:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 16,694
» Son Üye: ymptk22
» Toplam Konular: 98,587
» Toplam Yorumlar: 1,065,566

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 194 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 189 Ziyaretçi
Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot, Yandex

Son Aktiviteler
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
9 saat önce
» Yorumlar: 0
» Okunma: 15
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 22
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 52
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 47
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 48
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 69
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 107
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 190
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 359
Kısa Keloğlan Masalları -...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:26 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 236

 
  Stres Açlık Hissini Arttırabilir!
Yazar: MaSaL - 05-21-2011, Saat: 12:17 AM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

4829.jpg
Stresle başa çıkma tarzındaki seçimler sağlığımıza, ilişkilerimize ve performansımıza zararlı olabilir.





Günlük yaşam içinde çok kullandığımız bir kelime oldu ‘stres’. Baş ağrısı, uykusuzluk, gerginlik, aşırı yemek yeme gibi birçok durum çözülemediğinde stres kaynaklı diye düşünülebiliyor. Psikologlara göre stres onu zihninde taşıyan kişiye aittir ve her insan her olaya aynı tepkiyi vermez. Birisi çok kaygılanır, diğeri tükenmişlik duygusu yaşar, başkası umursamaz. Benzer türde bir olay farklı kişilerde, hatta bazen aynı insanda farklı zamanlarda farklı tepkiler ortaya çıkarabilir, bu konuda genelleme yapılamaz. Burada en önemli değişken bireye özgü farklılıklar gösteren psikolojik mekanizmalardır.
Bir olayı algılayışımız ve onunla başa çıkabilecek becerilerimizin gücü o olayı stresli veya stres yaratmayan olarak değerlendirmemize sebep olur. Bazı insan kaygılı ve gerilimliyken diğeri olay karşısında soğukkanlı ve sakin olabilir. Bu çok doğaldır. Herkesin kendine özgü stresle başa çıkma tarzı vardır. İşte yeme davranışını etkileyen de bu bireysel yöntemlerdir. Stresle başa çıkma tarzındaki seçimler sağlığımıza, ilişkilerimize ve performansımıza zararlı olabilir.
Stres varoluş süresince hep vardı çünkü her canlı tehlikeyle karşılaşınca kendini korumaya çalışır. Eğer savaşabileceği türden tehlikeyse bununla savaşır ama savaşamayacağı bir durum varsa o zaman kaçar. Stres genellikle olumsuz bir şey olarak düşünülür. Aşırı stres ciddi sorunlar yaratsa da dozunda stresin olumlu bir yanı da vardır. Herkes için değişebilen ama belirli dozda stres, varoluşun olumlu bir özelliğidir ve etkili bir işleyiş için gereklidir. Bu tür stres organizmada fiziksel ve ruhsal gelişmelere, büyümeye ve olgunlaşmaya yol açar. Stresli durumların metabolizmamızda yarattığı etkilerden birisi de hormonların etkilenmesidir. Stresle glikoz metabolizmasını sağlayan ve böbreküstü bezleri tarafından salgılanan önemli bir hormon olan kortizol etkilenir.
Yağ rezervi artar
Kortizolün sinirlilik ve stres hallerinde bedenin göstereceği tepkileri frenleyici etkisi vardır. Stres ve sinirlilik hallerinde bütün vücudumuz bir alarm verilmiş gibi tepkiye hazırdır. Kortizolün yükselmesi durumunda insan bünyesi enerji yakmaktan daha çok enerji üretme ve depolama halinde olur. Haftalarca, aylarca devamlı stres altında olan insanın yağ rezervleri artabilir. Sonuç olarak kortizolün yükselmesi, kişiye kendini daha aç hissettirir. Kendini aç hisseden kişinin eli de sık sık yiyeceklere uzanır! Kortizol salgısı kişiden kişiye değişir. Bazı insanlar strese karşı farklı tepkiler vermek üzere ‘kurulmuştur’. Benzer durumlarda iki kişi farklı seviyelerde kortizol salgılayabilir.
Yüksek seviyelerde kortizol salgılayan kişiler daha çok yemek, özellikle de karbonhidratlı gıdalar seçme eğiliminde olabilirler. Bu yüzden iş değişikliği, boşanma veya bireylerin bir yakınını kaybetmesi gibi durumlarda hızlı ve ani kilo değişiklikleri gözlenebilir. Böyle durumda bireyin kilo vermesi için diyetisyen, hekim ve psikolog işbirliği çok önemlidir.
Gevşeme tekniği kullanılabilir
Kortizol salınımını etkilemeyen stres düzeylerindeyse en büyük yanılgı duygularımızla fizyolojik açlığın birbirine karışmasıdır. Çünkü birçok duygu açlıkla karışır. Güvensizlik, yalnızlık, üzüntü, ağır kayıplar, ayrılık, belirsizlik, endişe gibi duygu durumlarına birey yemeği bir koltuk değneği olarak görüp çareyi yiyeceklerde ararsa geçici ama tehlikeli bir kısır döngü içinde kendini iyi hisseder. Ancak bu durumu çözebilmek için bireyin kendi farkındalığı ve inancı en önemli anahtardır. Çoğu zaman çevremizdeki arkadaşımız veya ailemizdeki bazı bireylerde bu durumu fark edip onlara anlatırız ama çoğu zaman bizi dinlermiş gibi yapıp hiç aldırmazlar İşte bu noktada farkındalık için mutlaka psikolog desteği önemlidir. Birey kendi motivasyonunu keşfetmediği sürece kilo kaybı kısa süreli olur yaşam biçimi ve beslenme alışkanlığında kalıcı çözüm için bireyin adanmışlık diyebileceğimiz ölçüde arzulu olması gerekir.
Stresle baş etmek için problem çözme teknikleri veya meditasyon, egzersiz gibi gevşeme teknikleri kullanılabilir. Meditasyon nefes gibi derinlemesine gevşeme teknikleri sinir sistemi rahatlatır, kasların gerginliğini azaltır. Çok gergin ya da üzüntülü durumlarda gevşeme egzersizleri bu gerilimi tümüyle yok etmez ama azaltabilir.
Sorunun ne olduğunun açığa kavuşturulması da stresin çoğunu hafifletir. Sorunu saptadıktan sonra olabildiğince çok seçenek üretilip çözüme odaklanmak gerekir. Bir çözüm yolu seçme ve eyleme geçmenin ardından sonuçları takip etmek de değişimin devamı için önemlidir.

