:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 16,695
» Son Üye: floralpops
» Toplam Konular: 98,587
» Toplam Yorumlar: 1,065,567

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 147 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 142 Ziyaretçi
Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot, Yandex

Son Aktiviteler
Bir Demet Söz
Forum: Güzel Sözler
Son Yorum: SunSet
05-07-2026, Saat: 11:22 AM
» Yorumlar: 70
» Okunma: 10,460
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 36
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 33
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 59
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 56
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 54
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 73
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 115
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 202
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 377

 
  Tacize karşı çocukları nasıl eğitmeli
Yazar: sıla - 04-22-2011, Saat: 01:58 PM - Forum: Kadın Özel Diğer - Yorumlar (1)

[SIZE="3"][COLOR="DarkRed"]Mahkeme kayıtlarına göre son 15 yılda ülkemizde 21 bin çocuk tecavüze uğradı. Tecavüzden sadece onda biri mahkemeye yansıyor. Çokcukları korumak için sadece adli tedbirler değil onları bilinçlendirmek de şart!
Araştırmalara göre çocukların en çok tacize uğradığı yaş aralığı 4-11. Bu dönemde onlara daha çok dikkat etmeniz gerekiyor.
Ama onları nasıl koruyacağınızı bilmiyorsanız kaçınılmaz sonucu çocuğunuz da yaşayabilir. Pedagog Adem Güneş, yeni çıkan 'Çocuklarda Mahremiyet Eğitimi: Labirent' adlı kitabında, ebeveynlerin korkulu rüyası haline gelen bu soruna karşı ne gibi önlemler almaları gerektiğini anlatıyor. 'Anadolu pedagojisi' diye adlandırdığı 'mahremiyet eğitimi'ni ebeveynlerin mutlaka öğrenmelerini tavsiye ediyor.
Adalet Bakanlığı'nın, mahkeme kayıtlarına dayanarak hazırladığı rapora göre 1992-2007 yılları arasında ülkemizde 21 bin çocuk (tacize değil) tecavüze uğramış. Oysaki pedagog Adem Güneş, yaşanan her 10 tecavüz olayından sadece birinin mahkemeye intikal ettiğini söylüyor. Çocuklara yönelik cinsel suistimal, bir çocuğun hayatında yaşayacağı en büyük travmalardan biri. Akla karayı bilmediği bir dönemde güvendiği, sevdiği insanlardan zarar görmek onun duygu dünyasını altüst ediyor, ruhunda derin yaralar açıyor. Buna rağmen ne anne-babalar ne de gerekli kurumlar konunun vahametini kavramış değil.
Okulda verilen cinsel eğitimin ise Güneş'in araştırmalarına göre ciddi anlamda olumsuz sonuçları var. Güneş, "Cinsellik, çocuğun özel dünyasıdır. Bu dünyanın sınıf ortamı gibi kalabalıklarda genele açılması onun sınırlarını ayarlayamamasına neden olur. Okullarda ve kalabalık bir grup içinde hangi çocuğun, hangi oranda cinsel bilgiyi sindirebileceği önceden kestirilemez.
Örneğin istimna (mastürbasyon) hakkında hiçbir şey bilmeyen bazı çocukların, derste bu konuyu gördükten sonra merak edip başladığına dair yaşanmış örnekler var. Ayrıca böyle bir ortam çocuğun utanma duygusunu zedeler. Cinsel eğitimi verecek kişinin ruhu, çocuğun ruhuyla özdeşleşmiş bir ruh mu, yoksa negatif bir etki oluşturacak bir ruh mu? Bu da önemli bir sorun. Babanın ruhu bile çocukta aksi tesir oluşturuyorsa siz okulda rastgele bir öğretmeni karşılarına çıkarıp bu eğitimi verdiremezsiniz.
Örneğin erkek çocuklara mahremiyet eğitimi vermek için dayılar bu konuda en uygun isimlerden biri. Yine erkek çocuklarda abi de çocukta birtakım hayal kırıklıklarına neden oluyor. Çünkü çocuk abisinden bu tür bilgileri duymak istemiyor. Kaldı ki, böylesi konuları sınıf ortamı gibi genel açık bir yerde duymak çocuk ruhunu incitiyor. Çok somut örneklendirir isek, geçenlerde bir kız çocuğu okulda aldığı cinsel eğitimden hemen sonra ablasına gelerek anne ve babasına karşı tiksinti hissettiğini söylemiş. Rica ederim olur mu şimdi böyle, ulu orta çocukları bir araya toplayıp onlara en mahrem konular hakkında bilgiler sunmak?" diyor.
Peki çözüm ne? Adem Güneş, 'Anadolu pedagojisi' olarak adlandırdığı ve ailede verilmesi gereken ama günümüzde unutulan, anne-babaların ihmal ettiği ya da önemsemediği 'mahremiyet eğitimi'ni öneriyor. Güneş, 'mahremiyet eğitimi' ile 'cinsel eğitim'in iki farklı kavram olduğunu söylüyor ve aralarındaki farka ebeveynlerin dikkat kesilmesini istiyor. Cinsel eğitim, bir grup çocuğa topluca verilir. Halbuki mahremiyet eğitimi kişiye özeldir. Adem Güneş, uzun yıllardır Avrupa'da çocuklara yönelik şiddet ve suistimaller konusunda çalışan bir uzman. Henüz bir yıldır Türkiye'de yaşıyor. Gelir gelmez, karşılaştığı suistimal rakamları ve yetersiz uygulamalar karşısında üzüldüğünü anlatıyor. Anne ve babalara da bir uyarıda bulunuyor: "Mahremiyet eğitimi ya da Anadolu pedagojisini mutlaka öğrenin."
Cinsel suistimale karşı çocuklar nasıl eğitilmeli?
Adem Güneş'e göre, öncelikle çocuklara 'temel davranış refleksi' kazandırılması gerekiyor. Yani, çocuğa yönelik anormal davranışlar karşısında çocuğun ani bir refleks halinde kendisini koruması öğretilmeli. 4-7 yaş dönemi bu eğitim için çok önemli. Temel davranış refleksine, eskiler 'haya duygusu' adını veriyor. Peki bir çocuğa bu refleks nasıl kazandırılabilir?
Çocuğunuz üzerini çıkartırken ondan izin alın
