:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 16,694
» Son Üye: ymptk22
» Toplam Konular: 98,587
» Toplam Yorumlar: 1,065,566

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 200 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 196 Ziyaretçi
Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot

Son Aktiviteler
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 24
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 30
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 55
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 48
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 51
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 70
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 110
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 192
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 363
Kısa Keloğlan Masalları -...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:26 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 238

 
  Bulunmayacak Tek Şey Senin Benzerindir
Yazar: MaSaL - 04-26-2011, Saat: 11:32 AM - Forum: Hikayeler - Yorumlar (2)

Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu seyretmekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük bir dükkân için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle...


Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkândan dışarı fırlayıp:

- "Küçüüük!" diye seslendi." Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir hârika!"

Çocuk, ona dönerek:

- "Gerçekten çok güzeller!" diye tebessüm etti, "Ama benim bir bacağım doğuştan eksik".

- "Bence önemli değil!" diye atıldı adam. "Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki! Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı veya vicdanı."

Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:

- "Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi."

Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:

- "Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?"
- "Çok basit!" dedi, adam. "Eğer yoksa, cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa, problem değil. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hâttâ sakat insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükâfat görecekler..."

Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine işÃ¢ret ederek:

- "Baktığın ayakkabı, sana yakışır!" dedi. "Denemek ister misin?"
Çocuk, başını yanlara sallayıp:
- "Üzerinde 30 lira yazıyor" dedi, "Almam mümkün değil ki!"

- "İndirim sezonunu senin için biraz öne alırım!" dedi adam, "Bu durumda 20 liraya düşer. Zâten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder."
Çocuk biraz düşünüp:
- "Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!" dedi, "Onu kim alacak ki?"
- "Amma yaptın ha!" diye güldü adam. "Onu da, sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım."
Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:
- "Üstelik de öğrencisin değil mi?" diye sordu.
- "İkiye gidiyorum!" diye atıldı çocuk, "Üçe geçtim sayılır."
- "Tamam işte!" dedi adam. "5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira. O da zâten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti!"

Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkâna girdi. İçerdeki raflar, onun beğendiği modelin aynıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek

- "Benim satış işlemim bitti!" dedi, "Sen de bana, bunu satsan memnun olurum."
- "Şaka mı yapıyorsunuz?" diye kekeledi çocuk, "Onun tabanı delinmek üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi?"
- "Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş..." dedi adam, "Antika eşyalardan haberin yok her hâlde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30-40 lira eder."
Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları üzerinden atabilmiş değildi.
Mutlaka bir rûyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rûya.
Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kâğıt paralara göz gezdirdikten sonra,10 liralık banknotu geri vererek:
- "Bana göre 20 lira yeterli." dedi. "İndirim mevsimini başlattınız ya!"
Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu. Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı. Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu. Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip:
- "Babam haklıymış!" dedi. "Sakat olduğum için üzülmeme hiç gerek yok! demişti."

* Her Rüzgar Savuracak Bir Toz Bulur,
* Her Hayat Yaşanacak Bir Can Bulur,
* Her Umut Gerçekleşecek Bir Düş Bulur
* Bulunmayacak Tek Şey Senin Benzerindir

Bu konuyu yazdır

  Boyun fıtığı bilgisayarla çalışanları tehdit ediyor
Yazar: sıla - 04-26-2011, Saat: 11:32 AM - Forum: Sağlık - Yorumlar (11)

