaşadığınız yer tedavinizde belirleyici rol oynar.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Amerikaâ€™da bazı eyaletlerde birtakım infertilite tedavilerinin belirli sağlık planlarının kapsamında olması zorunludur. Eyaletler arasındaki farklar yalnızca sigorta kapsamı ile bitmiyor.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. Destek alın.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Hamile kalmak için yapay yöntemler denerken yaşanan stres korkunçtur. Birçok çift için bu gerçek bir krizdir ve uzman desteğinin alınması gerekebilir.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8. â€˜Başarı oranlarımızıâ€™</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> anlamada iyi şanslar.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Amerikaâ€™da Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleriâ€™nin asiste reprodüktif teknoloji sunan fertilite kliniklerinin başarı oranları ile ilgili bir yıllık rapor yayınlamasını zorunlu kılmaktadır. Ancak bu raporda yer alan bilgiler genellikle klinik dildedir ve sunulan çok sayıdaki veri birçok kadının cevabını duymak istediği şu basit soruların cevaplarını içermez: Hamile kalma olasılığım nedir ve kaç siklus gerekecek? Birçok kadın IVF tedavisinin çoğunlukla başarılı olacağı izlenimine sahiptirâ€”sonuçta bu son derece gelişmiş bir teknolojidir. Ancak, 35 yaşın altındaki kadınlarda bile yüzde 50â€™den az tedavi başarılı olur.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9. Belki de tedaviyi sonlandırmanın zamanı geldi.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Fiziksel, duygusal ve maddi açıdan külfetli olan fertilite tedavisini sonlandırmak çoğu zaman hastanın kararıdır. Bazı klinikler de çiftlere devam etmenin potansiyel risklerini anlatarak yardımcı olmak yerine, onlara farklı hizmetler sunarak tedaviyi sürdürmek ister. Bir hastaya yaşayabileceği olumsuzlukları gerçekçi bir şekilde anlatmak doktorun <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">â€œen büyük becerisi ve sorumluluğudur.</span>â€ Güvene dayalı bir doktor-hasta ilişkisi, her deneme sonrasında hastanın duygusal gücünün değerlendirilmesi gerekir. Tedaviye devam etme konusundaki ısrar, doktorların hastalarının çocuk sahibi olma hayallerini gerçekleştirmek için duyduğu gerçek ve samimi bir arzudan kaynaklanır. Bazen, tüm olumsuzluklara rağmen son deneme başarılı olur.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10. Doğurganlığınızı korumak mı istiyorsunuz?</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Kanser tedavileri gibi doğurganlıklarını etkileyebilen sağlık sorunları yaşayan kadınlar uzun süredir yumurtalarını dondurma çözümüne güvenmektedir. Yumurta dondurma teknolojisi yumurtanın dondurulup daha sonra IVF tedavisinde kullanılmak üzere çözdürüldüğünde canlı kalma şansını artıran flaş bir yöntem ile son birkaç yılda büyük ölçüde gelişti. Bu iyi haber. Kötü haber yumurtaları gençleştiremezsiniz. Yaşa bağlı olarak yumurta kalitesindeki azalma nedeniyle, 30â€™lu yaşların sonlarında veya 40â€™lı yaşların başlarında yumurtalarını donduran kadınlar daha genç yaşlarda yumurtalarını donduran kadınlara göre daha az sayıda yaşayabilir embriyo sahibi olacaktır. Yumurta ve sperm kalitesi yaş ilerledikçe düşerek anomali riskini artırır. Örneğin, annenin ilerleyen yaşı Down sendromu riski ve babanın ilerleyen yaşı otizm riski ile doğrudan bağlantılı olduğu bilinmektedir. Daha ileri yaşlardaki kadınlarda düşük yapma olasılığı daha fazladır.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/wp-content/uploads/fertilite-kliniklerinin-soylemeyecegi-10-sey.jpg" loading="lazy"  alt="fertilite-kliniklerinin-soylemeyecegi-10-sey.jpg" class="mycode_img" /></span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ABDâ€™de tıbbi destekle meydana gelen hamileliklerin sayısı son yirmi yılda dört kat arttı. Yaygın söylenti, yanıltıcı haber ve yanlış yönlendiren istatistikler anne baba adayları için bir engel haline geldi. Bunu önlemek için ABDâ€™de değişik kurum ve kuruluşların yaptığı araştırmalarda fertilite kliniklerinin anne-baba adaylarına söyleyemeyeceği 10 konu yayınlandı.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Op. Dr. Halit Fırat Erden</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tüp Bebek, Üreme İmmünolojisi ve Cerrahisi Uzmanı</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Modern kadın hayatını planlarken eğitim ve kariyere öncelik verdiği için geç <a href="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/vucudunuz-annelige-hazir-mi.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">anne</a> olmaya başladı. Amerikaâ€™da ilk çocuğunu 40-44 yaşları arasında doğuran kadın sayısı, 1985 yılından 2012 yılına kadar dört kattan fazla artarak 109 bin 579 gibi bir sayıya ulaştı. Uzmanlar 40â€™lı yaşlarda hamile kalan şöhretlerin,<a href="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/sigara-ve-dogurganlik.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">doğurganlığın</a> ellili yaşlara kadar devam ettiği konusunda genel bir yanılgıya yol açtığını belirtiyor. Oysa kadınların en doğurgan oldukları dönem 20â€™li yaşlardır. Söylenti, yanıltıcı haber ve yanlış yönlendiren istatistiklerin anne baba adaylarına engel olmasını önlemek için Amerikaâ€™da değişik kurum ve kuruluşların yaptığı<a href="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/infertilite-ve-tup-bebek-yontemleri.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"> fertilite </a>konulu araştırmaların sonuçları bir araya getirildi. Kliniklerinin anne-baba adaylarına söyleyemeyeceği 10 konu belirlendi.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Biyolojik yapınızı değiştiremeyiz.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Birçok kadın için kariyer basamaklarını tırmandığı 30â€™lu yaşlarda doğurganlıkta hafif bir düşüş başlar, bu düşüş 37 yaş civarında hızlanır ve 40 yaş sonrasında doğurganlık keskin bir şekilde azalır. Bu değiştirilemez bir gerçektir. Tabii ki tüm fertilite sorunları yaşa bağlı değildir. Genç yaştaki kadınlarda, hamile kalmalarını zorlaştıran polikistik over sendromu veya hormonal bozukluk gibi tıbbi sorunlar görülebilir. Ayrıca, infertilite genellikle kadınlara ait bir sorun olarak düşünülmesine rağmen yüzde 40 kadar vakada sorun erkekten kaynaklanır.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Doğru ilacı kullanmıyor, doğru doktora gitmiyor olabilirsiniz.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">ABDâ€™li çiftlerin yaklaşık yüzde 10â€™u hamile kalma sorunu yaşıyor. 35 ile 40 yaş arasındaki kadınların 6 ay denedikten sonra bir uzmana başvurması gerekirken, 40 yaş üzerindekiler bir uzmana gitmek için 3 aydan fazla beklememelidir. Yapılan araştırmalarda çoğu kadının uzmana başvurmak için uzun süre beklediği saptandı. Bazen jinekologlar tedavi kapsamında fertilite ilaçları ile zamanı daha da geciktirir. Reprodüktif endokrinoloji uzmanları tüp bebek gibi doğrudan amaca yönelik işlemler uygularken, jinekologlar yumurtlamanın uyarılmasına ve yumurtaların olgunlaşmasına yardımcı olan fertilite ilaçları kullanır. Oysa kadınların 6 aydan fazla fertilite ilaçları kullanmamaları gerekir. Araştırmalar kadınların ilaç tedavisine çok daha uzun süreler devam ettiğini gösteriyor. Fertilite tedavileri söz konusu olduğunda, zaman en önemli faktördür. Aylar geçtikçe hamile kalma şansı azalır. Açıklanamayan infertilite sorunu olan 38 ile 42 yaş arasındaki kadınlarda diğer tedavileri denemek yerine zaman kaybetmeden IVF tedavisine başlamak en kısa zamanda bebek sahibi olma şansı sunulmalıdır.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Çok para harcayacaksınız.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">ABDâ€™de bir tüp bebek tedavisinin ortalama maliyeti 12 bin 400 dolardır. Ancak bu toplam maliyet değildir. IVF deneme aşamasına gelene kadar yapılan diğer tedavilerdeki harcamalar 2.500 dolar arasındadır. Amerikaâ€™da bazı eyaletlerin infertilite tedavilerini belirli bir seviyede sigorta kapsamında olmasını şart koşmasına rağmen en iyi koşullarda dahi sigorta yeterli olmaz. Sağlıklı bir bebek paha biçilemez bir armağan olmasına rağmen doktorlar maliyet konusunda açık ve dürüst olmalıdır.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Geri ödeme garantimiz büyük bir avantaj değil.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Amerikaâ€™da çok sayıda fertilite kliniği 20 bin 000 dolar sabit bir ücret karşılığında hastalarına IVF siklusundan oluşan â€œrisk paylaşımlıâ€ programlar sunmaktadır. Tüm sikluslar başarısız olursa, hastalar ödedikleri paranın tamamını geri alır. Burada asıl hedef; IVF tedavisinin tamamen sigorta kapsamına girmesi ve risk paylaşımının geçmişte kalmasıdır.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Tüm sağlık risklerini en iyi şekilde idare edemeyebiliriz.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Fertilite tedavilerindeki bazı sağlık riskleri doktorlar tarafından iyi bilinir. 2010 yılında IVF ile doğan bebeklerin neredeyse yarısında çoğul gebelik riski bulunmaktadır. İkizlerde erken doğum ve serebral palsi, düşük doğum ağırlığı ve hatta ölü doğum gibi ilişkili durumlar dahil olmak üzere daha fazla komplikasyon riski vardır. Anne için ise çoğul gebeliğin getirdiği riskler arasında yüksek tansiyon, postpartum kanama, uzun süreli yatak istirahati ve diyabet bulunmaktadır.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Yaşadığınız yer tedavinizde belirleyici rol oynar.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Amerikaâ€™da bazı eyaletlerde birtakım infertilite tedavilerinin belirli sağlık planlarının kapsamında olması zorunludur. Eyaletler arasındaki farklar yalnızca sigorta kapsamı ile bitmiyor.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. Destek alın.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Hamile kalmak için yapay yöntemler denerken yaşanan stres korkunçtur. Birçok çift için bu gerçek bir krizdir ve uzman desteğinin alınması gerekebilir.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8. â€˜Başarı oranlarımızıâ€™</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> anlamada iyi şanslar.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Amerikaâ€™da Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleriâ€™nin asiste reprodüktif teknoloji sunan fertilite kliniklerinin başarı oranları ile ilgili bir yıllık rapor yayınlamasını zorunlu kılmaktadır. Ancak bu raporda yer alan bilgiler genellikle klinik dildedir ve sunulan çok sayıdaki veri birçok kadının cevabını duymak istediği şu basit soruların cevaplarını içermez: Hamile kalma olasılığım nedir ve kaç siklus gerekecek? Birçok kadın IVF tedavisinin çoğunlukla başarılı olacağı izlenimine sahiptirâ€”sonuçta bu son derece gelişmiş bir teknolojidir. Ancak, 35 yaşın altındaki kadınlarda bile yüzde 50â€™den az tedavi başarılı olur.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9. Belki de tedaviyi sonlandırmanın zamanı geldi.</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Fiziksel, duygusal ve maddi açıdan külfetli olan fertilite tedavisini sonlandırmak çoğu zaman hastanın kararıdır. Bazı klinikler de çiftlere devam etmenin potansiyel risklerini anlatarak yardımcı olmak yerine, onlara farklı hizmetler sunarak tedaviyi sürdürmek ister. Bir hastaya yaşayabileceği olumsuzlukları gerçekçi bir şekilde anlatmak doktorun <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">â€œen büyük becerisi ve sorumluluğudur.</span>â€ Güvene dayalı bir doktor-hasta ilişkisi, her deneme sonrasında hastanın duygusal gücünün değerlendirilmesi gerekir. Tedaviye devam etme konusundaki ısrar, doktorların hastalarının çocuk sahibi olma hayallerini gerçekleştirmek için duyduğu gerçek ve samimi bir arzudan kaynaklanır. Bazen, tüm olumsuzluklara rağmen son deneme başarılı olur.</span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10. Doğurganlığınızı korumak mı istiyorsunuz?</span></span><br />
 <span style="color: #333333;" class="mycode_color">Kanser tedavileri gibi doğurganlıklarını etkileyebilen sağlık sorunları yaşayan kadınlar uzun süredir yumurtalarını dondurma çözümüne güvenmektedir. Yumurta dondurma teknolojisi yumurtanın dondurulup daha sonra IVF tedavisinde kullanılmak üzere çözdürüldüğünde canlı kalma şansını artıran flaş bir yöntem ile son birkaç yılda büyük ölçüde gelişti. Bu iyi haber. Kötü haber yumurtaları gençleştiremezsiniz. Yaşa bağlı olarak yumurta kalitesindeki azalma nedeniyle, 30â€™lu yaşların sonlarında veya 40â€™lı yaşların başlarında yumurtalarını donduran kadınlar daha genç yaşlarda yumurtalarını donduran kadınlara göre daha az sayıda yaşayabilir embriyo sahibi olacaktır. Yumurta ve sperm kalitesi yaş ilerledikçe düşerek anomali riskini artırır. Örneğin, annenin ilerleyen yaşı Down sendromu riski ve babanın ilerleyen yaşı otizm riski ile doğrudan bağlantılı olduğu bilinmektedir. Daha ileri yaşlardaki kadınlarda düşük yapma olasılığı daha fazladır.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yaşlı Çiftler Önce Tüp Bebek Tedavisi Denemeli]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99361</link>
			<pubDate>Fri, 30 May 2014 08:55:18 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16348">saglikyasam</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99361</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/wp-content/uploads/yasli-ciftler-once-tup-bebek-tedavisi-denemeli.jpg" loading="lazy"  alt="yasli-ciftler-once-tup-bebek-tedavisi-denemeli.jpg" class="mycode_img" /></span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından yapılan araştırma sonuçları; 38 yaşın üzerindeki kadınların tüp bebek tedavisiyle çocuk sahibi olma şanslarının daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Yapılan araştırmalar orta yaştaki çiftlerin diğer tedavi yöntemlerini atlayarak doğrudan tüp bebek denemeleri yapılması gerektiğini gösterdi.</span><br />
 <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Op. Dr. Halit Fırat Erden</span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tüp Bebek, Üreme İmmünolojisi ve Cerrahisi Uzmanı</span><br />
 Amerikaâ€™da yapılan araştırmalar, 38 yaş ve üzeri kadınların<a href="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/ivfde-problemli-tuplerin-alinmasi-gebelik-sansini-artirir.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"> IVF </a>yoluyla ilk iki deneme sonrası <a href="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/hamilelige-hazirlikta-dikkat-edilmesi-gerekenler.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">hamile </a>kalma olasılıklarının oral ya da enjekte edilebilir fertilite ilaçları kullanılarak yapılan tedaviye göre iki katı daha <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">yüksek</span> olduğunu gösterdi.<br />
 Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından yapılan yeni klinik deneme çalışmaları, bebek sahibi olmak isteyen ama hamile kalamayan orta yaştaki çiftlerin diğer tedavi yöntemlerini atlayarak doğrudan in vitro fertilizasyon (IVF) denemeleri gerektiğini kanıtladı. Aynı zamanda bu hamilelik sonrasında başarılı bir <a href="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/dogum-yaptiniz-peki-ya-sonra.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">doğum</a> yapma olasılıkları da iki kat daha fazladır. Bu yaş grubunda zaman gerçekten kritik önem taşımaktadır. En kısa sürede en etkili tedaviye geçmek izlenecek en doğru yoldur. Araştırmada deneme tamamlandığında başarılı bir doğum sonrasında dünyaya gelen bebeklerin beşte dördünden fazlasının IVF tedavisi ile elde edilen hamilelik ile doğduğu görüldü.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İleri yaş çiftler zaman kaybetmemelidirâ€¦</span><br />
 Oysa şu an işleyen sistemde fertilite yöntemleri başarılı olmadığı takdirde doktor IVF tedavisine geçer. Yani önce oral ya da enjekte edilebilir fertilite ilaçları kullanılarak yapılan tedavi denenir. Anneden alınan yumurta ve babanın spermi bir laboratuvar kabında birleştirilir ve oluşturulan embriyo annenin rahmine transfer edilir. Fertilite ilaç tedavisi denemelerinde çift hem zaman hem de maddi olarak yıpranır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta; ileri yaş çiftler için zaman çok önemlidir. Oysa tüp bebek tedavisinde çiftin hem bebek sahibi olma şansı yüksektir hem de maddi anlamda diğer tedaviler için harcadığı parayı harcar.<br />
 New York Manhassetâ€™teki North Shore Üniversite Hastanesi Üreme Merkeziâ€™nde IVF tedavisini seçerek yumurtalıkların daha az sayıda yumurta üretmesi ve yumurtaların yaşlarından dolayı genetik olarak anormal olması gibi â€œçifte sorunâ€ yaşayan orta yaştaki kadınların bu duruma rağmen hamile kalmalarına yardımcı olabildikleri saptandı. Fertilite doktorlarının bebek isteyen ileri yaş çiftlerin yaşlanmamasına izin vermemesi gerekir.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sigorta şirketleri tüp bebek tedavisi için çalışmalara başladıâ€¦</span><br />
 ABDâ€™de sigorta şirketlerinin bu önemli ve başarılı çalışmanın ardından sigorta kapsamlarında değişiklik yapmaları konusunda teşvik edilmesi için ciddi adımlar atıldı. Bu konuyla ilgili ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından finanse edilen çalışma 29 Nisan tarihinde <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Fertility and Sterility</span> web sitesinde yayınlanmıştır. Bu çalışmada Bostonâ€™daki iki fertilite merkezinde tedavi gören ve açıklanamayan infertilite sorunu olan orta yaştaki 154 çift rastgele üç gruba ayrıldı. İlk gruba oral fertilite tedavisi uygulandı, ikinci grup enjekte edilebilir ilaç tedavisi gördü, üçüncü grup için ise doğrudan IVF tedavisine geçildi. Çalışmaya katılan çiftler en az altı aydır hamile kalmayı deneyen ve daha önce çalışmadaki tedavilerden herhangi birini kullanmamıştı. Kadınlar 38 ile 42 yaşları arasında ve her iki partnerin de üreme sağlığı açısından herhangi bir sorunu yoktu.<br />
 İki deneme içinde:<br />
 <ul class="mycode_list"><li>IVF tedavisi alanların yüzde 49â€™u hamile kaldı ve yüzde 31â€™i doğum yaptı. <br />
</li>
<li>Oral yolla ilaç alanların yüzde 22â€™si hamile kaldı ve yüzde 16â€™sı doğum yaptı. <br />
</li>
<li>Enjekte edilebilir ilaç tedavisi uygulananların yüzde 17â€™si hamile kaldı ve yüzde 14â€™ü doğum yaptı.<br />
</li>
</ul>