Bunun mahremiyet eğitimindeki adı 'bedenim bana aittir' bilinci oluşturmak: Bedeninin kendisine ait olduğu hissini kazanamayan çocuk, çok rahatlıkla tacize uğruyor. Çünkü herkesin bedeni üzerinde bir şeyler yapabileceğini düşünüyor. Bu nedenle çocuğun altı değiştirilirken, çocuğa saygısızca ve hırçınca davranarak ve hatta zorla yatırarak altını değiştirmemeli ya da çocuğun üzerini çıkartırken ondan izin almalı! 'İstersen atletini çıkartayım, çok terlemişsin kızım' şeklinde cümleler kurmayı ihmal etmeyin. Güneş, "Çocuk başlangıçta kendisinden neden izin alındığını anlayamaz. Ama ilerleyen zaman içinde, kendisinden izni alınmadan bedenine yapılacak müdahaleleri hisseder ve bundan rahatsız olur." diyor.
Severken bile onun rızasını gözetin
'İzin verirsem dokunabilirsin' bilinci: Çocuğunuzu severken bile 'seni öpebilir miyim?' diye müsaade isteyin ki, bu bilinç oluşsun. Çocuğa herkesin izinsiz dokunması; öpmesi, mıncıklaması vs. bedenini koruma refleksini kırıyor.
Dört yaşından itibaren genital bölgesine mümkün olduğunca dokunmayın
'Dokunulması yasak olan yerlerim' refleksi: Anne-babalar, banyo ya da alt temizliği nedeniyle çocuğun sıkça genital bölgesine dokunuyor.
4 yaşından itibaren mümkün olduğu ölçüde bunu yapmamaya gayret edin. Eş-dost ve akrabaların da, çocukların genital bölgesine dokunarak ya da vurarak sevmesine de izin vermeyin.
Çocuğunuzu yaka-paça eve sokmaya çalışmayın
Fiziksel baskıya direnme refleksi: Çocuğunuza, fiziken sizden güçsüz olduğunu asla hissettirmeyin. Mesela yaka paça eve sokmayın, itip kakmayın, zor kullanmayın. Sevgi gösterileri sırasında ise oyun oynamak için sizden kaçan çocuğu köşeye sıkıştırmayın. Siz onu sevdiğinizi düşünebilirsiniz ama çocuk bu sırada kendisinden büyük birinden kaçamayacağını hafızasına yazıyor. Araştırmalara göre, cinsel suistimale uğrayan çocukların birçoğu çırpınmanın ve o anda kaçmanın çözüm olmadığını düşündüğü için kaçmayı denemiyor.
Evde çıplak dolaşmasına izin vermeyin
'Vücudum görünmemeli' hissi: Dört yaşından itibaren çocuğunuzu ev içinde çırılçıplak dolaştırmayın. Giysilerini kendisinin giyip çıkartmasına izin verin. Kendisini başkalarının yanında çıplak görmeye alışkın olmayan çocuk, elbisesinin birileri tarafından çıkartılmasından ciddi rahatsızlık duyar.
Çocuğunuzla birlikte banyo yapmayın
'Banyoda çıplak olunmaması' bilinci: Bazı anne babalar, bebeklikten itibaren çocuklarıyla birlikte yıkanır. Dört yaşından itibaren buna son verin. Ona banyo yaptırırken de üzerinde mutlaka alt çamaşırının olmasına dikkat edin. 7 yaşından itibaren ise mutlaka ve mutlaka çocuğunuzun genital bölgesini başkalarının; eş, dost, akraba görmemesine özen gösterin.
Çocuğunuz tuvalet ihtiyacını giderirken yanında durmayın
'Tuvalette benden başkası olmamalı' bilinci: Çocuğunuza dört yaşından itibaren tuvalet ihtiyacının yalnız başına giderilmesi gereken bir durum olduğunu öğretin. Yanında durmayın. Korktuğunu söylese bile onu ihtiyacını yalnız gidermesine alıştırın.
Başkalarının yanında üst-baş değişimi yapmayın
Soyunma ve giyinmede yalnızlık ilkesi: Temel davranış refleksinin kazandırılmasında çocuğun kıyafetlerini yalnız başına giyip çıkarması büyük önem taşıyor. Dört yaşındaki bir çocuk yalnız başına kıyafet giymekte zorlanabilir. Bu durumda anne ya da baba başka bir odada ona yardımcı olmalı. Asla salonda başkalarının yanında üst-baş değiştirilmemeli.
Onun özel dünyasına saygıyla yaklaştığınızı hissettirin
'İzin verirsem kabul edilirsin' ilkesi: Anne-babalar, çoğu zaman çocuklarının bir birey olduğunu unutuyor ve farkında olmadan ona kendi tekelindeki bir mal muamelesi yapıyor.
Buna göre özellikle 7 yaşından sonra çocuğunuzun odasına izin almadan girmeyin. Mesela onu odasında üzerini giyerken gördüğünüzde, özel dünyasına saygıyla yaklaştığınızı hissettirin ve özür dileyip kapısını kapatın. Çocuk, odasının kendisine özel olduğunu anlamalı ve izin vermeden kimsenin giremeyeceğini bilmeli.
***
Taciz yaşayan çocuk nasıl anlaşılır?
- Cinsel suistimale uğrayan çocuğun kaybettiği en önemli duygu; 'güven'... Güven kaybı insan yaşamında oldukça önemli. Böyle bir küçük kız çocuğu ise, içe kapanır, kendini sorgular, kendini suçlu hisseder, depresif olur, erkek çocuğu ise kimlik bunalımı geçirir. Kendisinin hâlâ erkek olduğunu ispat etmeye çalışır, anlamsız 'maço' davranışlar sergiler, agresif bir hale bürünür. Böyle bir durumda kalan çocuğun en önemli ihtiyacı güven duyabileceği bir eldir. Bunun için Avrupa'da birçok ülkede taciz yaşayan çocuklar için özel 'güven kazandırma merkezleri' bulunuyor. Çocuk burada yeniden hayata tutunup daha sonra travma sonrası terapiye alınıyor. Maalesef ülkemizde ne "güven merkezleri" ne de "travma sonrası terapi merkezleri" gerçek anlamda işlemiyor.
- Erkek çocuk da kız çocuk da oyun arkadaşı olarak erkeklerle oynamayı tercih eder. Suistimalin, erkek çocuklarda bıraktığı en derin iz, kimlik bunalımıdır.
- Erkek çocuk güç kazanmak, kız çocuk güçlüye sığınmak ister.
- Kız çocuk, kimliğini değiştirtme eğilimindedir. Geçmişine ait bütün izleri üzerinden atmaya ve silmeye gayret eder.
- Suistimale uğrayan çocuklar, geçici hafıza kaybına uğruyor. Hayatının ilerleyen dönemlerinde geriye dönüp baktığında küçüklüğünün o günlerini hatırlayamıyor.[/COLOR]
[/SIZE]

