<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi - Türk Tarihi]]></title>
		<link>https://duygusuz.com/</link>
		<description><![CDATA[:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi - https://duygusuz.com]]></description>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 13:49:50 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Nalıncı Baba Hazretleri]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=98819</link>
			<pubDate>Mon, 23 Apr 2012 20:56:25 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16158">Aydos37</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=98819</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: DimGray;" class="mycode_color"><span style="color: DimGray;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Adsız şansız bir ALLAH (cc) dostu..<br />
<br />
Murat Han (III. Murat) o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister, sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil.<br />
<br />
Veziriazam Siyavuş Paşa sorar:<br />
<br />
- Hayrola efendim canınızı sıkan bir şey mi var?<br />
- Akşam garip bir rüya gördüm.<br />
- Hayırdır inşaALLAH.<br />
- Hayır mı, şer mi öğreneceğiz.<br />
- Nasıl yani?<br />
- Hazırlan dışarı çıkıyoruz.<br />
<br />
Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki padişah hÃ¢lÃ¢ gördüğü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri ve kararlı adımlarla Beyazıd'a çıkar, döner Vefa'ya. Zeyrek'ten aşağılara sallanır. Unkapanı civarlarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatli bakınır. İşte tam o sıra, orta yerde yatan bir ceset gözlerine batar. Sorarlar 'Kimdir bu?' Ahali 'Aman hocam hiç bulaşma' derler, 'ayyaşın meyhur'un biri işte!'<br />
<br />
- Nerden biliyorsunuz?<br />
- Müsaade ette bilelim yani. Kırk yıllık komşumuz<br />
<br />
Bir başkası tafsilata girer. 'Biliyor musunuz?' der, 'Aslında iyi sanatkÃ¢rdır. Azaplar çarşısında çalışır, nalının hasını yapar. Ancak kazandıklarını içkiye, fuhşa harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem nerede namlı mimli kadın varsa takar peşine' Hele yaşlının biri çok öfkelidir. 'İsterseniz komşulara sorun' der, 'Sorun bakalım, onu bir kere olsun cemaatte gören olmuş mu?' Hasılı mahalleli döner ardını gider. Bizim tebdil-i kıyafet mollalar kalırlar mı ortada. Tam Vezir de toparlanıyordur ki padişah önünü keser.<br />
<br />
- Nereye?<br />
- Bilmem. Bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım.<br />
- Millet bu, çeker gider. Kimseye bir şey diyemem. Ama biz gidemeyiz. Öyle veya böyle tebamızdır. Defnini tamamlasak gerek.<br />
- İyi ya, saraydan birkaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden.<br />
- Olmaz. Rüyadaki hikmeti çözemedik daha.<br />
- Peki ne yapmamı emir buyurursunuz?<br />
- Mollalığa devam. Naaşı kaldırmalıyız en azından.<br />
- Aman efendim. Nasıl kaldırırız?<br />
- Basbayağı kaldırırız işte.<br />
- Yapmayın etmeyin sultanım, bunun yıkanması paklanması var. Tekfini, telkini...<br />
- Merak etme ben beceririm. Ama önce bir gasılhane bulmalıyız.<br />
- Şurada bir mahalle mescidi var ama...<br />
- Olmaz. Vefat eden sen olaydın nereden kalkmak isterdin?<br />
- Ne bileyim Ayasofya'dan, Süleymaniye'den. En azından Fatih Camii'nden.<br />
- Ayasofya ile Süleymaniye'de devlet erkanı çoktur. Tanınmak istemem. Ama Fatih Camii'ni iyi dedin. Haydi yüklenelim.<br />
<br />
Ve gelirler camiye. Siyavuş Paşa sağa sola koşturur kefen, tabut bulur. Padişah bakır kazanları vurur ocağa. Usulü erkanınca bir güzel yıkarlar ki naaş ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur aydınlanır alnında. Yüzü şakilere benzemez. Hem mÃ¢nÃ¢lı bir tebessüm okunur dudaklarında.<br />
Padişahın kanı ısınmıştır bu adama, vezirin ona keza. Meçhul nalıncıyı kefenler, tabutlar, musalla taşına yatırırlar. Ama namaz vaktine hayli vardır daha. Bir ara vezir sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır 'Sultanım' der,<br />
- 'yanlış yapıyoruz galiba'<br />
- Nasıl yani?<br />
- Heyecana kapıldık, cenazeyi sorup araştırmadan getirdik buraya, Kimbilir hanımı vardı belki, belki de yetimleri?<br />
- Doğru. Öyle ya. Neyse, sen başını bekle, ben mahalleyi dolanıp geleyim.<br />
<br />
Vezir cüzüne, tesbihine döner, padişah garip maceranın başladığı noktaya koşar. Nitekim sorar soruşturur, nalıncının evini bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hadiseyi metanetle dinler, sanki bu vefatı bekler gibidir. 'Hakkını helal et evladım' der, 'Belli ki çok yorulmuşsun.' Sonra eşiğe çöker ellerini yumruk yapar, şakaklarına dayar. Ağlar mı? Hayır. Ama gözleri kısılır, belki hatıralara dalar. Neden sonra silkinip çıkar hayal dünyasından. 'Biliyor musun oğlum?' diye dertli dertli söylenir, 'Bizim efendi bir Ã¢lemdi vesselÃ¢m. Akşamlara kadar nalın yapar, ama birinin elinde şarap şişesi görmesin, elindekini avucundakini verir satın alırdı. Sonra getirip dökerdi helaya.'<br />
- Niye?<br />
- Ümmet-i Muhammed içmesin diye.<br />
- Hayret.<br />
<br />
Sonra malum kadınların ücretini öder eve getirirdi. 'Ben sizin zamanınızı satın aldım mı, aldım' derdi. 'öyleyse şimdi dinleseniz gerek' O çeker gider, ben menkıbeler anlatırdım onlara. Mızraklı İlmihal, Hüccet-ül İslÃ¢m okurdum.<br />
- Bak sen! Millet ne sanıyor halbuki.<br />
- Milletin ne sandığı umurunda değildi. Hoş, o hep uzak mescidlere giderdi. 'Öyle bir imamın arkasında durmalı ki' derdi, 'tekbir alırken Kabe'yi görmeli.'<br />
-Öyle imam kaç tane kaldı şimdi.<br />
- İşte bu yüzden Nişanca'ya, Sofular'a uzanırdı ya. Hatta bir gün 'Bakasın Efendi!' dedim,<br />
'Sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek. İnan cenazen kalacak ortada'.<br />
- Doğru öyle ya?<br />
- 'Kimseye zahmetim olmasın!' deyip mezarını kazdı bahçeye. Ama ben üsteledim. 'İş mezarla bitiyor mu?' dedim. 'Seni kim yıkasın, kim kaldırsın?<br />
- Peki o ne dedi?<br />
- Önce uzun uzun güldü, sonra 'ALLAH büyüktür hatun' dedi, 'Hem padişahın işi ne?'</span></span></span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: DimGray;" class="mycode_color"><span style="color: DimGray;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Adsız şansız bir ALLAH (cc) dostu..<br />
<br />
Murat Han (III. Murat) o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister, sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil.<br />
<br />
Veziriazam Siyavuş Paşa sorar:<br />
<br />
- Hayrola efendim canınızı sıkan bir şey mi var?<br />
- Akşam garip bir rüya gördüm.<br />
- Hayırdır inşaALLAH.<br />
- Hayır mı, şer mi öğreneceğiz.<br />
- Nasıl yani?<br />
- Hazırlan dışarı çıkıyoruz.<br />
<br />
Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki padişah hÃ¢lÃ¢ gördüğü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri ve kararlı adımlarla Beyazıd'a çıkar, döner Vefa'ya. Zeyrek'ten aşağılara sallanır. Unkapanı civarlarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatli bakınır. İşte tam o sıra, orta yerde yatan bir ceset gözlerine batar. Sorarlar 'Kimdir bu?' Ahali 'Aman hocam hiç bulaşma' derler, 'ayyaşın meyhur'un biri işte!'<br />
<br />
- Nerden biliyorsunuz?<br />
- Müsaade ette bilelim yani. Kırk yıllık komşumuz<br />
<br />
Bir başkası tafsilata girer. 'Biliyor musunuz?' der, 'Aslında iyi sanatkÃ¢rdır. Azaplar çarşısında çalışır, nalının hasını yapar. Ancak kazandıklarını içkiye, fuhşa harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem nerede namlı mimli kadın varsa takar peşine' Hele yaşlının biri çok öfkelidir. 'İsterseniz komşulara sorun' der, 'Sorun bakalım, onu bir kere olsun cemaatte gören olmuş mu?' Hasılı mahalleli döner ardını gider. Bizim tebdil-i kıyafet mollalar kalırlar mı ortada. Tam Vezir de toparlanıyordur ki padişah önünü keser.<br />
<br />
- Nereye?<br />
- Bilmem. Bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım.<br />
- Millet bu, çeker gider. Kimseye bir şey diyemem. Ama biz gidemeyiz. Öyle veya böyle tebamızdır. Defnini tamamlasak gerek.<br />
- İyi ya, saraydan birkaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden.<br />
- Olmaz. Rüyadaki hikmeti çözemedik daha.<br />
- Peki ne yapmamı emir buyurursunuz?<br />
- Mollalığa devam. Naaşı kaldırmalıyız en azından.<br />
- Aman efendim. Nasıl kaldırırız?<br />
- Basbayağı kaldırırız işte.<br />
- Yapmayın etmeyin sultanım, bunun yıkanması paklanması var. Tekfini, telkini...<br />
- Merak etme ben beceririm. Ama önce bir gasılhane bulmalıyız.<br />
- Şurada bir mahalle mescidi var ama...<br />
- Olmaz. Vefat eden sen olaydın nereden kalkmak isterdin?<br />
- Ne bileyim Ayasofya'dan, Süleymaniye'den. En azından Fatih Camii'nden.<br />
- Ayasofya ile Süleymaniye'de devlet erkanı çoktur. Tanınmak istemem. Ama Fatih Camii'ni iyi dedin. Haydi yüklenelim.<br />
<br />
Ve gelirler camiye. Siyavuş Paşa sağa sola koşturur kefen, tabut bulur. Padişah bakır kazanları vurur ocağa. Usulü erkanınca bir güzel yıkarlar ki naaş ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur aydınlanır alnında. Yüzü şakilere benzemez. Hem mÃ¢nÃ¢lı bir tebessüm okunur dudaklarında.<br />
Padişahın kanı ısınmıştır bu adama, vezirin ona keza. Meçhul nalıncıyı kefenler, tabutlar, musalla taşına yatırırlar. Ama namaz vaktine hayli vardır daha. Bir ara vezir sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır 'Sultanım' der,<br />
- 'yanlış yapıyoruz galiba'<br />
- Nasıl yani?<br />
- Heyecana kapıldık, cenazeyi sorup araştırmadan getirdik buraya, Kimbilir hanımı vardı belki, belki de yetimleri?<br />
- Doğru. Öyle ya. Neyse, sen başını bekle, ben mahalleyi dolanıp geleyim.<br />
<br />
Vezir cüzüne, tesbihine döner, padişah garip maceranın başladığı noktaya koşar. Nitekim sorar soruşturur, nalıncının evini bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hadiseyi metanetle dinler, sanki bu vefatı bekler gibidir. 'Hakkını helal et evladım' der, 'Belli ki çok yorulmuşsun.' Sonra eşiğe çöker ellerini yumruk yapar, şakaklarına dayar. Ağlar mı? Hayır. Ama gözleri kısılır, belki hatıralara dalar. Neden sonra silkinip çıkar hayal dünyasından. 'Biliyor musun oğlum?' diye dertli dertli söylenir, 'Bizim efendi bir Ã¢lemdi vesselÃ¢m. Akşamlara kadar nalın yapar, ama birinin elinde şarap şişesi görmesin, elindekini avucundakini verir satın alırdı. Sonra getirip dökerdi helaya.'<br />
- Niye?<br />
- Ümmet-i Muhammed içmesin diye.<br />
- Hayret.<br />
<br />
Sonra malum kadınların ücretini öder eve getirirdi. 'Ben sizin zamanınızı satın aldım mı, aldım' derdi. 'öyleyse şimdi dinleseniz gerek' O çeker gider, ben menkıbeler anlatırdım onlara. Mızraklı İlmihal, Hüccet-ül İslÃ¢m okurdum.<br />
- Bak sen! Millet ne sanıyor halbuki.<br />
- Milletin ne sandığı umurunda değildi. Hoş, o hep uzak mescidlere giderdi. 'Öyle bir imamın arkasında durmalı ki' derdi, 'tekbir alırken Kabe'yi görmeli.'<br />
-Öyle imam kaç tane kaldı şimdi.<br />
- İşte bu yüzden Nişanca'ya, Sofular'a uzanırdı ya. Hatta bir gün 'Bakasın Efendi!' dedim,<br />
'Sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek. İnan cenazen kalacak ortada'.<br />
- Doğru öyle ya?<br />
- 'Kimseye zahmetim olmasın!' deyip mezarını kazdı bahçeye. Ama ben üsteledim. 'İş mezarla bitiyor mu?' dedim. 'Seni kim yıkasın, kim kaldırsın?<br />
- Peki o ne dedi?<br />
- Önce uzun uzun güldü, sonra 'ALLAH büyüktür hatun' dedi, 'Hem padişahın işi ne?'</span></span></span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kanuni Sultan Süleyman Ve Hürem Sultan]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=92188</link>
			<pubDate>Fri, 22 Apr 2011 11:53:16 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=1655">ÐŽeşaren</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=92188</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sultan Süleyman Han&#8217;ın Hürrem Sultan için yazdığı gazel - Hürrem Sultan Dan Mektub - Hürrem Sultan'ın tarihte oynadığı rol - hürem sultan'ın hikayesi - Muhteşem Yüzyıl'la gündeme gelen Hürrem Sultan <br />
</span></span>&lt;I&gt;<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<a href="http://i54.tinypic.com/fehtfc.jpg" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">&lt;IMG border=0 alt="" width=0 height=0&gt;<img src="http://i54.tinypic.com/fehtfc.jpg" loading="lazy"  alt="fehtfc.jpg" class="mycode_img" /></a>&lt;/I&gt; <span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><br />
Ülkeler fatihi Kanuni Sultan Süleyman'ın gönlünü ı Hürrem Sultan fethetti. Muhteşem Süleyman' ın Hürrem Sultan'a aşkı sevgili karısının kolları ve gözyaşları arasında ölmesine kadar sürdü ve ondan sonra da devam etti. Aşk mı? Onların aşkı devlet erkinin üstünde bir aşktı.<br />
<br />
Kanuni'nin hareminde beyleri ve Kırım hanları tarafından sunulmuş pek çok cariye vardı. Fakat Kanuni, Hürrem'i tanıdığı günden beri cazibesine kapılmış, ona aşık olmuştu.<br />
Osmanlı'nın en güçlü kadınlarından Hürrem Sultan'ın Slav asıllı olduğu söylenir. Ukraynalılar ise Hürrem Sultan'ın Ukraynalı Roxelana olduğundan emin. İlk kez saraya, bir yabancı kadın, padişah eşi olarak Hürrem Sultan'la girmiştir.<br />
<br />
Hürrem Sultan, Rus asıllı olan bu cariye Kanuni Sultan Süleyman'ın karısı olarak imparatorluk yönetimini etkilemiş, oğullarının taht mücadelesinde oynadığı rol, daha doğrusu oğlu 2'nci Selim'i tahta geçirme çabası ile Osmanlı döneminin en güçlü kadınlarından biri olmuştur. Kanuni'nin aşırı güven ve sevgisini kazanarak onun nikahlı eşi olduktan sonra belli bir plan dahilinde çalıştı, el altından çeşitli entrikalar uygulayarak on altıncı yüzyıl Osmanlı tarihini olumsuz yönde etkiledi. Kanuni'nin, Gülbahar Hatun'dan olan veliahtı Sultan Mustafa'yı ortadan kaldırmak için çeşitli entrikalar ile önce Gülbahar Hatun'u, ardından kırk yaşındaki veliaht Mustafa'yı boğdurttu. Devlet yönetimine de hakim olan Hürrem Sultan, İran savaşını destekledi. Ruslar ve Lehlerle barış içinde yaşanılmasını sağladı.<br />
<br />
İstanbul'da bugün Haseki olarak anılan semtte yaptırdığı külliye ile adına külliye tesis edilen ilk padişah eşi olma özelliğine de sahiptir.<br />
Osmanlının kudretli padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman 'ın ''Muhibbi Divanı''ndaki aşk şiirleri, onun yalnız güçlü bir devlet yöneticisi ve imparatorluk kurucusu olduğu kadar, gönül dünyasındaki zenginliğini anlatmaktadır. "Cihan Padişahı" aynı zamanda aşk şairidir. Çıktığı uzun seferler sırasında çok sevdiği Hürrem Sultan'a aşk şiirleriyle bezenmiş mektuplar göndemiştir.<br />
<br />
N'ola baksam şem'i hüsnüne gönül pervaneveş<br />
Dostum sen şem olacak Ã¢şıkım pervanedir.<br />
Gülşen-i hüsnünde dil mürgün yine saydetmeye<br />
Zülfünün ağında MuhibbÃ® hÃ¢li anın divanedir.<br />
<br />
Hürrem Sultan ise mektuplarına, "Hazret-i Sultanım" diye başlar ve "Yüz(ümü) yere koyup, kutsal ayağınızın bastığı toprağı öptükten sonra, benim devletimin güneşi ve sermayesi sultanım, eğer bu ayrılığın ateşine yanmış ciğeri kebap, göğsü harab, gözü yaş dolu, gecesini gündüzden ayırt edemeyen, özlem denizine düşmüş çaresiz aşkınız ile divane, Ferhat ile Mecnun'dan beter tutkun kölenizi sorarsanız, ne ki sultanımdan ayrıyım" diye dil döker, saraydan ve şehir ahalisinden yazmayı da ihmal etmez:<br />
<br />
"Padişahım yine cariyenizi topraktan kaldırıp, tezkire gönderip, Mahmut Çelebi'den beş bin filori bağışlamışsınız. Bir günün için Allah'ın bin yardımı olsun. Şimdi benim sultanım, bu ne zahmet idi, kutsal bıyığınızın kılı bana beşbin filoriden değerlidir. O bağış bize canımızdan fazla minnettir. Benim sultanım, ondan sonra şehir etrafından sorarsanız, şimdilik hastalık vardır."<br />
<br />
Hürrem Sultan'ın tarihte oynadığı rol, bu tatlı dil ile daha da anlaşılır hale geliyor.<br />
Topkapı müzesi arşivindeki mektuplar da bu aşkın kanıtlarından bazılarıdır.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
HÜRREM SULTAN DAN KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN'A MEKTUP<br />
<br />
Sultanım, Padişahım;<br />
<br />
Yüzümü yere koyup, mutluluk sığınağı ayağınızın topraklarınızı öptükten sonra, benim devletimin güneşi ve saadetimin sermayesi sultanım, eğer bu ayrılık ateşine yanmış, ciğeri kebap, sinesi harap,gözleri yaş dolu, gecesi gündüzü belirsiz olan, hasret deryasına gark bi-çare, aşkınız ile müptela, Ferhat ile Mecnun'dan beter şeyda kölenizi sorarsanız; ne zamandır ki sultanımdan ayrıyım, bülbül gibi ah u feryadım dinlemeyip, ayrılığınızdan dolayı öyle bir halim var ki, Allah, kafir olan kullarına dair vermesin.<br />
<br />
Benim devletim, benim sultanım, özellikle, bir buçuk ay olduğu halde sizden bir haber gelmemesi yüzünden, Allah biliyor ki , hiçbir şekilde rahatlık yüzü görmeyip, gece gündüz ağlayıp, kendi hayatımdan el çekip, cihan gözüme dar oldu. Ne yapacağımı bilmeden ağlayıp gözyaşları içinde gözüm kapıları gözlerken, ol ferdü rabbü'l alemin, aleme rahmet eden subhan-ı Yezdan, cümle aleme inayet nazarın edip, fetih haberi ve müjdeli haberlerini yetiştirdi. Ve bu haberi işitince Allah biliyor ki, benim padişahım, benim sultanım, ölmüş idim taze can buldum.<br />
<br />
&#65533;&#65533;&#65533;Benim Sultanım, şehir hakkında soracak olursanız; şimdilik henüz hastalık devam etmektedir. Ancak önceki gibi değildir. İnşallah Sultanım gelince, Allah'ın inayetiyle de geçer gider. Azizlerimiz, hazan yaprağı dökülünce geçer derler.<br />
<br />
Benim Sultanım, sık sık mübarek mektubunuzu gönderirsiniz diye, tazarru ve iltimas ederim. Zira ki, billah yalan değil, bir iki hafta geçip de ulak gelmezse alem gulguleye gelir. Türlü türlü sözler söylenir. Yoksa sadece kendi nefsim için istediğimi sanmayın.<br />
<br />
Hürrem<br />
<br />
<br />
muhibbi mahlaslı cihan padişahı, peygamber divanesi, iki dudağının kıpırtısına alem-i devranı ihtizaza getiren deli hükümdar Kanuni Sultan Süleyman Han'ın, ukrayna kıyılarından kopup savrulan bir tatar güzeli, devşirme bir saray dilberi, rus papazının yahudi kızı Roksalan'a yazdığı bu gazeli...<br />
<br />
Topkapı'da, Sultan'dan sonra hareme hükmeden bakışlarıyla Avrupalı ressamların fırçalarına düşen bembeyaz sisli bir gölgeydi Roksalan'ın duruşu, endamı.... Kimden mi bahsediyorum?.. Nam-ı diğer Sultan Süleyman'ın "şarab-ı kevseri", "verd-i handanı", cariyesi Hürrem Sultan'dan...<br />
<br />
