<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi - Güzellik]]></title>
		<link>https://duygusuz.com/</link>
		<description><![CDATA[:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi - https://duygusuz.com]]></description>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 12:36:36 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[güzellik ]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99008</link>
			<pubDate>Thu, 05 Jul 2012 11:45:23 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=11358">sıla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=99008</guid>
			<description><![CDATA[forumun yeni yüzü harika olmuş <img src="https://duygusuz.com/images/smilies/sleepy.png" alt="Sleepy" title="Sleepy" class="smilie smilie_19" /> çok beğendim çok beğendim proposiyonuna daha çok yakışmış bizimlesin <img src="https://duygusuz.com/images/smilies/blush.png" alt="Blush" title="Blush" class="smilie smilie_12" /> ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[forumun yeni yüzü harika olmuş <img src="https://duygusuz.com/images/smilies/sleepy.png" alt="Sleepy" title="Sleepy" class="smilie smilie_19" /> çok beğendim çok beğendim proposiyonuna daha çok yakışmış bizimlesin <img src="https://duygusuz.com/images/smilies/blush.png" alt="Blush" title="Blush" class="smilie smilie_12" /> ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Saçla İlgili Yanlış Bildiklerimizâ€¦]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=98922</link>
			<pubDate>Mon, 14 May 2012 10:52:58 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16240">Sağlık ve Yaşam</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=98922</guid>
			<description><![CDATA[ <img src="http://saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/sacgorsel2.jpg" loading="lazy"  alt="sacgorsel2.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Son yıllarda kadın-erkek herkesin ortak sorunu: saç <br />
kayıpları. Durum böyle olunca saç ile ilgili doğru bilinen yanlışlarda <br />
gün geçtikçe artıyorâ€¦</span><br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Burcu Çayözü<br />
<br />
	Akademi Saç Terapi Merkezi<br />
<br />
	Saç Sağlığı Uzm. (Trikolojist)</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
	Saçı sık yıkamak dökülmesine sebep olmaz, saçı kazıtmak saçı daha kalın<br />
çıkarmaz, dökülmesini önlemez, şapka takmak, başörtü kullanmak <br />
dökülmeyi artırmaz, baba kel ise oğlu da kesin kel kalmaz, sık cinsel <br />
ilişki saç kaybını artırmaz ve yağlı saçlar daha çok dökülmezâ€¦ İşte <br />
detaylarâ€¦<br />
<br />
<br />
	1. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Saçı sık yıkamak saçların daha fazla dökülmesine sebep olmaz.</span> <br />
Aksine günlük yıkanan saç derisinde, fazla oranda biriken ölü deri, yağ<br />
ve kir temizlenir. Böylece saç deri sağlığını tehdit eden unsurlar <br />
kontrol edilebilir. Sağlıklı bir saç derisi canlı ve parlak saçların <br />
temelidir. Günlük yıkamada elimize gelen saçlar saçın doğal yaşam <br />
döngüsü içinde atılması gereken saçlardır. Her dökülen saçın yerine <br />
mutlaka yeni bir saç üretilmektedir. Saçlar döküldüğü için saç kaybı <br />
oluşmamaktadır. Dökülen saçların yerine kalite olarak daha zayıf saçlar <br />
çıkıyorsa önce saçta hacim kaybı ve zayıflama olmaktadır. Zayıf çıkan <br />
saçlar incelmeyi ve küçülmeyi sürdürerek bir süre sonra tüy formunu <br />
almaktadır. En son aşamada saç kılıfları üretimi sonlandırmakta ve <br />
inaktif hale geçmektedirler. Saçı çok yıkamanın saçı dökmesi mantığı <br />
doğru olsa yüzümüzü her yıkadığımızda kaşımızın kirpiğimizin de <br />
dökülmesi gerekir ki bu mümkün değildir.<br />
<br />
<br />
	2. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Saçı kazıtmak saç dökülmesine engel olmaz.</span><br />
<br />
	Saç ilk çıkarken saçın ucu daha incedir, saç uzadıkta mevcut <br />
kalınlığını almaya başlar. Kazınan saçın daha kalın olduğu izlenimini <br />
yaratan, saçı kazıma işlemi sırasında saçın nispeten ince olan veya <br />
zamanla yıpranmış ve incelmiş uç kısmının kesilip atılması ile saçın <br />
daha muntazam görünmesidir. Ayrıca saç kazındığında, saçın uç kısmının <br />
ele daha keskin gelmesi itibariyle daha kalınmış hissi uyandırabilir. <br />
Saç kalınlığını derinin 2 cm altında yer alan hücre bölünmesi <br />
sağlamaktadır. Kazınan saçın daha az döküldüğü hissi ise saçın çok kısa<br />
olması itibariyle dökülen saçların dikkat çekmemesi olarak <br />
açıklanabilir. Ayrıca uzun süre saçını kazıtan kişiler, bu saçsız <br />
görüntü sonrası saçın uzaması ile elde ettiği saçlı görüntüyü eski <br />
saçından daha çok gibi algılayabilir.<br />
<br />
<br />
	3. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Saçı örtmek ve kapalı tutmak kesinlikle saç kaybı yaratmaz</span>.<br />
<br />
	Sanılanın aksine saçımız oksijeni havadan değil bağlı bulunduğu damar <br />
ağından gelen kandan almaktadır. Bazı kişiler saçı çok sıkı şekilde <br />
bağlamanın ve örtmenin kan dolaşımını olumsuz etkileyip saçta zayıflama <br />
yaratacağını düşünebilir. Bu kısmen doğru olmakla beraber saça besin ve <br />
oksijeni sağlayan tek bir damar sistemi yoktur. Saçlı deriyi kaplayan <br />
çok sayıda ince damar ağı bulunmaktadır. Bu damar ağı dışarıdan bağlanan<br />
örtü ve şapkadan etkilenmemektedir. Saç kaybının temel sebebinin <br />
genetik yatkınlık ve DHT hormonu bazlı bir gerileme olduğu <br />
unutulmamalıdır.<br />
<br />
<br />
	4. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Baba kel ise oğlu da kesin kel kalır.</span><br />
<br />
	Bu bilgi kısmen doğruluk payı taşır. Erkeklerdeki saç dökülmesinin <br />
%90'ı genetik sebeplerden kaynaklanmaktadır. Saçı dökülen kişilerde <br />
genetik olarak saç kaybına yatkınlık varsa - anne ve baba tarafında saç <br />
kaybı olan akrabalar varsa - önlem almak konusunda erken davranmak <br />
gerekir. Belirli dönemlerde ürün kullanarak saç kaybı yavaşlatılıp <br />
geciktirebilir. Böylelikle kişi babası ile aynı yaşa geldiğinde daha <br />
fazla saça sahip olabilir. Bununla beraber baba kel ise kişi fiziksel <br />
ve genetik özellikleri saçları iyi olan taraftan aldıysa saç kaybı da <br />
yaşamayabilir. Genel olarak belirtmek gerekirse; her erkeğin bir miktar <br />
saç kaybetmesi son derece normaldir. Erkeklerin saç kaybı yaşamasında 2 <br />
temel sebep vardır: 1. Genetik yatkınlık 2. Saç kılıfındaki <br />
reseptörlerin "Erkeklik Hormonu Testosteron"a olan duyarlılığı. Her <br />
ikisi de yok edilebilir değildir. Ancak belirli dönemlerde önlem <br />
alınarak saç kaybı kontrol edilebilir ve kellik süreci ertelenebilir.<br />
<br />
<br />
	5. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bazı saç kaybı yaşayan kişiler kel kalmayı testosteron hormonunun yüksekliği ile ilişkilendirmektedir.</span><br />
<br />
	Saç kaybetmenin getirdiği olumsuz durumu, daha çok erkeklik hormonuna <br />
sahip olmakla ve â€œdaha fazla cinsel güce sahip olma â€œ yönünde <br />
yorumlarlar. Üzgünüz ki bu doğru değildir. Saç kaybını oluşturan temel <br />
sebep testosteronun çokluğu değil saç kılıfındaki alıcıların <br />
testosteronun bir takım kimyasal reaksiyonlar sonucu dönüştüğü (<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">daha yıkıcı formdaki erkeklik hormonu olan ) </span>dihiydrotestosterona <br />
(DHT) duyarlılığıdır. Bu duyarlılık genetik yatkınlık olarak <br />
açıklanmaktadır. Yani saç derisinde bulunan saç üreten tüplerde DHTâ€™ye <br />
bir duyarlılık yoksa saç kaybı yaşanmamaktadır. Saç kaybı yaşayan <br />
kişilerin saçlarının arka tarafını ve yan tarafını kaybetmemeleri bu <br />
bölgelerdeki alıcıların duyarlılık göstermemesinden kaynaklanmaktadır.<br />
<br />
<br />
	6. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sık cinsel ilişki saç kaybını artırır.</span><br />
<br />
	Bu söylem de maalesef doğru değildir. Daha önce açıklandığı gibi yüksek<br />
testosteron seviyesi ve aktivitesinin saç kaybını yaratma etkisi <br />
yoktur. Aksine sağlıklı bir cinsel yaşam stresi ve gerilimi azaltması, <br />
kalp atışını ve kan dolaşımını hızlandırması sebebiyle hem kadın hem <br />
erkeğin genel sağlığı ve saçı için faydalıdır.<br />
<br />
<br />
	7. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kişilerin saçlarının yağlı, normal ve kuru olması aynen cilt yapıları gibi tamamen yapısal ve genetik bir durumdur.</span><br />
<br />
	Ancak stres, beslenme şekli ve bir takım hormonsal sorunlar saç <br />
derisindeki yağ bezlerini aktif hale getirebilmekte ve saçı daha yağlı <br />
yapabilmektedir. Özellikle erkeklerin saç derisi kadınlara oranla daha <br />
yağlıdır. Bu durum erkeklerde yüksek oranda bulunan testosteron hormonu <br />
sebebiyle olmaktadır. Hormonların saç kaybında yüksek bir etkisi olduğu <br />
bilinmektedir. Bu nedenle saç derisinde biriken fazla yağ salgısının <br />
ciltten arındırılması ve saçın düzenli olarak yıkanması saç derisinin <br />
sağlıklı kalması için önemlidir.<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <img src="http://saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/sacgorsel2.jpg" loading="lazy"  alt="sacgorsel2.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Son yıllarda kadın-erkek herkesin ortak sorunu: saç <br />
kayıpları. Durum böyle olunca saç ile ilgili doğru bilinen yanlışlarda <br />
gün geçtikçe artıyorâ€¦</span><br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Burcu Çayözü<br />
<br />
	Akademi Saç Terapi Merkezi<br />
<br />
	Saç Sağlığı Uzm. (Trikolojist)</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
	Saçı sık yıkamak dökülmesine sebep olmaz, saçı kazıtmak saçı daha kalın<br />
çıkarmaz, dökülmesini önlemez, şapka takmak, başörtü kullanmak <br />
dökülmeyi artırmaz, baba kel ise oğlu da kesin kel kalmaz, sık cinsel <br />
ilişki saç kaybını artırmaz ve yağlı saçlar daha çok dökülmezâ€¦ İşte <br />
detaylarâ€¦<br />
<br />
<br />
	1. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Saçı sık yıkamak saçların daha fazla dökülmesine sebep olmaz.</span> <br />
Aksine günlük yıkanan saç derisinde, fazla oranda biriken ölü deri, yağ<br />
ve kir temizlenir. Böylece saç deri sağlığını tehdit eden unsurlar <br />
kontrol edilebilir. Sağlıklı bir saç derisi canlı ve parlak saçların <br />
temelidir. Günlük yıkamada elimize gelen saçlar saçın doğal yaşam <br />
döngüsü içinde atılması gereken saçlardır. Her dökülen saçın yerine <br />
mutlaka yeni bir saç üretilmektedir. Saçlar döküldüğü için saç kaybı <br />
oluşmamaktadır. Dökülen saçların yerine kalite olarak daha zayıf saçlar <br />
çıkıyorsa önce saçta hacim kaybı ve zayıflama olmaktadır. Zayıf çıkan <br />
saçlar incelmeyi ve küçülmeyi sürdürerek bir süre sonra tüy formunu <br />
almaktadır. En son aşamada saç kılıfları üretimi sonlandırmakta ve <br />
inaktif hale geçmektedirler. Saçı çok yıkamanın saçı dökmesi mantığı <br />
doğru olsa yüzümüzü her yıkadığımızda kaşımızın kirpiğimizin de <br />
dökülmesi gerekir ki bu mümkün değildir.<br />
<br />
<br />
	2. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Saçı kazıtmak saç dökülmesine engel olmaz.</span><br />
<br />
	Saç ilk çıkarken saçın ucu daha incedir, saç uzadıkta mevcut <br />
kalınlığını almaya başlar. Kazınan saçın daha kalın olduğu izlenimini <br />
yaratan, saçı kazıma işlemi sırasında saçın nispeten ince olan veya <br />
zamanla yıpranmış ve incelmiş uç kısmının kesilip atılması ile saçın <br />
daha muntazam görünmesidir. Ayrıca saç kazındığında, saçın uç kısmının <br />
ele daha keskin gelmesi itibariyle daha kalınmış hissi uyandırabilir. <br />
Saç kalınlığını derinin 2 cm altında yer alan hücre bölünmesi <br />
sağlamaktadır. Kazınan saçın daha az döküldüğü hissi ise saçın çok kısa<br />
olması itibariyle dökülen saçların dikkat çekmemesi olarak <br />
açıklanabilir. Ayrıca uzun süre saçını kazıtan kişiler, bu saçsız <br />
görüntü sonrası saçın uzaması ile elde ettiği saçlı görüntüyü eski <br />
saçından daha çok gibi algılayabilir.<br />
<br />
<br />
	3. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Saçı örtmek ve kapalı tutmak kesinlikle saç kaybı yaratmaz</span>.<br />
<br />
	Sanılanın aksine saçımız oksijeni havadan değil bağlı bulunduğu damar <br />
ağından gelen kandan almaktadır. Bazı kişiler saçı çok sıkı şekilde <br />
bağlamanın ve örtmenin kan dolaşımını olumsuz etkileyip saçta zayıflama <br />
yaratacağını düşünebilir. Bu kısmen doğru olmakla beraber saça besin ve <br />
oksijeni sağlayan tek bir damar sistemi yoktur. Saçlı deriyi kaplayan <br />
çok sayıda ince damar ağı bulunmaktadır. Bu damar ağı dışarıdan bağlanan<br />
örtü ve şapkadan etkilenmemektedir. Saç kaybının temel sebebinin <br />
genetik yatkınlık ve DHT hormonu bazlı bir gerileme olduğu <br />
unutulmamalıdır.<br />
<br />
<br />
	4. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Baba kel ise oğlu da kesin kel kalır.</span><br />
<br />
	Bu bilgi kısmen doğruluk payı taşır. Erkeklerdeki saç dökülmesinin <br />
%90'ı genetik sebeplerden kaynaklanmaktadır. Saçı dökülen kişilerde <br />
genetik olarak saç kaybına yatkınlık varsa - anne ve baba tarafında saç <br />
kaybı olan akrabalar varsa - önlem almak konusunda erken davranmak <br />
gerekir. Belirli dönemlerde ürün kullanarak saç kaybı yavaşlatılıp <br />