Bu konuyu yazdır

  Anne ile kızı arkadaş olmalı mı?
Yazar: sıla - 04-22-2011, Saat: 01:51 PM - Forum: Anne ve Bebek - Yorumlar (10)

Uzmanlara göre anne ile kızı arkadaş olmamalı, arada mutlaka bir sınır bulunmalı. Bunun çok önemli bir nedeni var.

[SIZE="3"][COLOR="Olive"]Uzmanlara göre anne ile kızı arkadaş olmamalı, arada mutlaka bir sınır bulunmalı. Bunun çok önemli bir nedeni var.
Son yıllarda ergenlik çağında kızı olan annelerden 'Ben çocuğumla arkadaş gibiyim' cümlesini sıkça duyuyoruz. Oysa uzmanlara göre; 'anne ile kızı' arkadaş olmamalı, arada mutlaka bir 'sınır' bulunmalı. Neden mi? Çünkü bu durumda genç kız her şeyi yapabilirim' şeklinde yanlış bir düşünceye kapılarak telafisi zor olan hatalı davranışlar sergileyebiliyor.
Uzmanlar, "Kızınızla 'arkadaş olmayın' sadece iyi iletişimi olan anne-kız olmaya çalışın" diyor. Ergenlik dönemindeki bir genç kız, annesini sıkıntılarını ve mutluluklarını paylaşacak kadar yakınlık hissedebilir. Fakat burada sınır ihlali yapmamasını ve sizin bazı durumlarda izin veren merci olduğunuzu mutlaka hatırlatmanızda yarar var. Çünkü arkadaş, aynı haklara sahip akran anlamına da geliyor. Ancak bu durum, ilişkide çeşitli riskleri de barındırıyor. Annelerin bu riskleri göz önüne alarak kızıyla olan ilişkilerini yeniden düzenlemeleri gerektiğini belirten Acıbadem Maslak Hastanesi'nden Çocuk ve Genç Psikiyatristi Dr. Arzu Önal anne-kız arkadaşlığının ne tip sorunlara yol açabileceği konusunda şunları söylüyor:

Sınır tanımaz, istediği herşeyi yaşar
Arkadaşlık ilişkisi kurmak ergenlik çağındaki genç kızda "Eğer annemle arkadaşsak ben de istediğim saatte eve gelebilirim, istediğim saatte yatabilirim. Ders çalışıp çalışmamaya ben karar verebilirim" gibi ucu açık durumlara neden olabiliyor. Ayrıca, sevgilisi, kıyafeti ya da gitmek istediği yerler konusunda sizi babasına karşı kullanabiliyor. Siz de ilişkinizin bozulmaması için kızınızın suç ortağı noktasına gelebiliyorsunuz.
Otorite kurmaya kalkarsanız, sizi cezalandırır
Arkadaş, 'her davranışı kabul eden' anlamına geliyor. Bu nedenle arkadaşça yaklaştığınız için yaşadığınız bu sorunlardan sonra otorite kurmaya başladığınızda ise 'Eskisi gibi davranmazsan ben de seni böyle cezalandırırım' düşüncesiyle sert tepkiler verebiliyor; bağırabiliyor, kapıları çarpabiliyor eve daha geç saatlerde gelebiliyor, bilgisayarda sabaha kadar oturabiliyor, eşyaları fırlatabiliyor, ender rastlansa da kendi bedenine zarar verebiliyor, hatta intihar girişimlerine bile başvurabiliyor.
Bu tür davranışlarla, yine eskisi gibi her istediğini veya yaptığını anlayışla karşılayan 'arkadaş' gibi davranmanız için sınırlarınızı zorlamaya başlıyor. İsyankar davranışları ciddi problemleri getirebileceği için bu tür sorun karşısında mutlaka bir uzman yardımı almanız gerekiyor Peki ama sağlıklı bir anne ilişkisi nasıl olmalı?

Dinleyin ve onu anladığınızı ifade edin

• Kızınız size bir şeyler anlattığında onu eleştirmeden dinlemeye özen gösterin. Sözünü bitirmesini bekleyin. Her cümlesine yorum yapmak zorunda hissetmeyin. Bazen sizden cevap beklemeden sadece anlatmak isteyebilir. Onu dinleyerek saygı duyduğunuzu konuşma sırasındaki beden dilinizle ifade edin. "Hı-hı", "Evet" kelimeleriyle ve kafa sallama gibi beden hareketleriyle onu dinlediğinizi gösteren mimiklerde bulunun.

• Yanlış olduğunu düşündüğünüz şeyler varsa yasaklamak ya da ceza vermek yerine neden yanlış olduğunu anlatın. Unutmayın ki o artık küçük bir çocuk değil. Usulünce söylendiğinde söylediklerinizi anlayabilir.