"Niceleri, onların aşkını konuşacaktı, onlardan asırlar sonraları... Onlarınsa, bunu pek umursadığı yoktu!..."<br />
<br />
HaTaRaT<br />
<br />
<br />
Kanuni Sultan Süleyman Han&#8217;ın Hürrem Sultan için yazdığı gazel<br />
<br />
Celis-i halvetim, varım, habibim mah-ı tabanım<br />
Enisim, mahremim, varım, güzeller şahı sultanım<br />
<br />
Hayatım hasılım,ömrüm, şarab-ı kevserim, adnim<br />
Baharım, behçetim, rüzum, nigarım verd-i handanım<br />
<br />
Neşatım, işretim, bezmim, çerağım, neyyirim, şem&#8217;im<br />
Turuncu u nar u narencim, benim şem&#8217;-i şebistanım<br />
<br />
Nebatım, sükkerim, genc,m, cihan içinde bi-rencim<br />
Azizim, Yusuf&#8217;um varım, gönül Mısr&#8217;ındaki hanım<br />
<br />
Stanbulum, Karaman&#8217;ım, diyar-ı milket-i Rum&#8217;um<br />
Bedahşan&#8217;ım ve Kıpçağım ve Bağdad&#8217;ım, Horasanım<br />
<br />
Saçı varım, kaşı yayım, gözü pür fitne, bimarım<br />
Ölürsem boynuna kanım, meded he na-müsülmanım<br />
<br />
Kapında çünki meddahım, seni medh ederim daim<br />
Yürek pür gam, gözüm pür nem, Muhibbi&#8217;yim hoş halim!<br />
<br />
Muhibbi (Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın mahlası)<br />
<br />
<br />
<br />
Bugünkü dille;<br />
<br />
Benim birlikte olduğum, sevgilim, parıldayan ayım,<br />
Can dostum, en yakınım, güzellerin şahı sultanım.<br />
<br />
Hayatımın, yaşamımın sebebi Cennetim, Kevser şarabım<br />
Baharım, sevincim, günlerimin anlamı, gönlüme nakşolmuş resim gibi sevgilim, benim gülen gülüm,<br />
<br />
Sevinç kaynağım, içkimdeki lezzet, eğlenceli meclisim, nurlu parlak ışığım, meş&#8217;alem.<br />
Turuncum, narım, narencim, benim gecelerimin, visal odamın aydınlığı,<br />
<br />
Nebatım, şekerim, hazinem, cihanda hiç örselenmemiş, el değmemiş sevgilim.<br />
Gönlümdeki Mısır&#8217;ın Sultanı, Hazret-i Yusuf&#8217;um, varlığımın anlamı,<br />
<br />
İstanbul&#8217;um, Karaman&#8217;ım, Bütün Anadolu ve Rum ülkesindeki diyara bedel sevgilim.<br />
Değerli lal madeninin çıktığı yer olan Bedahşan&#8217;ım ve Kıpçağım, Bağdad&#8217;ım, Horasan&#8217;ım.<br />
<br />
Güzel saçlım, yay kaşlım, gözleri ışıl ışıl fitneler koparan sevgilim, hastayım!<br />
Eğer ölürsem benim vebalim senin boynunadır, çünkü bana eza ederek kanıma sen girdin, bana imdad et, ey Müslüman olmayan güzel sevgilim.<br />
<br />
Kapında, devamlı olarak seni medhederim, seni överim, sanki hep seni öğmek için görevlendirilmiş gibiyim.<br />
Yüreğim gam ile, gözlerim yaşlarla dolu, ben Muhibbi&#8217;yim, sevgi adamıyım, bana bir şeyler oldu, sarhoş gibiyim. Bir hoş hale geldim<br />
<br />
<br />
<a href="http://i53.tinypic.com/2zi3gxd.jpg" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://i53.tinypic.com/2zi3gxd.jpg" loading="lazy"  alt="2zi3gxd.jpg" class="mycode_img" /></a><br />
<br />
<br />
<br />
İŞTE HÜRREM SULTAN'IN HİKAYESİ!<br />
&#8216;Hürrem, Padişah&#8217;a sevmesini, tek kadınla yaşamasını öğretti&#8217;<br />
14 Ocak 2011 09:42<br />
Tartışılan dizi 'Muhteşem Yüzyıl'la gündeme gelen Hürrem Sultan, Ukrayna'nın Rohatyn kentinde bir papazın kızı olarak dünyaya gelir. Tatarlar, kenti işgal edip ailesini öldürünce hareme verilir. Hürrem, Ukrayna'da büyük saygı görüyor, adına anıtlar dikilmiş. Eski Cumhurbaşkanı Yuşçenko &#8220;Kanuni'nin hayatını değiştirdi, ona tek bir kadını sevmeyi öğretti&#8221; diyor.<br />
<br />
Lehistan Krallığı'nın sınırları içerisinde bulunan Rohatyn'da doğdu. 20 yaşındayken Tatar akıncılar tarafından 1520 tarihinde Rohatyn'den kaçırıldı, Kırım Hanı'nın himayesine girmiştir daha sonra Osmanlı sarayına sunuldu.<br />
<br />
<br />
Gerçek adı Alexandra Anastasia Lisowska. Osmanlı Sarayı'da Kanuni Sultan Süleyman tarafından Türkçe'de neşeli, soylu kişi anlamına gelen Hürrem adı verilir. İşte Osmanlı'nın en güçlü kadınlarından Hürrem Sultan'ın çeşitli tarihçilerden kısa yaşam öyküsü:<br />
<br />
Hürrem Sultan Osmanlı İmparatorluğu'nda ilk nikah kıydırtan sultandır. Hürrem Sultan'ın sarayda cariye maaşı aldığı ve bu paraya ihtiyacı olmadığı için parasını Mekke'ye bağışlamak istediği söyler. Ancak kölelerin dini yerlere (Mekke, Medine vb.) bağış yapması günah kabul edildiği için Kanuni'den onu azat etmesini ister. Kanuni Sultan Süleyman da bağış için Hürrem Sultan'ı azat eder. Hürrem artık cariye değildir. Bir gün Kanuni Hürrem Sultan'ı odasına çağırttı ama Hürrem bu teklifi reddetti. Kanuni'ye, &#8220;Artık ben sizin malınız değilim. Beni kölelikten azat ettiniz. Sizinle beraber olmam zinaya girer&#8221; der ve bu nedenle Kanuni Sultan Süleyman Hürrem Sultan'ı nikahına almak zoruna kalır.<br />
<br />
Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman'a bir kız, dört erkek çocuğu doğurdu. En büyük oğlu Mehmet Şehzade tahta çıkamadan öldürüldü. İkinci oğlu Selim tahta çıktı. Diğer çocukları da Beyazıt ve Cihangir Şehzadelerdir. Kızı Mihrimah Sultan'ı Vezir-i Azam Rüstem Paşa ile evlendirerek Vezir-i Azam'la bir ittifak oluşturur. Kanuni, yeniçeriler tarafından çok sevilen oğlu Mustafa'yı kendisini tahttan indirmeyi planladığı inancıyla öldürtür. Hürrem Sultan'ın Kanuni'yi bu kararda etkilediği inancı yaygındır. Şehzade Mustafa'nın öldürülmesinden sonra Mahidevran Sultan iyice gözden düştü. Yaşamının büyük bir bölümünü fakir olarak oğlunun mezarının bulunduğu Bursa'da geçirdi. Devlet yönetiminde etkili olan Hürrem Sultan, İran savaşını destekledi. Ruslar ve Lehlerle barış içinde yaşanılmasını sağladı. Hürrem Sultan 18 Nisan 1558 tarihinde eşi Kanuni Sultan Süleyman'dan 8 yıl önce 52 yaşındayken öldü.<br />
<br />
Haydn adına senfoni besteledi<br />
<br />
Hürrem Sultan, Avrupa'da, modern Türkiye'de ve batıda birçok resim, müzik ve bale eserine konu olmuştur. Mesela Joseph Haydn'in 63. senfonisi buna örnektir. Hürrem Sultan'ın doğduğu yer olan Ukrayna'nın Rohatyn kentinde bir Hürrem Sultan anıtı bulunmaktadır. 2007 yılında, Ukrayna'daki bir liman kenti olan Mariupol'daki Tatarlar Hürrem Sultan'ın onuruna bir cami açmıştır.<br />
<br />
YUŞÇENKO TÜRBESİNİ ZİYARET ETMİŞTİ<br />
<br />
Ukrayna'nın eski Cumhurbaşkanı Vladimir Yuşçenko ve eşi 2005 haziranında Türkiye'ye geldiklerinde Süleymaniye Camii'ndeki Hürrem Sultan'ın türbesini ziyaret etmişlerdi. Yuşçenko'nun eşi mezar başında Hürrem Sultan'a dua etmişti. Vladimir Yuşçenkoı ziyaret öncesi gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söylemişti: &#8220;Ukrayna'da herkes Hürrem Sultan Rokselana hakkında her şeyi biliyor. Ona saygı duyuyor. Hürrem Sultan çok akıllı bir Ukraynalı kadındı. Çünkü Osmanlı İmparatoru'nun hayatını önemli ölçüde değiştirdi. Padişah'ın hayatına birçok yenilik getirdi. Bu Ukraynalı kadınların güçlü karaktere sahip olduğunun en güzel göstergesi. Şimdi düşünüyorum da belki bazı Türk erkekleri Hürrem Sultan'a küsmüştür. Çünkü o Padişah'a bir kadını sevmesini, tek kadınla yaşamasını öğretti. Çok erkek için bu gerçekten çok zor...&#8221;<br />
<br />
alıntı</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sultan Süleyman Han&#8217;ın Hürrem Sultan için yazdığı gazel - Hürrem Sultan Dan Mektub - Hürrem Sultan'ın tarihte oynadığı rol - hürem sultan'ın hikayesi - Muhteşem Yüzyıl'la gündeme gelen Hürrem Sultan <br />
</span></span>&lt;I&gt;<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<a href="http://i54.tinypic.com/fehtfc.jpg" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">&lt;IMG border=0 alt="" width=0 height=0&gt;<img src="http://i54.tinypic.com/fehtfc.jpg" loading="lazy"  alt="fehtfc.jpg" class="mycode_img" /></a>&lt;/I&gt; <span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><br />
Ülkeler fatihi Kanuni Sultan Süleyman'ın gönlünü ı Hürrem Sultan fethetti. Muhteşem Süleyman' ın Hürrem Sultan'a aşkı sevgili karısının kolları ve gözyaşları arasında ölmesine kadar sürdü ve ondan sonra da devam etti. Aşk mı? Onların aşkı devlet erkinin üstünde bir aşktı.<br />
<br />
Kanuni'nin hareminde beyleri ve Kırım hanları tarafından sunulmuş pek çok cariye vardı. Fakat Kanuni, Hürrem'i tanıdığı günden beri cazibesine kapılmış, ona aşık olmuştu.<br />
Osmanlı'nın en güçlü kadınlarından Hürrem Sultan'ın Slav asıllı olduğu söylenir. Ukraynalılar ise Hürrem Sultan'ın Ukraynalı Roxelana olduğundan emin. İlk kez saraya, bir yabancı kadın, padişah eşi olarak Hürrem Sultan'la girmiştir.<br />
<br />
Hürrem Sultan, Rus asıllı olan bu cariye Kanuni Sultan Süleyman'ın karısı olarak imparatorluk yönetimini etkilemiş, oğullarının taht mücadelesinde oynadığı rol, daha doğrusu oğlu 2'nci Selim'i tahta geçirme çabası ile Osmanlı döneminin en güçlü kadınlarından biri olmuştur. Kanuni'nin aşırı güven ve sevgisini kazanarak onun nikahlı eşi olduktan sonra belli bir plan dahilinde çalıştı, el altından çeşitli entrikalar uygulayarak on altıncı yüzyıl Osmanlı tarihini olumsuz yönde etkiledi. Kanuni'nin, Gülbahar Hatun'dan olan veliahtı Sultan Mustafa'yı ortadan kaldırmak için çeşitli entrikalar ile önce Gülbahar Hatun'u, ardından kırk yaşındaki veliaht Mustafa'yı boğdurttu. Devlet yönetimine de hakim olan Hürrem Sultan, İran savaşını destekledi. Ruslar ve Lehlerle barış içinde yaşanılmasını sağladı.<br />
<br />
İstanbul'da bugün Haseki olarak anılan semtte yaptırdığı külliye ile adına külliye tesis edilen ilk padişah eşi olma özelliğine de sahiptir.<br />
Osmanlının kudretli padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman 'ın ''Muhibbi Divanı''ndaki aşk şiirleri, onun yalnız güçlü bir devlet yöneticisi ve imparatorluk kurucusu olduğu kadar, gönül dünyasındaki zenginliğini anlatmaktadır. "Cihan Padişahı" aynı zamanda aşk şairidir. Çıktığı uzun seferler sırasında çok sevdiği Hürrem Sultan'a aşk şiirleriyle bezenmiş mektuplar göndemiştir.<br />
<br />
N'ola baksam şem'i hüsnüne gönül pervaneveş<br />
Dostum sen şem olacak Ã¢şıkım pervanedir.<br />
Gülşen-i hüsnünde dil mürgün yine saydetmeye<br />
Zülfünün ağında MuhibbÃ® hÃ¢li anın divanedir.<br />
<br />
Hürrem Sultan ise mektuplarına, "Hazret-i Sultanım" diye başlar ve "Yüz(ümü) yere koyup, kutsal ayağınızın bastığı toprağı öptükten sonra, benim devletimin güneşi ve sermayesi sultanım, eğer bu ayrılığın ateşine yanmış ciğeri kebap, göğsü harab, gözü yaş dolu, gecesini gündüzden ayırt edemeyen, özlem denizine düşmüş çaresiz aşkınız ile divane, Ferhat ile Mecnun'dan beter tutkun kölenizi sorarsanız, ne ki sultanımdan ayrıyım" diye dil döker, saraydan ve şehir ahalisinden yazmayı da ihmal etmez:<br />
<br />
"Padişahım yine cariyenizi topraktan kaldırıp, tezkire gönderip, Mahmut Çelebi'den beş bin filori bağışlamışsınız. Bir günün için Allah'ın bin yardımı olsun. Şimdi benim sultanım, bu ne zahmet idi, kutsal bıyığınızın kılı bana beşbin filoriden değerlidir. O bağış bize canımızdan fazla minnettir. Benim sultanım, ondan sonra şehir etrafından sorarsanız, şimdilik hastalık vardır."<br />
<br />
Hürrem Sultan'ın tarihte oynadığı rol, bu tatlı dil ile daha da anlaşılır hale geliyor.<br />
Topkapı müzesi arşivindeki mektuplar da bu aşkın kanıtlarından bazılarıdır.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
HÜRREM SULTAN DAN KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN'A MEKTUP<br />
<br />
Sultanım, Padişahım;<br />
<br />
Yüzümü yere koyup, mutluluk sığınağı ayağınızın topraklarınızı öptükten sonra, benim devletimin güneşi ve saadetimin sermayesi sultanım, eğer bu ayrılık ateşine yanmış, ciğeri kebap, sinesi harap,gözleri yaş dolu, gecesi gündüzü belirsiz olan, hasret deryasına gark bi-çare, aşkınız ile müptela, Ferhat ile Mecnun'dan beter şeyda kölenizi sorarsanız; ne zamandır ki sultanımdan ayrıyım, bülbül gibi ah u feryadım dinlemeyip, ayrılığınızdan dolayı öyle bir halim var ki, Allah, kafir olan kullarına dair vermesin.<br />
<br />
Benim devletim, benim sultanım, özellikle, bir buçuk ay olduğu halde sizden bir haber gelmemesi yüzünden, Allah biliyor ki , hiçbir şekilde rahatlık yüzü görmeyip, gece gündüz ağlayıp, kendi hayatımdan el çekip, cihan gözüme dar oldu. Ne yapacağımı bilmeden ağlayıp gözyaşları içinde gözüm kapıları gözlerken, ol ferdü rabbü'l alemin, aleme rahmet eden subhan-ı Yezdan, cümle aleme inayet nazarın edip, fetih haberi ve müjdeli haberlerini yetiştirdi. Ve bu haberi işitince Allah biliyor ki, benim padişahım, benim sultanım, ölmüş idim taze can buldum.<br />
<br />
&#65533;&#65533;&#65533;Benim Sultanım, şehir hakkında soracak olursanız; şimdilik henüz hastalık devam etmektedir. Ancak önceki gibi değildir. İnşallah Sultanım gelince, Allah'ın inayetiyle de geçer gider. Azizlerimiz, hazan yaprağı dökülünce geçer derler.<br />
<br />
Benim Sultanım, sık sık mübarek mektubunuzu gönderirsiniz diye, tazarru ve iltimas ederim. Zira ki, billah yalan değil, bir iki hafta geçip de ulak gelmezse alem gulguleye gelir. Türlü türlü sözler söylenir. Yoksa sadece kendi nefsim için istediğimi sanmayın.<br />
<br />
Hürrem<br />
<br />
<br />
muhibbi mahlaslı cihan padişahı, peygamber divanesi, iki dudağının kıpırtısına alem-i devranı ihtizaza getiren deli hükümdar Kanuni Sultan Süleyman Han'ın, ukrayna kıyılarından kopup savrulan bir tatar güzeli, devşirme bir saray dilberi, rus papazının yahudi kızı Roksalan'a yazdığı bu gazeli...<br />
<br />
Topkapı'da, Sultan'dan sonra hareme hükmeden bakışlarıyla Avrupalı ressamların fırçalarına düşen bembeyaz sisli bir gölgeydi Roksalan'ın duruşu, endamı.... Kimden mi bahsediyorum?.. Nam-ı diğer Sultan Süleyman'ın "şarab-ı kevseri", "verd-i handanı", cariyesi Hürrem Sultan'dan...<br />
<br />
"Niceleri, onların aşkını konuşacaktı, onlardan asırlar sonraları... Onlarınsa, bunu pek umursadığı yoktu!..."<br />
<br />
HaTaRaT<br />
<br />
<br />
Kanuni Sultan Süleyman Han&#8217;ın Hürrem Sultan için yazdığı gazel<br />
<br />
Celis-i halvetim, varım, habibim mah-ı tabanım<br />
Enisim, mahremim, varım, güzeller şahı sultanım<br />
<br />
Hayatım hasılım,ömrüm, şarab-ı kevserim, adnim<br />
Baharım, behçetim, rüzum, nigarım verd-i handanım<br />
<br />
Neşatım, işretim, bezmim, çerağım, neyyirim, şem&#8217;im<br />
Turuncu u nar u narencim, benim şem&#8217;-i şebistanım<br />
<br />
Nebatım, sükkerim, genc,m, cihan içinde bi-rencim<br />
Azizim, Yusuf&#8217;um varım, gönül Mısr&#8217;ındaki hanım<br />
<br />
Stanbulum, Karaman&#8217;ım, diyar-ı milket-i Rum&#8217;um<br />
Bedahşan&#8217;ım ve Kıpçağım ve Bağdad&#8217;ım, Horasanım<br />
<br />
Saçı varım, kaşı yayım, gözü pür fitne, bimarım<br />
Ölürsem boynuna kanım, meded he na-müsülmanım<br />
<br />
Kapında çünki meddahım, seni medh ederim daim<br />
Yürek pür gam, gözüm pür nem, Muhibbi&#8217;yim hoş halim!<br />
<br />
Muhibbi (Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın mahlası)<br />
<br />
<br />
<br />
Bugünkü dille;<br />
<br />
Benim birlikte olduğum, sevgilim, parıldayan ayım,<br />
Can dostum, en yakınım, güzellerin şahı sultanım.<br />
<br />
Hayatımın, yaşamımın sebebi Cennetim, Kevser şarabım<br />
Baharım, sevincim, günlerimin anlamı, gönlüme nakşolmuş resim gibi sevgilim, benim gülen gülüm,<br />
<br />
Sevinç kaynağım, içkimdeki lezzet, eğlenceli meclisim, nurlu parlak ışığım, meş&#8217;alem.<br />
Turuncum, narım, narencim, benim gecelerimin, visal odamın aydınlığı,<br />
<br />
Nebatım, şekerim, hazinem, cihanda hiç örselenmemiş, el değmemiş sevgilim.<br />
Gönlümdeki Mısır&#8217;ın Sultanı, Hazret-i Yusuf&#8217;um, varlığımın anlamı,<br />
<br />
İstanbul&#8217;um, Karaman&#8217;ım, Bütün Anadolu ve Rum ülkesindeki diyara bedel sevgilim.<br />
Değerli lal madeninin çıktığı yer olan Bedahşan&#8217;ım ve Kıpçağım, Bağdad&#8217;ım, Horasan&#8217;ım.<br />
<br />
Güzel saçlım, yay kaşlım, gözleri ışıl ışıl fitneler koparan sevgilim, hastayım!<br />
Eğer ölürsem benim vebalim senin boynunadır, çünkü bana eza ederek kanıma sen girdin, bana imdad et, ey Müslüman olmayan güzel sevgilim.<br />
<br />
Kapında, devamlı olarak seni medhederim, seni överim, sanki hep seni öğmek için görevlendirilmiş gibiyim.<br />
Yüreğim gam ile, gözlerim yaşlarla dolu, ben Muhibbi&#8217;yim, sevgi adamıyım, bana bir şeyler oldu, sarhoş gibiyim. Bir hoş hale geldim<br />
<br />
<br />
<a href="http://i53.tinypic.com/2zi3gxd.jpg" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://i53.tinypic.com/2zi3gxd.jpg" loading="lazy"  alt="2zi3gxd.jpg" class="mycode_img" /></a><br />
<br />
<br />
<br />
İŞTE HÜRREM SULTAN'IN HİKAYESİ!<br />
&#8216;Hürrem, Padişah&#8217;a sevmesini, tek kadınla yaşamasını öğretti&#8217;<br />
14 Ocak 2011 09:42<br />
Tartışılan dizi 'Muhteşem Yüzyıl'la gündeme gelen Hürrem Sultan, Ukrayna'nın Rohatyn kentinde bir papazın kızı olarak dünyaya gelir. Tatarlar, kenti işgal edip ailesini öldürünce hareme verilir. Hürrem, Ukrayna'da büyük saygı görüyor, adına anıtlar dikilmiş. Eski Cumhurbaşkanı Yuşçenko &#8220;Kanuni'nin hayatını değiştirdi, ona tek bir kadını sevmeyi öğretti&#8221; diyor.<br />
<br />
Lehistan Krallığı'nın sınırları içerisinde bulunan Rohatyn'da doğdu. 20 yaşındayken Tatar akıncılar tarafından 1520 tarihinde Rohatyn'den kaçırıldı, Kırım Hanı'nın himayesine girmiştir daha sonra Osmanlı sarayına sunuldu.<br />
<br />
<br />
Gerçek adı Alexandra Anastasia Lisowska. Osmanlı Sarayı'da Kanuni Sultan Süleyman tarafından Türkçe'de neşeli, soylu kişi anlamına gelen Hürrem adı verilir. İşte Osmanlı'nın en güçlü kadınlarından Hürrem Sultan'ın çeşitli tarihçilerden kısa yaşam öyküsü:<br />
<br />
Hürrem Sultan Osmanlı İmparatorluğu'nda ilk nikah kıydırtan sultandır. Hürrem Sultan'ın sarayda cariye maaşı aldığı ve bu paraya ihtiyacı olmadığı için parasını Mekke'ye bağışlamak istediği söyler. Ancak kölelerin dini yerlere (Mekke, Medine vb.) bağış yapması günah kabul edildiği için Kanuni'den onu azat etmesini ister. Kanuni Sultan Süleyman da bağış için Hürrem Sultan'ı azat eder. Hürrem artık cariye değildir. Bir gün Kanuni Hürrem Sultan'ı odasına çağırttı ama Hürrem bu teklifi reddetti. Kanuni'ye, &#8220;Artık ben sizin malınız değilim. Beni kölelikten azat ettiniz. Sizinle beraber olmam zinaya girer&#8221; der ve bu nedenle Kanuni Sultan Süleyman Hürrem Sultan'ı nikahına almak zoruna kalır.<br />
<br />
Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman'a bir kız, dört erkek çocuğu doğurdu. En büyük oğlu Mehmet Şehzade tahta çıkamadan öldürüldü. İkinci oğlu Selim tahta çıktı. Diğer çocukları da Beyazıt ve Cihangir Şehzadelerdir. Kızı Mihrimah Sultan'ı Vezir-i Azam Rüstem Paşa ile evlendirerek Vezir-i Azam'la bir ittifak oluşturur. Kanuni, yeniçeriler tarafından çok sevilen oğlu Mustafa'yı kendisini tahttan indirmeyi planladığı inancıyla öldürtür. Hürrem Sultan'ın Kanuni'yi bu kararda etkilediği inancı yaygındır. Şehzade Mustafa'nın öldürülmesinden sonra Mahidevran Sultan iyice gözden düştü. Yaşamının büyük bir bölümünü fakir olarak oğlunun mezarının bulunduğu Bursa'da geçirdi. Devlet yönetiminde etkili olan Hürrem Sultan, İran savaşını destekledi. Ruslar ve Lehlerle barış içinde yaşanılmasını sağladı. Hürrem Sultan 18 Nisan 1558 tarihinde eşi Kanuni Sultan Süleyman'dan 8 yıl önce 52 yaşındayken öldü.<br />
<br />
Haydn adına senfoni besteledi<br />
<br />
Hürrem Sultan, Avrupa'da, modern Türkiye'de ve batıda birçok resim, müzik ve bale eserine konu olmuştur. Mesela Joseph Haydn'in 63. senfonisi buna örnektir. Hürrem Sultan'ın doğduğu yer olan Ukrayna'nın Rohatyn kentinde bir Hürrem Sultan anıtı bulunmaktadır. 2007 yılında, Ukrayna'daki bir liman kenti olan Mariupol'daki Tatarlar Hürrem Sultan'ın onuruna bir cami açmıştır.<br />
<br />
YUŞÇENKO TÜRBESİNİ ZİYARET ETMİŞTİ<br />
<br />
Ukrayna'nın eski Cumhurbaşkanı Vladimir Yuşçenko ve eşi 2005 haziranında Türkiye'ye geldiklerinde Süleymaniye Camii'ndeki Hürrem Sultan'ın türbesini ziyaret etmişlerdi. Yuşçenko'nun eşi mezar başında Hürrem Sultan'a dua etmişti. Vladimir Yuşçenkoı ziyaret öncesi gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söylemişti: &#8220;Ukrayna'da herkes Hürrem Sultan Rokselana hakkında her şeyi biliyor. Ona saygı duyuyor. Hürrem Sultan çok akıllı bir Ukraynalı kadındı. Çünkü Osmanlı İmparatoru'nun hayatını önemli ölçüde değiştirdi. Padişah'ın hayatına birçok yenilik getirdi. Bu Ukraynalı kadınların güçlü karaktere sahip olduğunun en güzel göstergesi. Şimdi düşünüyorum da belki bazı Türk erkekleri Hürrem Sultan'a küsmüştür. Çünkü o Padişah'a bir kadını sevmesini, tek kadınla yaşamasını öğretti. Çok erkek için bu gerçekten çok zor...&#8221;<br />
<br />
alıntı</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Teşkilat-ı Mahsusa Ruhu]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=91939</link>
			<pubDate>Mon, 18 Apr 2011 11:22:08 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=16096">Gazi Kemal</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=91939</guid>
			<description><![CDATA[TEŞKİLAT-I MAHSUSA RUHU<br />
<br />
Masum EKİNCİ<br />
<br />
14 Mayıs 2010 Cuma<br />
<br />
20. asrın ilk çeyreğinde faaliyet gösteren Teşkilat-ı Mahsusa &#153;, o tarihlerde dünyanın en güçlü, en gizli ve en etkin örgütlerinden biriydi.<br />
<br />
Teşkilat-ı Mahsusa'nın henüz gün ışığına çıkmamış üç kıtada gerçekleştirdiği birçok önemli icraatlarına ilişkin belgeler, halen Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı bünyesinde saklanıyor.<br />
<br />
Teşkilat-ı Mahsusa amatör bir ruhla, çok geniş bir coğrafyada büyük başarılar elde etmiş bir örgüttü.<br />
<br />
TMâ€™nin, karşı casusluk, saldırı, sabotaj gibi düşmana büyük zararlar veren eylemlerinin yanısıra Medineâ€™de İslam Üniversitesi kurması, Hindistanâ€™a imamlar göndermesi, etkin Arap şeyhlerin çocuklarının Galatasaray Lisesi'nde eğitim almalarını sağlaması, Kuzey Afrika'da özellikle İngilizlere karşı milli mücadele fikrini yayması, İrlanda Cumhuriyet Ordusuâ€™nun yapılanmasını örgütleyip ve para desteği de sağlayarak İngilizlere IRA'yı hediye etmesi gibi az bilinen ama etkileri bugüne kadar gelen çok önemli faaliyetleri de vardı.(Amblemlerinde ay yıldız olan ve İrlandalıların yoğun olarak yaşadığı Portsmouth şehrinin aynı isimli İngiltere liglerinde mücadele eden takımıyla İrlanda Premier Ligiâ€™nde yer alan Drogheda United takımları istihbarat için kullanılmıştır.)<br />
<br />
Eleştirdikleri Abdülhamit Hanâ€™ın politikalarını daha sonra benimseyerek kendilerine yol haritası çizdiler.<br />
<br />
Sultan Hamid'in otuzüç yıllık saltanatında Hindistan'dan Fas'a kadar tüm müslüman ülkelerle olan ilişkilerinin devamını TeşkilÃ¢t-ı Mahsusa eline almıştı.<br />
<br />
Teşkilat-ı Mahsusaâ€™nın örgütlenme hedefi, İslam dünyasını ve Müslüman Türkleri bir bayrak altında toplamaktı.<br />
<br />
Misak-ı Milli sınırları içerisine sıkışıp kalmış "dar ufuklu" Türkiye, çok uzun yıllar o beğenmediği Osmanlı gibi büyük düşünemedi.<br />
<br />
Zaman zaman sekteye uğrasa da rahmetli Turgut Özal ile başlayan â€œBüyük Düşünenâ€ Türkiye çizgisi bence son yıllarda zirve yapmış durumda.<br />
<br />
Yazının burasına kadar güzel geldikte, bundan sonrası Adalet Ve Kalkınma Partisi iktidarına sempatiyle bakmayanları biraz kızdıracak.<br />
<br />
Tayyip Erdoğanâ€™ın iktidara gelmesi, ardından Ahmet Davutoğluâ€™nun Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturmasıyla özellikle Türk dış politikasında ivme kazanan Teşkilat-ı Mahsusa ruhu müslüman coğrafya da Türkiyeâ€™ye duyulan sempatinin artmasına neden olmaktadır.<br />
<br />
Amerikaâ€™nın Irak ve Afganistanâ€™da yaşadığı adı konulmamış yenilgileri, Başbakanın ard arda İsrailâ€™e posta koyması, Filistinâ€™de yaşanan insanlık trajedisine gösterilen devlet tepkisi, sürekli geliştirilen ikili ilişkiler, yüksek perdeden yapılan özgüvenli konuşmalar özellikle İslam dünyasında Türkiyeâ€™yi bir anda bölgenin gerçek lider ülkesi yapmıştır.<br />
<br />
Ortadoğuâ€™da, Kafkaslarda, Balkanlarda ve Orta Asyaâ€™da artık Osmanlılık duygusu şaha kalmıştır.<br />
<br />
Teşkilat-ı Mahsusaâ€™nın önemli isimlerinden Kafkas kökenli Eşref Kuşçubaşı, "Ben ne Dağıstan rüyalarını gören bir Çerkez, ne Arap, ne de Rum'um, ben Türkçe konuşan Müslüman bir Osmanlıyım" derken aslında yeni Cumhuriyetin hedeflemesi gereken ideallerini anlatıyordu.<br />
<br />
Gecikmeli de olsa böyle düşünenler devler yönetiminde tekrar söz sahibi oldular.<br />
<br />
Her ne kadar Ankara Kirazlıdereâ€™deki Özel Kuvvetler Komutanlığı Seferberlik Bölge Başkanlığı için 'Teşkilat-ı Mahsusa'nın devamı' diye kendince eleştiren ve burasını müzeye dönüştürülme densizliğinde bulunan Ertuğrul Günay gibi isimlere karşı bu devlet içinde Türk tarihinin altın sayfaları arasında tarihi misyonlarını canları pahasına yerine getirip, sessiz sedasız bu dünyadan ayrılan nice isimsiz kahramanlar gibi düşünenler olduğunu biliyorum.<br />
<br />
Ey okuyucu, hazıra konma biraz da sen araştır. Bak bakalım Demirci Mehmet Efe, Gavur Mümin, Bulgar Sadık Reis, Osman Nevres, Yörük Ali Efe, Brastikli Aziz Ağa kimdir, neler yapmışlar? Bu isimler sadece birkaç örnek.<br />
<br />
Onlar bu topraklara uzaydan gelmediler. Aramızdan çıktılar.<br />
<br />
Unutmayın, bu topraklar çok ama çok bereketlidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[TEŞKİLAT-I MAHSUSA RUHU<br />
<br />
Masum EKİNCİ<br />
<br />
14 Mayıs 2010 Cuma<br />
<br />
20. asrın ilk çeyreğinde faaliyet gösteren Teşkilat-ı Mahsusa &#153;, o tarihlerde dünyanın en güçlü, en gizli ve en etkin örgütlerinden biriydi.<br />
<br />
Teşkilat-ı Mahsusa'nın henüz gün ışığına çıkmamış üç kıtada gerçekleştirdiği birçok önemli icraatlarına ilişkin belgeler, halen Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı bünyesinde saklanıyor.<br />
<br />
Teşkilat-ı Mahsusa amatör bir ruhla, çok geniş bir coğrafyada büyük başarılar elde etmiş bir örgüttü.<br />
<br />
TMâ€™nin, karşı casusluk, saldırı, sabotaj gibi düşmana büyük zararlar veren eylemlerinin yanısıra Medineâ€™de İslam Üniversitesi kurması, Hindistanâ€™a imamlar göndermesi, etkin Arap şeyhlerin çocuklarının Galatasaray Lisesi'nde eğitim almalarını sağlaması, Kuzey Afrika'da özellikle İngilizlere karşı milli mücadele fikrini yayması, İrlanda Cumhuriyet Ordusuâ€™nun yapılanmasını örgütleyip ve para desteği de sağlayarak İngilizlere IRA'yı hediye etmesi gibi az bilinen ama etkileri bugüne kadar gelen çok önemli faaliyetleri de vardı.(Amblemlerinde ay yıldız olan ve İrlandalıların yoğun olarak yaşadığı Portsmouth şehrinin aynı isimli İngiltere liglerinde mücadele eden takımıyla İrlanda Premier Ligiâ€™nde yer alan Drogheda United takımları istihbarat için kullanılmıştır.)<br />
<br />
Eleştirdikleri Abdülhamit Hanâ€™ın politikalarını daha sonra benimseyerek kendilerine yol haritası çizdiler.<br />
<br />
Sultan Hamid'in otuzüç yıllık saltanatında Hindistan'dan Fas'a kadar tüm müslüman ülkelerle olan ilişkilerinin devamını TeşkilÃ¢t-ı Mahsusa eline almıştı.<br />
<br />
Teşkilat-ı Mahsusaâ€™nın örgütlenme hedefi, İslam dünyasını ve Müslüman Türkleri bir bayrak altında toplamaktı.<br />
<br />
Misak-ı Milli sınırları içerisine sıkışıp kalmış "dar ufuklu" Türkiye, çok uzun yıllar o beğenmediği Osmanlı gibi büyük düşünemedi.<br />
<br />
Zaman zaman sekteye uğrasa da rahmetli Turgut Özal ile başlayan â€œBüyük Düşünenâ€ Türkiye çizgisi bence son yıllarda zirve yapmış durumda.<br />
<br />
Yazının burasına kadar güzel geldikte, bundan sonrası Adalet Ve Kalkınma Partisi iktidarına sempatiyle bakmayanları biraz kızdıracak.<br />
<br />
Tayyip Erdoğanâ€™ın iktidara gelmesi, ardından Ahmet Davutoğluâ€™nun Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturmasıyla özellikle Türk dış politikasında ivme kazanan Teşkilat-ı Mahsusa ruhu müslüman coğrafya da Türkiyeâ€™ye duyulan sempatinin artmasına neden olmaktadır.<br />
<br />
Amerikaâ€™nın Irak ve Afganistanâ€™da yaşadığı adı konulmamış yenilgileri, Başbakanın ard arda İsrailâ€™e posta koyması, Filistinâ€™de yaşanan insanlık trajedisine gösterilen devlet tepkisi, sürekli geliştirilen ikili ilişkiler, yüksek perdeden yapılan özgüvenli konuşmalar özellikle İslam dünyasında Türkiyeâ€™yi bir anda bölgenin gerçek lider ülkesi yapmıştır.<br />
<br />
Ortadoğuâ€™da, Kafkaslarda, Balkanlarda ve Orta Asyaâ€™da artık Osmanlılık duygusu şaha kalmıştır.<br />
<br />
Teşkilat-ı Mahsusaâ€™nın önemli isimlerinden Kafkas kökenli Eşref Kuşçubaşı, "Ben ne Dağıstan rüyalarını gören bir Çerkez, ne Arap, ne de Rum'um, ben Türkçe konuşan Müslüman bir Osmanlıyım" derken aslında yeni Cumhuriyetin hedeflemesi gereken ideallerini anlatıyordu.<br />
<br />
Gecikmeli de olsa böyle düşünenler devler yönetiminde tekrar söz sahibi oldular.<br />
<br />
Her ne kadar Ankara Kirazlıdereâ€™deki Özel Kuvvetler Komutanlığı Seferberlik Bölge Başkanlığı için 'Teşkilat-ı Mahsusa'nın devamı' diye kendince eleştiren ve burasını müzeye dönüştürülme densizliğinde bulunan Ertuğrul Günay gibi isimlere karşı bu devlet içinde Türk tarihinin altın sayfaları arasında tarihi misyonlarını canları pahasına yerine getirip, sessiz sedasız bu dünyadan ayrılan nice isimsiz kahramanlar gibi düşünenler olduğunu biliyorum.<br />
<br />
Ey okuyucu, hazıra konma biraz da sen araştır. Bak bakalım Demirci Mehmet Efe, Gavur Mümin, Bulgar Sadık Reis, Osman Nevres, Yörük Ali Efe, Brastikli Aziz Ağa kimdir, neler yapmışlar? Bu isimler sadece birkaç örnek.<br />
<br />
Onlar bu topraklara uzaydan gelmediler. Aramızdan çıktılar.<br />
<br />
Unutmayın, bu topraklar çok ama çok bereketlidir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kırk Kulplu Kazan Efsanesi]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=91482</link>
			<pubDate>Fri, 08 Apr 2011 18:57:19 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12921">Hasretiim</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=91482</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/alisumas.jpg" loading="lazy"  alt="alisumas.jpg" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yöre: Gökyurt (Kilistra) / Konya<br />
<br />
</span>Kilistra'nın yaklaşık 4 kilometre batısında bulunan &#8220;Alısumas&#8221;&#8220;Kırk Kulplu Kazan&#8221; efsanesi burada yaşayan halkın maddi zenginlik sahibi olduklarını da göstermektedir. Efsaneye göre şehir halkı, bir saldırı sonucu orayı terk etmek zorunda kalır. Terk ederken de bütün servetlerini içinde biriktirdikleri devasa bir kazanı gömerler. Kazanın içi altın doludur ve tam kırk tane kulpu vardır. Şehirlerini istila edenlerin altınlarını bulmalarını istemezler. Kazanı gömdükten sonra üzerine meşe ağacının meyvesi olan palamut (pelit) dökerler. Böylece içi altın dolu Kırk Kulplu Kazan'ın üzerinde ağaçlar biter. Artık kazan bir ormanın altındadır. <br />
<br />
dağı da bir çok harabeyi bünyesinde barındıran ve keşfedilmeyi bekleyen bir hazinedir. Oldukça dik yamaçları olan bu dağın tepesinde bir şehir harabesi bulunmaktadır. Bu harabenin bu gün sadece giriş kapısı ayakta kalabilmiştir. Kara yoluyla ulaşım olmadığı için herhangi bir bilimsel araştırma yapılmamış olduğundan tarihi konusundaki bilgiler tahminlerden ibarettir. Bu harabenin etrafı bir surla çevrilidir. Duvarların kalınlığının 1 metreden fazla olması kale kapısı görünümündeki giriş kapısının 2.5 metre genişliğe ve bir o kadar da yüksekliğe sahip olması burada yaşayan medeniyetin oldukça güçlü olduğu ve yine kendisi gibi güçlü bir düşmanla karşı karşıya olduğu tezini güçlendirmektedir.</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/alisumas.jpg" loading="lazy"  alt="alisumas.jpg" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yöre: Gökyurt (Kilistra) / Konya<br />
<br />
</span>Kilistra'nın yaklaşık 4 kilometre batısında bulunan &#8220;Alısumas&#8221;&#8220;Kırk Kulplu Kazan&#8221; efsanesi burada yaşayan halkın maddi zenginlik sahibi olduklarını da göstermektedir. Efsaneye göre şehir halkı, bir saldırı sonucu orayı terk etmek zorunda kalır. Terk ederken de bütün servetlerini içinde biriktirdikleri devasa bir kazanı gömerler. Kazanın içi altın doludur ve tam kırk tane kulpu vardır. Şehirlerini istila edenlerin altınlarını bulmalarını istemezler. Kazanı gömdükten sonra üzerine meşe ağacının meyvesi olan palamut (pelit) dökerler. Böylece içi altın dolu Kırk Kulplu Kazan'ın üzerinde ağaçlar biter. Artık kazan bir ormanın altındadır. <br />
<br />
dağı da bir çok harabeyi bünyesinde barındıran ve keşfedilmeyi bekleyen bir hazinedir. Oldukça dik yamaçları olan bu dağın tepesinde bir şehir harabesi bulunmaktadır. Bu harabenin bu gün sadece giriş kapısı ayakta kalabilmiştir. Kara yoluyla ulaşım olmadığı için herhangi bir bilimsel araştırma yapılmamış olduğundan tarihi konusundaki bilgiler tahminlerden ibarettir. Bu harabenin etrafı bir surla çevrilidir. Duvarların kalınlığının 1 metreden fazla olması kale kapısı görünümündeki giriş kapısının 2.5 metre genişliğe ve bir o kadar da yüksekliğe sahip olması burada yaşayan medeniyetin oldukça güçlü olduğu ve yine kendisi gibi güçlü bir düşmanla karşı karşıya olduğu tezini güçlendirmektedir.</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Pişkeş]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=89611</link>
			<pubDate>Sat, 05 Feb 2011 21:30:28 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12921">Hasretiim</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=89611</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: black;" class="mycode_color">Farsça'da "hediye<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> armağan ya da hibe" anlamına gelen sözcük Türk siyasi lügatında "Astın bağlı bulunduğu kişiye saygı ve bağlılık işareti olarak sunduğu hediye" anlamında kullanılmıştır[1].<br />
<br />
Osmanlı Devleti döneminde pişkeş üçe ayrılır:<br />
<br />
* Beylerbeyilerin<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Osmanlı devleti'nde mukim hıristiyan milletlerin patrikleri ve vezirler beratlarını aldıktan sonra kendilerini bulundukları göreve atayan padişaha daha önceden belirlenmiş sabit bir miktarı hediye olarak verirlerdi.<br />
<br />
* Eyaletlerde<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> mukataa sistemi çerçevesinde kamu hazinesine aktarılan bir tür açık artırmalı vergi türü olarak bilinir ve kullanılırdı [2].<br />
<br />
* Bağlı devletlerin verdikleri yıllık vergi de zaman zaman pişkeş olarak adlandırılırdı.<br />
<br />
Üçüncü anlama örnek olarak Osmanlı Devleti'nin 1672 yılında Lehistan Krallığı ile imzaladığı Bucaş Antlaşması'nda yeralan her yıl Osmanlı Sultanı'na 22.000 altın "pişkeş" ödenmesi hükmü verilebilir.<br />
<br />
Günümüzde ise ikinci anlamla bağlantılı olarak peşkeş çekmek deyimi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> daha çok olumsuz anlamda Türk siyasi lügatındaki yerini korumaktadır.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: black;" class="mycode_color">Farsça'da "hediye<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> armağan ya da hibe" anlamına gelen sözcük Türk siyasi lügatında "Astın bağlı bulunduğu kişiye saygı ve bağlılık işareti olarak sunduğu hediye" anlamında kullanılmıştır[1].<br />
<br />
Osmanlı Devleti döneminde pişkeş üçe ayrılır:<br />
<br />
* Beylerbeyilerin<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Osmanlı devleti'nde mukim hıristiyan milletlerin patrikleri ve vezirler beratlarını aldıktan sonra kendilerini bulundukları göreve atayan padişaha daha önceden belirlenmiş sabit bir miktarı hediye olarak verirlerdi.<br />
<br />
* Eyaletlerde<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> mukataa sistemi çerçevesinde kamu hazinesine aktarılan bir tür açık artırmalı vergi türü olarak bilinir ve kullanılırdı [2].<br />
<br />
* Bağlı devletlerin verdikleri yıllık vergi de zaman zaman pişkeş olarak adlandırılırdı.<br />
<br />
Üçüncü anlama örnek olarak Osmanlı Devleti'nin 1672 yılında Lehistan Krallığı ile imzaladığı Bucaş Antlaşması'nda yeralan her yıl Osmanlı Sultanı'na 22.000 altın "pişkeş" ödenmesi hükmü verilebilir.<br />
<br />
Günümüzde ise ikinci anlamla bağlantılı olarak peşkeş çekmek deyimi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> daha çok olumsuz anlamda Türk siyasi lügatındaki yerini korumaktadır.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Osmanli Tarihi 1800-1924 Yillari Arasi Onemli Olaylar]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=89610</link>
			<pubDate>Sat, 05 Feb 2011 21:27:08 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12921">Hasretiim</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=89610</guid>
			<description><![CDATA[1800 Rus ve Osmanli kuvvetlerinin Yedi Ada Cumhuriyeti'ni kurmalari <br />
1801 Misir'in tahliyesine dair mütareke <br />