Bu konuyu yazdır

  Türk cihazına ABD'de büyük ilgi Sağlık Haberleri
Yazar: MaSaL - 05-21-2011, Saat: 12:16 AM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

Türk cihazına ABD'de büyük ilgi Sağlık Haberleri

Türk araştırmacıların, hem böbrek taşlarının kırılmasında hem de ameliyatlarda ‘devrim’ yaratmaya aday yeni geliştirdiği robot, ABD Üroloji Kongresi'nde Amerikalı doktorlardan yoğun ilgi gördü.
Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Remzi Sağlam ve ekibi kongrede, vücutta kesik oluşturmadan böbrek taşlarının lazerle kırılması için geliştirdikleri ve "dünyada ilk olma" niteliği taşıdığını belirttikleri robotu tanıtıma çıkardı.
ABD'li üroloji uzmanlarından yoğun ilgi gören yeni cihaz, kongreye de damgasını vurdu. Konuyla ilgili soruları yanıtlayan Sağlam da, ELMED firması olarak mühendisleriyle böbrek taşlarının kırılması konusunda yeni cihazlar geliştirmeye çalıştıklarını söyledi.

20110519_112118_ABD102.widec.jpg
"Böbrek içini hiç kesmeden ve delmeden işlev gören aletlerle böbrek taşlarının lazerle kırıldığını belirten" Sağlam, bu konuda bir adım daha ileri giderek "dünyada ilk defa bir robot geliştirdiklerini ve yeni cihazlarının birkaç ay önce Viyana'da düzenlenen kongrede en iyi çalışma seçildiğini" kaydetti. Yeni cihazı, diğer tüm cihazlardan ayıran "farklılıklar" konusunda bilgi veren Sağlam, şunları anlattı:
"Bugüne kadar bu 'Fleksibil Üreteroskopi' dediğimiz cihaz, elle kullanılıyordu, doktor yoruluyor, radyasyon alıyor, aletler çabuk bozulabiliyordu. Hâlbuki yeni geliştirdiğimiz teknikle bu cihazı robota bağlayarak uzaktan kullanıyoruz, doktor yorulmuyor, oturarak ameliyat yapıyor. Cihaz da daha hassas bir şekilde kullanılabiliyor, daha büyük taşlar tedavi edilebiliyor. Böylece hastalar hiç kesilmeden veya vücutlarına delik açılmadan taşlarından kurtulmuş oluyorlar."
Sağlam, Türkiye'de şu an 2 bin 500 üroloji uzmanı olmasına rağmen, yöntemi öğrenmesi zaman aldığından "flexible retroskopi" yöntemini uygulayan doktor sayısının 20-30 kişiyle sınırlı kaldığına dikkati çekerek, bu cihaz sayesinde bu yöntemi kullanabilen uzman sayısının da artabileceğini kaydetti.
[b]ABD'Lİ DOKTORLARDA HEYECAN YARATTI
[/b]Sağlam, yeni cihazın "dünyada ilk" olduğunu belirterek, "Dünyada bu cihazın benzeri bugüne kadar yok. Daha önce benzerini başka bir yöntemle yapmaya çalıştılar ama başarılı olmamıştı" dedi.
Bu nedenle Avrupalı ve ABD'li doktorların yeni buluştan "çok heyecan duyduklarını" ifade eden Sağlam, kongrede yoğun ilgi gördüklerini ve diğer kongrelere de davet aldıklarını anlattı. Sağlam, "Dünyaca ünlü doktorlar çok ilgi gösterdiler. Hepsi kendi kliniklerine bu robotun bir an önce kurulmasını istediler" diye konuştu.