Yumuşak geçişler yapın

• Ergenlik kişiliğini bulma sürecidir. Genç kızınız, birçok şeyi denemek ister. Bunlardan bir kısmı da vücuduyla ilgili şeylerdir. Rimel sürmesini istemiyorsanız " Bir daha sürdüğünü görmeyeceğim!" yerine "Özel günlerde ve hafta sonu bir gün sürersen daha uygun olur, istersen gidip birlikte sana rimel seçebiliriz?" gibi yumuşak geçişler yapın. Ona "Geç kalmayacaksın" yerine, "Geç kalınca endişeleniyorum" gibi cümleler kurun. İyi bir iletişim kurmayı başarmışsanız, sizi dinleyecektir.
• Eğer yine sizi dinlemiyorsa bu kez 'Peki o zaman rimel sürmeye devam et. Galiba sözümü dinlemediğin sürece harçlığından kesinti yapabilirim' şeklinde cezalar vermeniz gerekebilir. Bu durumda bir doktordan yardım alınması yanlış bir şeyler yapmanızı engelleyebilir.
Hangi sorununda, nasıl yaklaşmalıyız?

Derslerinde sorun varsa: Çalışmasına rağmen başarılı olamıyor ve bundan mutsuzluk duyuyorsa, ona yardım edebileceğinizi ama sorunun nerde olduğunu anlamak için çalışma stilini anlatmasını isteyebilirsiniz. Özel öğretmen tutulabileceğini, dershaneye gönderebileceğinizi, ona yardım edebilecek bir abla ya da abiden yardım alabileceğinizi söyleyerek çaresiz olmadığını, onu anlayabileceğinizi ve yardım edebileceğinizi hissettirebilirsiniz. Ancak ders çalışmıyor ve okulla ilgili sorumluluklarını yerine getirmiyorsa, uygun bir dille yerine getirmesi gereken yükümlülüklerini hatırlatmayı da ihmal etmeyin. Sizin de yükümlülüklerinizin olduğunu ve bunun büyümenin bir göstergesi olduğunun altını da çizin.

Sosyal hayatında sorun varsa: Yaşadığı sıkıntılarda kızınızın yanında olun. Arkadaş ilişkilerindeki uyumsuzluklarda, kendi ergenlik deneyimlerinizi de katarak nasıl aşabileceğiyle ilgili ona yardımcı olun. Örneğin, arkadaşının ondan uzaklaştığından yakınıyorsa; 'benim de bir arkadaşım vardı, üçüncü kişi araya girince benden uzaklaştığını sanmış ve üzülmüştüm. Ama yıllar sonra konuştuğumda aslında böyle bir şey olmadığını öğrendim' belki sen de arkadaşının davranışını benim gibi yanlış anlamış olabilirsin' diyebilirsiniz. Veya, 'Belki de senin bir hareketinden rahatsız olmuştur. Sen anlat, bu konuda fikir yürütebilirim, ne dersin?' diyerek bu tür sorunları sadece kendisinin yaşamadığını anlatabilir ve çözüm yolu sunabilirsiniz.

Sevgilisi olduğunda: Sevgilisi olduğunu söylediğinde ona kızmayın, yargılayan cümleler sarf etmeyin ve ilişkiyi yasaklamayın. Eğer bu davranışlarda bulunursanız, güvenini sarsarsınız. Bunun yerine, 'Tabii ki hoşlandığın özel biri olacaktır. Bizim bilgimiz dahilinde onunla birlikte gezebilirsin' diyerek ilişkisini yaşamasına imkan tanıyın. Erken yaşta cinsel ilişkiye girmemesi için ruhsal ve fiziksel gelişiminin devam ettiğini belirtin. Hem bedensel hem de ruhsal olarak henüz hazır olmadığı için bu yaşlarda edineceği cinsel deneyimin ona mutluluk yerine hüsran veya sağlık sorunları getirebileceğini de mutlaka anlatın.

Hatalı arkadaş seçimi varsa: Mümkün olduğunca arkadaş seçimine karışmayın, çok yanlış olduğunu düşündüğünüz arkadaşlıklarında fikrinizi yaptırım uygulamadan belirtin. Eğer 'Bu arkadaşınla görüşmeni istemiyorum' şeklinde yasaklama getirirseniz, kızınız tam aksine bir tavır sergileyebilir. Bunun yerine 'galiba arkadaşın ve ailesinin yaşam tarzı bizden farklı, sen ne dersin?' , 'Sanki derslerine pek zaman ayırmıyor, sen de öyle düşünmüyor musun? Ya da 'Aşırı makyaj yapıyor, etekleri de çok kısa değil mi sence?' Çevreden kötü bakışlar olabilir, bu ona zarar verebilir. Senin de fikrini alabilir miyim? şeklinde sorularla onun da bazı şeylerin farkında olmasını sağlayın.
[/COLOR]
[/SIZE]

Bu konuyu yazdır

  Kaynana olmak bir sanattır :):)
Yazar: sHeqKer - 04-22-2011, Saat: 01:50 PM - Forum: Komik Yazılar - Yorumlar (5)

Genç bir çocuk heyecanla annesine gelir ve aşık olduğunu evlenmek istediğini ve tanıştırmak istediğini söyler.
sadece eğlence olsun diye eve 3 kız getireceğini ve annesinin evleneceği kızı tahmin etmesini ister. Ertesi gün 3 güzel kızla eve gelir. Otururlar bir süre sohbet ederler. ...Bir süre sonra çocuk heyecanla annesine sorar:
'- Tahmin ettin mi' diye. Anne duraksamadan cevap verir:
'- Ortadaki kızıl saçlı.'
Oğlan hayretle annesine sorar:
- İnanılmaz nasıl bildin?..'
Anne cevap verir:
'- Bir tek ondan hoşlanmadım...' SmileSmileSmile