1802 Fransiz ve Ingiliz gemilerinin kendi bayraklari altinda Karadeniz'e çikmalarina müsaade edilmesi <br />
1802 Paris Antlasmasi. Fransa ile baris <br />
1804 Sirp isyanlarinin baslamasi <br />
1805 Osmanli Devleti'nin Napolyon'un "Imparator" unvanini tanimasi <br />
1805 Beykoz Çuka ve Kagit Fabrikasi'nin faaliyete geçmesi <br />
1805 Mehmed Ali Pasa'nin Misir'a vali olarak tayini <br />
1806 Nizam-i Cedid'in basarisizligi ve gerilemesi. Ikinci Edirne Vak'asi <br />
1806 Osmanli-Rus Savasi <br />
1806 Memleketeyn 'in Rusya tarafindan isgal edilmesi <br />
1807 Ingiltere'nin Rusya'nin yaninda Osmanli savasina istiraki ve Ingiliz filosunun Istanbul önlerine gelmesi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Ingiliz filosunun Iskenderiye'ye saldirmasi ve Mehmed Ali tarafindan maglup edilmesi <br />
1807 Nizam-i Cedid'e karsi ayaklanma<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> III. Selim'in tahttan indirilmesi ve Nizam-i Cedid'in ilgasi <br />
1807 - 1808 IV. Mustafa devri. Siyasi istikrarsizliklar ve darbeler <br />
1808 Alemdar Mustafa Pasa'nin müdahalesi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> IV. Mustafa'nin tahttan indirilmesi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> III. Selim'in katli<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> II. Mahmud'un tahta çikmasi <br />
1808 Yeniçeri Ayaklanmasi : Alemdarin Sonu <br />
1809 Ingiltere ile süren savasin sonu : Kal'a-i Sultaniyye Antlasmasi <br />
1812 Vehhabi ayaklanmasinin Mehmed Ali Pasa tarafindan bastirilmasi <br />
1812 Rus Savasi'nin sonu : Bükres Antlasmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Sirbistan'a özerklik verilmesi <br />
1821 Eflak ve Mora'da Rum isyanlarinin baslamasi <br />
1824 Rum ayaklanmasini bastirmak üzere Misir kuvvetlerinin çagrilmasi <br />
1826 Yeniçeri Ocagi'nin ortadan kaldirilmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Asakir-i Mansure-i Muhammediyye'nin kurulmasi <br />
1826 Rusya ile Akkerman Antlasmasi'nin akdi <br />
1827 Osmanlilar'in Ingiliz yapisi ilk buharli gemiye sahip olmalari <br />
1827 Navarin saldirisi : Osmanli-Misir donanmasinin yakilmasi <br />
1828 Rusya'nin savas ilan etmesi <br />
1829 Edirne Barisi : Yunanistan'in bagimsizligi <br />
1830 - 1831 Nüfus sayimlari <br />
1830 Fransizlar'in Cezayir'e saldirmalari ve ele geçirmeleri <br />
1832 Misir Valisi Mehmed Ali Pasa'nin isyani <br />
1832 Misir kuvvetlerinin Konya'da Osmanli ordusunu yenmeleri <br />
1833 Mehmed Ali Pasaya karsi Osmanli-Rus ittifaki : Hünkar Iskelesi Antlasmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Bogazlar'in diger devletlere kapatilmasi <br />
1837 Osmanli yapimi "Eser-i Hayr" adli buharli geminin denize indirilmesi <br />
1839 Mehmed Ali ile savasin tekrar baslamasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Osmanli kuvvetlerinin Nizip maglubiyeti <br />
1839 II. Mahmud'un vefati üzerine Abdülmecid'in tahta çikmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Osmanli donanmasinin Mehmed Ali'ye teslimi <br />
1839 Tanzimat Fermani'nin ilani <br />
21 Aralik 1840 Namik Kemal'in dogumu <br />
1841 Londra Bogazlar Mukavelenamesi <br />
1845 Izmir'de su kuvvetiyle çalisan kagit fabrikasinin kurulmasi <br />
1845 Sultan Abdülmecid'in Meclis-i Vala'yi ziyareti <br />
1847 Telgrafin Beylerbeyi Sarayi'nda denenmesi <br />
1848 Osmanli yapimi ilk demir vapurun denize indirilmesi <br />
1851 Ceza Kanunname-i Hümayunu'nun kabulü <br />
1853 Istanbul'da I. Abdülmecid tarafindan Dolmabahçe Sarayi'nin insa ettirilmesi <br />
1855 Istanbul'da Sehremanetinin kurulmasi (modern belediye idarelerinin baslangici) <br />
1855 Osmanli Imparatorlugu'nda telgrafin hizmete girmesi <br />
1856 Bank-i Osmani'nin kurulmasi <br />
1856 Paris Baris Antlasmasi <img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Rusya'nin bozguna ugramasi <br />
1858 Arazi Kanunnamesi'nin kabulü <br />
1861 Abdülmecid'in vefati ve Abdülaziz'in tahta çikmasi <br />
1862 Altinin degerinin 100 kurus olarak tesbiti <br />
1863 Abdülaziz'in Misir'a seyahati <br />
1864 Iyonya adalarinin (Yedi Ada Cumhuriyeti'ni olusturan adalar) Ingiltere tarafindan Yunanistan'a verilmesi <br />
1865 Istanbul Birinci Sehir Postasi'nin kurulusu <br />
1866 Ahmed Süreyya Emin Bey'in modelini hazirladigi seri atesli topla Osmanlilar'in topçulukta hamle yapmasi <br />
1867 Sirbistan'daki son Osmanli askeri temsiliyetinin ortadan kaldirilmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Sirp kalelerinin tahliyesi <br />
1867 Sultan Abdülaziz'in Avrupa seyahati <br />
1869 Süveys Kanali'nin açilmasi <br />
1870 Karadeniz'in tekrar silahlandirilmasi ve Rusya'nin Paris Antlasmasi'nin hükümlerini tanimamasi <br />
1873 Mehmed Akif'in dogumu; Türkçe ilk modern tip lugati olan Lügat-i Tibbiye'nin nesredilmesi; Sava Pasa'nin yeni bir Darü'l-Fünun kurmakla görevlendirilmesi; Darü'l-Fünun-i Osmani'nin kapanmasi <br />
1875 Bosna-Hersek isyanlari <br />
1876 Karadag'in Osmanli Devleti'ne savas ilani <br />
1876 Abdülaziz'in tahttan indirilmesi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> V. Murad'in tahta çikmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> hal'i ve Abdülhamid'in cülusu <br />
1876 Mesrutiyet'in ilani <br />
1876 Ziya Gökalp'in dogumu <br />
1878 Ayastefanos ve Berlin Antlasmalari imzalanmasi <br />
1878 Sirbistan<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Karadag ve Romanya'nin müstakil birer devlet olmalari <br />
1878 Kibris'in Ingiltere tarafindan ele geçirilmesi <br />
1880 Vergi reformu<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Ziya Pasa'nin ölümü <br />
1881 Mustafa Kemal'in Dogumu <br />
1884 Yahya Kemal'in dogumu <br />
1888 Namik Kemal'in ölümü <br />
1897 Yunan kuvvetlerinin Girit'e çikmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Yunan çetelerinin Rumeli'deki Osmanli sinirlarina saldirmalari ve Osmanli-Yunan Savasi ve Osmanli zaferi <br />
1905 Ermeniler'in II. Abdülhamid'e bombali saldiri tertiplemeleri <br />
1908 II. Mesrutiyet'in ilani <br />
1909 II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> V. Mehmed Resad'in tahta çikarilmasi <br />
1911 - 1912 Osmanli Italyan Savasi <br />
1912 - 1913 Balkan devletlerinin Osmanli-Italyan Savasi'ndan istifade etmek istemeleri : Balkan Savasi <br />
1912 Italyanlar'in Rodos<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Oniki Ada ve Çanakkale Bogazi'na tecavüzleri <br />
1912 I. Balkan Savasi <br />
1913 I. Balkan Savasi'nin sona ermesi <br />
1914 Osmanli Devleti ile Almanya arasinda ittifak antlasmasinin imzalanmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Almanya'nin Fransa'ya<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Ingiltere'nin Almanya'ya savas ilani : I. Cihan Savasi'nin baslamasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Alman savas gemilerinin (Yavuz ve Midilli) Bogazlardan geçmelerine izin verilmesi <br />
1914 Enver Pasa kumandasindaki Osmanli kuvvetlerinin Sarikamis felaketi <br />
1919 Mustafa Kemal Pasa'nin Istanbul Hükümeti tarafindan Anadolu'ya gönderilmesi <br />
1920 Istanbul Hükümeti'nin Sevr Antlasmasi'ni imzalanmasi <br />
1922 Sultan Vahdeddin'in yurtdisina çikmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Abdülmecid Efendi'nin halife olarak seçilmesi <br />
1923 Lozan Baris Antlasmasi <br />
1923 Ankara'nin bassehir olarak kabulü <br />
29 Ekim 1923 Cumhuriyet'in ilani <br />
3 Mart 1924 Hilafetin ilgasi ve Osmanli hanedan mensuplarinin yurtdisina çikartilmalar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[1800 Rus ve Osmanli kuvvetlerinin Yedi Ada Cumhuriyeti'ni kurmalari <br />
1801 Misir'in tahliyesine dair mütareke <br />
1802 Fransiz ve Ingiliz gemilerinin kendi bayraklari altinda Karadeniz'e çikmalarina müsaade edilmesi <br />
1802 Paris Antlasmasi. Fransa ile baris <br />
1804 Sirp isyanlarinin baslamasi <br />
1805 Osmanli Devleti'nin Napolyon'un "Imparator" unvanini tanimasi <br />
1805 Beykoz Çuka ve Kagit Fabrikasi'nin faaliyete geçmesi <br />
1805 Mehmed Ali Pasa'nin Misir'a vali olarak tayini <br />
1806 Nizam-i Cedid'in basarisizligi ve gerilemesi. Ikinci Edirne Vak'asi <br />
1806 Osmanli-Rus Savasi <br />
1806 Memleketeyn 'in Rusya tarafindan isgal edilmesi <br />
1807 Ingiltere'nin Rusya'nin yaninda Osmanli savasina istiraki ve Ingiliz filosunun Istanbul önlerine gelmesi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Ingiliz filosunun Iskenderiye'ye saldirmasi ve Mehmed Ali tarafindan maglup edilmesi <br />
1807 Nizam-i Cedid'e karsi ayaklanma<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> III. Selim'in tahttan indirilmesi ve Nizam-i Cedid'in ilgasi <br />
1807 - 1808 IV. Mustafa devri. Siyasi istikrarsizliklar ve darbeler <br />
1808 Alemdar Mustafa Pasa'nin müdahalesi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> IV. Mustafa'nin tahttan indirilmesi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> III. Selim'in katli<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> II. Mahmud'un tahta çikmasi <br />
1808 Yeniçeri Ayaklanmasi : Alemdarin Sonu <br />
1809 Ingiltere ile süren savasin sonu : Kal'a-i Sultaniyye Antlasmasi <br />
1812 Vehhabi ayaklanmasinin Mehmed Ali Pasa tarafindan bastirilmasi <br />
1812 Rus Savasi'nin sonu : Bükres Antlasmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Sirbistan'a özerklik verilmesi <br />
1821 Eflak ve Mora'da Rum isyanlarinin baslamasi <br />
1824 Rum ayaklanmasini bastirmak üzere Misir kuvvetlerinin çagrilmasi <br />
1826 Yeniçeri Ocagi'nin ortadan kaldirilmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Asakir-i Mansure-i Muhammediyye'nin kurulmasi <br />
1826 Rusya ile Akkerman Antlasmasi'nin akdi <br />
1827 Osmanlilar'in Ingiliz yapisi ilk buharli gemiye sahip olmalari <br />
1827 Navarin saldirisi : Osmanli-Misir donanmasinin yakilmasi <br />
1828 Rusya'nin savas ilan etmesi <br />
1829 Edirne Barisi : Yunanistan'in bagimsizligi <br />
1830 - 1831 Nüfus sayimlari <br />
1830 Fransizlar'in Cezayir'e saldirmalari ve ele geçirmeleri <br />
1832 Misir Valisi Mehmed Ali Pasa'nin isyani <br />
1832 Misir kuvvetlerinin Konya'da Osmanli ordusunu yenmeleri <br />
1833 Mehmed Ali Pasaya karsi Osmanli-Rus ittifaki : Hünkar Iskelesi Antlasmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Bogazlar'in diger devletlere kapatilmasi <br />
1837 Osmanli yapimi "Eser-i Hayr" adli buharli geminin denize indirilmesi <br />
1839 Mehmed Ali ile savasin tekrar baslamasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Osmanli kuvvetlerinin Nizip maglubiyeti <br />
1839 II. Mahmud'un vefati üzerine Abdülmecid'in tahta çikmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Osmanli donanmasinin Mehmed Ali'ye teslimi <br />
1839 Tanzimat Fermani'nin ilani <br />
21 Aralik 1840 Namik Kemal'in dogumu <br />
1841 Londra Bogazlar Mukavelenamesi <br />
1845 Izmir'de su kuvvetiyle çalisan kagit fabrikasinin kurulmasi <br />
1845 Sultan Abdülmecid'in Meclis-i Vala'yi ziyareti <br />
1847 Telgrafin Beylerbeyi Sarayi'nda denenmesi <br />
1848 Osmanli yapimi ilk demir vapurun denize indirilmesi <br />
1851 Ceza Kanunname-i Hümayunu'nun kabulü <br />
1853 Istanbul'da I. Abdülmecid tarafindan Dolmabahçe Sarayi'nin insa ettirilmesi <br />
1855 Istanbul'da Sehremanetinin kurulmasi (modern belediye idarelerinin baslangici) <br />
1855 Osmanli Imparatorlugu'nda telgrafin hizmete girmesi <br />
1856 Bank-i Osmani'nin kurulmasi <br />
1856 Paris Baris Antlasmasi <img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Rusya'nin bozguna ugramasi <br />
1858 Arazi Kanunnamesi'nin kabulü <br />
1861 Abdülmecid'in vefati ve Abdülaziz'in tahta çikmasi <br />
1862 Altinin degerinin 100 kurus olarak tesbiti <br />
1863 Abdülaziz'in Misir'a seyahati <br />
1864 Iyonya adalarinin (Yedi Ada Cumhuriyeti'ni olusturan adalar) Ingiltere tarafindan Yunanistan'a verilmesi <br />
1865 Istanbul Birinci Sehir Postasi'nin kurulusu <br />
1866 Ahmed Süreyya Emin Bey'in modelini hazirladigi seri atesli topla Osmanlilar'in topçulukta hamle yapmasi <br />
1867 Sirbistan'daki son Osmanli askeri temsiliyetinin ortadan kaldirilmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Sirp kalelerinin tahliyesi <br />
1867 Sultan Abdülaziz'in Avrupa seyahati <br />
1869 Süveys Kanali'nin açilmasi <br />
1870 Karadeniz'in tekrar silahlandirilmasi ve Rusya'nin Paris Antlasmasi'nin hükümlerini tanimamasi <br />
1873 Mehmed Akif'in dogumu; Türkçe ilk modern tip lugati olan Lügat-i Tibbiye'nin nesredilmesi; Sava Pasa'nin yeni bir Darü'l-Fünun kurmakla görevlendirilmesi; Darü'l-Fünun-i Osmani'nin kapanmasi <br />
1875 Bosna-Hersek isyanlari <br />
1876 Karadag'in Osmanli Devleti'ne savas ilani <br />
1876 Abdülaziz'in tahttan indirilmesi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> V. Murad'in tahta çikmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> hal'i ve Abdülhamid'in cülusu <br />
1876 Mesrutiyet'in ilani <br />
1876 Ziya Gökalp'in dogumu <br />
1878 Ayastefanos ve Berlin Antlasmalari imzalanmasi <br />
1878 Sirbistan<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Karadag ve Romanya'nin müstakil birer devlet olmalari <br />
1878 Kibris'in Ingiltere tarafindan ele geçirilmesi <br />
1880 Vergi reformu<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Ziya Pasa'nin ölümü <br />
1881 Mustafa Kemal'in Dogumu <br />
1884 Yahya Kemal'in dogumu <br />
1888 Namik Kemal'in ölümü <br />
1897 Yunan kuvvetlerinin Girit'e çikmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Yunan çetelerinin Rumeli'deki Osmanli sinirlarina saldirmalari ve Osmanli-Yunan Savasi ve Osmanli zaferi <br />
1905 Ermeniler'in II. Abdülhamid'e bombali saldiri tertiplemeleri <br />
1908 II. Mesrutiyet'in ilani <br />
1909 II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> V. Mehmed Resad'in tahta çikarilmasi <br />
1911 - 1912 Osmanli Italyan Savasi <br />
1912 - 1913 Balkan devletlerinin Osmanli-Italyan Savasi'ndan istifade etmek istemeleri : Balkan Savasi <br />
1912 Italyanlar'in Rodos<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Oniki Ada ve Çanakkale Bogazi'na tecavüzleri <br />
1912 I. Balkan Savasi <br />
1913 I. Balkan Savasi'nin sona ermesi <br />
1914 Osmanli Devleti ile Almanya arasinda ittifak antlasmasinin imzalanmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Almanya'nin Fransa'ya<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Ingiltere'nin Almanya'ya savas ilani : I. Cihan Savasi'nin baslamasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Alman savas gemilerinin (Yavuz ve Midilli) Bogazlardan geçmelerine izin verilmesi <br />
1914 Enver Pasa kumandasindaki Osmanli kuvvetlerinin Sarikamis felaketi <br />
1919 Mustafa Kemal Pasa'nin Istanbul Hükümeti tarafindan Anadolu'ya gönderilmesi <br />
1920 Istanbul Hükümeti'nin Sevr Antlasmasi'ni imzalanmasi <br />
1922 Sultan Vahdeddin'in yurtdisina çikmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Abdülmecid Efendi'nin halife olarak seçilmesi <br />
1923 Lozan Baris Antlasmasi <br />
1923 Ankara'nin bassehir olarak kabulü <br />
29 Ekim 1923 Cumhuriyet'in ilani <br />
3 Mart 1924 Hilafetin ilgasi ve Osmanli hanedan mensuplarinin yurtdisina çikartilmalar]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Osmanli Tarihi 1700-1800 Yillari Arasi Onemli Olaylar]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=89609</link>
			<pubDate>Sat, 05 Feb 2011 21:25:56 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12921">Hasretiim</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=89609</guid>
			<description><![CDATA[1700 Ruslar'la Istanbul Antlasmasi'nin imzalanmasi <br />
1702 Müneccimbasi Ahmed Dede b. LütÂ¤Â¤Â¤Â¤ah'in ölümü <br />
1703 III. Ahmed'in tahta çikisi <br />
1703 "Tugrali" altin paranin piyasaya çikarilmasi <br />
1711 Prut Zaferi ve Barisi <br />
1711 Ridvan b. Abdullah el-Razzaz el-Feleke'nin ölümü <br />
1715 Venedik'e savas açilmasi ve Mora Seferi <br />
1716 Osmanli-Avusturya Savasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Varadin bozgunu<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Temasvar'in elden çikisi <br />
1718 Pasarofça Antlasmasi <br />
1720 Istanbul'da devlet tarafindan bir ipekli imalathanesinin kurulmasi <br />
1720 III. Ahmed için tasvirleri Levni tarafindan yapilan Surname-i Vehbi <br />
1721 Çelebi Mehmed Efendi'nin sefaret vazifesiyle Fransa'ya gidisi <br />
1723 Iran seferinin üç cepheli olarak açilisi <br />
1724 - 1725 Azerbaycan harekati<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Tebriz ve Cence'nin alinisi <br />
1726 Ibrahim Müteferikka tarafindan ilk Türk matbaasinin kurulusu <br />
1730 Yanyali Mehmed Esad b. Ali b. Osman'in ölümü <br />
1732 Osmanli-Iran barisi <br />
1736 Osmanli-Avusturya-Rus Savaslari <br />
1736 Abdullah b. Ebi Bekr b. Süleyman el-Marasi'nin ölümü <br />
1739 Belgrad Antlasmasi <br />
1742 Ömer Sifai'nin ölümü <br />
1743 Osmanli-Iran Savasi'nin yeniden hizlanmasi <br />
1746 Osmanli-Iran barisi <br />
1748 - 1755 Istanbul'da I. Mahmud ve III. Osman tarafindan Nuruosmaniye Camii'nin insa ettirilmesi <br />
1754 I. Mahmud'un ölümü<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> III. Osman'in cülusu <br />
1757 III. Osman'in ölümü<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> III. Mustafa'nin cülusu <br />
1758 Mustafa Rakim'in Ünye'de dogusu <br />
1768 Osmanli-Rus Savasi'nin baslamasi <br />
1771 Kirim'in isgali <br />
1774 Sür'at Topçulari Ocagi'nin kurulmasi <br />
1783 Rusya'nin Kirim'i ilhaki <br />
8 Ocak 1784 Osmanli Devleti'nin Rusya'nin Kirim'i ilhakini bir "sened" ile resmen tanimasi <br />
17 Agustos 1787 Osmanli-Rus Savasi'nin ilani <br />
1789 Özi Kalesi'nin Ruslar tarafindan zapti <br />
1789 I. Abdülhamid'in ölümü ve III. Selim'in tahta çikmasi <br />
11 Temmuz 1789 Osmanli-Isveç ittifaki <br />
1790 Osmanli-Prusya ittifaki <br />
1790 Yergögü Mütarekesi <br />
1791 Avusturya ve Osmanli Devleti arasindaki son savasin bitirilmesi. Zistovi Antlasmasi <br />
1791 Rus Savasi'nin sonu. Kalas Mütarekesi <br />
1792 Nizam-i Cedid hareketinin baslamasi <br />
10 Ocak 1792 Kirim'in Rusya'ya birakilmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Yas Antlasmasi <br />