Ancak cihazı henüz piyasaya çıkarmadıklarını, şu aşamada sadece Ankara'daki hastanelerinde hastalara uyguladıklarını anlatan Sağlam, hastalardan çok olumlu sonuçlar aldıklarını söyledi. Prof. Dr. Sağlam, "Bu cihazı almak isteyenlere henüz piyasaya çıkmadığını ve fiyatının belli olmadığını söylüyoruz. Amacımız bunu daha çok kongrede tanıtmak ve belgelerinin tamamlanmasının ardından piyasaya sürebilmek" dedi.
[b]CİHAZIN TÜRKİYE'DEN ÇIKMASINA ŞAŞIRDILAR
[/b]Sağlam, cihazı geliştirmelerinin devam ettiğini belirterek, şunları kaydetti: "Daha sonra belki kliniklere kurulacak. Gururumuz bu cihazın Türkiye'den çıkmış olması. Dünyaca ünlü ürologlardan biri şunu söyledi: 'Aslında biz böyle bir cihazın ABD veya Avrupa'dan çıkmasını beklerdik ama Türkiye'den çıkması bizim için şaşırtıcı oldu'. Ama biz kendilerine Türkiye'de teknolojinin çok ileriye gittiğini söyledik. İnşallah ilerde Avrupa ve ABD'de Türk cihazları daha çok kullanılacak. Bu cihaz dünyada bir ilk, bu ilkin Türkiye'den çıkması da bizi mutlu ediyor."
[b]BİRÇOK YENİLİKLERİ BERABERİNDE GETİRECEK
[/b]Cihazın üretiminde görev yapan mühendis Sinan Kabakçı, 1,5 yıldır bu konu üzerinde çalıştıklarını, cihazı geliştirmeye devam ettiklerini söyledi. Kabakçı, "Cihaza kongrede büyük ilgi vardı. Yeni bilgiler edindik ve o bilgiler doğrultusunda cihazı daha geliştireceğiz. Tahmin ediyorum cihaz, birçok yenilikleri de beraberinde getirecek" diye konuştu.
Kongre sırasında cihazı incelemeye gelen Amerikalı tanınmış üroloji uzmanı Dr. Dean George Assimos da, izlenimlerine göre, cihazın çok yeni, işlevsel ve özgün olduğunu, böbrek taşına ulaşılmasını kolaylaştırdığı gibi, ameliyatları doktorlar açısından daha rahat hale getirdiğini söyledi. Assimos, cihazın gelecek vaat eden bir teknolojiyi ve birçok potansiyeli içinde barındırdığı izlenimini edindiğini kaydeden Assimos, cihazı denemeyi arzu ettiğini belirtti.
[b]TÜRK FİRMASI ABD PAZARINA GİRDİ
[/b]Öte yandan, Prof. Dr. Sağlam, diğer cihazlarını ABD'de satışa çıkarmak için gereken "FTA Belgesi”ne artık firma olarak sahip olduklarını belirterek, 3 aydır ABD piyasasına çıktıklarını ve ülkedeki değişik hastanelere 20 civarında cihaz sattıklarını kaydetti.
Sağlam, "ABD doktorları bizim cihazlarımızın ameliyat sırasında ellerini ısıtmamasını beğeniyorlar. Bundan dolayı çok mutluyuz, Amerikalı doktorların 'Türk cihazı kullanıyorum, bunu size de tavsiye ederim' demesi tabi ki bizi mutlu ediyor. Yakında ABD'de bir üniversitesiyle işbirliğine giderek cihazlarımızın burada üretilmesine imkân sağlayacağız" diye konuştu.

Bu konuyu yazdır

  Hiperaktif çocuklar nasıl beslenmeli?
Yazar: MaSaL - 05-21-2011, Saat: 12:15 AM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

Hiperaktif çocuklar nasıl beslenmeli?

1397.jpg
Çocuğunuzun çok hareketli ve atak olduğundan, konsantrasyon bozukluğu yaşadığından şikayetçi iseniz mutlaka bir hekime danışın.