geciktirebilir. Böylelikle kişi babası ile aynı yaşa geldiğinde daha <br />
fazla saça sahip olabilir. Bununla beraber baba kel ise kişi fiziksel <br />
ve genetik özellikleri saçları iyi olan taraftan aldıysa saç kaybı da <br />
yaşamayabilir. Genel olarak belirtmek gerekirse; her erkeğin bir miktar <br />
saç kaybetmesi son derece normaldir. Erkeklerin saç kaybı yaşamasında 2 <br />
temel sebep vardır: 1. Genetik yatkınlık 2. Saç kılıfındaki <br />
reseptörlerin "Erkeklik Hormonu Testosteron"a olan duyarlılığı. Her <br />
ikisi de yok edilebilir değildir. Ancak belirli dönemlerde önlem <br />
alınarak saç kaybı kontrol edilebilir ve kellik süreci ertelenebilir.<br />
<br />
<br />
	5. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bazı saç kaybı yaşayan kişiler kel kalmayı testosteron hormonunun yüksekliği ile ilişkilendirmektedir.</span><br />
<br />
	Saç kaybetmenin getirdiği olumsuz durumu, daha çok erkeklik hormonuna <br />
sahip olmakla ve â€œdaha fazla cinsel güce sahip olma â€œ yönünde <br />
yorumlarlar. Üzgünüz ki bu doğru değildir. Saç kaybını oluşturan temel <br />
sebep testosteronun çokluğu değil saç kılıfındaki alıcıların <br />
testosteronun bir takım kimyasal reaksiyonlar sonucu dönüştüğü (<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">daha yıkıcı formdaki erkeklik hormonu olan ) </span>dihiydrotestosterona <br />
(DHT) duyarlılığıdır. Bu duyarlılık genetik yatkınlık olarak <br />
açıklanmaktadır. Yani saç derisinde bulunan saç üreten tüplerde DHTâ€™ye <br />
bir duyarlılık yoksa saç kaybı yaşanmamaktadır. Saç kaybı yaşayan <br />
kişilerin saçlarının arka tarafını ve yan tarafını kaybetmemeleri bu <br />
bölgelerdeki alıcıların duyarlılık göstermemesinden kaynaklanmaktadır.<br />
<br />
<br />
	6. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sık cinsel ilişki saç kaybını artırır.</span><br />
<br />
	Bu söylem de maalesef doğru değildir. Daha önce açıklandığı gibi yüksek<br />
testosteron seviyesi ve aktivitesinin saç kaybını yaratma etkisi <br />
yoktur. Aksine sağlıklı bir cinsel yaşam stresi ve gerilimi azaltması, <br />
kalp atışını ve kan dolaşımını hızlandırması sebebiyle hem kadın hem <br />
erkeğin genel sağlığı ve saçı için faydalıdır.<br />
<br />
<br />
	7. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kişilerin saçlarının yağlı, normal ve kuru olması aynen cilt yapıları gibi tamamen yapısal ve genetik bir durumdur.</span><br />
<br />
	Ancak stres, beslenme şekli ve bir takım hormonsal sorunlar saç <br />
derisindeki yağ bezlerini aktif hale getirebilmekte ve saçı daha yağlı <br />
yapabilmektedir. Özellikle erkeklerin saç derisi kadınlara oranla daha <br />
yağlıdır. Bu durum erkeklerde yüksek oranda bulunan testosteron hormonu <br />
sebebiyle olmaktadır. Hormonların saç kaybında yüksek bir etkisi olduğu <br />
bilinmektedir. Bu nedenle saç derisinde biriken fazla yağ salgısının <br />
ciltten arındırılması ve saçın düzenli olarak yıkanması saç derisinin <br />
sağlıklı kalması için önemlidir.<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şampuana Atfedilen Mucizeler Doğru mu?]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=98864</link>
			<pubDate>Wed, 25 Apr 2012 13:02:37 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16240">Sağlık ve Yaşam</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=98864</guid>
			<description><![CDATA[ <img src="http://saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/sampuana-atfedilen-mucizeler-dogru-mu.jpg" loading="lazy"  alt="sampuana-atfedilen-mucizeler-dogru-mu.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">â€˜Saçlarımızı her gün yıkamak doğru değildirâ€™, â€˜Sık yıkamak saçı daha çok dökerâ€™, â€˜Saç dökülmesini durduran şampuanâ€™, â€˜ Şampuanlar kimyasaldır, saç için zararlıdırâ€™, â€˜Saç kremi saç döker, â€˜Her yıkamada şampuan kullanılmaz.â€™ â€˜Saçı besleyen, dökülmeyi durduran, saç çıkartan bitkisel şampuan vardır. En faydalısı sarımsak özlü şampuandırâ€™â€¦ Tüm bunlar ve şampuanlarla ilgili benzeri yorumlar â€˜doğruâ€™ bilinen â€˜yanlışlarâ€™dır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Evrim Bayraktar<br />
Akademi Saç Terapi Merkezi<br />
Saç Sağlığı Uzm. (Trikolojist)</span><br />
Şampuan saç derisini temizlemek için büyük bir ağırlığı (%80-90) su olan deterjan bazlı temizleyicidir. Şampuanın içeriğindeki diğer bileşenler; köpürtücü, nemlendirici, hacim verici, dolgunlaştırıcı, koruyucu, koku ve renk veren maddelerdir. Ve tüm bu maddeler, moleküler ağırlıkları itibariyle suyla arınabilir formdadır. Durulama sırasında saçta biriken kir ile yağ şampuanın oluşturduğu köpük ve suyla arınır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sabunla Saçı Yıkamak Zararlıdır, Çünküâ€¦<br />
</span>Saç derisinin PH dengesi 5.5â€™tir. Saçı temizlemek için kullanılan şampuanların PH derecesi cilde ne kadar yakın olursa saçtaki kiri o kadar iyi arındırabilir. Sabunun PH derecesi 9-10 civarında yüksek olduğu için zararlıdır. Bir ürünün PH derecesi yükselirse ciltte kalıntı bırakma ve cildi kurutup tahriş etme özelliği de artmaktadır. Çoğu kişi saçını sabunla yıkadığında, sabunun saçını daha hacimli yaptığını ve dolgun gösterdiğini söylemektedir. PHâ€™i yüksek temizleyiciler saçın dış kısmındaki kapakları açarak saçı daha kabarık gösterir. Ancak sağlıklı saçın kapaklarının kapalı durması gerekir. Açık kapaklar saçın dış etkenlere karşı dayanıklılığını kaybetmesine neden olur. Aynı zamanda saçı daha mat ve soluk gösterir. Özellikle saç derisi sorunlu kişilerin PHâ€™i yüksek sabun ve şampuanları kullanmaması gerekir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Saç Kremi Şart!!<br />
</span>Saç kreminin PH skalasındaki değeri 3-5 arasındadır. Bu özelliği ile asit bazlıdır ve yıkama sonrası açılan saç kapaklarını kapatır, saçın nemi hapsetme özelliğini artırır, saçın taranmasını kolaylaştırır. Saçta bulunması gereken faydalı yağ asitlerini içindeki yapıştırıcı özellikteki içerikle korumaya yardımcı olur. Bu nedenle uzun ve işlemli saçı olan kişilerin her yıkamada saç kremi kullanması önerilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Saç Yıkama Sıklığı Cilde Göre Değişir<br />
</span>Saçların yıkama sıklığı, cilt yapısına göre kişiden kişiye değişir. Çabuk yağlanan, kepekli ve hassas saç derisine sahip kişilerin saçını günlük yıkaması idealdir. â€œSaçtaki yağ, saçı beslerâ€ inanışı doğru değildir. Saç derisindeki yağın besleyici özelliği yoktur. Saç ve saç derisinin besin kaynağı, kan dolaşımı ile saça ulaşan besin ve oksijendir. Saç derisindeki yağ saç ve derisi için koruyucu, nemlendirici bir etkiye sahiptir. Yağlı ciltler sık yıkanmazsa saç yüzeyinde biriken yağ bakterileri çoğaltır. Bununla beraber saçtaki toksin, ter ve kir cilt hassasiyetini, kepeklenmeyi artırabilmektedir. Bu nedenle yağlı ciltlerin günlük yıkanması idealdir. Saç derisi kuru ve normal olan kişiler için saç yıkama sıklığı 2-3 günde bir olabilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Saçı Şampuan ya da Krem Dökmez<br />
</span>Saç her gün yıkama ve taramada belirli bir miktar atılmaktadır. Saçları yıkamada döken sebep; şampuan veya saç kremi değildir. Çünkü şampuanın bileşenleri deri altına inememektedir. Şampuan su ile durulandığında deri üzerindeki etkisi sonlanmaktadır. Bu anlamda şampuan ciltte sadece temizleyici etkiye sahiptir.<br />
Şampuanın saçı döktüğüne dair inanca göre, kaş ve kirpiğin de dökülmesi gerekir ki, bu mümkün değildir. Yıkama ve taramada elimize gelen saçlar en az 3 ay önce büyümesi durmuş ve besin kaynağından ayrılmış olan saçlardır. Bu tip saçlar doğal yaşam döngüsü sebebiyle her gün dökülmekte ve yeniden çıkmaktadır. Saç kaybı dökülen saçlar yerine daha zayıf çıkıyorsa gerçekleşmektedir. Normal koşullarda yıkama sırasında ele gelen saçlar kayıp yaratmamaktadır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şampuan Sihirli Değildir!!!<br />
</span>Şampuanın daha hızlı saç uzatması, saç dökülmesini durdurması, saç çıkartması veya saçı beslemesi de mümkün değildir. Bu durum kıyafetlerin vitaminli deterjanla yıkandığında bu vitaminlerin kişiyi besleyeceği düşüncesine inanmak gibi bir durum oluşturur. Bu nedenle sarımsaklı, bitki özlü ve ya vitaminli şampuanların saçı iyileştirmesi beklenmemelidir. Sarımsak faydalı bir bitkidir, ancak en büyük faydası yendiği zaman ortaya çıkar. Aynı şekilde zeytinyağının çok faydası vardır ancak saç kanla beslendiği için zeytinyağını yemek saça en büyük faydadır. Yağ bakımları saç için faydalı yağ asitleri sağlar saçı parlak hale getirebilir fakat saç derisine sürülmesi önerilmez. Yağ molekülünün deri üzerinden geçirgenliği sınırlıdır. Bu nedenle bugün çok konuşulan hint, argan ve badem yağının saçın canlı olan kısmına etki etmesi, fayda sağlaması konusunda büyük beklentiye girmemek gerekir. Saçta oluşan ciddi sorunlar için mutlaka bir uzmana danışılmalıdır.<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <img src="http://saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/sampuana-atfedilen-mucizeler-dogru-mu.jpg" loading="lazy"  alt="sampuana-atfedilen-mucizeler-dogru-mu.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">â€˜Saçlarımızı her gün yıkamak doğru değildirâ€™, â€˜Sık yıkamak saçı daha çok dökerâ€™, â€˜Saç dökülmesini durduran şampuanâ€™, â€˜ Şampuanlar kimyasaldır, saç için zararlıdırâ€™, â€˜Saç kremi saç döker, â€˜Her yıkamada şampuan kullanılmaz.â€™ â€˜Saçı besleyen, dökülmeyi durduran, saç çıkartan bitkisel şampuan vardır. En faydalısı sarımsak özlü şampuandırâ€™â€¦ Tüm bunlar ve şampuanlarla ilgili benzeri yorumlar â€˜doğruâ€™ bilinen â€˜yanlışlarâ€™dır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Evrim Bayraktar<br />
Akademi Saç Terapi Merkezi<br />
Saç Sağlığı Uzm. (Trikolojist)</span><br />
Şampuan saç derisini temizlemek için büyük bir ağırlığı (%80-90) su olan deterjan bazlı temizleyicidir. Şampuanın içeriğindeki diğer bileşenler; köpürtücü, nemlendirici, hacim verici, dolgunlaştırıcı, koruyucu, koku ve renk veren maddelerdir. Ve tüm bu maddeler, moleküler ağırlıkları itibariyle suyla arınabilir formdadır. Durulama sırasında saçta biriken kir ile yağ şampuanın oluşturduğu köpük ve suyla arınır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sabunla Saçı Yıkamak Zararlıdır, Çünküâ€¦<br />
</span>Saç derisinin PH dengesi 5.5â€™tir. Saçı temizlemek için kullanılan şampuanların PH derecesi cilde ne kadar yakın olursa saçtaki kiri o kadar iyi arındırabilir. Sabunun PH derecesi 9-10 civarında yüksek olduğu için zararlıdır. Bir ürünün PH derecesi yükselirse ciltte kalıntı bırakma ve cildi kurutup tahriş etme özelliği de artmaktadır. Çoğu kişi saçını sabunla yıkadığında, sabunun saçını daha hacimli yaptığını ve dolgun gösterdiğini söylemektedir. PHâ€™i yüksek temizleyiciler saçın dış kısmındaki kapakları açarak saçı daha kabarık gösterir. Ancak sağlıklı saçın kapaklarının kapalı durması gerekir. Açık kapaklar saçın dış etkenlere karşı dayanıklılığını kaybetmesine neden olur. Aynı zamanda saçı daha mat ve soluk gösterir. Özellikle saç derisi sorunlu kişilerin PHâ€™i yüksek sabun ve şampuanları kullanmaması gerekir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Saç Kremi Şart!!<br />
</span>Saç kreminin PH skalasındaki değeri 3-5 arasındadır. Bu özelliği ile asit bazlıdır ve yıkama sonrası açılan saç kapaklarını kapatır, saçın nemi hapsetme özelliğini artırır, saçın taranmasını kolaylaştırır. Saçta bulunması gereken faydalı yağ asitlerini içindeki yapıştırıcı özellikteki içerikle korumaya yardımcı olur. Bu nedenle uzun ve işlemli saçı olan kişilerin her yıkamada saç kremi kullanması önerilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Saç Yıkama Sıklığı Cilde Göre Değişir<br />
</span>Saçların yıkama sıklığı, cilt yapısına göre kişiden kişiye değişir. Çabuk yağlanan, kepekli ve hassas saç derisine sahip kişilerin saçını günlük yıkaması idealdir. â€œSaçtaki yağ, saçı beslerâ€ inanışı doğru değildir. Saç derisindeki yağın besleyici özelliği yoktur. Saç ve saç derisinin besin kaynağı, kan dolaşımı ile saça ulaşan besin ve oksijendir. Saç derisindeki yağ saç ve derisi için koruyucu, nemlendirici bir etkiye sahiptir. Yağlı ciltler sık yıkanmazsa saç yüzeyinde biriken yağ bakterileri çoğaltır. Bununla beraber saçtaki toksin, ter ve kir cilt hassasiyetini, kepeklenmeyi artırabilmektedir. Bu nedenle yağlı ciltlerin günlük yıkanması idealdir. Saç derisi kuru ve normal olan kişiler için saç yıkama sıklığı 2-3 günde bir olabilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Saçı Şampuan ya da Krem Dökmez<br />
</span>Saç her gün yıkama ve taramada belirli bir miktar atılmaktadır. Saçları yıkamada döken sebep; şampuan veya saç kremi değildir. Çünkü şampuanın bileşenleri deri altına inememektedir. Şampuan su ile durulandığında deri üzerindeki etkisi sonlanmaktadır. Bu anlamda şampuan ciltte sadece temizleyici etkiye sahiptir.<br />
Şampuanın saçı döktüğüne dair inanca göre, kaş ve kirpiğin de dökülmesi gerekir ki, bu mümkün değildir. Yıkama ve taramada elimize gelen saçlar en az 3 ay önce büyümesi durmuş ve besin kaynağından ayrılmış olan saçlardır. Bu tip saçlar doğal yaşam döngüsü sebebiyle her gün dökülmekte ve yeniden çıkmaktadır. Saç kaybı dökülen saçlar yerine daha zayıf çıkıyorsa gerçekleşmektedir. Normal koşullarda yıkama sırasında ele gelen saçlar kayıp yaratmamaktadır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şampuan Sihirli Değildir!!!<br />
