| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 160 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 155 Ziyaretçi Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot, Yandex
|
|
|
| Allah ile peygamberinin arasını açmak ve çıkmaza girmek... |
|
Yazar: halukgta. - 09-22-2011, Saat: 07:30 PM - Forum: İslam
- Yorumlar (1)
|
 |
Bir yazıma karşılık verilen cevapta, bana yöneltilen bir ithamı, sizlerle değerlendirmek istiyorum. Çünkü hepimiz beşeriz, şaşma yanılma ihtimalimiz her zaman vardır. Önemli olan aklı ve Kur’an ı birleştirmek, hurafelerin etkisinden kurtulmaktır. Bakın bir arkadaşımız aşağıdaki ayeti yazımda kullandığım için, neler yazmış yazıma cevaben.
Ankebut 51: Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır.
(Haluk bey bakın rabbimiz kuran ile birlikte peygamberi de indirmiş[yaratmış,seçmiş ve örnek alın demiştir,ahzab 21] BÖYLE PARÇACI KURAN ANLAYIŞIYLA Bİ YERE VARAMAZSINIZ ,YOKSA SİZ ALLAH İLE PEYGAMBERİN ARASINI MI AÇMAK İSTEYENLERDEN MİSİNİZ HİTABINADA MARUZ KALIRSINIZ....Yoksa sadece yukarda ki Ankebut ayetini parçacı alırsanız çıkmaza girersiniz .....ki girmişsiniz...)
Elbette böyle bir ithamla karşı karşıya kaldığınızda, sanırım sizde tedirgin olursunuz ve söylenenler üzerinde acaba yanlış mı yaptım diye, düşünme gereği duyarsınız. Gelin bu konuyu birlikte düşünelim, bazılarımız İslam ı yaşarken gerçekten büyük çıkmazda, bunların kimler olduğunu araştırmak bulmakta bizlerin görevi olmalı ki, hesabın görüleceği o gün üzülenlerden, yüzleri kapkara olanlardan olmayalım. Rabbim yardımcımız olsun inşallah.
Ben Ankebut 51. ayeti örnek gösterip, bakın Allah ne söylüyor diyerek, peygamberimizin o günkü topluma Kur’an ı tebliğ ederken, atalarının rivayet, hurafe inançlarından vazgeçmeyenlere, Rabbin seslenişini örnek vermiştim. Acaba ben bu ayeti günümüzde yaşayan din kardeşlerime örnek vermekle, yanlış yapmış olabilir miyim? Bu ayet bizlere günümüzde hitap etmiyor da, yalnız o devrin insanlarına mı hitap ediyor? İşte kendimize sormamız gereken çok önemli soru. Bu sorunun doğru cevabını bulan, Rahmanın doğru yolunu da bulmuş olacaktır.
Allah atalarının hurafe rivayetlerinden vazgeçmeyenlere söylediği, (okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?) sözlerinden bizler günümüzde, hiç mi dersler almamız gerekmiyor? Sanırım Rabbin ayetlerinin bu yöntemle, teker teker saf dışı kalmasının, güzel bir örneğini yaşıyoruz. Kur’an ın her kelimesi bir nurdur ve çağlar ötesi her daim geçerlidir. İşte bunu unutuyor ve hataların en büyüğünü yapıyoruz.
Şimdi şöyle düşünelim. Peygamberimizden önce gelen, Hz. İsa ve Hz. Musa peygamberlerimizi hatırlayalım. Eğer bizim peygamberimizin Allahın gönderdiği kitaba ilave hüküm koyma yetkisi var diye inanıyorsak, ondan önce gelen peygamberlerinde, böyle bir yetkisi olmalı değil mi? Eğer vardır diyenlere, işte hatırlattığım ayet asla böyle bir yetkilerinin olmadığının açık kanıtıdır. Çünkü onlarda tıpkı günümüzde olduğu gibi, Allahın gönderdiği kitabın dışından, o kadar çok hurafelere, rivayetlere inanmışlar ki, Allahın indirdiği din elden gitmiş. İşte onun içindir ki Allah onlara, okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz, onlara yetmiyor mu diyor. Kur’an ın o günkü topluma yeteceğini söyleyen ben değilim, Yüce Rabbimdir.