Bazı anne ve babalar çocuğunun çok hareketli ve atak olduğundan, konsantrasyon bozukluğu yaşadığından şikayetçidir. Hiperaktivite tanısı konmuş çocuklarda, huzursuzluk, sabırsızlık, dikkat kaybı, unutkanlık, öğrenme güçlüğü gibi davranış bozuklukları saptanmıştır. Hiperaktif çocukların beyin kimyasındaki dengesizlikler sonucunda anormal davranışlar gösterebildiği görülmüş fakat hâlâ tam anlamıyla nedeni tanımlanamamıştır. Çocuğunuzun çok hareketli ve atak olduğundan, konsantrasyon bozukluğu yaşadığından şikayetçi iseniz mutlaka bir hekime danışın.
Hiperaktifliği artırıyor
Hiperaktivite kızlara oranla erkek çocuklarında daha çok görülüyor ve çocuklardaki dikkat dağınıklığı genelde üç yaşında başlıyor. Bu dönemlerde önemsenmeyip kontrol altına alınmazsa çocuğunuzun ileriki yaşamını olumsuz yönde etkileyecek problemler ortaya çıkıyor. Bu da çocuğun özellikle ergenlik dönemini daha çalkantılı ve başarısız geçirmesine sebep oluyor.
Yapılan bilimsel çalışmalar, katkı maddeleri eklenmiş besinlerin ve aşırı şeker tüketiminden sonra çocuklardaki hiperaktifliğin arttığını kanıtlıyor. Ayrıca çalışmalar yeterli ve sağlıklı beslenmeyen çocukların hiperaktif olduklarını ortaya koyuyor bu sebeple henüz kesin bir sonuca varılamıyor.
Davranışlarına dikkat edin
Hiperaktif bir çocuğunuz varsa şeker ve şekerli besinler tükettiğinde çocuğunuzun davranışlarına özellikle dikkat edin. Eğer bu besinleri tükettikten sonra daha hareketli olup yerinde duramıyorsa ve konsantrasyon bozukluğu yaşıyorsa bu tür besinlerin tüketimini sınırlandırmalısınız.
Ayrıca hiperaktif çocukların bir çoğu, salisilatlar ve fenolik bileşiklere karşı çok daha duyarlılık göstermektedir bu sebeple salisilat oranı düşük besinleri daha fazla tercih edin
Salisilat oranı düşük meyveler; muz, kabuksuz şeftali ve papayadır. Salisilat oranı düşük sebzeler; lahana, nohut, bezelye, marul ve patatestir. Et, tavuk, balık, yumurta, süt ürünleri ve tahıllarında salisilat oranı düşüktür. Fakat tüketimlerine dikkat edilmelidir çünkü çocuğunuz bu besinlere karşı duyarlılık da gösterebilir.
Tüketiminde dikkat edilmesi gereken yiyecekler;
Asitli içecekler ve hazır meyve suları, şekerlemeler ve boyalı besinler, beyaz şeker, boya ilave edilmiş süt ve süt ürünleri, cips gibi atıştırmalıklar, konserveler, hazır çorba ve baharat karışımları, şarküteri ürünler (sucuk,salam,sosis gibi), et suyu tabletleri, hazır puding ve kekler gibi tüm koruyucu ve katkı maddesi içeren yiyeceklerin fazla tüketiminden kaçınılmalıdır.
Kafein içeren içeceklerden de uzak durulmalıdır. Gerekli 50 besin öğesini sağlayabilmek için ( karbonhidratlar, proteinler, yağlar, vitaminler, mineraller) her gün beş besin grubu dengeli şekilde tüketilmelidir. Bu beş besin grubunu hafızalarınızda tazelemekte fayda var:
1-Süt yoğurt
2-Et grubu
3-Ekmek ve tahıllar
4-Sebze meyve
5-Yağ ve şeker( sınırlı)
Öneriler;
Haftada iki kez balık tüketimine özen göstermelisiniz. Özellikle yağlı balıklarda bulunan omega-3 hiperaktif davranışlarda anlamlı düşüşler meydana getirmektedir.
Araştırmalarda hiperaktif çocukların günlük diyetlerine çinko ve demir minerallerinin eklenmesiyle davranışlarda olumlu değişiklikler sağladığını görülmüş...
Besin koruyucu ve renklendiricilerinin diyetten çıkarılmasıyla hiperaktif davranışlarda önemli azalmalar olduğu gözlenmiştir.
Hiperaktif çocuklarda çikolata, şeker ve kafeinli besinler insülin ve buna bağlı olarak adrenalinin salınımını artırdığından, bu tür gıdaların tüketimi sınırlandırılmalıdır.
Aşırı adrenalin salgılandığında hızla harcanan magnezyumun yetersizliğinin önlenmesi için de ek magnezyum verilmesi önerilebilir.

Bu konuyu yazdır

  Yeni nesil babalar da depresyonda
Yazar: MaSaL - 05-21-2011, Saat: 12:14 AM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

Yeni nesil babalar da depresyonda

407.jpg
ABD'nin Eastern Virginia Tıp Fakültesi'nde yapılan araştırmaya göre, doğum öncesi ve sonrasında sadece anneler değil, babalar da depresyon yaşıyor




Norfolk kentindeki Eastern Virginia Tıp Fakültesi'nde yapılan araştırma, yeni kuşak babaların doğum depresyonuna girdiğini gösterdi.Bilim adamları, baba adayı ve yeni babanın depresyon durumuyla ilgili bilgi veren, 28 bin kadın ve erkeğin katıldığı 43 uluslararası araştırmanın sonuçlarını inceledi.
Doğum öncesi ve doğum sonrası anne adayları ve annelerin yüzde 10-30'unun depresyona girdiği, bunun kadını, çocuğu ve aileyi olumsuz yönde etkilediği biliniyordu ancak bu araştırma, 10 erkekten birinin de doğumla bağlantılı olarak depresyona girdiğini ortaya koydu.
Araştırmada, babalarda depresyonun hamileliğin üçüncü ayında başladığı ve doğumdan bir yıl sonrasına kadar sürebildiği tespit edildi. "Journal of the American Medical Association" dergisinde yayımlanan araştırmada bilim adamları, anne ve babada belirlenen depresyonun tedavi edilmemesi halinde, çocukta davranışsal ve psikiyatrik sorunların görülme riskinin artabileceği uyarısında bulundu.
Araştırmada ayrıca, Amerikalı babalarda doğum depresyonu görülme sıklığının yüzde 14, diğer ülkelerde yüzde 8 civarında olduğu vurgulandı. Konuya ilişkin makale, Fransız "Le Point" dergisinde de yer alıyor.