[SIZE="3"][COLOR="DarkGreen"]Yapılan araştırmalar, bankacılar, bilgisayar operatörleri gibi uzun süre bilgisayar başında çalışanlar ile mikroskop altında saatler süren ameliyat gerçekleştiren beyin cerrahlarında boyun fıtığı riskinin daha fazla olduğunu ortaya çıkardı.
Boyun fıtığı bulunan kişiler, hastanelere genellikle boyun tutulması ve kollara vuran ağırlar nedeniyle başvuruyor. Nemli bölgelerde kıkırdaktaki zorlanma sonucu boyuna darbe gelirse bel, sırt, diz ve kalça ekleminde kireçlenmeler oluyor.
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi (ZKÜ) Rektörü ve Beyin Cerrahı Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz, “Su tutma özelliği bulunan kıkırdak yastıklar yardımlarıyla boyun ve bel kısmı her yöne hareket etmektedir. Bu kıkırdak yastıkları, boyunda, zorlamanın yanı sıra ağır kaldırma, merdivenden düşme ve trafik kazası gibi darbelerle fıtıklaşır.
Bu bölgede en hassas organ olan omurilik bulunduğundan fıtık, boyun ve bel sinirlerine baskı yapar. Böylece kollarda ağrı, tuvalet ihtiyacının karşılanması ve yürüme sorunlar ortaya çıkabilir. Boyun fıtığı, özellikle sürekli bilgisayar başında ve klima altında çalışan bankacılar için risk faktörüdür. Aynı risk saatlerce mikroskop altında ameliyat yapan beyin cerrahları için de geçerlidir” dedi.
Fıtığa karşı yürüyüş ve yüzme öneriliyor
Açıkgöz, boyun fıtığı olanların yatarken yüksek yastık kullanmalı ve yan yatmaları gerektiğine işaret ederek, şöyle dedi:
“Boyun fıtığında en iyi tedavi yöntemi bilinçli yürüyüş ve yüzmedir. Haftada 2 gün 30 dakika sıcak suda yüzülmesi adaleleri gevşetir, insanı rahatlatır. Fıtıklarda genellikle tıbbi tedavi uyguluyor, boyunluk takılmasını öneriyoruz.
Bu hastaların önemli kısmı 10 günde iyileşebiliyor. Daha sonra kişilerden boyun jimnastikleri yapmalarını istiyor, bazılarına da fizik tedavi uyguluyoruz. Ameliyatı son çare olarak düşünüyoruz.”[/COLOR][/SIZE]

Bu konuyu yazdır

  Arkadaş ve Dost
Yazar: MaSaL - 04-26-2011, Saat: 11:29 AM - Forum: Diğer (Genel) - Yorumlar (1)

[INDENT] Bazi arkadaslarimiz zaaflarimizi ögrenmeye calisir, bulur ve kullanir...
Bazilarida zevklerimizi tespit eder, onlara hitap etmeye ugrasir...


Bazi arkadaslarimiz zayifliklarimizi görür basimiza kakinc eder...
Bazilari da zayifliklarimizi bilir, örtmeye calisirpoint.gif..


Bazi arkadaslarimiz hazlarimizi kullanarak, bizden menfaat bekler...
Bazilari hazlarimizi ögrenerek bizi memnun etmeye kalkisir...


Bazi arkadaslarimiz ayagimiz tasa deydiginde bizi terk eder...
Bazilarininda ayagimiza diken batsa yüreginden kan damlar...


Bazi arkadaslarimiz cebimize yakindir...
Bazilari da yüregimize...


Bazi arkadaslarimiz ortak oldugumuz her amacta bizi ikinci görmek ister...
Bazilari ise omuzlarina cikarir, ikincimiz olmaktan seref duyar...


Bazi arkadaslarimiz SIKINTIMIZ sorunumuz olmadiginda yanimizdadir...
Bazilarida SIKINTIMIZI paylasmak icin...


Bazi arkadaslarimizla sofrayi paylasiriz...
Bazilariyla kavgayi...



Birinciler arkadastir, ikincilerde dost ve nedendir bilinmez hep birinciler tercih edilir... [/INDENT]

Bu konuyu yazdır

  Ayak izi!
Yazar: MaSaL - 04-26-2011, Saat: 11:27 AM - Forum: Aşk (Genel) - Yorumlar (1)

footprints.jpg

Adamın biri, bir gece bir rüya görmüş,

Upuzun bir kumsal boyunca dostu ile yürüyormuş.
Onlar yürürken tam karşılarındaki gökyüzünden de
Bir film şeridi gibi, adamın hayatından sahneler geçiyormuş.
Kumsal adamın hayat yolu imiş sanki

Adam kumda iki çift ayak izi kaldığında dikkat etmiş . . .Bir çifti kendisinin, bir çifti Dostunun.

Hayatının son sahnesi de gökyüzünden geçtikten sonra adam,

Kumdaki ayak izlerine boydan boya bir daha bakmış ve ...Birden bir şey dikkatini çekmiş:

Hayat yolunun pek çok bölümünde kumda sadece bir çift ayak izi ve adam dehşet içinde farketmiş ki, ayak izlerinin, tekleştiği zamanlar, hayatının en kötü, en acı anlarına rastlıyor...

Bu keşfi onu fena halde rahatsız etmiş ve dostuna sormaya karar vermiş.

Dostum! Eğer ben bir terslik yapmazsam her zaman yanımda olacağını,her zaman yanıbaşımda yürüyeceğini söylemiştin . . .

Oysa hayat yoluma bakıyorum.