 İlk iki denemede bu üç tedaviden birini alıp başarılı olamayan tüm çiftler, takip eden tedavi denemesinde IVF tedavisi aldı. İlk başta çalışmanın IVF grubunda olan çiftlerin, oral yolla ilaç veya enjekte edilebilir ilaç tedavisi ile başlayan çiftlere göre toplamda yüzde 36 daha az denemeye gereksinim duyulduğu görüldü. Tedavi tamamlandığında, çiftlerin yüzde 71â€™i için klinik hamilelik ve yüzde 46â€™sı için sağlıklı doğan en az bir bebek ile sonuçlanmıştı. Çalışma kapsamındaki tüm doğumların yaklaşık yüzde 84â€™ü IVF tedavisi sonucunda gerçekleşmişti. Bulgular sigorta şirketlerini hamileliğin IVF tedavisi ile daha hızlı gerçekleştiği ve komplikasyonların daha az olduğu gerçeğini dikkate alarak IVF tedavisini sigorta kapsamına alma konusundaki tereddütlerini yeniden gözden geçirmeleri konusunda ikna etmesi gerektiğini dile getirdi. Oral yolla alınan ve enjekte edilebilir ilaçların yumurtalıkları aşırı stimüle ettiği hamileliklerin genellikle ikiz veya üçüz bebek ile sonuçlandığına dikkat çekmektedir. Bu hamilelikler daha komplike ve daha maliyetli olabilir.<br />
 Eğer sigorta şirketleri bu tedavi yolunu destekleyerek tasarruf edebileceklerini görürse, bu yöntemi sigorta kapsamlarına almayı tercih edecektir. Şu anda standart döllenmeyi karşılar ve bu nedenle hastalar ikiz bebek riskini alır. Bu bir çiftin tek embriyo ile sağlıklı bir hamilelik elde etmesine yardımcı olmaktan daha maliyetlidir. Bı nedenle sigorta şirketleri tüp bebek tedavisi ile ilgili değişiklik yapma konusunda çalışmalar başladı ki bu Türkiyeâ€™de de dikkate alınması gereken bir çalışmadır.<br />
 Araştırmacılar bu bulgulara dayanarak IVF tedavisi alma konusunda istekli olmayan orta yaştaki çiftlerin ikna edilerek, fertilite ilaçları kullanmaktansa vakit kaybetmeden oral yolla alınan fertilite ilaçları ile tedaviye başlamasını önerir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/wp-content/uploads/yasli-ciftler-once-tup-bebek-tedavisi-denemeli.jpg" loading="lazy"  alt="yasli-ciftler-once-tup-bebek-tedavisi-denemeli.jpg" class="mycode_img" /></span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından yapılan araştırma sonuçları; 38 yaşın üzerindeki kadınların tüp bebek tedavisiyle çocuk sahibi olma şanslarının daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Yapılan araştırmalar orta yaştaki çiftlerin diğer tedavi yöntemlerini atlayarak doğrudan tüp bebek denemeleri yapılması gerektiğini gösterdi.</span><br />
 <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Op. Dr. Halit Fırat Erden</span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tüp Bebek, Üreme İmmünolojisi ve Cerrahisi Uzmanı</span><br />
 Amerikaâ€™da yapılan araştırmalar, 38 yaş ve üzeri kadınların<a href="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/ivfde-problemli-tuplerin-alinmasi-gebelik-sansini-artirir.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"> IVF </a>yoluyla ilk iki deneme sonrası <a href="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/hamilelige-hazirlikta-dikkat-edilmesi-gerekenler.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">hamile </a>kalma olasılıklarının oral ya da enjekte edilebilir fertilite ilaçları kullanılarak yapılan tedaviye göre iki katı daha <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">yüksek</span> olduğunu gösterdi.<br />
 Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından yapılan yeni klinik deneme çalışmaları, bebek sahibi olmak isteyen ama hamile kalamayan orta yaştaki çiftlerin diğer tedavi yöntemlerini atlayarak doğrudan in vitro fertilizasyon (IVF) denemeleri gerektiğini kanıtladı. Aynı zamanda bu hamilelik sonrasında başarılı bir <a href="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/dogum-yaptiniz-peki-ya-sonra.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">doğum</a> yapma olasılıkları da iki kat daha fazladır. Bu yaş grubunda zaman gerçekten kritik önem taşımaktadır. En kısa sürede en etkili tedaviye geçmek izlenecek en doğru yoldur. Araştırmada deneme tamamlandığında başarılı bir doğum sonrasında dünyaya gelen bebeklerin beşte dördünden fazlasının IVF tedavisi ile elde edilen hamilelik ile doğduğu görüldü.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İleri yaş çiftler zaman kaybetmemelidirâ€¦</span><br />
 Oysa şu an işleyen sistemde fertilite yöntemleri başarılı olmadığı takdirde doktor IVF tedavisine geçer. Yani önce oral ya da enjekte edilebilir fertilite ilaçları kullanılarak yapılan tedavi denenir. Anneden alınan yumurta ve babanın spermi bir laboratuvar kabında birleştirilir ve oluşturulan embriyo annenin rahmine transfer edilir. Fertilite ilaç tedavisi denemelerinde çift hem zaman hem de maddi olarak yıpranır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta; ileri yaş çiftler için zaman çok önemlidir. Oysa tüp bebek tedavisinde çiftin hem bebek sahibi olma şansı yüksektir hem de maddi anlamda diğer tedaviler için harcadığı parayı harcar.<br />
 New York Manhassetâ€™teki North Shore Üniversite Hastanesi Üreme Merkeziâ€™nde IVF tedavisini seçerek yumurtalıkların daha az sayıda yumurta üretmesi ve yumurtaların yaşlarından dolayı genetik olarak anormal olması gibi â€œçifte sorunâ€ yaşayan orta yaştaki kadınların bu duruma rağmen hamile kalmalarına yardımcı olabildikleri saptandı. Fertilite doktorlarının bebek isteyen ileri yaş çiftlerin yaşlanmamasına izin vermemesi gerekir.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sigorta şirketleri tüp bebek tedavisi için çalışmalara başladıâ€¦</span><br />
 ABDâ€™de sigorta şirketlerinin bu önemli ve başarılı çalışmanın ardından sigorta kapsamlarında değişiklik yapmaları konusunda teşvik edilmesi için ciddi adımlar atıldı. Bu konuyla ilgili ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından finanse edilen çalışma 29 Nisan tarihinde <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Fertility and Sterility</span> web sitesinde yayınlanmıştır. Bu çalışmada Bostonâ€™daki iki fertilite merkezinde tedavi gören ve açıklanamayan infertilite sorunu olan orta yaştaki 154 çift rastgele üç gruba ayrıldı. İlk gruba oral fertilite tedavisi uygulandı, ikinci grup enjekte edilebilir ilaç tedavisi gördü, üçüncü grup için ise doğrudan IVF tedavisine geçildi. Çalışmaya katılan çiftler en az altı aydır hamile kalmayı deneyen ve daha önce çalışmadaki tedavilerden herhangi birini kullanmamıştı. Kadınlar 38 ile 42 yaşları arasında ve her iki partnerin de üreme sağlığı açısından herhangi bir sorunu yoktu.<br />
 İki deneme içinde:<br />
 <ul class="mycode_list"><li>IVF tedavisi alanların yüzde 49â€™u hamile kaldı ve yüzde 31â€™i doğum yaptı. <br />
</li>
<li>Oral yolla ilaç alanların yüzde 22â€™si hamile kaldı ve yüzde 16â€™sı doğum yaptı. <br />
</li>
<li>Enjekte edilebilir ilaç tedavisi uygulananların yüzde 17â€™si hamile kaldı ve yüzde 14â€™ü doğum yaptı.<br />
</li>
</ul>
 İlk iki denemede bu üç tedaviden birini alıp başarılı olamayan tüm çiftler, takip eden tedavi denemesinde IVF tedavisi aldı. İlk başta çalışmanın IVF grubunda olan çiftlerin, oral yolla ilaç veya enjekte edilebilir ilaç tedavisi ile başlayan çiftlere göre toplamda yüzde 36 daha az denemeye gereksinim duyulduğu görüldü. Tedavi tamamlandığında, çiftlerin yüzde 71â€™i için klinik hamilelik ve yüzde 46â€™sı için sağlıklı doğan en az bir bebek ile sonuçlanmıştı. Çalışma kapsamındaki tüm doğumların yaklaşık yüzde 84â€™ü IVF tedavisi sonucunda gerçekleşmişti. Bulgular sigorta şirketlerini hamileliğin IVF tedavisi ile daha hızlı gerçekleştiği ve komplikasyonların daha az olduğu gerçeğini dikkate alarak IVF tedavisini sigorta kapsamına alma konusundaki tereddütlerini yeniden gözden geçirmeleri konusunda ikna etmesi gerektiğini dile getirdi. Oral yolla alınan ve enjekte edilebilir ilaçların yumurtalıkları aşırı stimüle ettiği hamileliklerin genellikle ikiz veya üçüz bebek ile sonuçlandığına dikkat çekmektedir. Bu hamilelikler daha komplike ve daha maliyetli olabilir.<br />
 Eğer sigorta şirketleri bu tedavi yolunu destekleyerek tasarruf edebileceklerini görürse, bu yöntemi sigorta kapsamlarına almayı tercih edecektir. Şu anda standart döllenmeyi karşılar ve bu nedenle hastalar ikiz bebek riskini alır. Bu bir çiftin tek embriyo ile sağlıklı bir hamilelik elde etmesine yardımcı olmaktan daha maliyetlidir. Bı nedenle sigorta şirketleri tüp bebek tedavisi ile ilgili değişiklik yapma konusunda çalışmalar başladı ki bu Türkiyeâ€™de de dikkate alınması gereken bir çalışmadır.<br />
 Araştırmacılar bu bulgulara dayanarak IVF tedavisi alma konusunda istekli olmayan orta yaştaki çiftlerin ikna edilerek, fertilite ilaçları kullanmaktansa vakit kaybetmeden oral yolla alınan fertilite ilaçları ile tedaviye başlamasını önerir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kireçlenme ve Ağrıdan 10 Günde Kurtulmak Mümkün mü?]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99357</link>
			<pubDate>Thu, 15 May 2014 11:44:37 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16348">saglikyasam</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99357</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/wp-content/uploads/kireclenmeye-bagli-agridan-10-gunde-kurtulmak-mumkun-mu-300x225.jpg" loading="lazy"  alt="kireclenmeye-bagli-agridan-10-gunde-kurt...00x225.jpg" class="mycode_img" /><br />
  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Osteoartrit ya da kireçlenme olarak bilinen hastalık 65 yaş üstü, hayatı aktif yaşamak isteyenlerin korkulu rüyasıdır. Oturup kalkarken dizlerden gelen çıtır çıtır ses, eğilip doğrulurken belin tutulması, sabah ağrılarla uyanmak yaşlılığın değil bu hastalığın işaretidir. Amerika, Kanadaâ€™da yapılan bilimsel araştırmalar doğal yumurta zarının proteinden zengin olup kireçlenme tedavisinde10 gün içinde ağrı ve tutukluğu gidermeye yardımcı olduğunu ortaya koydu.</span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ayşegül Ketenci</span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği Başkanı</span><br />
 Namazımı oturup yerde kılamıyorumâ€¦ Elimle çamaşır sıkarken ellerim daha güçsüz ve ağrıyorâ€¦ Sabah uyandığımda her yerim ağrıyor, hareket edince biraz açılıyorumâ€¦ Ayakkabımı bağlamak için ayağımı kaldıramıyorumâ€¦ Bana neler oluyor yoksa yaşlanıyor muyum? Aslında dünyamız yaşlanıyor, toplum yaşlanıyor ve kireçlenme (tıp literatüründe osteoartrit) giderek daha fazla kişinin sorunu olmaya başladı. Amerika, Kanadaâ€™da yapılan bilimsel araştırmalar doğal yumurta zarının proteinden zengin olup kireçlenme tedavisinde10 gün içinde ağrı ve tutukluğu gidermeye yardımcı olduğunu ortaya koydu.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yaşlılık mı Hastalık mı?</span><br />
 Kireçlenme özellikle diz eklemini, omurgayı ve elleri tutan bir hastalıktır. Yaş ilerledikçe daha sık ortaya çıkar ve 65 yaş üzerindeki kişilerin % 90â€™ında eklemlerde osteoartrit görülmektedir. 55 yaş altında kadın ve erkeklerde eşit oranda görülürken, 55 yaş üzerinde kadınlarda daha fazla rastlanır. 55 yaş üzerinde kadınlarda el ve dizler, erkeklerde ise kalçalar daha sık tutulmaktadır.<br />
 Kireçlenme nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte mevcut kanıtlar hastalığın gelişmesinde birçok faktörün birlikte çalıştığını göstermektedir. Hastalık için başlıca risk faktörleri yaşın ilerlemesi, kadın-cinsiyet, obezite, meslek, eklem travması, D vitamini eksikliği ve şeker hastalığı, romatoid artrit, hipotiroidi gibi bazı hastalıklardır. Özellikle el Kireçlenmesinin genetik eğiliminin yüksek olduğu ve annede varsa kızına da büyük ihtimalle geçeceği bilinmektedir. Kireçlenme en sık yakınım, eklemlerdeki ağrı, sertlik ve tam olarak hareket edememektir. Ülkemizde egzersiz yapmanın çok yaygın olmaması, giderek daha kilolu bir toplum olmak ve yaşam süresinin uzaması gibi nedenlerle şikayetlerde artış yaşanmaktadır.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kireçlenme ve Ağrıdan 10 Günde Kurtulmak Mümkün mü?</span><br />
 Kireçlenmeye bağlı ağrı çekmek bir kader değildir. Çeşitli tedavi seçenekleri ile tedavi edilebilir, kontrol altına alınabilir, ağrısız hayat şansı sağlanabilir. Örneğin; 2006 yılından bu yana Amerika, Kanada başta olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinde kullanılan Naturel Egshell Membrane-NEM olarak bilinen Doğal Yumurta Kabuğu Zarı Polimeri ile yapılan bilimsel araştırmalar kireçlenmeye bağlı ağrıları 7 ila 10 gün içinde hissedilir biçimde azalttığı yönünde olumlu sonuçlar vermiştir.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Günlük işlerde zorlanan hastalar ne yapmalıdır? </span><br />
 Öncelikle kas iskelet sistemi hastalıklarında ilk başvurulacak hekim fizik tedavi uzmanıdır. Uzmanınız size şikayetlerinizin gerçekten kireçlenmeye bağlı olup olmadığını söyler. Bu hastalıkta tedavinin ilk adımı eğitimdir. Hangi eklem etkilendi ise bu doğrultuda oturup kalkma, ev işi yapmak, yıkanma, giyinme gibi aktivitelerde hastalığın gidişini yavaşlatmak veya durdurmak için nasıl davranılması gerektiği anlatılır. Örn: Kalça kireçlenmesi olanlar ayakkabılarını oturarak giymelidir, diz kireçlenmesi olanlar dizlerini altlarına toplayıp oturmamalı, çok alçak sandalye kullanılmamalı, yere oturmamalıdır.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kireçlenme tedavisinde egzersizin önemi nedir? </span><br />
 Tedavinin bir diğer önemli basamağı özellikle diz kireçlenmesinde kilo vermek, olmazsa olmazı ise egzersiz yapmaktır. Günlük hayatta bizi ayakta tutan, yürüten, bir şeyleri taşımamızı sağlayan eklemler ve etrafındaki kaslarımızdır. Yaşla birlikte kaslarımızda yağlanma artar, menapoz döneminde bu durum hızlanır. Böylece zaten yıpranmaya başlayan eklemlerimize günlük hayatta destek olması gereken kaslar zayıflar. Bu nedenlerle egzersiz yaparak kasları güçlendirmek eklemler için adeta devamlı bir korse kullanmak gibidir. Ancak unutulmamalıdır ki egzersiz sadece arada bir yapılan ağrı geçince bırakılan bir tarzda olmamalıdır, bir yaşam biçimi olmalıdır.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ağrı için ne yapılmalı? </span><br />
 Tek eklemde ağrı var ve ağrı klasik tedaviler ile tedavi edilemiyorsa, el ve diz eklemleri için artık o ekleme kortizon enjeksiyonu yapılması da önerilmektedir. Ayrıca tedaviye destek amacıyla  doğal yumurta kabuğu zarı polimeri, glukozamin, kondroitin, avakado, soya ekstresi gibi gıda takviyeleri de önerilmektedir . Bu ürünlerin etkinliğine dair klinik çalışmalar  mevcuttur. Bu alternatifler içerisinde en yeni olanı  doğal yumurta kabuğu zarı polimeridir. Doğal yumurta kabuğu zarı polimerinin kireçlenme tedavisinde ağrı ve tutukluğu gidermeye yardımcı olduğunu gösteren çalışmaları mevcuttur.<br />
 Son yıllarda erken kireçlenme deyimi kullanılmaktadır. Bu tanı hastalığı henüz eklemler bozulmadan tanımayı, hastalığın yerleşmesini ve ilerlemesini engelleyecek tedavi yöntemlerinin biran önce başlanmasını hedeflemektedir. Günümüzde hastalığı erken yakalayıp durdurmayı hedefleyen ilaçlarla ilgili çalışmalar hızla ilerlemektedir.<br />
 Hastaların ağrı kontrolünde bir diğer yol ise fizik tedavi yöntemleri ve uygun hastalarda kaplıca tedavisi olabilir. Kas güçlendirici fizik tedavi yöntemleri de mevcuttur. Tüm tedavilere rağmen ağrısı çok şiddetli olan, hareketleri kısıtlanan, gece uykudan uyandıran ağrısı olan hastalarda ise çeşitli cerrahi tedavi yöntemleri uygulanabilmektedir. Unutulmamalıdır ki cerrahi elimizdeki çok önemli bir silahtır ve doğru zamanda doğru hastaya kullanılmalıdır.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Doğal Yumurta Kabuğu Zarıâ€™nın etkisi nedir?</span><br />
 Amerika, Kanada başta olmak üzere ve bir çok Avrupa ülkesinde son yıllarda  NEM (Naturel Eggshell Mambrane) yani Doğal Yumurta Kabuğu Zarı kullanılmaktadır. Yapılan araştırmalar NEMâ€™in yani Doğal Yumurta Kabuğu Zarıâ€™nın, doğal bir polimer olması nedeni ile içinde bir çok faydalı bileşeni taşıdığı ayrıca proteinden zengin olmasının da etkisi ile kireçlenme tedavisinde ağrı ve tutukluğu gidermeye yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. Bu durumda da Yumurta Kabuğu Zarıâ€™nın erken osteoartrit vakalarında faydalı olabileceği ile ilgili veriler bulunmaktadır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/tr/wp-content/uploads/kireclenmeye-bagli-agridan-10-gunde-kurtulmak-mumkun-mu-300x225.jpg" loading="lazy"  alt="kireclenmeye-bagli-agridan-10-gunde-kurt...00x225.jpg" class="mycode_img" /><br />
  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Osteoartrit ya da kireçlenme olarak bilinen hastalık 65 yaş üstü, hayatı aktif yaşamak isteyenlerin korkulu rüyasıdır. Oturup kalkarken dizlerden gelen çıtır çıtır ses, eğilip doğrulurken belin tutulması, sabah ağrılarla uyanmak yaşlılığın değil bu hastalığın işaretidir. Amerika, Kanadaâ€™da yapılan bilimsel araştırmalar doğal yumurta zarının proteinden zengin olup kireçlenme tedavisinde10 gün içinde ağrı ve tutukluğu gidermeye yardımcı olduğunu ortaya koydu.</span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ayşegül Ketenci</span><br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği Başkanı</span><br />
 Namazımı oturup yerde kılamıyorumâ€¦ Elimle çamaşır sıkarken ellerim daha güçsüz ve ağrıyorâ€¦ Sabah uyandığımda her yerim ağrıyor, hareket edince biraz açılıyorumâ€¦ Ayakkabımı bağlamak için ayağımı kaldıramıyorumâ€¦ Bana neler oluyor yoksa yaşlanıyor muyum? Aslında dünyamız yaşlanıyor, toplum yaşlanıyor ve kireçlenme (tıp literatüründe osteoartrit) giderek daha fazla kişinin sorunu olmaya başladı. Amerika, Kanadaâ€™da yapılan bilimsel araştırmalar doğal yumurta zarının proteinden zengin olup kireçlenme tedavisinde10 gün içinde ağrı ve tutukluğu gidermeye yardımcı olduğunu ortaya koydu.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yaşlılık mı Hastalık mı?</span><br />
 Kireçlenme özellikle diz eklemini, omurgayı ve elleri tutan bir hastalıktır. Yaş ilerledikçe daha sık ortaya çıkar ve 65 yaş üzerindeki kişilerin % 90â€™ında eklemlerde osteoartrit görülmektedir. 55 yaş altında kadın ve erkeklerde eşit oranda görülürken, 55 yaş üzerinde kadınlarda daha fazla rastlanır. 55 yaş üzerinde kadınlarda el ve dizler, erkeklerde ise kalçalar daha sık tutulmaktadır.<br />
 Kireçlenme nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte mevcut kanıtlar hastalığın gelişmesinde birçok faktörün birlikte çalıştığını göstermektedir. Hastalık için başlıca risk faktörleri yaşın ilerlemesi, kadın-cinsiyet, obezite, meslek, eklem travması, D vitamini eksikliği ve şeker hastalığı, romatoid artrit, hipotiroidi gibi bazı hastalıklardır. Özellikle el Kireçlenmesinin genetik eğiliminin yüksek olduğu ve annede varsa kızına da büyük ihtimalle geçeceği bilinmektedir. Kireçlenme en sık yakınım, eklemlerdeki ağrı, sertlik ve tam olarak hareket edememektir. Ülkemizde egzersiz yapmanın çok yaygın olmaması, giderek daha kilolu bir toplum olmak ve yaşam süresinin uzaması gibi nedenlerle şikayetlerde artış yaşanmaktadır.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kireçlenme ve Ağrıdan 10 Günde Kurtulmak Mümkün mü?</span><br />