Bu konuyu yazdır

  Alışveriş Takıntısının Belirtileri Nelerdir?
Yazar: MaSaL - 05-21-2011, Saat: 12:13 AM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

Alışveriş Takıntısının Belirtileri Nelerdir?

1154.jpg
Depresyon, satın alma isteğini artırıyor. Çoğu zaman üzüntü, yalnızlık, kızgınlık ve engellenme gibi olumsuz duygular, satın almada artışa neden oluyor. Hastalar aldıkları eşyaların büyük kısmını paketinden bile çıkarmıyor, saklıyor




İstanbul Üniversitesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı ve Konsültasyon-Liyezon Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mine Özkan, alışveriş takıntısı hakkında bilgi verdi:

Alışveriş takıntısının belirtileri nelerdir?
Psikiyatri Literatürü'nde 1900'lü yılların başında 'Oniomania' olarak tanımlanmış olan bu bozukluk, son yıllarda 'kompulsif alışveriş' şeklinde de ele alınmaktadır. Bu rahatsızlıkta gözlenen belirtiler; sürekli zihinsel uğraşı, satın alma düşüncesi veya eyleminin belirgin bir huzursuzluğa yol açmasıdır. Bazı uzmanlar, kompulsif satın almanın, bireylerin boşluk ve mutsuzluk duygularını gidermek için kullandıkları telafi edici bir yöntem olduğunu ileri sürmüşlerdir.

SUÇLULUK DUYARLAR!

Hastalar, bu takıntıdan kurtulmak için neler yapıyorlar?
Kompulsif satın alma, çoğu zaman hatırı sayılır borçlara, aile ve evlilik ilişkilerinde kopmaya, hatta yasal zorluklara yol açmaktadır. Satın alma eyleminin peşinden suçluluk duygusu, utanç ve sıkıntı gelmektedir. Hastalar aldıkları eşyaların büyük kısmını paketinden bile çıkarmaz. Genellikle aldıklarını gizleme eğilimindedirler. Bu nedenle sık sık yalana başvururlar. Hastalar, girdikleri borçları ödeyebilmek için çeşitli yasadışı işlere bile girişebilirler. Çalıştıkları işyerinden hesabına para aktaran hastalarımız bile var.

Sosyo-ekonomik durumla ilişkisi var mı?
Kompulsif satın almayla ilgili çalışmalar kısıtlı olduğu için, bu hastalığa ait aile öyküsü çalışmaları da oldukça azdır. Ancak yapılan araştırmalarda sosyo-ekonomik durum ile bir ilişki bulunamamıştır.

KADINLAR İÇİN ÖNEMLİ
Takıntının kadın ve erkeklerde görülme sıklıklarında farklılık var mı?
Takıntının toplumda yüzde 2 ile 16 arası bir sıklıkta görüldüğü ve hastaların çoğunun kadın olduğu ortaya çıktı. Kadınlar genelde elbise, kozmetik eşya ve mücevhere karşı takıntılı bir ilgi duymakta, erkekler ise daha çok elektronik eşyaları tercih etmektedir. Alışverişin duygusallık ve kimlik ile ilgili boyutlarının kadınlar için erkeklerden daha önemli olduğu, kadınların alışveriş yapmayı sosyal etkileşim için olumlu bir davranış olarak gördüğü bilinmektedir.

Depresyonla ilişkisi var mı?
Yapılan çalışmalar, kompulsif satın almanın psikiyatrik rahatsızlıklarla ilişkili olduğunu göstermiştir. Bununla ilintili olarak, bu bozukluğu başka psikiyatrik bozuklukların (bağımlılık, duygu bozuklukları ya da obsesif kompulsif spektrum bozuklukları vb.) bir türevi olarak değerlendiren varsayımlar ortaya atılmıştır. Bütün bunlar, depresyonla kompulsif satın alma arasında bir ilişki olduğunu gösterir. Depresyon gibi duygulanımlar, kişilerin satın almaya yatkınlıklarını arttırır. Çoğu zaman üzüntü, yalnızlık, kızgınlık ve engellenme gibi olumsuz duygular satın almada artışa neden olur.

SATIN ALMA TAKINTISI OLANLAR ADETA AŞERİYOR!
Gençlerde görülüyor mu?
Hastalığın başlangıcı geç ergenlik ve erişkinlik dönemine rastlamakla birlikte, tam olarak yerleşmesi birkaç yılı alabilmektedir. Ergenlik döneminde görülmesi nadirdir.

MODAYI TAKİP EDİYORLAR
Marka takıntısı ile alışveriş takıntısı arasında ilişki var mı?
Alışveriş takıntısı, daha çok dürtü düzeyinde ele alınan bir rahatsızlıktır. Kompulsif satın almada davranışların karşı konulamazlığı ve denetlenemezliği, OKB'deki gereksiz, aşırı ve istenmeyen ritüelleri hatırlatır. Ancak, denetlenemeyen satın alma davranışı sergileyen hastalar, marka takıntısında çok görmediğimiz şekilde, adeta ilgili davranış öncesi aşerme yaşamakta ve davranış ortaya çıktığı andan itibaren hedonik bir hoşnutlukla karşılaşmaktadırlar. Bunların yanı sıra, yeniliklerin farkında olmak, son modayı takip etmek, pazarlıkla en uygun fiyatı elde ettiğine inanmak genelde bu tip kişilerde kendine olan güveni arttırır.