En zorlu, en kötü, an acılı anlarımda sadece bir çift ayak izi görüyorum kumda . . .

Anlamıyorum dostum anlamıyorum . .

Hayatın kolay günlerinde yanımda yürüyorsun da sana en muhtaç olduğum anlarda beni niye terk ediyorsun ?

Dostu gülümseyerek cevap vermiş:

Sevgili, çok sevgili dostum.

Ben seni çok sevdim ve hiç terketmedim.

Hayat yolundaki en zorlu sınav günlerinde,yani en acılı, en kötü anlarında kumda hep bir çift ayak izi gördün.

Dikkat et!

Ayak izleri teke indiğinde derinleşiyor.

Çünkü o sıralar ben, seni kucağımda taşıyordum .


ayak_1.jpg

Bu konuyu yazdır

  İçimize şeytan mı kaçtı?
Yazar: history - 04-26-2011, Saat: 11:19 AM - Forum: Makale - Yorumlar (2)

İçimize şeytan mı kaçtı?


Neler oluyor bize? Kafayı sıyırdık, artık deliliğin sınırlarını zorluyoruz. Kötü, kin, nefret dolu insanlar olduk çıktık.


Sırf kin ve nefretle kalsa yine iyi, resmen seri katiller üremeye başladı içimizden. Manyaklaştık, gözlerimiz döndü, artık önümüzü görememeye başladık, gördüklerimizin arasından iyiyi, kötüyü kavrayıp algılayamaz olduk.
Nasıl konuşulur unuttuk, boğazlarda boğum moğum kalmadı; küfürsüz, kıyametsiz, hakaretsiz geçmez oldu günlerimiz.
Çocuk katilleri, tecavüzcüler, eşlerini dövüp öldüren bir sürü manyak adam, hayvanları katletmekten zevk alan bir sürü ruh hastası, “Tipini beğenmiyordum, ondan bıçakladım” diyecek kadar gözü dönmüş caniler gün geçtikçe içimizde çoğalmaktalar.
arsivimage.aspx?picid=13221139
Nasıl bu kadar kötü olabildik? Herkesi moklayan, birilerinin mutsuzluğundan sevinen, onun bunun ekmek parasıyla rahatça oynayabilen, düşene bir tekme de ben vurayım diyen, içine şeytan kaçmış zihniyetler olduk çıktık.
İşin moku; bu tip insanlar artık o kadar çok ki ve her türlü kötü olay o kadar çok yaşanır oldu ki kanıksamaya başladık, alışır olduk.
Alın işte dün Bedri'yi delinin teki sokak ortasında bıçaklayıverdi. Neymiş; “gıcık oluyormuş”.
Hadi bu da yetmedi, bu olayın ardından halk bir sürü yorumlar yazdı, çizdi. Demin okudum, aklımı bozuyordum. Bir sürü insan “geberseydi” ya da “reklam yapıyor” gibi yorumlar yazmış. Yuh be kardeşim yuh, adam 4 saat süren bir ameliyat geçirdi; nasıl bir kötülük bu ya, nasıl bir düşünce tarzı? Karınca bile ezemeyen zihniyetlerimiz nereye gitti, o günlerimiz nerelerde kaldı?
Tüm gözü dönmüş, kendini bilmezler, diyorum ki; “İçinizdeki şeytanı salıverin gitsin.”
Not: Sizler ne düşünüyorsunuz bu kadar kötüleşmemiz hakkında, yazsanıza.
Ayşe ARAL

Bu konuyu yazdır

  3 Noktalarım
Yazar: MaSaL - 04-26-2011, Saat: 11:13 AM - Forum: Aşk (Genel) - Yorumlar (1)


  1. [INDENT]
    Christina_by_schmoopy.jpg
    . . .

    İyi Değilim Bu Aralar….

    Ruhumun parçalı bulutları;

    Beynimin kılcallarına dokundukça;

    Kalbimin acısını hissediyorum…

    Dedim ya; iyi değilim bu aralar…

    Ne sen sor ne ben anlatayım,

    Anlatsamda anlaşılamam zaten
    Maskemde;sahte bir tebessüm

    İyi değilim bu aralar…

    Yüzümdeki buruk bir gülümsemenin
    Göz diplerimdeki acısını hissediyorum…

    Sonrada yüzüme değen ıslaklığını…

    Sakın sorma sebebini
    Dedim ya;iyi değilim bu aralar…
    [/INDENT]




    [INDENT]
    3151.jpg

    [/INDENT]


    progress.gif clear.gif Alıntı

  2. Dün 13:28 #4
    Suskun
    user-offline.png
    Super Moderator s_mod.gif reputation_pos.png reputation_pos.png reputation_pos.png reputation_pos.png reputation_pos.png reputation_highpos.png s_ok.png

    icon1.png

    [INDENT]
    bicylcion.jpg


    Oyuncağın Kırıldı Diye Üzülme Çocuk ...!