</span>Şampuanın daha hızlı saç uzatması, saç dökülmesini durdurması, saç çıkartması veya saçı beslemesi de mümkün değildir. Bu durum kıyafetlerin vitaminli deterjanla yıkandığında bu vitaminlerin kişiyi besleyeceği düşüncesine inanmak gibi bir durum oluşturur. Bu nedenle sarımsaklı, bitki özlü ve ya vitaminli şampuanların saçı iyileştirmesi beklenmemelidir. Sarımsak faydalı bir bitkidir, ancak en büyük faydası yendiği zaman ortaya çıkar. Aynı şekilde zeytinyağının çok faydası vardır ancak saç kanla beslendiği için zeytinyağını yemek saça en büyük faydadır. Yağ bakımları saç için faydalı yağ asitleri sağlar saçı parlak hale getirebilir fakat saç derisine sürülmesi önerilmez. Yağ molekülünün deri üzerinden geçirgenliği sınırlıdır. Bu nedenle bugün çok konuşulan hint, argan ve badem yağının saçın canlı olan kısmına etki etmesi, fayda sağlaması konusunda büyük beklentiye girmemek gerekir. Saçta oluşan ciddi sorunlar için mutlaka bir uzmana danışılmalıdır.<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Saçı Kalınlaştıran, Uzatan Ürün Yoktur!]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=98591</link>
			<pubDate>Mon, 09 Apr 2012 14:01:26 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16240">Sağlık ve Yaşam</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=98591</guid>
			<description><![CDATA[ <img src="http://saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/saci-kalinlastiran-ve-uzatan-urun-yoktur2.jpg" loading="lazy"  alt="saci-kalinlastiran-ve-uzatan-urun-yoktur2.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kadınların ortak sorunu; saçlarının uzamaması ve çabuk <br />
kırılmasıdır. Özellikle sık saçını boyatan, kimyasal işlemler uygulayan <br />
(perma, düzleştirme), fön ve maşalarla şekil veren kişilerde bu sorun <br />
daha sık yaşanmaktadır.</span><br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Burcu Çayözü<br />
<br />
	Akademi Saç Terapi Merkezi<br />
<br />
	Saç Sağlığı Uzm. (Trikolojist)</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
	Saçın uzama evresi her kişide farklı olmasına rağmen ayda ortalama <br />
0,5-1,5 cm arası uzamaktadır. Erkeklerde saç uzama evresi daha hızlı <br />
iken kadınlarda daha yavaştır. Ancak kadınların saçı erkeklere göre daha<br />
uzun süre büyüme evresinde kalır. Bu nedenle saçı beline kadar uzayan <br />
kişiler çoğunlukla kadınlardır.<br />
<br />
	â€˜Saçı kalınlaştıran ve uzatan ürünâ€™ sloganlarının gerçekle ilgisi <br />
yoktur. Saçın uzama hızı-süresi; genetik ve yapısaldır. Saçı sadece <br />
omzuna kadar uzayan veya geçmiş dönemde uzadığı halde uzaması duran <br />
kişilerde bunun nedeni içsel ve dışsal faktörlere bağlı olabilir. Saçın <br />
kırılması ve kopması besin alımındaki soruna işarettir. Saçın kolay <br />
kırılması; kişinin iyi beslenmediği veya yeterli miktarda besin <br />
alamadığının göstergesidir. Bu durumda ilk olarak değerlendirilmesi <br />
gereken besin dengesi ve kan değerleri olmalıdır. Bunun yanısıra saç <br />
derisi genel sağlığını yitirdiğinde (saç derisinde kepek- aşırı yağlanma<br />
oluşuyorsa) saç derisi tıkanıp saç yaşamsal fonksiyonlarını <br />
yavaşlatabilir. Bu durumda saç iyi beslenemez, uzama evresi ve dış <br />
kalitesi olumsuz etkilenir.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Saçı Kalınlaştıran, Uzatan Ürün Yoktur!<br />
<br />
	</span>Saçın dış kısmındaki sorunlar ürünlerle bir noktaya kadar <br />
onarılabilir. İnce bir saçı kalınlaştıran veya daha hızlı uzatan bir <br />
ürün yoktur. Saçların dış kısmı ölüdür. Ancak saç eskiden sağlıklıysa ve<br />
kolay uzayabiliyorsa uzman yardımıyla eski kalitesine dönmesi <br />
sağlanabilir. Bu da ancak saç yapısının â€œsaç çıkarkenâ€ sağlıklı olmasını<br />
sağlamakla mümkün olur. Kalıcı fark ancak yeni çıkan saçların sağlıklı<br />
olmasıyla elde edilebilir. Tüm saçlar yeni saçlarla yer <br />
değiştirmektedir. Önemli olan yeni gelen saçların, sağlıklı ve güçlü <br />
yapısının korunmasıdır.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sağlıklı Saç=Sağlıklı Beslenme<br />
<br />
	</span>Saçın daha sağlıklı ve sağlam olması istendiğinde öncelikle <br />
protein açısından zengin ve dengeli beslenmek gerekir. Bununla birlikte <br />
kan değerlerinin iyi olmasına özen gösterilmelidir. Demir ve kan <br />
değerlerinde (B-12, Biotin, Folik asit, Çinko) eksikliği olmamalıdır. <br />
Doğru sıklıkta ve kaliteli şampuanla yıkama, krem ve bakım ürünleri <br />
kullanmak saç yapısının güçlü kalmasına yardımcı olur. Saç derisinin <br />
temiz ve sağlıklı olması da kalitesi için önemlidir. Bu arada boya <br />
işlemlerini uzun aralıklarla yaptırmak faydalı olacaktır. Saçı sık <br />
boyamak zorunda olan kişilerin ağırlıklı dip boya tercih etmeleri ve <br />
saçın dış kısmını 3-4 ay aralıklı sürelerde tam boya yaparak boyamaları <br />
saçın kurumasını ve yıpranmasını önleyecektir. Ayrıca saça sık uygulanan<br />
fön, maşa ve düzleştiriciler gibi sıcak işlemler yıpratıcı etkiye <br />
sahiptir. Bu işlemleri sayıca azaltmak, sıcak işlemler öncesi saçın <br />
sıcağa dayanıklılığını artıran tonikler kullanmak faydalı olacaktır.<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <img src="http://saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/saci-kalinlastiran-ve-uzatan-urun-yoktur2.jpg" loading="lazy"  alt="saci-kalinlastiran-ve-uzatan-urun-yoktur2.jpg" class="mycode_img" /> <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kadınların ortak sorunu; saçlarının uzamaması ve çabuk <br />
kırılmasıdır. Özellikle sık saçını boyatan, kimyasal işlemler uygulayan <br />
(perma, düzleştirme), fön ve maşalarla şekil veren kişilerde bu sorun <br />
daha sık yaşanmaktadır.</span><br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Burcu Çayözü<br />
<br />
	Akademi Saç Terapi Merkezi<br />
<br />
	Saç Sağlığı Uzm. (Trikolojist)</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
	Saçın uzama evresi her kişide farklı olmasına rağmen ayda ortalama <br />
0,5-1,5 cm arası uzamaktadır. Erkeklerde saç uzama evresi daha hızlı <br />
iken kadınlarda daha yavaştır. Ancak kadınların saçı erkeklere göre daha<br />
uzun süre büyüme evresinde kalır. Bu nedenle saçı beline kadar uzayan <br />
kişiler çoğunlukla kadınlardır.<br />
<br />
	â€˜Saçı kalınlaştıran ve uzatan ürünâ€™ sloganlarının gerçekle ilgisi <br />
yoktur. Saçın uzama hızı-süresi; genetik ve yapısaldır. Saçı sadece <br />
omzuna kadar uzayan veya geçmiş dönemde uzadığı halde uzaması duran <br />
kişilerde bunun nedeni içsel ve dışsal faktörlere bağlı olabilir. Saçın <br />
kırılması ve kopması besin alımındaki soruna işarettir. Saçın kolay <br />
kırılması; kişinin iyi beslenmediği veya yeterli miktarda besin <br />
alamadığının göstergesidir. Bu durumda ilk olarak değerlendirilmesi <br />
gereken besin dengesi ve kan değerleri olmalıdır. Bunun yanısıra saç <br />
derisi genel sağlığını yitirdiğinde (saç derisinde kepek- aşırı yağlanma<br />
oluşuyorsa) saç derisi tıkanıp saç yaşamsal fonksiyonlarını <br />
yavaşlatabilir. Bu durumda saç iyi beslenemez, uzama evresi ve dış <br />
kalitesi olumsuz etkilenir.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Saçı Kalınlaştıran, Uzatan Ürün Yoktur!<br />
<br />
	</span>Saçın dış kısmındaki sorunlar ürünlerle bir noktaya kadar <br />
onarılabilir. İnce bir saçı kalınlaştıran veya daha hızlı uzatan bir <br />
ürün yoktur. Saçların dış kısmı ölüdür. Ancak saç eskiden sağlıklıysa ve<br />
kolay uzayabiliyorsa uzman yardımıyla eski kalitesine dönmesi <br />
sağlanabilir. Bu da ancak saç yapısının â€œsaç çıkarkenâ€ sağlıklı olmasını<br />
sağlamakla mümkün olur. Kalıcı fark ancak yeni çıkan saçların sağlıklı<br />
olmasıyla elde edilebilir. Tüm saçlar yeni saçlarla yer <br />
değiştirmektedir. Önemli olan yeni gelen saçların, sağlıklı ve güçlü <br />
yapısının korunmasıdır.<br />
<br />
<br />
	<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sağlıklı Saç=Sağlıklı Beslenme<br />
<br />
	</span>Saçın daha sağlıklı ve sağlam olması istendiğinde öncelikle <br />
protein açısından zengin ve dengeli beslenmek gerekir. Bununla birlikte <br />
kan değerlerinin iyi olmasına özen gösterilmelidir. Demir ve kan <br />
değerlerinde (B-12, Biotin, Folik asit, Çinko) eksikliği olmamalıdır. <br />
Doğru sıklıkta ve kaliteli şampuanla yıkama, krem ve bakım ürünleri <br />
kullanmak saç yapısının güçlü kalmasına yardımcı olur. Saç derisinin <br />
temiz ve sağlıklı olması da kalitesi için önemlidir. Bu arada boya <br />
işlemlerini uzun aralıklarla yaptırmak faydalı olacaktır. Saçı sık <br />
boyamak zorunda olan kişilerin ağırlıklı dip boya tercih etmeleri ve <br />
saçın dış kısmını 3-4 ay aralıklı sürelerde tam boya yaparak boyamaları <br />
saçın kurumasını ve yıpranmasını önleyecektir. Ayrıca saça sık uygulanan<br />
fön, maşa ve düzleştiriciler gibi sıcak işlemler yıpratıcı etkiye <br />
sahiptir. Bu işlemleri sayıca azaltmak, sıcak işlemler öncesi saçın <br />
sıcağa dayanıklılığını artıran tonikler kullanmak faydalı olacaktır.<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Cildi Temizleme, Nemlendirme ve Besleme]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=93188</link>
			<pubDate>Tue, 10 May 2011 20:56:56 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12921">Hasretiim</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=93188</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align">Temizlemek, nemlendirmek ve beslenmek; cildin gençliğini ve tazeliğini korumak için anahtar kelimeler.<br />
<br />
Bitki özlü temizleyici sütler, hassas ciltlerin duyarlı yüzeyinin temizlenmesini ve cildin nemlendirilerek dinlenmesini sağlar. Kendinizi çok iyi hissetmenizi sağlayacak birkaç dokunuşla, cildinize hissedilebilir bir kayganlık, yumuşaklık ve tazelik kazandırabilirsiniz. Temizleyici sütleri sabahları makyaj öncesinde ve akşamları cilt temizliği sırasında kullanmalısınız. Daha sonra cildinizi besleyici tonik ile silmelisiniz. Cilt üzerinde koruyucu bir tabaka oluşturan toniklerin sıkıştırıcı ve yatıştırıcı etkisi de var.<br />
<br />
Cilt temizliğinde en büyük sorunu, kuru ciltlerin bakımı oluşturuyor. Bu tür ciltler için geliştirilmiş kozmetikler, herhalde diğer ciltlerin ihtiyaçlarına herhalde diğer ciltlerin ihtiyaçlarına cevap vermek için hazırlananlardan daha fazla. Aslında, kuru cildin bakımı, normal ya da karışık olup da yıllar geçtikçe kuruyup ve nemini kaybetmiş bir ciltten daha kolay. Cildin su ve yağ kaybetmesi, cilt tipine uygun olmayan ürünler kullanmak, fazla güneşlenmek, cilt bakımına gereken özeni göstermemekle ilgili. Bunun yanında, çevre kirliliği, stres gibi dış etkenler de cilt özelliklerinin değişmeside etkili olabiliyor. Dolayısıyla, normal bir cilt bile, hassas veya alerjik hale gelebiliyor. İşte dikkat etmeniz gereken noktalar:<br />
<br />
1-Cildi kuru olan erken yaşlanır&#8217; diyenlere inanmayın. Önemli olan, cildin tüm işlevlerini en iyi şekilde yerine getirmesini sağlayabilmek. İyi bakılmamış yağlı bir cilt de vaktinden önce yaşlanabilir.<br />
<br />
2-Milyonlarca deri hücresinin içinde su tutulması, cildin çevre koşullarına uyum sağlanmasının bir sonucudur. Bu durum, atmosfere ve cildin doğal nemlendirme faktörüne, yani su ve yağdan oluşan, kalıtımsal üst tabakasıyla özel dönemlerde (Ergenlik, adet dönemi, hamilelik, menepoz ya da hastalıklar) değişen hormon dengesine bağlıdır.<br />
<br />
3-Temizlemek, tonik uygulamak, nemlendirmek ve beslemek tüm cilt tipleri için geçerli anahtar kelimelerdir. Cildin karma olması gibi belirsiz bir durum söz konusuysa, özellikle nemlendiricinizi normal ciltler için hazırlatılmış kozmetiklerden seçin. T bölgesini (burun, alın, çene) yağdan arındırmak için de sıkıştırıcı tonik uygulayın. Ama en iyisi, güvenilir bir güzellik uzmanından kendi durumunuza uygun ürünlerin seçimi konusunda fikir almaktır.<br />
<br />
4-Cildiniz yağlıysa: yağlı cilt, yağ üretimini daha da artıran fazla alkollü tonikleri kaldıramaz. İçinde sıkıştırıcı özellikle doğal maddeler bulunan tonikleri tercih edin. <br />
<br />
</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align">Temizlemek, nemlendirmek ve beslenmek; cildin gençliğini ve tazeliğini korumak için anahtar kelimeler.<br />
<br />
Bitki özlü temizleyici sütler, hassas ciltlerin duyarlı yüzeyinin temizlenmesini ve cildin nemlendirilerek dinlenmesini sağlar. Kendinizi çok iyi hissetmenizi sağlayacak birkaç dokunuşla, cildinize hissedilebilir bir kayganlık, yumuşaklık ve tazelik kazandırabilirsiniz. Temizleyici sütleri sabahları makyaj öncesinde ve akşamları cilt temizliği sırasında kullanmalısınız. Daha sonra cildinizi besleyici tonik ile silmelisiniz. Cilt üzerinde koruyucu bir tabaka oluşturan toniklerin sıkıştırıcı ve yatıştırıcı etkisi de var.<br />
<br />