Modayı yakından takip eden biri olduğunu kanıtlamak için alışveriş yapanları nasıl değerlendirmeli?
odayı takip eden birisi için alışveriş yapma motivasyonu, normal alışveriş davranışı ile kompulsif alma davranışı sınırındaki bireylerde gözlenir.

ERGEN KİŞİLERDE GRUP YAŞLILARDA İLAÇ TEDAVİSİ!
Hangi kişilik tipleri risk altındadır?
Antisosyal, borderline, histrionik ve narsist kişilik bozuklukları, bu rahatsızlıkla daha sık birlikte görülür. Psikodinamik açıdan bakıldığında, kompulsif satın alma; narsistlik, zedelenme, psikolojik bağımlılık, öfke, utanç ve umutsuzluk gibi olumsuz duygular, boşluk ve yetersizlik hissi gibi çeşitli olgulara karşı bir savunma olarak işlev görür. Satın alma ya da paranın bir tür takıntı haline gelmesinde sadece biyolojik ya da psikolojik etmenler değil, içinde yaşadığımız toplumun bu davranışa bakış açısı da rol oynamaktadır. Bir davranış, toplum tarafından ne kadar kabul görürse, davranışsal bağımlılığa eğilimli kişilerin kendilerini rahatlatan bu tarz davranışları benimseyip devam ettirmesi daha kolay olur.

TEDAVİSİ ZOR DEÄžİL!
Nasıl tedavi ediliyor?
Yaşlılarda farmakolojik (ilaç tedavisi) ve psikoterapötik yaklaşımın birarada kullanılması büyük yarar sağlar. Ergenlerde ise daha çok grup terapisi yararlı olabilir. Yine aile terapisinin de olumlu etkileri vardır. Bazı davranışsal tedavi yöntemleri ile motivasyon düşükken bile olumlu sonuçlar alınabilmektedir.

BENLİKLERİNİ KANITLAMAK İÇİN ALIŞVERİŞ YAPIYORLAR!
Özgüvenle ilişkisi var mı?
Kompulsif satın alma davranışının gelişiminde temel kabuller (kendilik değerinin düşüklüğü, incinebilirlik), ebeveynlerden birinin küçük yaşta kaybı, fiziksel yoksunluklar (sakatlık) bulunabilir. Hastaların kendileriyle igili algıları dar kapsamlıdır ve bazen gerçekle uyumsuz çarpıtmalar görülür. Bu da bazen özgüven eksikliği olarak özetlenebilecek bir görünümle karşımıza çıkar. Kişi, benlik algısını arttırmak için özellikle bazı nesneleri alma ihtiyacı duyabilir. Belirli bir konuyla ilgili nesneleri kompulsif şekilde alarak, o konu hakkında yeterli oldukları duygusunu yaşayabilirler.

Taklit marka kullanma ile marka takıntısı arasında ilişki var mı?
Taklit marka kullanımına, obsesif kompulsif spektrum rahatsızlıkları içerisinde değerlendirilebilecek bir davranış olarak bakamayız

HASTA ZORLANMAMALI, YAKINLARI YARDIM ETMELİ!
OKB tedavisinde terapi nasıl uygulanıyor?
Özellikle bilişsel-davranışçı terapide sıklıkla karşılaşılan düşünsel çarpıtmaları değiştirmeye yardımcı olan özgül yöntemler kullanılmaktadır. Takıntılara eşlik eden rahatsızlık ve kaygıyı azaltmak için, uzun süreli yinelenen uyaranlara karşı sinir sisteminin alıştırılması büyük önem taşır. Eğer korkulan durum gerçek hayatta yaratılamayacak bir durumsa (hastalanma korkusu gibi) 'imgesel karşı karşıya gelme' yöntemi kullanılabilir. Korkulan durum, yinelenen şekilde zihinde yaratılır. Ayrıca OKB hastalarının yakınları, hastanın yaşadığı zorlanmaları denetim altında tutamadığını göz önünde bulundurmalıdır. Hasta yakınları, hastayı tedaviye katılması için zorlamamalıdır.

Bu konuyu yazdır

  Bundan Sonra Böyle Evlenme Teklifi Edeceğiz :)
Yazar: mavisben - 05-20-2011, Saat: 05:22 PM - Forum: Komik Yazılar - Yorumlar (18)

4_buyuk.jpg

Osmanlı zamanında bir beyefendi bir hanımefendinin karşısına geçer der ki;

''-Ey dilberi rana! ...Ey tesadüf-ü müstesna! O mahrem suratınızı görünce
size lahza-i kalpten sarsıldım... Niyetim acizane-i taciz etmek
değildir...Bilakis efkar-i umumiyede ufak bir aile bacası tüttürmektir..
Sözlerim sizi temin ve tatmin edecekse şayet,zevc-i izdivacınıza
talibim!..''