    Büyüyünce Kalbini Paramparça Yapacaklar ...!
    [/INDENT]




Bu konuyu yazdır

  Dokundum...* Ağladı..
Yazar: MaSaL - 04-26-2011, Saat: 11:11 AM - Forum: Aşk (Genel) - Yorumlar (4)

autumn%2Clake%2Cnature%2Cphotography%2Cl...42fb_h.jpg



Hüzün kokan bir sonbahardı
Düşlerime düştü adam
Dokunsam kaçacaktı
Dokundum
Kaçtı...

Kelimelere sığmıyordu düşünceler
Denizin bir dalgalanışı vardı
Deniz dalgalandı
Sevda dalgalıydı
Adam dalga oldu
Yüreğe çarptı...

Isındım kavuşmalarda
Üşümeler gidişlere kaldı
Düşlerin sokağından mı geçtim
Yoksa sokak mı beni çağırdı..?

Yana gecikmedim
Sadece beklettim
Adresin rehberlerde yanlış yazılmış adam
Kabul edersen eğer
Simdi geldim
Belki gidiyordun
Yorgundun
Yorulmuştun
Sabrın uzatmalara kalsın
Kadınlığımı giyindim
Telaşla geldim...

Bir şehir kalabalığı vardı üzerinde
Bir sevdanın ağırlığı
Bir vedanın kırgınlığı dudaklarında
Gözlerine baktım
Hüzünlerimiz tanıştı
Gülüşlerimiz
Gülümseyişlerimiz
Bilseydim
Daha önce tutardım ellerini
Cağırdığını duydum
Koşarak geldim...

Dağınıktı saçlarım
Toparlayamadım
Bir fırtına gibi indin üzerime
Islandım mı
Islatıldım mı
Anlayamadım...

Korkular akıyordu yüreğinden adam
Kaç mevsimin karanlığı iz bıraktı da
Silmedin öpüşlerinden...?
Seviştim yorgunluğunla
Ve seninle
Kederinle
Bildim...
Aralıktı kapın
Zile basmadan
Apar topar
İçeri girdim...

Haylaz bir çocuğun
Umudu var gözlerimde
Gözlerini kaçırma
Korkularımı sattım
Sana geldim...

Hüzün kokan bir sonbahardı
Düşlerime düştü adam
Dokunsam susacaktı
Dokundum
Ağladı...

Bu konuyu yazdır

  Ceo
Yazar: history - 04-26-2011, Saat: 11:10 AM - Forum: Sözlük - Yorum Yok

CEO;(Chief Executive Officer):birden fazla alanda faaliyet gösteren şirketler grubunun “Genel Müdürü”

Bu konuyu yazdır

  Geç yaşta annelikte down sendromu tehlikesi
Yazar: sıla - 04-26-2011, Saat: 11:05 AM - Forum: Anne ve Bebek - Yorum Yok

[SIZE="3"][COLOR="Olive"]Hamilelik hangi yaşta olursa olsun risksiz değildir, ama yaşın ilerlemesi ile bu riskler artar. Bu risklerin en önemlisi Down sendromlu bir çocuk doğurmaktır.
Down sendromlu görülme sıklığı annenin yaşı ile beraber artar. Bu risk anne 20 yaşındayken 10000 de 1; anne 35 yaşındayken 1000 de 3, anne 40 yaşındayken ise 100 de 1′dir.
Down sendromu ve başka kromozomsal anormalliklerin yaşlı annelerde daha sık olmasının nedeni annenin yumurtalarının yaşlanması ve zaman içinde zararlı madde, kimyasal, röntgen ve enfeksiyonlara daha çok maruz kalmasından olduğu düşünülmektedir.
[b]İleri yaşlarda hastalık riski

