:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 16,694
» Son Üye: ymptk22
» Toplam Konular: 98,581
» Toplam Yorumlar: 1,065,560

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 214 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 210 Ziyaretçi
Applebot, Baidu, GoogleBot, Yandex

Son Aktiviteler
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 64
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 120
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 211
Kısa Keloğlan Masalları -...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:26 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 179
Keloğlan Ve Pinokyo - Ser...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:22 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 161
Dev Hamsi - Serdar Yıldır...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:19 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 153
Diş Hekiminin Aşkı - Serd...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:18 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 154
İslam Toplumu, İşte Böyle...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
01-10-2026, Saat: 05:07 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 205
Keloğlan Leyleklerin Padi...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
01-07-2026, Saat: 02:21 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 242
Yahudiler Dünyayı, İnancı...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
01-07-2026, Saat: 10:20 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 197

 
  Nisa suresi 125. ayeti nasıl anlamalıyız?
Yazar: halukgta - 05-18-2012, Saat: 11:55 AM - Forum: İslam - Yorumlar (3)

Kur’an ayetlerinin bizlere neler anlattığını, doğru anlamak istiyorsak, Kur’an ın diğer ayetlerinden mutlaka faydalanmalıyız, istifade etmeliyiz. Çünkü Kur’an kendisini anlatan, açıklayan, eşi benzeri olmayan, bir rehberdir. Ayetleri gereği gibi anlamak için, yine Kur’an a danışmalıyız. Bunu bizlere hatırlatmak içinde Allah, biz her şeyden nice örnekleri, değişik ifadelerle verdik ki anlayasınız der bizlere.

Bugün sizleri, Nisa suresi 125. ayet üzerinde düşünmeye davet etmek istiyorum. Önce ayeti yazalım.


Nisa 125: İyilik yaparak kendisini Allah'a teslim eden ve İbrahim'in dinine dosdoğru olarak tâbi olan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim'i dost(HALİL) edinmişti.


Yukarıdaki ayette Rabbim bizlere, iyilik yaparak kendisini Allah a teslim eden ve İbrahim dinine tabi olanların, kurtuluşa ereceğinden bahsediliyor. Ayetin en son kısmında ise, Allah İbrahim peygamberimize layık gördüğü, HALİL sıfatıyla bizlere ne anlatmak istiyor, burası çok önemli. Ayetin orijinal Arapçasında, dost diye çevrilmiş kelime HALİL olarak geçer.

Şimdide aşağıdaki ayete bakalım.


Ali imran 68: Doğrusu onların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber ve iman edenlerdir. Allah da müminlerin dostudur(Velisidir).


Yukarıdaki ayetin son cümlesinde de, Allah müminlerin dostudur diye çevrilmiş. Fakat orijinaline baktığımızda Veli olarak geçer. Yani bu durumda Nisa suresi 125. ayette geçen Allah İbrahim i dost edinmişti cümlesindeki HALİL kelimesi ile Ali imran 68. ayette geçen VELİ sözcüğü aynı anlamda çevrilmiş. Bu durumda aynı anlamı verdiğini söylememiz doğru olmaz. Burada geçen Halil sözcüğünün, bir farklı anlamı olmalı değil mi sizce de?


Allah müminlerin dostudur yani velisidir, bunda hiç şüphe yok. Bakın Allah Maide suresi 55. ayetinde ne diyordu.

(Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah'tır, Resulüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler.)


Demek ki İbrahim peygamberimize uyanlar, ona yakın olanlar Allah dostu olarak kabul ediliyor. Bakın anlamı çok daha farklı, ama burada kullanılan orijinal kelime VELİ.


Nisa 125. ayette de aslında, Ali imran 68. ayette olduğu gibi, kendisini Allah a teslim eden, İbrahim dinine teslim olanlardan bahsediyor. Buradan da anlaşılıyor ki, İbrahim in dinine tabi olanların, hepsini Allah dostu yani onların velisi Allah olduğu anlatılıyor.