Hatırlayınız o günün Yahudilerinden bir kısım insanlar, peygamberimize bir konu için danışmaya geldiğinde, Rabbin indirdiği ayet çok düşündürücüdür. Ellerindeki benim gönderdiğim kitaba bakmıyorlar da, sana mı gelip soruyorlar sözleri, çok ama çok düşündürücüdür. Ya bugün bizler Kur’an için neler söylüyoruz? Acaba bizlerde Kur’an yetmez diyerek, o günkü toplumun yaptığı yanlışı yapmaya devam mı ediyoruz? Allah bizleri affetsin.
Gerçekten Kur’an a parçacı yaklaşarak bir ayeti alıp, ona Rabbin hiç bahsetmediği bir anlam verirde, Kur’an bütünlüğünde verdiğimiz anlamı, manayı destekler hiçbir ayet yoksa işte ben o zaman çok büyük yanılgı içindeyim demektir. Şimdide gelin Kur’an dan verdiğim Ankebut 51. ayete delil arayalım, bakalım ben gerçekten Allah ile peygamberimizin arasını açmaya çalışarak çıkmaza mı girmişim, yoksa peygamberimizi HAŞA Rabbimle hüküm vermede eş konuma getirmeye çalışıp, ŞİRK koşanların, yanılgısını ortaya mı çıkarmaya çalışıyorum, gelin bana yapılan bu ithamın cevabını, Kur’an dan arayalım.
Enbiya 10: Andolsun ki, size öyle bir kitap indirdik ki. Bütün şanınız ondadır; Hala akıllanmayacak mısınız?
Ahzab 2: Rabbinden sana vah yedilene uy. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Araf 3: Rabbinizden size indirilene uyun, O'ndan başka velilere uymayın. Ne az öğüt alıyorsunuz.
Araf 185: Göklerin ve yerin hükümranlığına, Allah'ın yarattığı her şeye ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bakmadılar mı? O halde Kur'an'dan sonra hangi söze inanacaklar.
Enam 50: De ki: Ben size, Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım. De ki: Kör ile gören hiç bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?
Ne dersiniz, yukarıdaki ayetler Rabbin Kur’an da bizlere öğüt almamız için verdiği, Ankebut 51. ayetin bugünde bizlere hitap ettiğini, bizlerinde dersler çıkarıp, Kur’an a sarılmamız gerektiğini, bütün şanımızın onda olduğunu, peygamberimizin de yalnız ona uyduğunu anlatmıyor mu?
Allah tüm bu ayetleri indirdikten sonra, Kur’an ın başka bir ayetinde, bu hükümlere tezat bir hüküm sizce verir mi? Elbette vermez, ama bizler yaptığımız yanlışlarla, hurafe inançlarımıza delil aramak adına, kelimelere kendimizce manalar vererek, Kur’an içinde zıtlık- çelişki yaratmaktayız ne yazık ki.
Acaba ben bu ayetleri hatırlatmakla, Yüce Rabbim ile elçisinin arasını mı açmaya çalışıyorum, yoksa atılan iftiraları, İslam a sokulan hurafeleri temizlemeye mi çalışıyorum, bu sorunun cevabını huzuru mahşerde alacağız inşallah.
Kur’an ayetlerine çok daha parçalı yaklaşmanın, büyük yanılgısına örnekler vermek istiyorum. Kur’an dan bir ayet içinden, yalnız bir kelime cımbızlayıp, ayetin verdiği hükümden çok farklı anlamlar günümüzde, ne yazık ki verilmektedir.Verilen bu hüküm, Kur’an ın hiçbir yerinde bahsedilmeyip, açıklaması dahi olmadığı halde, bugün bunlara iman etmekteyiz. Yaptığımız bu hata, hurafe itikatlarımıza sırf delil aramak adına yapılmaktadır. Sizlere iki örnek vermek istiyorum. Bu örnekleri gördükten sonra lütfen düşününüz, acaba ben mi Kur’an a parçalı yaklaşıyorum, yoksa……. Karar sizlerin.
Hatırlayınız Allah Nur suresi 31. ayetinde HIMAR (Örtü) kelimesini kullanarak, ayette kadınların yaka açıklarını yani göğüs dekoltelerini kapatmalarını emretmiştir. Peki, biz ne yapıyoruz? Burada geçen HIMAR kelimesine başörtü anlamı verip, Allahın ayette açıkça göğüs bölgesini örtme emrini verdiği halde, bizler kadının başının örtülme emrini, bu kelimeden cımbızlayarak çıkartıp, inançlarımıza delil yapıyoruz.