Cilt temizliğinde en büyük sorunu, kuru ciltlerin bakımı oluşturuyor. Bu tür ciltler için geliştirilmiş kozmetikler, herhalde diğer ciltlerin ihtiyaçlarına herhalde diğer ciltlerin ihtiyaçlarına cevap vermek için hazırlananlardan daha fazla. Aslında, kuru cildin bakımı, normal ya da karışık olup da yıllar geçtikçe kuruyup ve nemini kaybetmiş bir ciltten daha kolay. Cildin su ve yağ kaybetmesi, cilt tipine uygun olmayan ürünler kullanmak, fazla güneşlenmek, cilt bakımına gereken özeni göstermemekle ilgili. Bunun yanında, çevre kirliliği, stres gibi dış etkenler de cilt özelliklerinin değişmeside etkili olabiliyor. Dolayısıyla, normal bir cilt bile, hassas veya alerjik hale gelebiliyor. İşte dikkat etmeniz gereken noktalar:<br />
<br />
1-Cildi kuru olan erken yaşlanır&#8217; diyenlere inanmayın. Önemli olan, cildin tüm işlevlerini en iyi şekilde yerine getirmesini sağlayabilmek. İyi bakılmamış yağlı bir cilt de vaktinden önce yaşlanabilir.<br />
<br />
2-Milyonlarca deri hücresinin içinde su tutulması, cildin çevre koşullarına uyum sağlanmasının bir sonucudur. Bu durum, atmosfere ve cildin doğal nemlendirme faktörüne, yani su ve yağdan oluşan, kalıtımsal üst tabakasıyla özel dönemlerde (Ergenlik, adet dönemi, hamilelik, menepoz ya da hastalıklar) değişen hormon dengesine bağlıdır.<br />
<br />
3-Temizlemek, tonik uygulamak, nemlendirmek ve beslemek tüm cilt tipleri için geçerli anahtar kelimelerdir. Cildin karma olması gibi belirsiz bir durum söz konusuysa, özellikle nemlendiricinizi normal ciltler için hazırlatılmış kozmetiklerden seçin. T bölgesini (burun, alın, çene) yağdan arındırmak için de sıkıştırıcı tonik uygulayın. Ama en iyisi, güvenilir bir güzellik uzmanından kendi durumunuza uygun ürünlerin seçimi konusunda fikir almaktır.<br />
<br />
4-Cildiniz yağlıysa: yağlı cilt, yağ üretimini daha da artıran fazla alkollü tonikleri kaldıramaz. İçinde sıkıştırıcı özellikle doğal maddeler bulunan tonikleri tercih edin. <br />
<br />
</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sigara içenlere cilt bakımı önerileri]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=93187</link>
			<pubDate>Tue, 10 May 2011 19:11:24 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12921">Hasretiim</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=93187</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align">Sigara cildimizin kara sarı bir görünüm almasına neden olur. Bunu engellemek için; Yatmadan önce 1 armutun suyunu sıkıp yüzünüze iyice yedirin. Bu cildinizin normal cilt rengini almasına yardımcı olur. </div>
[INDENT]<div style="text-align: center;" class="mycode_align">
Kestane balı çiğerlerinizin ve nefes yolarınızın temizlenmesine yardımcı olur.<br />
Olgun yarım avokadoyu 2 tatlı kaşığı bal ve yarım limon karıştırın. Ve yüzünüze uygulayın. 1 saat bekletin. Özellikle göz çevresine uygulayın. Sigaranın etkisiyle oluşan kırışıklıkların oluşmasını engeller.</div>
[/INDENT]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align">Sigara cildimizin kara sarı bir görünüm almasına neden olur. Bunu engellemek için; Yatmadan önce 1 armutun suyunu sıkıp yüzünüze iyice yedirin. Bu cildinizin normal cilt rengini almasına yardımcı olur. </div>
[INDENT]<div style="text-align: center;" class="mycode_align">
Kestane balı çiğerlerinizin ve nefes yolarınızın temizlenmesine yardımcı olur.<br />
Olgun yarım avokadoyu 2 tatlı kaşığı bal ve yarım limon karıştırın. Ve yüzünüze uygulayın. 1 saat bekletin. Özellikle göz çevresine uygulayın. Sigaranın etkisiyle oluşan kırışıklıkların oluşmasını engeller.</div>
[/INDENT]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kayısı yağı cildi gençleştiriyor!]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=93186</link>
			<pubDate>Tue, 10 May 2011 19:09:48 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12921">Hasretiim</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=93186</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align">Kanserin önlenmesinde de önemli katkıları vardır.Kayısı cilde kadife bir görünüm kazandırır. Bir diğer doğal cilt bakım ürünü de kayısı yağı. Kayısı yağı tüm cilt tipleri için uygun bir ürün. Kayısı yağının özellikle yaşlılarda ortaya çıkan kırışıklıkları azaltığı biliniyor. Kayısı yağı kayısını çekirdeğinden elde ediliyor.Kayısı yağı bol miktarda A vitamini içerdiğinden cildi nemlendirip, doğal bir canlılık ve parlaklık vererek, akneleri temizliyor.Kayısı yağının aynı zamanda kalsiyum, magnezyum, karotin ve betakaroten maddelerini içerdiğinden yaşlanmayla ortaya çıkan kırışıklıkları azaltıyor. Cildin doğal güzelliği için haftada bir gün, kuru ciltlerde ise günde bir defa deriye kayısı yağı sürülmesinin tavsiye ediliyor <br />
<br />
</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align">Kanserin önlenmesinde de önemli katkıları vardır.Kayısı cilde kadife bir görünüm kazandırır. Bir diğer doğal cilt bakım ürünü de kayısı yağı. Kayısı yağı tüm cilt tipleri için uygun bir ürün. Kayısı yağının özellikle yaşlılarda ortaya çıkan kırışıklıkları azaltığı biliniyor. Kayısı yağı kayısını çekirdeğinden elde ediliyor.Kayısı yağı bol miktarda A vitamini içerdiğinden cildi nemlendirip, doğal bir canlılık ve parlaklık vererek, akneleri temizliyor.Kayısı yağının aynı zamanda kalsiyum, magnezyum, karotin ve betakaroten maddelerini içerdiğinden yaşlanmayla ortaya çıkan kırışıklıkları azaltıyor. Cildin doğal güzelliği için haftada bir gün, kuru ciltlerde ise günde bir defa deriye kayısı yağı sürülmesinin tavsiye ediliyor <br />
<br />
</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[kış mevsiminde cilt bakımı]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=93185</link>
			<pubDate>Tue, 10 May 2011 19:05:52 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12921">Hasretiim</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=93185</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align">Hava değişimlerinin ilk olumsuz etkisi dudaklarınızda görünebilir. Çatlayan dudaklarınızı iyileştirmek için diş fırçasıyla nazikçe fırçalayın. Dudaklarınıza ince bir tabaka vazelin sürün. Üzerine dudak kremi uygulayın.<br />
<br />
Dudak etrafında küçük çatlaklar oluşursa dudak parlatıcısı sürmekten bir süre uzak durmanız gerekir. Dudaklarınıza canlılık vermesi için vazelin kullanabilirsiniz. Bu sayede soğuk havanın dudaklarınızda çatlaklar oluşturmasını engellemiş olursunuz. <a href="http://www.duygusuz.com/cilt-bakimi-ve-guzellik/689934-kis-mevsiminde-cilt-bakimi.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://www.webhatti.com/smiley.gif" loading="lazy"  alt="smiley.gif" class="mycode_img" /></a> <a href="http://www.duygusuz.com/cilt-bakimi-ve-guzellik/689934-kis-mevsiminde-cilt-bakimi.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://www.webhatti.com/smiley.gif" loading="lazy"  alt="smiley.gif" class="mycode_img" /></a> <br />
<br />
Cildiniz kuruduğunda solgun görünebilirsiniz. Yüzünüzü canlandırmak için temiz bir sprey şişesine soğuk su doldurun. Soğuk suyu yüzünüze püskürtün. Bir dakika bekleyin ve cilt tipinize uygun nemlendirici kremi sürün.<br />
<br />
Kuru ciltler; soğuk havadan daha fazla etkilenir ve nemlendirmeye ihtiyacı vardır. Sıcak bir banyo yaptıktan sonra yüzünüz hafif nemli kalacak şekilde kurulayın. Nemlendirici kremi masaj yaparak yüz ve boyun bölgenize sürün. Bu sayede nemlendirici krem cilt tarafından daha kolay emilecektir.<br />
<br />
Aşırı cilt kurumalarında ince deri pul pul dökülebilir. Cildinizi yumuşatmak ve pürüzsüz bir görünüm kazandırmak için bir avuç yulaf ezmesini temiz bir bezin içine koyup sarın. Bezi sıcak suyun altında birkaç dakika tutun. Yüzünüzde kuruyan bölgelere birkaç dakika nazik hareketlerle masaj yaparak sürün.<br />
<br />
Sıcak havadan soğuk havaya geçtiğinizde burnunuz kızarabilir ki bu durumu birçok kadın yaşar. Bu görüntüden kurtulmak için dışarı çıkmadan önce burun deliklerinizin etrafına vazelin sürün. Vazelin; cildinizin kurumasını ve kızarmasını önler.<br />
<br />
Yüzünüzü canlandırmak için temiz bir havluyu ılık suyla ıslatın. Birkaç damla suyu damlatın. Havluyu yüzünüzde birkaç tutup kaldırın. Biraz bekleyip aynı işlemi tekrar yapın.<br />
<br />
</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align">Hava değişimlerinin ilk olumsuz etkisi dudaklarınızda görünebilir. Çatlayan dudaklarınızı iyileştirmek için diş fırçasıyla nazikçe fırçalayın. Dudaklarınıza ince bir tabaka vazelin sürün. Üzerine dudak kremi uygulayın.<br />
<br />
Dudak etrafında küçük çatlaklar oluşursa dudak parlatıcısı sürmekten bir süre uzak durmanız gerekir. Dudaklarınıza canlılık vermesi için vazelin kullanabilirsiniz. Bu sayede soğuk havanın dudaklarınızda çatlaklar oluşturmasını engellemiş olursunuz. <a href="http://www.duygusuz.com/cilt-bakimi-ve-guzellik/689934-kis-mevsiminde-cilt-bakimi.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://www.webhatti.com/smiley.gif" loading="lazy"  alt="smiley.gif" class="mycode_img" /></a> <a href="http://www.duygusuz.com/cilt-bakimi-ve-guzellik/689934-kis-mevsiminde-cilt-bakimi.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://www.webhatti.com/smiley.gif" loading="lazy"  alt="smiley.gif" class="mycode_img" /></a> <br />
<br />
Cildiniz kuruduğunda solgun görünebilirsiniz. Yüzünüzü canlandırmak için temiz bir sprey şişesine soğuk su doldurun. Soğuk suyu yüzünüze püskürtün. Bir dakika bekleyin ve cilt tipinize uygun nemlendirici kremi sürün.<br />
<br />
Kuru ciltler; soğuk havadan daha fazla etkilenir ve nemlendirmeye ihtiyacı vardır. Sıcak bir banyo yaptıktan sonra yüzünüz hafif nemli kalacak şekilde kurulayın. Nemlendirici kremi masaj yaparak yüz ve boyun bölgenize sürün. Bu sayede nemlendirici krem cilt tarafından daha kolay emilecektir.<br />
<br />
Aşırı cilt kurumalarında ince deri pul pul dökülebilir. Cildinizi yumuşatmak ve pürüzsüz bir görünüm kazandırmak için bir avuç yulaf ezmesini temiz bir bezin içine koyup sarın. Bezi sıcak suyun altında birkaç dakika tutun. Yüzünüzde kuruyan bölgelere birkaç dakika nazik hareketlerle masaj yaparak sürün.<br />
<br />
Sıcak havadan soğuk havaya geçtiğinizde burnunuz kızarabilir ki bu durumu birçok kadın yaşar. Bu görüntüden kurtulmak için dışarı çıkmadan önce burun deliklerinizin etrafına vazelin sürün. Vazelin; cildinizin kurumasını ve kızarmasını önler.<br />
<br />
Yüzünüzü canlandırmak için temiz bir havluyu ılık suyla ıslatın. Birkaç damla suyu damlatın. Havluyu yüzünüzde birkaç tutup kaldırın. Biraz bekleyip aynı işlemi tekrar yapın.<br />
<br />
</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Cilt Lekelerine Doğal Çözümler]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=93184</link>
			<pubDate>Tue, 10 May 2011 18:59:16 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12921">Hasretiim</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=93184</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align">Cilt Lekelerine Doğal Çözümler son yıllarda kimyasal ve cerrahi yöntemlerden daha fazla kullanılmaya başlanmıştır bunun nedeni doğanın gücünün keşfedilmesidir.<br />
<br />
Cilt lekeleri insanlarda yüzyıllardır sorun olarak gelişmiş ve çözüm aranmıştır son yıllarda hepinizin bildiği gibi Salyangoz Kremi bu konuda en etkili yöntemlerden biri olmuştur.Son birkaç yıldır yeni salyangoz kremi üretim tekniği olan Herbal Mix ile salyangoz sıvısının korunması sağlanmış ve çok etkili bir ürün olan Herbal Mix Salyangoz Kremleri üretilmiştir.Bu teknikle üretilenler normallerine göre cilt lekelerinde çok etkili olmuş ve en iyi ürün durumundadır.<a href="http://www.duygusuz.com/cilt-bakimi-ve-guzellik/690609-cilt-lekelerine-dogal-cozumler.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://www.webhatti.com/smiley.gif" loading="lazy"  alt="smiley.gif" class="mycode_img" /></a> <br />
<br />
Bu nedenle her marka 2 tip salyangoz kremi üretir siz mutlaka hangi marka olursa olsun bu önemli değil Herbal Mix özellikli olanı alınız.Cilt lekeleriniz için çok etkili olacaktır.<br />
<br />
<br />
Ciltteki renk değişiklikleri &#8220;cilt lekeleri&#8221; olarak adlandırılır. Cilt lekeleri, deriden daha açık ve daha koyu olmak üzere iki şekilde görülür. Cilt lekeleri, hem kadın hem erkeklerde en yaygın görülen cilt rahatsızlıklardan biridir. Cilt lekelerinin birçoğu özellikle yanak, alın ve çeneye yerleşir, yüze daha mat ve pürüzlü bir görüntü verirler. Bunun dışında vücutta, sırt, göğüs ve el üstünde de çıkabilirler.<br />
<br />
Cilt lekeleri yaşamımızı tehdit etmemekle birlikte bir takım kozmetik problemlere sebep olabilir, hatta bazı kişilerin sosyal yaşamını da etkileyebilen bir takım psikolojik problemlere yol açabilir.<br />
<br />
Sık Karşılaşılan Cilt Lekeleri<br />
<br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Çiller</span><br />
<br />
Çiller (a.k.a. ephelides), daha çok açık tenli ve kızıl saçlı, mavi, yeşil ya da ela göz renkleri olan kimselerde görülen küçük kahverengi lekelerdir.<br />
<br />
Hayatın erken aşamalarında ortaya çıkarlar ve yazın çoğalıp kışın hafiflerler. 40-45 yaşlarından sonra genellikle kaybolurlar.<br />
<br />
Güneşe maruz kalmış bölgelerde oluşurlar: Yüz, eller, göğüs ve sırt gibi. Bu kahverengi lekeler cilt tarafından üretilen bir pigment olan melaninin birikmesinden kaynaklanır. Vücutta var olan melaninin miktarı bireylerin cilt renklerinin tonunu belirler. Güneşe maruz kalındığında cilt UV ışınlarından gelebilecek zararı azaltabilmek için, reaksiyon olarak, daha fazla melanin üretir. Bu da melanin birikimine, dolayısıyla çil oluşumuna neden olur.<br />