 Kireçlenmeye bağlı ağrı çekmek bir kader değildir. Çeşitli tedavi seçenekleri ile tedavi edilebilir, kontrol altına alınabilir, ağrısız hayat şansı sağlanabilir. Örneğin; 2006 yılından bu yana Amerika, Kanada başta olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinde kullanılan Naturel Egshell Membrane-NEM olarak bilinen Doğal Yumurta Kabuğu Zarı Polimeri ile yapılan bilimsel araştırmalar kireçlenmeye bağlı ağrıları 7 ila 10 gün içinde hissedilir biçimde azalttığı yönünde olumlu sonuçlar vermiştir.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Günlük işlerde zorlanan hastalar ne yapmalıdır? </span><br />
 Öncelikle kas iskelet sistemi hastalıklarında ilk başvurulacak hekim fizik tedavi uzmanıdır. Uzmanınız size şikayetlerinizin gerçekten kireçlenmeye bağlı olup olmadığını söyler. Bu hastalıkta tedavinin ilk adımı eğitimdir. Hangi eklem etkilendi ise bu doğrultuda oturup kalkma, ev işi yapmak, yıkanma, giyinme gibi aktivitelerde hastalığın gidişini yavaşlatmak veya durdurmak için nasıl davranılması gerektiği anlatılır. Örn: Kalça kireçlenmesi olanlar ayakkabılarını oturarak giymelidir, diz kireçlenmesi olanlar dizlerini altlarına toplayıp oturmamalı, çok alçak sandalye kullanılmamalı, yere oturmamalıdır.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kireçlenme tedavisinde egzersizin önemi nedir? </span><br />
 Tedavinin bir diğer önemli basamağı özellikle diz kireçlenmesinde kilo vermek, olmazsa olmazı ise egzersiz yapmaktır. Günlük hayatta bizi ayakta tutan, yürüten, bir şeyleri taşımamızı sağlayan eklemler ve etrafındaki kaslarımızdır. Yaşla birlikte kaslarımızda yağlanma artar, menapoz döneminde bu durum hızlanır. Böylece zaten yıpranmaya başlayan eklemlerimize günlük hayatta destek olması gereken kaslar zayıflar. Bu nedenlerle egzersiz yaparak kasları güçlendirmek eklemler için adeta devamlı bir korse kullanmak gibidir. Ancak unutulmamalıdır ki egzersiz sadece arada bir yapılan ağrı geçince bırakılan bir tarzda olmamalıdır, bir yaşam biçimi olmalıdır.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ağrı için ne yapılmalı? </span><br />
 Tek eklemde ağrı var ve ağrı klasik tedaviler ile tedavi edilemiyorsa, el ve diz eklemleri için artık o ekleme kortizon enjeksiyonu yapılması da önerilmektedir. Ayrıca tedaviye destek amacıyla  doğal yumurta kabuğu zarı polimeri, glukozamin, kondroitin, avakado, soya ekstresi gibi gıda takviyeleri de önerilmektedir . Bu ürünlerin etkinliğine dair klinik çalışmalar  mevcuttur. Bu alternatifler içerisinde en yeni olanı  doğal yumurta kabuğu zarı polimeridir. Doğal yumurta kabuğu zarı polimerinin kireçlenme tedavisinde ağrı ve tutukluğu gidermeye yardımcı olduğunu gösteren çalışmaları mevcuttur.<br />
 Son yıllarda erken kireçlenme deyimi kullanılmaktadır. Bu tanı hastalığı henüz eklemler bozulmadan tanımayı, hastalığın yerleşmesini ve ilerlemesini engelleyecek tedavi yöntemlerinin biran önce başlanmasını hedeflemektedir. Günümüzde hastalığı erken yakalayıp durdurmayı hedefleyen ilaçlarla ilgili çalışmalar hızla ilerlemektedir.<br />
 Hastaların ağrı kontrolünde bir diğer yol ise fizik tedavi yöntemleri ve uygun hastalarda kaplıca tedavisi olabilir. Kas güçlendirici fizik tedavi yöntemleri de mevcuttur. Tüm tedavilere rağmen ağrısı çok şiddetli olan, hareketleri kısıtlanan, gece uykudan uyandıran ağrısı olan hastalarda ise çeşitli cerrahi tedavi yöntemleri uygulanabilmektedir. Unutulmamalıdır ki cerrahi elimizdeki çok önemli bir silahtır ve doğru zamanda doğru hastaya kullanılmalıdır.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Doğal Yumurta Kabuğu Zarıâ€™nın etkisi nedir?</span><br />
 Amerika, Kanada başta olmak üzere ve bir çok Avrupa ülkesinde son yıllarda  NEM (Naturel Eggshell Mambrane) yani Doğal Yumurta Kabuğu Zarı kullanılmaktadır. Yapılan araştırmalar NEMâ€™in yani Doğal Yumurta Kabuğu Zarıâ€™nın, doğal bir polimer olması nedeni ile içinde bir çok faydalı bileşeni taşıdığı ayrıca proteinden zengin olmasının da etkisi ile kireçlenme tedavisinde ağrı ve tutukluğu gidermeye yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. Bu durumda da Yumurta Kabuğu Zarıâ€™nın erken osteoartrit vakalarında faydalı olabileceği ile ilgili veriler bulunmaktadır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İnfertilite Tedavisinde Akupunktur Mucizesi]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99064</link>
			<pubDate>Tue, 14 Aug 2012 12:52:44 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16240">Sağlık ve Yaşam</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99064</guid>
			<description><![CDATA[ <img src="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/infertilite-tedavisinde-akupunktur-mucizesi.jpg" loading="lazy"  alt="infertilite-tedavisinde-akupunktur-mucizesi.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bilimsel çalışmalar stresin infertiliteye neden <br />
olabileceğini; infertilitenin ve bu süreçte yaşananların da depresyona <br />
ve anksiyeteyi tetiklediğini göstermektedir. Bu süreçte uygulanacak <br />
akupunktur, anne adayının kaygılarını, korkularını ve stresini azaltarak<br />
daha huzurlu, rahat ve sakin bir tüp bebek süreci geçirmesine katkı <br />
sağlamaktadır.</span><br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dr. Hasan Ali Nogay</span><br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akupuntur uzmanı</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
	İnfertilite (Kısırlık) tedavisi, aynı anda birçok mesele ile uğraşmayı <br />
gerektiren bir tedavi sürecidir. Bu dönemde yaşanan stresin <br />
infertiliteye neden olabileceği; infertilitenin ve bu süreçte <br />
yaşananların da depresyona ve anksiyeteyi tetiklediği yapılan <br />
araştırmalarla ortaya konuldu. Bu aslında yumurta â€“ tavuk hikayesi gibiâ€¦<br />
Stres bir yandan gebe kalma ve sürdürme olasılığını azaltırken, diğer <br />
yandan çocuk sahibi olamamak da stresi artırabilmektedir. Yapılan <br />
çalışmalarda, çocuğu olmayan â€œçiflerâ€ ile kanser ve AIDS hastaları <br />
karşılaştırıldığında benzer oranda kaygı ve depresyon görülmüştür.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnfertilite Süreci Bağışıklık Sistemini Çökertirâ€¦</span><br />
<br />
<br />
	Uzun bir süredir devam eden tüp bebek süreci ve getirdiklerinin stresi <br />
altında olan zihin, beden ve ruh, normal düzenine geri dönmekte <br />
zorlanmaktadır. Böylece bazı kronik ağrılar (migren, sırt, boyun <br />
ağrıları gibi) oluşabilmektedir. Bağışıklık sistemi zayıflamakta ve anne<br />
adayımız hastalıklara daha açık hale gelmektedir.<br />
<br />
<br />
	Uyku problemleri, kronik yorgunluk, öfke, sinirlilik, özgüven kaybı, <br />
kendini yetersiz görmek- kendini beğenmemek ve cinsel isteksizlik ve <br />
cinsellikten zevk almamak gibi sorunlar da ortaya çıkmaktadır.<br />
<br />
<br />
	Son 20 yıldır, ülkemizde de artan uygulamalar ile sıradan bir yöntem <br />
haline gelen â€œtüp bebek uygulamalarıâ€ sürecinde anne-baba adayları ve <br />
hekimleri arasında uzun ve zorlu bir yol arkadaşlığı da başlamış oluyor.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnfertilite Tedavisinde Akupunktur</span><br />
<br />
<br />
	Akupunktur, anne adayının kaygılarını, korkularını ve stresini <br />
azaltarak daha huzurlu, rahat ve sakin bir tüp bebek sürecini <br />
geçirmesine anlamlı katkı sağlamaktadır.<br />
<br />
<br />
	Akupunktur, limbik sistemi düzenleyici etkisi ile anne adayının stresle<br />
başa çıkmasına- zihinsel ve bedensel olarak dengesini sağlamasına <br />
-destek olmakta; ve antidepresan etki göstermektedir. Bu süreçte aslında<br />
çiftler birlikte tedaviye alınmalıdır. Çünkü sadece stresin bile sperm <br />
kalitesi ve hareketliliğini ne kadar olumsuz etkilediğini biliyoruz. <br />
Ayrıca akupunktur, rahme giden kan akımını artırarak rahim kasılmalarını<br />
azaltmakta ve embriyonun rahme tutunması için uygun ortam <br />
oluşturmaktadır.<br />
<br />
<br />
	Bununla beraber kadının sadece kaygıları, korkuları değil hormonal <br />
dengesizlikleri (kistik gelişimler, cerrahi müdahelelerin yan etkileri, <br />
enfeksiyonlar vb.) tamamen düzeltilmeden iyileştirme mümkün <br />
olmamaktadır. Yani aslında, tüp bebek protokolleri öncesinde, <br />
â€œmental-psikolojik-fizikselâ€ bozucu alanlarının tedavisi, asli görevimiz<br />
olan â€œiyileştimeâ€ yi mümkün kılmakta ve akupunktur, â€œbaşarıyı <br />
artırmaktadırâ€.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akupunktur Nedir?</span><br />
<br />
<br />
	Fonksiyon bozukluklarını ya da hastalıkları iyileştirmek ve vücut <br />
dengesinin yeniden oluşturulması için vücutta belirli özel noktalara <br />
iğne batırılarak uygulanan bir tedavidir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) <br />
tarafından kabul gören ve olumlu sonuçları kanıta dayalı tıpla <br />
ispatlanmış bilimsel bir tedavidir.<br />
<br />
<br />
	Bütün canlılarda, fonksiyonel bozukluklarını onarmaya ve hastalıklarını<br />
kendi kendine yenmeye yönelik bir savunma mekanizmaları vardır. Örneğin<br />
bir kemik kırıldığı zaman kemik uç uca getirilerek sabitlenir yani <br />
atele alınır ve iyileşmesi beklenir. İşte bu canlının kendini <br />
iyileştirme gücüdür. Vücutta varlığı binlerce yıldan beri bilinen bazı <br />
noktaları uyararak sözedilen bu "biyoregüler güç" harekete geçirilir ve <br />
kişi kendisinin bu mükemmel gücü sayesinde iyileşir.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akupunktur Etkisi Nasıl Gerçekleşir?</span><br />
<br />
<br />
	Akupunktur noktası uyarılınca buradan başlayan lokal hücresel uyarılar <br />
sinirsel iletişim yoluyla beyine ulaşır, beyinden de ilgili organlara <br />
gönderilir. Böylece vücudumuzda zaten varolan kimyasal maddeler, <br />
hormonlar, enzimler salgılanır ve bazı biyokimyasal-hücresel <br />
değişiklikler olur. Bu değişim süreci, olması gerektiği düzeyde kalır. <br />
Yani hiperfonksiyon veya hipofonksiyon oluşmaz. Çünkü organizmamız <br />
â€œDengeyeâ€ programlanmıştır. Özellikle limbik sistem üzerindeki etkisi <br />
ile strese karşı dayanıklılığımızı artırmaktadır. Akupunkturun stresi <br />
azaltıcı ve antidepresan etkisi pek çok araştırmada gösterilmiştir.<br />
<br />
<br />
	Vücut akupunkturuna ek olarak anne karnındaki cenini temsil eden <br />
â€œkulak akupunkturuâ€ ile varlığı binlerce yıldan beri bilinen belirli <br />
noktalar uyarılır. Böylece, vücudumuzun "kendini iyileştirme gücü" <br />
harekete geçirilerek iyileşme sağlanır. Tıpkı bir kemik kırıldığında <br />
kemik parçalarının, uç uca getirilip sabitlenerek 4-6 haftada <br />
kendiliğinden iyileşmesi gibi. <br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnfertilite Tedavisinde Farklı Uygulamalar Var mı?</span><br />
<br />
<br />
	Aslında bu aşamadan önce â€œçiflerâ€ ve/veya anne adayları, genel <br />
sağlıklarının iyileştirilmesi ve hazırlık için tedaviye alınmalıdır. <br />
Özellikle birkaç kez başarısız denemeleri olan adaylarda, â€œBozucu alanâ€ <br />
tedavi yaklaşımı ile 4 haftalık bir ön hazırlık son derece faydalı <br />
olacaktır. Yine de 3.-4. günlerde başlayan â€œTüp Bebek Merkezâ€ <br />
ziyaretleri ve tahlil sürecinde ilk seansların başlaması başarı şansını <br />
artıracaktır.<br />
<br />
<br />
	Bununla birlikte, bazı yurtdışı merkezlerde olduğu gibi ilk seans <br />
akupunktur, 3.-7. günlerde, follikül gelişimi ve endometrium <br />
kalınlığını artırmak ve anne adayının stresini azaltmak için de <br />
uygulanabilir.<br />
<br />
<br />
	İkinci seans, yumurta toplanmasından hemen sonra post-op stresin <br />
azaltılması, bulantı-kusma ve nekahat döneminin huzurlu geçmesi, karının<br />
rahatlaması ve yine endometriumun gelişimine destek olmak için <br />
uygulanabilir.<br />
<br />
<br />
	Üçüncü seans, embriyo transferinden önce veya hemen sonra uygulanabilir.<br />
<br />
<br />
	Dördüncü seans, transferden sonra 3.-7. günlerde (embriyonun uterusa <br />
doğal olarak yapışıp tutunması-implantasyon-için) uygulandığında gebelik<br />
oranlarını artırdığını biliyoruz.<br />
<br />
<br />
	Biz transfer sonrasında da (11-15 günlük; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">STRESiN PİK YAPTIÄžI</span> bekleme döneminde ) anneye, en az 1 ya da 2 defa <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AKUPUNKTUR</span> ile destek olmanın faydalı olduğunu görüyoruz.<br />
<br />
<br />
	Eğer, anne adayımızın daha önce mesela 8. Haftada ya da 22. Haftada bir<br />
kaybı söz konusu ise, bu süreyi bir â€œeşik değerâ€ olarak kabul ederek, <br />
akupunktur desteği ile o haftaya beraber ulaşmayı hedefliyoruz<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnfertilite Tedavisinde Akupunkturâ€™un Etkileri: </span><br />
<br />
<br />
	â€¢ Rahim kan akımını artırır, endometriumu (rahim içi dokusu) iyileştirir.<br />
<br />
<br />
	â€¢ GnRH, FSH, LH (üreme) hormonlarını düzenler, doğal yumurta gelişimini sağlar.<br />
<br />
<br />
	â€¢ Overlerin (yumurtalıklar) dengeli uyarılmasıyle yumurta kalitesini artırır.<br />
<br />
<br />
	â€¢ Tedavi sürecinde stresi, kaygı ve endişeyi azaltır.<br />
<br />
<br />
	â€¢ Rahim kasılmalarını azaltarak embriyonun tutunmasını sağlar.<br />
<br />
<br />
	â€¢ Bağışıklık sistemini dengeleyerek düşük tehlikesini azaltır.<br />
<br />
<br />
	â€¢ Hormonal tedavinin yan etkilerini azaltır.<br />
<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <img src="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/infertilite-tedavisinde-akupunktur-mucizesi.jpg" loading="lazy"  alt="infertilite-tedavisinde-akupunktur-mucizesi.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bilimsel çalışmalar stresin infertiliteye neden <br />
olabileceğini; infertilitenin ve bu süreçte yaşananların da depresyona <br />
ve anksiyeteyi tetiklediğini göstermektedir. Bu süreçte uygulanacak <br />
akupunktur, anne adayının kaygılarını, korkularını ve stresini azaltarak<br />
daha huzurlu, rahat ve sakin bir tüp bebek süreci geçirmesine katkı <br />
sağlamaktadır.</span><br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dr. Hasan Ali Nogay</span><br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akupuntur uzmanı</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
	İnfertilite (Kısırlık) tedavisi, aynı anda birçok mesele ile uğraşmayı <br />
gerektiren bir tedavi sürecidir. Bu dönemde yaşanan stresin <br />
infertiliteye neden olabileceği; infertilitenin ve bu süreçte <br />
yaşananların da depresyona ve anksiyeteyi tetiklediği yapılan <br />
araştırmalarla ortaya konuldu. Bu aslında yumurta â€“ tavuk hikayesi gibiâ€¦<br />
Stres bir yandan gebe kalma ve sürdürme olasılığını azaltırken, diğer <br />
yandan çocuk sahibi olamamak da stresi artırabilmektedir. Yapılan <br />
çalışmalarda, çocuğu olmayan â€œçiflerâ€ ile kanser ve AIDS hastaları <br />
karşılaştırıldığında benzer oranda kaygı ve depresyon görülmüştür.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnfertilite Süreci Bağışıklık Sistemini Çökertirâ€¦</span><br />
<br />
<br />
	Uzun bir süredir devam eden tüp bebek süreci ve getirdiklerinin stresi <br />
altında olan zihin, beden ve ruh, normal düzenine geri dönmekte <br />
zorlanmaktadır. Böylece bazı kronik ağrılar (migren, sırt, boyun <br />
ağrıları gibi) oluşabilmektedir. Bağışıklık sistemi zayıflamakta ve anne<br />
adayımız hastalıklara daha açık hale gelmektedir.<br />
<br />
<br />
	Uyku problemleri, kronik yorgunluk, öfke, sinirlilik, özgüven kaybı, <br />
kendini yetersiz görmek- kendini beğenmemek ve cinsel isteksizlik ve <br />
cinsellikten zevk almamak gibi sorunlar da ortaya çıkmaktadır.<br />
<br />
<br />
	Son 20 yıldır, ülkemizde de artan uygulamalar ile sıradan bir yöntem <br />
haline gelen â€œtüp bebek uygulamalarıâ€ sürecinde anne-baba adayları ve <br />
hekimleri arasında uzun ve zorlu bir yol arkadaşlığı da başlamış oluyor.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnfertilite Tedavisinde Akupunktur</span><br />
<br />
<br />
	Akupunktur, anne adayının kaygılarını, korkularını ve stresini <br />
azaltarak daha huzurlu, rahat ve sakin bir tüp bebek sürecini <br />
geçirmesine anlamlı katkı sağlamaktadır.<br />
<br />
<br />
	Akupunktur, limbik sistemi düzenleyici etkisi ile anne adayının stresle<br />
başa çıkmasına- zihinsel ve bedensel olarak dengesini sağlamasına <br />
-destek olmakta; ve antidepresan etki göstermektedir. Bu süreçte aslında<br />
çiftler birlikte tedaviye alınmalıdır. Çünkü sadece stresin bile sperm <br />
kalitesi ve hareketliliğini ne kadar olumsuz etkilediğini biliyoruz. <br />
Ayrıca akupunktur, rahme giden kan akımını artırarak rahim kasılmalarını<br />
azaltmakta ve embriyonun rahme tutunması için uygun ortam <br />
oluşturmaktadır.<br />
<br />
<br />
	Bununla beraber kadının sadece kaygıları, korkuları değil hormonal <br />
dengesizlikleri (kistik gelişimler, cerrahi müdahelelerin yan etkileri, <br />
enfeksiyonlar vb.) tamamen düzeltilmeden iyileştirme mümkün <br />
olmamaktadır. Yani aslında, tüp bebek protokolleri öncesinde, <br />
â€œmental-psikolojik-fizikselâ€ bozucu alanlarının tedavisi, asli görevimiz<br />
olan â€œiyileştimeâ€ yi mümkün kılmakta ve akupunktur, â€œbaşarıyı <br />
artırmaktadırâ€.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akupunktur Nedir?</span><br />
<br />
<br />
	Fonksiyon bozukluklarını ya da hastalıkları iyileştirmek ve vücut <br />
dengesinin yeniden oluşturulması için vücutta belirli özel noktalara <br />
iğne batırılarak uygulanan bir tedavidir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) <br />
tarafından kabul gören ve olumlu sonuçları kanıta dayalı tıpla <br />
ispatlanmış bilimsel bir tedavidir.<br />
<br />
<br />
	Bütün canlılarda, fonksiyonel bozukluklarını onarmaya ve hastalıklarını<br />
kendi kendine yenmeye yönelik bir savunma mekanizmaları vardır. Örneğin<br />
bir kemik kırıldığı zaman kemik uç uca getirilerek sabitlenir yani <br />
atele alınır ve iyileşmesi beklenir. İşte bu canlının kendini <br />
iyileştirme gücüdür. Vücutta varlığı binlerce yıldan beri bilinen bazı <br />
noktaları uyararak sözedilen bu "biyoregüler güç" harekete geçirilir ve <br />
kişi kendisinin bu mükemmel gücü sayesinde iyileşir.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akupunktur Etkisi Nasıl Gerçekleşir?</span><br />
<br />
<br />