Hanımefendi de cevaben der ki;

''-O mahrem suratınıza bir sille-i osmaniye nakşedersem sekte-i kalpten terk-i hayat edersiniz...''

zafer.gifzafer.gifoldum.gifoldum.gif

Bu konuyu yazdır

  Hoşçakal aşkların en güzeli
Yazar: ZencefiL - 05-20-2011, Saat: 03:54 PM - Forum: Aşk (Genel) - Yorumlar (4)

Yazılan mı Önemliydi Çizilen mi Sevdalara..
Ho%C5%9F%C3%A7akal.jpg


Oysa Ben Ne Yazdım Ne Çizdim sevdamı..
İçimde Büyüttüğüm Ufaklıktın Sen..
Ben Ne kadar Büyüttüysem Seni; o kadar Ufaltmışsın Kendini..
Sen Giderken “gitme Kal Yanımda Sana ihtiyacım Var!”
Diyemedim ki..Diyemezdim de..
Çünkü Sen Kararlıydın Gitmeye..Ki Kalma Meraklısıda hiç mi hiç Olmamışsın..
Ben Ne Savaşlar Vermiştim Yüreğimde..
Ne Volkanlar Patlatmıştım Hep sen ol diye..
Sensiz Olmak Benim sonum Olurdu Biliyordum..
Bildiklerimin de Başıma Gelmesinden Öyle Çok Korkuyordum ki..
korkularıma Rağmen Savaşlarımı hiç ertelemedim..
ertelenmiş bir sevda bana göre değildi..
Ya Sen?
Savaştın mı Benim gibi?
Korktun mu Kaybekten Deli Sevdalanı?
Kaç Kere Yemin ettin Bozacağını;dayanamayacağını Bile Bile?……

o kadar Gözyaşı döktüm ki Ardından..
Hiç Utanmadım Ve Hiç silmedim Gözyaşlarımı..
Çünkü Görünen Sadece Gözümdeki Yaştı..
Kalbimdeki Acıları bitmişliği Göremezdin..
bu Yüzden Ağladım Karşında İşte Bu Yüzden Ağlamaktan;
Göz Yaşlarımdan Asla ve Asla Utanmadım…

Ben Sevdamdan da Utanmadım..Seni Sevmekten de..
Pişman Değilim Bir Kere Dünyaya Gelsem Bin Kerede Olsa Seni Severim!
Umudumu yitirdiğimde Utandım Ben Yar..!
Çünkü Umutlarımda Binlerce Güzellik Var….

Şimdi Bana Kalan Ardından;
Bomboş Bir Hayat..ve Bir O kadarda Dolu Kalbimin Yamaları..
Bir Avuç Göz Yaşı Ve Bir dünya Kadar Sevdan..
Gittin İşte..
Bitti Bu sefer Dönüşü Yok…
Kalbim Alıştı Belki de Bu sefer ama Telafisi Yok..
Olmayacakta…
Unut Deme Sakın..
Unutmak İçin Sevmedim ki seni..
Kolay mı ki Unutmak o kadar Savaşın O kadar Acının O kadar Sevdanın Ardından Seni…
Hadi Sen Unut Beni Sevgili..
Ben Es geçtim Unutulması Gereken Her şeyi…

Hoşçakal.. hoşÇa^kal .. Aşkların en güzeLii


(alıntı)

Bu konuyu yazdır

  Milli Takımda Geçen Dialoglar :)
Yazar: mavisben - 05-20-2011, Saat: 03:20 PM - Forum: Komik Yazılar - Yorumlar (13)

Fatih Terim: Hakan sen topları Necatiye indireceksin
Hakan Şükür: Tamam abi
Fatih Terim: Abi değil hoca diyeceksin
Hakan Şükür: Kime Necatiye mi hoca diyecem?
Fatih Terim: Hayır aptal herif bana
Hakan Şükür: iyi de sen oynamıyon ki , topları sana indirsem taç olur
Fatih Terim: Fatih soyun hakanın yerine oynuyorsun

Fatih Terim: Arkadaşlar saha kenarından o kadar taktik veriyorum anlamıyorsunuz. Beni anlayabilmeniz için size e-mail mi göndermem gerekiyor !?
Tuncay Şanlı: İyi de hocam , hakem benim kolyeyi bile çıkarttırdı , leptopa ne der bilemicem
Fatih Terim: Tuncay olum sana özel masa bilgisayarı kurdurdum yedek kulübesinde
Gökdeniz Karadeniz: Len Tuncay zaten ben de cezalıyım , beraber counter oynarız

Fatih Terim: Arkadaşlar bütün toplar Emrede buluşuyor
Emre: Hocam ayıp oluyor ama , her duyduğuna inanacaksan işimiz var senle!

Fatih Terim: Hakan soyun oyuna girecen
Oğuz Hoca: Hakan yok hocam
Fatih Terim: Nasıl yok !?
Oğuz Hoca: Teravihe gitmiş , Ramazan ya o bakımdan
Fatih Terim: hönk !

Fatih Terim: Yıldıray ısın
Yıldıray: 50 saattir ısınıyom , buharlaşacam ya

Fatih Terim: Oğuz soyun oyuna girecen
Oğuz Hoca: Hönk! Hocam ben futbolu bırakalı 8 sene oldu , antrenörüm ben
Fatih Terim: Valla mı len!
Oğuz Hoca: Ulan tam bunadı bu

Fatih Terim: O boynundaki ne evladım ?
Hakan Şükür: At nalı hocam , uğur getirsin diye taktım
Fatih Terim: Ayağına tak sen onu ayağına töbe töbe!