Cildinizde renk farklılıklarının oluşmasını istemiyorsanız alınabilecek en etkili önlem güneşten korunmaktır. Böylece vücudunuzun kendini korumak için cilde "melanin üret" komutunu vermesine gerek kalmaz.<br />
<br />
Çiller, yaş lekeleri (lentigines) ile benzerlik gösterebilir. Ancak yaş lekeleri hayatın ileri safhalarında ortaya çıkar ve her tür ciltte oluşabilir<br />
<br />
1. Malezma (Gebelik Lekeleri)<br />
<br />
Malezma türü lekeler genellikle kadınlarda yüz bölgesinde gebelik sonrası ya da doğum kontrol hapı kullanımıyla ortaya çıkarlar. Malezma daha çok ten rengi koyu kişilerde ortaya çıkar.Bu tip lekelere halk arasında &#8220;gebelik lekesi&#8221; adı da verilmektedir. Daha seyrek de olsa gebelik geçirmemiş ya da doğum kontrol hapı da kullanmayan kadınlarda da görülebilir. <br />
<br />
</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align">Cilt Lekelerine Doğal Çözümler son yıllarda kimyasal ve cerrahi yöntemlerden daha fazla kullanılmaya başlanmıştır bunun nedeni doğanın gücünün keşfedilmesidir.<br />
<br />
Cilt lekeleri insanlarda yüzyıllardır sorun olarak gelişmiş ve çözüm aranmıştır son yıllarda hepinizin bildiği gibi Salyangoz Kremi bu konuda en etkili yöntemlerden biri olmuştur.Son birkaç yıldır yeni salyangoz kremi üretim tekniği olan Herbal Mix ile salyangoz sıvısının korunması sağlanmış ve çok etkili bir ürün olan Herbal Mix Salyangoz Kremleri üretilmiştir.Bu teknikle üretilenler normallerine göre cilt lekelerinde çok etkili olmuş ve en iyi ürün durumundadır.<a href="http://www.duygusuz.com/cilt-bakimi-ve-guzellik/690609-cilt-lekelerine-dogal-cozumler.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://www.webhatti.com/smiley.gif" loading="lazy"  alt="smiley.gif" class="mycode_img" /></a> <br />
<br />
Bu nedenle her marka 2 tip salyangoz kremi üretir siz mutlaka hangi marka olursa olsun bu önemli değil Herbal Mix özellikli olanı alınız.Cilt lekeleriniz için çok etkili olacaktır.<br />
<br />
<br />
Ciltteki renk değişiklikleri &#8220;cilt lekeleri&#8221; olarak adlandırılır. Cilt lekeleri, deriden daha açık ve daha koyu olmak üzere iki şekilde görülür. Cilt lekeleri, hem kadın hem erkeklerde en yaygın görülen cilt rahatsızlıklardan biridir. Cilt lekelerinin birçoğu özellikle yanak, alın ve çeneye yerleşir, yüze daha mat ve pürüzlü bir görüntü verirler. Bunun dışında vücutta, sırt, göğüs ve el üstünde de çıkabilirler.<br />
<br />
Cilt lekeleri yaşamımızı tehdit etmemekle birlikte bir takım kozmetik problemlere sebep olabilir, hatta bazı kişilerin sosyal yaşamını da etkileyebilen bir takım psikolojik problemlere yol açabilir.<br />
<br />
Sık Karşılaşılan Cilt Lekeleri<br />
<br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Çiller</span><br />
<br />
Çiller (a.k.a. ephelides), daha çok açık tenli ve kızıl saçlı, mavi, yeşil ya da ela göz renkleri olan kimselerde görülen küçük kahverengi lekelerdir.<br />
<br />
Hayatın erken aşamalarında ortaya çıkarlar ve yazın çoğalıp kışın hafiflerler. 40-45 yaşlarından sonra genellikle kaybolurlar.<br />
<br />
Güneşe maruz kalmış bölgelerde oluşurlar: Yüz, eller, göğüs ve sırt gibi. Bu kahverengi lekeler cilt tarafından üretilen bir pigment olan melaninin birikmesinden kaynaklanır. Vücutta var olan melaninin miktarı bireylerin cilt renklerinin tonunu belirler. Güneşe maruz kalındığında cilt UV ışınlarından gelebilecek zararı azaltabilmek için, reaksiyon olarak, daha fazla melanin üretir. Bu da melanin birikimine, dolayısıyla çil oluşumuna neden olur.<br />
Cildinizde renk farklılıklarının oluşmasını istemiyorsanız alınabilecek en etkili önlem güneşten korunmaktır. Böylece vücudunuzun kendini korumak için cilde "melanin üret" komutunu vermesine gerek kalmaz.<br />
<br />
Çiller, yaş lekeleri (lentigines) ile benzerlik gösterebilir. Ancak yaş lekeleri hayatın ileri safhalarında ortaya çıkar ve her tür ciltte oluşabilir<br />
<br />
1. Malezma (Gebelik Lekeleri)<br />
<br />
Malezma türü lekeler genellikle kadınlarda yüz bölgesinde gebelik sonrası ya da doğum kontrol hapı kullanımıyla ortaya çıkarlar. Malezma daha çok ten rengi koyu kişilerde ortaya çıkar.Bu tip lekelere halk arasında &#8220;gebelik lekesi&#8221; adı da verilmektedir. Daha seyrek de olsa gebelik geçirmemiş ya da doğum kontrol hapı da kullanmayan kadınlarda da görülebilir. <br />
<br />
</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Genç bir cilt için ipuçları]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=92708</link>
			<pubDate>Tue, 26 Apr 2011 14:38:31 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=11358">sıla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=92708</guid>
			<description><![CDATA[[SIZE="4"][COLOR="SlateGray"]Daha güzel, daha genç ve daha aydınlık bir cilde sahip olmak için mutlaka profesyonel bakım yapılması gerektiğini belirten güzellik uzmanları, kuru ve yağlı cilde sahip olanların yaşlanmamak ve kusursuz görünmek için yapabileceklerini sıralıyor. İşte sağlıklı ve genç bir cilt için ipuçlarıâ€¦<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://www.nazende.com/i/genc-bir-cilt-icin-ipuclari.jpg" loading="lazy"  alt="genc-bir-cilt-icin-ipuclari.jpg" class="mycode_img" /></div>
<br />
Uzmanlar, lekeli ciltlere üzüm çekirdeği, dut ve meyan kökü ekstresi ile bakım ve orta derinlikte peeling; kuru ciltlere jojoba yağı, primrose oil, avokado yağı ile masaj; yağlı ve akneli ciltlere ise beyaz kil maskesi ile deniz yosunu özü, lipozom maya konsantresi ile bakım ile genç ve sağlıklı bir cilt ile zamana meydan okunulabileceğini belirtiyor.<br />
<br />
Normal cilde oksijen veren maskeler ile bakımın etkinliğini arttırılırken; hassas cilt bakımında yeşil çay, aloe vera, yaban mersini, ahududu gibi yatıştırıcıların kullanılabileceği ve K vitamini ile damar duvarlarının güçlendirilebileceğini ifade ediliyor.<br />
<br />
Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Muhterem Polat yaptığı açıklamada, derinin organizmayı dış etkenlere karşı koruyan, sıvı ve ısı dengesini sağlayan, salgı yapan, duysal ve immünolojik işlevi olan, insan vücudunun yaklaşık 2 metrekaresini kaplayan en büyük organ olduğunu söyledi.<br />
<br />
Çevredeki değişikliklerden ilk olarak cildin etkilendiğini, cildin iç ve dış ortam arasında bariyer görevi yaptığını belirten Polat, çevresel ve mevsimsel değişikliklere uyum sağlayamayan cildin zamanla inceldiğine ve yıprandığına dikkati çekti. Polat, cildin, güneş ışınları, olumsuz çevre koşulları, uzun süreli rahatsızlıklar ve ilaç kullanımı, hormonlu gıdalar, dengesiz beslenme ve sigara gibi etkenlerle yıprandığını dile getiren Polat, zamanla ciltte kırışıklıklar, sararma, kahverengi lekeler, ince kırmızı damarlanmalar gibi renk değişikliği, gevşeklik ve esneklik kaybı gözlendiğini ve bu durumun bakımsızlık halinde daha da hızlandığı uyarısında bulundu.<br />
<br />
Polat, zamanın ve olumsuz faktörlerin cilde vereceği zararın azaltılması ya da geciktirilmesinin cilt yapısına uygun bakımla mümkün olduğunu belirterek, cilt bakımının yanlış uygulandığında da zararlı olabileceğini belirtti.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kuru cilt, erken kırışmaya müsait</span><br />
<br />
Bakımın, kişinin cilt tipine göre yapılması gerektiğinin altını çizen Polatâ€™ın verdiği bilgiye göre, kozmetik kullanımına ya da güneş hasarına bağlı, gebelik sırasında veya ilaçlara bağlı oluşan lekeli ciltlere pretinol, glikolik bileşik, vitamin C, vitamin E, üzüm çekirdeği ekstresi, dut ve meyan kökü ekstresi aktif içerikleri ile temel bakım öneriliyor. Aydınlatıcı komplex serum ve maskeler kullanılıyor. UVA ve UVBâ€™ye karşı tam koruma sağlayan mikronize çinko oksit ve titanyum dioksit filtreler içeren koruyucular uygulanıyor. Daha iyi sonuçlar için orta derinlikte peeling yapılması tavsiye ediliyor.<br />
<br />
Gözenekler küçük, ince bir üst deriye sahip, yağ salgısı normalin altında özellik taşıyan, mat ve nem oranı düşük kuru ciltler, erken kırışmaya müsait oluyor. Soğuk hava, rüzgar, uv ışınları, kötü hava şartları cildin kötüleşmesine yol açabiliyor. Kuru ciltlerde erken yaştan itibaren bilinçli bir bakım uygulanırsa, erken yaşlanmanın önüne geçilebiliyor.<br />
<br />
Kuru cilt bakımında, nazikçe cilt ölü hücrelerden arındırılıyor, kir ve makyajı temizleniyor. Vitamin E, Superoxide dismutase, green tea extract, co-enzyme Q-10 aktif içerikleri ile serbest oksijen radikalleri gideriliyor, allantoin, bisabolol, maya extract aktif içerikleri ile yatıştırılıyor. Cilt özelliğine göre maskeler ile bakımın etkinliğini arttırılıyor. Hyaluronik asit ve gliserin ile nemlendiriliyor, jojoba yağı, primrose oil, avokado yağı ile masajdan sonra UVA ve UVBâ€™ye karşı tam koruma sağlayan mikronize çinko oksit ve titanyum dioksit filtreler içeren koruyucular öneriliyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yağlı ciltlerde sarkma riski yüksek</span><br />
<br />
Parlak görüntülü yağlı ciltlerde ise parlaklık yüzün her bölgesinde görülüyor ve gözeneklerin içi dolu, siyah nokta ve sivilce oluşumuna müsait oluyor. Yağlı cilt, daha uzun süre diri kalıyor, daha az çizgi oluşabiliyor, ancak bakımına dikkat edilmezse sarkma riski artıyor. Yaşlandıkça kırışıklıktan çok derin çizgiler belirgin hale geliyor.<br />
<br />
Glikolik bileşik, cildin doğal pHâ€™sı ile uyumlu olarak en hassas ciltlerde bile sağlıklı ve genç bir görünüm sağlıyor, genişlemiş gözeneklerin görünümü azalıyor ve tıkalı gözenekleri açmaya, yağ salgısını düzenlemeye yardımcı oluyor. Salisilik bileşik gözeneklerdeki yağ blokajını azaltan lipidde çözülebilen bir soyucudur. Aynı zamanda yağlı, problemli ciltler için çok gereken antimikrobik, antiseptik özelliği bulunuyor. Komedon temizliği yağlı cilt bakımının en önemli parçasını teşkil ediyor. A vitamini, laktik asit, deniz yosunu özü, lipozom maya konsantresi de yağlı ciltlerde öneriliyor. Fransız beyaz kil maskesi ile yağlı parlak görünüm, genişlemiş gözenekler ve sivilceler kontrol altına alınıyor, cilt arındırılıyor ve onarılıyor. UVA ve UVBâ€™ye karşı tam koruma sağlayan mikronize çinko oksit ve titanyum dioksit filtreler içeren koruyucular ile yağlı cilt bakımı tamamlanıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Olgun ciltlerin bakımında üzüm çekirdeği ekstresi</span><br />
<br />
Kadınların ciltlerinde, menopoz öncesinde, sırasında ve sonrasında hormonal değişikliklere bağlı olarak sivilcelenme, tüylenme, lekelenme ya da çizgilerin çoğalması gibi durumlar gelişebiliyor.<br />
<br />
Olgun cilt bakımında cilt ölü hücrelerden arındırılıyor, kir ve makyajı temizleniyor, E vitamini, Co-enzyme Q-10, C vitamini, üzüm çekirdeği ekstresi, yeşilçay özü, papaya enzimi, retinyl palmitate aktif içerikleri ile temel bakım yapılıyor. Peptid içeren serumlar, lifting maskeler ile bakımın etkinliğini arttırdıktan sonra yine koruyucular sürülüyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Normal ciltlere avokado yağı ile masajı</span><br />
<br />
Ortalama gözenekli normal ciltlerde ise burun ve çenede daha çok gözenek olabiliyor, ancak siyah nokta ve sivilce sorunu görülmüyor. Yaş ilerledikçe derinin güzelliğini ve kalitesini kaybetmemesi için genç yaşlardan itibaren koruyucu bakım uygulanması ve doğru bakım ürünleri ile cildin desteklenmesi tavsiye ediliyor.<br />
<br />
Normal cilt bakımında da cilt, ölü hücrelerden arındırıyor, temizleniyor ve vitamin E, Superoxide dismutase, green tea extract, aloe vera, co-enzyme Q-10, allantoin, bisabolol, maya extract, GM glukan aktif içerikleri ile temel bakım yapılıyor. Oksijen veren maskeler ile bakımın etkinliğini arttırılıyor. Avokado yağı ile masajın ardından UVA ve UVBâ€™ye karşı tam koruma sağlayan koruyucular kullanılıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hassas ciltlere K vitamini</span><br />
<br />
Açık tenli ve renkli gözlü insanlarda hassas cilt yapısı görülüyor. Bariyer fonksiyonu azalmış olan bu cilt, üzerine sürülen her şeye karşı savunmasız olduğundan, yumuşak ürünler kullanılıyor.<br />
<br />
Ciltteki hassasiyet uygun cilt bakımı ile kontrol altına alınıyor. Ceramidler, cholesterol, linoleik ve linolenik asit, dimethicon, cyclomethicone cildi koruyan ve epidermisi güçlendiren aktif içerikler, nemlendirici ve antioksidanlar bu bakımın temelini oluşturuyor. Yeşil çay, aloe vera, yaban mersini, ahududu gibi yatıştırıcılar kullanılıyor. K vitamini ile damar duvarları güçlendiriliyor ve UVA ve UVBâ€™ye karşı tam koruma sağlayan koruyucular uygulanıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akneli ciltlere deniz yosunu özü</span><br />
<br />
Gözeneklerin içinde şeffaf yağ birikimleri olan akneli ciltlerde, glikolik bileşik cildin doğal pHâ€™sı ile uyumlu olarak en hassas ciltlerde bile sağlıklı genç bir görünüm sağlıyor. Genişlemiş gözeneklerin görünümünü azaltıyor ve tıkalı gözenekleri açmaya, yağ salgısını düzenlemeye yardımcı oluyor. Salisilik bileşik gözeneklerdeki yağ blokajını azaltan lipidde çözülebilen bir soyucu olarak kullanılıyor ve aynı zamanda yağlı, problemli ciltler için çok gereken antimikrobik, antiseptik özelliği içeriyor.<br />
<br />
Komedon temizliği yağlı cilt bakımının en önemli parçasını oluşturuyor. A vitamini, laktik asit, deniz yosunu özü, lipozom maya konsantresi uygulanıyor. Fransız beyaz kil maskesi ile yağlı parlak görünüm, genişlemiş gözenekleri ve sivilceler kontrol altına alınıyor, cilt arındırılıyor ve onarılıyor. Son adımda güneş koruyucu uygulanıyor.<br />