Hımar kelimesine, başörtüsü anlamı dahi verseniz, ayette göğsün örtülme emri verilmiştir. Biran şöyle düşünelim, diyelim ki Allah bu ayette kadının saçını örtmesini de üstü kapalı, dolaylı emrediyor diyelim. Çünkü bu düşünceyi savunanlar var. Bu durumda ne yapmalıyız? Hemen bu emrin açıklandığı, örneğinin verildiği başka bir ayet aramalıyız Kur’an da. Çünkü Rabbim Kehf 54. ayetinde, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk diyor. Peki, biz bu yolu ve yöntemi kullanıyor muyuz?
Sorun burada zaten, kadının başını örtme emrini, Kur’an içinden başka delil aramak, her nedense işlerine de gelmemiş. Çünkü Kur’an ın hiçbir ayetinde Allah, kadın saçını örtmelidir diye bir hüküm vermemiştir. Hâlbuki Allah ayetlerini nasıl özelliklerde indirdiğini bakın Nur suresi 34. ayetinde nasıl açıklıyor. Andolsun ki biz size (gerekeni) açık açık bildiren ayetler indirdik diyor. Yine Allah İsra suresi 89. ayetinde yemin olsun, biz bu Kur'an'da, insanlar için her benzetmeden nice örnekler sıraladık. Tüm bu ayetler ne yazık ki görmezden gelip, üstü örtülmüş, geleneği dinselleştirip Allah emri olarak topluma sunulmuştur. Başın örtülme emrine gösterdikleri tek delil, göğüs açıklığının örtülme emrinde geçen HIMAR kelimesine verilen anlamdan kaynaklanmaktadır. Lütfen düşünelim, Rabbim hükümlerini, uymamız gereken kurallarını, böylemi veriyordu Kur’an da bizlere? Bu durumda ben mi Kur’an a parçacı yaklaşmış oluyorum, yoksa kendi inançlarına Kur’an dan delil arayanlar, kelimeleri cımbızlayarak anlam verenler mi Kur’an a parçacı yaklaşmış oluyor? Ne dersiniz?
İkinci örneği vermek istiyorum. Bakara 222. ayetinde Allah, kadın ay halinde iken, cinsel birleşme yapılmamasını, çünkü bu halin kadına rahatsızlık vereceğini söyledikten sonra, bu halin bitiminde temizlendiklerinde, cinselliğin serbest olduğunu söylüyor. Ayetin verdiği hüküm sizce çok açık değil mi? Fakat biz ne yapıyoruz, hurafe inançlarımıza delil aramak için, ayetlerde geçen bir kelimeyi cımbızlayıp kendimize delil kabul ediyoruz. İşte bu ayette de, TEMİZLENDİKLERİNDE kelimesini cımbızlayıp, işte bakın Allah kadını bu haldeyken kirli sayıyor, abdest aldıktan sonra diyor anlamı verilip, bu haldeyken kadının ibadet yapamayacağını, oruç tutamayacağını söylüyoruz. Hâlbuki ayetin anlattığı konu o kadar farklı ki, doğrusu söyleyecek söz bulamıyorum. Kur’an ın hiçbir ayetinde, kadın ay halinde kirlidir demez. Hiçbir zaman kadın ay halinde ibadet edemeyeceği konusunda da, tek bir hüküm dahi vermemiştir.
İşte Kur’an a parçalı yaklaşmak böyle olur, hem de bir kelimenin ardı sıra anlam verip, Rabbin kitabında asla hüküm vermediği, bahsetmediği, açıklık getirmediği bir inanç, işte böylece ortaya çıkartılıyor. Ne dersiniz, ben mi Kur’an a parçalı yaklaşarak, Rabbim ile elçisinin arasını açıyorum çıkmaza giriyorum, yoksa kelimelerin ardı sıra, anlamlar verenler ve bunlarda peygamberimizin din adına hükümleridir, diyenler mi Rabbim ile elçisinin arasını açmaya çalışıyor?
Bir örnek vermek istiyorum Kur’an dan. Allah mahşer günü, Hz. İsa peygamberimize soracağı soruyu, şimdiden bizlere ibret olsun diye hatırlatıyor ve diyor ki. Yoksa sen mi Allahın oğlu olduğunu söyledin ümmetine diyor. Hz. İsa da cevap veriyor. HâşÃ¢ Rabbim ben söylemiş olsaydım, bunu sen bilirdin diyor.