1793 Nizam-i Cedid Ordusu'nun Kurulusu<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Zahire Nezareti'nin kurulmasi <br />
1795 Lehistan'in Avrupa haritasindan silinmesi <br />
1797 Paris<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Viyana ve Berlin'de daimi elçilikler ihdasi <br />
1797 Venedik Devleti'nin ortadan kaldirilmasi <br />
1798 Fransa'ya karsi Osmanli-Rus ittifaki<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> ve Fransa'ya savas ilani <br />
1799 Napolyon'un Akka'da Cezzar Ahmed Pasa tarafindan maglup edilmesi <br />
1799 Napolyon'un Fransa'ya dönmesi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Misir'in isgalinin devami]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[1700 Ruslar'la Istanbul Antlasmasi'nin imzalanmasi <br />
1702 Müneccimbasi Ahmed Dede b. LütÂ¤Â¤Â¤Â¤ah'in ölümü <br />
1703 III. Ahmed'in tahta çikisi <br />
1703 "Tugrali" altin paranin piyasaya çikarilmasi <br />
1711 Prut Zaferi ve Barisi <br />
1711 Ridvan b. Abdullah el-Razzaz el-Feleke'nin ölümü <br />
1715 Venedik'e savas açilmasi ve Mora Seferi <br />
1716 Osmanli-Avusturya Savasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Varadin bozgunu<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Temasvar'in elden çikisi <br />
1718 Pasarofça Antlasmasi <br />
1720 Istanbul'da devlet tarafindan bir ipekli imalathanesinin kurulmasi <br />
1720 III. Ahmed için tasvirleri Levni tarafindan yapilan Surname-i Vehbi <br />
1721 Çelebi Mehmed Efendi'nin sefaret vazifesiyle Fransa'ya gidisi <br />
1723 Iran seferinin üç cepheli olarak açilisi <br />
1724 - 1725 Azerbaycan harekati<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Tebriz ve Cence'nin alinisi <br />
1726 Ibrahim Müteferikka tarafindan ilk Türk matbaasinin kurulusu <br />
1730 Yanyali Mehmed Esad b. Ali b. Osman'in ölümü <br />
1732 Osmanli-Iran barisi <br />
1736 Osmanli-Avusturya-Rus Savaslari <br />
1736 Abdullah b. Ebi Bekr b. Süleyman el-Marasi'nin ölümü <br />
1739 Belgrad Antlasmasi <br />
1742 Ömer Sifai'nin ölümü <br />
1743 Osmanli-Iran Savasi'nin yeniden hizlanmasi <br />
1746 Osmanli-Iran barisi <br />
1748 - 1755 Istanbul'da I. Mahmud ve III. Osman tarafindan Nuruosmaniye Camii'nin insa ettirilmesi <br />
1754 I. Mahmud'un ölümü<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> III. Osman'in cülusu <br />
1757 III. Osman'in ölümü<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> III. Mustafa'nin cülusu <br />
1758 Mustafa Rakim'in Ünye'de dogusu <br />
1768 Osmanli-Rus Savasi'nin baslamasi <br />
1771 Kirim'in isgali <br />
1774 Sür'at Topçulari Ocagi'nin kurulmasi <br />
1783 Rusya'nin Kirim'i ilhaki <br />
8 Ocak 1784 Osmanli Devleti'nin Rusya'nin Kirim'i ilhakini bir "sened" ile resmen tanimasi <br />
17 Agustos 1787 Osmanli-Rus Savasi'nin ilani <br />
1789 Özi Kalesi'nin Ruslar tarafindan zapti <br />
1789 I. Abdülhamid'in ölümü ve III. Selim'in tahta çikmasi <br />
11 Temmuz 1789 Osmanli-Isveç ittifaki <br />
1790 Osmanli-Prusya ittifaki <br />
1790 Yergögü Mütarekesi <br />
1791 Avusturya ve Osmanli Devleti arasindaki son savasin bitirilmesi. Zistovi Antlasmasi <br />
1791 Rus Savasi'nin sonu. Kalas Mütarekesi <br />
1792 Nizam-i Cedid hareketinin baslamasi <br />
10 Ocak 1792 Kirim'in Rusya'ya birakilmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Yas Antlasmasi <br />
1793 Nizam-i Cedid Ordusu'nun Kurulusu<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Zahire Nezareti'nin kurulmasi <br />
1795 Lehistan'in Avrupa haritasindan silinmesi <br />
1797 Paris<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Viyana ve Berlin'de daimi elçilikler ihdasi <br />
1797 Venedik Devleti'nin ortadan kaldirilmasi <br />
1798 Fransa'ya karsi Osmanli-Rus ittifaki<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> ve Fransa'ya savas ilani <br />
1799 Napolyon'un Akka'da Cezzar Ahmed Pasa tarafindan maglup edilmesi <br />
1799 Napolyon'un Fransa'ya dönmesi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Misir'in isgalinin devami]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Osmanli Tarihi 1600-1700 Yillari Arasi Onemli Olaylar]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=89608</link>
			<pubDate>Sat, 05 Feb 2011 21:21:49 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12921">Hasretiim</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=89608</guid>
			<description><![CDATA[1600 Sikke tashihi <br />
1601 Kanije Zaferi <br />
1603 Osmani-Iran Savasi'nin baslamasi <br />
1603 III. Mehmed'in vefati<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> I. Ahmed'in cülusu <br />
1612 Osmanli-Iran Antlasmasi <br />
1615 Iran Savasi'nin yeniden baslamasi <br />
1617 I. Mustafa'nin cülusu <br />
1617 Istanbul'da Mehmed Aga tarafindan Sultan Ahmed Camii'nin insasi <br />
1618 I. Mustafa'nin hal'I ve II. Osman'in cülusu <br />
1621 II. Osman'in Lehistan seferine çikisi (Hotin seferi) <br />
1622 II. Osman'in katli ve I. Mustafa'nin yeniden tahta çikisi <br />
1623 I. Mustafa'nin tahttan indirilip IV. Murad'in cülusu <br />
1634 Ilk Seyhülislam katli (Ahizade Hüseyin Efendi) <br />
1635 IV. Murad'in Revan seferine çikisi <br />
1638 Bagdat Seferi ve Bagdat'in alinisi <br />
1639 Osmanli-Iran sulhü : Kasrisirin Antlasmasi <br />
1640 IV. Murad'in ölümü<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Ibrahim'in tahta çikisi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> sikke tashihi <br />
1642 Hafiz Osman'in Istanbul'da dogusu <br />
1645 Girit seferinin açilisi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Hanya'nin alinisi <br />
1648 Kandiye kusatmasi <br />
1650 Osmanli musikisi eserlerinin ilk notali tesbiti (Ali Ufki'nin eseri) <br />
1656 Çanakkale Bogazi'nin Venedik ablukasi altina alinmasi <br />
1656 Köprülüler devrinin baslamasi <br />
1660 Varad Kalesi'nin alinisi <br />
1663 Uyvar seferi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Uyvar'in fethi <br />
1664 St. Gotthard bozgunu ve Vasvar Antlasmasi <br />
1669 Kandiye'nin alinisi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Girit'in tamamiyla Osmanli hakimiyetine girisi <br />
1672 Lehistan seferi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Kamaniçe'nin alinisi <br />
1672 Bucas Antlasmasi <br />
1676 Osmanli-Lehistan sulhü : Zorawna Antlasmasi <br />
1682 Osmanli-Rus Antlasmasi <br />
1682 Seyahatname'nin yazari Evliya Çelebi'nin ölümü <br />
1683 II. Viyana kusatmasi ve büyük bozgun <br />
1685 Saraydaki altin ve gümüsten sikke basimi <br />
1687 IV. Mehmed'in tahttan indirilmesi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> II. Süleyman'in cülusu <br />
1687 Egri kalesinin düsüsü <br />
1688 Belgrad'in elden çikisi <br />
1690 Kanije kalesinin düsüsü <br />
1690 Belgrad'in geri alinisi <br />
1691 II. Ahmed'in tahta çikisi <br />
1695 II. Ahmed'in ölümü <br />
1695 II. Mustafa'nin cülusu<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Malikane sisteminin uygulanmaya baslanmasi <br />
1699 Karlofça Antlasmasinin imzalanmasi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[1600 Sikke tashihi <br />
1601 Kanije Zaferi <br />
1603 Osmani-Iran Savasi'nin baslamasi <br />
1603 III. Mehmed'in vefati<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> I. Ahmed'in cülusu <br />
1612 Osmanli-Iran Antlasmasi <br />
1615 Iran Savasi'nin yeniden baslamasi <br />
1617 I. Mustafa'nin cülusu <br />
1617 Istanbul'da Mehmed Aga tarafindan Sultan Ahmed Camii'nin insasi <br />
1618 I. Mustafa'nin hal'I ve II. Osman'in cülusu <br />
1621 II. Osman'in Lehistan seferine çikisi (Hotin seferi) <br />
1622 II. Osman'in katli ve I. Mustafa'nin yeniden tahta çikisi <br />
1623 I. Mustafa'nin tahttan indirilip IV. Murad'in cülusu <br />
1634 Ilk Seyhülislam katli (Ahizade Hüseyin Efendi) <br />
1635 IV. Murad'in Revan seferine çikisi <br />
1638 Bagdat Seferi ve Bagdat'in alinisi <br />
1639 Osmanli-Iran sulhü : Kasrisirin Antlasmasi <br />
1640 IV. Murad'in ölümü<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Ibrahim'in tahta çikisi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> sikke tashihi <br />
1642 Hafiz Osman'in Istanbul'da dogusu <br />
1645 Girit seferinin açilisi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Hanya'nin alinisi <br />
1648 Kandiye kusatmasi <br />
1650 Osmanli musikisi eserlerinin ilk notali tesbiti (Ali Ufki'nin eseri) <br />
1656 Çanakkale Bogazi'nin Venedik ablukasi altina alinmasi <br />
1656 Köprülüler devrinin baslamasi <br />
1660 Varad Kalesi'nin alinisi <br />
1663 Uyvar seferi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Uyvar'in fethi <br />
1664 St. Gotthard bozgunu ve Vasvar Antlasmasi <br />
1669 Kandiye'nin alinisi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Girit'in tamamiyla Osmanli hakimiyetine girisi <br />
1672 Lehistan seferi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Kamaniçe'nin alinisi <br />
1672 Bucas Antlasmasi <br />
1676 Osmanli-Lehistan sulhü : Zorawna Antlasmasi <br />
1682 Osmanli-Rus Antlasmasi <br />
1682 Seyahatname'nin yazari Evliya Çelebi'nin ölümü <br />
1683 II. Viyana kusatmasi ve büyük bozgun <br />
1685 Saraydaki altin ve gümüsten sikke basimi <br />
1687 IV. Mehmed'in tahttan indirilmesi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> II. Süleyman'in cülusu <br />
1687 Egri kalesinin düsüsü <br />
1688 Belgrad'in elden çikisi <br />
1690 Kanije kalesinin düsüsü <br />
1690 Belgrad'in geri alinisi <br />
1691 II. Ahmed'in tahta çikisi <br />
1695 II. Ahmed'in ölümü <br />
1695 II. Mustafa'nin cülusu<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Malikane sisteminin uygulanmaya baslanmasi <br />
1699 Karlofça Antlasmasinin imzalanmasi]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Osmanli Tarihi 1500-1600 Yillari Arasi Onemli Olaylar]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=89607</link>
			<pubDate>Sat, 05 Feb 2011 21:19:35 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12921">Hasretiim</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=89607</guid>
			<description><![CDATA[1500 Modon<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Navarin ve Koron'un alinisi <br />
1500 - 1505 Istanbul'da Yakub Sah B. Sultan Sah'in II. Bayezid'in Külliyesi'ni insasi <br />
1502 Venedikle sulh <br />
1509 Istanbul'da kiyamet-i sugra (küçük kiyamet) zelzelesi <br />
1511 Sahkulu Baba Tekeli isyani<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Sehzade Selim Hareketi <br />
1512 II. Bayezid'in tahttan çekilisi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> I. Selim'in cülusu <br />
1512 Anadolu Türk edebiyatinda ilk Sehrengiz örnegini yazan Mesihi'nin ölümü; Selim döneminden I. Ahmed dönemine kadar olan dönemi ihtiva eden devre. <br />
1514 Çaldiran Zaferi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Tebriz'e giris <br />
1516 Misir Seferi ve Mercidabik Zaferi <br />
1517 Ridaniye Zaferi ve Kahire'ye giris <br />
1517 Haliç'te tersane yapiminin tamamlanmasi <br />
1517 Piri Reis'in Misir'da Sultan Selim'e ilk dünya haritasini sunmasi <br />
1519 Cezayir'in iltihaki <br />
1520 I. Selim'in vefati<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> I. Süleyman'in cülusu <br />
1521 Belgrad'in fethi <br />
1522 Kanuni Sultan Süleyman'in validesi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Yavuz Sultan Selim'in esi Ayse Hafsa Sultan tarafindan Manisa'da bimaristan insa edilmesi <br />
1522 Rodos adasinin ilhaki <br />
1525 Yeniçeri isyani <br />
1525 Seyhülislam Zembili Ali Efendi'nin ölümü <br />
1526 Mohaç Zaferi <br />
1527 Bosna'nin fethi'nin tamamlanmasi <br />
1528 Piri Reis'in Kanuni Sultan Süleyman'a ikinci dünya haritasini takdim etmesi <br />
1529 Viyana kusatmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Budin'in istirdadi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Barbaros'un Marsilya'ya çikmasi <br />
1530 - 1540 Divan-i Selimi'nin yazilmasi <br />
1530 - 1588 Sinan'in imparatorlugun bas mimari olarak faaliyet göstermesi <br />
1532 Alaman Seferi <br />
1533 - 1534 Barbaros'un Osmanli hizmetine girisi ve Cezayir beylerbeyligine tayini <br />
1536 Veziriazam Ibrahim Pasa'nin idami <br />
1538 Preveze Zaferi <br />
1543 Estergon'un ve Istolni Belgrad'in fethi <br />
1547 San'a'nin fethi <br />
1550 Süleymaniye Külliyesi'nin insaasi <br />
1551 Trablusgarb'in fethi <br />
1553 Piri Reis'in ölümü <br />
1555 Ilk Osmanli-Iran antlasmasi : Amasya Müsalahasi <br />
1557 Dokuzuncu Akdeniz seferi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Fas'in fethi <br />
1559 Sehzade Bayezid ile Selim'in Konya Savasi ve Bayezid'in yenilerek Iran'a siginmasi <br />
1566 Kanuni Sultan Süleyman'in son seferi : Sigetvar ve Sultanin vefati<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> II. Selim'in cülusu <br />
1574 Bugday Zaferi <br />
1574 Tunus'un fethi <br />
1574 Selimiye'nin açilisi ve II. Selim'in vefati ve III. Murad'in cülusu <br />
1575 Edirne'de Sinan eliyle II. Selim için Selimiye Camii'nin insasi <br />
1578 Osmanli-Iran Savasi'nin baslamasi <br />
1580 Istanbul Rasadhanesi'nin yiktirilmasi <br />
1583 Mesale Zaferi <br />
1585 Tebriz'in alinisi <br />
1590 Osmanli-Iran Antlasmasi <br />
1593 Osmanli-Habsburg Savaslari <br />
1595 Estergon'un düsüsü <br />
1595 III.Murad'in vefati<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> III. Mehmed'in cülusu <br />
1596 Egri Kalesi'nin alinisi ve Haçova Zaferi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[1500 Modon<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Navarin ve Koron'un alinisi <br />
1500 - 1505 Istanbul'da Yakub Sah B. Sultan Sah'in II. Bayezid'in Külliyesi'ni insasi <br />
1502 Venedikle sulh <br />
1509 Istanbul'da kiyamet-i sugra (küçük kiyamet) zelzelesi <br />
1511 Sahkulu Baba Tekeli isyani<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Sehzade Selim Hareketi <br />
1512 II. Bayezid'in tahttan çekilisi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> I. Selim'in cülusu <br />
1512 Anadolu Türk edebiyatinda ilk Sehrengiz örnegini yazan Mesihi'nin ölümü; Selim döneminden I. Ahmed dönemine kadar olan dönemi ihtiva eden devre. <br />
1514 Çaldiran Zaferi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Tebriz'e giris <br />
1516 Misir Seferi ve Mercidabik Zaferi <br />
1517 Ridaniye Zaferi ve Kahire'ye giris <br />
1517 Haliç'te tersane yapiminin tamamlanmasi <br />
1517 Piri Reis'in Misir'da Sultan Selim'e ilk dünya haritasini sunmasi <br />
1519 Cezayir'in iltihaki <br />
1520 I. Selim'in vefati<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> I. Süleyman'in cülusu <br />
1521 Belgrad'in fethi <br />
1522 Kanuni Sultan Süleyman'in validesi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Yavuz Sultan Selim'in esi Ayse Hafsa Sultan tarafindan Manisa'da bimaristan insa edilmesi <br />
1522 Rodos adasinin ilhaki <br />
1525 Yeniçeri isyani <br />
1525 Seyhülislam Zembili Ali Efendi'nin ölümü <br />
1526 Mohaç Zaferi <br />
1527 Bosna'nin fethi'nin tamamlanmasi <br />
1528 Piri Reis'in Kanuni Sultan Süleyman'a ikinci dünya haritasini takdim etmesi <br />
1529 Viyana kusatmasi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Budin'in istirdadi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Barbaros'un Marsilya'ya çikmasi <br />
1530 - 1540 Divan-i Selimi'nin yazilmasi <br />
1530 - 1588 Sinan'in imparatorlugun bas mimari olarak faaliyet göstermesi <br />
1532 Alaman Seferi <br />
1533 - 1534 Barbaros'un Osmanli hizmetine girisi ve Cezayir beylerbeyligine tayini <br />
1536 Veziriazam Ibrahim Pasa'nin idami <br />
1538 Preveze Zaferi <br />
1543 Estergon'un ve Istolni Belgrad'in fethi <br />
1547 San'a'nin fethi <br />
1550 Süleymaniye Külliyesi'nin insaasi <br />
1551 Trablusgarb'in fethi <br />
1553 Piri Reis'in ölümü <br />
1555 Ilk Osmanli-Iran antlasmasi : Amasya Müsalahasi <br />
1557 Dokuzuncu Akdeniz seferi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Fas'in fethi <br />
1559 Sehzade Bayezid ile Selim'in Konya Savasi ve Bayezid'in yenilerek Iran'a siginmasi <br />
1566 Kanuni Sultan Süleyman'in son seferi : Sigetvar ve Sultanin vefati<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> II. Selim'in cülusu <br />
1574 Bugday Zaferi <br />
1574 Tunus'un fethi <br />
1574 Selimiye'nin açilisi ve II. Selim'in vefati ve III. Murad'in cülusu <br />
1575 Edirne'de Sinan eliyle II. Selim için Selimiye Camii'nin insasi <br />
1578 Osmanli-Iran Savasi'nin baslamasi <br />
1580 Istanbul Rasadhanesi'nin yiktirilmasi <br />
1583 Mesale Zaferi <br />
1585 Tebriz'in alinisi <br />
1590 Osmanli-Iran Antlasmasi <br />
1593 Osmanli-Habsburg Savaslari <br />
1595 Estergon'un düsüsü <br />
1595 III.Murad'in vefati<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> III. Mehmed'in cülusu <br />
1596 Egri Kalesi'nin alinisi ve Haçova Zaferi]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Osmanli Tarihi 1400-1500 Yillari Arasi Onemli Olaylar]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=89606</link>
			<pubDate>Sat, 05 Feb 2011 21:13:05 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=12921">Hasretiim</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=89606</guid>
			<description><![CDATA[1400 Bursa'da I. Bayezid tarafindan Ulu Cami'nin yaptirilmasi; Ilk Osmanli Darü's-sifa'sinin Yildirim Bayezid tarafindan insa edilmesi <br />
1402 Ankara bozgunu ve Yildirim Bayezid'in esareti <br />
1411 Çelebi Mehmed'in tahta çikisi <br />
1413 I. Mehmed'in duruma hakim olup devleti yeniden kurusu <br />
1416 Osmanli-Venedik Deniz Muharebesi ve Sulhü<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Seyh Bedreddin isyani <br />
1416 Macar Seferi <br />
1417 Avlonya'nin fethi <br />
1418 - 1420 Samsun bölgesinin zapti <br />
1421 Çelebi Mehmed'in ölümü ve II. Murad'in cülusu <br />
1425 Molla Fenari'nin ilk Seyhülislam olarak tayini <br />
1425 - 1426 Teke Beyligi'nin intikali <br />
1427 - 1428 Germiyan Beyligi'nin intikali <br />
1429 Seyh Hamdullah'in Amasya'da dogusu <br />
1430 Selanik'in fethi <br />
1432 Fatih Sultan Mehmed'in dogumu <br />