	Akupunktur noktası uyarılınca buradan başlayan lokal hücresel uyarılar <br />
sinirsel iletişim yoluyla beyine ulaşır, beyinden de ilgili organlara <br />
gönderilir. Böylece vücudumuzda zaten varolan kimyasal maddeler, <br />
hormonlar, enzimler salgılanır ve bazı biyokimyasal-hücresel <br />
değişiklikler olur. Bu değişim süreci, olması gerektiği düzeyde kalır. <br />
Yani hiperfonksiyon veya hipofonksiyon oluşmaz. Çünkü organizmamız <br />
â€œDengeyeâ€ programlanmıştır. Özellikle limbik sistem üzerindeki etkisi <br />
ile strese karşı dayanıklılığımızı artırmaktadır. Akupunkturun stresi <br />
azaltıcı ve antidepresan etkisi pek çok araştırmada gösterilmiştir.<br />
<br />
<br />
	Vücut akupunkturuna ek olarak anne karnındaki cenini temsil eden <br />
â€œkulak akupunkturuâ€ ile varlığı binlerce yıldan beri bilinen belirli <br />
noktalar uyarılır. Böylece, vücudumuzun "kendini iyileştirme gücü" <br />
harekete geçirilerek iyileşme sağlanır. Tıpkı bir kemik kırıldığında <br />
kemik parçalarının, uç uca getirilip sabitlenerek 4-6 haftada <br />
kendiliğinden iyileşmesi gibi. <br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnfertilite Tedavisinde Farklı Uygulamalar Var mı?</span><br />
<br />
<br />
	Aslında bu aşamadan önce â€œçiflerâ€ ve/veya anne adayları, genel <br />
sağlıklarının iyileştirilmesi ve hazırlık için tedaviye alınmalıdır. <br />
Özellikle birkaç kez başarısız denemeleri olan adaylarda, â€œBozucu alanâ€ <br />
tedavi yaklaşımı ile 4 haftalık bir ön hazırlık son derece faydalı <br />
olacaktır. Yine de 3.-4. günlerde başlayan â€œTüp Bebek Merkezâ€ <br />
ziyaretleri ve tahlil sürecinde ilk seansların başlaması başarı şansını <br />
artıracaktır.<br />
<br />
<br />
	Bununla birlikte, bazı yurtdışı merkezlerde olduğu gibi ilk seans <br />
akupunktur, 3.-7. günlerde, follikül gelişimi ve endometrium <br />
kalınlığını artırmak ve anne adayının stresini azaltmak için de <br />
uygulanabilir.<br />
<br />
<br />
	İkinci seans, yumurta toplanmasından hemen sonra post-op stresin <br />
azaltılması, bulantı-kusma ve nekahat döneminin huzurlu geçmesi, karının<br />
rahatlaması ve yine endometriumun gelişimine destek olmak için <br />
uygulanabilir.<br />
<br />
<br />
	Üçüncü seans, embriyo transferinden önce veya hemen sonra uygulanabilir.<br />
<br />
<br />
	Dördüncü seans, transferden sonra 3.-7. günlerde (embriyonun uterusa <br />
doğal olarak yapışıp tutunması-implantasyon-için) uygulandığında gebelik<br />
oranlarını artırdığını biliyoruz.<br />
<br />
<br />
	Biz transfer sonrasında da (11-15 günlük; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">STRESiN PİK YAPTIÄžI</span> bekleme döneminde ) anneye, en az 1 ya da 2 defa <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AKUPUNKTUR</span> ile destek olmanın faydalı olduğunu görüyoruz.<br />
<br />
<br />
	Eğer, anne adayımızın daha önce mesela 8. Haftada ya da 22. Haftada bir<br />
kaybı söz konusu ise, bu süreyi bir â€œeşik değerâ€ olarak kabul ederek, <br />
akupunktur desteği ile o haftaya beraber ulaşmayı hedefliyoruz<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnfertilite Tedavisinde Akupunkturâ€™un Etkileri: </span><br />
<br />
<br />
	â€¢ Rahim kan akımını artırır, endometriumu (rahim içi dokusu) iyileştirir.<br />
<br />
<br />
	â€¢ GnRH, FSH, LH (üreme) hormonlarını düzenler, doğal yumurta gelişimini sağlar.<br />
<br />
<br />
	â€¢ Overlerin (yumurtalıklar) dengeli uyarılmasıyle yumurta kalitesini artırır.<br />
<br />
<br />
	â€¢ Tedavi sürecinde stresi, kaygı ve endişeyi azaltır.<br />
<br />
<br />
	â€¢ Rahim kasılmalarını azaltarak embriyonun tutunmasını sağlar.<br />
<br />
<br />
	â€¢ Bağışıklık sistemini dengeleyerek düşük tehlikesini azaltır.<br />
<br />
<br />
	â€¢ Hormonal tedavinin yan etkilerini azaltır.<br />
<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Saçı Dökülenler Biotin Testine!]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99061</link>
			<pubDate>Thu, 09 Aug 2012 11:49:20 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16240">Sağlık ve Yaşam</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99061</guid>
			<description><![CDATA[ <img src="http://saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/sac-bakimi.jpg" loading="lazy"  alt="sac-bakimi.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Saçlarınız dökülüyor, kırılıyor ve mat görünüyorsa, <br />
tırnaklarınız kırılıyor ve burnunuzun etrafında egzama oluyorsa nedeni <br />
biotin vitamini eksikliği olabilir! Özellikle aşırı çiğ yumurta <br />
yiyenleri ve sigara içenleri tehdit eden biotin eksikliğine karşı bol <br />
bol süt için, karaciğer, ceviz, tahıllar, soya fasulyesi ve yumurta <br />
yiyinâ€¦</span><br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dr. Gökhan Okan</span><br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dermatoloji Uzmanı</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
	Eksikliğinde saç ve tırnaklarda ciddi sağlık sorunlarına neden olan biotin vitamin açısından önemli ve etkilidir.<br />
<br />
<br />
	Â· Cilt sağlığı için gerekli bir vitamin olan biotin (Vitamin H);<br />
yağ ve karbonhidrat metabolizmasında rol oynayan, suda eriyen bir <br />
vitamindir. Birçok saç ve deri kozmetik ürünlerinin içerisinde bulunur. <br />
Biotin; B7 vitamini olarak da bilinir. Gıdalar yoluyla alınabileceği <br />
gibi bağırsak bakterileri de vücudumuza gerekli olan biotini <br />
sağlamaktadır.<br />
<br />
<br />
	Â· Biotinin bu kadar popüler olmasının nedeni, saç ve tırnaklara <br />
kazandırmış olduğu olumlu etkidir. Karbonhidrat, protein <br />
metabolizmasında ve diğer vitaminlerin kullanımında gereklidir.Birçok <br />
enzimin yapısına girer<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">. </span>Bu enzimler, gıdaların vücuda yararlı <br />
hale getirilmesini sağlarlar.Saç dökülmesini ve beyazlamasını <br />
yavaşlatır. Cilt sağlığı için gereklidir. Birçok saç ve deri için <br />
kozmetik ürünlerde biotin katkısı vardır. Biotin eksikliği, saç <br />
dökülmesi ve kalite kaybına yol açabilir. Saç kaybı, biotin eksikliğinde<br />
görülen bir bulgudur.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bebeğinizin Saçlarını Takip Edin</span><br />
<br />
<br />
	Â· Biotin eksikliği doğumsal olabilir ya da sonradan gelişebilir.<br />
Doğumsal biotin eksikliği genetik kökenlidir. Vücutta bulunan biotinin <br />
geri kazanılmasında olan bir bozukluk söz konusudur. Diyetle alınan <br />
biotinden vücut faydalanamaz. Bulgular, doğum sonrası ilk aylarda <br />
başlar. Bebeklerde saç dökülmesi, saçlarda kırılganlık, tırnaklarda <br />
soyulma, ekzematöz bulgular bulunurken; ileriki haftalarda nörolojik <br />
bozukluklar buna eklenir. Yeni doğanlarda eksiklik tespit edilip <br />
tedavinin hemen başlanması gerekir. Tedaviye geç başlanması yakınmaların<br />
kalıcı olmasına neden olabilir.<br />
<br />
<br />
	Â· Erişkinlerde görülen biotin eksikliği çok sayıda nedenle <br />
gelişebilir. Çiğ yumurta tüketilmesi biotin eksikliğinin en önemli <br />
nedenidir. Çiğ yumurtada bulunan bir madde biotinin emilimini bozar. <br />
Yanık hastaları, epilepsi ilaçları kullanan hastalar, gebeler, uzun <br />
süreli antibiyotik tedavisi alan kişiler, yoğun alkol tüketenler ve <br />
lohusalar biotin eksikliği açısından riskli kişilerdir. Yapılan <br />
çalışmalarda yoğun sigara içen kadınlarda biotin yıkımının arttığı <br />
saptanmıştır.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir Damla Kanla Biotin Testi</span><br />
<br />
<br />
	Â· Biotin eksikliği düşünülen bir vakada, klinik bulgular <br />
önceliklidir. Hekim, hastanın şikÃ¢yetleri doğrultusunda biotin <br />
eksikliğinden şüphelenmelidir. Biotin eksikliği tanısını koymanın en <br />
etkili yolu kandan yapılan biotin testidir. Kandaki biotin değeri <br />
ölçümü, eksikliği doğrular. Biotin testi, laboratuarda az miktarda <br />
alınan kandan Vitamin H değerinin ölçümüdür. Eksikliğin derecesi test <br />
sonucunda tespit edilir. Eksiklik hafif, orta şiddet ya da şiddetli <br />
olarak raporlanır. Eksikliğin derecesine göre tedavinin dozu ve süresi <br />
düzenlenir. <br />
<br />
<br />
	Â· Çocukluk çağı biotin eksikliklerinde enzim düzeylerine <br />
bakılır. Enzim eksikliğinden kaynaklanan biotin eksikliklerinde tedaviye<br />
hemen başlanmalıdır. Tedaviye yüksek doz biotin ile başlanılmalı, <br />
biotin değeri normale dönünce doz düşürülmelidir. Erişkinlerde olan <br />
biotin eksikliklerinde ise öncelikle biotin eksikliğine neden olan sebep<br />
varsa o ortadan kaldırılmalıdır. Daha sonrada medikal tedavi başlanır.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Erken Teşhis Etkili Tedavi</span><br />
<br />
<br />
	Â· Düzensiz beslenen ve biotin metabolizmasındaki sorundan dolayı<br />
ihtiyacın fazla olduğu kişiler aralıklı olarak takip edilmelidir. <br />
Biotin eksikliği daha çok dermatoloji ve pediatri hekimlerinin <br />
karşılaştığı bir durumdur. Teşhisinin erken konulup tedavinin çabuk <br />
başlanması yakınmaların çabuk ortadan kalkmasına neden olur.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu Belirtiler Varsa Biotin Vitamininiz Eksik Olabilir!</span><br />
<br />
<br />
	Â· Biotin eksikliği; cilt, saç, tırnak, sinir sistemi ve <br />
bağırsaklar üzerinde kendini gösterir. En sık dermatolojik bulgular <br />
görülür.<br />
<br />
<br />
	Â· Saç dökülmesi, saçlarda mat görüntü, kırılma ve ekzematöz <br />
yakınmalar biotin eksikliğini düşündüren önemli dermatolojik <br />
şikayetlerdir.<br />
<br />
<br />
	Â· Saçlarda kalite kaybına yol açar. Saçlar hacimsiz görünür.<br />
<br />
<br />
	Â· Tırnaklarda kırılmalar, soyulmalar görülür.<br />
<br />
<br />
	Â· Yüzde, özellikle ağız çevresinde ve burun çevresinde ekzematöz bulgular gelişir.<br />
<br />
<br />
	Â· Ellerde ayaklarda uyuşmalar, kas ağrıları, mide bulantısı ve <br />
iştahsızlık yakınmaları ise çocukluk çağında görülen doğumsal kökenli <br />
biotin eksikliklerinde görülen bulgulardır.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Biotin Eksikliğine Karşı Önleminizi Alın</span><br />
<br />
<br />
	Â· <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çiğ Yumurtayı Unutun:</span>Çiğ yumurta tüketimi olmamalıdır.<br />
<br />
<br />
	Â· <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Antibiyotiğe Dikkat: </span>Yoğun antibiyotik <br />
kullanımı varsa ya antibiyotik değiştirilmeli ya da antibiyotik tedavisi<br />
ile birlikte biotin tedavisi başlanmalıdır.<br />
<br />
<br />
	Â· <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Epilepsi İlaçlarına Takviye:</span>Epilepsi tedavisi alan kişiler ya ilaçlarında değişiklik yapmamalılar ya da ilaçlarına ilaveten biotin takviyesi almalıdırlar.<br />
<br />
<br />
	Â· <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beslenmenizi Düzenleyin:</span>Kişiler beslenme alışkanlıklarını biotin bakımından yoğun olan gıdalara yönelmelidirler.<br />
<br />
<br />
	Â· <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karaciğer Ve Ceviz Yiyin:</span>Süt, karaciğer, ceviz, tahıllar, soya fasulyesi ve yumurta; biotin bakımından yoğun olan gıdalardır.<br />
<br />
<br />
	Â· <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazla Tüttürmeyin:</span>Yoğun sigara içenler sigarayı azaltmalıdır.<br />
<br />
<br />
	Â· <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Biotinli Ürün Kullanın:</span>Kullandığınız kozmetik<br />
ürünlerde biotin katkılı olmasına özen gösterin. Birçok saç ve deri <br />
için kozmetik ürünlerde biotin katkısı vardır.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aşırı Çiğ Yumurta Yiyenlere Kandaki Biotininize Baktırın!</span><br />
<br />
<br />
	Biotin eksikliğinin tanısında kullanılan biotin testinin gerekli olduğu durumlar:<br />
<br />
<br />
	Â· Saç dökülmeleri<br />
<br />
<br />
	Â· Alkolizm<br />
<br />
<br />
	Â· Büyüme gelişme geriliği olan bebekler<br />
<br />
<br />
	Â· Ailede biotin eksikliği hikayesi olan kişiler<br />
<br />
<br />
	Â· Aşırı çiğ yumurta yiyenler<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <img src="http://saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/sac-bakimi.jpg" loading="lazy"  alt="sac-bakimi.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Saçlarınız dökülüyor, kırılıyor ve mat görünüyorsa, <br />
tırnaklarınız kırılıyor ve burnunuzun etrafında egzama oluyorsa nedeni <br />
biotin vitamini eksikliği olabilir! Özellikle aşırı çiğ yumurta <br />
yiyenleri ve sigara içenleri tehdit eden biotin eksikliğine karşı bol <br />
bol süt için, karaciğer, ceviz, tahıllar, soya fasulyesi ve yumurta <br />
yiyinâ€¦</span><br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dr. Gökhan Okan</span><br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dermatoloji Uzmanı</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
	Eksikliğinde saç ve tırnaklarda ciddi sağlık sorunlarına neden olan biotin vitamin açısından önemli ve etkilidir.<br />
<br />
<br />
	Â· Cilt sağlığı için gerekli bir vitamin olan biotin (Vitamin H);<br />
yağ ve karbonhidrat metabolizmasında rol oynayan, suda eriyen bir <br />
vitamindir. Birçok saç ve deri kozmetik ürünlerinin içerisinde bulunur. <br />
Biotin; B7 vitamini olarak da bilinir. Gıdalar yoluyla alınabileceği <br />
gibi bağırsak bakterileri de vücudumuza gerekli olan biotini <br />
sağlamaktadır.<br />
<br />
<br />
	Â· Biotinin bu kadar popüler olmasının nedeni, saç ve tırnaklara <br />
kazandırmış olduğu olumlu etkidir. Karbonhidrat, protein <br />
metabolizmasında ve diğer vitaminlerin kullanımında gereklidir.Birçok <br />
enzimin yapısına girer<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">. </span>Bu enzimler, gıdaların vücuda yararlı <br />
hale getirilmesini sağlarlar.Saç dökülmesini ve beyazlamasını <br />
yavaşlatır. Cilt sağlığı için gereklidir. Birçok saç ve deri için <br />
kozmetik ürünlerde biotin katkısı vardır. Biotin eksikliği, saç <br />
dökülmesi ve kalite kaybına yol açabilir. Saç kaybı, biotin eksikliğinde<br />
görülen bir bulgudur.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bebeğinizin Saçlarını Takip Edin</span><br />
<br />
<br />
	Â· Biotin eksikliği doğumsal olabilir ya da sonradan gelişebilir.<br />
Doğumsal biotin eksikliği genetik kökenlidir. Vücutta bulunan biotinin <br />
geri kazanılmasında olan bir bozukluk söz konusudur. Diyetle alınan <br />
biotinden vücut faydalanamaz. Bulgular, doğum sonrası ilk aylarda <br />
başlar. Bebeklerde saç dökülmesi, saçlarda kırılganlık, tırnaklarda <br />
soyulma, ekzematöz bulgular bulunurken; ileriki haftalarda nörolojik <br />
bozukluklar buna eklenir. Yeni doğanlarda eksiklik tespit edilip <br />
tedavinin hemen başlanması gerekir. Tedaviye geç başlanması yakınmaların<br />
kalıcı olmasına neden olabilir.<br />
<br />
<br />
	Â· Erişkinlerde görülen biotin eksikliği çok sayıda nedenle <br />
gelişebilir. Çiğ yumurta tüketilmesi biotin eksikliğinin en önemli <br />
nedenidir. Çiğ yumurtada bulunan bir madde biotinin emilimini bozar. <br />
Yanık hastaları, epilepsi ilaçları kullanan hastalar, gebeler, uzun <br />
süreli antibiyotik tedavisi alan kişiler, yoğun alkol tüketenler ve <br />
lohusalar biotin eksikliği açısından riskli kişilerdir. Yapılan <br />
çalışmalarda yoğun sigara içen kadınlarda biotin yıkımının arttığı <br />
saptanmıştır.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir Damla Kanla Biotin Testi</span><br />
<br />
<br />
	Â· Biotin eksikliği düşünülen bir vakada, klinik bulgular <br />
önceliklidir. Hekim, hastanın şikÃ¢yetleri doğrultusunda biotin <br />
eksikliğinden şüphelenmelidir. Biotin eksikliği tanısını koymanın en <br />
etkili yolu kandan yapılan biotin testidir. Kandaki biotin değeri <br />
ölçümü, eksikliği doğrular. Biotin testi, laboratuarda az miktarda <br />
alınan kandan Vitamin H değerinin ölçümüdür. Eksikliğin derecesi test <br />
sonucunda tespit edilir. Eksiklik hafif, orta şiddet ya da şiddetli <br />
olarak raporlanır. Eksikliğin derecesine göre tedavinin dozu ve süresi <br />
düzenlenir. <br />
<br />
<br />
	Â· Çocukluk çağı biotin eksikliklerinde enzim düzeylerine <br />
bakılır. Enzim eksikliğinden kaynaklanan biotin eksikliklerinde tedaviye<br />
hemen başlanmalıdır. Tedaviye yüksek doz biotin ile başlanılmalı, <br />
biotin değeri normale dönünce doz düşürülmelidir. Erişkinlerde olan <br />
biotin eksikliklerinde ise öncelikle biotin eksikliğine neden olan sebep<br />
varsa o ortadan kaldırılmalıdır. Daha sonrada medikal tedavi başlanır.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Erken Teşhis Etkili Tedavi</span><br />
<br />
<br />
	Â· Düzensiz beslenen ve biotin metabolizmasındaki sorundan dolayı<br />
ihtiyacın fazla olduğu kişiler aralıklı olarak takip edilmelidir. <br />
Biotin eksikliği daha çok dermatoloji ve pediatri hekimlerinin <br />
karşılaştığı bir durumdur. Teşhisinin erken konulup tedavinin çabuk <br />
başlanması yakınmaların çabuk ortadan kalkmasına neden olur.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu Belirtiler Varsa Biotin Vitamininiz Eksik Olabilir!</span><br />
<br />
<br />
	Â· Biotin eksikliği; cilt, saç, tırnak, sinir sistemi ve <br />
bağırsaklar üzerinde kendini gösterir. En sık dermatolojik bulgular <br />
görülür.<br />
<br />
<br />
	Â· Saç dökülmesi, saçlarda mat görüntü, kırılma ve ekzematöz <br />
yakınmalar biotin eksikliğini düşündüren önemli dermatolojik <br />
şikayetlerdir.<br />
<br />
<br />
	Â· Saçlarda kalite kaybına yol açar. Saçlar hacimsiz görünür.<br />
<br />
<br />
	Â· Tırnaklarda kırılmalar, soyulmalar görülür.<br />
<br />
<br />
	Â· Yüzde, özellikle ağız çevresinde ve burun çevresinde ekzematöz bulgular gelişir.<br />
<br />
<br />
	Â· Ellerde ayaklarda uyuşmalar, kas ağrıları, mide bulantısı ve <br />
iştahsızlık yakınmaları ise çocukluk çağında görülen doğumsal kökenli <br />
biotin eksikliklerinde görülen bulgulardır.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Biotin Eksikliğine Karşı Önleminizi Alın</span><br />
<br />
<br />
	Â· <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çiğ Yumurtayı Unutun:</span>Çiğ yumurta tüketimi olmamalıdır.<br />
<br />
<br />
	Â· <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Antibiyotiğe Dikkat: </span>Yoğun antibiyotik <br />
kullanımı varsa ya antibiyotik değiştirilmeli ya da antibiyotik tedavisi<br />
ile birlikte biotin tedavisi başlanmalıdır.<br />
<br />
<br />