Peki, Nisa 125. ayetin en son cümlesinde geçen ve orijinalinde HALİL olarak belirtilen kelime ne anlama geliyor. Eğer buradaki kelimede, daha önce belirttiğimiz DOST anlamındaysa, diğer ayetlerde geçen VELİ kelimesini de neden dost anlamında kullanıyorlar, çeviriyorlar? Burada farklı bir anlamda olduğu çok açık.

Halil kelimesinin sözlük anlamına önce bakalım ki, bu kelimeyle ne anlatılmak istendiğini, Kur’an dan daha iyi kavrayabilelim.


Sadık, samimi, dost.


Yukarıda yazdığım anlamlara geldiğini görüyoruz. Demek ki Nisa 125. ayette kullanılan manasıyla, Ali İmran 68. ayette kullanılan dost, çok farklı anlamlara geldiği anlaşılıyor.


Nisa suresi 125. ayette, Allah İbrahim peygamberimize çok özel bir lütufta bulunarak, onu onurlandırmak adına, onun kendisine SADIK, imanında SAMİMİ bir kul olduğu, böylece gerçek bir Allah dostu olduğu anlatılıyor. Allah Onu sevgisiyle yüceltiyor. Zaten Allah iman edenlerin, ben dostuyum velisiyim demiyor muydu?


Bu konuyu Kur’an ayetlerinden anlamaya devam edelim. Bakın aşağıdaki ayetler, Nisa suresi 125. ayette geçen, İbrahim peygamberimize atfen söylenen, Halil kelimesinin anlamını nasıl açıklıyor ve bu kelimenin anlamının tam karşılığı, neler olduğu tek tek nasıl anlatılıyor. Böylece İbrahim peygamberimizin, çok özel vasıflarını tek bir kelimede nasıl toplanıyor, onu daha açık anlayacağız.


Nahl 120: İbrahim, gerçekten Hakk'a yönelen, Allah'a itaat eden bir önder idi; Allah'a ortak koşanlardan değildi.


Hud 75: Doğrusu İbrahim, yumuşak huylu, duygulu ve gönülden (Allah'a) yönelen biriydi.


Meryem 41: Kur'ân'da İbrahim'i an. Şüphesiz ki o, sıddık (özü, sözü doğru) bir peygamberdi.


Yukarıdaki ayetler, sanırım İbrahim peygamberimizin özelliklerini açıklıyor ve Allah’ta özellikle Halil sözcüğüyle, onun özelliğini, niteliklerini, vasıflarını anlatıyor bizlere. Allah a itaat eden yani sadık, yumuşak huylu, duygulu, gönülden yani samimi, özü sözü doğru bir insan olduğunu, bunun içinde Allah dostlarının başında geldiği anlatılıyor. Aşağıdaki ayette bu fikri bakın nasıl destekliyor.



Bakara 130: İbrahim'in milletinden, kendine kıyan beyinsizden başka kim yüz çevirir? Biz onu dünyada seçkin birisi yaptık, hiç şüphesiz o, ahrette de iyilerden biridir.


Allah elçisine, Halil sözcüğüyle lütufta bulunarak, bu Dünyada iyilerden, seçkin insanlardan yaptığı gibi, ahrette de iyilerden, seçkin insanlardan olacağını söylüyor. Kur’an ı bilerek, anlayarak, düşünerek okuyan, Allah ın ahi rette kimlerin yüzlerinin gülen, Rabbin halis, seçkin ve iyi kullarından olacağını anlayacaktır.