İsterseniz bu ibretten gelin bizler ders çıkartalım. Mahşer günü Yüce Rabbim, yukarıda verdiğim iki örneği hesabın görüleceği, peygamberlerinde şahit olarak geleceği o gün, elçisine elbette soracaktır. Resulüm, kadının saçları açık gezmesi HARAMDIR, kadın ay halindeyken Rabbin huzuruna durup namaz kılması, oruç tutması da HARAM kılındığını sen mi söyledin, diye elbette soracaktır. Şimdi kendimize bu sorunun cevabı ne olabilir diye, kendi nefsimizde, Kur’an ışığında Allahın verdiği örnek ayetleri de düşünerek, isterseniz düşünelim. Acaba Allah hükümlerimi açık, detaylı, sizlerin anlayacağınız şekilde, değişik örnekler verip, gönderdim dedikten ve aşağıdaki ayetleri bizlere ilettikten sonra, peygamberimizin cevabı bu sorulara ne olabilir dersiniz?
İsra 89: Muhakkak ki biz, bu Kur'an'da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.
Kehf 54; Yemin olsun, biz, bu Kur’an'da, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk. İnsan ise varlığın, tartışmaya en çok tutkun olanıdır.
Zühruf 44: Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.
Yorum ve karar sizlerin. Gerçekten birileri Allah ile elçisinin arasını açmaya çalışıyorlar, bunların kimler olduğunu yalnız Rabbim bilir. Gerçi Allah ile elçisinin arasını kimse açamaz, çünkü yapılan her şey kayıt altındadır.
Bizlere düşen Rahmanın sözlerini dikkatle, hiçbir etki altında kalmadan anlamaya çalışmak, üzerinde düşünmek olmalıdır. Bu çabayı gösterenlerin tüm gerçekleri göreceği müjdesini Rabbim, çok şükür bizlere veriyor. Onun için gelin hep birlikte Kur’an ın ipine sarılıp, onu anlayarak bolca okuyalım.
Kur’anı sen anlayamazsın diyenler, bizleri yanlışa yönlendirip, peygamberimize iftira atanlardır. Çünkü Allah kullarına gönderdiği rehberini, yemin ederek kolaylaştırdığını birçok kez söylüyorsa bizlere, iddia edildiği gibi, anlaşılması zor bir rehber gönderip, daha sonrada bu kitaptan asla hesap sormaz, bunu da unutmayalım.
Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
|
|
|
| İslam ı bu hale getirenler, Rahman a hesabını vereceklerdir. |
|
Yazar: halukgta. - 09-22-2011, Saat: 07:21 PM - Forum: İslam
- Yorumlar (1)
|
 |
Hani bir söz vardır, minareyi çalan
kılıfını hazırlar derler. İşte bir arkadaşımız öyle bir yazı yazmış ki, ne
yazık ki Kur’an dan uzaklaşmış hurafe ve bit atlarla dolu bir inancın korunması
adına, Rabbin rehberine uymayan, ona tamamen ters fikirlerle, bu inanca kılıf
arama çabasında olduğuna üzülerek şahit oldum.
Yazısının başlığı maksatları dini tartışılır
hale getirmek ti. Hâlbuki tartışma konusu yapmak dahi istemediği konu, apaçık
Kur’an ve Rabbin ayetleri değil, onun yanında rivayetlerle gelen, Kur’an da
bahsi dahi geçmeyen yüzlerce hükümlerin, akıl ve mantık kabul görmese dahi, onu
yaşamamız kabul etmemiz gerektiğini savunması. Elbette herkesin sözleri kendisini bağlar, benim
çabam Kur’an ile uyarmaktır o kadar.
Okuduğum yazıdan çok fazla örneğe gerek
yok sanırım, arkadaşımız bakın Kur’an için ne söylüyor. İslamiyet akıl ve
mantık dinidir diyenlere.
(“İslamiyet akıl mantık dinidir.â€
Hâlbuki İslamiyet vahiy dinidir; Cenab-ı Hakkın, Peygamber efendimize vah
yettiği, bildirdiği bize de, Peygamber efendimizden, Eshabından ve İslam
büyüklerinden nakledilerek gelen dindir. Bunun akla, mantığa uygunluğu tartışma konusu yapılamaz. Yapılırsa, ortaya
atılan din değil, o kimsenin düşüncesi olur.)
Acaba gerçekten İslamiyet yani Kur’an ın
emirleri, akla, mantığa düşünmeye bizleri yönlendirmiyor mu? Gelin isterseniz
bunu da Rabbin rehberine soralım. Bakalım ayetlerini indiren Rahman, siz
anlayamazsınız, onun için düşünmeden kabul edin mi diyor, yoksa ayetlerin
sonunda bizleri düşünmeye, aklımızı kullanmaya mı yönlendiriyor.