Big Grin

Bu konuyu yazdır

  Bebeğini Boğarken Görüntülendi
Yazar: Hasretiim - 05-20-2011, Saat: 12:11 PM - Forum: Güncel Haberler - Yorumlar (5)

Vicdansız Anne, Bebeğini Boğarak Öldürmek İstedi...

ABD'nin Teksas eyaletinde yaşayan 18 yaşındaki bir anne, hastanede tedavi gören dört aylık bebeğinin ağzını battaniye ile kapatıp boğarak öldürmek istedi. Olay anı, hastane odasına yerleştirilen gizli kamera tarafından saniye saniye görüntülendi.

Dail Mail gazetesinde yer alan habere göre, ülkenin
Teksas eyaletindeki Cook Children's Medical Centre'da meydana gelen olayda, gayrimeşru bir ilişki sonucu hamile kalan 18 yaşındaki Shantaniqua Scott, Raymond adını verdiği bir erkek çocuğu dünyaya getirdi.

İşsiz ve devlet yardımı alarak geçindiği belirtilen Scott, aynı zamanda bebeğinin de babası olan sevgilisinin bebeği reddetmesi üzerine bunalıma girdi. Bunun üzerine bebekten kurtulmanın yollarını arayan genç anne, küçük çocuğa şiddet uygulayarak hastanelik etti.

BEBEÄžİNİ BOÄžARAK ÖLDÜRMEK İSTEDİ

Hastanede genç kadının bebeğine işkence yaptığından şüphelenen doktorlar, bebeğin kaldığı odaya gizli kamera yerleştirdi. Odada gizli bir kamera olduğundan habersiz olan Sacott, bekar hayatını sürdürmek için uygulamaya koyduğu acımasız plan, gizli kamera tarafından saniye saniye görüntüklendi.

BEBEK, NEFES ALMAK İÇİN ÇIRPINDI

İnsanın tüylerinin diken diken eden görüntülerde vicdasız anne, hastanede asit reflüsü teşhisi konulan 4 aylık oğlunun odasına girerek battaniye ile ağzını ve burnunu kapatarak öldürmeye çalışıyor. Bı sırada boğulma üzere olan bebeğin nefes almak için çaresizce çırpındığı görülüyor.

Yaklaşık 1 dakika 15 saniye beğinin oksijensiz bırakan vicdansız kadın, çırpınışları sona eren bebeğin öldüğünü düşünürken alarm
çalmaya başlıyor. Alarmı duyan doktor ve hemşiler, hızla odaya girerek bebeğe müdahale ederek yaşama döndürmeyi başarıyorlar.

ÖMÜR BOYU HAPİS CEZASI ALABİLİR

Görüntülerin incelenmesinden sonra gözaltına alınan Shantaniqua Scott'un yargılanmasına devam ediliyor. Genç kadının ömür boyu hapis cezasına çarptırılabileceği belirtiliyor.

Bu konuyu yazdır

  Başka Bir Yerde
Yazar: sıla - 05-20-2011, Saat: 10:55 AM - Forum: Vizyondakiler - Yorumlar (3)

baska-bir-yerde-filmini-izle.jpg

[SIZE="3"][COLOR="Teal"]Yapım: 2010~ ABD
Tür: Dram, Komedi
Yönetmen: Sofia Coppola
Oyuncular: Benicio Del Toro, Michelle Monaghan, Elle Fanning, Laura Ramsey, Stephen Dorff, Robert Schwartzman, Laura Chiatti, Chris Pontius, Christina Blevins, Caitlin Keats, Jennifer Sky, Libby Mintz, Julia Melim, Alexandra Williams, Becky O\'donohue, Brooke Bickford, C.c. Sheffield, Jo Champa, Karissa Shannon, Katie Nehra, Kristina Shannon, Lauren Hastings, Rachael Riegert, Randa Walker, Stephanie Ellis, Susanna Musotto, Yeena Fisher
Senaryo: Sofia Coppola
Yapımcı: Francis Ford Coppola, Sofia Coppola, Jordan Stone, G. Mac Brown, Paul Rassam, Fred Roos, Roman Coppola
Görüntü Yönetmeni: Harris Savides
Müzik: Phoenix
Süre: 1 saat 38 dk

Konusu:
Üç film çekmesine rağmen yaşayan en yetenekli kadın yönetmenlerden biri sıfatını kazanan Sophia Coppola dördüncü filmi Somewhere ile bağımsız cephede heyecan uyandırıyor.Film,çılgın ama mutsuz bir hayat yaşayan bir Hollywood yıldızının günün birinde 11 yaşındaki kızı tarafından ziyaret edilmesiyle gelişen olayları anlatıyor.Baba-kız rolünde Stephen Dorff ve kendine ablasından çok daha iyi bir kariyer inşa eden Elle Fanning'i izleyeceğiz.Somewhere Şubat ayında Türkiye sinemalarında gösterilecek,ancak o tarihten önce bir film festivalinde izleme olanağı da bulabilirsiniz.[/COLOR][/SIZE]

Bu konuyu yazdır

  Tarih: 05-03-2026, 09:37 PM