Örneğin Bakara suresi 257. ayette, Allah inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır der. Bu anlamı Veli sözcüğünden, dost olarak çevirirler. Yine Ankebut 22. ayette, sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır diye geçer, ama yine Veli sözcüğü kullanılır. Enam suresi 14. ayette de, yine Veli sözcüğü kullanılarak, Allah'tan başka dost mu tutayım diye zikredilir. Yine Tevbe suresi 116. ayetinde VELİ sözcüğünü kullanarak, Sizin için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır diye ayetinde bizleri uyarır. Tüm bu ayetlerden de anlaşılacağı gibi, Veli ve Halil kelimelerine verilen anlam ve mana birbirinden çok daha farklı olduğu anlaşılıyor.


Tüm bu ayetlerden sonra, Nisa suresi 125. ayette, Allah İbrahim i dost edinmişti şekliyle çevrilen ayetten ne anlamamız gerektiği, sanırım daha iyi anlaşılmıştır. İbrahim peygamberimiz, Allah ın sadık, samimi, içten, vicdanlı, özü sözü bir kuluydu. Onun yeri Rahman katında çok özel ve müstesnaydı.


Tüm bu bilgilerden sonra, İbrahim peygamberimizi Yaratanla, onun yüceliği ile bağdaşmayan beşeri anlamda dost, arkadaş yakıştırması yapmak büyük yanlış olur düşüncesindeyim. Hz. İbrahim Allah ın sevgili, sadık, seçkin bir kuluydu. Allah dostuydu, dikkat ediniz bu tabir Kur’an da, gerçek anlamda tüm iman edenler için geçer. Allah ben Müminlerin dostuyum diyorsa, İbrahim peygamberimizin de bu dostlar içinde, çok özel müstesna bir yeri olduğu açıktır.


Allah tek bir ilahtır, onun ne eşi vardır nede evlat edinmiştir. O yalnızlık çekmez, uyumaz, uyuklamaz, yalnız ondan yardım istenir, yalnız ona ibadet edilir. Rabbin bu vasıflarını göz önünde bulundurduğumuzda, elbette yarattığı kullarından bizim beşeri anlayışımızda dost, arkadaşta edinmez. Bu bilinçle Nisa suresi 125. ayeti anlamaya çalışırsak, sanırım ayeti daha doğru anlamış oluruz.


Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK

Bu konuyu yazdır

  Kupa Gören Masum Fenerbahçe :p
Yazar: Av.bey - 05-17-2012, Saat: 01:45 AM - Forum: Güncel Haberler - Yorumlar (2)

Şaka bir yana Bursaspor'u 4-0 yenen Fenerbahçe'yi ve taraftarlarını bir Galatasaraylı olarak tebrik ederim.

29 yıl geçti ama en sonunda almayı başardılar. Big Grin

Hayırlı olur inşallah..

Bu konuyu yazdır

  +18 intihar
Yazar: history - 05-15-2012, Saat: 11:13 PM - Forum: Komik Resim ve Karikatür - Yorum Yok

392573_10150462597479437_305350864436_81...9126_n.jpg

Bu konuyu yazdır

  Sakın çıkma,seni ağlatır...
Yazar: history - 05-14-2012, Saat: 11:28 PM - Forum: Komik Resim ve Karikatür - Yorum Yok

149363_413780161988710_143359639030765_1...6867_n.jpg

Bu konuyu yazdır

  Saçla İlgili Yanlış Bildiklerimiz…
Yazar: Sağlı@k ve Yaşam - 05-14-2012, Saat: 01:52 PM - Forum: Güzellik - Yorum Yok

sacgorsel2.jpg
Son yıllarda kadın-erkek herkesin ortak sorunu: saç
kayıpları. Durum böyle olunca saç ile ilgili doğru bilinen yanlışlarda
gün geçtikçe artıyor…


Burcu Çayözü

Akademi Saç Terapi Merkezi

Saç Sağlığı Uzm. (Trikolojist)






Saçı sık yıkamak dökülmesine sebep olmaz, saçı kazıtmak saçı daha kalın
çıkarmaz, dökülmesini önlemez, şapka takmak, başörtü kullanmak
dökülmeyi artırmaz, baba kel ise oğlu da kesin kel kalmaz, sık cinsel
ilişki saç kaybını artırmaz ve yağlı saçlar daha çok dökülmez… İşte
detaylar…