	Â· <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Epilepsi İlaçlarına Takviye:</span>Epilepsi tedavisi alan kişiler ya ilaçlarında değişiklik yapmamalılar ya da ilaçlarına ilaveten biotin takviyesi almalıdırlar.<br />
<br />
<br />
	Â· <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beslenmenizi Düzenleyin:</span>Kişiler beslenme alışkanlıklarını biotin bakımından yoğun olan gıdalara yönelmelidirler.<br />
<br />
<br />
	Â· <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karaciğer Ve Ceviz Yiyin:</span>Süt, karaciğer, ceviz, tahıllar, soya fasulyesi ve yumurta; biotin bakımından yoğun olan gıdalardır.<br />
<br />
<br />
	Â· <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazla Tüttürmeyin:</span>Yoğun sigara içenler sigarayı azaltmalıdır.<br />
<br />
<br />
	Â· <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Biotinli Ürün Kullanın:</span>Kullandığınız kozmetik<br />
ürünlerde biotin katkılı olmasına özen gösterin. Birçok saç ve deri <br />
için kozmetik ürünlerde biotin katkısı vardır.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aşırı Çiğ Yumurta Yiyenlere Kandaki Biotininize Baktırın!</span><br />
<br />
<br />
	Biotin eksikliğinin tanısında kullanılan biotin testinin gerekli olduğu durumlar:<br />
<br />
<br />
	Â· Saç dökülmeleri<br />
<br />
<br />
	Â· Alkolizm<br />
<br />
<br />
	Â· Büyüme gelişme geriliği olan bebekler<br />
<br />
<br />
	Â· Ailede biotin eksikliği hikayesi olan kişiler<br />
<br />
<br />
	Â· Aşırı çiğ yumurta yiyenler<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tıp Bir Mucizeye Daha Tanık Olduâ€¦]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99049</link>
			<pubDate>Wed, 08 Aug 2012 10:36:48 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16240">Sağlık ve Yaşam</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99049</guid>
			<description><![CDATA[ <img src="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/1tip-bir-muizeye-daha-tanik-oldu.jpg" loading="lazy"  alt="1tip-bir-muizeye-daha-tanik-oldu.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tek Yumurtalı, Tek Böbrekli ve Yarım Rahimli Anneâ€¦</span><br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Songül Dokumacı 33 yaşında 8 yıllık evli bir kadınâ€¦ Onu diğer <br />
annelerden ayıran özelliklere gelinceâ€¦ Tek yumurtalık, tek böbrek ve <br />
yarım rahimle 8 yıllık mücadelenin ardından hamile kalmayı başarıp kısa <br />
bir süre önce oğlu Muhammed Yahyaâ€™yı dünyaya getirmesi. Böylece tıp <br />
tarihi bir mucizeye daha tanık olduâ€¦</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
	Songül Dokumacıâ€™nın bir yıl önce hasta dosyasında yazanlar şöyle:<br />
<br />
<br />
	*Tek yumurtalık<br />
<br />
<br />
	*Tek böbrek<br />
<br />
<br />
	*Doğuştan yarım rahim<br />
<br />
<br />
	*Erken yaşta yumurtalık yetmezliği <br />
<br />
<br />
	*B12 vitamin eksikliği<br />
<br />
<br />
	*Şeker hastalığına yatkınlık<br />
<br />
<br />
*Kan pıhtılaşmasında sorun var<br />
<br />
<br />
*Aşırı kilo<br />
<br />
<br />
*Bebek sahibi olmak için yapılan tedavilerde iki hamilelik yaşandı, iki hamilelik de üç aylıkken sona erdi ve kürtaj oldu.<br />
<br />
<br />
	Sonuç: Anne olması çok ZORâ€¦<br />
<br />
<br />
	Hasta tablosu olarak hiç ümit vermeyen Songül Dokumacı Bahçeci Sağlık <br />
Grubuâ€™nda kişiye özgü doğurganlığı arttırıcı bir takım çalışması <br />
başladı.<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kişiye Özel Doğurganlık Nasıl Artırılır?</span><br />
<br />
<br />
	Aile Hekimi Dr. Murat Berksoy tarafından tıpta â€˜Fertility Nutritionistâ€™<br />
olarak ifade edilen doğurganlığın arttırılması yönündeki tedavide; anne<br />
adayı için özel bir yaşam biçimi belirlendi, özel beslenme-egzersiz <br />
programı hazırlandı ve psikolojik destek verildi.<br />
<br />
<br />
	Songül Dokumacıâ€™ya erken yumurtalık yetmezliği yaşadığı için özel <br />
program uygulandı. Kilo verme programına alındı ve 79 kilodan 68 kiloya <br />
düşürüldü. Metabolik ve hormonal bozuklukları için ilaç tedavisi ve <br />
tedaviyi destekleyici vitamin- mineral destekleri verildi. Kanının <br />
akışkanlığını arttırıldı. Bu arada eşi için de sperm kalitesini <br />
arttıracak beslenme programı uygulandı, besin destekleri aldı. Çiftin <br />
yaşadığı kaygıları kontrol etmelerine yardımcı olundu.<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gebeliğe Hazırlık Tedavisi</span><br />
<br />
<br />
	Tüm bunların ardından Bahçeci Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Tüp <br />
Bebek Uzmanı Dr. Halit Fırat Erden 4 Temmuz 2011â€™de gebeliğe hazırlık <br />
tedavisine başladı.<br />
<br />
<br />
	*Yumurtalık rezervini takip etti<br />
<br />
<br />
	*Rahimi gebelik için hazırladı<br />
<br />
<br />
	*Uygun tedavi protokolü ile yumurtalıklarını uyardı<br />
<br />
<br />
	*Tüp bebek tedavisi sırasında yumurtaları topladı<br />
<br />
<br />
*Embriyo transferini yaptı<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ve Tıp Bir Mucizeye Daha Tanık Oldu</span><br />
<br />
<br />
	Mutlu sonâ€¦ Songül Dokumacı hamile kaldı ve kısa bir süre önce de oğlu Muhammed Yahyaâ€™yı dünyaya getirdi.<br />
<br />
<br />
	Songül Dokumacıâ€™nın hamileliği süresince kilosu, şekeri, tansiyonu, <br />
kanının akışkanlığı takip edilip, ihtiyaç duyulduğunda vitamin- <br />
mineraller takviyesi verildi.<br />
<br />
<br />
	Mutlu sona ulaşana kadar geçirdiği süreçleri anlatan Songül Dokumacı, â€œ<br />
Bebek sahibi olmam neredeyse imkÃ¢nsızdı. Ama içimde her zaman bir umut <br />
vardı. Ve doktorlarımın uyguladıkları doğru tedaviyle hamile kaldım ve <br />
oğlumu dünyaya getirdim. Çok mutluyumâ€ dedi.<br />
<br />
<br />
	Baba Aydın Dokumacı (38) hala yaşadığı mucizeye inanamıyor. â€œ Umudumuzu<br />
yitirdiğimizde baba olacağımı öğrendim. Şimdi oğluma bakarken <br />
mucizelere daha çok inanmaya başladım. Çünkü oğlum bir mucizeâ€ dedi.<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <img src="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/1tip-bir-muizeye-daha-tanik-oldu.jpg" loading="lazy"  alt="1tip-bir-muizeye-daha-tanik-oldu.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tek Yumurtalı, Tek Böbrekli ve Yarım Rahimli Anneâ€¦</span><br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Songül Dokumacı 33 yaşında 8 yıllık evli bir kadınâ€¦ Onu diğer <br />
annelerden ayıran özelliklere gelinceâ€¦ Tek yumurtalık, tek böbrek ve <br />
yarım rahimle 8 yıllık mücadelenin ardından hamile kalmayı başarıp kısa <br />
bir süre önce oğlu Muhammed Yahyaâ€™yı dünyaya getirmesi. Böylece tıp <br />
tarihi bir mucizeye daha tanık olduâ€¦</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
	Songül Dokumacıâ€™nın bir yıl önce hasta dosyasında yazanlar şöyle:<br />
<br />
<br />
	*Tek yumurtalık<br />
<br />
<br />
	*Tek böbrek<br />
<br />
<br />
	*Doğuştan yarım rahim<br />
<br />
<br />
	*Erken yaşta yumurtalık yetmezliği <br />
<br />
<br />
	*B12 vitamin eksikliği<br />
<br />
<br />
	*Şeker hastalığına yatkınlık<br />
<br />
<br />
*Kan pıhtılaşmasında sorun var<br />
<br />
<br />
*Aşırı kilo<br />
<br />
<br />
*Bebek sahibi olmak için yapılan tedavilerde iki hamilelik yaşandı, iki hamilelik de üç aylıkken sona erdi ve kürtaj oldu.<br />
<br />
<br />
	Sonuç: Anne olması çok ZORâ€¦<br />
<br />
<br />
	Hasta tablosu olarak hiç ümit vermeyen Songül Dokumacı Bahçeci Sağlık <br />
Grubuâ€™nda kişiye özgü doğurganlığı arttırıcı bir takım çalışması <br />
başladı.<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kişiye Özel Doğurganlık Nasıl Artırılır?</span><br />
<br />
<br />
	Aile Hekimi Dr. Murat Berksoy tarafından tıpta â€˜Fertility Nutritionistâ€™<br />
olarak ifade edilen doğurganlığın arttırılması yönündeki tedavide; anne<br />
adayı için özel bir yaşam biçimi belirlendi, özel beslenme-egzersiz <br />
programı hazırlandı ve psikolojik destek verildi.<br />
<br />
<br />
	Songül Dokumacıâ€™ya erken yumurtalık yetmezliği yaşadığı için özel <br />
program uygulandı. Kilo verme programına alındı ve 79 kilodan 68 kiloya <br />
düşürüldü. Metabolik ve hormonal bozuklukları için ilaç tedavisi ve <br />
tedaviyi destekleyici vitamin- mineral destekleri verildi. Kanının <br />
akışkanlığını arttırıldı. Bu arada eşi için de sperm kalitesini <br />
arttıracak beslenme programı uygulandı, besin destekleri aldı. Çiftin <br />
yaşadığı kaygıları kontrol etmelerine yardımcı olundu.<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gebeliğe Hazırlık Tedavisi</span><br />
<br />
<br />
	Tüm bunların ardından Bahçeci Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Tüp <br />
Bebek Uzmanı Dr. Halit Fırat Erden 4 Temmuz 2011â€™de gebeliğe hazırlık <br />
tedavisine başladı.<br />
<br />
<br />
	*Yumurtalık rezervini takip etti<br />
<br />
<br />
	*Rahimi gebelik için hazırladı<br />
<br />
<br />
	*Uygun tedavi protokolü ile yumurtalıklarını uyardı<br />
<br />
<br />
	*Tüp bebek tedavisi sırasında yumurtaları topladı<br />
<br />
<br />
*Embriyo transferini yaptı<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ve Tıp Bir Mucizeye Daha Tanık Oldu</span><br />
<br />
<br />
	Mutlu sonâ€¦ Songül Dokumacı hamile kaldı ve kısa bir süre önce de oğlu Muhammed Yahyaâ€™yı dünyaya getirdi.<br />
<br />
<br />
	Songül Dokumacıâ€™nın hamileliği süresince kilosu, şekeri, tansiyonu, <br />
kanının akışkanlığı takip edilip, ihtiyaç duyulduğunda vitamin- <br />
mineraller takviyesi verildi.<br />
<br />
<br />
	Mutlu sona ulaşana kadar geçirdiği süreçleri anlatan Songül Dokumacı, â€œ<br />
Bebek sahibi olmam neredeyse imkÃ¢nsızdı. Ama içimde her zaman bir umut <br />
vardı. Ve doktorlarımın uyguladıkları doğru tedaviyle hamile kaldım ve <br />
oğlumu dünyaya getirdim. Çok mutluyumâ€ dedi.<br />
<br />
<br />
	Baba Aydın Dokumacı (38) hala yaşadığı mucizeye inanamıyor. â€œ Umudumuzu<br />
yitirdiğimizde baba olacağımı öğrendim. Şimdi oğluma bakarken <br />
mucizelere daha çok inanmaya başladım. Çünkü oğlum bir mucizeâ€ dedi.<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Akupunktur İle Gençleşmek İster misiniz?]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99047</link>
			<pubDate>Tue, 07 Aug 2012 10:50:24 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16240">Sağlık ve Yaşam</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99047</guid>
			<description><![CDATA[ <img src="http://saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/akupunkturla-migrene-elveda.jpg" loading="lazy"  alt="akupunkturla-migrene-elveda.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yıllara meydan<br />
okumak istiyor ancak botoks, estetik cerrahi gibi girişimlerden ürküyorsunuzâ€¦ Çin'de<br />
her tür sağlık sorunu için yüzyıllardır uygulanan akupunktur tedavisi, artık ülkemizde<br />
de çok yaygın özellikle estetik alanındaâ€¦ Bahçeci Sağlık Grubu Akupunktur<br />
Uzmanı Dr. Hasan Ali Nogay, â€œ Son zamanlarda doğal yollarla gençleşmek<br />
isteyenlerin ilk tercihi â€˜akuliftâ€™ adı verilen bir akupunktur yöntemi. Bu<br />
yöntemle 7-12 seans sonrasında ortalama 5-10 yıl gençleşmek mümkünâ€¦â€ dedi.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">-------------------------------</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dünya Sağlık<br />
Örgütü'ne göre 300 hastalık akupunkturla tedavi edilebiliyor. Uzakdoğu ve<br />
Çin'den tüm dünyaya yayılan koruyucu-tamamlayıcı bir tedavi yöntemidir. Uzman<br />
Dr. Hasan Ali Nogay konuyla ilgili şu bilgileri verdi: â€œAkupunktur yönteminde<br />
minik iğneler, özelleşmiş akupunktur noktalarına uygulanır. </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[font=&amp;quot]Akupunktur[/font]</span>[font=&amp;quot] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">noktası</span> uyarılınca buradan<br />
başlayan lokal hücresel uyarılar sinirsel iletişim yoluyla beyine ulaşır; beyinden<br />
de ilgili organlara gönderilir. Böylece vücudumuzda zaten varolan kimyasal<br />
maddeler, hormonlar, enzimler salgılanır. Bu da bazı biyokimyasal-hücresel<br />
değişiklikler sebep olduğu için<span style="color: black;" class="mycode_color"> vücudumuzun<br />
"kendini iyileştirme gücü" harekete geçirilerek iyileşme sağlanır.</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Son yıllarda yüz bölgesine uygulanan kozmetik akupunktura<br />
"akulift" de denilmektedir. Akulift, yüzdeki özel noktalara konulan iğnelerle<br />
yaşlanma belirtilerini azaltan, cerrahi olmayan etkili bir yöntemdir. Yüzde<br />
lokal kan ve lenf dolaşımını artırır, kolajen ve elastin lif üretimini uyarır.<br />
Ayrıca otonom sinir sisteminin uyarılması ve regülasyonu sonucunda , onarıcı<br />
maddeleri harekete geçirerek ciltteki sorunları çözer. Bu yöntemle 7-12 seans<br />
sonrasında ortalama 5-10 yıl gençleşmek mümkün. İşte harika size sonuç alınabilinen<br />
7 kırışıklık:</span>[/font]<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Kaz ayakları:</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Gülme çizgileri olarak da bilinir. Önceleri gülümsememizle kendini belli<br />
eden bu çizgiler, yıllar içinde yerlerini sever ve belirginleşirler. Her bir<br />
çizgiye uygulanan â€œküçükâ€ iğnelerle bu kırışıklıkları terbiye etmek mümkündür.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.Kaş çatma çizgisi:</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Gözlerimiz arasındaki bu kırışıklıklar, yıllar<br />
içinde artan stresle daha da derinleşir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3.Nazolabial oluk:</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Burun kenarından ağzın köşesine kadar uzanan<br />
hattır. İnce, küçük iğnelerle bu oluk daha yumuşak ve genç bir görünüme<br />
kavuşturulur.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4.Alın çizgileri:</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Kaşlara paralel yerleşen bu çizgiler de â€œbotoxâ€ uygulanmaya çalışılan<br />
kırışıklıklardandır. Bu çizgiler boyunca ince, küçük iğneler uygulanarak son<br />
derece güzel sonuçlar alınmaktadır.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5.Sigara çizgileri:</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Dudak üstünde, özellikle sigara içilmesiyle<br />
barizleşen; nikotin, karbon monoksit ve hidrojen siyanidâ€™den kaynaklanan<br />
kırışıklıklardır. Mimik kaslarıyla ilişkili olarak da (sigara olmadan)<br />
bulunabilirler.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6.Sarkık gözkapakları:</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> 30 yaş üstünde gözkapağı elastikiyetin azalması,<br />
yerçekimi, uyku problemleri ve dinlenememek bu çizgileri artırmaktadır. Gerek<br />
akupunkturun â€Çiâ€ enerjisini dengelemesiyle gerekse göz çevresindeki<br />
uygulamalarla çok daha â€œdinçâ€ ve â€œsağlıklıâ€ bir görünüm elde edilebilir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7.Gözaltı krizleri: </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Uyku çizgileri olarak da bilinir. Gözlerin hemen<br />
altında ve yorgunluk anlarında belirginleşen kırışıklıklardır. Akupunktur ile<br />
göz çevresi kasları güçlendiğinde ve elastikiyeti artırıldığında doku kendisini<br />
çok iyi toparlar ve daha genç bir görünüm de elde edilir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akupuntur İle Nasıl Gençleşirsiniz?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cildimiz Üç Tabakadan Oluşur:</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.Epidermis:</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Cildimizin kumaşı, karakteridir; özelliğini, dokusunu oluşturur.<br />
Keratinosit denilen deri hücrelerimiz, 4-6 hafta içinde kendilerini yeniler.<br />
Retinol, alfa hidroksi asid gibi kozmetik ürünler bu tabakaya etkili olurlar. Yine<br />
â€œmaskelerâ€, â€œpeelingâ€ yapan ürünler ve â€œnemlendiricilerâ€ de ancak bu tabakaya<br />
etki edebilirler. </span><br />
<br />
<br />
Akupunktur, epidermis üzerindeki benzersiz etkisiyle su miktarını<br />
artırıp, yaşlanan cildimizin kırışıklıklarını ve pigmentasyon sorununu çözer. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.Dermis:</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Kalınlığını,<br />
nemliliğini ve elastikiyetini verir. Aslında â€œkozmetikâ€ tabakasıdır. Bununla<br />
beraber birçok kozmetik ürün (krem, solüsyon vs.) bu tabakaya kadar ulaşamaz. </span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kollajen, elastin<br />
lifler ve glikozaminoglikanları (matriks) içeren bu tabaka, yaşla beraber<br />
elastikiyetini (hyaluronik asid), suyunu, kalınlığını kaybetmeye başlar. Kollajen<br />
ve â€œdolguâ€ ürünlerinin enjekte edildiği, â€œantiagingâ€ için hedeflenen â€œkozmetikâ€<br />
bölge dermisdir.</span><br />
<br />
<br />
Akupunktur, kendi kollajenini ve konnektif dokusunu<br />
yapması için dermisi uyarır. Cildimizdeki kırışıklıklar hızla düzelir. Cildimiz<br />
daha yumuşak, parlak, sağlıklı bir yapıya kavuşur.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3.Deri altı ve yağ tabakası:</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Normalde vücut ağırlığımızın %14-20â€™sini oluşturan<br />
yağ hücreleri, fibroz doku ve kan damarlarından oluşur.. â€œLiposuctionâ€<br />
uygulanan bölgedir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akupunktur, cilt altı<br />
yağ dokusunun yeniden organizasyonunu, yeni damar gelişimi ile â€œsellülitlerinâ€<br />
iyileşmesini ve cildimizin sıkılaşmasını sağlar.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akupunktur, sadece<br />
kozmetik değil, vücut, kulak ve diğer mikrosistemler üzerinden etkisini<br />
gösteren bir tedavi sanatıdır. Kişinin zihinsel, fiziksel ve ruhsal denge<br />
haline ulaşmasına ve sağlığını korumasına katkı sağlar. </span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Geleneksel Çin<br />
Tıbbı yaklaşımıyla, özellikle â€œ erken yaşlanmadanâ€ sorumlu olan â€œDalak Çi<br />
yetersizliğiâ€ ve menopozla ilişkisi bilinen â€œBöbrek Yin yetersizliğiâ€ ; stresle<br />
baş edememeye bağlı olarak â€œAkciğer yin yetersizliğiâ€ ve â€œKaraciğer<br />
meridyenindekiâ€ temel değişiklikler üzerinden â€œetkisini ve faydasınıâ€<br />
göstermektedir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İyi ve kalıcı sonuç<br />
almak için 7-12 seanslık bir uygulama (2-3 ay) ile birlikte 40 ml/kg günlük su<br />
içilmesi, mevsim renkli(antioksidan) sebze ve meyvelerini tercih etmek; sigarayı<br />
bırakmak, kafein ve alkolden uzak kalınması ve güneş kremleri ile cildin<br />
korunmasını öneriyoruz.</span> <br />
<br />