(Hâlâ düşünmüyor musunuz?",
Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz, Öğüt alan yok mudur, Yemin olsun ki, biz, Kur’an'ı
öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var, Ayetleri size açık-seçik
bildiriyoruz ki, aklınızı
işletebilesiniz. Allah, ayetleri size işte böyle açıklar ki, derin derin düşünebilesiniz.)
Ne
dersiniz, bakın Yüce Rabbim ne diyor, minareyi çalanlar ise nasıl bir kılıf
bulmuşlar yalanlarına, kimse itiraz etmesin diye. Elbette sultanlıklarını
sürdürmek için, her şeye başvuracaklardır, ama başvurdukları içinde Kur’an ı
anlayarak okumak ne yazık ki yok. Çünkü Kur’an ı bizler anlayamayız, onu veli insanlar
anlar diyerek, bizleri Kur’an ı anlayarak okumaktan uzaklaştırıp, velilerin
yazdığını söyledikleri, ciltlerce dolusu fıkıh kitaplarına muhtaç
etmektedirler. Yazıda bu konuda özellikle işlenmekte.
Düşünebiliyor
musunuz, Rabbim in tüm cihana rehber ve hesabın sorulacağı kitap olarak
gönderdiği Kur’an, hiçbir dile çevrilemiyor, herkes anlayamıyor, ama işin ilginci
fıkıh kitaplarını yazan ya da veli kişilerin kitapları anlaşılıyor, öylemi
dostlar. Bunun hesabı ve Rahmana
yapılan bu saygısızlığın cezasını, düşünmek bile istemiyorum.
Allah elçisini görevlendirmiş ve
vahyettiklerinide kayda geçirip, bizlere iletmesini emretmişti. Kayda geçirilmeyen
yani Kur’an da olmayan bir hükümden de sorumlu olacağımızı söylemek, Allahın
sizleri bu kitaptan sorumlu tutuyorum, hesabınızı bu kitaptan vereceksiniz
sözlerine uymadığı halde, nasıl olurda beşerin sözlerine delil aramak adına, bu
ve buna benzer yüzlerce ayetleri görmezden gelir, üstünü örteriz? İşin önemini
anlatmak için de Rabbim, görevlendirdiğim elçim, eğer vah yettiklerimize bir
söz ilave etmiş olsaydı, buda Allah katındandır deseydi, onun canını alırdık
diye de bizlere konunun ciddiyetini anlatmıştır. Tabi anlayana, anlamak
isteyene.
İslam dini rivayetlerle, İslam
büyüklerinden geldiğini söylediğimiz din değildir. Din
Allahın Kur’an da emrettiği, apaçık arı duru katkısız dindir. Çünkü Hem Allahın elçisi, hem de ashabı, yalnız
ve yalnız Kur’an a uymuş ve onu yaşamış tebliğ etmiştir. Bugün bizlere ulaşan
onca bilginin, bahsettiğimiz kişilere ait olup olmadığından dahi emin
olmadığımız halde, nasıl olurda hiç tereddütsüz, Kur’an ile karşılaştırmadan,
bunları kabul eder iman ederiz, bunu çok iyi düşünmeliyiz.
Allah Kur’an ayetleri üzerinde
düşünmemizi, akıl yürütüp öyle kabul etmemizi istemesine rağmen, beşerin
rivayetleri üzerinde düşünmeden, akıl mantık zinciri kurup, Kur’an ile
karşılaştırmadan kabul edilmesini söylemek, Allahın dinine uymadığı gibi, bunu
söyleyenlerin mutlaka sakladıkları, gizlemeye çalıştıkları bir şeyler var
demektir. Son pişmanlık fayda etmez onu da unutmayalım. Allah emin olmadığınız
bilgilerin ardına düşmeyin, sizleri sorumlu tutarım diyorsa, aklını
kullanmayanlara, düşünmeden iman edenlere, başka sözüm olamaz. İmtihanda
olduğumuzu söylüyorsak, aklını kullanmadan imtihan olamayacağımızı da
bilmeliyiz.
Arkadaşımızın yazdığı sözler, günümüz
İslam ın ne halde olduğunu gösteriyor bizlere. Rivayetler yoluyla gelen bilgiler
için bakın ne söylüyor.
(Bunun
akla, mantığa uygunluğu tartışma
konusu yapılamaz.)