<br />
Bunların dışında modern hayatın getirmiş olduğu stres, kirlilik, güneş ve serbest radikallere maruz kalan ciltler de temizlenip, arındırıldıktan sonra yoğun C vitamini, retinol, super okside dismutase, co-enzyme Q-10, yeşil çay aktif içerikleri uygulanıyor.<br />
<br />
Antioksidan serumlar ve maskeler ile bakımın etkinliği arttırılıyor ve koruyucu ile bakım tamamlanıyor.[/COLOR][/SIZE]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[SIZE="4"][COLOR="SlateGray"]Daha güzel, daha genç ve daha aydınlık bir cilde sahip olmak için mutlaka profesyonel bakım yapılması gerektiğini belirten güzellik uzmanları, kuru ve yağlı cilde sahip olanların yaşlanmamak ve kusursuz görünmek için yapabileceklerini sıralıyor. İşte sağlıklı ve genç bir cilt için ipuçlarıâ€¦<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://www.nazende.com/i/genc-bir-cilt-icin-ipuclari.jpg" loading="lazy"  alt="genc-bir-cilt-icin-ipuclari.jpg" class="mycode_img" /></div>
<br />
Uzmanlar, lekeli ciltlere üzüm çekirdeği, dut ve meyan kökü ekstresi ile bakım ve orta derinlikte peeling; kuru ciltlere jojoba yağı, primrose oil, avokado yağı ile masaj; yağlı ve akneli ciltlere ise beyaz kil maskesi ile deniz yosunu özü, lipozom maya konsantresi ile bakım ile genç ve sağlıklı bir cilt ile zamana meydan okunulabileceğini belirtiyor.<br />
<br />
Normal cilde oksijen veren maskeler ile bakımın etkinliğini arttırılırken; hassas cilt bakımında yeşil çay, aloe vera, yaban mersini, ahududu gibi yatıştırıcıların kullanılabileceği ve K vitamini ile damar duvarlarının güçlendirilebileceğini ifade ediliyor.<br />
<br />
Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Muhterem Polat yaptığı açıklamada, derinin organizmayı dış etkenlere karşı koruyan, sıvı ve ısı dengesini sağlayan, salgı yapan, duysal ve immünolojik işlevi olan, insan vücudunun yaklaşık 2 metrekaresini kaplayan en büyük organ olduğunu söyledi.<br />
<br />
Çevredeki değişikliklerden ilk olarak cildin etkilendiğini, cildin iç ve dış ortam arasında bariyer görevi yaptığını belirten Polat, çevresel ve mevsimsel değişikliklere uyum sağlayamayan cildin zamanla inceldiğine ve yıprandığına dikkati çekti. Polat, cildin, güneş ışınları, olumsuz çevre koşulları, uzun süreli rahatsızlıklar ve ilaç kullanımı, hormonlu gıdalar, dengesiz beslenme ve sigara gibi etkenlerle yıprandığını dile getiren Polat, zamanla ciltte kırışıklıklar, sararma, kahverengi lekeler, ince kırmızı damarlanmalar gibi renk değişikliği, gevşeklik ve esneklik kaybı gözlendiğini ve bu durumun bakımsızlık halinde daha da hızlandığı uyarısında bulundu.<br />
<br />
Polat, zamanın ve olumsuz faktörlerin cilde vereceği zararın azaltılması ya da geciktirilmesinin cilt yapısına uygun bakımla mümkün olduğunu belirterek, cilt bakımının yanlış uygulandığında da zararlı olabileceğini belirtti.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kuru cilt, erken kırışmaya müsait</span><br />
<br />
Bakımın, kişinin cilt tipine göre yapılması gerektiğinin altını çizen Polatâ€™ın verdiği bilgiye göre, kozmetik kullanımına ya da güneş hasarına bağlı, gebelik sırasında veya ilaçlara bağlı oluşan lekeli ciltlere pretinol, glikolik bileşik, vitamin C, vitamin E, üzüm çekirdeği ekstresi, dut ve meyan kökü ekstresi aktif içerikleri ile temel bakım öneriliyor. Aydınlatıcı komplex serum ve maskeler kullanılıyor. UVA ve UVBâ€™ye karşı tam koruma sağlayan mikronize çinko oksit ve titanyum dioksit filtreler içeren koruyucular uygulanıyor. Daha iyi sonuçlar için orta derinlikte peeling yapılması tavsiye ediliyor.<br />
<br />
Gözenekler küçük, ince bir üst deriye sahip, yağ salgısı normalin altında özellik taşıyan, mat ve nem oranı düşük kuru ciltler, erken kırışmaya müsait oluyor. Soğuk hava, rüzgar, uv ışınları, kötü hava şartları cildin kötüleşmesine yol açabiliyor. Kuru ciltlerde erken yaştan itibaren bilinçli bir bakım uygulanırsa, erken yaşlanmanın önüne geçilebiliyor.<br />
<br />
Kuru cilt bakımında, nazikçe cilt ölü hücrelerden arındırılıyor, kir ve makyajı temizleniyor. Vitamin E, Superoxide dismutase, green tea extract, co-enzyme Q-10 aktif içerikleri ile serbest oksijen radikalleri gideriliyor, allantoin, bisabolol, maya extract aktif içerikleri ile yatıştırılıyor. Cilt özelliğine göre maskeler ile bakımın etkinliğini arttırılıyor. Hyaluronik asit ve gliserin ile nemlendiriliyor, jojoba yağı, primrose oil, avokado yağı ile masajdan sonra UVA ve UVBâ€™ye karşı tam koruma sağlayan mikronize çinko oksit ve titanyum dioksit filtreler içeren koruyucular öneriliyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yağlı ciltlerde sarkma riski yüksek</span><br />
<br />
Parlak görüntülü yağlı ciltlerde ise parlaklık yüzün her bölgesinde görülüyor ve gözeneklerin içi dolu, siyah nokta ve sivilce oluşumuna müsait oluyor. Yağlı cilt, daha uzun süre diri kalıyor, daha az çizgi oluşabiliyor, ancak bakımına dikkat edilmezse sarkma riski artıyor. Yaşlandıkça kırışıklıktan çok derin çizgiler belirgin hale geliyor.<br />
<br />
Glikolik bileşik, cildin doğal pHâ€™sı ile uyumlu olarak en hassas ciltlerde bile sağlıklı ve genç bir görünüm sağlıyor, genişlemiş gözeneklerin görünümü azalıyor ve tıkalı gözenekleri açmaya, yağ salgısını düzenlemeye yardımcı oluyor. Salisilik bileşik gözeneklerdeki yağ blokajını azaltan lipidde çözülebilen bir soyucudur. Aynı zamanda yağlı, problemli ciltler için çok gereken antimikrobik, antiseptik özelliği bulunuyor. Komedon temizliği yağlı cilt bakımının en önemli parçasını teşkil ediyor. A vitamini, laktik asit, deniz yosunu özü, lipozom maya konsantresi de yağlı ciltlerde öneriliyor. Fransız beyaz kil maskesi ile yağlı parlak görünüm, genişlemiş gözenekler ve sivilceler kontrol altına alınıyor, cilt arındırılıyor ve onarılıyor. UVA ve UVBâ€™ye karşı tam koruma sağlayan mikronize çinko oksit ve titanyum dioksit filtreler içeren koruyucular ile yağlı cilt bakımı tamamlanıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Olgun ciltlerin bakımında üzüm çekirdeği ekstresi</span><br />
<br />
Kadınların ciltlerinde, menopoz öncesinde, sırasında ve sonrasında hormonal değişikliklere bağlı olarak sivilcelenme, tüylenme, lekelenme ya da çizgilerin çoğalması gibi durumlar gelişebiliyor.<br />
<br />
Olgun cilt bakımında cilt ölü hücrelerden arındırılıyor, kir ve makyajı temizleniyor, E vitamini, Co-enzyme Q-10, C vitamini, üzüm çekirdeği ekstresi, yeşilçay özü, papaya enzimi, retinyl palmitate aktif içerikleri ile temel bakım yapılıyor. Peptid içeren serumlar, lifting maskeler ile bakımın etkinliğini arttırdıktan sonra yine koruyucular sürülüyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Normal ciltlere avokado yağı ile masajı</span><br />
<br />
Ortalama gözenekli normal ciltlerde ise burun ve çenede daha çok gözenek olabiliyor, ancak siyah nokta ve sivilce sorunu görülmüyor. Yaş ilerledikçe derinin güzelliğini ve kalitesini kaybetmemesi için genç yaşlardan itibaren koruyucu bakım uygulanması ve doğru bakım ürünleri ile cildin desteklenmesi tavsiye ediliyor.<br />
<br />
Normal cilt bakımında da cilt, ölü hücrelerden arındırıyor, temizleniyor ve vitamin E, Superoxide dismutase, green tea extract, aloe vera, co-enzyme Q-10, allantoin, bisabolol, maya extract, GM glukan aktif içerikleri ile temel bakım yapılıyor. Oksijen veren maskeler ile bakımın etkinliğini arttırılıyor. Avokado yağı ile masajın ardından UVA ve UVBâ€™ye karşı tam koruma sağlayan koruyucular kullanılıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hassas ciltlere K vitamini</span><br />
<br />
Açık tenli ve renkli gözlü insanlarda hassas cilt yapısı görülüyor. Bariyer fonksiyonu azalmış olan bu cilt, üzerine sürülen her şeye karşı savunmasız olduğundan, yumuşak ürünler kullanılıyor.<br />
<br />
Ciltteki hassasiyet uygun cilt bakımı ile kontrol altına alınıyor. Ceramidler, cholesterol, linoleik ve linolenik asit, dimethicon, cyclomethicone cildi koruyan ve epidermisi güçlendiren aktif içerikler, nemlendirici ve antioksidanlar bu bakımın temelini oluşturuyor. Yeşil çay, aloe vera, yaban mersini, ahududu gibi yatıştırıcılar kullanılıyor. K vitamini ile damar duvarları güçlendiriliyor ve UVA ve UVBâ€™ye karşı tam koruma sağlayan koruyucular uygulanıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akneli ciltlere deniz yosunu özü</span><br />
<br />
Gözeneklerin içinde şeffaf yağ birikimleri olan akneli ciltlerde, glikolik bileşik cildin doğal pHâ€™sı ile uyumlu olarak en hassas ciltlerde bile sağlıklı genç bir görünüm sağlıyor. Genişlemiş gözeneklerin görünümünü azaltıyor ve tıkalı gözenekleri açmaya, yağ salgısını düzenlemeye yardımcı oluyor. Salisilik bileşik gözeneklerdeki yağ blokajını azaltan lipidde çözülebilen bir soyucu olarak kullanılıyor ve aynı zamanda yağlı, problemli ciltler için çok gereken antimikrobik, antiseptik özelliği içeriyor.<br />
<br />
Komedon temizliği yağlı cilt bakımının en önemli parçasını oluşturuyor. A vitamini, laktik asit, deniz yosunu özü, lipozom maya konsantresi uygulanıyor. Fransız beyaz kil maskesi ile yağlı parlak görünüm, genişlemiş gözenekleri ve sivilceler kontrol altına alınıyor, cilt arındırılıyor ve onarılıyor. Son adımda güneş koruyucu uygulanıyor.<br />
<br />
Bunların dışında modern hayatın getirmiş olduğu stres, kirlilik, güneş ve serbest radikallere maruz kalan ciltler de temizlenip, arındırıldıktan sonra yoğun C vitamini, retinol, super okside dismutase, co-enzyme Q-10, yeşil çay aktif içerikleri uygulanıyor.<br />
<br />
Antioksidan serumlar ve maskeler ile bakımın etkinliği arttırılıyor ve koruyucu ile bakım tamamlanıyor.[/COLOR][/SIZE]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tırnak hastalıklarından korunmanın yolları]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=92706</link>
			<pubDate>Tue, 26 Apr 2011 14:24:47 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=11358">sıla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=92706</guid>
			<description><![CDATA[[SIZE="4"][COLOR="DarkOliveGreen"]Vücutta meydana gelen demir, çinko, folik asit ve B12 vitaminlerinin eksikliği durumlarında tırnaklarda bir takım bozukluklar meydana gelir. Tırnaklarda kırılma, kabalaşma, çatlama ve tabakalaşma gibi durumlara neden olabilen bu eksiklikleri gidermek için neler yapmak gerekir? İşte uzmanların önerileriâ€¦<br />
<br />
Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümüâ€™nden Uz. Dr. Ahmet Arpacı, tedavisi çok da kolay olmayan tırnak hastalıkları ve yapılması gerekenleri anlattı.<br />
<br />
Tırnak sağlığı için beslenmeye çok dikkat etmek gerekmekte. Kırmızı et, süt ve süt ürünleriyle deniz ürünlerinin tırnak sağlığı için yenmesi şart. Fakat beslenmenin yeterli olmadığı durumlarda bu eksiklikleri karşılamak amacıyla vitamin takviyesi de yapmak gerekir.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://www.nazende.com/i/tirnak-hastaliklarindan-korunmak.jpg" loading="lazy"  alt="tirnak-hastaliklarindan-korunmak.jpg" class="mycode_img" /></div>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">El kremi kullanılmalı</span><br />
<br />
Tırnağın yüzde18â€™i sudan oluşmaktadır. Su yapısını dengelemek için de nemlendirici balsam türü krem ve solüsyonların kullanılması önerilmektedir. Ayrıca kişinin elini çok fazla deterjanla temas ettirmemesi de gerekmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Manikür pediküre dikkat</span><br />
<br />
Tırnak hastalıklarının önüne geçmek için manikür ve pediküre de dikkat etmek gerekir. Çünkü tırnak hastalıklarının büyük bir çoğunluğu manikür ve pedikürden geçmektedir. Tırnak bakımını yaptırdığınız yerin hijyen kurallarına uyup uymadığını kontrol etmeniz ve mümkün olduğu kadar tırnaklarınızla oynamamanız gerekmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oje enfeksiyona neden olur</span><br />
<br />
Kozmetik ürünlerinin çok büyük bir kısmı cilde zarar vermektedir. Oje de bu ürünlerden biridir. Her ne kadar ojeler güzel bir görünüm sergileseler de; tırnağı havasız bırakır ve bazı enfeksiyonların oluşmasına fırsat tanır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beyaz noktalar vitamin eksikliği değil</span><br />
<br />
Tırnakların üzerinde bazen beyaz noktacıklar görünebilir. Halk arasında vitamin eksikliği olarak değerlendiren bu durum tırnağın içerisine hava kabarcıklarının girmesiyle oluşur. Fakat bunun vitamin eksikliğiyle hiçbir ilgisi yoktur. Endişe edecek bir durum da oluşturmamaktadır. Sadece görüntü itibariyle insanları tedirgin etmektedir. Hatta bazen tırnağın tamamen beyazladığı durumlar dahi olabilir. Fakat bu beyazlanmadan korkulmamalıdır, bu durumun da herhangi bir zararı yoktur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şeytan tırnağı deyip geçmeyin</span><br />
<br />
Şeytan tırnağı kişinin yapısı ve tırnakla çok oynanmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Gerekli tedavi yapılmazsa mikrop kapıp dolamaya dahi dönüşebilir. Antibiyotik tedavisi ya da lokal anesteziyle steril bir şekilde kesilerek parmağa müdahale edilebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İç hastalıklar tırnak bozukluğu yapabilir</span><br />
<br />