1. Saçı sık yıkamak saçların daha fazla dökülmesine sebep olmaz.
Aksine günlük yıkanan saç derisinde, fazla oranda biriken ölü deri, yağ
ve kir temizlenir. Böylece saç deri sağlığını tehdit eden unsurlar
kontrol edilebilir. Sağlıklı bir saç derisi canlı ve parlak saçların
temelidir. Günlük yıkamada elimize gelen saçlar saçın doğal yaşam
döngüsü içinde atılması gereken saçlardır. Her dökülen saçın yerine
mutlaka yeni bir saç üretilmektedir. Saçlar döküldüğü için saç kaybı
oluşmamaktadır. Dökülen saçların yerine kalite olarak daha zayıf saçlar
çıkıyorsa önce saçta hacim kaybı ve zayıflama olmaktadır. Zayıf çıkan
saçlar incelmeyi ve küçülmeyi sürdürerek bir süre sonra tüy formunu
almaktadır. En son aşamada saç kılıfları üretimi sonlandırmakta ve
inaktif hale geçmektedirler. Saçı çok yıkamanın saçı dökmesi mantığı
doğru olsa yüzümüzü her yıkadığımızda kaşımızın kirpiğimizin de
dökülmesi gerekir ki bu mümkün değildir.


2. Saçı kazıtmak saç dökülmesine engel olmaz.

Saç ilk çıkarken saçın ucu daha incedir, saç uzadıkta mevcut
kalınlığını almaya başlar. Kazınan saçın daha kalın olduğu izlenimini
yaratan, saçı kazıma işlemi sırasında saçın nispeten ince olan veya
zamanla yıpranmış ve incelmiş uç kısmının kesilip atılması ile saçın
daha muntazam görünmesidir. Ayrıca saç kazındığında, saçın uç kısmının
ele daha keskin gelmesi itibariyle daha kalınmış hissi uyandırabilir.
Saç kalınlığını derinin 2 cm altında yer alan hücre bölünmesi
sağlamaktadır. Kazınan saçın daha az döküldüğü hissi ise saçın çok kısa
olması itibariyle dökülen saçların dikkat çekmemesi olarak
açıklanabilir. Ayrıca uzun süre saçını kazıtan kişiler, bu saçsız
görüntü sonrası saçın uzaması ile elde ettiği saçlı görüntüyü eski
saçından daha çok gibi algılayabilir.


3. Saçı örtmek ve kapalı tutmak kesinlikle saç kaybı yaratmaz.

Sanılanın aksine saçımız oksijeni havadan değil bağlı bulunduğu damar
ağından gelen kandan almaktadır. Bazı kişiler saçı çok sıkı şekilde
bağlamanın ve örtmenin kan dolaşımını olumsuz etkileyip saçta zayıflama
yaratacağını düşünebilir. Bu kısmen doğru olmakla beraber saça besin ve
oksijeni sağlayan tek bir damar sistemi yoktur. Saçlı deriyi kaplayan
çok sayıda ince damar ağı bulunmaktadır. Bu damar ağı dışarıdan bağlanan
örtü ve şapkadan etkilenmemektedir. Saç kaybının temel sebebinin
genetik yatkınlık ve DHT hormonu bazlı bir gerileme olduğu
unutulmamalıdır.