Bu konuyu yazdır

  baba sevgisini hissederek büyüyen çocuğun özgüveni yüksek olur
Yazar: sıla - 04-22-2011, Saat: 01:47 PM - Forum: Anne ve Bebek - Yorumlar (2)

[SIZE="3"][COLOR="Sienna"]Küçük yaşta arkadaşlarıyla konuşurken babasının ne kadar güçlü olduğunu anlatmayan, 'benim babam senin babanı döver' demeyen çocuk yok gibidir.
Aslında bu söz, çocuğun gözünde babasının ne kadar güçlü olduğunun göstergesidir. Bu aynı zamanda, çocuk için babasıyla birlikte büyümenin ve baba sevgisini hissetmenin ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu ifade eder. Çocuk gelişimi uzmanları da baba sevgisinden yoksun büyüyen çocukların özgüveni eksik yetişkinler olduğunu belirtiyor. Sempati Psikolojik Danışmanlık ve Hipnoterapi Merkezi'nden psikolog Dr. Ramazan Özarslan, çocukların genelilkle 3 yaşına kadar annelerine düşkün olduğunu, 6 yaşından sonra ise baba rolünün ön plana çıktığını söyledi. Çocuğun dünyasında annenin sevgi ve şefkati, babanın ise gücü temsil ettiğini kaydeden Özarslan şöyle konuştu: "Baba sevgisiyle büyüyen çocukların özgüvenleri tam oluyor. Çevreyle uyumlu bir kişilik sahibi olarak yetişiyorlar. Baba sevgisinden yoksun büyüyen çocukların özgüvenleri ise eksik kalır. Babanın yokluğunda erkek çocuklarda baba figürünü dayı tamamlar. Kız çocuklarında ise babanın yerini hiçbir akraba tutamaz. Babalarının boşluğunu dolduracak hiçbir figür yoktur."
Anadolu'da bazı yanlış âdetlerden ötürü babaların çocuğunu kucağına alıp sevemediğine dikkat çeken Özarslan, babaların çocuklarını 0-3 yaş arasında kucağında, 3-6 yaş arasında saçını okşayarak, öperek, bağrına basarak, 13 yaşından sonra uzaktan kontrollü sevmesi gerektiğini söyledi.
Hollandalı pedagog Jilda Peters da, Avrupa'da okulöncesi eğitimde 4 yaşından sonra babanın ailedeki rolüyle ilgili eğitim verildiğini vurguladı. Çocuğun 3-13 yaş arasında babanın güç otoritesini çok iyi hissetmesi gerektiğini ifade eden Peters, "Avrupa toplumunda da bir çocuk için baba gücü temsil eder. Avrupalı babalar, Türk babalara göre çocuklarını daha fazla kucağında taşıyor. Kültürden kültüre değişse de Avrupa ülkelerinde çocuğu kucağında ve sırtında anne değil, baba taşır. Baba sevgisini tam almayan çocuklar pısırık ve içe kapanık olur." dedi.[/COLOR][/SIZE]

Bu konuyu yazdır

  Anne şefkati hayata bedel
Yazar: sıla - 04-22-2011, Saat: 01:44 PM - Forum: Anne ve Bebek - Yorumlar (5)

[SIZE="3"][COLOR="DarkOrange"]Annenin doğumdan sonraki ilk aylarda bebeğine gösterdiği şefkat, bebeğin yetişkin hale geldiğinde sorunlarla daha iyi başa çıkmasını sağlıyor, stres ve hastalıklardan koruyor.
ABD'nin Rhode Island eyaletinde bilim adamları 482 anne ve 8 aylık bebekleri arasındaki bağı araştırdı ve bebekken araştırmaya katılanlar 34 yaşına geldiğinde testlerle bu bağın etkilerini inceledi.
Anne ve 8 aylık bebek arasındaki bağın niteliği psikolog tarafından "olumsuz-aşırı" ölçeğinde değerlendirildi.
10 anne-bebek çiftinden yaklaşık birinde psikolog, annenin bebeğine gösterdiği şefkati "az", çiftlerin yüzde 85'inde "normal", yüzde 6'sında "fazla" buldu.
Bebekken araştırmaya katılanlar, 34 yaşına geldiğinde tekrar teste tabi tutuldu. 8 aylıkken annesinin fazla şefkat gösterdiği kişilerin kaygı, stres ve saldırganlık düzeyinin diğerlerinden az olduğu görüldü. Ayrıca bu kişilerin kalp-damar hastalıklarına daha az yakalandığı ve hayatla daha iyi mücadele edebildiği belirlendi.
Hayattaki ilk deneyimlerin bile yetişkinlik dönemini etkileyebildiğini doğrulayan bilim adamları, hatırlanmayan bebeklik anılarının ileride kişiyi hayata karşı daha dayanıklı ya da hassas hale getirebildiğini vurguladı.
Bilim adamları, bu konuda yapılan diğer araştırmalardan farklı olarak, araştırmanın çocukluk anılarını değil, bebeğin hayattaki ilk anlarını temel aldığına dikkati çekti.[/COLOR]
[/SIZE]

Bu konuyu yazdır

  Kardeş kıskançlığı ile nasıl başedilir
Yazar: sıla - 04-22-2011, Saat: 01:43 PM - Forum: Anne ve Bebek - Yorumlar (8)

[SIZE="3"]