Bazen iç organ hastalıklarında, romatizmal hastalıklarda, kalp, karaciğer ve akciğer hastalıklarında tırnaklarda bazı bozulmalar olabilir. Tırnağın bazen de genetik olarak küçük kalması ya da batık çıkması durumu söz konusudur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tırnak mantarlarının tedavisi zordur</span><br />
<br />
Tırnağı hastalandıran en önemli nedenlerin başında mantarlar gelmektedir. Tırnak hastalıklarının yüzde 60â€™ı mantarlardır. Tırnağın serbest kenarından girer. Islaklık, nemlilik, karanlık, kapalılık, dar ayakkabı, travma ya da sıkışmayla, başkasının ayakkabısını giymekle, ve manikür- pedikürde vücuda girmektedir. Şayet kişinin vücut direnci düşükse, şeker hastasıysa, uzun süre antibiyotik kullandıysa ya da kortizon kullanmışsa bu mikropların vücuda girmesine ortam hazırlar.<br />
<br />
Bu mantarlar tırnakta kalınlaşma, kırılma, sararma ve çizgilenme yapar. Mantarların batması durumunda ise dolama oluşmaktadır. Bu tür mantarlar elden çok ayakta görülmektedir. Tedavisi en zor olan mantar, tırnak mantarlarıdır. Sedef ya da sıkıntı hastalıklar da tırnak bozukluklarına neden olabilir. Bu durumda yüksük tırnak denilen noktacıklı bir görünüm ortaya çıkar, enine ya da boyuna çizgilenme, tırnak yatağının üzerinde kamburlaşma ve bombeleşme meydana gelebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sağlıklı tırnakların sırrı</span><br />
<br />
Hem güzel görünümlü, hem de sağlıklı tırnaklara sahip olmak alınacak bazı önlemlerle mümkün. İşte sağlıklı tırnakların sırrı: â€œTırnakları kısa kesmek, manikür ve pediküre dikkat etmek, elleri ve ayakları nemli bırakmamak gerekir. Tırnak yemek enfeksiyonlara ortam hazırlar, aşırı antibiyotik ve kortizon tüketimi tırnak yapısını bozar. Başkalarının terlik ya da ayakkabılarını giymek sakıncalıdır. Beslenmeye dikkat etmek, et, süt ve balık ürünlerinden tüketmek gerekmektedir.â€[/COLOR][/SIZE]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[SIZE="4"][COLOR="DarkOliveGreen"]Vücutta meydana gelen demir, çinko, folik asit ve B12 vitaminlerinin eksikliği durumlarında tırnaklarda bir takım bozukluklar meydana gelir. Tırnaklarda kırılma, kabalaşma, çatlama ve tabakalaşma gibi durumlara neden olabilen bu eksiklikleri gidermek için neler yapmak gerekir? İşte uzmanların önerileriâ€¦<br />
<br />
Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümüâ€™nden Uz. Dr. Ahmet Arpacı, tedavisi çok da kolay olmayan tırnak hastalıkları ve yapılması gerekenleri anlattı.<br />
<br />
Tırnak sağlığı için beslenmeye çok dikkat etmek gerekmekte. Kırmızı et, süt ve süt ürünleriyle deniz ürünlerinin tırnak sağlığı için yenmesi şart. Fakat beslenmenin yeterli olmadığı durumlarda bu eksiklikleri karşılamak amacıyla vitamin takviyesi de yapmak gerekir.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://www.nazende.com/i/tirnak-hastaliklarindan-korunmak.jpg" loading="lazy"  alt="tirnak-hastaliklarindan-korunmak.jpg" class="mycode_img" /></div>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">El kremi kullanılmalı</span><br />
<br />
Tırnağın yüzde18â€™i sudan oluşmaktadır. Su yapısını dengelemek için de nemlendirici balsam türü krem ve solüsyonların kullanılması önerilmektedir. Ayrıca kişinin elini çok fazla deterjanla temas ettirmemesi de gerekmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Manikür pediküre dikkat</span><br />
<br />
Tırnak hastalıklarının önüne geçmek için manikür ve pediküre de dikkat etmek gerekir. Çünkü tırnak hastalıklarının büyük bir çoğunluğu manikür ve pedikürden geçmektedir. Tırnak bakımını yaptırdığınız yerin hijyen kurallarına uyup uymadığını kontrol etmeniz ve mümkün olduğu kadar tırnaklarınızla oynamamanız gerekmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oje enfeksiyona neden olur</span><br />
<br />
Kozmetik ürünlerinin çok büyük bir kısmı cilde zarar vermektedir. Oje de bu ürünlerden biridir. Her ne kadar ojeler güzel bir görünüm sergileseler de; tırnağı havasız bırakır ve bazı enfeksiyonların oluşmasına fırsat tanır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beyaz noktalar vitamin eksikliği değil</span><br />
<br />
Tırnakların üzerinde bazen beyaz noktacıklar görünebilir. Halk arasında vitamin eksikliği olarak değerlendiren bu durum tırnağın içerisine hava kabarcıklarının girmesiyle oluşur. Fakat bunun vitamin eksikliğiyle hiçbir ilgisi yoktur. Endişe edecek bir durum da oluşturmamaktadır. Sadece görüntü itibariyle insanları tedirgin etmektedir. Hatta bazen tırnağın tamamen beyazladığı durumlar dahi olabilir. Fakat bu beyazlanmadan korkulmamalıdır, bu durumun da herhangi bir zararı yoktur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şeytan tırnağı deyip geçmeyin</span><br />
<br />
Şeytan tırnağı kişinin yapısı ve tırnakla çok oynanmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Gerekli tedavi yapılmazsa mikrop kapıp dolamaya dahi dönüşebilir. Antibiyotik tedavisi ya da lokal anesteziyle steril bir şekilde kesilerek parmağa müdahale edilebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İç hastalıklar tırnak bozukluğu yapabilir</span><br />
<br />
Bazen iç organ hastalıklarında, romatizmal hastalıklarda, kalp, karaciğer ve akciğer hastalıklarında tırnaklarda bazı bozulmalar olabilir. Tırnağın bazen de genetik olarak küçük kalması ya da batık çıkması durumu söz konusudur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tırnak mantarlarının tedavisi zordur</span><br />
<br />
Tırnağı hastalandıran en önemli nedenlerin başında mantarlar gelmektedir. Tırnak hastalıklarının yüzde 60â€™ı mantarlardır. Tırnağın serbest kenarından girer. Islaklık, nemlilik, karanlık, kapalılık, dar ayakkabı, travma ya da sıkışmayla, başkasının ayakkabısını giymekle, ve manikür- pedikürde vücuda girmektedir. Şayet kişinin vücut direnci düşükse, şeker hastasıysa, uzun süre antibiyotik kullandıysa ya da kortizon kullanmışsa bu mikropların vücuda girmesine ortam hazırlar.<br />
<br />
Bu mantarlar tırnakta kalınlaşma, kırılma, sararma ve çizgilenme yapar. Mantarların batması durumunda ise dolama oluşmaktadır. Bu tür mantarlar elden çok ayakta görülmektedir. Tedavisi en zor olan mantar, tırnak mantarlarıdır. Sedef ya da sıkıntı hastalıklar da tırnak bozukluklarına neden olabilir. Bu durumda yüksük tırnak denilen noktacıklı bir görünüm ortaya çıkar, enine ya da boyuna çizgilenme, tırnak yatağının üzerinde kamburlaşma ve bombeleşme meydana gelebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sağlıklı tırnakların sırrı</span><br />
<br />
Hem güzel görünümlü, hem de sağlıklı tırnaklara sahip olmak alınacak bazı önlemlerle mümkün. İşte sağlıklı tırnakların sırrı: â€œTırnakları kısa kesmek, manikür ve pediküre dikkat etmek, elleri ve ayakları nemli bırakmamak gerekir. Tırnak yemek enfeksiyonlara ortam hazırlar, aşırı antibiyotik ve kortizon tüketimi tırnak yapısını bozar. Başkalarının terlik ya da ayakkabılarını giymek sakıncalıdır. Beslenmeye dikkat etmek, et, süt ve balık ürünlerinden tüketmek gerekmektedir.â€[/COLOR][/SIZE]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Felaket Anlarına Pratik Çözümler]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=84570</link>
			<pubDate>Thu, 16 Sep 2010 21:28:14 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=15391">MaSaL</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=84570</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Felaket Anlarına Pratik Çözümler</span><br />
<br />
     Evden çıkmak üzere hazırlanıyorsunuz,  aynanın karşısına geçip makyaj yapmaya başladınız. Allık, rimel, ruj&#8230;  Makyajın her adımı muhteşem ilerlerken rimeliniz aktı ya da allığınızın  fazla olduğuna karar verdiniz.<br />
                                                         <img src="http://estb.msn.com/i/7F/DC142AD9182C52ED1F635CEAA19BB5.jpg" loading="lazy"  alt="DC142AD9182C52ED1F635CEAA19BB5.jpg" class="mycode_img" />           <br />
                      Felaket Anlarına Pratik Çözümler<br />
         <br />
       <br />
     <br />
     Aksilik ya zamanınız da kısıtlı! Felaket anlarına pratik çözümler; hızlı güzelliğin garantili ipuçlarını sunuyor!<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yorgun Gözler</span>     <br />
     Gözlerinizin yorgun; göz altlarınızın koyu halkalarla çevrilmiş  olduğunu gördünüz. Anında canlanmak ve ışıltılı bir görünüme kavuşmak  için kaşlarınızın altına ve göz çevrenize sarı tonlarında far sürün. Göz  beyazlıklarınız fark edilir olacak ve yüzünüz aydınlık görünecektir.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yayılmış Rimel</span>     <br />
     Ne kadar etseniz de rimelinizin göz çevrenize yayıldığını fark  ettiniz. Makyajınızı tamamen temizlemenize gerek yok! Kulak temizleyici  çubuğu nemlendirici kreme batırıp rimel yayılan bölgeleri silin. Anında  yok olduklarını göreceksiniz. Göz çevresinde kalan fazla nemlendiriciyi  almak için kulak temizleyici çubuğun temiz ucunu kullanabilirsiniz.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazla Allık</span>     <br />
     Biraz daha canlı görünmek için gereğinden fazla allık sürdünüz ve  yeni görüntünüzü beğenmiyorsunuz. Yüzünüzü yıkayıp makyaja yeniden  başlayıp zaman kaybetmeyin. Büyük boy ve temiz bir allık fırçasını  yanaklarınızın üzerinde gezdirin, fazla allığı alacaktır. Allık  fırçasını temizlemek için kÃ¢ğıt havlu ile silebilirsiniz ya da saç  kurutmasını soğuk ayarda çalıştırıp fırça üzerine tutarak üzerindeki  allıktan arındırabilirsiniz.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mat Görünen Ruj</span>     <br />
     En sevdiğiniz renkteki rujunuzun mat bir görünümü var ancak siz  ışıltılı dudaklara sahip olmak istiyorsunuz&#8230; Rujunuzu değiştirmenize hiç  gerek yok, dudaklarınızın orta kısmında tek hareketle simli dudak  parlatıcısı dokundurun.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Parlayan Cilt</span>     <br />
     Yağlı ya da karma cilde sahipseniz, cildinizin parlamasından  rahatsızlık duyabilirsiniz. Cildinizin yağ dengesini düzenlemek,  makyajınızın parlamasını önlemek için sadece gül suyuna ihtiyacınız var.  Makyaj yapmaya başlamadan önce bir parça pamuğu gül suyuna batırıp yüz  ve boyun bölgenizi silin. Cildinizin gül suyunu emdikten sonra makyaj  yapmaya başlayabilirsiniz.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Makyaj Temizlemek</span>     <br />
     Sağlıklı cilt için gece uyumadan önce makyajınızı temizlemeniz  gerektiğini bilirsiniz. Uyumak üzeresiniz ancak makyaj temizleyici  ürününüzün bittiğini fark ettiniz. İçerdiği vitaminlerle cilt sağlığını  koruyan zeytinyağı; makyaj temizlemek için yardımınıza koşuyor. Bir  parça pamuğu zeytinyağına batırıp nazik hareketlerle cildinizi  temizleyin. Hem makyajdan arınmanın hem de cildinizi beslemenin  dinginliğini yaşayın.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Felaket Anlarına Pratik Çözümler</span><br />
<br />
     Evden çıkmak üzere hazırlanıyorsunuz,  aynanın karşısına geçip makyaj yapmaya başladınız. Allık, rimel, ruj&#8230;  Makyajın her adımı muhteşem ilerlerken rimeliniz aktı ya da allığınızın  fazla olduğuna karar verdiniz.<br />
                                                         <img src="http://estb.msn.com/i/7F/DC142AD9182C52ED1F635CEAA19BB5.jpg" loading="lazy"  alt="DC142AD9182C52ED1F635CEAA19BB5.jpg" class="mycode_img" />           <br />
                      Felaket Anlarına Pratik Çözümler<br />
         <br />
       <br />
     <br />
     Aksilik ya zamanınız da kısıtlı! Felaket anlarına pratik çözümler; hızlı güzelliğin garantili ipuçlarını sunuyor!<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yorgun Gözler</span>     <br />
     Gözlerinizin yorgun; göz altlarınızın koyu halkalarla çevrilmiş  olduğunu gördünüz. Anında canlanmak ve ışıltılı bir görünüme kavuşmak  için kaşlarınızın altına ve göz çevrenize sarı tonlarında far sürün. Göz  beyazlıklarınız fark edilir olacak ve yüzünüz aydınlık görünecektir.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yayılmış Rimel</span>     <br />
     Ne kadar etseniz de rimelinizin göz çevrenize yayıldığını fark  ettiniz. Makyajınızı tamamen temizlemenize gerek yok! Kulak temizleyici  çubuğu nemlendirici kreme batırıp rimel yayılan bölgeleri silin. Anında  yok olduklarını göreceksiniz. Göz çevresinde kalan fazla nemlendiriciyi  almak için kulak temizleyici çubuğun temiz ucunu kullanabilirsiniz.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazla Allık</span>     <br />
     Biraz daha canlı görünmek için gereğinden fazla allık sürdünüz ve  yeni görüntünüzü beğenmiyorsunuz. Yüzünüzü yıkayıp makyaja yeniden  başlayıp zaman kaybetmeyin. Büyük boy ve temiz bir allık fırçasını  yanaklarınızın üzerinde gezdirin, fazla allığı alacaktır. Allık  fırçasını temizlemek için kÃ¢ğıt havlu ile silebilirsiniz ya da saç  kurutmasını soğuk ayarda çalıştırıp fırça üzerine tutarak üzerindeki  allıktan arındırabilirsiniz.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mat Görünen Ruj</span>     <br />
     En sevdiğiniz renkteki rujunuzun mat bir görünümü var ancak siz  ışıltılı dudaklara sahip olmak istiyorsunuz&#8230; Rujunuzu değiştirmenize hiç  gerek yok, dudaklarınızın orta kısmında tek hareketle simli dudak  parlatıcısı dokundurun.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Parlayan Cilt</span>     <br />