<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <img src="http://saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/akupunkturla-migrene-elveda.jpg" loading="lazy"  alt="akupunkturla-migrene-elveda.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yıllara meydan<br />
okumak istiyor ancak botoks, estetik cerrahi gibi girişimlerden ürküyorsunuzâ€¦ Çin'de<br />
her tür sağlık sorunu için yüzyıllardır uygulanan akupunktur tedavisi, artık ülkemizde<br />
de çok yaygın özellikle estetik alanındaâ€¦ Bahçeci Sağlık Grubu Akupunktur<br />
Uzmanı Dr. Hasan Ali Nogay, â€œ Son zamanlarda doğal yollarla gençleşmek<br />
isteyenlerin ilk tercihi â€˜akuliftâ€™ adı verilen bir akupunktur yöntemi. Bu<br />
yöntemle 7-12 seans sonrasında ortalama 5-10 yıl gençleşmek mümkünâ€¦â€ dedi.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">-------------------------------</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dünya Sağlık<br />
Örgütü'ne göre 300 hastalık akupunkturla tedavi edilebiliyor. Uzakdoğu ve<br />
Çin'den tüm dünyaya yayılan koruyucu-tamamlayıcı bir tedavi yöntemidir. Uzman<br />
Dr. Hasan Ali Nogay konuyla ilgili şu bilgileri verdi: â€œAkupunktur yönteminde<br />
minik iğneler, özelleşmiş akupunktur noktalarına uygulanır. </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[font=&amp;quot]Akupunktur[/font]</span>[font=&amp;quot] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">noktası</span> uyarılınca buradan<br />
başlayan lokal hücresel uyarılar sinirsel iletişim yoluyla beyine ulaşır; beyinden<br />
de ilgili organlara gönderilir. Böylece vücudumuzda zaten varolan kimyasal<br />
maddeler, hormonlar, enzimler salgılanır. Bu da bazı biyokimyasal-hücresel<br />
değişiklikler sebep olduğu için<span style="color: black;" class="mycode_color"> vücudumuzun<br />
"kendini iyileştirme gücü" harekete geçirilerek iyileşme sağlanır.</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Son yıllarda yüz bölgesine uygulanan kozmetik akupunktura<br />
"akulift" de denilmektedir. Akulift, yüzdeki özel noktalara konulan iğnelerle<br />
yaşlanma belirtilerini azaltan, cerrahi olmayan etkili bir yöntemdir. Yüzde<br />
lokal kan ve lenf dolaşımını artırır, kolajen ve elastin lif üretimini uyarır.<br />
Ayrıca otonom sinir sisteminin uyarılması ve regülasyonu sonucunda , onarıcı<br />
maddeleri harekete geçirerek ciltteki sorunları çözer. Bu yöntemle 7-12 seans<br />
sonrasında ortalama 5-10 yıl gençleşmek mümkün. İşte harika size sonuç alınabilinen<br />
7 kırışıklık:</span>[/font]<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Kaz ayakları:</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Gülme çizgileri olarak da bilinir. Önceleri gülümsememizle kendini belli<br />
eden bu çizgiler, yıllar içinde yerlerini sever ve belirginleşirler. Her bir<br />
çizgiye uygulanan â€œküçükâ€ iğnelerle bu kırışıklıkları terbiye etmek mümkündür.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.Kaş çatma çizgisi:</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Gözlerimiz arasındaki bu kırışıklıklar, yıllar<br />
içinde artan stresle daha da derinleşir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3.Nazolabial oluk:</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Burun kenarından ağzın köşesine kadar uzanan<br />
hattır. İnce, küçük iğnelerle bu oluk daha yumuşak ve genç bir görünüme<br />
kavuşturulur.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4.Alın çizgileri:</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Kaşlara paralel yerleşen bu çizgiler de â€œbotoxâ€ uygulanmaya çalışılan<br />
kırışıklıklardandır. Bu çizgiler boyunca ince, küçük iğneler uygulanarak son<br />
derece güzel sonuçlar alınmaktadır.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5.Sigara çizgileri:</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Dudak üstünde, özellikle sigara içilmesiyle<br />
barizleşen; nikotin, karbon monoksit ve hidrojen siyanidâ€™den kaynaklanan<br />
kırışıklıklardır. Mimik kaslarıyla ilişkili olarak da (sigara olmadan)<br />
bulunabilirler.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6.Sarkık gözkapakları:</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> 30 yaş üstünde gözkapağı elastikiyetin azalması,<br />
yerçekimi, uyku problemleri ve dinlenememek bu çizgileri artırmaktadır. Gerek<br />
akupunkturun â€Çiâ€ enerjisini dengelemesiyle gerekse göz çevresindeki<br />
uygulamalarla çok daha â€œdinçâ€ ve â€œsağlıklıâ€ bir görünüm elde edilebilir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7.Gözaltı krizleri: </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Uyku çizgileri olarak da bilinir. Gözlerin hemen<br />
altında ve yorgunluk anlarında belirginleşen kırışıklıklardır. Akupunktur ile<br />
göz çevresi kasları güçlendiğinde ve elastikiyeti artırıldığında doku kendisini<br />
çok iyi toparlar ve daha genç bir görünüm de elde edilir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akupuntur İle Nasıl Gençleşirsiniz?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cildimiz Üç Tabakadan Oluşur:</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.Epidermis:</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Cildimizin kumaşı, karakteridir; özelliğini, dokusunu oluşturur.<br />
Keratinosit denilen deri hücrelerimiz, 4-6 hafta içinde kendilerini yeniler.<br />
Retinol, alfa hidroksi asid gibi kozmetik ürünler bu tabakaya etkili olurlar. Yine<br />
â€œmaskelerâ€, â€œpeelingâ€ yapan ürünler ve â€œnemlendiricilerâ€ de ancak bu tabakaya<br />
etki edebilirler. </span><br />
<br />
<br />
Akupunktur, epidermis üzerindeki benzersiz etkisiyle su miktarını<br />
artırıp, yaşlanan cildimizin kırışıklıklarını ve pigmentasyon sorununu çözer. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.Dermis:</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Kalınlığını,<br />
nemliliğini ve elastikiyetini verir. Aslında â€œkozmetikâ€ tabakasıdır. Bununla<br />
beraber birçok kozmetik ürün (krem, solüsyon vs.) bu tabakaya kadar ulaşamaz. </span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kollajen, elastin<br />
lifler ve glikozaminoglikanları (matriks) içeren bu tabaka, yaşla beraber<br />
elastikiyetini (hyaluronik asid), suyunu, kalınlığını kaybetmeye başlar. Kollajen<br />
ve â€œdolguâ€ ürünlerinin enjekte edildiği, â€œantiagingâ€ için hedeflenen â€œkozmetikâ€<br />
bölge dermisdir.</span><br />
<br />
<br />
Akupunktur, kendi kollajenini ve konnektif dokusunu<br />
yapması için dermisi uyarır. Cildimizdeki kırışıklıklar hızla düzelir. Cildimiz<br />
daha yumuşak, parlak, sağlıklı bir yapıya kavuşur.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3.Deri altı ve yağ tabakası:</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Normalde vücut ağırlığımızın %14-20â€™sini oluşturan<br />
yağ hücreleri, fibroz doku ve kan damarlarından oluşur.. â€œLiposuctionâ€<br />
uygulanan bölgedir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akupunktur, cilt altı<br />
yağ dokusunun yeniden organizasyonunu, yeni damar gelişimi ile â€œsellülitlerinâ€<br />
iyileşmesini ve cildimizin sıkılaşmasını sağlar.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akupunktur, sadece<br />
kozmetik değil, vücut, kulak ve diğer mikrosistemler üzerinden etkisini<br />
gösteren bir tedavi sanatıdır. Kişinin zihinsel, fiziksel ve ruhsal denge<br />
haline ulaşmasına ve sağlığını korumasına katkı sağlar. </span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Geleneksel Çin<br />
Tıbbı yaklaşımıyla, özellikle â€œ erken yaşlanmadanâ€ sorumlu olan â€œDalak Çi<br />
yetersizliğiâ€ ve menopozla ilişkisi bilinen â€œBöbrek Yin yetersizliğiâ€ ; stresle<br />
baş edememeye bağlı olarak â€œAkciğer yin yetersizliğiâ€ ve â€œKaraciğer<br />
meridyenindekiâ€ temel değişiklikler üzerinden â€œetkisini ve faydasınıâ€<br />
göstermektedir.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İyi ve kalıcı sonuç<br />
almak için 7-12 seanslık bir uygulama (2-3 ay) ile birlikte 40 ml/kg günlük su<br />
içilmesi, mevsim renkli(antioksidan) sebze ve meyvelerini tercih etmek; sigarayı<br />
bırakmak, kafein ve alkolden uzak kalınması ve güneş kremleri ile cildin<br />
korunmasını öneriyoruz.</span> <br />
<br />
<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Günümüzün Popüler Hastalığı Guatr]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99046</link>
			<pubDate>Mon, 06 Aug 2012 11:19:30 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16240">Sağlık ve Yaşam</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99046</guid>
			<description><![CDATA[ <img src="http://saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/guatr.jpg" loading="lazy"  alt="guatr.jpg" class="mycode_img" /> <br />
Guatr her zaman bilinen bir hastalıktı. Ancak günümüzde yaygınlaştı <br />
ve çeşitliliği arttı. Artık 10 kişiden 5â€™inde görülen hastalığın yanlış <br />
tanı ve tedavisi ise kişinin tüm yaşamını olumsuz etkiliyor. Depresif <br />
şikÃ¢yetlerle psikiyatriste başvuran çok sayıda kişi aslında tiroit <br />
hastası olduğunu bilmiyor.<br />
<br />
	Doç.Dr. Neslihan Kurulmuş<br />
<br />
<br />
	Endokrinolog<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
	Temelde guatr hastalığını yaratan organ â€˜Tiroitâ€™ denilen boynun önünde <br />
yer alan 20 gramlık küçük bir doku. Doku küçük ama fonksiyonu çok fazla.<br />
Hormonları üretme mekanizması karışık. Orada rol alan birçok madde, <br />
enzim ve kullanılan elementler var. Bu nedenle mekanizmanın her <br />
basamağında hastalık çıkabilir. Hastalığın en temel nedeni -bizim <br />
ülkemizde de en sık görüleni- iyot eksikliğidir. Buna bağlı olaraktan <br />
tiriotte büyümeler oluşur buna bağlı olarak çalışması değişir. 2000 <br />
yılından sonra tuzlar iyotlanmaya başladıktan sonra iyot eksikliğine <br />
bağlı olan tiriot hastalığı azalmıştır. Bu kez de genetik tiriot <br />
hastalığı ve tiriot kanserleri ortaya çıkmıştır.<br />
<br />
<br />
	Doğal yollardan en çok suyla <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iyot eksikliğini tamamlayabilmek mümkündür</span>.<br />
Dolayısıyla toprak ve toprakta yetişen ürünlerleâ€¦ Bu yollarla iyotu <br />
alırız. Ama bizim toprağımız da suyumuz da Doğu Anadolu, Karadeniz <br />
özellikle de Batı Karadeniz Bölgesi iyottan son derece fakirdir. Bu <br />
nedenle insanların ortak kullandığı ortak madde tuza iyot eklendi. <br />
Geleneksel tuz kullanımını bırakmış olan her yerde iyotlu tuz <br />
kullanıldığı sürece bir sorun yok.<br />
<br />
<br />
	Nörologlar, kardiyologlar â€˜böbreği ve kalbi korumak adına aşırı tuzlu <br />
yemeyinâ€™ diyor. Biz toplum olarak yemeğin tadına bakmadan tuz koyarız. <br />
Günde ortalama bir tatlı kaşığı tuz kalp yetersizliği, böbrek <br />
yetersizliği olmayan, normal sağlıklı birinin yiyebileceği miktardır. <br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Guartr hastalığının belirtileri </span><br />
<br />
<br />
	Tiroit organı iki şekilde değerlendirilir. Bir nasıl çalışıyor, hormon <br />
üretimi iyi m? Çünkü tiroit hormonları diğer organlarının sistemlerin <br />
çalışmasını doğrudan etkiler. Dengesi bozulduğunda etkilenmeyen hiçbir <br />
sistem yoktur. En sık görüleni yani yavaşladığındaki belirtileri; <br />
halsizlik ve yorgunluk şikÃ¢yetleridir. Saç dökülmeleri, cilt kuruluğu, <br />
kaşıntı, tırnak kırılması, kabızlık gibi bulgularla kendini hissettirir.<br />
Tedavi edilmezse şikayetler giderek çoğalır. Bir süre sonra efor <br />
kapasitesi düşer. Kalp ve solunumla ilgili problemler başlar. Tansiyon <br />
dengesizlikleri görülebilir. Bir süre sonra da kişide yaptığı <br />
değişikliklerle doktora gitme zorunluluğu ortaya çıkar. Doğru tanı <br />
konulmadığında bir süre sonra şikÃ¢yetler geçmediği için tekrar doktora <br />
gidilir.<br />
<br />
<br />
	Bu rahatsızlıkta yaş sınırı yoktur, doğumdan ölene kadar her yaş <br />
grubunda rastlanabilir. Ergenlik dönemi, 25-40 yaş arası, kadınlarda <br />
doğurganlık ve menopoz döneminde daha sık görülebilir. Dış faktörlere ve<br />
genetiğe bağlı olarak gelişebilir.<br />
<br />
<br />
	Hastalılara ait bulgular kişisel farklılıklar gösterebilir. Her kişinin<br />
algı düzeyi farklıdır. Ciddi depresyona giren, halsizlik nedeniyle iş <br />
gücü kaybı yaşayan, aşırı sinir- kaygı nedeniyle etraflarıyla kavga eden<br />
hasta tablolarına rastlamak mümkündür.<br />
<br />
<br />
	Tiroit hastalığının en iyi yönü ne kadar ilerlemiş olursa olsun <br />
tedavide yüz güldürücü sonuçlar almanın mümkün olmasıdır. Hastalığın <br />
tipine göre ilaç, cerrahi ya da radyoaktif tedavi uygulanır. <br />
Hipotiroitte ortalama 6-8 hafta içinde sonuç alınıp, tamamen normale <br />
dönülebilir. <br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Haşimoto nedir ? </span><br />
<br />
<br />
	Genel tiroit hastalığının içindeki bir gruptur. Tiroit hormon dengesini<br />
bozduğunda genel değişiklikler yapabilir. Haşimato grubu hastalarda <br />
hormonlar normal olduğu halde kişide açıklanamayan deri, tırnak, saç <br />
problemi olabilir. Yine bu kişilerde özellikle kadınlarda adetlerle <br />
ilgili sorunlar yaşanır. Genetik olabilir. Bir insan farkına varmadan <br />
ömrü boyunca yaşayabilir. Ailesinde tiroit hastası olanlar özellikle bu <br />
grupta yer alır.Basit bir kan testiyle tespiti mümkündür. Gerektiğinde <br />
ultrasonla bakılır. <br />
<br />
<br />
	Tiroit hormon düzeyi artığı zaman â€˜Hipertiroitiâ€™ adı verilir ve metabolizma hızlı çalışır. Ciddi kilo kaybı yaşanır.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gözler dışarıya doğru neden çıkar?</span><br />
<br />
<br />
	Tiroit çok çalıştığı durumda hem tiroit hem de gözler etkilenir. Çünkü <br />
aynı mekanizma gözlerin arkasındaki dokuda da geçerlidir. Orada iş biraz<br />
daha karmaşık ve tedavisi de biraz daha yorucudur. Çünkü tiroiti ve <br />
gözü birlikte kontrol altına almak gerekir. Bazen tiroiti kontrol altına<br />
alsanız bile göz bağımsız olarak ilerleyebilir. Bu da zor olan tiroit <br />
hastalıklarından biridir.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kansere dönüşür mü?</span><br />
<br />
<br />
	Her tiroit hastalığı kansere dönüşmez. Tiroit modülü varsa bazı modüller 3-5 yıl içinde kansere dönüşebilir. <br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tiroit hastalığı depresyonla karıştırılıyor!!!</span><br />
<br />
<br />
	Psikiyatri bölümünden çok fazla tiroit hastası endokronologlara <br />
yönlendirilir. Bu tip hastalar depresif şikÃ¢yetlerle psikiyatriste <br />
başvurur. Onlara uygulanan ilk test tiroit hormonudur. Özellikle <br />
doktorların bu konuda bilinçlendirmeli gerekir.<br />
<br />
<br />
	Karalahananın içindeki bir madde tiroit hormonunu yaparken bir enzimi <br />
bloke ettiği için tehlikelidir. Suşi içerisinde fazla iyot olduğu için <br />
tiroiti olumsuz etkiler. Uzak doğudan zayıflamak için gelen yosun <br />
tabletleri tiroit hastalıklarını tetikleyebilir. Bunlara dikkat <br />
etmeliyiz.<br />
<br />
<br />
	*Ailesinde tiroit hastalığı olanlar,<br />
<br />
<br />
	*Doğurganlık çağından olanlar kadınlar,<br />
<br />
<br />
	*Ergenlik çağındaki çocukların<br />
<br />
<br />
	Bir kez tiroit fonksiyonunu değerlendirmekte fayda vardır. Özellikle <br />
ailesinde olanlar için bu yaş dönemi çok önemlidir. Çünkü gebelikte <br />
bebeğin sağlığını, ergenlik döneminde beyin- beden fonksiyonu, menopoz <br />
kadın sağlığını etkiler.<br />
<br />
<br />
	Özellikle genetik tipteki tiroit hastalarında bir dönem aktiflenmediği <br />
için bazen testlerde çıkmayabilir ama daha sonra herhangi bir neden <br />
gebelik- lohusalık-stres zemindeki hastalığı tetikleyebilir. İnsanların <br />
senede bir kere tiroit hormonuna baktırması yeterlidir.<br />
<br />
 <br />
	<br />
<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <img src="http://saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/guatr.jpg" loading="lazy"  alt="guatr.jpg" class="mycode_img" /> <br />
Guatr her zaman bilinen bir hastalıktı. Ancak günümüzde yaygınlaştı <br />
ve çeşitliliği arttı. Artık 10 kişiden 5â€™inde görülen hastalığın yanlış <br />
tanı ve tedavisi ise kişinin tüm yaşamını olumsuz etkiliyor. Depresif <br />
şikÃ¢yetlerle psikiyatriste başvuran çok sayıda kişi aslında tiroit <br />
hastası olduğunu bilmiyor.<br />
<br />
	Doç.Dr. Neslihan Kurulmuş<br />
<br />
<br />
	Endokrinolog<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
	Temelde guatr hastalığını yaratan organ â€˜Tiroitâ€™ denilen boynun önünde <br />
yer alan 20 gramlık küçük bir doku. Doku küçük ama fonksiyonu çok fazla.<br />
Hormonları üretme mekanizması karışık. Orada rol alan birçok madde, <br />
enzim ve kullanılan elementler var. Bu nedenle mekanizmanın her <br />
basamağında hastalık çıkabilir. Hastalığın en temel nedeni -bizim <br />
ülkemizde de en sık görüleni- iyot eksikliğidir. Buna bağlı olaraktan <br />
tiriotte büyümeler oluşur buna bağlı olarak çalışması değişir. 2000 <br />
yılından sonra tuzlar iyotlanmaya başladıktan sonra iyot eksikliğine <br />
bağlı olan tiriot hastalığı azalmıştır. Bu kez de genetik tiriot <br />
hastalığı ve tiriot kanserleri ortaya çıkmıştır.<br />
<br />
<br />
	Doğal yollardan en çok suyla <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iyot eksikliğini tamamlayabilmek mümkündür</span>.<br />
Dolayısıyla toprak ve toprakta yetişen ürünlerleâ€¦ Bu yollarla iyotu <br />
alırız. Ama bizim toprağımız da suyumuz da Doğu Anadolu, Karadeniz <br />
özellikle de Batı Karadeniz Bölgesi iyottan son derece fakirdir. Bu <br />
nedenle insanların ortak kullandığı ortak madde tuza iyot eklendi. <br />
Geleneksel tuz kullanımını bırakmış olan her yerde iyotlu tuz <br />
kullanıldığı sürece bir sorun yok.<br />
<br />
<br />
	Nörologlar, kardiyologlar â€˜böbreği ve kalbi korumak adına aşırı tuzlu <br />
yemeyinâ€™ diyor. Biz toplum olarak yemeğin tadına bakmadan tuz koyarız. <br />
Günde ortalama bir tatlı kaşığı tuz kalp yetersizliği, böbrek <br />
yetersizliği olmayan, normal sağlıklı birinin yiyebileceği miktardır. <br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Guartr hastalığının belirtileri </span><br />
<br />
<br />
	Tiroit organı iki şekilde değerlendirilir. Bir nasıl çalışıyor, hormon <br />
üretimi iyi m? Çünkü tiroit hormonları diğer organlarının sistemlerin <br />
çalışmasını doğrudan etkiler. Dengesi bozulduğunda etkilenmeyen hiçbir <br />
sistem yoktur. En sık görüleni yani yavaşladığındaki belirtileri; <br />
halsizlik ve yorgunluk şikÃ¢yetleridir. Saç dökülmeleri, cilt kuruluğu, <br />
kaşıntı, tırnak kırılması, kabızlık gibi bulgularla kendini hissettirir.<br />