1434 Edirne'de II. Murad tarafindan Muradiye Camii'nin yaptirilmasi <br />
1439 Semendire'nin alinisi <br />
1440 Basarisiz Belgrad kusatmasi <br />
1444 Segedin Sulhü <br />
1444 II. Murat'in tahttan çekilisi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> II. Mehmed'in cülusu ve Varna zaferi <br />
1445 II. Mehmed'in tahttan çekilisi ve II. Murad'in ikinci defa cülusu <br />
1447 Edirne'de II. Murad tarafindan Üç Serefeli Camii'nin yaptirilmasi <br />
1448 II. Kosova Zaferi <br />
1451 II. Murad'in ölümü ve II. Mehmed'in ikinci defa cülusu <br />
1453 Istanbul'un fethi <br />
1453 Ayasofya'nin camiye çevrilmesi <br />
1458 - 1460 Mora'nin ele geçirilisi <br />
1461 Trabzon Rum Imparatorlugu'nun sonu <br />
1463 Osmanli-Venedik Savasi'nin baslamasi <br />
1466 II. Mehmed'in Arnavut seferi <br />
1468 Karamanogullari'nin sonu <br />
1468 II. Mehmed tarafindan Istanbul'da Topkapi Sarayi'nin tesisi <br />
1470 Egriboz'un alinisi <br />
1472 Topkapi Sarayinin insasi <br />
1473 Otlukbeli Zaferi : Osmanli Akkoyunlu mücadelesi <br />
1475 Kirim'in Osmanli tabiiyetine girisi <br />
1481 II. Mehmed'in vefati ve II. Bayezid'in tahta çikisi <br />
1484 Kili ve Akkirman'in fethi <br />
1484 - 1488 Edirne'de Hayreddin'in II. Bayezid'in Külliyesi'ni insasi <br />
1485 Osmanli-Memlük mücadelesinin baslamasi <br />
1488 Sultan II. Bayezid tarafindan Edirne'de Bayezid Darü's-sifasi'nin yapimi <br />
1491 Osmanli-Memlük Barisi <br />
1492 Ispanya'dan çikarilan Yahudiler'in de Osmanli Devleti'nin himayesine girmesi <br />
1495 Macarlarla mütareke<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Cem Sultan'in ölümü<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Sehzade Süleyman'in dogumu <br />
1499 Venedik Harbi <br />
1499 Inebahti'nin alinisi <br />
1499 Preveze baskini]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[1400 Bursa'da I. Bayezid tarafindan Ulu Cami'nin yaptirilmasi; Ilk Osmanli Darü's-sifa'sinin Yildirim Bayezid tarafindan insa edilmesi <br />
1402 Ankara bozgunu ve Yildirim Bayezid'in esareti <br />
1411 Çelebi Mehmed'in tahta çikisi <br />
1413 I. Mehmed'in duruma hakim olup devleti yeniden kurusu <br />
1416 Osmanli-Venedik Deniz Muharebesi ve Sulhü<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Seyh Bedreddin isyani <br />
1416 Macar Seferi <br />
1417 Avlonya'nin fethi <br />
1418 - 1420 Samsun bölgesinin zapti <br />
1421 Çelebi Mehmed'in ölümü ve II. Murad'in cülusu <br />
1425 Molla Fenari'nin ilk Seyhülislam olarak tayini <br />
1425 - 1426 Teke Beyligi'nin intikali <br />
1427 - 1428 Germiyan Beyligi'nin intikali <br />
1429 Seyh Hamdullah'in Amasya'da dogusu <br />
1430 Selanik'in fethi <br />
1432 Fatih Sultan Mehmed'in dogumu <br />
1434 Edirne'de II. Murad tarafindan Muradiye Camii'nin yaptirilmasi <br />
1439 Semendire'nin alinisi <br />
1440 Basarisiz Belgrad kusatmasi <br />
1444 Segedin Sulhü <br />
1444 II. Murat'in tahttan çekilisi<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> II. Mehmed'in cülusu ve Varna zaferi <br />
1445 II. Mehmed'in tahttan çekilisi ve II. Murad'in ikinci defa cülusu <br />
1447 Edirne'de II. Murad tarafindan Üç Serefeli Camii'nin yaptirilmasi <br />
1448 II. Kosova Zaferi <br />
1451 II. Murad'in ölümü ve II. Mehmed'in ikinci defa cülusu <br />
1453 Istanbul'un fethi <br />
1453 Ayasofya'nin camiye çevrilmesi <br />
1458 - 1460 Mora'nin ele geçirilisi <br />
1461 Trabzon Rum Imparatorlugu'nun sonu <br />
1463 Osmanli-Venedik Savasi'nin baslamasi <br />
1466 II. Mehmed'in Arnavut seferi <br />
1468 Karamanogullari'nin sonu <br />
1468 II. Mehmed tarafindan Istanbul'da Topkapi Sarayi'nin tesisi <br />
1470 Egriboz'un alinisi <br />
1472 Topkapi Sarayinin insasi <br />
1473 Otlukbeli Zaferi : Osmanli Akkoyunlu mücadelesi <br />
1475 Kirim'in Osmanli tabiiyetine girisi <br />
1481 II. Mehmed'in vefati ve II. Bayezid'in tahta çikisi <br />
1484 Kili ve Akkirman'in fethi <br />
1484 - 1488 Edirne'de Hayreddin'in II. Bayezid'in Külliyesi'ni insasi <br />
1485 Osmanli-Memlük mücadelesinin baslamasi <br />
1488 Sultan II. Bayezid tarafindan Edirne'de Bayezid Darü's-sifasi'nin yapimi <br />
1491 Osmanli-Memlük Barisi <br />
1492 Ispanya'dan çikarilan Yahudiler'in de Osmanli Devleti'nin himayesine girmesi <br />
1495 Macarlarla mütareke<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Cem Sultan'in ölümü<img src="http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" loading="lazy"  alt="virgs.gif" class="mycode_img" /> Sehzade Süleyman'in dogumu <br />
1499 Venedik Harbi <br />
1499 Inebahti'nin alinisi <br />
1499 Preveze baskini]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Osmanlıda Aşk]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=88101</link>
			<pubDate>Sat, 01 Jan 2011 12:40:55 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=1655">ÐŽeşaren</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=88101</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">Cihan padisahı Yavuz Sultan Selim, Şam yakınına otagını kurdurarak burada üç ay kadar kalmıs. Bir Türkmen kızı da, zaman zaman padişahın çadırına gelerek, otagın temizlik işlerini yapar, hünkÃ¢r çadırını tertibe ve düzene sokarak sıradan gündelik işlerle mesgul olurmuş. </span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">Yine bir sabah temizlik için geldiginde, Sultan Selimi görmüş. Türkmen güzelinin gönlü sultana, su gibi anÃ®den akıvermiş gönlünü kaptırmış ona. '-Hani kalbin, her an bir halden baska bir hale geçmek, gibi anlamları da vardır ya- ' Zamanla kalbinin içini, ince bir sızı sarmış genç kızın ve baslamış kalbi için için göynümeye. </span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">Bir gün, gözü, hünkÃ¢r çadırının diregine ilişmiş. Diregin üst kısmına aşkın gücü ona, şöyle bir satır yazma cesareti vermiş: ' <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Seven insan neylesin' ... </span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">Yavuz Sultan Selim, otagına yatmaya gelince, birden direkteki yazıyı farketmis,' Bu da ne ola ki' diyerek uzun bir muhakemeden sonra, bir vehim ve bin endişe derken. Almış eline çakıyı söyle bir satır da o kazımış aynı direkteki dizenin altına.</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
<br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">'Hemen derdin söylesin...</span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">' Türkmen kızı, ertesi gün gelip baktıgında otagın diregine, sevincinden aglamış, o küçücük kalbi heyecandan gögsüne sıgmaz olmuş, yer de onun olmuş Ã¢deta gök de. Fakat koskoca cihan sultanına ilÃ¢n-ı aşkta bulunmanın, ateşle oynamak, ateş girdabına bilerek atlamak gibi ölümcül bir tehlikesi de varmış. 'Varsın olsun bu aşk, buna deger diye düşünmüş.' Aldıgı mesajı heyecanla hemen cevaplandırmaktan kendini alamamış ama yine de içinde bir korku kurdu varmış ki genç güzelin, yüregini her gün diş diş, burgu burgu kemiren... </span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">Aşkın gücü, zoru ve korkuyu nefes nefes yaşayan o gencecik yüregin imdadına yetişmiş derhÃ¢l. Bir satır daha yazmıs aynı direge:</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
<br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">'Ya korkarsa neylesin'...</span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">Yavuz sultan selim, akşam, çadıra döndügünde, not düştügü direkteki satır gelmiş aklına. Bakmış ve okumuş ki aşkın heyecanın ve korkunun karıştıgı, tezat dolu sözcüklerin buluştugu satırlar, bir mızrak gibi durmakta karşsında. Hemen o satırın altına bir mısra daha eklemiş, aşka yenik düşen koca padişah:</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
<br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">'Hiç korkmasın söylesin.'...</span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">Bir aşkın buluşan, karmaşık ve bulanık duyguları şöyle dizilmiş diregin üzerine: </span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
<br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">'<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Seven insan neylesin </span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hemen derdin söylesin </span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ya korkarsa neylesin </span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hiç korkmasın söylesin' </span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">Sabahın olmasını sabırla beklemis padisah. Seher vakti sırdaşı Hasancan'ı çagırtmış, derhÃ¢l bir emir vererek:' Biz dahi merak edip onu görmek isteriz tÃ®z elden bu kızı huzura getirin.' Emir derhÃ¢l yerine getirilmiş ki Ahu gözlü, endamı hoş, alımlı, nazenin, ceylÃ¢n gibi bir Türkmen güzeli. </span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">HünkÃ¢rın emriyle derhÃ¢l bir dügün alayı tertip edilmiş. Eglenceler, yemeler içmeler... Dügünün son gecesi, sırlarla dolu bu aşkın bilmecesi kader-i ilÃ¢hÃ® tarafından çözülmüş, Çözülen bu kara baht çıkınından yayılan acı haber, şaşkına çevirmis herkesi, yer gök Ã¢deta üzüntüye, mateme tutulmuş. </span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">Ahu gözlü Türkmen dilberinin 'Selim' diye çarpan saf ve küçük yüregi, bu büyük cihan sultanın aşkındaki sırrı kaldıramamış ve birden duruvermiş.</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">O çadırın diregi, bu olayın canlı fakat ketum şahidi olmuş asırlardır. Bu dünya hayatında vuslat nasip olmadıgı gibi o gencecik yürege, buna fani alemde bir çare de bulunamamış. Bu hazin gönül çarpılmasının ve gönül yangınının sonunda derler ki:</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">' Koca hünkÃ¢r, aglamış' ve Türkmen kızına yaptırdıgı mezarın mermer taşına, şu dörtlügü kazdırarak, dünyaya, aşkın gücünün karşısındaki çaresizligini en güçlü orduları yenen koca hünkÃ¢r şöyle haykırmıs: </span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
<br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">'<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Merdüm-i dÃ®deme bilmem ne füsÃ»n etti felek </span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Giryemi kıldı hÃ»n ekşimi füzÃ»n etti felek </span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ŞÃ®rler pençe-i kahrımdan olurken lerzÃ¢n </span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beni bir gözleri Ã¢hÃ»ya zebÃ»n etti felek.' ' </span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
<br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">Bilmem ki gözlerime felek nasıl bir büyü yaptı ki Gözümü kan içinde bıraktı, aşkımı artırdı Benim pençemin(gücümün) korkusundan arslanlar(bile) titrerken Felek beni bir ahu gözlüye esir etti.</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">Cihan padisahı Yavuz Sultan Selim, Şam yakınına otagını kurdurarak burada üç ay kadar kalmıs. Bir Türkmen kızı da, zaman zaman padişahın çadırına gelerek, otagın temizlik işlerini yapar, hünkÃ¢r çadırını tertibe ve düzene sokarak sıradan gündelik işlerle mesgul olurmuş. </span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">Yine bir sabah temizlik için geldiginde, Sultan Selimi görmüş. Türkmen güzelinin gönlü sultana, su gibi anÃ®den akıvermiş gönlünü kaptırmış ona. '-Hani kalbin, her an bir halden baska bir hale geçmek, gibi anlamları da vardır ya- ' Zamanla kalbinin içini, ince bir sızı sarmış genç kızın ve baslamış kalbi için için göynümeye. </span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">Bir gün, gözü, hünkÃ¢r çadırının diregine ilişmiş. Diregin üst kısmına aşkın gücü ona, şöyle bir satır yazma cesareti vermiş: ' <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Seven insan neylesin' ... </span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">Yavuz Sultan Selim, otagına yatmaya gelince, birden direkteki yazıyı farketmis,' Bu da ne ola ki' diyerek uzun bir muhakemeden sonra, bir vehim ve bin endişe derken. Almış eline çakıyı söyle bir satır da o kazımış aynı direkteki dizenin altına.</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
<br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">'Hemen derdin söylesin...</span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">' Türkmen kızı, ertesi gün gelip baktıgında otagın diregine, sevincinden aglamış, o küçücük kalbi heyecandan gögsüne sıgmaz olmuş, yer de onun olmuş Ã¢deta gök de. Fakat koskoca cihan sultanına ilÃ¢n-ı aşkta bulunmanın, ateşle oynamak, ateş girdabına bilerek atlamak gibi ölümcül bir tehlikesi de varmış. 'Varsın olsun bu aşk, buna deger diye düşünmüş.' Aldıgı mesajı heyecanla hemen cevaplandırmaktan kendini alamamış ama yine de içinde bir korku kurdu varmış ki genç güzelin, yüregini her gün diş diş, burgu burgu kemiren... </span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">Aşkın gücü, zoru ve korkuyu nefes nefes yaşayan o gencecik yüregin imdadına yetişmiş derhÃ¢l. Bir satır daha yazmıs aynı direge:</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
<br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">'Ya korkarsa neylesin'...</span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">Yavuz sultan selim, akşam, çadıra döndügünde, not düştügü direkteki satır gelmiş aklına. Bakmış ve okumuş ki aşkın heyecanın ve korkunun karıştıgı, tezat dolu sözcüklerin buluştugu satırlar, bir mızrak gibi durmakta karşsında. Hemen o satırın altına bir mısra daha eklemiş, aşka yenik düşen koca padişah:</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
<br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">'Hiç korkmasın söylesin.'...</span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">Bir aşkın buluşan, karmaşık ve bulanık duyguları şöyle dizilmiş diregin üzerine: </span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
<br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">'<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Seven insan neylesin </span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hemen derdin söylesin </span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ya korkarsa neylesin </span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hiç korkmasın söylesin' </span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">Sabahın olmasını sabırla beklemis padisah. Seher vakti sırdaşı Hasancan'ı çagırtmış, derhÃ¢l bir emir vererek:' Biz dahi merak edip onu görmek isteriz tÃ®z elden bu kızı huzura getirin.' Emir derhÃ¢l yerine getirilmiş ki Ahu gözlü, endamı hoş, alımlı, nazenin, ceylÃ¢n gibi bir Türkmen güzeli. </span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">HünkÃ¢rın emriyle derhÃ¢l bir dügün alayı tertip edilmiş. Eglenceler, yemeler içmeler... Dügünün son gecesi, sırlarla dolu bu aşkın bilmecesi kader-i ilÃ¢hÃ® tarafından çözülmüş, Çözülen bu kara baht çıkınından yayılan acı haber, şaşkına çevirmis herkesi, yer gök Ã¢deta üzüntüye, mateme tutulmuş. </span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">Ahu gözlü Türkmen dilberinin 'Selim' diye çarpan saf ve küçük yüregi, bu büyük cihan sultanın aşkındaki sırrı kaldıramamış ve birden duruvermiş.</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">O çadırın diregi, bu olayın canlı fakat ketum şahidi olmuş asırlardır. Bu dünya hayatında vuslat nasip olmadıgı gibi o gencecik yürege, buna fani alemde bir çare de bulunamamış. Bu hazin gönül çarpılmasının ve gönül yangınının sonunda derler ki:</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">' Koca hünkÃ¢r, aglamış' ve Türkmen kızına yaptırdıgı mezarın mermer taşına, şu dörtlügü kazdırarak, dünyaya, aşkın gücünün karşısındaki çaresizligini en güçlü orduları yenen koca hünkÃ¢r şöyle haykırmıs: </span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
<br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">'<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Merdüm-i dÃ®deme bilmem ne füsÃ»n etti felek </span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Giryemi kıldı hÃ»n ekşimi füzÃ»n etti felek </span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ŞÃ®rler pençe-i kahrımdan olurken lerzÃ¢n </span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beni bir gözleri Ã¢hÃ»ya zebÃ»n etti felek.' ' </span></span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color"><br />
<br />
</span></span><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: purple;" class="mycode_color">Bilmem ki gözlerime felek nasıl bir büyü yaptı ki Gözümü kan içinde bıraktı, aşkımı artırdı Benim pençemin(gücümün) korkusundan arslanlar(bile) titrerken Felek beni bir ahu gözlüye esir etti.</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kurtuluş Savaşında Türk Kadınlarının İsimleri]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=86428</link>
			<pubDate>Mon, 01 Nov 2010 08:33:57 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=15391">MaSaL</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=86428</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Milli Mücadele&#8217;deki isimsiz binlerce kadın kahramanın yanı sıra isimleri  halen zihinlerde olan kadın kahramanlardan bazıları şöyle: <br />
 <br />
ONBAŞI HALİDE </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Romancı Halide Edip Adıvar ise "Halide Onbaşı" olarak İstiklal Savaşı&#8217;na  katıldı. Uzun süre  cephelerde savaşan Halide Onbaşı, savaş alanındaki  yararlılıkları  nedeniyle İstiklal Madalyası almaya hak kazandı. Türk bağımsızlık  savaşının bir sembolü olan Adıvar, Türk edebiyatına kazandırdığı eserler  ile günümüz Türk gençlerine çeşitli dersler vermektedir.</span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
 <br />
KARA FATMA (FATMA SEHER) </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