[COLOR="DarkOliveGreen"]Kardeş geldiğinde çok doğal bir duygudur kıskançlık. Peki bunu önlemek için neler yapabilirsiniz?
Bir çocuğun kardeşini kıskanması doğal bir duygu olarak tanımlanabilir. Her birey özel olmak, ilk olmak, öncelikli olmak, tercih edilmek, beğenilmek isteyebilir.
Karşıdaki kardeş olsa bile bu duyguların kontrol edilmesi kişi için bazen güç olabilir.
Bu duygunun bir problem olarak görülmesinden çok bu duygu ile çocuğun ya da kişinin nasıl baş edebilmesi gerektiğini öğretmek ve anne- baba olarak yapılması gereken davranış biçimlerini öğrenmektir.
Kardeş kıskançlığında, kardeşe duyulan yoğun öfke duyguları belirgindir.
Onun daha ön planda olduğu, daha çok sevildiği, her istediğinin yapıldığı, kendisinin ikinci plana atıldığı, kendisine karşı bir haksızlık yapıldığı ve artık sevilmediği düşüncesi ile yalnız kalma, içe kapanma, sürekli öfke duyma ve yoğun çatışmalar ile kendini gösterir.
Çocukluk döneminde kardeşin gelmesi ile tahtının sarsıldığı ve artık her şeyin eskisi gibi olmayacağı endişesi hakimdir.
Bu endişenin kontrol edilebilmesi için anne babanın ve diğer kişilerin aslında hiçbir şeyin değişmediğini, onun kendileri için hala özel ve önemli olduğunu ona davranış ve konuşmaları ile hissettirmesi gerekmektedir.
Bunu hisseden çocuk rahatlayacak ve kardeşine karşı olan tüm düşmanlık duygularını kontrol edebilecektir.
Kardeş Kıskançlığının Belirtileri /B>
Kardeş kıskançlığı, kendine acıma, üzüntü, küçük düşme korkusu, can sıkıntısı, öfke, nefret ve intikam alma düşüncelerinin yanı sıra sevgi, koruma ve yakınlık hissetme isteği gibi karışık duyguların bir bileşiminden oluşmaktadır. Bu duygulardan en etkili olanları öfke, kendine acıma ve üzüntü duygularıdır.
Çocuk o güne kadar evde kendisi ilgi ve sevgi odağıyken birden ikinci plana itilmiş gibidir. Artık anne babasının ve diğer yakınlarının sevgi ve ilgisini kardeşiyle paylaşmak durumundadır. Sevilmediği düşüncesiyle anneden tamamen uzaklaşır, içe kapanır, yemek yememeye ve zayıflamaya başlayabilir.
Kabus gördüklerini, çişlerinin geldiğini bahane ederek ilgiyi kendi üzerlerine çekmeye çalışırlar. Altını ıslatma, parmak emme gibi davranışlarla önceki gelişim evresine gerileme görülebilir.
Hem gün içinde hem de geceleri aşırı sinirli olurlar. Huzursuz bir görünümleri vardır, sakinleşmekte zorlanır ve kimi zaman çevrelerindeki insanlara öfkeli davranabilirler. Kendine ya da eşyalara yönelik saldırgan davranışlarda bulunabilirler.
Evden ayrılmayı reddetmeyle birlikte (örneğin okula gitmek istememe) baş ağrısı, mide bulantısı gibi psikosomatik belirtiler, huzursuzluk, isteksizlik ve diğer stres belirtileri sık sık gözlenebilir.
Yeni bir kardeşin doğumu çocukta ilgi ve koruyuculuk, sıkıntı ve kıskançlık gibi çelişkili duygular yaşanmasına neden olur. Artık eskisi kadar sevilmeyeceği korkusu daha anne hamileyken başlayabilir. Son aylarda annenin yorgun, isteksiz ve yeni gelecek kardeşin hazırlıkları ile uğraşıyor olması çocuğun huysuzlaşıp, anneden ayrılmak istememesine neden olabilir.
Bazı çocuklar kıskançlık duygularını açıkça ortaya koyarak kardeşine vurma, onun oyuncağını kırma, "Ondan nefret ediyorum" deme gibi davranışlar gösterirken bazıları da bu duygularını bastırır ve aşırı sevgi gösterir, bu davranışın altında çoğu zaman ana-babanın sevgisini kaybetme, tepki görme korkusu yatar.
Anne babaya sık sık onu sevip sevmediklerini sorma ve sevgilerinden bir türlü emin olamama yaşanabilir.
Doğum Öncesinde Alınabilecek Önlemler
Bebek dünyaya gelmeden önce anne ve babanın gün içerisinde ona özel zamanlar yaratabilmesi gerekmektedir. Annem beni seviyor, babam beni seviyor ve benimle ilgileniyor düşüncesini hissedebilmesi gerekiyor.
Bebek dünyaya gelmeden önce çocuğunuzu dünyanın merkezi haline getirmemek, ona bağımlı yaşamamak, her zaman varlığınıza alıştırmamaktır. Her istediğinin yapılmaması önemlidir. "Sen benim için önemlisin, ama bazen sana sınır koymalıyım, bunun sana olan sevgimle bir ilgisi yok" mesajını verecek davranışları kardeş dünyaya gelmeden önce öğretmelisiniz. 3 yaş öncesindeki bir çocuk için bunlar geçerli değildir. Çünkü bu yaş çocuğu bu bilgileri almak için yeterli zihinsel beceri ve davranışsal kontrolüne henüz sahip değildir.
3 yaş sonrasında olan bir çocuk bebek dünyaya gelmeden önce anaokuluna gönderilebilir. (yarım gün ya da tam gün)
3 yaş öncesi bir çocuk için yapılması gereken davranış onu çok sevdiğinizi davranışlarınızla hissettirmek, inatlaşmaları ile onunla çok fazla mücadeleye girmeden ona uyumlu davranmaktır.