4. Baba kel ise oğlu da kesin kel kalır.

Bu bilgi kısmen doğruluk payı taşır. Erkeklerdeki saç dökülmesinin
%90'ı genetik sebeplerden kaynaklanmaktadır. Saçı dökülen kişilerde
genetik olarak saç kaybına yatkınlık varsa - anne ve baba tarafında saç
kaybı olan akrabalar varsa - önlem almak konusunda erken davranmak
gerekir. Belirli dönemlerde ürün kullanarak saç kaybı yavaşlatılıp
geciktirebilir. Böylelikle kişi babası ile aynı yaşa geldiğinde daha
fazla saça sahip olabilir. Bununla beraber baba kel ise kişi fiziksel
ve genetik özellikleri saçları iyi olan taraftan aldıysa saç kaybı da
yaşamayabilir. Genel olarak belirtmek gerekirse; her erkeğin bir miktar
saç kaybetmesi son derece normaldir. Erkeklerin saç kaybı yaşamasında 2
temel sebep vardır: 1. Genetik yatkınlık 2. Saç kılıfındaki
reseptörlerin "Erkeklik Hormonu Testosteron"a olan duyarlılığı. Her
ikisi de yok edilebilir değildir. Ancak belirli dönemlerde önlem
alınarak saç kaybı kontrol edilebilir ve kellik süreci ertelenebilir.


5. Bazı saç kaybı yaşayan kişiler kel kalmayı testosteron hormonunun yüksekliği ile ilişkilendirmektedir.

Saç kaybetmenin getirdiği olumsuz durumu, daha çok erkeklik hormonuna
sahip olmakla ve “daha fazla cinsel güce sahip olma “ yönünde
yorumlarlar. Üzgünüz ki bu doğru değildir. Saç kaybını oluşturan temel
sebep testosteronun çokluğu değil saç kılıfındaki alıcıların
testosteronun bir takım kimyasal reaksiyonlar sonucu dönüştüğü (daha yıkıcı formdaki erkeklik hormonu olan ) dihiydrotestosterona
(DHT) duyarlılığıdır. Bu duyarlılık genetik yatkınlık olarak
açıklanmaktadır. Yani saç derisinde bulunan saç üreten tüplerde DHT’ye
bir duyarlılık yoksa saç kaybı yaşanmamaktadır. Saç kaybı yaşayan
kişilerin saçlarının arka tarafını ve yan tarafını kaybetmemeleri bu
bölgelerdeki alıcıların duyarlılık göstermemesinden kaynaklanmaktadır.


6. Sık cinsel ilişki saç kaybını artırır.

Bu söylem de maalesef doğru değildir. Daha önce açıklandığı gibi yüksek
testosteron seviyesi ve aktivitesinin saç kaybını yaratma etkisi
yoktur. Aksine sağlıklı bir cinsel yaşam stresi ve gerilimi azaltması,
kalp atışını ve kan dolaşımını hızlandırması sebebiyle hem kadın hem
erkeğin genel sağlığı ve saçı için faydalıdır.


7. Kişilerin saçlarının yağlı, normal ve kuru olması aynen cilt yapıları gibi tamamen yapısal ve genetik bir durumdur.

Ancak stres, beslenme şekli ve bir takım hormonsal sorunlar saç
derisindeki yağ bezlerini aktif hale getirebilmekte ve saçı daha yağlı
yapabilmektedir. Özellikle erkeklerin saç derisi kadınlara oranla daha
yağlıdır. Bu durum erkeklerde yüksek oranda bulunan testosteron hormonu
sebebiyle olmaktadır. Hormonların saç kaybında yüksek bir etkisi olduğu
bilinmektedir. Bu nedenle saç derisinde biriken fazla yağ salgısının
ciltten arındırılması ve saçın düzenli olarak yıkanması saç derisinin
sağlıklı kalması için önemlidir.

Bu konuyu yazdır

  Anneler günü
Yazar: history - 05-13-2012, Saat: 12:12 AM - Forum: Özel Günler ve Kutlamalar - Yorumlar (1)

ŞEFKATİ, SABIRI VE SONSUZ SEVGİYİ BİZE VEREN; O GÜZEL YÜREKLİ ANNELERİMİZİN ELLERİNDEN ÖPERİM. TEK GÜN DEÄžİL HER GÜN BİZİMLESİNİZ..
Tüm annelerimizin bu özel günü kutlu olsun.....