Down sendromunun tedavisi olmamakla beraber doğum öncesi tanı yöntemleri ile rahim içinde tanısı konabilmekte ve gerekirse gebelik sonlandırılmaktadır.
Yaşı 35′in üzerinde olan annelerde yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kalp damar hastalığı gelişme riski artmıştır. Ayrıca düşük, erken doğum ve doğum sonrası kanama daha sıktır.
Geç yaşta annelik
İlerlemiş yaş, anne adayını tek başına yüksek riskliler kategorisine sokmaz. Ama birçok bireysel riskin toplamı bunu yapar.
Yaşı ileri anne risk etmenlerini en aza indirmek için çaba gösterir ve doktoru ile işbirliği içerisinde olursa sağlıklı bebek doğurma şansı çok artar.
Geç yaşta anne olmanın artıları da vardır. Bu kadınlar iyi eğitimlidir, işleri, mevkileri vardır ve daha olgundurlar; bu da onları iyi anne yapar.
Daha ileri yaşta ve görmüş geçirmiş olduklarından; genç annelere göre, bebeğe bağlanıp kalmaktan daha az yakınırlar.[/COLOR][/SIZE]
[/b]

Bu konuyu yazdır

  Gebeliği risksiz atlatmak elinizde
Yazar: sıla - 04-26-2011, Saat: 11:03 AM - Forum: Anne ve Bebek - Yorum Yok