Anne karnı belirginleştikten sonra bebeği sevme çalışmaları yapmak, bu çalışmaları yaparken onu fiziksel olarak yakınınızda tutmak ve ona dokunmaktır. Kardeşin ne demek olduğu ile ilgili bilgileri ona anlatmalı ve duygusal olarak aralarında bir bağın oluşmasını sağlamanız gerekmektedir.
Kardeşi doğmadan önce fazlasıyla onun dikkatini çekebileceği düzeyde alışveriş yapmaya özen göstermeniz gerekmektedir.
Kardeşi doğmadan önce yatağını ve odasını çoktan ayırmış olmanız gerekmektedir.
Eşler arasında doğum sonrasında aileyi nelerin beklediği, herkesin görevinin neler olduğu, bu dönemde eşlerin birbirinden neler istediğinin paylaşılması gereklidir. Bu ileride doğacak sorunların şimdiden kontrol altına alınmasını sağlayacaktır.
Doğum Sonrasında Alınabilecek Önlemler
Doğum zamanı yaklaştıkça annenin artan yorgunluğu ve endişesinin çocuğa hissettirilmemesi önemlidir. Tüm bunların gelecek olan kardeşten kaynaklandığı düşüncesine yol açabileceğinden bu dönemde her şeyin normal olduğunun gösterilmesi gerekmektedir.
Koşuşturmalar ve yaşamda yapılacak değişimler (odaların hazırlanması, eşyaların yerlerinin değiştirilmesi, eve yeni gelecek misafirler, hastanenin seçilmesi, hastaneye gidiş gibi) çocukta gerginlik yaratabilir.
Doğum esnasında hastane içinde değil de hastane bahçesinde güvendiği bir kişi ile birlikte olması (tercihen baba) kardeşi ile ilgili duygularının alınması, gelebilecek sorularına cevaplar verilmesi ve varsa endişelerinin giderilmesi gerekmektedir.
Doğum sonrasında anne rahatladıktan sonra anne ile görüşmenin sağlanması yararlı olacaktır. Bu sürenin çok uzun tutulmaması ve gerekli açıklamanın yapılması gerekmektedir.
Kardeşi ile ilk karşılaştırılma anında bebeğin kendi yatağında olması onu biraz da olsa rahatlatacaktır. Kardeşten gelen güzel bir merhaba hediyesi ilk karşılaşmanın mükemmel geçmesini sağlayacaktır.
Hastane odasının çok kalabalık olmaması, çocuğun tanımadığı kişilerin mümkün olduğunca içeride bulunmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir.
Anne bebeği emzirme aşamasına geldiğinde bir kolunda bebeğin, aynı yakınlıkta da onun olmasına özen göstermelidir. Bir taraftan emzirme gerçekleşirken diğer taraftan da onunla sohbet edilmesi onu mutlu edecektir.
Eve gelindiğinde bebeğin ve onun odasındaki yeni eşyaların, hediyelerin yerleştirilmesi çalışmalarını birlikte yapabilirsiniz.
Anne bebekle ilgilenirken baba eskiden olduğu gibi oyun alanında birlikte oyunlar oynamalıdır. Emzirme bittikten sonra görev değişimi yapılmalı, anne ile birlikte yapılan eğlenceli aktivitelerle aslında hiçbir şeyin değişmediği ona hissettirilmelidir.
Uykuya geçiş aşamasında doğum öncesinde planlanan görev dağılımına göre hareket etmek gerekmektedir.
Bebekler sevilirken ister istemez sevimli kelimeler kullanıp kendimizden geçebiliyoruz, bunu sizin ve diğer gelen misafirlerin yapmamasına, aşırı sevgi gösterilerinin olmamasına özen göstermelisiniz.
Bebekle ilgili kızgınlık içeren uyarılarda bulunulmaması gerekmektedir. Çıkardığı bir yüksek sesten dolayı kızılmamalı, kardeşine dokunmak istediğinde sizin kontrolünüzde dokunmasına izin verilmelidir. Bu dokunmaların gizli ve şiddetli olmaması için gözlerinizi iyi açmalısınız. Her an bir tehlike gelebilir. Böyle bir sahne ile karşılaşılırsa tepkisel olmamaya özen gösterilmelidir.
Kardeşler arasında asla bir kıyaslama yapılmamalıdır. Her çocuk ayrı gelişim hızına, yetenek ve beceriye sahiptir. Bir çocuğunuz girişken ve konuşkan olabilirken diğer çocuğunuz daha sakin olabilir. Kardeşin bakımı ile ilgili sorumluluk alması sağlanabilir. Eğer verilen sorumluluğu istemiyor ise bir zorlama yapılmamalıdır.
Kendi odası, oyuncakları, kitapları ona özeldir, paylaşmak istemiyorsa zorlama yapılmamalıdır. 3 yaş sonrasındaki bir çocuk için kardeşi ile paylaşmayı kabul ettiği oyuncaklar için odasında farklı bir yer belirlemesi istenebilir.
Kardeşler kaç yaşında olursa olsun aralarında çıkan her sorunda müdahaleci olmamalı, eğer müdahale edilmesi gerekiyorsa da haklı ya da haksız olarak ayırım yapmamalısınız. Tartışma konusunu her iki taraftan da dinledikten sonra çözüm içeren davranışı sunup birbirleri ile barışmalarını sağlayabilirsiniz. Böylece taraf olmaktan çıkmış olursunuz.
İki kardeş arasında öfke, kırgınlık duyguları oluşabilir. Önemli olan aile içindeki her üyenin birbirine sıkı bir sevgi bağı ile bağlanmasıdır. Her neye kızılmış olursa olunsun sonunda o benim kardeşim diyebilecektir.[/COLOR]
[/SIZE]