"Kara Fatma" olarak tarihe geçen, 1888  Erzurum doğumlu Fatma Seher,  Balkan Harbi&#8217;ne, Edirne&#8217;de görev yapan  kocası subay Derviş Bey ile  katılır. I. Dünya Savaşı&#8217;nda, ailesinden 9-10 kadınla Kafkas Cephesi&#8217;ne  gider. </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Kara Fatma, Mondros Mütarekesi&#8217;nden sonra eşi Ermeniler tarafından şehit edilen kadınları</span></span><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">  toplayarak, Ermeniler ile çarpışır. </span><span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Mustafa Kemal Paşa ile görüşerek görev isteyen, kurduğu milis kuvvetiyle   Bursa ve İzmit&#8217;in işgalden kurtarılması için mücadele eden Kara   Fatma&#8217;nın müfrezesinde savaşanların sayısını 350&#8217;ye çıkardığı bilinir. </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Sakarya ve Başkomutanlık muhaberelerine de katılan ve üsteğmenlik   rütbesine kadar yükselen Kara Fatma, 1955 yılında Erzurum&#8217;da vefat   ederken, cumhuriyetin temellerinin atılmasında pay sahibi olmanın   mutluluğunu yaşamış kadın kahramanlardandı.</span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
TARSUSLU KARA FATMA, GAZİANTEPLİ YİRİK FATMA </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Asıl adı "Adile" olan, "Adile Hala" ve "Adile Onbaşı" diye anılan kadın  kahramanın, silah arkadaşları arasında "Kara Fatma" olarak  anıldığı  bilinir. 8-10 kişilik milis kuvvetiyle Afyon Savaşı&#8217;na  katılan Kara  Fatma, Tarsus&#8217;un kurtulmasında büyük yararlılıklar  gösterir. </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Gaziantepli Yirik Fatma ise Gaziantep&#8217;in Fransızlar tarafından henüz   bütünüyle kuşatılmadığı sırada, düşmanın hareket edeceği haberi gelince,   buna karşı koymak için yola çıkan milis kuvvetine, karşı çıkılmasına   rağmen zorla katılır. </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Milis kuvvetlerine yardım eden "Nafize Kadın", Yunanlılar tarafından  yakalanarak, kuvvetler hakkında bilgi alınmak istenir, fakat Nafize  Kadın işkencelere karşı koyarak hiçbir bilgi vermez. </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
 <br />
İKİ OÄžLUNU ŞEHİT VERDİ KENDİ GAZİ OLDU </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Yunanlıların İzmir&#8217;e girmesiyle Milli Mücadele saflarında yerini alan   Ayşe Hanım, İzmir&#8217;in Yunanlıların eline geçmesi üzerine Aydın&#8217;a gider.   Aydın civarında kahramanca dövüşen Ayşe Hanımın burada büyük oğlu şehit   düşer. I. ve II. İnönü Savaşlarına katılan Ayşe Hanım, ikinci oğlunu da   bu savaşlarda şehit verir. Sakarya Meydan Muharebesi&#8217;ne de katılan  Ayşe  Hanım, bu savaşta kasığından yaralanır ve tedavi gördükten sonra   müfrezesine katılır. </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
GÖRDESLİ MAKBULE </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Vatan işgal altındadır; Yunanlılar Sakarya Savaşı&#8217;nı kaybetmiş,   mevzilerine çekilmişlerdir. Gördesli Makbule, kocası ile çete kurarak   dağlara çıkar.  17 Mart 1922&#8217;de Kocayayla&#8217;da cereyan eden bir çatışmada  Makbule, geri  çekilen çete arkadaşlarını kınayarak cesaret verici bir  konuşma sonrası düşmana saldırır ve başından aldığı kurşunla şehit  düşer. Ama silah arkadaşları düşmanı yenerler. </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
 <br />
FRANSIZLAR&#8217;A YANLIŞ YOL GÖSTEREN KILAVUZ KADIN </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Adana ve yöresinde Fransızlar&#8217;a karşı verilen mücadelede yer alan ve   milis kuvvetlerine katılan Kılavuz Hatice, 8 Mayıs 1920&#8217;de milli   kuvvetler Pozantı&#8217;ya taarruzu başladığında, kritik bir duruma düşen   Fransızları kandırarak kılavuzluk eder. Hatice, kılavuzluk yaptığı   Fransızlar&#8217;a yanlış yol göstererek Karboğazı&#8217;na sokar. Boğazda sıkışan   Fransızlar, Türk askerine esir düşer. </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
BİTLİS DEFTERDARININ HANIMI </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Kahramanmaraş&#8217;ta düşmana karşı verilen mücadelede en fazla yararlılık   gösterenlerin arasında Bitlis Defterdarının Hanımı da bulunmaktadır.   Bitlis Defterdarının Hanımı olarak bilinen bu kadın kahraman da,  Kayabaşı Mahallesi&#8217;nde 8 düşmanı öldürmüş daha sonra erkek elbisesi  giyerek milis kuvvetlerine katılır. </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
TAYYAR RAHMİYE </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Adana&#8217;nın kadın kahramanlarından Rahmiye  Hanım da, 9. Tümen&#8217;in 1920  yılının Şubat ayında Hasanbeyli civarında  Fransızlar ile yaptığı  muharebeye müfrezesiyle katılır. Muharebe  sırasında ateş hattında kalan  iki arkadaşını korumak için ileri doğru  atıldığından dolayı kendisine  "Tayyar Rahmiye" lakabı verilir. </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Temmuz 1920&#8217;de Osmaniye&#8217;deki Fransız karargahına yapılan hücumda  arkadaşlarının tereddüdünü görünce, "Ben kadın  olduğum halde ayakta  duruyorum da, siz erkek olduğunuz halde yerde  sürünmekten utanmıyor  musunuz?" diyerek hücuma geçilmesini sağladığı  tarihi kaynaklarda yer  almaktadır</span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
 <br />
BİNBAŞI AYŞE</span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
İstikbal Harbi hakkında yazılmış eserlerde göğüs göğüse çarpışmış pekçok Müslüman Türk<br />
&#8220;...Büyük harpte Kafkas Cephesi&#8217;nde yaralanarak ölen kocamın ve tüm   vatan evlatlarının intikamını almaya and içmiştim. Allah, bu fırsatı 15   Mayıs (1)335&#8211;(1919)&#8217;da bana verdi. İzmir&#8217;i Yunanlılar işgal ettiği   sırada ilk mukÃ¢vemetimiz sona erip şehre  Yunanlılar hÃ¢kim olunca Aydın&#8217;a  gittim. Orada faaliyete geçerek bir  Kuva&#8211;yı Milliye birliği teşkil  edip, bilÃ¢hare Nuri Çetesi&#8217;ne katıldım.  Aydın muharebelerini yaptıktan  sonra Koçarlı&#8217;ya çekildik. Bu sÃ»retle,  bilfiil atıldığım İstiklal  Mücadelesi&#8217;ne başından sonuna kadar iştirak  ettim.<br />
İlk defa Sakarya&#8217;da sol kasığımdan piyÃ¢de mermisi ile yaralandım. Seyyar   hastanede tedaviden sonra tekrar müfrezeme iltihak ettim. Büyük   Taarruz&#8217;da Mürsel Paşa Fırkası&#8217;na iltihak ettik. Ve Ahır Dağları&#8217;ndan   düşman gerilerine akmağa memur edildik. İzmir&#8217;e ilk giden birlikler   arasında ben de vardım. Ancak, bu arada misketle sol bacağım   kırıldı.&#8221;...<br />
 <br />
Binbaşı Ayşe, kocasının en kıymetli birer yÃ¢digÃ¢rı olarak sakladığı  ziynetlerini satarak at, mavzer, elbise ve çizme tedarik etmiş ve bu  mücadelede, derece derece terfi ederek Binbaşılığa kadar yükselmiştir.<br />
 </span></span><span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
SÜREYYA SÜLÜN HANIM</span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
İşte kahraman Türk  kadınlarından bir kahraman; Milli Mücadele  yıldızlarından bir yıldız  daha: Süreyya Sülün Hanım...Van&#8217;da doğmuştur.  Yaşadığı kasaba, düşmanın  korkunç zulüm ve tarruzuna maruz kalmış,  babası şehit olmuştur. Nihayet,  biraraya gelen beşyüz civarında  cengaver, Erek kasabasında toplanarak  aziz topraklarını savunmaya karar  verirler. Ve tabii, Süreyya Sülün  hanım ve üç kardeşi de bu  kahramanlar meydanındadır.<br />
...Yoğun bombardıman altında ilerleyerek Karaköse&#8217;ye gelen bu kahraman   Kuva&#8211;yı Milliyeciler, Murat Irmağı boylarında tam bir buçuk ay düşmanla   çarpıştılar. Beyazıd&#8217;a doğru yürürken yürekler acısı bir manzara ile   karşılaştılar. Binlerce Türk  köylüsünün işkenceler içinde can vermiş  cesetlerini gördüler. Bu  mezalimi yapan düşmana hınçla taarruz  edenlerin başında Süreyya Sülün  hanım vardı...<br />
Iğdır civarında kanlı çarpışmalar oldu. Düşman birlikleri çok kuvvetli   ve Rusya&#8217;dan devamlı surette takviye alıyordu. Beşyüz yiğit, yılmadan,   kaçmadan döğüştüler. Ölüyor, teslim olmuyorlardı. Bu muharebede Süreyya   Hanımın üç kardeşi birden şehadet şerbetini içtiler. Kardeşlerinin   kollarında can vermesine rağmen yılmadı ve cenk meydanını terk etmedi.   Kala kala dört kişi kalmışlardı. Daha  sonra Karaköse&#8217;ye çekilen Süreyya  Sülün Hanım, burada Ziverbey  Taburu&#8217;na iltihak etti. Bir ara yaralandı  ve Erzurum&#8217;a döndü<br />
 <br />
 <br />
 <br />
NENE HATUN (1857 - 1955)</span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
Tarihimize "93 Harbi" adıyla geçen Türk-Rus savaşında Erzurum'un Aziziye  Tabyası'nda gösterdiği kahramanlıkla adını tarihe yazdıran Türk   kadını. Erzurum'da doğdu, tam doksansekiz yıl orada yaşadı. Bir   kahramanlık sembolü olarak tanındı ve  anıldı. Ömrünün son demlerini  "Üçüncü Ordu'nun annesi" olarak geçirdi.  1955 yılında "Yılın Annesi"  seçildikten sonra, 22 Mayıs 1955 günü  Erzurum'da zatürreeden vefat etti,  Aziziye Şehitliğine gömüldü. <br />
Nene Hatun, Erzurum'da dogdu. 98 yil Erzurum'da yasadiktan sonra yine   Erzurum'da, zatürre hastaligindan hayata vedÃ¢ etti. Ölümünden üç ay önce   Türk Kadinlar Birligi tarafindan ANNELER ANNESI seçilmisti. <br />
 <br />
 <br />
NEZAHAT HANIM</span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
Gördes ve Inönü meydan savaslarinda , çarpismalara katilan 70. Alay   Komutani Hafiz Halit Beyin kizi olan Nezahat Hanim 8 yasinda öksüz   kalmis ve babasiyla cephelerde dolasmistir. Askerlere hizmet ve cesaret  veren Nezahat Hanim&#8217;in 100 den fazla düsman askeri öldürdügü  bilinmektedir</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">Milli Mücadele&#8217;deki isimsiz binlerce kadın kahramanın yanı sıra isimleri  halen zihinlerde olan kadın kahramanlardan bazıları şöyle: <br />
 <br />
ONBAŞI HALİDE </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Romancı Halide Edip Adıvar ise "Halide Onbaşı" olarak İstiklal Savaşı&#8217;na  katıldı. Uzun süre  cephelerde savaşan Halide Onbaşı, savaş alanındaki  yararlılıkları  nedeniyle İstiklal Madalyası almaya hak kazandı. Türk bağımsızlık  savaşının bir sembolü olan Adıvar, Türk edebiyatına kazandırdığı eserler  ile günümüz Türk gençlerine çeşitli dersler vermektedir.</span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
 <br />
KARA FATMA (FATMA SEHER) </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
"Kara Fatma" olarak tarihe geçen, 1888  Erzurum doğumlu Fatma Seher,  Balkan Harbi&#8217;ne, Edirne&#8217;de görev yapan  kocası subay Derviş Bey ile  katılır. I. Dünya Savaşı&#8217;nda, ailesinden 9-10 kadınla Kafkas Cephesi&#8217;ne  gider. </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Kara Fatma, Mondros Mütarekesi&#8217;nden sonra eşi Ermeniler tarafından şehit edilen kadınları</span></span><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size">  toplayarak, Ermeniler ile çarpışır. </span><span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Mustafa Kemal Paşa ile görüşerek görev isteyen, kurduğu milis kuvvetiyle   Bursa ve İzmit&#8217;in işgalden kurtarılması için mücadele eden Kara   Fatma&#8217;nın müfrezesinde savaşanların sayısını 350&#8217;ye çıkardığı bilinir. </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Sakarya ve Başkomutanlık muhaberelerine de katılan ve üsteğmenlik   rütbesine kadar yükselen Kara Fatma, 1955 yılında Erzurum&#8217;da vefat   ederken, cumhuriyetin temellerinin atılmasında pay sahibi olmanın   mutluluğunu yaşamış kadın kahramanlardandı.</span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
TARSUSLU KARA FATMA, GAZİANTEPLİ YİRİK FATMA </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Asıl adı "Adile" olan, "Adile Hala" ve "Adile Onbaşı" diye anılan kadın  kahramanın, silah arkadaşları arasında "Kara Fatma" olarak  anıldığı  bilinir. 8-10 kişilik milis kuvvetiyle Afyon Savaşı&#8217;na  katılan Kara  Fatma, Tarsus&#8217;un kurtulmasında büyük yararlılıklar  gösterir. </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Gaziantepli Yirik Fatma ise Gaziantep&#8217;in Fransızlar tarafından henüz   bütünüyle kuşatılmadığı sırada, düşmanın hareket edeceği haberi gelince,   buna karşı koymak için yola çıkan milis kuvvetine, karşı çıkılmasına   rağmen zorla katılır. </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Milis kuvvetlerine yardım eden "Nafize Kadın", Yunanlılar tarafından  yakalanarak, kuvvetler hakkında bilgi alınmak istenir, fakat Nafize  Kadın işkencelere karşı koyarak hiçbir bilgi vermez. </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
 <br />
İKİ OÄžLUNU ŞEHİT VERDİ KENDİ GAZİ OLDU </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Yunanlıların İzmir&#8217;e girmesiyle Milli Mücadele saflarında yerini alan   Ayşe Hanım, İzmir&#8217;in Yunanlıların eline geçmesi üzerine Aydın&#8217;a gider.   Aydın civarında kahramanca dövüşen Ayşe Hanımın burada büyük oğlu şehit   düşer. I. ve II. İnönü Savaşlarına katılan Ayşe Hanım, ikinci oğlunu da   bu savaşlarda şehit verir. Sakarya Meydan Muharebesi&#8217;ne de katılan  Ayşe  Hanım, bu savaşta kasığından yaralanır ve tedavi gördükten sonra   müfrezesine katılır. </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
GÖRDESLİ MAKBULE </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Vatan işgal altındadır; Yunanlılar Sakarya Savaşı&#8217;nı kaybetmiş,   mevzilerine çekilmişlerdir. Gördesli Makbule, kocası ile çete kurarak   dağlara çıkar.  17 Mart 1922&#8217;de Kocayayla&#8217;da cereyan eden bir çatışmada  Makbule, geri  çekilen çete arkadaşlarını kınayarak cesaret verici bir  konuşma sonrası düşmana saldırır ve başından aldığı kurşunla şehit  düşer. Ama silah arkadaşları düşmanı yenerler. </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
 <br />
FRANSIZLAR&#8217;A YANLIŞ YOL GÖSTEREN KILAVUZ KADIN </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Adana ve yöresinde Fransızlar&#8217;a karşı verilen mücadelede yer alan ve   milis kuvvetlerine katılan Kılavuz Hatice, 8 Mayıs 1920&#8217;de milli   kuvvetler Pozantı&#8217;ya taarruzu başladığında, kritik bir duruma düşen   Fransızları kandırarak kılavuzluk eder. Hatice, kılavuzluk yaptığı   Fransızlar&#8217;a yanlış yol göstererek Karboğazı&#8217;na sokar. Boğazda sıkışan   Fransızlar, Türk askerine esir düşer. </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
BİTLİS DEFTERDARININ HANIMI </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Kahramanmaraş&#8217;ta düşmana karşı verilen mücadelede en fazla yararlılık   gösterenlerin arasında Bitlis Defterdarının Hanımı da bulunmaktadır.   Bitlis Defterdarının Hanımı olarak bilinen bu kadın kahraman da,  Kayabaşı Mahallesi&#8217;nde 8 düşmanı öldürmüş daha sonra erkek elbisesi  giyerek milis kuvvetlerine katılır. </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
TAYYAR RAHMİYE </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Adana&#8217;nın kadın kahramanlarından Rahmiye  Hanım da, 9. Tümen&#8217;in 1920  yılının Şubat ayında Hasanbeyli civarında  Fransızlar ile yaptığı  muharebeye müfrezesiyle katılır. Muharebe  sırasında ateş hattında kalan  iki arkadaşını korumak için ileri doğru  atıldığından dolayı kendisine  "Tayyar Rahmiye" lakabı verilir. </span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
Temmuz 1920&#8217;de Osmaniye&#8217;deki Fransız karargahına yapılan hücumda  arkadaşlarının tereddüdünü görünce, "Ben kadın  olduğum halde ayakta  duruyorum da, siz erkek olduğunuz halde yerde  sürünmekten utanmıyor  musunuz?" diyerek hücuma geçilmesini sağladığı  tarihi kaynaklarda yer  almaktadır</span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
 <br />
BİNBAŞI AYŞE</span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
İstikbal Harbi hakkında yazılmış eserlerde göğüs göğüse çarpışmış pekçok Müslüman Türk<br />
&#8220;...Büyük harpte Kafkas Cephesi&#8217;nde yaralanarak ölen kocamın ve tüm   vatan evlatlarının intikamını almaya and içmiştim. Allah, bu fırsatı 15   Mayıs (1)335&#8211;(1919)&#8217;da bana verdi. İzmir&#8217;i Yunanlılar işgal ettiği   sırada ilk mukÃ¢vemetimiz sona erip şehre  Yunanlılar hÃ¢kim olunca Aydın&#8217;a  gittim. Orada faaliyete geçerek bir  Kuva&#8211;yı Milliye birliği teşkil  edip, bilÃ¢hare Nuri Çetesi&#8217;ne katıldım.  Aydın muharebelerini yaptıktan  sonra Koçarlı&#8217;ya çekildik. Bu sÃ»retle,  bilfiil atıldığım İstiklal  Mücadelesi&#8217;ne başından sonuna kadar iştirak  ettim.<br />
İlk defa Sakarya&#8217;da sol kasığımdan piyÃ¢de mermisi ile yaralandım. Seyyar   hastanede tedaviden sonra tekrar müfrezeme iltihak ettim. Büyük   Taarruz&#8217;da Mürsel Paşa Fırkası&#8217;na iltihak ettik. Ve Ahır Dağları&#8217;ndan   düşman gerilerine akmağa memur edildik. İzmir&#8217;e ilk giden birlikler   arasında ben de vardım. Ancak, bu arada misketle sol bacağım   kırıldı.&#8221;...<br />
 <br />
Binbaşı Ayşe, kocasının en kıymetli birer yÃ¢digÃ¢rı olarak sakladığı  ziynetlerini satarak at, mavzer, elbise ve çizme tedarik etmiş ve bu  mücadelede, derece derece terfi ederek Binbaşılığa kadar yükselmiştir.<br />
 </span></span><span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
 <br />
SÜREYYA SÜLÜN HANIM</span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
İşte kahraman Türk  kadınlarından bir kahraman; Milli Mücadele  yıldızlarından bir yıldız  daha: Süreyya Sülün Hanım...Van&#8217;da doğmuştur.  Yaşadığı kasaba, düşmanın  korkunç zulüm ve tarruzuna maruz kalmış,  babası şehit olmuştur. Nihayet,  biraraya gelen beşyüz civarında  cengaver, Erek kasabasında toplanarak  aziz topraklarını savunmaya karar  verirler. Ve tabii, Süreyya Sülün  hanım ve üç kardeşi de bu  kahramanlar meydanındadır.<br />
...Yoğun bombardıman altında ilerleyerek Karaköse&#8217;ye gelen bu kahraman   Kuva&#8211;yı Milliyeciler, Murat Irmağı boylarında tam bir buçuk ay düşmanla   çarpıştılar. Beyazıd&#8217;a doğru yürürken yürekler acısı bir manzara ile   karşılaştılar. Binlerce Türk  köylüsünün işkenceler içinde can vermiş  cesetlerini gördüler. Bu  mezalimi yapan düşmana hınçla taarruz  edenlerin başında Süreyya Sülün  hanım vardı...<br />
Iğdır civarında kanlı çarpışmalar oldu. Düşman birlikleri çok kuvvetli   ve Rusya&#8217;dan devamlı surette takviye alıyordu. Beşyüz yiğit, yılmadan,   kaçmadan döğüştüler. Ölüyor, teslim olmuyorlardı. Bu muharebede Süreyya   Hanımın üç kardeşi birden şehadet şerbetini içtiler. Kardeşlerinin   kollarında can vermesine rağmen yılmadı ve cenk meydanını terk etmedi.   Kala kala dört kişi kalmışlardı. Daha  sonra Karaköse&#8217;ye çekilen Süreyya  Sülün Hanım, burada Ziverbey  Taburu&#8217;na iltihak etti. Bir ara yaralandı  ve Erzurum&#8217;a döndü<br />
 <br />
 <br />
 <br />
NENE HATUN (1857 - 1955)</span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