[SIZE="3"][COLOR="DarkSlateBlue"]Özellikle de diyabet, astım, tansiyon gibi birtakım kronik hastalıklara sahip olan ya da tüp bebek yöntemleriyle hamile kalmış kadınların hamilelikleri sağlıklı gebelere göre biraz daha zor geçebiliyor. Ancak uzmanların tavsiyelerini dikkate alarak bu tehlikeli durumları risksiz atlatabilirsiniz.
Alınabilecek önlemler, gebelere uygun tedavi yöntemleri ve ilaçlar sayesinde pek çok risk ortadan kaldırılabiliyor. Hatta bazen sadece yaşam tarzında yapılan küçük değişiklikler bile bebekte ya da annede oluşabilecek sağlık sorunlarını önlemeye yetiyor. Bunun içinse hekimle iletişim içerisinde olmak, düzenli doktor kontrollerini ihmal etmemek ve riskleri oluşmadan önlemek çok önemli…
Kimler risk altında? Gebelik ne zaman riske girer? Riskli bir durumda ne yapmalı? Gebeler ilaç alabilir mi? Yüksek riskli gebeliklerle ilgili merak edilen soruları Anadolu Sağlık Merkezi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuri Ceydeli ile Op. Dr. Mete Bostancı cevapladı.
- Tüp bebek yöntemiyle hamile kalanlarla, doğal yolla hamile kalan kadınların arasında risk açısında büyük fark var mı?
Nuri Ceydeli: Pek yok. Ama çoğul gebelik olursa düşük gibi riskler artıyor tabii. Bebeklerin birbirinden etkilenme riski artıyor, gebeliğin takibindeki süreç zorlaşıyor, bebeğin anneye verdiği yüksek şeker ve tansiyon gibi yan etkiler artıyor. Tüp bebek hastaları genellikle ileri yaşta oldukları için genetik hastalıkların görülme riski de daha fazla oluyor. Ancak her ileri anne yaşında genetik sorun olacak diye de bir şey yok. Anneleri de korkutmamak lazım. Gereken kontroller ve önlemler alındığında sağlıklı bebeklere sahip olabilirler.
- Kronik bir hastalığı olan anne ne yapmalı? Gebelikte ilaçlarını kesiyor musunuz?
Nuri Ceydeli:
Pek çok kadın gebe kaldığında alması gereken bütün ilaçları kesiyor. Bu çok doğru değil. Eğer bırakılabilecek bir ilaç ise gebelikten bir süre önce bunların bırakılmasını öneriyoruz. Ancak alınabilecek ilaçları da doktoruna danışarak mutlaka almalı. Sağlıklı bir gebelik için önce annenin sağlıklı olması gerekiyor çünkü. Mesela tiroid hapları gebelik boyunca kullanılmalı. Bu haplar bırakıldığında bebeğin sağlığı tehlikeye girer. Mesela anti depresanlar gelişi güzel kesilmemeli.
- Anti depresanların zararı yok mu bebeğe?
Nuri Ceydeli:
Tabii ki var. Ama bu hastalarda zararı en az olan anti depresanlar seçiliyor. Kişiler ilaç seçimini mutlaka doktorlarıyla yapmalılar. Bebeğe en az zarar veren ilaçlar seçilmeli. Bazen anti depresan almamak, almaktan çok daha büyük zarar verebilir bebeğe. Hamilelerin kullanabileceği pek çok ilaç var.
- Riskli gebeliklerde annelere ne öneriyorsunuz?
Nuri Ceydeli:
Katı kurallar yok. Her gebeye farklı yaklaşıyoruz. Mesela tansiyon hastası bir kadının gebe kalmadan önce mutlaka tansiyonu düzenlenmeli. Hamile kaldıktan sonra da beslenmesini ve yaşam tarzını kontrol altına alıyoruz. Örneğin tuzsuz bir diyet, sakin, stresten uzak bir yaşantı önemli. Bazen hafif egzersiz de öneriyoruz. İlaçlarını ise mutlaka almaya devam etmeli. Şeker hastalarında da kan şekeri mutlaka kontrol altına alınmalı. Diyet çok önemli, mutlaka bir diyetisyen kontrolünde olunmalı. Düzensiz kan şekeri erken doğuma bile yol açabiliyor. Gebelik olmadan önce kişiler doktora gelmeli, hastalıklar ortaya konmalı ve gerekli önlemler alınmalı. Gebe kaldıktan sonra da bunlar daha özel bir ilgiyle takip edilmeli.
- Hamilelerin iş hayatını bırakmalarını öneriyor musunuz?
Nuri Ceydeli:
Eğer özel bir istirahat dönemi önerilmiyorsa hayır. Rahat, sizi çok fazla yormayan, severek gittiğiniz, çalışma saatleri düzgün bir işiniz varsa mutlaka çalışmanızı öneriyoruz. Ama stresli, koşuşturmalı, üzerinizde aşırı iş yükü olan bir işiniz varsa bu gebeliği olumsuz etkiler.
“Alınan önlemlerle gebelikte pek çok sorun önlenebiliyor”
Op. Dr. Mete Bostancı ise konu ile ilgili olarak şu açıklamalarda bulundu:
“Yüksek riskli gebelikler denince akla aşırı kanamalar, tansiyon yüksekliği, kontrol altına alınamayan diyabet, hastada daha önce var olan ama gebelik sırasında kötüleşen diyabet, tiroid bozuklukları, büyük miyomlar, çeşitli kan hastalıkları ve kanserler gibi kronik hastalıklar; çoğul gebelikler, ileri anne yaş gebelikleri, bebekte görülen çeşitli anormallikler geliyor.
Bir önceki gebelikte yaşanan erken doğum tehditleri, rahim ağzı yetmezlikleri, yaşanan düşükler bir sonraki gebelik için az miktarda olsa da var olan riski artırıyor. Bunların bir kısmı gebelik öncesi yapılan rutin muayeneler ve tetkikler sonucu ortaya konabilir. Bir kısmı ise ön görülemeden, gebelik esnasında ortaya çıkar veya daha ağırlaşır.
Tüm bunlarla gebelikte mücadele etmek yerine, bunların gebelik planlandığı zaman ortaya konup kontrol altına alınması daha kolay. Tansiyon yüksekliği, kan şekeri seviyesindeki düzensizlikler, tiroid, kansızlık problemlerine erken yapılacak müdahaleler sayesinde gebelik daha konforlu ve güvenli geçirilir.
Sıkı takip altında olmak, her zaman erken müdahale şansına sahip olmak anlamına geliyor. Birçok sistemik hastalık gebelikten iyi veya kötü yönde etkilenebiliyor. Gebe kalmadan önce birtakım rutin testler hastanın sahip olduğu temel riskler göz önüne alınarak mutlaka yapılmalı. Eğer gebeliğe sağlıklı bir hazırlık yapılırsa gebelik süresince her şey daha iyi gelişir.
Gebelik oluştuktan sonra yapılacak rutin tarama testleriyle bebekte veya anne adayında görülebilecek problemler ortaya çıkarılabiliyor. İkili veya üçlü tarama testleri, detaylı ultrason incelemeleri ve rutin takip süreciyle oluşabilecek sorunlar yüzde 60-70 oranında azaltılabiliyor. Burada akılda tutulması gereken bir olay da hiçbir zaman sıfır risk diye bir şeyin olmadığıdır. Gebeliğin öğrenildiği andan, doğuma kadar geçen süreç içinde her türlü olayla karşılaşmak mümkün. Önemli olan bunların farkına varılıp profesyonel şekilde yönetilmesi. Ancak bu şekilde sağlıklı bir çocuğa sahip olunabilir.”[/COLOR][/SIZE]

Bu konuyu yazdır

  Tarih: 05-05-2026, 06:13 PM