Bu konuyu yazdır

  Galatasaray Şampiyon...
Yazar: history - 05-12-2012, Saat: 10:39 PM - Forum: Güncel Haberler - Yorumlar (3)

Türkiye böyle bir heyecanı daha önce yaşamadı! Süper Final'in
süper finalinde Galatasaray Kadıköy'de kaybetmedi, 18. şampiyonluğunu ezeli
rakibinin evinde, üstelik yine bir son maç şoku yaşatarak kazandı...


Bir Beşiktaşlı olarak Galatasaray'ı kutluyorum,tebrikler....

Bu konuyu yazdır

  Beni " SENDE " sakla..
Yazar: Orhan-38 - 05-12-2012, Saat: 12:02 PM - Forum: Şiirler - Yorumlar (1)

Senden önceki hiçbir mutluluk
senin gözlerin kadar anlamlı değilmiş meğer...”
Sende yaşıyorum...
Hayatta yüreğim.
Önümde gözlerin arkamda benliğim..
Biletsiz bindiğim yolculuğun son durağındayım....
Sana gelirken aynı gökyüzünün altında
sensiz tüm kaldırımları ateşe verdim..
Sonra da sensiz tüm kelimeleri söktüm dudaklarımdan..
Bir sen kaldın avuçlarımda bir de geceye serdiğimiz yıldızlar..
Sen uyanmadan tüm ceylanları emzirdim ben..
Sonra da başucunda bekleyen
Melek'lerin uykusuz gözlerine Cenneti karaladım...

Ah adını gökyüzüne sığdıramadığım
Ah gözlerine sığındığım
Ah bir gözyaşında ölümü şakağı dayadığım.
Sol yanımdasın / yaşamaktasın dua dua..
Hayatımdasın...
Sen susuz dudaklarıma sunulan ab- ı hayat...
Sen çöllerimin serabı
Sen yüreğimin tek sevabı...

Boşluklarımı doldurduğum kelime karanlığın
üzerine örttüğüm gecemsin sen.
Sen yaşama sebebimsin..
Sen benim ellerimle sıkıca tuttuğum düşlerimsin..
Sen uçurum kenarında sadece ölümü düşünen
bir adama hayata dair bir şey öğreten kadınımsın.
Şimdi ucurum kenarlarında cicekler toplamaktayım sana...
Kalabalıkların arasında yanıbaşımda sen varsın beraber yürüdüğümüz..
Ateşe verilmiş dikenlerin arasında iki ciceğiz biz hayata delice gülümsediğimiz..

Sen zamansızlığımsın..
Sen kendime anlatmaya kalkıp anlatmakta aciz kaldığım bensin...
Sende kendimi arayıp bir türlü bulamadığım bensin sen aslında..
Gökyüzüne her baktığımda bulut bulut hayatı gördüğüm ansın sen...
Sen benim yaşamaya kıyamadığım cümlemsin....
Öznesi sen yüklemi ben.Aydınlığımsın karanlığımdan ayıkladığım..
Mutluluğumsun acıların uykularında dua dua adını saydıkladığım..
Sen hava sen hayat sen nefes aldığımsın...
Nefesinden mahrum etme beni...
Sesini esirgeme ne olur..
Gülüşlerini savur yüzüme..
Göğsümün buzdan sarkıtlarına sür sıcak sözlerini..
Üşümüşlüğüme düşür gözlerindeki baharları..
Bırakma beni yalnızlığın ayak dibine..
Üşürüm avuçlarında...Ölürüm ayakuçlarında..
Kalakalırım yüreğimin yıkım çalışmalarında..
Gitme kal öylece.
Uzaklığını unut..
olsa da yürüdüğümüz yollar yanımda kal..
Gölgelerin yeter bana..
Yüzü kirli yüreği yaralı cocuğum ben.
Şefkatine al beni..
İçine çek beni..
Sonra da hiç bırakma..
Kanatlarımı salma uçurumlara....
Bırakma beni “ bana “ ..
Hep sende kalayım...
Bir fincan huzur
Bir dirhem mutluluk yolla iç ceplerinde demlediğin...
Beni “ sende “ sakla...
Ben seninim...
Nefesimdir yüreğim....
Beni “ bende “ sildim
Sende varolmak için...
Hasretini ektim dudaklarıma
Sende tamamlanmak için....