Düşünebiliyor
musunuz, Rabbim Kur’an da gönderdiği ayetler için, düşün aklını kullan diyor,
ama rivayetler yoluyla gelen beşeri sözler hakkında, akla mantığa uygunluğu
tartışma konusu bile yapılmaz diyor. İşte içinde yaşadığımız İslam ın bu hale
gelişinin ana nedeni.
Dostlar, kardeşlerim bu Dünya hayatı
bizlere çok uzun gibi geliyor. Düşünmeyi, aklı bir kenara koyduğumuz içinde,
şeytanın ve şeytanlaşmış beşerin vesveselerine kanıp, bir oyana bir bu yana
savrulup gidiyoruz. Ömür boşa geçiyor. İşin kolayını bulmuş, kendi imtihanımızı
başkalarına havale etmiş, güzelim hayatımızı boşa geçiriyoruz. Uyanalım,
kendimize gelelim. Ömrümüzün sonuna geldiğimizde, pişmanlığımız artık fayda
etmeyecektir. Hesap günü Rahmanın huzurunda yüzlerimizin AK olmasını isteyen,
Kur’anın ipine sarılır.
Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
Sayın yönetici birkaç haftadır sitenize giremiyorum. Yeni şifreler meyil adresime gelmesine rağmen, şifreler kabul edilmiyor. Sanırım sitenizde bir sorun var. Bende eski nik ismime bir nokta ekleyerek yeni üze oldum. Bu sorunumu gidereceğini zi umarım.
Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
|
|
|
| Neyse... |
|
Yazar: permatik - 09-21-2011, Saat: 11:45 PM - Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
- Yorumlar (4)
|
 |
“-Baba elektriği Edison mu bulmuş yoksa Tesla mı? Tam anlayamadım ben. Kafam karıştı ya..â€
Bu soruyu soran 6 yaşındaki çocuk, benim kızım. Bu soruyu gerçekten sordu. Gerçekten 6 yaşında. Gerçekten çocuk. Gerçekten benim. Ve gerçekten o bir kız..
Funda 4 aylıkken ailecek gittiğimiz bayram ziyareti dönüşü trafik kazasında annesini kaybetti. Ben de karımı… Karım “Gitmeyelim!†demişti. Sevmezdi babamı. Hoş.. Ben de bayılmıyordum babama. Ama işte bayramdı gitmek gerekirdi. Sonrasında “Alkollü kullanma!†demişti. Sevmezdi alkolü. Hoşâ€¦ Ben de o zamanlar bayılmıyordum alkole. Ama işte arkadaşlar vardı, içmek gerekirdi. Hiç dinlemedim Kübra’yı. Funda doğmadan 9 ay kadar önce de “Yapmayalım!†demişti. Şimdi kızım bu soruyu sorunca Kübra’nın yine haklı olduğunu bir kez daha anladım. Öldü.. Ama hâlâ bir şekilde haklı çıkmaya devam ediyor.
“-Yavrum şu Edison: http://tr.wikipedia.org/wiki/Thomas_Alva_Edisonhttp://tr.wikipedia.org/wiki/Thomas_Alva_Edison Şu da Tesla:http://tr.wikipedia.org/wiki/Nikola_Teslahttp://tr.wikipedia.org/wiki/Nikola_Tesla “
Neyse ki yan odadan chat vasıtasıyla sormuştu soruyu. Linkleri atıp oyalıyordum. Bazen tatmin oluyordu, bazen de…
“-Onları okudum ben ya. Kesin bişey yok orda..â€
…Gibi tepkiler verebiliyordu.
“-Ben de “kesin bişey yok†diye biliyorum zaten.â€
“-ok öpt kib.â€
Böyle bir kıza baba olmak normalde çok zor. Bir de eğer siz 35 yaşınıza kadar bir futbol topu peşinde koşmaktan okuyup kendinizi geliştirmeye fırsat bulamadıysanız iyice eziliyorsunuz. Ama sizin tuzunuz kuru tabi. Burada ezilen söz konusu şahıs ben oluyorum.