Tedavi edilmezse şikayetler giderek çoğalır. Bir süre sonra efor <br />
kapasitesi düşer. Kalp ve solunumla ilgili problemler başlar. Tansiyon <br />
dengesizlikleri görülebilir. Bir süre sonra da kişide yaptığı <br />
değişikliklerle doktora gitme zorunluluğu ortaya çıkar. Doğru tanı <br />
konulmadığında bir süre sonra şikÃ¢yetler geçmediği için tekrar doktora <br />
gidilir.<br />
<br />
<br />
	Bu rahatsızlıkta yaş sınırı yoktur, doğumdan ölene kadar her yaş <br />
grubunda rastlanabilir. Ergenlik dönemi, 25-40 yaş arası, kadınlarda <br />
doğurganlık ve menopoz döneminde daha sık görülebilir. Dış faktörlere ve<br />
genetiğe bağlı olarak gelişebilir.<br />
<br />
<br />
	Hastalılara ait bulgular kişisel farklılıklar gösterebilir. Her kişinin<br />
algı düzeyi farklıdır. Ciddi depresyona giren, halsizlik nedeniyle iş <br />
gücü kaybı yaşayan, aşırı sinir- kaygı nedeniyle etraflarıyla kavga eden<br />
hasta tablolarına rastlamak mümkündür.<br />
<br />
<br />
	Tiroit hastalığının en iyi yönü ne kadar ilerlemiş olursa olsun <br />
tedavide yüz güldürücü sonuçlar almanın mümkün olmasıdır. Hastalığın <br />
tipine göre ilaç, cerrahi ya da radyoaktif tedavi uygulanır. <br />
Hipotiroitte ortalama 6-8 hafta içinde sonuç alınıp, tamamen normale <br />
dönülebilir. <br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Haşimoto nedir ? </span><br />
<br />
<br />
	Genel tiroit hastalığının içindeki bir gruptur. Tiroit hormon dengesini<br />
bozduğunda genel değişiklikler yapabilir. Haşimato grubu hastalarda <br />
hormonlar normal olduğu halde kişide açıklanamayan deri, tırnak, saç <br />
problemi olabilir. Yine bu kişilerde özellikle kadınlarda adetlerle <br />
ilgili sorunlar yaşanır. Genetik olabilir. Bir insan farkına varmadan <br />
ömrü boyunca yaşayabilir. Ailesinde tiroit hastası olanlar özellikle bu <br />
grupta yer alır.Basit bir kan testiyle tespiti mümkündür. Gerektiğinde <br />
ultrasonla bakılır. <br />
<br />
<br />
	Tiroit hormon düzeyi artığı zaman â€˜Hipertiroitiâ€™ adı verilir ve metabolizma hızlı çalışır. Ciddi kilo kaybı yaşanır.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gözler dışarıya doğru neden çıkar?</span><br />
<br />
<br />
	Tiroit çok çalıştığı durumda hem tiroit hem de gözler etkilenir. Çünkü <br />
aynı mekanizma gözlerin arkasındaki dokuda da geçerlidir. Orada iş biraz<br />
daha karmaşık ve tedavisi de biraz daha yorucudur. Çünkü tiroiti ve <br />
gözü birlikte kontrol altına almak gerekir. Bazen tiroiti kontrol altına<br />
alsanız bile göz bağımsız olarak ilerleyebilir. Bu da zor olan tiroit <br />
hastalıklarından biridir.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kansere dönüşür mü?</span><br />
<br />
<br />
	Her tiroit hastalığı kansere dönüşmez. Tiroit modülü varsa bazı modüller 3-5 yıl içinde kansere dönüşebilir. <br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tiroit hastalığı depresyonla karıştırılıyor!!!</span><br />
<br />
<br />
	Psikiyatri bölümünden çok fazla tiroit hastası endokronologlara <br />
yönlendirilir. Bu tip hastalar depresif şikÃ¢yetlerle psikiyatriste <br />
başvurur. Onlara uygulanan ilk test tiroit hormonudur. Özellikle <br />
doktorların bu konuda bilinçlendirmeli gerekir.<br />
<br />
<br />
	Karalahananın içindeki bir madde tiroit hormonunu yaparken bir enzimi <br />
bloke ettiği için tehlikelidir. Suşi içerisinde fazla iyot olduğu için <br />
tiroiti olumsuz etkiler. Uzak doğudan zayıflamak için gelen yosun <br />
tabletleri tiroit hastalıklarını tetikleyebilir. Bunlara dikkat <br />
etmeliyiz.<br />
<br />
<br />
	*Ailesinde tiroit hastalığı olanlar,<br />
<br />
<br />
	*Doğurganlık çağından olanlar kadınlar,<br />
<br />
<br />
	*Ergenlik çağındaki çocukların<br />
<br />
<br />
	Bir kez tiroit fonksiyonunu değerlendirmekte fayda vardır. Özellikle <br />
ailesinde olanlar için bu yaş dönemi çok önemlidir. Çünkü gebelikte <br />
bebeğin sağlığını, ergenlik döneminde beyin- beden fonksiyonu, menopoz <br />
kadın sağlığını etkiler.<br />
<br />
<br />
	Özellikle genetik tipteki tiroit hastalarında bir dönem aktiflenmediği <br />
için bazen testlerde çıkmayabilir ama daha sonra herhangi bir neden <br />
gebelik- lohusalık-stres zemindeki hastalığı tetikleyebilir. İnsanların <br />
senede bir kere tiroit hormonuna baktırması yeterlidir.<br />
<br />
 <br />
	<br />
<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Akupunktur ile Kadınlarda İdrar Kaçırmaya SON!]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=98975</link>
			<pubDate>Mon, 18 Jun 2012 13:38:36 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16240">Sağlık ve Yaşam</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=98975</guid>
			<description><![CDATA[ <img src="http://saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/akupunktur-bahceci.jpg" loading="lazy"  alt="akupunktur-bahceci.jpg" class="mycode_img" /> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kadınlarda farklı şekilde görülen ve tek çaresi ameliyat <br />
zannedilen idrar tutamama rahatsızlığında Akupunktur ve Nöral terapi <br />
uygulamaları ile de etkin ve pozitif sonuçlar elde etmek mümkünâ€¦</span><br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Uz. Dr. Hasan Ali Nogay</span><br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bahçeci Sağlık Grubu</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
	Tıp dilinde â€œÜriner İnkontinansâ€ olarak geçen idrar kaçırma <br />
rahatsızlıkları her 3 ya da 4 kadından birisinde farklı şekilde <br />
görülmektedir. Birkaç doğum veya rahime yönelik cerrahi girişimler <br />
geçirmiş kadınlar arasında sık görülen ve doğal kabul edilip <br />
önemsenmeyen idrar kaçırma rahatsızlıkları ile özellikle menopoza yakın <br />
dönemlerde daha sık karşı karşıya gelinmektedir.<br />
<br />
<br />
	İdrar tutamama rahatsızlığında sebep olarak cerrahi jinekolojik <br />
müdahaleler, doğum sayısı ve şekli öne çıkar. Bağ dokusunun <br />
elastikiyetinin azlığına bağlı olan bu rahatsızlıkta genetik faktörler <br />
de çok önemlidir.Tekrarlayan mesane enfeksiyonları, menopoz, kabızlık, <br />
şişmanlık, diyabet ve bazı ilaçlar da idrar kaçırma rahatsızlığını <br />
tetikleyen faktörleri oluşturur.<br />
<br />
<br />
	Kadınlarda â€˜İdrar Kaçırmaâ€™ rahatsızlığı olan ve en sık görülen stres <br />
tipiâ€™ne ek olarak, sıkışma inkontinansı, miks tip, taşma tipi ve <br />
sfinkter yetersizliği olmak üzere 5 tipe ayrılmaktadır.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6 Seans Akupunkturla Gelen Sağlık</span><br />
<br />
<br />
	Sadece stres ve sfinkter tipi tedavilerinde önerilen cerrahi <br />
müdahaleler öncesinde bile, Akupunktur ve Nöral Terapi yaklaşımlarının <br />
denenmesi hızlı ve başarılı sonuçlar verir. Ortalama 6 seans devam eden <br />
tedavi aşaması sonucunda kalıcı ve başarılı sonuçlar alınabilir.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Stres Tipi</span><br />
<br />
<br />
	Karın içi basıncını artıran öksürme, hapşırma, gülme, egzersiz ve yük <br />
kaldırma gibi faaliyetler sırasında oluşan istem dışı idrar kaçırmadır. <br />
İdrarını tutamayan her 3 kadından 2â€™sinde görülen tiptir. Pelvis tabanı <br />
kaslarının bağ dokusunun zayıflığı, altta yatan sebep olarak <br />
değerlendirilir. Doğum sayısı ve doğumda uygulanan müdahaleler, iri <br />
bebek, ailesel faktörler ve menopoz riski artırmaktadır.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sıkışma Tipi</span><br />
<br />
<br />
	Tuvalete gitme ihtiyacı hissedildiği sırada, idrar torbasının farklı <br />
sebeplerle uyarılmasıyla idrarın kaçırılmasıdır. Bunun sebebi, mesane <br />
kaslarının aşırı aktivitesi ve uyarılmasıdır. Pelvis içi ve mesanenin <br />
enfeksiyonları, omurga travmaları, bel fıtığı, diyabet gibi hastalıklar <br />
sorumlu tutulabilmektedir.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Taşma Tipi</span><br />
<br />
<br />
	Pelvis içi cerrahi müdahaleler, omurilik yaralanmaları, diyabet, multipl skleroz gibi hastalıkların yol açtığı düşünülmektedir.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sfinkter Yetersizliği</span><br />
<br />
<br />
	Sık olarak â€œmesaneâ€ düzeltme cerrahisi sonrasında görülmektedir.<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <img src="http://saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/akupunktur-bahceci.jpg" loading="lazy"  alt="akupunktur-bahceci.jpg" class="mycode_img" /> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kadınlarda farklı şekilde görülen ve tek çaresi ameliyat <br />
zannedilen idrar tutamama rahatsızlığında Akupunktur ve Nöral terapi <br />
uygulamaları ile de etkin ve pozitif sonuçlar elde etmek mümkünâ€¦</span><br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Uz. Dr. Hasan Ali Nogay</span><br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bahçeci Sağlık Grubu</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
	Tıp dilinde â€œÜriner İnkontinansâ€ olarak geçen idrar kaçırma <br />
rahatsızlıkları her 3 ya da 4 kadından birisinde farklı şekilde <br />
görülmektedir. Birkaç doğum veya rahime yönelik cerrahi girişimler <br />
geçirmiş kadınlar arasında sık görülen ve doğal kabul edilip <br />
önemsenmeyen idrar kaçırma rahatsızlıkları ile özellikle menopoza yakın <br />
dönemlerde daha sık karşı karşıya gelinmektedir.<br />
<br />
<br />
	İdrar tutamama rahatsızlığında sebep olarak cerrahi jinekolojik <br />
müdahaleler, doğum sayısı ve şekli öne çıkar. Bağ dokusunun <br />
elastikiyetinin azlığına bağlı olan bu rahatsızlıkta genetik faktörler <br />
de çok önemlidir.Tekrarlayan mesane enfeksiyonları, menopoz, kabızlık, <br />
şişmanlık, diyabet ve bazı ilaçlar da idrar kaçırma rahatsızlığını <br />
tetikleyen faktörleri oluşturur.<br />
<br />
<br />
	Kadınlarda â€˜İdrar Kaçırmaâ€™ rahatsızlığı olan ve en sık görülen stres <br />
tipiâ€™ne ek olarak, sıkışma inkontinansı, miks tip, taşma tipi ve <br />
sfinkter yetersizliği olmak üzere 5 tipe ayrılmaktadır.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6 Seans Akupunkturla Gelen Sağlık</span><br />
<br />
<br />
	Sadece stres ve sfinkter tipi tedavilerinde önerilen cerrahi <br />
müdahaleler öncesinde bile, Akupunktur ve Nöral Terapi yaklaşımlarının <br />
denenmesi hızlı ve başarılı sonuçlar verir. Ortalama 6 seans devam eden <br />
tedavi aşaması sonucunda kalıcı ve başarılı sonuçlar alınabilir.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Stres Tipi</span><br />
<br />
<br />
	Karın içi basıncını artıran öksürme, hapşırma, gülme, egzersiz ve yük <br />
kaldırma gibi faaliyetler sırasında oluşan istem dışı idrar kaçırmadır. <br />
İdrarını tutamayan her 3 kadından 2â€™sinde görülen tiptir. Pelvis tabanı <br />
kaslarının bağ dokusunun zayıflığı, altta yatan sebep olarak <br />
değerlendirilir. Doğum sayısı ve doğumda uygulanan müdahaleler, iri <br />
bebek, ailesel faktörler ve menopoz riski artırmaktadır.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sıkışma Tipi</span><br />
<br />
<br />
	Tuvalete gitme ihtiyacı hissedildiği sırada, idrar torbasının farklı <br />
sebeplerle uyarılmasıyla idrarın kaçırılmasıdır. Bunun sebebi, mesane <br />
kaslarının aşırı aktivitesi ve uyarılmasıdır. Pelvis içi ve mesanenin <br />
enfeksiyonları, omurga travmaları, bel fıtığı, diyabet gibi hastalıklar <br />
sorumlu tutulabilmektedir.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Taşma Tipi</span><br />
<br />
<br />
	Pelvis içi cerrahi müdahaleler, omurilik yaralanmaları, diyabet, multipl skleroz gibi hastalıkların yol açtığı düşünülmektedir.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sfinkter Yetersizliği</span><br />
<br />
<br />
	Sık olarak â€œmesaneâ€ düzeltme cerrahisi sonrasında görülmektedir.<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yaz, Kış veya Mucize Diyet Yoktur!]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=98928</link>
			<pubDate>Sun, 20 May 2012 20:19:34 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16240">Sağlık ve Yaşam</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=98928</guid>
			<description><![CDATA[ <img src="http://saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/zayiflama1.jpg" loading="lazy"  alt="zayiflama1.jpg" class="mycode_img" /> [video=youtube]<br />
 <br />
  Normal<br />
  0<br />
  21<br />
  <br />
 <br />
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=zfbVt5srSrw&amp;feature=youtu.be" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.youtube.com/watch?v=zfbVt5srS...e=youtu.be</a>[/video]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dünyada yaklaşık 22 bin çeşit şok diyet olduğunu biliyor <br />
musunuz? Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kısa zamanda kilo vermek <br />
isteyen kişiler medyada yer alan şok diyetleri ard arda denerler.</span><br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dyt. Müge Aksu</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
	Yaz, kış veya mucize diyetâ€™ yoktur. Kişiyi kısa zamanda istenmeyen <br />
kilolarından kurtaracak mucize ürün de yoktur. Zayıflamak için <br />
uygulanacak 1. ve temel kural; düzenli, dengeli ve zamanında <br />
beslenmektir.<br />
<br />
<br />
	Yaz ayları yaklaştıkça özellikle bayanlarda kilo verme telaşı başlar. <br />
Aynaya bakınca kendini beğenmek psikolojisiyle harekete geçen kişi önce <br />
öğün sayısını düşürür ki; bu yapılan en büyük hatadırâ€¦ Çünkü vücudun <br />
çalışması için gerekli olan besin aynı zamanda yakıt kaynağıdır. <br />
Zayıflamak isteyen kişi önce kendini açlığa mahkÃ»m eder. Zanneder ki aç <br />
kalırsam ya da öğün atlarsam daha çabuk zayıflarım. Oysa öğün <br />
atlandığında metabolizma yavaşlar. Uzun süre aç kalmış hücreler, açlık <br />
sinyallerini vererek koruma kalkanlarını oluşturur ve yenilenler yağ <br />
olarak depolamaya başlar. Vücudun çalışması yavaşladığı için kilo verme <br />
hızı düşer. Bir süre sonra tamamen durur. Uzun aralıklarla beslenme kan <br />
şekerinde dengesizlikler oluşturup iniş â€“çıkışlara sebep olur. Özellikle<br />
tek öğün akşam yemeği ise, sıkıntı biraz daha artar. Akşam metabolizma <br />
hızı ve aktivitesi azalacağı için sindirme oranı da azalır. Uzun vadede <br />
kas kayıpları görülür. Bilinçli kilo vermek için güne mutlaka güzel bir <br />
kahvaltı ile başlanmalıdır. Çok eskilerden bilinen â€˜Kahvaltıyı kral <br />
gibi, öğle yemeğini prens gibi ve akşam yemeğini fakir gibi yiyinâ€™ sözü <br />
modern çağda da geçerliliğini koruyor.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bilinçli Kilo Vermenin Sırrı: Az, Sık, Kararınca Her Şeyden Yemekâ€¦<br />
<br />
	</span>Yiyeceklerin vücutta depolanma süresi 4-5 saat kadardır. Kişi <br />
ne kadar yemiş olursa olsun en fazla 5 saat sonra depoları boşalır ve <br />
acıkır. Kilo vermenin sırrı az, sık ve her şeyden kararınca yemektir. <br />
Vücut ihtiyacı olan enerjiyi kas hücrelerinden karşılamaya çalışır. <br />
Diyetisyenler tarafından günde 4-6 öğün yenmesi önerilir. Son ara öğün <br />
yatmadan 2 saat önce tüketilmelidir. Ara öğünler, tokluk hissini <br />
uzatarak metabolizmayı hızlandırır. Böylece sonraki öğünde porsiyon <br />
kontrolü sağlanır. Aç kalmak demek; yağ hücrelerinin artması ve kilo <br />
vermenin yavaşlamasıdır. Uygun besini, gerekli miktar ve doğru zamanda <br />
yemek esas alınmalıdır. Dengeli beslenmenin temel kuralı, gün içinde her<br />
besin grubundan tüketmeye çalışmaktır. Et, süt, ekmek, sebze ve meyve <br />
gruplarını porsiyon miktarlarına dikkat ederek yemelidir. Doğru kilo <br />
kaybı için ihtiyaç altında beslenmemek şart olmalıdır.Azı karar, çoğu <br />
zarar mantığı ile hiçbir besini sınırsız yemek doğru olmadığı gibi <br />
tamamen günlük beslenmemizden çıkarmak da doğru olmayacaktır.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sağlıklı Zayıflamanın Göstergesi Yağ Kaybıdır!<br />
<br />
	</span>Kilo azalması, gerçek zayıflamanın göstergesi değildir. Gerçek<br />
zayıflama vücuttaki yağ oranının azalması olarak kabul edilir. Kilo <br />
sudan ya da kaslardan verilmiş olabilir; örneğin bel çevresi aynı <br />
ölçülerde ise bu gerçek anlamda kilo vermenin göstergesi değildir. Hızlı<br />
verilen kilolar genelde kas ve su kayıplarına neden olduğu için <br />
kesinlikle önerilmez. Normal yaşantıya dönüldüğünde de verilen kilolar <br />
fazlası ile geri gelir. Bu nedenle mutlaka yavaş yavaş ve kişiye özgü <br />
bir programla kilo verilmelidir.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsveç, Dukan, Kan Grubu, Karpuz Diyeti veya â€˜5 günde 5 kgâ€™ Mümkün mü?</span><br />
<br />
<br />
	Yaza girerken aynalarla barışmak için kilolar acele verilmek istenir. <br />
Dünyada yaklaşık 22bin çeşit diyet var, İsveç, Dukan, Kan Grubu, Karpuz <br />
Diyeti veya â€˜5 günde 5 kgâ€™ gibi şok diyetlerle kilo vermek mümkün <br />
değildir. Şok Diyetler adı üstünde şok etki yapabilir. Çok düşük <br />
kalorili diyetler; metabolizma hızınızın altında kalacak ve kilo vermeye<br />
çalışırken vücut çalışma hızınızın azalmasına neden olacaktır. Yağı <br />
kesilmiş bir diyet de uzun vadede kötü sonuçlar doğurur. Yağda eriyen <br />
vitaminlerin â€˜A-D-E-Kâ€™ emilimi azalır. Doku hasarları, gözde gece <br />
körlüğü â€“ körlüğe kadar giden kusurlar, kemiklerde yumuşama â€¦ gibi <br />
hastalıklara sebep olabilir. Yüksek protein içeren diyetlerde; gut, kan <br />
yağlarında artış, böbrek fonksiyonlarında bozulma, kabızlık gibi <br />
sorunlarla karşılaşılabilir.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kilo Verirken Ne Zaman Destek Ürün Alınmalıdır?<br />
<br />
	</span>Diyet tedavisinde esas amaç yaşam tarzı değişikliği <br />
yaratmaktır. Egzersiz, tedavinin diğer ayağıdır. Dünya Sağlık Örgütü <br />
sağlıklı bir bireyin günde 10 bin adım atmasını ön görüyor. Zor kilo <br />
veren kişiler de var. Yeşil çay, kırmızı biber, yaban mersini, brüksel <br />
lahanası, çilek, kiraz, mısır püskülü, defne veya avakoda yaprağının <br />
kilo vermeye yardımcı besinlerdir. Son yapılan klinik çalışmalarda <br />
kaktüs ve yosunun da bu özelliği açıklandı. Klinik çalışmalarla <br />
desteklenmiş ürünler doktor ve/veya diyetisyen kontrolünde tedaviye <br />
destek olarak kullanılabilir. İçeriği bilinmeyen ürünleri kullanmak <br />
vücut için zararlı olabilir. Sonuçlar maalesef ölüme yol açabilir. <br />
Hiçbir beslenme desteğinin mucizevi etki yapmayacağı ve tek başına <br />
zayıflatma etkisinin olmadığı bilinmelidir.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaktüs ve Yosunun kilo vermede rolü nedir ?<br />