Suyum ol
Soframda azık...
Yüzümde tebessüm...
Yüreğimde nefes...
Ben ol....
Ya ben sen olayım...

Sakın bırakma beni...
Yoksa düşerim adressiz coğrafyalara...

Gözlerimi yıldız sermek için gündüzü bekleme...
Her an sendeyim çünkü.....

Gözlerinde sakla beni....
Hayatın ta kendisi sensin çünki....

''
Gönderilmemiş aşk mektupları''.

Bu konuyu yazdır

  Murat Göğebakan - Benim Tek Suçum
Yazar: Pepee - 05-09-2012, Saat: 08:02 PM - Forum: Müzik - Yorum Yok


Bu konuyu yazdır

  Baharda Tüp Bebek Tedavisinde Başarı Artıyor!
Yazar: Sağlı@k ve Yaşam - 05-09-2012, Saat: 03:24 PM - Forum: Kadın Özel - Yorumlar (2)

baharda-tup-bebek-tedavisinde-basari-artiyor.jpg
İlkbahar aylarında kadınlarda daha yüksek östrojen hormonu salgılandığı için hamile kalmalarının daha kolay olduğunu biliyor musunuz?

Bahçeci Umut Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Süleyman Tosun, “Gün ışığı ve hava sıcaklığının artması östrojen hormonunun salgılanmasını arttırmaktadır. Tüp bebek tedavisinde mevsimlere göre istatiksel başarı oranlarına bakıldığında,1932 çiftin dahil olduğu bir araştırmada yumurtaların döllenme oranı ilkbahar aylarında diğer aylara göre 1.5 kat daha yüksek bulunmuştur.” dedi.
İlkbahar aylarında kadınlarda daha yüksek östrojen hormonu salgılandığı için daha kolay hamile kaldıkları tespit edildi. Gün ışığı ve hava sıcaklığının artmasının östrojen hormonunun salgılanmasını arttırdığını belirten Bahçeci Umut Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Süleyman Tosun sözlerine şöyle devam etti:” Östrojen hormonu kadın yumurtasının olgunlaşması ve embriyo gelişimi için çok önemlidir. Yardımcı üreme tekniklerinde (in-vitro fertilizasyon, mikroenjeksiyon) mevsimlere göre istatiksel olarak başarı oranlarına bakıldığında,1932 çiftin dahil olduğu bir araştırmada gelişen yumurta sayısı,olgunlaşmış yumurta oranı, embriyonun rahme tutunma oranı (implantasyon) ve gebelik oranları açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır.
Ancak yapılan araştırmalar göstermiştir ki yumurtaların döllenme oranı ilkbahar aylarında diğer aylara göre 1.5 kat daha yüksek bulunmuştur.”
Tüp Bebek Tedavisi’nde Bahar Farkı
Özellikle döllenme problemi olan çiftlerin ilkbahar aylarını tercih etmelerini öneren Op. Dr. Süleyman Tosun, “Tüp bebek tedavisinde bahar aylarının tercih edilmesi çiftler için moral verici ve yüz güldürücü sonuçları beraberinde getirebilir. Aynı zamanda daha çok döllenmiş yumurta bize embriyo dondurma ve gerekirse daha sonra kullanabilme şansı sağlamaktadır. Yine de bilinmelidir ki yardımla üreme teknikleri yılın her döneminde başarı ile uygulanmaktadır.” dedi.

Bu konuyu yazdır

  Tarih: 04-09-2026, 06:15 AM