Kadınlara bir sır vermek istiyorum: “Erkekler ağlar..†Ama içeri doğru. Bizde özel bir gözyaşı kanalı olduğunu düşünüyorum. Pipimize kadar uzanıyor. Sonra ordan pırt!.. Her şey pipide bitiyor zaten. Bir de şey derler.. “Erkekler yalnızken hep ağlarlarmış. Birileri varken hiç ağlayamazlarmış.†Yalan. Yani, yanımda şu an 19 yıllık arkadaşım Yasin var (ben ona kısaca “Yağsin†diyorum.) ama dışarı doğru ağlayamamamın onunla bir ilgisi yok. Yasin salaktır. Hem de benden daha salak. O kadar salak ki duyguları bile yok. Şimdi ben dışarı ağlasam “Hacı gözün sulanmış ya bi doktora gidek mi?†der. Burda 25 saattir niye oturduğunu da bilmiyorum. 19 yılda konuşulacak her şeyi konuştuk aslında. Ona 6 yıl önce ölen karımı hâlâ unutamadığımı, Funda’yı iyi bir şekilde yetiştirecek kadar donanımlı bir baba olamadığımı, hatta ortalama düzeyde bir baba bile olamadığımı, Kübra’nın “yapma!†dediği her şeyi yaptığım için bir köpek gibi pişman olduğumu, 20 yıldır biriktirdiği parayı işsiz güçsüz bir şekilde alkole ve kızına yediren, geleceğini hiç düşünmeyen ezilesi bir ot olduğumu, bu sebeplerden dolayı şu an gözyaşımı pipimden akıttığımı anlatamam. Çünkü anlayamaz ki.. O yüzden kucağımda laptop, bir yandan buraya pipimdeki sızıya neden olan o acı dolu geçmişi yazarken, bir yandan da yaşının insanı olamayan hayvan Funda’nın üst düzey sorularından kurtulmanın bir yolunu arıyorum.
Yasin’den başka da kimse yok aslında. Bir insanın yanımda bulunması bazen iyi oluyor. Ama çoğu zaman gereksiz oluyor. Alkol yüzünden neredeyse hiç dostum yok. Benim sadık yarim Yeni Microsoft Word Belgesi’dir. Neyse..
|
|
|
| "Beylerin Şehri" |
|
Yazar: ÇiLeK - 09-21-2011, Saat: 11:03 PM - Forum: Kişisel Aşk Yazıları
- Yorumlar (1)
|
 |
BEYLERİN ŞEHRİ
Yokluğun dolmuyor
Kalbimdeki yerine kimseyi sığdıramıyorum
Gel sök al şu kalbimi
O attıkça ben acı çekiyorum
Aşk-ı aşksız sende yaşıyorum
Dayanamıyorum bu sancıya yoruldum
Bugün yine ordaydım o gölün kenarında
Hatırlıyormusun ? sevgilim
Bu şehirde yaşıyabilirmisin demiştin bana
Evet yaşabilirdim
Şimdi senin yokluğunda bu koca şehre sığamıyorum ben
Bak faydocuda orda binelim demiştin ya bende binmemiştim.
İşte sizin kasabaya giden son arabada kalktı
Benim yanına gelmeye gücüm yok, gelsem ne ki bakmasın tanımazsın beni
Orda ki bir tüfekle vursan beni
Son bulsa bu yürek sızım
İsyanlarım
Güneş batıyor beylerin şehrinde hergün battığı gibi batıyor dimi
Acaba şimdi balkona çıkıp sende aynı noktaya bakıyormusundur
O sigaranı çekiyormusundur içine
Benim şu havayı ciğerlerime doldurduğum gibi
Ağlamak istiyorum
Haykırmak istiyorum
Kayıklara
Göle
Gökyüzüne, kuşlara, balıklara herkese haykırmak
Şu göle bırakmak istiyorum yorgun bedenim
Belki gelirde kurtarırsın beni
Beylerin şehrinde yazıyorum sana bu satırları
Günlerden pazartesi haftanın ilk günü
Aylardan eylül
Sonbaharım
Günde bitti ikimiz bu beylerin şehrinde birlikte izleyecektin güneşâ€™in doğuşunu batışını
Olmadı sen hayallerde sen düşlerde kaldın sevgili
Adım atsam gelebilirim sana aramızda sadece 30 km var
Oysa aramıza yabancılık girdi bizim km değil
Gelsemde “ seviyorum hala “ desemde
Boş bilirim
Ha duvara ha şu karşımda ki göle konuşmuşum ne farkeder ki !