<br />
	</span>ABD ve Avrupa ülkelerinde yapılan klinik çalışmalarda yosun ve<br />
kaktüs ikilisinin özellikle göbek, basen ve kalçadaki yağ dokusunun <br />
erimesinde aktif rolü tespit edildi. Kaktüsün yağ tutucu özelliği ile <br />
yosunun metabolizma hızını artırması kilo vermede yardımcı olabilir. <br />
Kaktüs, lif özelliği ile yağın vücuttan atılmasını sağlayarak kilo <br />
yönetimine yardımcı olur. Yapılan klinik çalışmalarda kaktüsün alerjiye <br />
yol açmadığı, GDO içermediği ve zayıflamada etkin olduğu belirlendi. <br />
Yenilebilir kahverengi deniz yosunu ise yağ yakma potansiyeliyle bilinen<br />
doğal bir moleküldür. Metabolizma hızını arttırarak vücutta birikmiş <br />
yağların yakılmasını sağladığı özellikle bel, kalça ve basenlerdeki <br />
bölgesel fazla kilolardan kurtulmaya yardımcı olduğu klinik çalışmalarla<br />
desteklenmiştir. Kişiler zayıflama programları süresince hatta koruma <br />
dönemi boyunca kaktüs ve yosun kompleksini kullanabilir.<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <img src="http://saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/zayiflama1.jpg" loading="lazy"  alt="zayiflama1.jpg" class="mycode_img" /> [video=youtube]<br />
 <br />
  Normal<br />
  0<br />
  21<br />
  <br />
 <br />
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=zfbVt5srSrw&amp;feature=youtu.be" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.youtube.com/watch?v=zfbVt5srS...e=youtu.be</a>[/video]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dünyada yaklaşık 22 bin çeşit şok diyet olduğunu biliyor <br />
musunuz? Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kısa zamanda kilo vermek <br />
isteyen kişiler medyada yer alan şok diyetleri ard arda denerler.</span><br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dyt. Müge Aksu</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
	Yaz, kış veya mucize diyetâ€™ yoktur. Kişiyi kısa zamanda istenmeyen <br />
kilolarından kurtaracak mucize ürün de yoktur. Zayıflamak için <br />
uygulanacak 1. ve temel kural; düzenli, dengeli ve zamanında <br />
beslenmektir.<br />
<br />
<br />
	Yaz ayları yaklaştıkça özellikle bayanlarda kilo verme telaşı başlar. <br />
Aynaya bakınca kendini beğenmek psikolojisiyle harekete geçen kişi önce <br />
öğün sayısını düşürür ki; bu yapılan en büyük hatadırâ€¦ Çünkü vücudun <br />
çalışması için gerekli olan besin aynı zamanda yakıt kaynağıdır. <br />
Zayıflamak isteyen kişi önce kendini açlığa mahkÃ»m eder. Zanneder ki aç <br />
kalırsam ya da öğün atlarsam daha çabuk zayıflarım. Oysa öğün <br />
atlandığında metabolizma yavaşlar. Uzun süre aç kalmış hücreler, açlık <br />
sinyallerini vererek koruma kalkanlarını oluşturur ve yenilenler yağ <br />
olarak depolamaya başlar. Vücudun çalışması yavaşladığı için kilo verme <br />
hızı düşer. Bir süre sonra tamamen durur. Uzun aralıklarla beslenme kan <br />
şekerinde dengesizlikler oluşturup iniş â€“çıkışlara sebep olur. Özellikle<br />
tek öğün akşam yemeği ise, sıkıntı biraz daha artar. Akşam metabolizma <br />
hızı ve aktivitesi azalacağı için sindirme oranı da azalır. Uzun vadede <br />
kas kayıpları görülür. Bilinçli kilo vermek için güne mutlaka güzel bir <br />
kahvaltı ile başlanmalıdır. Çok eskilerden bilinen â€˜Kahvaltıyı kral <br />
gibi, öğle yemeğini prens gibi ve akşam yemeğini fakir gibi yiyinâ€™ sözü <br />
modern çağda da geçerliliğini koruyor.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bilinçli Kilo Vermenin Sırrı: Az, Sık, Kararınca Her Şeyden Yemekâ€¦<br />
<br />
	</span>Yiyeceklerin vücutta depolanma süresi 4-5 saat kadardır. Kişi <br />
ne kadar yemiş olursa olsun en fazla 5 saat sonra depoları boşalır ve <br />
acıkır. Kilo vermenin sırrı az, sık ve her şeyden kararınca yemektir. <br />
Vücut ihtiyacı olan enerjiyi kas hücrelerinden karşılamaya çalışır. <br />
Diyetisyenler tarafından günde 4-6 öğün yenmesi önerilir. Son ara öğün <br />
yatmadan 2 saat önce tüketilmelidir. Ara öğünler, tokluk hissini <br />
uzatarak metabolizmayı hızlandırır. Böylece sonraki öğünde porsiyon <br />
kontrolü sağlanır. Aç kalmak demek; yağ hücrelerinin artması ve kilo <br />
vermenin yavaşlamasıdır. Uygun besini, gerekli miktar ve doğru zamanda <br />
yemek esas alınmalıdır. Dengeli beslenmenin temel kuralı, gün içinde her<br />
besin grubundan tüketmeye çalışmaktır. Et, süt, ekmek, sebze ve meyve <br />
gruplarını porsiyon miktarlarına dikkat ederek yemelidir. Doğru kilo <br />
kaybı için ihtiyaç altında beslenmemek şart olmalıdır.Azı karar, çoğu <br />
zarar mantığı ile hiçbir besini sınırsız yemek doğru olmadığı gibi <br />
tamamen günlük beslenmemizden çıkarmak da doğru olmayacaktır.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sağlıklı Zayıflamanın Göstergesi Yağ Kaybıdır!<br />
<br />
	</span>Kilo azalması, gerçek zayıflamanın göstergesi değildir. Gerçek<br />
zayıflama vücuttaki yağ oranının azalması olarak kabul edilir. Kilo <br />
sudan ya da kaslardan verilmiş olabilir; örneğin bel çevresi aynı <br />
ölçülerde ise bu gerçek anlamda kilo vermenin göstergesi değildir. Hızlı<br />
verilen kilolar genelde kas ve su kayıplarına neden olduğu için <br />
kesinlikle önerilmez. Normal yaşantıya dönüldüğünde de verilen kilolar <br />
fazlası ile geri gelir. Bu nedenle mutlaka yavaş yavaş ve kişiye özgü <br />
bir programla kilo verilmelidir.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsveç, Dukan, Kan Grubu, Karpuz Diyeti veya â€˜5 günde 5 kgâ€™ Mümkün mü?</span><br />
<br />
<br />
	Yaza girerken aynalarla barışmak için kilolar acele verilmek istenir. <br />
Dünyada yaklaşık 22bin çeşit diyet var, İsveç, Dukan, Kan Grubu, Karpuz <br />
Diyeti veya â€˜5 günde 5 kgâ€™ gibi şok diyetlerle kilo vermek mümkün <br />
değildir. Şok Diyetler adı üstünde şok etki yapabilir. Çok düşük <br />
kalorili diyetler; metabolizma hızınızın altında kalacak ve kilo vermeye<br />
çalışırken vücut çalışma hızınızın azalmasına neden olacaktır. Yağı <br />
kesilmiş bir diyet de uzun vadede kötü sonuçlar doğurur. Yağda eriyen <br />
vitaminlerin â€˜A-D-E-Kâ€™ emilimi azalır. Doku hasarları, gözde gece <br />
körlüğü â€“ körlüğe kadar giden kusurlar, kemiklerde yumuşama â€¦ gibi <br />
hastalıklara sebep olabilir. Yüksek protein içeren diyetlerde; gut, kan <br />
yağlarında artış, böbrek fonksiyonlarında bozulma, kabızlık gibi <br />
sorunlarla karşılaşılabilir.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kilo Verirken Ne Zaman Destek Ürün Alınmalıdır?<br />
<br />
	</span>Diyet tedavisinde esas amaç yaşam tarzı değişikliği <br />
yaratmaktır. Egzersiz, tedavinin diğer ayağıdır. Dünya Sağlık Örgütü <br />
sağlıklı bir bireyin günde 10 bin adım atmasını ön görüyor. Zor kilo <br />
veren kişiler de var. Yeşil çay, kırmızı biber, yaban mersini, brüksel <br />
lahanası, çilek, kiraz, mısır püskülü, defne veya avakoda yaprağının <br />
kilo vermeye yardımcı besinlerdir. Son yapılan klinik çalışmalarda <br />
kaktüs ve yosunun da bu özelliği açıklandı. Klinik çalışmalarla <br />
desteklenmiş ürünler doktor ve/veya diyetisyen kontrolünde tedaviye <br />
destek olarak kullanılabilir. İçeriği bilinmeyen ürünleri kullanmak <br />
vücut için zararlı olabilir. Sonuçlar maalesef ölüme yol açabilir. <br />
Hiçbir beslenme desteğinin mucizevi etki yapmayacağı ve tek başına <br />
zayıflatma etkisinin olmadığı bilinmelidir.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaktüs ve Yosunun kilo vermede rolü nedir ?<br />
<br />
	</span>ABD ve Avrupa ülkelerinde yapılan klinik çalışmalarda yosun ve<br />
kaktüs ikilisinin özellikle göbek, basen ve kalçadaki yağ dokusunun <br />
erimesinde aktif rolü tespit edildi. Kaktüsün yağ tutucu özelliği ile <br />
yosunun metabolizma hızını artırması kilo vermede yardımcı olabilir. <br />
Kaktüs, lif özelliği ile yağın vücuttan atılmasını sağlayarak kilo <br />
yönetimine yardımcı olur. Yapılan klinik çalışmalarda kaktüsün alerjiye <br />
yol açmadığı, GDO içermediği ve zayıflamada etkin olduğu belirlendi. <br />
Yenilebilir kahverengi deniz yosunu ise yağ yakma potansiyeliyle bilinen<br />
doğal bir moleküldür. Metabolizma hızını arttırarak vücutta birikmiş <br />
yağların yakılmasını sağladığı özellikle bel, kalça ve basenlerdeki <br />
bölgesel fazla kilolardan kurtulmaya yardımcı olduğu klinik çalışmalarla<br />
desteklenmiştir. Kişiler zayıflama programları süresince hatta koruma <br />
dönemi boyunca kaktüs ve yosun kompleksini kullanabilir.<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yorgunluğun Çözümü Vitamin mi, Aminoasit mi?]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=98899</link>
			<pubDate>Wed, 02 May 2012 13:08:08 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16240">Sağlık ve Yaşam</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=98899</guid>
			<description><![CDATA[[video=youtube]<br />
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=oAX4scJotqg" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.youtube.com/watch?v=oAX4scJotqg</a> [/video]<br />
 <img src="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/drmuratberksoy-yorgunluk.jpg" loading="lazy"  alt="drmuratberksoy-yorgunluk.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Son 30 yıldır hareketsizlik ve dengesiz beslenme, yorgunluğun görülme sıklığını artıran en önemli iki sebepâ€¦ Önemsenmeyen yorgunluk belirtileri eş-dost-arkadaş tavsiyesi sonrasında alınan ilaç veya takviyelerle giderilmeye çalışılır. Oysa bu bir hatadırâ€¦</span><br />
Aile Hekimi Dr. Murat Berksoy, â€œ Yorgunluk tanısının uzman tarafından konulması gerekir. Çünkü ilk evrede vücudun enerjiye yani daha çok aminoaside ihtiyacı olabilir. Vitamine değil. Çevre tavsiyesiyle alınan yanlış ilaç veya takviyeler rahatsızlığın zaman içinde kronik hastalığa dönüşmesine sebep olabilirâ€ dedi.<br />
Günümüzde â€˜yorgunlukâ€™ artık hastalık olarak kabul ediliyor. Yapılan araştırma sonuçlarına göre; zaman içinde sinsice ilerleyip kronikleşen yorgunluk kişinin aile, okul, iş ve sosyal yaşamını olumsuz etkilediği için boşanma, işte-derste başarısızlık hatta trafikte ölümle sonuçlanan kazalara sebep oluyor. Oysa zamanında önlem alınıp, tedavi edilebilse tüm bunları engellemek mümkün. Son 30 yıldır hareketsizlik ve dengesiz beslenmenin yorgunluğun görülme sıklığını artıran en önemli iki sebep olduğunu vurgulayan Aile Hekimi Dr. Murat Berksoy, şunları söyledi:â€œYorgunluğa yönelik çözüm öneren vitamin-mineral ağırlıklı takviyeler vardır. Bu tip takviyeler enerjiden ziyade genel vücut sağlığına hizmet etmektedir. Kendini yorgun hisseden kişinin enerjiye yani daha çok aminoaside ihtiyacı vardır. Vitamine değil. Günlük enerji miktarını yükseltmek üzere doğrudan enerji metabolizması üzerine çalışan ve enerjinin en alt birimi olan ATP miktarını artırmaya yönelik takviyelerin kullanılması önerilebilir. Eş-dost-arkadaş tavsiyesiyle alınan takviyeler rahatsızlığın zaman içinde kronik hastalığa dönüşmesine sebep olabilir. Bu konuda mutlaka uzman doktorun yönlendirmesine ihtiyaç duyulmalıdır.â€<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Yorgunluk iş gücünü nasıl etkiler?<br />
</span></span>Yorgunluk sendromunun vücutta yaptığı değişikliklerle çalışan kişilerde gün boyunca isteksizlik, konsantrasyon eksikliği, uykuya meyil, çabuk yorulma gibi fiziksel sorunlar oluşturduğunu ifade eden Dr. Murat Berksoy, â€œ Bu durum iş verimliliğini olumsuz yönde etkilemekle beraber iletişim becerilerini de azaltır. İşe geç kalan, işte bitkin olan, verimliliği azalan çalışanlar etrafındaki diğer çalışanların işgücünü de olumsuz etkiler adeta virüs gibi belirtiler işyerinde yaygınlaşabilir. Yorgunluk yaşam kalitesinde düşüşe sebep olmakla beraber iletişimde oluşturduğu güçlükler sonucu kişiler arasına çatışmalar ayrılıklara dostlukların, ortaklıkların bozulmasına birlikte çalışma ahenginin olumsuz yönde değişmesine sebep olmaktadır.â€ dedi.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">* Yorgunluğun çözümünde aminoasitlerin rolü var mıdır?<br />
</span></span>Açıklamalarında yorgunluğun çözümünde aminoasitlerin rolüne de değinen Dr. Murat Berksoy; â€œUzman bir doktor tarafından yapılan fiziksel muayene ve laboratuar testleri ile saptanmış sorunların tedavisi sırasında uygun dozda uygun süre vitamin, mineral, aminoasit gibi desteklerin yararı olmakla birlikte gelecekte yaşanacak sorunların önlenebilmesi için yaşam biçimi değişikliklerine ihtiyaç vardır. Bu desteklerden yararlanırken uzman doktorların düzenli kontrollerinin sağlanması ile kalıcı çözümlere ulaşılabilir. Ayrıca L-Karnitin başta olmak üzere, L-Arjinin, L-Glutamin, L-Treonin, L-Serin ve Vitamin B12 gibi bileşenlerin sinerjik aktivitesi; hücresel enerji üretimini artırmaya ve nöronal membranların bütünlüğünü sağlamaya katkıda bulunur. Dolayısıyla bu bileşenler, fiziksel ve zihinsel yorgunluk durumlarında geçici olarak azalan enerjinin yerine konmasına yardımcı olur ve böylece sabah başlayan gün boyu süren yorgunlukların önüne geçmek mümkündür.â€ dedi.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">*Antibiyotik ve antidepresan ilaç kullanımı yorgunluğa sebep mi?<br />
</span></span>Uykusuzluk, stresli çalışma ortamı, zorlu iş ilişkileri, sık geçirilen enfeksiyon, yoğun kullanılan antibiyotik ve antidepresan gibi ilaçların kişide kronik yorgunluk belirtilerini harekete geçirebileceğini belirten Berksoy sözlerine şöyle devam etti: â€œSık kullanılan antibiyotikler bağışıklık sisteminin en önemli kısımlarından florayı bozar, antidepresanlar ve diğer ilaçlar da böbreküstü bezlerindeki hormon salınımını etkiler. Bunlar da yorgunluğa sebep olabilir.â€<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[video=youtube]<br />
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=oAX4scJotqg" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.youtube.com/watch?v=oAX4scJotqg</a> [/video]<br />
 <img src="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/drmuratberksoy-yorgunluk.jpg" loading="lazy"  alt="drmuratberksoy-yorgunluk.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Son 30 yıldır hareketsizlik ve dengesiz beslenme, yorgunluğun görülme sıklığını artıran en önemli iki sebepâ€¦ Önemsenmeyen yorgunluk belirtileri eş-dost-arkadaş tavsiyesi sonrasında alınan ilaç veya takviyelerle giderilmeye çalışılır. Oysa bu bir hatadırâ€¦</span><br />
Aile Hekimi Dr. Murat Berksoy, â€œ Yorgunluk tanısının uzman tarafından konulması gerekir. Çünkü ilk evrede vücudun enerjiye yani daha çok aminoaside ihtiyacı olabilir. Vitamine değil. Çevre tavsiyesiyle alınan yanlış ilaç veya takviyeler rahatsızlığın zaman içinde kronik hastalığa dönüşmesine sebep olabilirâ€ dedi.<br />
Günümüzde â€˜yorgunlukâ€™ artık hastalık olarak kabul ediliyor. Yapılan araştırma sonuçlarına göre; zaman içinde sinsice ilerleyip kronikleşen yorgunluk kişinin aile, okul, iş ve sosyal yaşamını olumsuz etkilediği için boşanma, işte-derste başarısızlık hatta trafikte ölümle sonuçlanan kazalara sebep oluyor. Oysa zamanında önlem alınıp, tedavi edilebilse tüm bunları engellemek mümkün. Son 30 yıldır hareketsizlik ve dengesiz beslenmenin yorgunluğun görülme sıklığını artıran en önemli iki sebep olduğunu vurgulayan Aile Hekimi Dr. Murat Berksoy, şunları söyledi:â€œYorgunluğa yönelik çözüm öneren vitamin-mineral ağırlıklı takviyeler vardır. Bu tip takviyeler enerjiden ziyade genel vücut sağlığına hizmet etmektedir. Kendini yorgun hisseden kişinin enerjiye yani daha çok aminoaside ihtiyacı vardır. Vitamine değil. Günlük enerji miktarını yükseltmek üzere doğrudan enerji metabolizması üzerine çalışan ve enerjinin en alt birimi olan ATP miktarını artırmaya yönelik takviyelerin kullanılması önerilebilir. Eş-dost-arkadaş tavsiyesiyle alınan takviyeler rahatsızlığın zaman içinde kronik hastalığa dönüşmesine sebep olabilir. Bu konuda mutlaka uzman doktorun yönlendirmesine ihtiyaç duyulmalıdır.â€<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Yorgunluk iş gücünü nasıl etkiler?<br />
</span></span>Yorgunluk sendromunun vücutta yaptığı değişikliklerle çalışan kişilerde gün boyunca isteksizlik, konsantrasyon eksikliği, uykuya meyil, çabuk yorulma gibi fiziksel sorunlar oluşturduğunu ifade eden Dr. Murat Berksoy, â€œ Bu durum iş verimliliğini olumsuz yönde etkilemekle beraber iletişim becerilerini de azaltır. İşe geç kalan, işte bitkin olan, verimliliği azalan çalışanlar etrafındaki diğer çalışanların işgücünü de olumsuz etkiler adeta virüs gibi belirtiler işyerinde yaygınlaşabilir. Yorgunluk yaşam kalitesinde düşüşe sebep olmakla beraber iletişimde oluşturduğu güçlükler sonucu kişiler arasına çatışmalar ayrılıklara dostlukların, ortaklıkların bozulmasına birlikte çalışma ahenginin olumsuz yönde değişmesine sebep olmaktadır.â€ dedi.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">* Yorgunluğun çözümünde aminoasitlerin rolü var mıdır?<br />
</span></span>Açıklamalarında yorgunluğun çözümünde aminoasitlerin rolüne de değinen Dr. Murat Berksoy; â€œUzman bir doktor tarafından yapılan fiziksel muayene ve laboratuar testleri ile saptanmış sorunların tedavisi sırasında uygun dozda uygun süre vitamin, mineral, aminoasit gibi desteklerin yararı olmakla birlikte gelecekte yaşanacak sorunların önlenebilmesi için yaşam biçimi değişikliklerine ihtiyaç vardır. Bu desteklerden yararlanırken uzman doktorların düzenli kontrollerinin sağlanması ile kalıcı çözümlere ulaşılabilir. Ayrıca L-Karnitin başta olmak üzere, L-Arjinin, L-Glutamin, L-Treonin, L-Serin ve Vitamin B12 gibi bileşenlerin sinerjik aktivitesi; hücresel enerji üretimini artırmaya ve nöronal membranların bütünlüğünü sağlamaya katkıda bulunur. Dolayısıyla bu bileşenler, fiziksel ve zihinsel yorgunluk durumlarında geçici olarak azalan enerjinin yerine konmasına yardımcı olur ve böylece sabah başlayan gün boyu süren yorgunlukların önüne geçmek mümkündür.â€ dedi.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">*Antibiyotik ve antidepresan ilaç kullanımı yorgunluğa sebep mi?<br />
</span></span>Uykusuzluk, stresli çalışma ortamı, zorlu iş ilişkileri, sık geçirilen enfeksiyon, yoğun kullanılan antibiyotik ve antidepresan gibi ilaçların kişide kronik yorgunluk belirtilerini harekete geçirebileceğini belirten Berksoy sözlerine şöyle devam etti: â€œSık kullanılan antibiyotikler bağışıklık sisteminin en önemli kısımlarından florayı bozar, antidepresanlar ve diğer ilaçlar da böbreküstü bezlerindeki hormon salınımını etkiler. Bunlar da yorgunluğa sebep olabilir.â€<br />
]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>