Tarihimize "93 Harbi" adıyla geçen Türk-Rus savaşında Erzurum'un Aziziye  Tabyası'nda gösterdiği kahramanlıkla adını tarihe yazdıran Türk   kadını. Erzurum'da doğdu, tam doksansekiz yıl orada yaşadı. Bir   kahramanlık sembolü olarak tanındı ve  anıldı. Ömrünün son demlerini  "Üçüncü Ordu'nun annesi" olarak geçirdi.  1955 yılında "Yılın Annesi"  seçildikten sonra, 22 Mayıs 1955 günü  Erzurum'da zatürreeden vefat etti,  Aziziye Şehitliğine gömüldü. <br />
Nene Hatun, Erzurum'da dogdu. 98 yil Erzurum'da yasadiktan sonra yine   Erzurum'da, zatürre hastaligindan hayata vedÃ¢ etti. Ölümünden üç ay önce   Türk Kadinlar Birligi tarafindan ANNELER ANNESI seçilmisti. <br />
 <br />
 <br />
NEZAHAT HANIM</span></span> <span style="font-family: Garamond;" class="mycode_font"><span style="font-size: 3pt;" class="mycode_size"><br />
Gördes ve Inönü meydan savaslarinda , çarpismalara katilan 70. Alay   Komutani Hafiz Halit Beyin kizi olan Nezahat Hanim 8 yasinda öksüz   kalmis ve babasiyla cephelerde dolasmistir. Askerlere hizmet ve cesaret  veren Nezahat Hanim&#8217;in 100 den fazla düsman askeri öldürdügü  bilinmektedir</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tarihteki İlk Kadın Opera Sanatçısı : Semiha Berksoy Kimdir?]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=86427</link>
			<pubDate>Mon, 01 Nov 2010 08:33:19 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=15391">MaSaL</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=86427</guid>
			<description><![CDATA[Tarihteki İlk Kadın Opera Sanatçısı : Semiha Berksoy Kimdir?<br />
 <br />
Doğum tarihi	1910<br />
Doğum yeri	İstanbul, Türkiye<br />
Ölüm tarihi	15 Ağustos 2004<br />
Ölüm yeri	İstanbul, Türkiye<br />
Eğitimi	Opera<br />
Mesleği	Opera sanatçısı<br />
 <br />
Semiha Berksoy (d. 1910, İstanbul - ö. 15 Ağustos 2004), Türk opera sanatçısı ve ressam.<br />
İlk Türk kadın opera sanatçısıdır. İstanbul Konservatuarı'nda ve Güzel  Sanatlar Akademisi Namık İsmail Atölyesi Resim ve Tiyatro Okulu'nda  eğitim almıştır. Daha sonra devlet bursu ile Almanya'da Berlin Devlet  Yüksek Müzik Akademisi Opera Bölümü'nde eğitim almış ve birinci olarak bitirmiştir.<br />
Opera kariyerine 1934'de başlamış olan Semiha Berksoy Türkiye, Almanya  ve Portekiz'de sahneye çıkmıştır. 1939'da Richard Strauss'un Ariadne Auf  Naxos isimli operasındaki Ariadne rolü ile Avrupa'da sahne alan ilk  Türk opera sanatçısı olmuştur. 1940'da Türkiye'ye dönen Semiha Berksoy,  Carl Ebert'in rejiliğinde Tosca ve Madame Butterfly operalarında  oynamıştır. Ayrıca Deli Dolu ve Lüküs Hayat operetlerinde de görev almıştır.<br />
1998'de Devlet Sanatçısı unvanı almıştır. 1999'da New York City Lincoln  Center'da Robert Wilson'ın The Days Before: Death, Destruction and  Detroit III isimli operasında opera söylemiştir. 15 Ağustos 2004'de 94  yaşında ölmüştür, bir gün sonra İstanbul'da gömülmüştür.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Tarihteki İlk Kadın Opera Sanatçısı : Semiha Berksoy Kimdir?<br />
 <br />
Doğum tarihi	1910<br />
Doğum yeri	İstanbul, Türkiye<br />
Ölüm tarihi	15 Ağustos 2004<br />
Ölüm yeri	İstanbul, Türkiye<br />
Eğitimi	Opera<br />
Mesleği	Opera sanatçısı<br />
 <br />
Semiha Berksoy (d. 1910, İstanbul - ö. 15 Ağustos 2004), Türk opera sanatçısı ve ressam.<br />
İlk Türk kadın opera sanatçısıdır. İstanbul Konservatuarı'nda ve Güzel  Sanatlar Akademisi Namık İsmail Atölyesi Resim ve Tiyatro Okulu'nda  eğitim almıştır. Daha sonra devlet bursu ile Almanya'da Berlin Devlet  Yüksek Müzik Akademisi Opera Bölümü'nde eğitim almış ve birinci olarak bitirmiştir.<br />
Opera kariyerine 1934'de başlamış olan Semiha Berksoy Türkiye, Almanya  ve Portekiz'de sahneye çıkmıştır. 1939'da Richard Strauss'un Ariadne Auf  Naxos isimli operasındaki Ariadne rolü ile Avrupa'da sahne alan ilk  Türk opera sanatçısı olmuştur. 1940'da Türkiye'ye dönen Semiha Berksoy,  Carl Ebert'in rejiliğinde Tosca ve Madame Butterfly operalarında  oynamıştır. Ayrıca Deli Dolu ve Lüküs Hayat operetlerinde de görev almıştır.<br />
1998'de Devlet Sanatçısı unvanı almıştır. 1999'da New York City Lincoln  Center'da Robert Wilson'ın The Days Before: Death, Destruction and  Detroit III isimli operasında opera söylemiştir. 15 Ağustos 2004'de 94  yaşında ölmüştür, bir gün sonra İstanbul'da gömülmüştür.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tarihteki İlk Kadın Vali : Dr. Lale Aytaman Kimdir?]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=86426</link>
			<pubDate>Mon, 01 Nov 2010 08:32:13 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=15391">MaSaL</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=86426</guid>
			<description><![CDATA[Tarihteki İlk Kadın Vali : Dr. Lale Aytaman Kimdir?<br />
 <br />
Dr. Lale Aytaman (d. 1944, İstanbul), 1991-1995 Muğla valisi ve Türkiye'nin ilk ve tek kadın valisidir.<br />
 <br />
Eğitimi <br />
 <br />
Lale Aytaman İstanbul Avusturya Kız  Lisesi'inden mezun olduktan sonra 1962 Phoenix, Arizona'da AFS öğrenci  değişimi programına katılmıştır. İstanbul Üniversitesi Alman dili ve  Edebiyatı bölümünden mezun olmuş, ve Hamburg'da Alman Dili ve Edebiyatı  doktorası yapmıştır.<br />
 <br />
Kariyeri <br />
 <br />
Ankara Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak Almanca dersler vermiştir.<br />
6 Temmuz 1991 tarihinde Muğla Valiliği görevine getirilmiş ve bu görevi  1995 yılına kadar sürdürmüştür. 1994-1995 yıllarında Muğla Valisi olarak  Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Planlamalar Kongresi Türk Milli Heyeti  Başkanlığı yapmış, "Avrupa Planlamaları Çalışma Grubu" başkan  yardımcısı olmuştur. Muğla İlinde kadının el emeğinin değerlendirilmesi  ve tütüne alternatif projler geliştirilmesi kapsamında, geleneksel  dokumacılığın korunması için Yeşilyurt Modelini oluşturmuş ve "MELSA" yı  kurmuştur (Muğla El Sanatları). Muğla Üniversitesinin kurulması,  çevreye yönelik faaliyetleri ile öne çıkmıştır.<br />
1995 yılında ANAP'tan Muğla milletvekili seçilmiştir. TBMM Kadının  Statüsünü Araştırma Komisyonu Başkanlığı yapmıştır. TBMM ANAP Grup  Yönetim Kurulu üyeliği ve ANAP Merkez Karar Yönetim Kurulu üyeliklerine  seçilmiştir. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) ve Batı  Avrupa Birliği (BAB) Milli Heyet Üyeliği yapmıştır. AKPM de bir Komisyon  Başkanlığına seçilen ilk Türk Milletvekili olarak "Çevre, Yerel ve  Bölgesel Yönetimler Komisyonu" Başkanlığı yapmıştır. Halen AKPM onur  üyesidir.<br />
 <br />
Aile Hayatı <br />
 <br />
1975-1980 yılları arasında Kocaeli senatörlüğü yapan Dr.Abdullah  Köseoğlu, babası; eski başbakanlardan Nihat Erim, dayısıdır. Emekli  Büyükelçi Reha Aytaman ile evlidir. Osman Aytaman (End. Müh) adlı bir  oğlu vardır.<br />
Valilik döneminde yaşadığı anıları, Turkuvaz Kitap'tan çıkan İğneli Koltukta Dört Buçuk Yıl adlı kitapta toplamıştır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Tarihteki İlk Kadın Vali : Dr. Lale Aytaman Kimdir?<br />
 <br />
Dr. Lale Aytaman (d. 1944, İstanbul), 1991-1995 Muğla valisi ve Türkiye'nin ilk ve tek kadın valisidir.<br />
 <br />
Eğitimi <br />
 <br />
Lale Aytaman İstanbul Avusturya Kız  Lisesi'inden mezun olduktan sonra 1962 Phoenix, Arizona'da AFS öğrenci  değişimi programına katılmıştır. İstanbul Üniversitesi Alman dili ve  Edebiyatı bölümünden mezun olmuş, ve Hamburg'da Alman Dili ve Edebiyatı  doktorası yapmıştır.<br />
 <br />
Kariyeri <br />
 <br />
Ankara Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak Almanca dersler vermiştir.<br />
6 Temmuz 1991 tarihinde Muğla Valiliği görevine getirilmiş ve bu görevi  1995 yılına kadar sürdürmüştür. 1994-1995 yıllarında Muğla Valisi olarak  Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Planlamalar Kongresi Türk Milli Heyeti  Başkanlığı yapmış, "Avrupa Planlamaları Çalışma Grubu" başkan  yardımcısı olmuştur. Muğla İlinde kadının el emeğinin değerlendirilmesi  ve tütüne alternatif projler geliştirilmesi kapsamında, geleneksel  dokumacılığın korunması için Yeşilyurt Modelini oluşturmuş ve "MELSA" yı  kurmuştur (Muğla El Sanatları). Muğla Üniversitesinin kurulması,  çevreye yönelik faaliyetleri ile öne çıkmıştır.<br />
1995 yılında ANAP'tan Muğla milletvekili seçilmiştir. TBMM Kadının  Statüsünü Araştırma Komisyonu Başkanlığı yapmıştır. TBMM ANAP Grup  Yönetim Kurulu üyeliği ve ANAP Merkez Karar Yönetim Kurulu üyeliklerine  seçilmiştir. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) ve Batı  Avrupa Birliği (BAB) Milli Heyet Üyeliği yapmıştır. AKPM de bir Komisyon  Başkanlığına seçilen ilk Türk Milletvekili olarak "Çevre, Yerel ve  Bölgesel Yönetimler Komisyonu" Başkanlığı yapmıştır. Halen AKPM onur  üyesidir.<br />
 <br />
Aile Hayatı <br />
 <br />
1975-1980 yılları arasında Kocaeli senatörlüğü yapan Dr.Abdullah  Köseoğlu, babası; eski başbakanlardan Nihat Erim, dayısıdır. Emekli  Büyükelçi Reha Aytaman ile evlidir. Osman Aytaman (End. Müh) adlı bir  oğlu vardır.<br />
Valilik döneminde yaşadığı anıları, Turkuvaz Kitap'tan çıkan İğneli Koltukta Dört Buçuk Yıl adlı kitapta toplamıştır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tarihteki İlk Kadın Tiyatro Oyuncusu : Afife Jale Kimdir?]]></title>
			<link>https://duygusuz.com/showthread.php?tid=86425</link>
			<pubDate>Mon, 01 Nov 2010 08:31:22 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://duygusuz.com/member.php?action=profile&uid=15391">MaSaL</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://duygusuz.com/showthread.php?tid=86425</guid>
			<description><![CDATA[Tarihteki İlk Kadın Tiyatro Oyuncusu : Afife Jale Kimdir?<br />
 <br />
Doğum tarihi	1902<br />
Doğum yeri	İstanbul<br />
Ölüm tarihi	24 Temmuz 1941<br />
Ölüm yeri	İstanbul<br />
Mesleği	tiyatro oyuncusu<br />
Afife Jale (1902, İstanbul - 24 Temmuz 1941, İstanbul), ilk Türk kadın tiyatro oyucusudur.<br />
 <br />
Ölümü <br />
 <br />
Babası onun tiyatrocu olmasına karşıydı ve Afife'nin oyuncu olmasını hafiflik olarak  görmekteydi. Afife evden ayrı yaşamak zorunda kaldı. Bu arada  Darülbedayi'deki ücretli görevine de son verildi. Güvencesiz ve parasız  kaldı. Yaşadığı sıkıntılar nedeniyle şiddetli baş ağrıları çekmeye  başladı. Doktoru morfinle tedavi yoluna giderek büyük bir yanlışlık  yaptı ve Jale morfin bağımlısı haline geldi. Yaşamının son yıllarını  Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde geçirdi ve 39  yaşındayken burada öldü.<br />
 <br />
Notlar <br />
 <br />
Hicaz makamındaki o Selahattin Pınar bestesindeki gibi, "Bir bahar  akşamı", rastlaştılar. İstanbul Kuşdili çayırında... Hafız Burhan  konserinde... Selahattin Pınar, üstadın arkasında tambur çalıyordu.  Nicedir saz salonlarının en sevilen  besteci ve icracılarından biriydi. Afife Jale ise Darülbedai'de sahneye  çıkarak "Tiyatrodaki ilk Müslüman kadın oyuncu" olarak tarihe geçmiş,  ancak tiyatro zaptiye tarafından basılınca kapı önüne konulmuştu. İşsiz,  sahnesiz ve kimsesizdi.<br />
Acısını yatıştırıcı haplarla dindirmeye çalışıyordu. İkisi de 25  yaşındaydı. Belki de güftedeki gibi "İçimde uyanan eski bir arzu/ dedi  ki<br />
yıllardır aradığım bu/ şimdi soruyorum büküp boynumu/ Ah, daha önceleri  neredeydiniz" dediler. Ve evlenmeye karar verdiler. Gençliklerini acılar  içinde harcamışlardı.<br />
Evlenince hayat boyu ıskaladıkları her şeyi birlikte yapmaya çalıştılar.<br />
Evde saklambaç oynadılar. Bahçede enginar yetiştirip yarıştırdılar.<br />
"Bir çocuk resmi" kıvamında şiirler yazdılar. Pınar çaldı; Afife dinledi. Ancak güzel günler  uzun sürmedi. Afife, tiyatrosuz yaşayamıyordu ve tiyatronun boşluğunu  uyuşturucularla dolduruyordu. Suriyeli bir eczacı onu morfine  alıştırmıştı. Selahattin Pınar, bir gün eşinin öğle uykusu için  çekildiği odasının anahtar deliğinden içeri baktığında, damarına morfin  şırınga ettiğini gördü ve çöktü. Morfin için eczacıyla ilişkiye girmişti  Afife... Ama Pınar, eşine öfkeden çok, merhamet duyuyordu.Onu hayata  döndürebilmek için çırpınmaya başladı. Sürekli  melankolik besteler yapar olmuştu. Çırpındılar, bu gidişi geri  çevirebilmek için... Olmadı! Selahattin Pınar, kendisi de morfin  tuzağına düşer gibi oldu. Bunun üzerine Afife, "Terk et beni" diye  yalvardı ona... "Yoksa sen de mahvolacaksın, bırak beni gideyim" dedi.  Pınar, 6 ay sonra Afife Jale'yi terk etti. Şimdi ikisi için de en kötü  yıllar başlıyordu. Afife, kimsesiz ve beş parasız, tenha parklarda yatıp  kalkar, aşevlerinde karnını doyururken ayrıldığı eşinin kendisinin  ardından yazdığı şarkıları taş plaktan dinleyip ağladı. Ayrılık acısını yeni bir evlilikte dindirmeyi deneyen Selahattin Pınar ise hiç birlikte yatmayacağı bu kadından kısa sürede ayrıldı. Afife Jale, kimsesizliğinin, terk edilmişliğinin, yoksulluğunun son durağı Balıklı Rum Hastanesi'nde, bir deri bir kemik veda etti hayata... Ölümü, gazetelere haber bile olmadı. Cenazesine 4 kişi  katıldı. Mezar yeri de mektupları ve fotoğraflarıyla birlikte kaybolup  gitti. Unutuldu... Selahattin Pınar, Afife'nin ölümünün ardından  paraladı kendini... Nice ölümsüz, hicran dolu besteye imza attı. Son  katıldığı radyo  programında "Hatıralar" şarkısını seslendirdi: "Beni de alın koynunuza  hatıralar/ dolanıp kalayım bir an boynunuza hatıralar" Bir süre sonra  müdavimi olduğu Todori meyhanesine gitti; doktorların yasak ettiği ne  varsa hepsini ısmarlayıp sofrayı döşetti. Rakısını yudumlarken son  nefesini verdi. "Her yıl ölüm yıldönümümde mezarıma bir büyük rakı  dökün" diye vasiyet etti. Son yolculuğuna mezarlıkta kendi bestesi  çalınarak uğurlandı:<br />
"Söndü yadımda akisler gibi aşkın seheri..."<br />
Nereden sevdim o zalim kadını Bana zehir etti hayatın tadını Söylemem sormayın asla adını Bana zehir etti hayatın tadını<br />
 <br />
Günümüzde Yapı Kredi  Sigorta tarafından düzenlenen ve gelenekselleşmiş hale gelen Afife  Tiyatro Ödülleri her yıl sanatçının anısına düzenlenmektedir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Tarihteki İlk Kadın Tiyatro Oyuncusu : Afife Jale Kimdir?<br />
 <br />
Doğum tarihi	1902<br />
Doğum yeri	İstanbul<br />
Ölüm tarihi	24 Temmuz 1941<br />
Ölüm yeri	İstanbul<br />
Mesleği	tiyatro oyuncusu<br />
Afife Jale (1902, İstanbul - 24 Temmuz 1941, İstanbul), ilk Türk kadın tiyatro oyucusudur.<br />
 <br />
Ölümü <br />
 <br />
Babası onun tiyatrocu olmasına karşıydı ve Afife'nin oyuncu olmasını hafiflik olarak  görmekteydi. Afife evden ayrı yaşamak zorunda kaldı. Bu arada  Darülbedayi'deki ücretli görevine de son verildi. Güvencesiz ve parasız  kaldı. Yaşadığı sıkıntılar nedeniyle şiddetli baş ağrıları çekmeye  başladı. Doktoru morfinle tedavi yoluna giderek büyük bir yanlışlık  yaptı ve Jale morfin bağımlısı haline geldi. Yaşamının son yıllarını  Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde geçirdi ve 39  yaşındayken burada öldü.<br />
 <br />
Notlar <br />
 <br />
Hicaz makamındaki o Selahattin Pınar bestesindeki gibi, "Bir bahar  akşamı", rastlaştılar. İstanbul Kuşdili çayırında... Hafız Burhan  konserinde... Selahattin Pınar, üstadın arkasında tambur çalıyordu.  Nicedir saz salonlarının en sevilen  besteci ve icracılarından biriydi. Afife Jale ise Darülbedai'de sahneye  çıkarak "Tiyatrodaki ilk Müslüman kadın oyuncu" olarak tarihe geçmiş,  ancak tiyatro zaptiye tarafından basılınca kapı önüne konulmuştu. İşsiz,  sahnesiz ve kimsesizdi.<br />
Acısını yatıştırıcı haplarla dindirmeye çalışıyordu. İkisi de 25  yaşındaydı. Belki de güftedeki gibi "İçimde uyanan eski bir arzu/ dedi  ki<br />
yıllardır aradığım bu/ şimdi soruyorum büküp boynumu/ Ah, daha önceleri  neredeydiniz" dediler. Ve evlenmeye karar verdiler. Gençliklerini acılar  içinde harcamışlardı.<br />
Evlenince hayat boyu ıskaladıkları her şeyi birlikte yapmaya çalıştılar.<br />
Evde saklambaç oynadılar. Bahçede enginar yetiştirip yarıştırdılar.<br />
"Bir çocuk resmi" kıvamında şiirler yazdılar. Pınar çaldı; Afife dinledi. Ancak güzel günler  uzun sürmedi. Afife, tiyatrosuz yaşayamıyordu ve tiyatronun boşluğunu  uyuşturucularla dolduruyordu. Suriyeli bir eczacı onu morfine  alıştırmıştı. Selahattin Pınar, bir gün eşinin öğle uykusu için  çekildiği odasının anahtar deliğinden içeri baktığında, damarına morfin  şırınga ettiğini gördü ve çöktü. Morfin için eczacıyla ilişkiye girmişti  Afife... Ama Pınar, eşine öfkeden çok, merhamet duyuyordu.Onu hayata  döndürebilmek için çırpınmaya başladı. Sürekli  melankolik besteler yapar olmuştu. Çırpındılar, bu gidişi geri  çevirebilmek için... Olmadı! Selahattin Pınar, kendisi de morfin  tuzağına düşer gibi oldu. Bunun üzerine Afife, "Terk et beni" diye  yalvardı ona... "Yoksa sen de mahvolacaksın, bırak beni gideyim" dedi.  Pınar, 6 ay sonra Afife Jale'yi terk etti. Şimdi ikisi için de en kötü  yıllar başlıyordu. Afife, kimsesiz ve beş parasız, tenha parklarda yatıp  kalkar, aşevlerinde karnını doyururken ayrıldığı eşinin kendisinin  ardından yazdığı şarkıları taş plaktan dinleyip ağladı. Ayrılık acısını yeni bir evlilikte dindirmeyi deneyen Selahattin Pınar ise hiç birlikte yatmayacağı bu kadından kısa sürede ayrıldı. Afife Jale, kimsesizliğinin, terk edilmişliğinin, yoksulluğunun son durağı Balıklı Rum Hastanesi'nde, bir deri bir kemik veda etti hayata... Ölümü, gazetelere haber bile olmadı. Cenazesine 4 kişi  katıldı. Mezar yeri de mektupları ve fotoğraflarıyla birlikte kaybolup  gitti. Unutuldu... Selahattin Pınar, Afife'nin ölümünün ardından  paraladı kendini... Nice ölümsüz, hicran dolu besteye imza attı. Son  katıldığı radyo  programında "Hatıralar" şarkısını seslendirdi: "Beni de alın koynunuza  hatıralar/ dolanıp kalayım bir an boynunuza hatıralar" Bir süre sonra  müdavimi olduğu Todori meyhanesine gitti; doktorların yasak ettiği ne  varsa hepsini ısmarlayıp sofrayı döşetti. Rakısını yudumlarken son  nefesini verdi. "Her yıl ölüm yıldönümümde mezarıma bir büyük rakı  dökün" diye vasiyet etti. Son yolculuğuna mezarlıkta kendi bestesi  çalınarak uğurlandı:<br />
"Söndü yadımda akisler gibi aşkın seheri..."<br />
Nereden sevdim o zalim kadını Bana zehir etti hayatın tadını Söylemem sormayın asla adını Bana zehir etti hayatın tadını<br />
 <br />
Günümüzde Yapı Kredi  Sigorta tarafından düzenlenen ve gelenekselleşmiş hale gelen Afife  Tiyatro Ödülleri her yıl sanatçının anısına düzenlenmektedir.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>