Ben bu bankta yalnızım
Senin şehrinde ölmek isterdim senin kollarında
Nasipten öteye gidiliyormuş …
Bir kez sessini duymama izin verseydin
Vermeyeceğini bildiğim için elim telefona bile gitmiyor artık
Ebru gündeş diyor ya ;Başımın ucunda tek kelimelik ayrılık
Büyük harflerle sessizce çıkmış gitmiş
Elinde tuttuğun karar bense sanık
Cezam müebbet aşk tek sorun yalnızlık
Biraz kızıl biraz mavi
Yalnızlığın asil rengi
Gün batmadan dönsen bari
Keşke dedim duymadın mı
Şimdi bu beylerin şehrinde gitme vakti son biletim elimde
Nefesim son kez ver nefesini son şehre belki hisseder
Zor biliyorum artık hissedemez O
Bir avuttu bende ki
Ona iyi bak bey(şehir)
ÇiLeK
|
|
|
| Bugün Doğanlar 20.09.2011 |
|
Yazar: sıla - 09-20-2011, Saat: 12:45 PM - Forum: Astroloji
- Yorumlar (1)
|
 |
Kişisel yapılarını ortaya koyacak işlerden hoşlanırlar. Arkadaşları arasında farklı yönleri ile dikkat çekerler. Büyük bir inandırma yeteneğine sahiptirler. Onlara yaklaşmak çok zordur. Cesur ve deneyimci yapıları vardır.
|
|
|
| Balık 20.09.2011 |
|
Yazar: sıla - 09-20-2011, Saat: 12:43 PM - Forum: Balık
- Yorumlar (1)
|
 |
Sevdiğiniz kişi sizin bazı planlarınızı paylaşmaya hazır değil. Tutku halinde yaşadığınız niyetiniz ile sevgiliniz arasında seçim yapmak zorunda kalmanız mümkün. Bunu onunla konuşacak, ama biraz geç kaldığınızı göreceksiniz. İşinizle ilgili bazı sorunlarınızdan kurtulmak için bütün yapmanız gereken, kendi inisiyatifinizi kullanarak ve kimseden bir yardım veya teşvik beklemeden harekete geçmektir. Yeni harcamaların kaçınılmazlığı, yeni bütçe hesaplarını gerektirecek.
|
|
|
| Kova 20.09.2011 |
|
Yazar: sıla - 09-20-2011, Saat: 12:41 PM - Forum: Kova
- Yorumlar (1)
|
 |
Aşk ilişkiniz günbegün çıkmaza gidiyor. Yapabileceğiniz bir şey kalmadı. Kangren olmuş bu ilişkiden uzaklaşın. Eğer yalnızsanız bir önceki ilişkinizin etkilerini hissetmeye devam edebilir, yeni bir ilişki için kendinizi hazır hissetmeyebilirsiniz. İş deneyiminiz herkesçe takdir ediliyor, ama yenilikleri yeterince takip etmemeniz sizin aleyhinize olabilir. Sadece deneyimin yeterli olmadığının siz de farkına varın. Size borcu olan kişiyle konuşmanızda fayda var. Paraya ihtiyacınız olacak!
|
|
|
| Oğlak 20.09.2011 |
|
Yazar: sıla - 09-20-2011, Saat: 12:40 PM - Forum: Oğlak
- Yorum Yok
|
 |
Aşk hayatınızla ilgili sorunlarınızı içinize attığınız, biriktirdiğiniz için, bunlar krizler halinde kendini gösteriyor. Oysa ki problemleri yaşandığı anda çözmeye çalışmanız mutlu olmanızı sağlayabilir. Mesleğinizle ilgili karar vermeniz gereken bazı durumlardan kaçınmaya çalışmanız işe yaramıyor. Olaylarla yüzleşmeniz gerektiğini görmelisiniz. Yoksa, kaybetmek istemediğiniz şeylerin parmaklarınızın arasından süzülüşünü seyretmeniz kaçınılmaz olur. Bir karar verin.
|
|
|
| Yay 20.09.2011 |
|
Yazar: sıla - 09-20-2011, Saat: 12:38 PM - Forum: Yay
- Yorum Yok
|
 |
Aşk hayatınızda meydana gelen uyumlu gelişmeler sizi çok sevindirecek. Tanışacağınız zarif ve hoş bir insanın etkisi altında kalarak yeni maceralara atılabilirsiniz. İşinizde sözle takdir ediliyorsunuz, ama parasal karşılığından memnun değilsiniz. İdeal bir ortaklık yapmanız şartıyla yeni atılacağınız iş konum ve statü olarak durumunuzu değiştirebilir. Korktuğunuz ödemelerin günü yaklaşırken, önümüzdeki günler içinde de yeni masraflar görünüyor. Günün yorgunluğunu spor yaparak atın.
|
|
|
|