Bu konuyu yazdır

  An Gelir Sonum Olursun...
Yazar: sHeqKer - 04-22-2011, Saat: 01:34 PM - Forum: Şiirler - Yorumlar (12)

an gelir...
An Gelir Sonum Olursun...
öyle derin bir çığlık atar ki yokluğum
... kederinden benim olursun ...



ah canvirgul.gif
sahip çıktın yıldızsızlığınavirgul.gif
oysa sana ait değildi bu kapkara geceler
diz boyu gece sinerken saçlarına
bugünü duydum sessizlğindevirgul.gif yarını ölmüştü...
kimsesizliğe saçıldı umutlarım... gördün mü?



..ağlamak ne basit bir eylem oluyor şimdi
bacası tütmeyen bir evde emanetken sıcaklığın..



gittim mi geldim mi hiç bilmedim
iki şarkı sözleri arasıvirgul.gif bir dudak payı çelimsiz bir sızı içimde
bir varmış bir yokmuşlar da ziyan oluyorum
mavi mavi susuyorum sanavirgul.gif yine de siyaha hasret kalıyor özlemin....
bir yara daha açıyorum içimdevirgul.gif sana değmeden......



çok sesli bir sakinlik sardı (h)içimi
aldığım hiçbir nefes "sen" değilvirgul.gif "senden" değil
yanılgılarıma teğet geçiyor sensizlik
tenime dokunuyorvirgul.gif ama ben hep "sen" kokuyorum..
anlasana!
en büyüğü içimdeykenvirgul.gif
senin yalanların beni neylesin?...
bilmediğim bir gözyaşınavirgul.gif sesimi düşürdüm ben!
benim olmadığın kadar "senindim"virgul.gif duymadın...



firarım cana..
bozulanvirgul.gif kırılıp dökülmenin mecazi anlamı
olmuyor zaman! asiliğini soyun üstünden!
inan ki hiç doğru değil zamanlaman....



........................üzerime
..................çığ
.........düştü............
dudağımda bir ÇIÄžLIK!




... an gelir..
öyle derin bir "es" verir ki yokluğun
... kederimden sonum olursun ...

Bu konuyu yazdır

  Rafet El Roman - Direniyorum [2011]
Yazar: YasSmin - 04-22-2011, Saat: 01:24 PM - Forum: Yerli Şarkı Sözleri - Yorumlar (3)

Sesiz bir micra Şimdi Hayat
Sen giderken soğuk tan da soğuk dondu yüreğim
Durdu yaşam
Savaş sonrası gibi kalbimin içi kan ve revan
Büyür gittiginde inan yokluğun azap
Yeryüzünde günahlarımla do yanlış bir hayat var
Kalan geriye gözyaşlarıyla yazılmış her satır sözlerimde

Direniyorum acılarına yine dünya yalanmış
Aşklarında inadına yaşıyorum ama sorma kıyametin ortasında

Bu konuyu yazdır

  İşte kötü uykunun nedeni!!
Yazar: sıla - 04-22-2011, Saat: 12:57 PM - Forum: Sağlık - Yorumlar (6)

[SIZE="3"][COLOR="Purple"]

ABD'de yapılan bir araştırma, bazı kişilerin derin uyku uyuyamamasının ve gece birçok kez uyanmasının nedeninin "DQB1*0602" adlı bir gen olduğunu ortaya koydu.
On saat uyusanız bile dinlenmeden mi uyanıyorsunuz?
ABD'de yapılan bir araştırma, bazı kişilerin derin uyku uyuyamamasının ve gece birçok kez uyanmasının nedeninin "DQB1*0602" adlı bir gen olduğunu ortaya koydu.
İtalyan La Stampa gazetesinde çıkan habere göre, Pennsylvania Üniversitesinde görev yapan bir grup bilimadamı, 129 gönüllüyü uykusunda izledi.
DQB1*0602 geni taşıyanların diğerlerine nazaran çok daha değişik bir uyku düzeni olduğunu tespit eden bilimadamları, sadece 4 saat uyuyabilseler bile gecede ortalama 4 kez uyanan bu kişilerin uykusunun oldukça hafif olduğunu gözlemledi.
Bu kişilerin derin uyku sürelerinin de diğerlerine nazaran çok daha kısa olduğunu belirten bilimadamları, bu nedenle bu gene sahip kişilerin 10 saat kadar uyuduklarında bile dinlenmeden uyandıklarını kaydetti.
Bu kişilerin 10 saat uyuduklarında derin uykuda geçirdikleri sürenin 34 dakika, diğerlerinin derin uyku sürelerinin ise 43 dakika olduğuna dikkati çeken bilimadamları, bu nedenle bu geni taşıyanların kendilerini her zaman uykulu hissetmeleri konusunda sonuna kadar haklı olduklarına işaret etti.
[/COLOR][/SIZE]

Bu konuyu yazdır

  Aşk, Kendinden Kaçmaktır! * Candan Ünal
Yazar: acemhe - 04-22-2011, Saat: 12:52 PM - Forum: Makale - Yorumlar (2)

[INDENT]Aşk, Kendinden Kaçmaktır!

Sende, bende olmayan bir şeyler arıyorum. Gözümle, yüreğimle, aklımla birlik olup, sana aşık olacak sebepler buluyorum.
[INDENT][INDENT][INDENT][INDENT]659FA61A3A5DC1849425DF90F7E077.jpg
[/INDENT][/INDENT][/INDENT][/INDENT]Aşk, Kendinden Kaçmaktır!



Kendime dayanamadığım uzun gecelerde, hayata dayanmak için sana aşık olmaya uğraşıyorum. Benden farklı, benden üstün ve değişik yanlarını bulmaya çalışıyorum.
Sende olmayanları hayalimde var edip, bir elbise gibi üstüne giydiriyorum. Aşık olma süreci buna deniyor sanırım!
Aslında işin karmaşık yanı; her şeyin farkında olup, bilerek yine de devam ediyor olmam. İnsan, kendi aklına nasıl oyun oynar?
Sana aşık olmak için neden bu kadar çaba harcıyorum? Basit bir hoşlanmayı, cinsel çekimi, aşka döndürme isteği neden?
Kendime dayanamıyorum belli ki! Belki vücuduma, belki davranışlarıma, belki eksik ve kusurlu taraflarıma tahammül edemiyorum.
Aşk, insanın kendinden kaçmasıdır. Romantik bir yazgıya dönüştürüp karşındakini, sana ait olmayan bir düşe sığınma isteğidir.
Bu kaçışların arkasına tutunarak yaşamayı çözebiliyorum belki! Sesimin ulaşmadığı yerlere ulaşmamı sağlayan, bu hayale dalmak olamaz mı?
Aynı kitabı okuyup, farklı satırları beğeneceğimiz bir ilişkinin ihtiyacındayken; hiç kitap okumayan bir adama aşık olmak çabası, başka nasıl açıklanabilir yoksa?
Candan Ünal


[/INDENT]

Bu konuyu yazdır

  Tarih: 05-09-2026, 10:06 AM