     Yağlı ya da karma cilde sahipseniz, cildinizin parlamasından  rahatsızlık duyabilirsiniz. Cildinizin yağ dengesini düzenlemek,  makyajınızın parlamasını önlemek için sadece gül suyuna ihtiyacınız var.  Makyaj yapmaya başlamadan önce bir parça pamuğu gül suyuna batırıp yüz  ve boyun bölgenizi silin. Cildinizin gül suyunu emdikten sonra makyaj  yapmaya başlayabilirsiniz.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Makyaj Temizlemek</span>     <br />
     Sağlıklı cilt için gece uyumadan önce makyajınızı temizlemeniz  gerektiğini bilirsiniz. Uyumak üzeresiniz ancak makyaj temizleyici  ürününüzün bittiğini fark ettiniz. İçerdiği vitaminlerle cilt sağlığını  koruyan zeytinyağı; makyaj temizlemek için yardımınıza koşuyor. Bir  parça pamuğu zeytinyağına batırıp nazik hareketlerle cildinizi  temizleyin. Hem makyajdan arınmanın hem de cildinizi beslemenin  dinginliğini yaşayın.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hızlı Göz Makyajı Önerileri]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=84429</link>
			<pubDate>Wed, 15 Sep 2010 20:54:29 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=15391">MaSaL</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=84429</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://estb.msn.com/i/2C/7D876A307C631118F47C3949133CC5.jpg" loading="lazy"  alt="7D876A307C631118F47C3949133CC5.jpg" class="mycode_img" />           <br />
                      Hızlı Göz Makyajı Önerileri<br />
         <br />
       <br />
     <br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yakın Gözler</span>     <br />
     Gözlerinizin birbirine yakınsa; açık renk farı göz pınarınızdan  göz kapağınızın ortasına kadar sürün. Orta kısımdan dışarıya kadar koyu  renk far sürün. Renk çizgisini yok etmek için iki farkı birbirine  karıştırıp üzerinden geçin.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Uzak Gözler</span>     <br />
     Gözlerinizin birbirine uzaksa; koyu renk bir farı göz  pınarınızdan ortasına kadar sürün. Göz kapağının kuyruk kısmına kadar  açık renk far uygulayın. Renk farkını doğal göstermek için iki farı  birbirine karıştırıp üzerinden geçin.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çukur Gözler</span>     <br />
     Çukur görünümlü gözleriniz varsa; koyu renkleri olabildiğince az  kullanın. Açık renk ve parlak farları tercih edin. Özellikle kaş altına  süreceğiniz açık renk simli far gözlerinizin daha belirgin olmasını  sağlayacaktır.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Küçük Gözler</span>     <br />
     Gözleriniz küçükse ve daha büyük göstermek istiyorsanız; hem alt  hem de üst kirpiğinizin diplerine kalem çekin. Kirpik uçlarına bolca  rimel sürün.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Göz Kapakları</span>     <br />
     Göz kapaklarınız düşük görünüyorsa; kirpik diplerinizden  başlayarak göz kapağının kuyruk kısmına kadar kalem çekin. Kalemin  üzerinden geçerek göz farını sürün.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Açık Renk Kirpikler</span>     <br />
     Beyaz tenliyseniz ve kirpikleriniz açık renkliyse; siyah rimel  yerine kahverengi tonlarını tercih edin. Kahverengi; yüzünüzle uyumlu ve  doğal bir görüntü yaratmanızı sağlayacaktır. Göz kapağınızın üst  kısmına kahverengi göz kalemi çekin ve kahverengi rimeli kirpiklerine  uygulayın.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnce Kaşlar</span>     <br />
     Kaşlarınız döküldüyse ya da ince görünüyorsa daha kalın göstermek  için; kaşlarınızla aynı tonda rimel ya da göz farını fırça yardımıyla  kaşlarınıza sürün.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dağınık Kaşlar</span>     <br />
     Kaşlarınızın düzgün görünmesini istiyorsanız; temiz ve kuru bir  diş fırçasıyla tarayıp fazlalıkları kaş makasıyla kesin. Görüntüyü  sabitlemek için diş fırçasının üzerine az miktarda saç spreyi sıkıp  kaşlarınızı tarayın ve kuruması için bekleyin.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://estb.msn.com/i/2C/7D876A307C631118F47C3949133CC5.jpg" loading="lazy"  alt="7D876A307C631118F47C3949133CC5.jpg" class="mycode_img" />           <br />
                      Hızlı Göz Makyajı Önerileri<br />
         <br />
       <br />
     <br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yakın Gözler</span>     <br />
     Gözlerinizin birbirine yakınsa; açık renk farı göz pınarınızdan  göz kapağınızın ortasına kadar sürün. Orta kısımdan dışarıya kadar koyu  renk far sürün. Renk çizgisini yok etmek için iki farkı birbirine  karıştırıp üzerinden geçin.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Uzak Gözler</span>     <br />
     Gözlerinizin birbirine uzaksa; koyu renk bir farı göz  pınarınızdan ortasına kadar sürün. Göz kapağının kuyruk kısmına kadar  açık renk far uygulayın. Renk farkını doğal göstermek için iki farı  birbirine karıştırıp üzerinden geçin.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çukur Gözler</span>     <br />
     Çukur görünümlü gözleriniz varsa; koyu renkleri olabildiğince az  kullanın. Açık renk ve parlak farları tercih edin. Özellikle kaş altına  süreceğiniz açık renk simli far gözlerinizin daha belirgin olmasını  sağlayacaktır.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Küçük Gözler</span>     <br />
     Gözleriniz küçükse ve daha büyük göstermek istiyorsanız; hem alt  hem de üst kirpiğinizin diplerine kalem çekin. Kirpik uçlarına bolca  rimel sürün.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Göz Kapakları</span>     <br />
     Göz kapaklarınız düşük görünüyorsa; kirpik diplerinizden  başlayarak göz kapağının kuyruk kısmına kadar kalem çekin. Kalemin  üzerinden geçerek göz farını sürün.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Açık Renk Kirpikler</span>     <br />
     Beyaz tenliyseniz ve kirpikleriniz açık renkliyse; siyah rimel  yerine kahverengi tonlarını tercih edin. Kahverengi; yüzünüzle uyumlu ve  doğal bir görüntü yaratmanızı sağlayacaktır. Göz kapağınızın üst  kısmına kahverengi göz kalemi çekin ve kahverengi rimeli kirpiklerine  uygulayın.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnce Kaşlar</span>     <br />
     Kaşlarınız döküldüyse ya da ince görünüyorsa daha kalın göstermek  için; kaşlarınızla aynı tonda rimel ya da göz farını fırça yardımıyla  kaşlarınıza sürün.<br />
            <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dağınık Kaşlar</span>     <br />
     Kaşlarınızın düzgün görünmesini istiyorsanız; temiz ve kuru bir  diş fırçasıyla tarayıp fazlalıkları kaş makasıyla kesin. Görüntüyü  sabitlemek için diş fırçasının üzerine az miktarda saç spreyi sıkıp  kaşlarınızı tarayın ve kuruması için bekleyin.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Uçuk nedir uçuk neden çıkar uçuk nasıl geçer uçuk tedavisi]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=84185</link>
			<pubDate>Sat, 11 Sep 2010 10:39:30 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=15391">MaSaL</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=84185</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Uçuk nedir?</span><br />
Uçuklar, deride meydana gelen bir virüs enfeksiyonudur. Bunlar  genellikle yüzde ve çoğunlukla dudakların etrafında meydana gelir.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu tip enfeksiyonun tekrar tekrar meydana gelmesinin sebepleri nedir?</span><br />
Bazı kişilerde bu tekerrürler, yüz fazla tahriş olduğu zamanlarda  meydana gelmektedir. Bu durum genellikle yüzün fazla rüzgara veya güneşe  maruz kaldığı hallerde gelişmektedir. Ayrıca ateşli başka enfeksiyonlar  ve adet hallerinde de uçuklar olabilmektedir. Yüz, rüzgar veya güneşe  fazla maruz kaldığı hallerde uçuklar koruyucu merhemlerin  kullanılmasıyla önlenebilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Uçuk nedir?</span><br />
Uçuklar, deride meydana gelen bir virüs enfeksiyonudur. Bunlar  genellikle yüzde ve çoğunlukla dudakların etrafında meydana gelir.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu tip enfeksiyonun tekrar tekrar meydana gelmesinin sebepleri nedir?</span><br />
Bazı kişilerde bu tekerrürler, yüz fazla tahriş olduğu zamanlarda  meydana gelmektedir. Bu durum genellikle yüzün fazla rüzgara veya güneşe  maruz kaldığı hallerde gelişmektedir. Ayrıca ateşli başka enfeksiyonlar  ve adet hallerinde de uçuklar olabilmektedir. Yüz, rüzgar veya güneşe  fazla maruz kaldığı hallerde uçuklar koruyucu merhemlerin  kullanılmasıyla önlenebilir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ne tatlılar değilmi]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=77036</link>
			<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 09:28:39 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=11023">sevimsiz712</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=77036</guid>
			<description><![CDATA[<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"><img src="http://www.kabuscobar.net/ih/resimyukle/pics/ce121265f029832ea66aa1adfe1c4195.jpg" loading="lazy"  alt="ce121265f029832ea66aa1adfe1c4195.jpg" class="mycode_img" /></span></span><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"><img src="http://www.kabuscobar.net/ih/resimyukle/pics/459db0709b296a446316c18b7788e081.jpg" loading="lazy"  alt="459db0709b296a446316c18b7788e081.jpg" class="mycode_img" /></span></span><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"><img src="http://www.kabuscobar.net/ih/resimyukle/pics/381ee340333842b3969c7cfe44d99833.jpg" loading="lazy"  alt="381ee340333842b3969c7cfe44d99833.jpg" class="mycode_img" /></span></span><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"><img src="http://www.kabuscobar.net/ih/resimyukle/pics/3ecf260486601b1b9422a498a3424ce5.jpg" loading="lazy"  alt="3ecf260486601b1b9422a498a3424ce5.jpg" class="mycode_img" /></span></span><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"><img src="http://www.kabuscobar.net/ih/resimyukle/pics/3313bcdd5590ccebe32df47bc322f959.jpg" loading="lazy"  alt="3313bcdd5590ccebe32df47bc322f959.jpg" class="mycode_img" /></span></span><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"><img src="http://www.kabuscobar.net/ih/resimyukle/pics/62c8d001be6561f3d728d46c35eb432c.jpg" loading="lazy"  alt="62c8d001be6561f3d728d46c35eb432c.jpg" class="mycode_img" /></span></span><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"><img src="http://www.kabuscobar.net/ih/resimyukle/pics/7adf2028a2342afb18b456a1766aac4d.jpg" loading="lazy"  alt="7adf2028a2342afb18b456a1766aac4d.jpg" class="mycode_img" /></span></span><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"><img src="http://www.kabuscobar.net/ih/resimyukle/pics/c24c8f91d8d2ce60730140735a4cdecb.jpg" loading="lazy"  alt="c24c8f91d8d2ce60730140735a4cdecb.jpg" class="mycode_img" /></span></span><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"><img src="http://www.kabuscobar.net/ih/resimyukle/pics/c0e42cf46096b9e01ef3f5570866360a.jpg" loading="lazy"  alt="c0e42cf46096b9e01ef3f5570866360a.jpg" class="mycode_img" /></span></span><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"><img src="http://www.kabuscobar.net/ih/resimyukle/pics/ce121265f029832ea66aa1adfe1c4195.jpg" loading="lazy"  alt="ce121265f029832ea66aa1adfe1c4195.jpg" class="mycode_img" /></span></span><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"><img src="http://www.kabuscobar.net/ih/resimyukle/pics/459db0709b296a446316c18b7788e081.jpg" loading="lazy"  alt="459db0709b296a446316c18b7788e081.jpg" class="mycode_img" /></span></span><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"><img src="http://www.kabuscobar.net/ih/resimyukle/pics/381ee340333842b3969c7cfe44d99833.jpg" loading="lazy"  alt="381ee340333842b3969c7cfe44d99833.jpg" class="mycode_img" /></span></span><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"><img src="http://www.kabuscobar.net/ih/resimyukle/pics/3ecf260486601b1b9422a498a3424ce5.jpg" loading="lazy"  alt="3ecf260486601b1b9422a498a3424ce5.jpg" class="mycode_img" /></span></span><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"><img src="http://www.kabuscobar.net/ih/resimyukle/pics/3313bcdd5590ccebe32df47bc322f959.jpg" loading="lazy"  alt="3313bcdd5590ccebe32df47bc322f959.jpg" class="mycode_img" /></span></span><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"><img src="http://www.kabuscobar.net/ih/resimyukle/pics/62c8d001be6561f3d728d46c35eb432c.jpg" loading="lazy"  alt="62c8d001be6561f3d728d46c35eb432c.jpg" class="mycode_img" /></span></span><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"><img src="http://www.kabuscobar.net/ih/resimyukle/pics/7adf2028a2342afb18b456a1766aac4d.jpg" loading="lazy"  alt="7adf2028a2342afb18b456a1766aac4d.jpg" class="mycode_img" /></span></span><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"><img src="http://www.kabuscobar.net/ih/resimyukle/pics/c24c8f91d8d2ce60730140735a4cdecb.jpg" loading="lazy"  alt="c24c8f91d8d2ce60730140735a4cdecb.jpg" class="mycode_img" /></span></span><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"><img src="http://www.kabuscobar.net/ih/resimyukle/pics/c0e42cf46096b9e01ef3f5570866360a.jpg" loading="lazy"  alt="c0e42cf46096b9e01ef3f5570866360a.jpg" class="mycode_img" /></span></span><br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span> <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>